2025/1481188 İhale Kayıt Numaralı "Sürücüsüz Araç Kiralama Hizmeti" İhalesi
İlgili ihaleyi görüntüle2025/1481188Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Destek Hizmetleri Dairesi Başkanlığı - Lojistik Şube Müdürlüğü tarafından yapılan 2025/1481188 ihale kayıt numaralı “Sürücüsüz Araç Kiralama Hizmeti” ihalesine ilişkin olarak İmparator Oto Alım Satım Lojistik Taşımacılık Dış Ticaret Limited Şirketi itirazen şikâyet başvurusunda bulunmuş ve Kurulca alınan 19.11.2025 tarihli ve 2025/UH.II-2444 sayılı karar ile “4734 sayılı Kanun’un 54’üncü maddesinin onbirinci fıkrasının (c) bendi gereğince itirazen şikayet başvurusunun reddine” karar verilmiştir.
Davacı İmparator Oto Alım Satım Lojistik Taşı Ticaret Limited Şirketi tarafından anılan Kurul kararının iptali ve yürütmenin durdurulması istemiyle açılan davada, Ankara 5. İdare Mahkemesinin 29.04.2026 tarihli E: 2025/1834, K: 2026/616 sayılı kararında “Yukarıda aktarılan kurallar uyarınca, ihalenin başlangıcından sözleşmenin imzalanmasına kadar olan süre içerisinde ihale makamı tarafından yapılan işlemlere karşı, aday veya istekli ile istekli olabilecekler tarafından doğrudan dava açılamayacağından, bu işlemlere karşı, anılan Kanun hükümlerinde öngörülen usullere göre ihaleyi yapan idareye yapılacak şikâyet başvurusundan sonra, Kamu İhale Kurumuna itirazen şikâyet başvurusunda bulunulması ve nihai olarak itirazen şikâyet başvurusu üzerine Kamu İhale Kurulu tarafından verilen kararlara karşı dava açılabileceği anlaşılmaktadır. Bununla birlikte, ilgililerce yapılacak itirazen şikâyet başvurularında Kanun’un 53. maddenin (j) fıkrasının (2) numaralı bendine göre hesaplanan itirazen şikâyet başvuru bedelinin Kuruma ödenmesi gerektiği, söz konusu bedelin Kurumun gelirlerinden biri olarak kabul edildiği, 25.12.2024 tarih ve E:2024/85, K:2024/229 sayılı Anayasa Mahkemesi kararıyla iptal edilen, 4734 sayılı Kamu Ihale Kanunu’nun 53. maddesinin (j) fıkrasına 16.11.2022 tarihli ve 7421 sayılı Kanun’un 11. maddesiyle eklenen dördüncü paragraf uyarınca itirazen şikâyet başvurusunda ileri sürülen iddiaların tamamında haklı çıkılması durumunda başvuru bedelinin Kurul kararı ile iade edileceği, bir başka ifadeyle kişinin yapmış olduğu başvuruda ileri sürdüğü iddiaların tek tek değerlendirilmesi sonucu bir kısmında haklı görülmesi ve Kurum tarafından bu doğrultuda bir karar verilmesi halinde dahi başvuru bedelinin iadesinin mümkün olmayacağı anlaşılmaktadır.
Davacının başvuru bedelinin iade edilmemesinin dayanağı olan 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 53. maddesinin (j) fıkrasına 16.11.2022 tarihli ve 7421 sayılı Kanun’un 11. Maddesiyle eklenen dördüncü paragraf, Anayasa Mahkemesi'nin 26.03.2025 tarih ve 32853 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 25.12.2024 tarih ve E:2024/85, K:2024/229 sayılı kararıyla iptal edilmiş olup, anılan kararın gerekçesinde özetle, “... Kanun’un 54. maddesinin ikinci fıkrasında itirazen şikâyet başvurusu, dava açılmadan önce tüketilmesi zorunlu idari başvuru yolu olarak öngörüldüğünden başvuru sahibinin bu yolu tüketmeden dava açması mümkün değildir. Zorunlu başvuru yolunda ileri sürülen iddialarının bir kısmında dahi haklı çıkan başvuru sahibine itiraz konusu kural uyarınca başvuru bedelinden herhangi bir iade yapılmayacaktır. Bununla birlikte başvuru sahibinin iddialarının en azından bir kısmının Kurum tarafından haklı bulunmasının, ihaleyi yapan idarenin ihale sürecindeki bazı işlemlerinin hukuka aykırı olduğunun kabulü anlamına geleceği de açıktır. Bu durumda kurallar gereği idarenin hukuka aykırı işleminin sonuçlarından dolayı kişilere külfet yüklemesi ise kaçınılmaz olacaktır. Kişinin Kuruma yatırdığı bedeli ihaleyi yapan idareye karşı açacağı ayrı bir dava ile idareden isteyebileceği söylenebilse dahi ayrı bir davaya zorlanıyor olması da yeni bir külfet olarak nitelendirilebilecektir (benzer yönde değerlendirme için bkz. Farmasol Tıbbi Ürünler Sanayi ve Ticaret A.S. (2), § 49). Bu itibarla başvuru sahibinin şikâyet başvurusunda haklı çıktığı iddiaları dikkate alınmaksızın iddialarının tamamında haklı çıkması durumunda başvuru bedelinin iade edilmesini öngören kuralların kişilere aşırı bir külfet yüklediği, kamu yararı ile mülkiyet hakkı arasında gözetilmesi gereken adil dengeyi kişi aleyhine bozarak orantısız bir sınırlamaya neden olduğu sonucuna ulaşılmıştır." değerlendirmelerine yer verilmiş olup, söz konusu kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesi uygun görülmüştür.
