SayıştaySayıştay Temyiz Kararı55162
Personel Mevzuatı ile İlgili Kararlar
Kurum / İdareBelediyeler ve Bağlı İdareler
Daire8
Dosya No48011
Yılı2018
TEMYİZ KURULU KARARI
Konu: Sosyal denge tazminatı sözleşmesinde öngörülmeyen ödeme yapılması.
122 İlam sayılı Daire Kararının 1’inci maddesiyle, Belediyede ambar memuru olarak çalışan ...’a, Mali Hizmetler Müdürlüğünde harcama yetkilisi olarak görevlendirilmesi nedeniyle, Belediyede müdür ve müdür vekili olarak çalışan kişilere sosyal denge tazminatı sözleşmesi uyarınca ödenen sorumluluk zammının ödenmesi sonucu oluşan ... TL kamu zararının tazminine ilişkin hüküm tesis edilmiştir.
30.06.2021 tarih ve 49806 tutanak sy Temyiz Kurulu Kararı ile, 122 İlam sayılı Daire Kararının 1’inci maddesinin Tasdikine karar verilmiştir.
Temyiz Başvurusu
Daire Kararında hukuka aykırı yapılan ödemeye olur vermesi dolayısıyla sorumlu tutulan Belediye Başkanı ... vekili Av.... tarafından temyiz başvurusunda bulunulmuştur. Temyiz başvurusuna esas dilekçede özetle:
Daire Kararının Kaldırılmasının talep edildiği,
A- Olayın Özeti
5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun 31. maddesinde, bütçeyle ödenek tahsis edilen her bir harcama biriminin en üst yöneticisinin harcama yetkilisi olacağının hüküm altına alındığı, Bu hükmün yanı sıra, aynı Kanunun 60. madde 4. fıkrasında, muhasebe yetkilisinin aynı zamanda harcama yetkilisi olamayacağı belirtildiği, Dolayısıyla, herhangi bir kamu kurumunun mali hizmetler müdürlüğü/biriminin en üst yöneticisinin bir diğer taraftan muhasebe yetkilisi sıfatını taşımasından dolayı, ilgili birimde harcama yetkilisi olarak muhasebe yetkilisi sıfatını taşımayan bir personelin görevlendirilmesi gerektiği,
Müvekkil eski belediye başkanı ... tarafından bu silsile ve yasal zorunluluk çerçevesinde 2016 yılı içerisinde ambar memuru ...’ın ... Belediyesi Mali Hizmetler Müdürlüğünde harcama yetkilisi olarak görevlendirildiği,
Belediye ile ... arasında akdedilen toplu iş sözleşmesinin 27. maddesi (b) fıkrasında, belediyede müdür ve müdür vekili olarak görev yapan personelin; görev ve sorumluluklarının diğer personele kıyasla daha ağır olması ve harcama yetkilisi sıfatıyla ekstra dikkat ve emek harcaması gerekmesi sebebiyle, her ay sorumluluk ücreti ödemesine hak kazanacağının belirtildiği,
... Belediyesi tarafından, yukarıda geçen sorumluluk ücretinin; 2018 yılı içerisinde harcama yetkilisi ...’a ödendiği, yapılan inceleme sonucu bu ödemeye dikkat çekilerek Sayıştay 8. Daire, 16.06.2020 Karar Tarihli ve 178 Karar Numaralı, 28.09.2020 İlam Tarihli ve 122 İlam Numaralı Kararı ile söz konusu ödemenin hukuka aykırı bulunduğu,
Sonuç olarak, önümüzde mevcut hukuki meselenin; adı geçen kadroya sahip olmayan ancak o kadro ile aynı sorumluluğu üstlenen personelin toplu iş sözleşmesinde adı geçen kadro lehine akdedilen sorumluluk ücretine hak kazanıp kazanamayacağı olduğu,
B- Harcama Yetkisinin Sorumluluğu, Sorumluluk Ücreti ve Ücretsiz Emek
14.06.2007 tarih ve 5189/1 sayılı Sayıştay Genel Kurulu Kararında harcama yetkilisinin sorumluluğuna ilişkin olarak, harcama yetkilisinin omuzlarına bu yetkiden kaynaklı ağır bir sorumluluk bırakıldığı, bunun da ötesinde Sayıştay'a karşı hesap verme konusunda doğrudan sorumlu hale getirildiği,
"..., bütçeden yapılacak harcamalar konusunda 5018 sayılı Kanunda öngörülen harcama sürecinde tek ve tam yetkili olan, giderin yapılmasına karar vermekten ödeme aşamasına kadar tüm işlemleri emir ve talimatı çerçevesinde yürüten ve maiyetindekileri ve onların eylem ve işlemlerini gözetmek ve denetlemekle yükümlü olan harcama yetkilisinin, Sayıştay'a karşı hesap verme konusunda tam ve doğrudan sorumlu olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle, harcama yetkililerinin, harcama talimatlarının ve buna konu olan harcamaların bütçe ilke ve esaslarına, kanun, tüzük ve yönetmelikler ile diğer mevzuata uygunluğundan sorumlu olduklarına oybirliğiyle karar verilmiştir"
Bu durumda, harcama yetkilisi olarak görevini ifa edenlerin, 5018 sayılı Kanuna göre imza altına aldığı ödemelerin mevzuata uygunluğundan ve tüm işlemlerden sorumluluğunun esas olduğu,
Sayıştay 1. Dairesi’nin 07.04.2009 tarihli ve 2009/9460 sayılı kararına bakıldığında ise, müdürlük görevini fiilen yerine getirmeyenlere, bu kadronun getirdiği zam ve tazminatların ödenmemesi gerektiğine karar verildiği, İlgili somut olay incelendiğinde; belediyede bazı müdürlük kadrolarının gerektirdiği hizmetlerin, vekaleten atanan veya tedviren görevlendirilen kişiler tarafından yerine getirildiği, öte yandan kadro sahibi kişilerin kendi kadrolarının getirdiği görevler haricinde başka görevler ile meşgul olduğu, yine de zam ve tazminatların kadro sahibi kişilere ödendiği, Söz konusu kararda, Sayıştay 1. Dairesinin kadro sahibi kişilerin sadece fiilen görev yaptıkları birim ve pozisyonlar için öngörülen tazminatlara hak kazanabileceğini, dolayısıyla yapılan müdürlük zam ve tazminat ödemelerinin kamu zararı olarak değerlendirildiğini ifade ettiği, O halde, Sayıştayın, bir kadronun getirdiği semerelerden yararlanmak için hukuken aranan asli unsurun, fiili olarak o görevi yerine getirmek olduğunu belirlediği,
İşbu dilekçenin konusu olan toplu iş sözleşmesinde, belediyede müdür ve müdür vekili olarak görev yapan personele hem sorumluluk ücretinin hem de iyileştirme zammının ödeneceğinin kayıt altına alındığı, Bu bağlamda iyileştirme zammının kişinin o kadroda olması ve bu sebeple diğer kamu görevlilerinden daha geniş yetkiye sahip olmasından doğan, yöneticiliğin getirdiği fazladan iş yükü karşılığı belirlenen zam olduğu, Toplu iş sözleşmesinde müdür ve müdür vekillerine ek olarak ödenen ikinci kalem olan Sorumluluk ücretinin ise, adından da anlaşılacağı üzere, kişinin diğer kamu görevlilerine kıyasla farklı bir sorumluluk rejimine dahil olması sebebiyle ödendiği,
Yukarıda belirtilen Sayıştay Genel Kurulu kararına bakıldığında, harcama yetkililerinin son derece geniş bir çerçevede, tam ve doğrudan sorumluluklarının bulunduğu, Bu noktada, söz konusu kararın ışığında toplu iş sözleşmesinde mevcut sorumluluk ücreti hükmünün amaçsal yorum yöntemi çerçevesinde incelenmesi gerektiği, sözleşmede sorumluluk ücretinin müdür ve müdür vekillerinin sadece yönetici pozisyonunda bulunmalarından değil, aynı zamanda harcama yetkilisi olmalarından dolayı Sayıştay kararında da aktarılan ağır sorumluluğun altında bulunmalarından kaynaklandığı,