Uyuşmazlıkta; davacının, ihalelere hakim olan gizlilik ilkesi çerçevesinde tam anlamıyla bilgi sahibi olması mümkün olmayan hususlar yönünde itirazlara yer vererek davalı idareye başvuruda bulunması üzerine, davalı idare tarafından yapılan inceleme ve araştırmalar neticesinde ihale komisyonunca ihalenin iptaline karar verilmesi nedeniyle söz konusu ihaleye ilişkin iptal kararı verilmesine gerek bulunmadığı belirtilerek davacı şirket itirazen şikayet başvurusunun reddine karar verildiği, davacının itirazen şikâyet başvurusuna ilişkin dilekçesinde yer alan itirazların Kamu İhale Kurumu tarafından farklı başlıklar şeklinde dava konusu işlemde yer aldığı da dikkate alındığında, itirazen şikâyet başvurusu neticesinde haksız çıktığından söz edilmesi mümkün olmadığı, nitekim Anayasa Mahkemesinin yukarıda anılan kararında da ifade edildiği üzere itirazen şikâyet başvurusu için alınan başvuru bedelinin amacı yersiz başvuruların önüne geçmek ve idari sürecin etkin bir şekilde işlemesini sağlamak olduğu gözetildiğinde (Anayasa Mahkemesi'nin 16.06.2011 tarih ve E:2009/9, K:2011/103 sayılı kararında da benzer yöndeki değerlendirme yapılmıştır.) dava konusu uyuşmazlıkta davacının başvurusunun yersiz yapılmış bir başvuru olmadığının açık olduğu, davacının itirazen şikâyet başvurusu neticesinde bir kısım iddialarında haklı bulunduğu, ihale komisyonu tarafından ihalenin iptal edilmesi nedeniyle söz konusu ihaleye ilişkin iptal kararı verilmesine gerek bulunmadığından itirazen şikayet başvurusunun reddine karar verilmesine rağmen, kamu yararı ile mülkiyet hakkı arasında gözetilmesi gereken adil denge davacı aleyhine bozularak orantısız bir sınırlamaya neden olunduğundan, ödediği itirazen şikâyet başvuru bedelinin iade edilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.” gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Anayasa’nın 138’inci maddesinin dördüncü fıkrasında, yasama ve yürütme organları ile idarenin mahkeme kararlarına uymak zorunda olduğu, bu organlar ve idarenin mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremeyeceği ve bunların yerine getirilmesini geciktiremeyeceği hükme bağlanmıştır.
Ayrıca, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 28’inci maddesinin birinci fıkrasında, mahkemelerin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idarenin gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecbur olduğu, bu sürenin hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemeyeceği hüküm altına alınmıştır.
Anılan kararın icaplarına göre Kamu İhale Kurulunca işlem tesis edilmesi gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle, 4734 sayılı Kanun'un 65'inci maddesi uyarınca bu kararın tebliğ edildiği veya tebliğ edilmiş sayıldığı tarihi izleyen 30 gün içerisinde Ankara İdare Mahkemelerinde dava yolu açık olmak üzere,
1- Kamu İhale Kurulunun 19.11.2025 tarihli ve 2025/UH.II-2444 sayılı kararının başvuru bedelinin iade edilmemesine ilişkin kısmının iptaline,
2- Anılan Mahkeme kararında belirtilen gerekçeler doğrultusunda, 202.718,00 TL başvuru bedelinin başvuru sahibine iadesine,
Oybirliği ile karar verildi.