Bu hususa ilişkin olarak Anayasada üç ayrı ilkenin koruma altında bulunduğu, Bunlardan ilkinin Anayasamın 10. Maddesinde yer alan eşitlik ilkesi, İkincisinin Anayasa’nın 18. maddesinde yer alan angarya yasağı, üçüncüsünün ise Anayasamın 55. maddesinde yer alan ücrette adalet ilkesi olduğu, 55. maddenin ilk fıkrasında, '‘ücretin emeğin karşılığı” olduğu belirtildiği, Harcama yetkilisi ...’a ödenen sorumluluk ücretinin bir an için ödenmemesi gerektiği düşünülürse, ...’ın diğer harcama yetkilileri olan müdürler ile aynı sorumluluk altında olmasına rağmen; diğer harcama yetkilileri ile eşit mali haklara sahip olmadığı ve yaptığı işi ücretsiz yapmak zorunda kaldığı için bir hukuki terim olan “angarya” ile meşgul olduğu sonucuna varmaktan başka bir sonuç doğmadığı, Bu tabloda ...’ın Anayasanın 55. maddesinde yer alan "emek”i ortaya koyduğu, ancak karşılığında ücret alamadığı, Eğer bu durumun hukuka uygun olduğu kabul edilirse; ...’ın 40 yıllık çalışma yaşamı boyunca harcama yetkilisi görevini ifa etmesi, buna karşılık sanki bu görevi hiç ifa etmemiş gibi herhangi bir mali hakka sahip olamamasının da kabul edilmiş olacağı, Temyiz Kurulu Kararında bu gerekçeyi içeren karşıoylar bulunduğu,
C- Somut Olayda Kamu Zararının Doğmamış Olması
Bu hususu açıklamak için, öncelikle "yersiz ödeme” ve "fazla ödeme” ayrımının yapılması gerektiği, "Fazla ödeme” için, mevzuatta yer alan bir unsurun yorumunda hataya düşülerek söz konusu ödemeyi hak eden kişiye olması gerekenden fazla ödeme yapılması olarak tanımlamak mümkünken: “yersiz ödemenin” de, ödeme yapılan kişi açısından mevzuatta yer almamasından bahisle uygunsuz bir ödeme yapılmasıdır demenin yerinde olacağı (Demirci, “Devlet Memurlarına Yapılan Fazla veya Yersiz Ödemelerin Geri Alınması”, ÇSGB Çalışma Dünyası Dergisi, 2014).
İşbu karar düzeltilmesiz başvurusuna konu olan Sayıştay 7. Dairesinin kararına bakıldığında, ... Belediyesi tarafından ...’a yapılan ödemenin; 5018 sayılı kanunun 71. Maddesinde tanımı verilen kamu zararına ilişkin tahdidi sayılan kalemleri arasında (g) bendinde mevcut olan “Mevzuatta öngörülmediği halde ödeme yapılması” hali dahilinde değerlendirildiğinin görüldüğü,
O halde, bu bentte aktarılan ödemenin Sayıştay 7. Dairesi’nin kabulüne göre “yersiz ödeme” olarak nitelendirilmesi gerektiği, Yani, söz konusu ödemeye ilişkin hukuk dünyasında herhangi bir normun var olmadığı ve (g) bendinde aktarılan halin gerçekleştiğinin sabit görüldüğü,
Öte yandan, somut olaya bakıldığında; ...’a yapılan ödemenin, adı geçen toplu iş sözleşmesinin 27. Maddesi (b) fıkrasına dayalı olarak yapıldığı, Bu durumda, söz konusu ödemenin bir “yersiz ödeme” olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, çünkü mevzuatta bu ödemeye ilişkin bir hüküm bulunduğu,
Bu ödemenin ancak bir “fazla ödeme” olarak değerlendirilebileceği, Nitekim somut olayda; mevzuatta mevcut bir hüküm doğrultusunda ödeme yapıldığı, Bu hükmün yanlış yorumlandığı yahut söz konusu ödemenin adı geçen kişiye yapılamayacağı Sayıştay’ca kabul edilse bile; bu durum söz konusu ödemenin bir “yersiz ödeme” olduğu anlamına gelmediği,
Ödemenin mevzuatta yer alan bir hükme dayanılarak yapılması sonucu “fazla ödeme” niteliğinde olması ise 5018 sayılı Kanunun 71. maddesinde sayılan kamu zararı kalemlerinden birine tekabül ettiği için somut olayda kamu zararı doğmadığı, Nitekim doktrinde de bu hususa dikkat çekildiği,
“Fazla ödemenin, mevzuatta yer aldığı halde hatalı yorumla sehven yapılan ödemeler olduğu kabul edildiği takdirde 71 'inci maddede sayılan kriterlerden "g” bendinde yer alan mevzuatında öngörülmeme şartı gerçekleşmemiş olacaktır.
Haliyle bu durumda 5018 sayılı Kanunda düzenlenen kamu zararından bahsetmek mümkün olmayacaktır." (Sevimli, İdare Hukukunda Kamu Zararı, 2019)
Aynı şekilde Danıştay’ın, somut olayla benzer niteliklere sahip olduğu kararlarının doktrin ile uyumlu olduğu:
“Nitekim ikinci fıkra ile belirlenen kapsam içinde, kamu malına zarar verilmesi, kamu görevlilerinin hukuka aykırı eylemleri nedeniyle kişilere verdikleri zararın kamu tarafından ödenmek zorunda kalınması ya da mevzuatta ödenmesi öngörülmekle birlikte mevzuatın yorumunda hataya düşülmek veya ihmal ve kasıt yoluyla fazla ödeme yapılması halleri sayılmamıştır. İkinci fıkra bir bütün olarak değerlendirildiğinde ”g" bendinde yer alan "mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması" kuralının kapsamının, yine mal ve hizmet alımları nedeniyle yapılan ödemeler sonucu oluşan kamu zararı şeklinde anlaşılmasını zorunlu kılmaktadır. Kaldı ki, bakılan uyuşmazlık mevzuatta öngörülmeyen bir ödeme yapılması nedeniyle oluşan kamu zararı olmayıp, mevzuatın öngördüğü bir Ödemenin yapılması sırasında hataya düşülmesine ilişkin olduğundan, uyuşmazlığın anılan Kanun kapsamında değerlendirilmesi mümkün değildir.” (Danıştay 2, Daire, 27.12.2010 T., 2010/6876 E., 2010/5111 K.; Danıştay 2. Daire, 31.05.2010 T., 2010/1471 E., 2010/2465 K.)
Bir diğer örnek ise;
“Bu durumda; 71. maddenin birinci fıkrasındaki, “... mevzuata aykırı karar, eylem veya ihmal..." ibaresini ikinci fıkra ile belirlenen kapsam dahilinde gerçekleştirilen karar, işlem, eylem veya ihmal olarak anlamak gerekmektedir.
Kamu görevlilerine daha önce sehven kanuna aykırı olarak yapılmış fazla ödemelerin geri alınmasında, 5018 sayılı Kanunun uygulanmasının mümkün olmadığı sonucuna varılmakla. ...” (Danıştay 2. Daire, 21.11.2011, 2011/10531 E., 2011/5633 K.)
İçtihat ve doktrinde mevcut görüşler ışığında meseleye bakıldığında; 5018 sayılı kanunda kamu zararı belirlemesi adına sayılan kriterler arasında somut olayda gerçekleşen ödemenin niteliklerinin yer almadığı, bu kapsamda sehven değerlendirme sonucu yapılmış fazla Ödemelerin kamu zararı olarak nitelendirilemeyeceği, Dolayısıyla iadesi kabil bir alacak kalemi bulunmadığı,
İfade edilerek Daire Kararının Kaldırılmasına karar verilmesi talep edilmektedir.
Başsavcılık Mütalaası
Sorumlu Belediye Başkanı ... vekili Av.... tarafından 122 İlam sayılı Daire Kararının 1’inci maddesinin Tasdiki hükmünü içeren 30.06.2021 tarih ve 49806 tutanak sayılı Temyiz Kurulu Kararı hakkında Karar Düzeltilmesi talebinde bulunulması üzerine verilen Başsavcılık Mütalaasında:
Dilekçede yer alan hususlar ve talep özetlendikten sonra,
“İleri sürülen hususların Temyiz Kurulu Kararında karşılanmış olması ve Kararın düzeltilmesini gerektirecek bir mahiyette bulunmaması nedeniyle talebin reddedilerek, karar düzeltilmesine mahal bulunmadığı yönünde karar verilmesinin uygun olacağı değerlendirilmektedir.
Arz ederim.”
Denilmektedir.
Dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra,
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
122 İlam sayılı Daire Kararının 1’inci maddesiyle, Belediyede ambar memuru olarak çalışan ...’a, Mali Hizmetler Müdürlüğünde harcama yetkilisi olarak görevlendirilmesi nedeniyle, Belediyede müdür ve müdür vekili olarak çalışan kişilere sosyal denge tazminatı sözleşmesi uyarınca ödenen sorumluluk zammının ödenmesi sonucu oluşan ... TL kamu zararının tazminine ilişkin hüküm tesis edilmiştir. Sorumluluğuna hükmedilenler: ... tarihli yazıda isim ve imzaları bulunan Belediye Başkanı, Başkan Yardımcısı ile ödeme emri belgelerinde isim ve imzaları bulunan harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlisidir.
30.06.2021 tarih ve 49806 tutanak sy TKK ile, 122 İlam sayılı Daire Kararının 1’inci maddesinin Tasdikine karar verilmiştir.
Esas yönünden inceleme
26.12.2017 tarihinde ... Belediye ile ... (... Sendikası) arasında imzalanan ve 01.01.2018 – 31.12.2019 tarihleri arasında yürürlükte bulunan sosyal denge tazminatı sözleşmesinin “iyileştirme zammı” kenar başlıklı 27 nci maddesinde:
“657 sayılı Kanuna tabi ... üyesi Devlet Memuru çalışanların halen almakta oldukları aylıklarına ilaveten her ay net ...-TL ödenir.
a) 657 sayılı Kanuna tabi, ... üyesi, fiilen tahsildarlık yapan memurlara almakta oldukları iyileştirme zammından ayrıca net ... TL daha sorumluluk ücreti ödenir.
b) Belediyemizde, atanmış ve seçilmiş Belediye Başkan Yardımcıları, Teftiş Kurulu Müdürü ve Teftiş Kurulu Müfettişleri, Müdür, Müdür Vekili olarak çalışanlarımıza, almakta oldukları iyileştirme zammından ayrıca net ... TL daha sorumluluk ücreti ödenir.”
Hükmü yer almaktadır.
26.12.2017 imzalanma tarihli sosyal denge tazminatı sözleşmesinin “yürürlük ve imza” kenar başlıklı 38 inci maddesinde: “38 esas maddeden oluşan ve 17.12.2015 tarihinde imzalanan sözleşmenin yasa gereği hiçbir değişiklik yapılmadan 2 yıl uzatılarak, 26.12.2017 tarihinde taraflarca 4 suret olarak imzalanan işbu Toplu İş Sözleşmesi (sosyal denge tazminatı sözleşmesi) 01/01/2018 tarihinde yürürlüğe girer ve 31/12/2019 tarihinde sona erer.” denilmektedir.
... tarih ve ... sayılı resmi yazı ile 26.12.2017 imzalanma tarihli sosyal denge tazminatı sözleşmesinin 27’nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi çerçevesinde “atanmış ve seçilmiş Belediye Başkan Yardımcıları, Teftiş Kurulu Müdürü ve Teftiş Kurulu Müfettişleri, Müdür, Müdür Vekili” olarak çalışanlara ödenen sorumluluk ücretinin Belediye’de ambar memuru olarak çalışırken mali hizmetler müdürlüğünde harcama yetkilisi olarak görevlendirilen ...’a da ödenmesi öngörülmüştür. ... tarih ve ... sayılı bu resmi yazıda Mali Hizmetler Müdürü ..., Belediye Başkan Yardımcısı ... ve Belediye Başkanı ...’nin isim ve imzalarını içermektedir.
Adı geçen kişi kadrosu ve görev unvanı bakımından sözleşmenin 27’nci maddesinin b bendi kapsamında sayılanlar arasında değildir. Dolayısıyla ... tarih ve ... sayılı Başkanlık olur’una binaen ...’a 26.12.2017 imzalanma tarihli sosyal denge tazminatı sözleşmesinin 27/b maddesi tutarında yapılan ödeme, sosyal denge sözleşmesi kapsamında bir ödeme değildir.
Ayrıca bu kişiye yapılan ödeme şeklen de sosyal denge tazminatı sözleşmesinin eki bir protokol niteliğinde değildir. Zira sözleşmenin tarafı olan sendika adı geçen kişiye ödeme yapılmasına dair ... tarihli resmi yazıda taraf değildir, bu yazıda sendika yetkililerinin imzası bulunmamaktadır.
Özetle, ... tarihli Başkanlık olur’unda ...’a yapılan ödemenin miktarı ve kullanılacak ödenek konusunda sosyal denge tazminatı sözleşmesinin madde 27/b’ye atıf yapılmıştır. Esasen bu ödeme sosyal denge tazminatı sözleşmesinin kapsamı dışında bir ödemedir.
Sorumlular tarafından, 5018 sayılı Kanunun 60’ıncı maddesi gereği harcama yetkilisi ile muhasebe yetkilisi unvanları aynı kişide birleşemeyeceğinden, Mali Hizmetler Müdürlüğünde ambar memuru olarak görev yapan ...’ın, harcama yetkilisi olarak görevlendirildiği ve böylelikle de müdür olarak görev yapmakta olan diğer personel gibi risk aldığı ve sorumluluk altına girdiği, bu itibarla, Anayasada yer alan eşitlik ilkesi ve angarya yasağı dikkate alındığında, aynı işi yapan ve aynı sorumluluğu alan personele aynı mali hakların tanınması gerektiği ifade edilmiştir. Ancak bu iddia yerinde değildir.
... tarihli Başkanlık olur’u, ödeme emri belgeleri ve eklerinde görüldüğü üzere, Belediyede mali hizmetler müdürü, vekil de olsa, bulunmaktadır ve harcama yetkilisi olma yetki, görev ve sorumluluğu mali hizmetler müdür vekilindedir. Ayrıca, harcama yetkililiği görevi müdürlük görev unvanına yasal düzenlemeler ile verilen görev ve sorumluluklardan sadece biridir. Buna ilave olarak, sosyal denge tazminatı sözleşmesinin 27’nci maddesinin b bendinde, sorumluluk ücretinin harcama yetkilisi olmanın sorumluluğu ile bağlantısı kurulmamış, sınırlı olarak sayılan görev unvanı ile bağlantısı kurulmuştur.
Buna göre, ambar memuru kadrosunda bulunan ve mali hizmetler müdürlüğünde harcama yetkilisi görevini yürüten ...’a ... tarihli Başkanlık olur’una binaen yapılan ödemenin mevzuatta ve sosyal denge tazminatı sözleşmesinde dayanağı bulunmamaktadır. İlama konu ödeme, 5018 sayılı Kanunun 71’inci maddesinin ikinci fıkrasının g bendinde belirtilen “mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması” kapsamında mevzuata aykırılık teşkil etmektedir.
Sorumluluk yönünden inceleme
Belediye Başkanı ve Belediye Başkan Yardımcısının Sorumluluğu
5393 sayılı Belediye Kanununun “belediye başkanının görev ve yetkileri” kenar başlıklı 38’inci maddesinin ilk fıkrasının a-bendinde belediye teşkilâtının en üst amiri olarak belediye teşkilâtını sevk ve idare etmek belediye başkanının görev ve yetkileri arasında belirtilmiştir.
5393 sayılı Kanunun “norm kadro ve personel istihdamı” kenar başlıklı 49’uncu maddesinin yedinci fıkrasında, belirtilen çerçevede belediyelerde belediye meclis üyelerinin belediye başkan yardımcısı olarak görevlendirilebileceği düzenlenmiştir.
5393 sayılı Kanunun “yetki devri” kenar başlıklı 42’nci maddesinde ise, belediye başkanının, görev ve yetkilerinden bir kısmını, uygun gördüğü takdirde, yöneticilik sıfatı bulunan belediye görevlilerine devredebileceği düzenlenmiştir.
Belediye Başkan Yardımcısı ... tarafından görevinin ifası kapsamında mevzuata aykırı ödemenin “uygun görüşle arz edilmesi” ve Belediye Başkanı ... tarafından görevinin ifası kapsamında bu ödemeye olur verilmesi ile bu ödeme dolayısıyla oluşan kamu zararı arasında uygun illiyet bağı bulunmaktadır. “Mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması” kapsamında mevzuata aykırılık teşkil eden ödeme sonucu oluşan kamu zararı, bu ödemenin uygun görüşle arzı ve ödemeye olur verilmesinin öngörülebilir doğrudan sonucudur.
Harcama yetkilisinin sorumluluğu
Somut uygulamada harcama yetkilisi ... aynı zamanda mevzuata aykırı ödemenin ahizidir.
Harcama yetkililerinin harcama sürecindeki görev ve sorumlulukları 5018 sayılı Kanunun 32 ve 33’üncü maddelerinde düzenlenmiştir. 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun “Harcama Talimatı ve Sorumluluk” kenar başlıklı 32’nci maddesinde;
“Bütçelerden harcama yapılabilmesi, harcama yetkilisinin harcama talimatı vermesiyle mümkündür. Harcama talimatlarında hizmet gerekçesi, yapılacak işin konusu ve tutarı, süresi, kullanılabilir ödeneği, gerçekleştirme usulü ile gerçekleştirmeyle görevli olanlara ilişkin bilgiler yer alır. Harcama yetkilileri, harcama talimatlarının bütçe ilke ve esaslarına, kanun, tüzük ve yönetmelikler ile diğer mevzuata uygun olmasından, Ödeneklerin etkili, ekonomik ve verimli kullanılmasından ve bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken diğer işlemlerden sorumludur.” hükmü yer almaktadır.
Kanunun “Giderlerin Gerçekleştirilmesi” kenar başlıklı 33’üncü maddesinde;
“Bütçelerden bir giderin yapılabilmesi için iş, mal veya hizmetin belirlenmiş usul ve esaslara uygun olarak alındığının veya gerçekleştirildiğinin, görevlendirilmiş kişi veya komisyonlarca onaylanması ve gerçekleştirme belgelerinin düzenlenmiş olması gerekir. Giderlerin gerçekleştirilmesi; harcama yetkililerince belirlenen görevli tarafından düzenlenen ödeme emri belgesinin harcama yetkilisince imzalanması ve tutarın hak sahibine ödenmesiyle tamamlanır. Gerçekleştirme görevlileri, harcama talimatı üzerine; işin yaptırılması, mal veya hizmetin alınması, teslim almaya ilişkin işlemlerin yapılması, belgelendirilmesi ve ödeme için gerekli belgelerin hazırlanması görevlerini yürütürler.” hükmü yer almaktadır.
Aynı Kanunun 55 ve devamı maddelerinde kamu idarelerinin iç kontrol sistemlerini oluşturmaları öngörülmüş ve bu çerçevede harcama birimlerinin yapılan mali işlemler üzerinde gerçekleştirecekleri kontroller açıklanmış olup, harcama birimlerinin asgari yapmaları gereken kontroller, malî hizmetler birimi tarafından ön malî kontrole tâbi tutulacak malî karar ve işlemlerin usûl ve esasları ile ön malî kontrole ilişkin standart ve yöntemler Maliye Bakanlığınca belirleneceği hükme bağlanmıştır.
Maliye Bakanlığı tarafından hazırlanan İç Kontrol ve Ön Mali Kontrole İlişkin Usul ve Esasların 10’uncu maddesinde, ön mali kontrol işleminin harcama birimleri tarafından da yerine getirileceği belirtilerek, gelir, gider, varlık ve yükümlülüklere ilişkin mali karar ve işlemlerin harcama birimi tarafından mali mevzuat hükümlerine uygunluk yönüyle kontrol edileceği,
Usul ve Esasların 12’nci maddesinde de, süreç kontrolünün nasıl yapılacağı belirtilerek, mali işlemlerin yürütülmesinde görev alanların yapacakları işlemden önceki işleri de kontrol edecekleri, ödeme emrini düzenlemekle görevlendirilen gerçekleştirme görevlilerinin de ödeme emri belgesi ve eki belgeler üzerinde ön mali kontrol işlemini yapacakları belirtilmektedir.
Yukarıda açıklanan mevzuat hükümlerinden, her bir harcamanın harcama yetkilisi tarafından süreç kontrolü çerçevesinde yapılan işlemlerin ilgili mevzuat hükümlerine uygun olup olmadıkları ön mali kontrole tabi tutularak kontrol edilmesi gerektiği anlaşılmaktadır.
Dolayısıyla, harcama yetkilisi, giderin gerçekleştirilmesi ve harcamanın yapılması süreçlerinde mevzuata uygunluk açısından kontrolleri sağlamakla yükümlüdürler. Yapılacak harcama, nitelik itibariyle hukuka aykırı nitelik taşıyorsa, söz konusu işlemleri yapmaktan kaçınmak durumundadırlar. Buna göre, harcama yetkilisi ...’ın kendisine yapılan mevzuata aykırı ödeme sonucu oluşan kamu zararından, imzaladığı ödeme emri belgeleri ve eki belgelerle sınırlı olarak sorumluluğu bulunduğu anlaşılmıştır.
Daire Kararında mevzuata aykırı ödeme sonucu oluşan kamu zararında, sorumluluk yönünden, Belediye Başkanı ..., Belediye Başkan Yardımcısı ..., imzaladıkları ödeme emri belgeleri ve eki belgelerle sınırlı olarak, harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlilerinin sorumluluğu bulunduğu yönünde hüküm kurulmuştur. Daire Kararının sorumluluk yönünden hukuka uygundur.
BU İTİBARLA, yukarıda açıklanan gerekçeyle 178 Karar-122 İlam sayılı Daire Kararının 1’inci maddesinin Tasdiki hükmünü içeren 30.06.2021 tarih ve 49806 tutanak sayılı Temyiz Kurulu Kararının KARAR DÜZELTİLMESİNE MAHAL BULUNMADIĞINA (Üyeler ..., ..., ...’in aşağıda yer alan karşı oy gerekçelerine karşı) oy çokluğuyla,
Karar verildiği 17.05.2023 tarih ve 55162 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.
(Karşı oy gerekçesi
Üyeler ..., ..., ...’in karşı oy gerekçesi
26.11.2022 tarih ve 32025 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 7421 sayılı Vergi Usul Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 10’uncu maddesinde:
“MADDE 10-25/6/2001 tarihli ve 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanununa aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.
“GEÇİCİ MADDE 16- Konusu suç teşkil etmemek kaydıyla; bu maddenin yürürlük tarihine kadar bu Kanun veya 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 15 inci maddesi hükümlerine aykırı olarak sosyal denge tazminatı ödediği tespit edilen il özel idareleri, belediyeler, büyükşehir belediyeleri ve bağlı kuruluşları ile bunların üyesi olduğu mahalli idare birliklerinin yetkili veya görevli olan sorumluları hakkında yapılan bu ödemeler nedeniyle idari veya mali yargılama ve takibat yapılamaz; başlamış olanlar işlemden kaldırılır.”
hükmü yer almaktadır.
Buna göre, ... ... Belediyesi 2018 yılı hesabına ait 122 İlam sayılı Daire Kararının 1’inci maddesine konu sosyal denge tazminatı ödemeleri 4688 sayılı Kanunun Geçici 16’ncı maddesi kapsamında bulunduğundan ve söz konusu sosyal denge tazminatı ödemeleri hakkında mali yargılama ve takibat yapılamayacağından Daire Kararının 1’inci maddesiyle ilgili olarak temyiz başvurusuna esas DOSYANIN İŞLEMDEN KALDIRILMASI gerekir.)
Konu: Sosyal denge tazminatı sözleşmesinde öngörülmeyen ödeme yapılması.
122 İlam sayılı Daire Kararının 1’inci maddesiyle, Belediyede ambar memuru olarak çalışan ...’a, Mali Hizmetler Müdürlüğünde harcama yetkilisi olarak görevlendirilmesi nedeniyle, Belediyede müdür ve müdür vekili olarak çalışan kişilere sosyal denge tazminatı sözleşmesi uyarınca ödenen sorumluluk zammının ödenmesi sonucu oluşan ... TL kamu zararının tazminine ilişkin hüküm tesis edilmiştir.
30.06.2021 tarih ve 49806 tutanak sy Temyiz Kurulu Kararı ile, 122 İlam sayılı Daire Kararının 1’inci maddesinin Tasdikine karar verilmiştir.
Temyiz Başvurusu
Daire Kararında hukuka aykırı yapılan ödemeye olur vermesi dolayısıyla sorumlu tutulan Belediye Başkanı ... vekili Av.... tarafından temyiz başvurusunda bulunulmuştur. Temyiz başvurusuna esas dilekçede özetle:
Daire Kararının Kaldırılmasının talep edildiği,
A- Olayın Özeti
5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun 31. maddesinde, bütçeyle ödenek tahsis edilen her bir harcama biriminin en üst yöneticisinin harcama yetkilisi olacağının hüküm altına alındığı, Bu hükmün yanı sıra, aynı Kanunun 60. madde 4. fıkrasında, muhasebe yetkilisinin aynı zamanda harcama yetkilisi olamayacağı belirtildiği, Dolayısıyla, herhangi bir kamu kurumunun mali hizmetler müdürlüğü/biriminin en üst yöneticisinin bir diğer taraftan muhasebe yetkilisi sıfatını taşımasından dolayı, ilgili birimde harcama yetkilisi olarak muhasebe yetkilisi sıfatını taşımayan bir personelin görevlendirilmesi gerektiği,
Müvekkil eski belediye başkanı ... tarafından bu silsile ve yasal zorunluluk çerçevesinde 2016 yılı içerisinde ambar memuru ...’ın ... Belediyesi Mali Hizmetler Müdürlüğünde harcama yetkilisi olarak görevlendirildiği,
Belediye ile ... arasında akdedilen toplu iş sözleşmesinin 27. maddesi (b) fıkrasında, belediyede müdür ve müdür vekili olarak görev yapan personelin; görev ve sorumluluklarının diğer personele kıyasla daha ağır olması ve harcama yetkilisi sıfatıyla ekstra dikkat ve emek harcaması gerekmesi sebebiyle, her ay sorumluluk ücreti ödemesine hak kazanacağının belirtildiği,
... Belediyesi tarafından, yukarıda geçen sorumluluk ücretinin; 2018 yılı içerisinde harcama yetkilisi ...’a ödendiği, yapılan inceleme sonucu bu ödemeye dikkat çekilerek Sayıştay 8. Daire, 16.06.2020 Karar Tarihli ve 178 Karar Numaralı, 28.09.2020 İlam Tarihli ve 122 İlam Numaralı Kararı ile söz konusu ödemenin hukuka aykırı bulunduğu,
Sonuç olarak, önümüzde mevcut hukuki meselenin; adı geçen kadroya sahip olmayan ancak o kadro ile aynı sorumluluğu üstlenen personelin toplu iş sözleşmesinde adı geçen kadro lehine akdedilen sorumluluk ücretine hak kazanıp kazanamayacağı olduğu,
B- Harcama Yetkisinin Sorumluluğu, Sorumluluk Ücreti ve Ücretsiz Emek
14.06.2007 tarih ve 5189/1 sayılı Sayıştay Genel Kurulu Kararında harcama yetkilisinin sorumluluğuna ilişkin olarak, harcama yetkilisinin omuzlarına bu yetkiden kaynaklı ağır bir sorumluluk bırakıldığı, bunun da ötesinde Sayıştay'a karşı hesap verme konusunda doğrudan sorumlu hale getirildiği,
"..., bütçeden yapılacak harcamalar konusunda 5018 sayılı Kanunda öngörülen harcama sürecinde tek ve tam yetkili olan, giderin yapılmasına karar vermekten ödeme aşamasına kadar tüm işlemleri emir ve talimatı çerçevesinde yürüten ve maiyetindekileri ve onların eylem ve işlemlerini gözetmek ve denetlemekle yükümlü olan harcama yetkilisinin, Sayıştay'a karşı hesap verme konusunda tam ve doğrudan sorumlu olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle, harcama yetkililerinin, harcama talimatlarının ve buna konu olan harcamaların bütçe ilke ve esaslarına, kanun, tüzük ve yönetmelikler ile diğer mevzuata uygunluğundan sorumlu olduklarına oybirliğiyle karar verilmiştir"
Bu durumda, harcama yetkilisi olarak görevini ifa edenlerin, 5018 sayılı Kanuna göre imza altına aldığı ödemelerin mevzuata uygunluğundan ve tüm işlemlerden sorumluluğunun esas olduğu,
Sayıştay 1. Dairesi’nin 07.04.2009 tarihli ve 2009/9460 sayılı kararına bakıldığında ise, müdürlük görevini fiilen yerine getirmeyenlere, bu kadronun getirdiği zam ve tazminatların ödenmemesi gerektiğine karar verildiği, İlgili somut olay incelendiğinde; belediyede bazı müdürlük kadrolarının gerektirdiği hizmetlerin, vekaleten atanan veya tedviren görevlendirilen kişiler tarafından yerine getirildiği, öte yandan kadro sahibi kişilerin kendi kadrolarının getirdiği görevler haricinde başka görevler ile meşgul olduğu, yine de zam ve tazminatların kadro sahibi kişilere ödendiği, Söz konusu kararda, Sayıştay 1. Dairesinin kadro sahibi kişilerin sadece fiilen görev yaptıkları birim ve pozisyonlar için öngörülen tazminatlara hak kazanabileceğini, dolayısıyla yapılan müdürlük zam ve tazminat ödemelerinin kamu zararı olarak değerlendirildiğini ifade ettiği, O halde, Sayıştayın, bir kadronun getirdiği semerelerden yararlanmak için hukuken aranan asli unsurun, fiili olarak o görevi yerine getirmek olduğunu belirlediği,
İşbu dilekçenin konusu olan toplu iş sözleşmesinde, belediyede müdür ve müdür vekili olarak görev yapan personele hem sorumluluk ücretinin hem de iyileştirme zammının ödeneceğinin kayıt altına alındığı, Bu bağlamda iyileştirme zammının kişinin o kadroda olması ve bu sebeple diğer kamu görevlilerinden daha geniş yetkiye sahip olmasından doğan, yöneticiliğin getirdiği fazladan iş yükü karşılığı belirlenen zam olduğu, Toplu iş sözleşmesinde müdür ve müdür vekillerine ek olarak ödenen ikinci kalem olan Sorumluluk ücretinin ise, adından da anlaşılacağı üzere, kişinin diğer kamu görevlilerine kıyasla farklı bir sorumluluk rejimine dahil olması sebebiyle ödendiği,
Yukarıda belirtilen Sayıştay Genel Kurulu kararına bakıldığında, harcama yetkililerinin son derece geniş bir çerçevede, tam ve doğrudan sorumluluklarının bulunduğu, Bu noktada, söz konusu kararın ışığında toplu iş sözleşmesinde mevcut sorumluluk ücreti hükmünün amaçsal yorum yöntemi çerçevesinde incelenmesi gerektiği, sözleşmede sorumluluk ücretinin müdür ve müdür vekillerinin sadece yönetici pozisyonunda bulunmalarından değil, aynı zamanda harcama yetkilisi olmalarından dolayı Sayıştay kararında da aktarılan ağır sorumluluğun altında bulunmalarından kaynaklandığı,
Bu hususa ilişkin olarak Anayasada üç ayrı ilkenin koruma altında bulunduğu, Bunlardan ilkinin Anayasamın 10. Maddesinde yer alan eşitlik ilkesi, İkincisinin Anayasa’nın 18. maddesinde yer alan angarya yasağı, üçüncüsünün ise Anayasamın 55. maddesinde yer alan ücrette adalet ilkesi olduğu, 55. maddenin ilk fıkrasında, '‘ücretin emeğin karşılığı” olduğu belirtildiği, Harcama yetkilisi ...’a ödenen sorumluluk ücretinin bir an için ödenmemesi gerektiği düşünülürse, ...’ın diğer harcama yetkilileri olan müdürler ile aynı sorumluluk altında olmasına rağmen; diğer harcama yetkilileri ile eşit mali haklara sahip olmadığı ve yaptığı işi ücretsiz yapmak zorunda kaldığı için bir hukuki terim olan “angarya” ile meşgul olduğu sonucuna varmaktan başka bir sonuç doğmadığı, Bu tabloda ...’ın Anayasanın 55. maddesinde yer alan "emek”i ortaya koyduğu, ancak karşılığında ücret alamadığı, Eğer bu durumun hukuka uygun olduğu kabul edilirse; ...’ın 40 yıllık çalışma yaşamı boyunca harcama yetkilisi görevini ifa etmesi, buna karşılık sanki bu görevi hiç ifa etmemiş gibi herhangi bir mali hakka sahip olamamasının da kabul edilmiş olacağı, Temyiz Kurulu Kararında bu gerekçeyi içeren karşıoylar bulunduğu,
C- Somut Olayda Kamu Zararının Doğmamış Olması
Bu hususu açıklamak için, öncelikle "yersiz ödeme” ve "fazla ödeme” ayrımının yapılması gerektiği, "Fazla ödeme” için, mevzuatta yer alan bir unsurun yorumunda hataya düşülerek söz konusu ödemeyi hak eden kişiye olması gerekenden fazla ödeme yapılması olarak tanımlamak mümkünken: “yersiz ödemenin” de, ödeme yapılan kişi açısından mevzuatta yer almamasından bahisle uygunsuz bir ödeme yapılmasıdır demenin yerinde olacağı (Demirci, “Devlet Memurlarına Yapılan Fazla veya Yersiz Ödemelerin Geri Alınması”, ÇSGB Çalışma Dünyası Dergisi, 2014).
İşbu karar düzeltilmesiz başvurusuna konu olan Sayıştay 7. Dairesinin kararına bakıldığında, ... Belediyesi tarafından ...’a yapılan ödemenin; 5018 sayılı kanunun 71. Maddesinde tanımı verilen kamu zararına ilişkin tahdidi sayılan kalemleri arasında (g) bendinde mevcut olan “Mevzuatta öngörülmediği halde ödeme yapılması” hali dahilinde değerlendirildiğinin görüldüğü,
O halde, bu bentte aktarılan ödemenin Sayıştay 7. Dairesi’nin kabulüne göre “yersiz ödeme” olarak nitelendirilmesi gerektiği, Yani, söz konusu ödemeye ilişkin hukuk dünyasında herhangi bir normun var olmadığı ve (g) bendinde aktarılan halin gerçekleştiğinin sabit görüldüğü,
Öte yandan, somut olaya bakıldığında; ...’a yapılan ödemenin, adı geçen toplu iş sözleşmesinin 27. Maddesi (b) fıkrasına dayalı olarak yapıldığı, Bu durumda, söz konusu ödemenin bir “yersiz ödeme” olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, çünkü mevzuatta bu ödemeye ilişkin bir hüküm bulunduğu,
Bu ödemenin ancak bir “fazla ödeme” olarak değerlendirilebileceği, Nitekim somut olayda; mevzuatta mevcut bir hüküm doğrultusunda ödeme yapıldığı, Bu hükmün yanlış yorumlandığı yahut söz konusu ödemenin adı geçen kişiye yapılamayacağı Sayıştay’ca kabul edilse bile; bu durum söz konusu ödemenin bir “yersiz ödeme” olduğu anlamına gelmediği,
Ödemenin mevzuatta yer alan bir hükme dayanılarak yapılması sonucu “fazla ödeme” niteliğinde olması ise 5018 sayılı Kanunun 71. maddesinde sayılan kamu zararı kalemlerinden birine tekabül ettiği için somut olayda kamu zararı doğmadığı, Nitekim doktrinde de bu hususa dikkat çekildiği,
“Fazla ödemenin, mevzuatta yer aldığı halde hatalı yorumla sehven yapılan ödemeler olduğu kabul edildiği takdirde 71 'inci maddede sayılan kriterlerden "g” bendinde yer alan mevzuatında öngörülmeme şartı gerçekleşmemiş olacaktır.
Haliyle bu durumda 5018 sayılı Kanunda düzenlenen kamu zararından bahsetmek mümkün olmayacaktır." (Sevimli, İdare Hukukunda Kamu Zararı, 2019)
Aynı şekilde Danıştay’ın, somut olayla benzer niteliklere sahip olduğu kararlarının doktrin ile uyumlu olduğu:
“Nitekim ikinci fıkra ile belirlenen kapsam içinde, kamu malına zarar verilmesi, kamu görevlilerinin hukuka aykırı eylemleri nedeniyle kişilere verdikleri zararın kamu tarafından ödenmek zorunda kalınması ya da mevzuatta ödenmesi öngörülmekle birlikte mevzuatın yorumunda hataya düşülmek veya ihmal ve kasıt yoluyla fazla ödeme yapılması halleri sayılmamıştır. İkinci fıkra bir bütün olarak değerlendirildiğinde ”g" bendinde yer alan "mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması" kuralının kapsamının, yine mal ve hizmet alımları nedeniyle yapılan ödemeler sonucu oluşan kamu zararı şeklinde anlaşılmasını zorunlu kılmaktadır. Kaldı ki, bakılan uyuşmazlık mevzuatta öngörülmeyen bir ödeme yapılması nedeniyle oluşan kamu zararı olmayıp, mevzuatın öngördüğü bir Ödemenin yapılması sırasında hataya düşülmesine ilişkin olduğundan, uyuşmazlığın anılan Kanun kapsamında değerlendirilmesi mümkün değildir.” (Danıştay 2, Daire, 27.12.2010 T., 2010/6876 E., 2010/5111 K.; Danıştay 2. Daire, 31.05.2010 T., 2010/1471 E., 2010/2465 K.)
Bir diğer örnek ise;
“Bu durumda; 71. maddenin birinci fıkrasındaki, “... mevzuata aykırı karar, eylem veya ihmal..." ibaresini ikinci fıkra ile belirlenen kapsam dahilinde gerçekleştirilen karar, işlem, eylem veya ihmal olarak anlamak gerekmektedir.
Kamu görevlilerine daha önce sehven kanuna aykırı olarak yapılmış fazla ödemelerin geri alınmasında, 5018 sayılı Kanunun uygulanmasının mümkün olmadığı sonucuna varılmakla. ...” (Danıştay 2. Daire, 21.11.2011, 2011/10531 E., 2011/5633 K.)
İçtihat ve doktrinde mevcut görüşler ışığında meseleye bakıldığında; 5018 sayılı kanunda kamu zararı belirlemesi adına sayılan kriterler arasında somut olayda gerçekleşen ödemenin niteliklerinin yer almadığı, bu kapsamda sehven değerlendirme sonucu yapılmış fazla Ödemelerin kamu zararı olarak nitelendirilemeyeceği, Dolayısıyla iadesi kabil bir alacak kalemi bulunmadığı,
İfade edilerek Daire Kararının Kaldırılmasına karar verilmesi talep edilmektedir.
Başsavcılık Mütalaası
Sorumlu Belediye Başkanı ... vekili Av.... tarafından 122 İlam sayılı Daire Kararının 1’inci maddesinin Tasdiki hükmünü içeren 30.06.2021 tarih ve 49806 tutanak sayılı Temyiz Kurulu Kararı hakkında Karar Düzeltilmesi talebinde bulunulması üzerine verilen Başsavcılık Mütalaasında:
Dilekçede yer alan hususlar ve talep özetlendikten sonra,
“İleri sürülen hususların Temyiz Kurulu Kararında karşılanmış olması ve Kararın düzeltilmesini gerektirecek bir mahiyette bulunmaması nedeniyle talebin reddedilerek, karar düzeltilmesine mahal bulunmadığı yönünde karar verilmesinin uygun olacağı değerlendirilmektedir.
Arz ederim.”
Denilmektedir.
Dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra,
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
122 İlam sayılı Daire Kararının 1’inci maddesiyle, Belediyede ambar memuru olarak çalışan ...’a, Mali Hizmetler Müdürlüğünde harcama yetkilisi olarak görevlendirilmesi nedeniyle, Belediyede müdür ve müdür vekili olarak çalışan kişilere sosyal denge tazminatı sözleşmesi uyarınca ödenen sorumluluk zammının ödenmesi sonucu oluşan ... TL kamu zararının tazminine ilişkin hüküm tesis edilmiştir. Sorumluluğuna hükmedilenler: ... tarihli yazıda isim ve imzaları bulunan Belediye Başkanı, Başkan Yardımcısı ile ödeme emri belgelerinde isim ve imzaları bulunan harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlisidir.
30.06.2021 tarih ve 49806 tutanak sy TKK ile, 122 İlam sayılı Daire Kararının 1’inci maddesinin Tasdikine karar verilmiştir.
Esas yönünden inceleme
26.12.2017 tarihinde ... Belediye ile ... (... Sendikası) arasında imzalanan ve 01.01.2018 – 31.12.2019 tarihleri arasında yürürlükte bulunan sosyal denge tazminatı sözleşmesinin “iyileştirme zammı” kenar başlıklı 27 nci maddesinde:
“657 sayılı Kanuna tabi ... üyesi Devlet Memuru çalışanların halen almakta oldukları aylıklarına ilaveten her ay net ...-TL ödenir.
a) 657 sayılı Kanuna tabi, ... üyesi, fiilen tahsildarlık yapan memurlara almakta oldukları iyileştirme zammından ayrıca net ... TL daha sorumluluk ücreti ödenir.
b) Belediyemizde, atanmış ve seçilmiş Belediye Başkan Yardımcıları, Teftiş Kurulu Müdürü ve Teftiş Kurulu Müfettişleri, Müdür, Müdür Vekili olarak çalışanlarımıza, almakta oldukları iyileştirme zammından ayrıca net ... TL daha sorumluluk ücreti ödenir.”
Hükmü yer almaktadır.
26.12.2017 imzalanma tarihli sosyal denge tazminatı sözleşmesinin “yürürlük ve imza” kenar başlıklı 38 inci maddesinde: “38 esas maddeden oluşan ve 17.12.2015 tarihinde imzalanan sözleşmenin yasa gereği hiçbir değişiklik yapılmadan 2 yıl uzatılarak, 26.12.2017 tarihinde taraflarca 4 suret olarak imzalanan işbu Toplu İş Sözleşmesi (sosyal denge tazminatı sözleşmesi) 01/01/2018 tarihinde yürürlüğe girer ve 31/12/2019 tarihinde sona erer.” denilmektedir.
... tarih ve ... sayılı resmi yazı ile 26.12.2017 imzalanma tarihli sosyal denge tazminatı sözleşmesinin 27’nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi çerçevesinde “atanmış ve seçilmiş Belediye Başkan Yardımcıları, Teftiş Kurulu Müdürü ve Teftiş Kurulu Müfettişleri, Müdür, Müdür Vekili” olarak çalışanlara ödenen sorumluluk ücretinin Belediye’de ambar memuru olarak çalışırken mali hizmetler müdürlüğünde harcama yetkilisi olarak görevlendirilen ...’a da ödenmesi öngörülmüştür. ... tarih ve ... sayılı bu resmi yazıda Mali Hizmetler Müdürü ..., Belediye Başkan Yardımcısı ... ve Belediye Başkanı ...’nin isim ve imzalarını içermektedir.
Adı geçen kişi kadrosu ve görev unvanı bakımından sözleşmenin 27’nci maddesinin b bendi kapsamında sayılanlar arasında değildir. Dolayısıyla ... tarih ve ... sayılı Başkanlık olur’una binaen ...’a 26.12.2017 imzalanma tarihli sosyal denge tazminatı sözleşmesinin 27/b maddesi tutarında yapılan ödeme, sosyal denge sözleşmesi kapsamında bir ödeme değildir.
Ayrıca bu kişiye yapılan ödeme şeklen de sosyal denge tazminatı sözleşmesinin eki bir protokol niteliğinde değildir. Zira sözleşmenin tarafı olan sendika adı geçen kişiye ödeme yapılmasına dair ... tarihli resmi yazıda taraf değildir, bu yazıda sendika yetkililerinin imzası bulunmamaktadır.
Özetle, ... tarihli Başkanlık olur’unda ...’a yapılan ödemenin miktarı ve kullanılacak ödenek konusunda sosyal denge tazminatı sözleşmesinin madde 27/b’ye atıf yapılmıştır. Esasen bu ödeme sosyal denge tazminatı sözleşmesinin kapsamı dışında bir ödemedir.
Sorumlular tarafından, 5018 sayılı Kanunun 60’ıncı maddesi gereği harcama yetkilisi ile muhasebe yetkilisi unvanları aynı kişide birleşemeyeceğinden, Mali Hizmetler Müdürlüğünde ambar memuru olarak görev yapan ...’ın, harcama yetkilisi olarak görevlendirildiği ve böylelikle de müdür olarak görev yapmakta olan diğer personel gibi risk aldığı ve sorumluluk altına girdiği, bu itibarla, Anayasada yer alan eşitlik ilkesi ve angarya yasağı dikkate alındığında, aynı işi yapan ve aynı sorumluluğu alan personele aynı mali hakların tanınması gerektiği ifade edilmiştir. Ancak bu iddia yerinde değildir.
... tarihli Başkanlık olur’u, ödeme emri belgeleri ve eklerinde görüldüğü üzere, Belediyede mali hizmetler müdürü, vekil de olsa, bulunmaktadır ve harcama yetkilisi olma yetki, görev ve sorumluluğu mali hizmetler müdür vekilindedir. Ayrıca, harcama yetkililiği görevi müdürlük görev unvanına yasal düzenlemeler ile verilen görev ve sorumluluklardan sadece biridir. Buna ilave olarak, sosyal denge tazminatı sözleşmesinin 27’nci maddesinin b bendinde, sorumluluk ücretinin harcama yetkilisi olmanın sorumluluğu ile bağlantısı kurulmamış, sınırlı olarak sayılan görev unvanı ile bağlantısı kurulmuştur.
Buna göre, ambar memuru kadrosunda bulunan ve mali hizmetler müdürlüğünde harcama yetkilisi görevini yürüten ...’a ... tarihli Başkanlık olur’una binaen yapılan ödemenin mevzuatta ve sosyal denge tazminatı sözleşmesinde dayanağı bulunmamaktadır. İlama konu ödeme, 5018 sayılı Kanunun 71’inci maddesinin ikinci fıkrasının g bendinde belirtilen “mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması” kapsamında mevzuata aykırılık teşkil etmektedir.
Sorumluluk yönünden inceleme
Belediye Başkanı ve Belediye Başkan Yardımcısının Sorumluluğu
5393 sayılı Belediye Kanununun “belediye başkanının görev ve yetkileri” kenar başlıklı 38’inci maddesinin ilk fıkrasının a-bendinde belediye teşkilâtının en üst amiri olarak belediye teşkilâtını sevk ve idare etmek belediye başkanının görev ve yetkileri arasında belirtilmiştir.
5393 sayılı Kanunun “norm kadro ve personel istihdamı” kenar başlıklı 49’uncu maddesinin yedinci fıkrasında, belirtilen çerçevede belediyelerde belediye meclis üyelerinin belediye başkan yardımcısı olarak görevlendirilebileceği düzenlenmiştir.
5393 sayılı Kanunun “yetki devri” kenar başlıklı 42’nci maddesinde ise, belediye başkanının, görev ve yetkilerinden bir kısmını, uygun gördüğü takdirde, yöneticilik sıfatı bulunan belediye görevlilerine devredebileceği düzenlenmiştir.
Belediye Başkan Yardımcısı ... tarafından görevinin ifası kapsamında mevzuata aykırı ödemenin “uygun görüşle arz edilmesi” ve Belediye Başkanı ... tarafından görevinin ifası kapsamında bu ödemeye olur verilmesi ile bu ödeme dolayısıyla oluşan kamu zararı arasında uygun illiyet bağı bulunmaktadır. “Mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması” kapsamında mevzuata aykırılık teşkil eden ödeme sonucu oluşan kamu zararı, bu ödemenin uygun görüşle arzı ve ödemeye olur verilmesinin öngörülebilir doğrudan sonucudur.
Harcama yetkilisinin sorumluluğu
Somut uygulamada harcama yetkilisi ... aynı zamanda mevzuata aykırı ödemenin ahizidir.
Harcama yetkililerinin harcama sürecindeki görev ve sorumlulukları 5018 sayılı Kanunun 32 ve 33’üncü maddelerinde düzenlenmiştir. 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun “Harcama Talimatı ve Sorumluluk” kenar başlıklı 32’nci maddesinde;
“Bütçelerden harcama yapılabilmesi, harcama yetkilisinin harcama talimatı vermesiyle mümkündür. Harcama talimatlarında hizmet gerekçesi, yapılacak işin konusu ve tutarı, süresi, kullanılabilir ödeneği, gerçekleştirme usulü ile gerçekleştirmeyle görevli olanlara ilişkin bilgiler yer alır. Harcama yetkilileri, harcama talimatlarının bütçe ilke ve esaslarına, kanun, tüzük ve yönetmelikler ile diğer mevzuata uygun olmasından, Ödeneklerin etkili, ekonomik ve verimli kullanılmasından ve bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken diğer işlemlerden sorumludur.” hükmü yer almaktadır.
Kanunun “Giderlerin Gerçekleştirilmesi” kenar başlıklı 33’üncü maddesinde;
“Bütçelerden bir giderin yapılabilmesi için iş, mal veya hizmetin belirlenmiş usul ve esaslara uygun olarak alındığının veya gerçekleştirildiğinin, görevlendirilmiş kişi veya komisyonlarca onaylanması ve gerçekleştirme belgelerinin düzenlenmiş olması gerekir. Giderlerin gerçekleştirilmesi; harcama yetkililerince belirlenen görevli tarafından düzenlenen ödeme emri belgesinin harcama yetkilisince imzalanması ve tutarın hak sahibine ödenmesiyle tamamlanır. Gerçekleştirme görevlileri, harcama talimatı üzerine; işin yaptırılması, mal veya hizmetin alınması, teslim almaya ilişkin işlemlerin yapılması, belgelendirilmesi ve ödeme için gerekli belgelerin hazırlanması görevlerini yürütürler.” hükmü yer almaktadır.
Aynı Kanunun 55 ve devamı maddelerinde kamu idarelerinin iç kontrol sistemlerini oluşturmaları öngörülmüş ve bu çerçevede harcama birimlerinin yapılan mali işlemler üzerinde gerçekleştirecekleri kontroller açıklanmış olup, harcama birimlerinin asgari yapmaları gereken kontroller, malî hizmetler birimi tarafından ön malî kontrole tâbi tutulacak malî karar ve işlemlerin usûl ve esasları ile ön malî kontrole ilişkin standart ve yöntemler Maliye Bakanlığınca belirleneceği hükme bağlanmıştır.
Maliye Bakanlığı tarafından hazırlanan İç Kontrol ve Ön Mali Kontrole İlişkin Usul ve Esasların 10’uncu maddesinde, ön mali kontrol işleminin harcama birimleri tarafından da yerine getirileceği belirtilerek, gelir, gider, varlık ve yükümlülüklere ilişkin mali karar ve işlemlerin harcama birimi tarafından mali mevzuat hükümlerine uygunluk yönüyle kontrol edileceği,
Usul ve Esasların 12’nci maddesinde de, süreç kontrolünün nasıl yapılacağı belirtilerek, mali işlemlerin yürütülmesinde görev alanların yapacakları işlemden önceki işleri de kontrol edecekleri, ödeme emrini düzenlemekle görevlendirilen gerçekleştirme görevlilerinin de ödeme emri belgesi ve eki belgeler üzerinde ön mali kontrol işlemini yapacakları belirtilmektedir.
Yukarıda açıklanan mevzuat hükümlerinden, her bir harcamanın harcama yetkilisi tarafından süreç kontrolü çerçevesinde yapılan işlemlerin ilgili mevzuat hükümlerine uygun olup olmadıkları ön mali kontrole tabi tutularak kontrol edilmesi gerektiği anlaşılmaktadır.
Dolayısıyla, harcama yetkilisi, giderin gerçekleştirilmesi ve harcamanın yapılması süreçlerinde mevzuata uygunluk açısından kontrolleri sağlamakla yükümlüdürler. Yapılacak harcama, nitelik itibariyle hukuka aykırı nitelik taşıyorsa, söz konusu işlemleri yapmaktan kaçınmak durumundadırlar. Buna göre, harcama yetkilisi ...’ın kendisine yapılan mevzuata aykırı ödeme sonucu oluşan kamu zararından, imzaladığı ödeme emri belgeleri ve eki belgelerle sınırlı olarak sorumluluğu bulunduğu anlaşılmıştır.
Daire Kararında mevzuata aykırı ödeme sonucu oluşan kamu zararında, sorumluluk yönünden, Belediye Başkanı ..., Belediye Başkan Yardımcısı ..., imzaladıkları ödeme emri belgeleri ve eki belgelerle sınırlı olarak, harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlilerinin sorumluluğu bulunduğu yönünde hüküm kurulmuştur. Daire Kararının sorumluluk yönünden hukuka uygundur.
BU İTİBARLA, yukarıda açıklanan gerekçeyle 178 Karar-122 İlam sayılı Daire Kararının 1’inci maddesinin Tasdiki hükmünü içeren 30.06.2021 tarih ve 49806 tutanak sayılı Temyiz Kurulu Kararının KARAR DÜZELTİLMESİNE MAHAL BULUNMADIĞINA (Üyeler ..., ..., ...’in aşağıda yer alan karşı oy gerekçelerine karşı) oy çokluğuyla,
Karar verildiği 17.05.2023 tarih ve 55162 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.
(Karşı oy gerekçesi
Üyeler ..., ..., ...’in karşı oy gerekçesi
26.11.2022 tarih ve 32025 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 7421 sayılı Vergi Usul Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 10’uncu maddesinde:
“MADDE 10-25/6/2001 tarihli ve 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanununa aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.
“GEÇİCİ MADDE 16- Konusu suç teşkil etmemek kaydıyla; bu maddenin yürürlük tarihine kadar bu Kanun veya 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 15 inci maddesi hükümlerine aykırı olarak sosyal denge tazminatı ödediği tespit edilen il özel idareleri, belediyeler, büyükşehir belediyeleri ve bağlı kuruluşları ile bunların üyesi olduğu mahalli idare birliklerinin yetkili veya görevli olan sorumluları hakkında yapılan bu ödemeler nedeniyle idari veya mali yargılama ve takibat yapılamaz; başlamış olanlar işlemden kaldırılır.”
hükmü yer almaktadır.
Buna göre, ... ... Belediyesi 2018 yılı hesabına ait 122 İlam sayılı Daire Kararının 1’inci maddesine konu sosyal denge tazminatı ödemeleri 4688 sayılı Kanunun Geçici 16’ncı maddesi kapsamında bulunduğundan ve söz konusu sosyal denge tazminatı ödemeleri hakkında mali yargılama ve takibat yapılamayacağından Daire Kararının 1’inci maddesiyle ilgili olarak temyiz başvurusuna esas DOSYANIN İŞLEMDEN KALDIRILMASI gerekir.)