SayıştaySayıştay Temyiz Kararı56933
Çeşitli Konuları İlgilendiren Kararlar
Kurum / İdareBelediyeler ve Bağlı İdareler
Daire5
Dosya No52293
Yılı2013
Konu: Belediye Başkanına sosyal denge tazminatı ödenmesi.
403 İlam sayılı Daire Kararının 1’inci maddesiyle, Belediye Başkanına yapılan sosyal denge tazminatı ödemeleri ile ilgili olarak tespit edilen ... TL’lik kamu zararının üst yönetici belediye başkanı, harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlisine ödettirilmesine hükmedilmiştir.
23.12.2020 tarih ve 48557 Tutanak sayılı Temyiz Kurulu Kararıyla, 403 İlam sayılı Daire Kararının Bozularak yeniden hüküm kurulmasını teminen Dosyanın Dairesine Gönderilmesine hükmedilmiştir.
437 İlam sayılı Daire Kararının 1’inci maddesiyle, Belediye Başkanına sosyal denge tazminatı ödenmesi sonucu oluşan ... TL kamu zararının sorumlulara ödettirilmesine hükmedilmiştir.
08.02.2023 tarih ve 53861 tutanak sayılı Temyiz Kurulu Kararıyla, “521 Karar-437 İlam sayılı Daire Kararının 1’inci maddesiyle verilen hüküm hukuka uygun olduğundan, sorumluların temyiz talebinin reddedilerek Daire Kararının TASDİKİNE” karar verilmiştir.
Karar Düzeltilmesi Dilekçesi
Kararda sorumlu tutulan üst yönetici Belediye Başkanı ...vekili Av...., harcama yetkilisi ... ve gerçekleştirme görevlileri ..., ... (...), ... tarafından ayrı ayrı karar düzeltilmesi başvurusunda bulunulmuştur.
Üst yönetici Belediye Başkanı ...vekili Av.... tarafından yapılan karar düzeltilmesine esas dilekçede yer alan hususlar özetle aşağıdadır:
Daire Kararının Kaldırılmasının talep edildiği,
2-Daire Kararında kamu görevlisi tanımı olabildiğince en dar yorum şekli benimsenmek suretiyle, belediye başkanı, sosyal denge tazminatı alamayacak kamu görevlisi olarak kabul edildiği, belediye başkanının kamu görevlisi olduğu ve yol açtığı kamu zararını tazminle sorumlu tutulması gerektiği hüküm altına alındığı, Sayıştay 5.Dairesince verilen kararda belediye başkanının mali ve sosyal hak ve menfaatler açısından kamu görevlisi sayılmayıp cezai yükümlülükler açısından kamu görevlisi olarak kabul edilmesinin, mevzuata açıkça aykırı olduğu gibi hakkaniyete de aykırı olduğu, adalet duygusunu zedelediği, Temyize konu kararda, Belediye başkanının mevzuatta düzenlendiği gibi kamu görevlisi olarak kabul edilmiş ise hem mali ve sosyal haklar açısından hem cezai yaptırım ve yükümlülükler açısından kamu görevlisi olarak değerlendirilmesi ve bu çerçevede hüküm kurulması gerektiği, Bu itibarla Sayıştay 5.Ceza Dairesince verilen temyize konu kararın, kendi içerisinde çelişkili olup, öncelikle bu açıdan hükmün kaldırılması gerektiği,
Sayıştay Temyiz Kurulunca Tasdik Kararı verilen Sayıştay 5.Dairesi İlamı ile kamu zararına sebebiyet verildiğine ilişkin yapılan tespitin ... Belediyesi ile Yetkili Sendika arasında imzalanan Toplu İş Sözleşmesinin de hukuki dayanağını oluşturan mevzuat hükümleri ve uluslararası sözleşmeler kapsamında değerlendirildiğinde yerinde olmadığı, Zira Kamu emekçilerinin sendikal haklarının Anayasa ile güvence altına alındığı gibi, bütün evrensel insan hakları ve özgürlükleri ile ilgili belgelerde de düzenlenmiş olduğu, Temel insan hakları içerisinde yer alan sendikal hakların örgütlenme özgürlüğünü, toplu sözleşme yapma hakkını ve grev hakkını kapsadığı,
Sayıştay Temyiz Kurulunca Tasdik Kararı verilen Sayıştay 5.Dairesi İlamında da yer verildiği üzere Belediyelerde sosyal denge tazminatı ödenmesine ilişkin 375 sayılı KHK‘nın 04.04.2012 tarih ve 6289 sayılı Kanunla eklenen Ek 15.maddesine yer verilerek,
4688 sayılı yasanın 04.04.2012 tarih ve 6289 sayılı Kanunla değiştirilen Mahalli idarelerde sözleşme imzalanması başlıklı 32.maddesinin 1. Fıkrasına yer verilerek,
4688 sayılı yasanın Geçici 14 üncü maddesinde de 15/03/2012 tarihinden önce 375 sayılı KHK’nin Ek 15.maddesi kapsamındaki idareler ile ilgili sendikalar arasında toplu iş sözleşmesi, toplu sözleşme, sosyal denge sözleşmesi ve benzeri adlar altında imzalanan sözleşmelerin uygulanmasına söz konusu sözleşmelerde öngörülen sürelerin sonuna kadar devam edilebileceği belirtildiği,
İlamın incelemesinde, anılan düzenlemelerde sosyal denge ödenebilecek personelin belediye kadro ve pozisyonlarında istihdam edilen kamu görevlileri olduğunun açıkça belirtildiği ifade edilmiş ise de; Belediye Başkanlarının sosyal denge tazminatı ödenebilecek kamu görevlilerinden olmadığından bahisle Belediye Başkanına yapılan sosyal denge ödemeleri nedeniyle kamu zararına sebebiyet verildiğinin hüküm altına alındığı,
Anayasa, ilgili mevzuat hükümleri ve uluslararası sözleşme hükümleri ile açıkça çelişen Sayıştay 5.Dairesinin temyize konu işbu ilamında çok bariz şekilde hukuki nitelendirmede hataya düşüldüğü, ilam metninde bir taraftan Belediye başkanının ve seçilmiş başkan yardımcılarının “Kamu Görevlisi” olduğu belirtilirken, diğer taraftan ise ilam metninde kadro- pozisyon ayranına girilerek, çok dar bir yorum yapılmak suretiyle Belediye Başkanının ve seçilmiş başkan yardımcılarının, sosyal denge tazminatı ödenebilecek kamu görevlilerinden olmadığı sonucuna varıldığı, temyize konu işbu kararın, kendi içerisinde çelişkili olduğu,
5393 sayılı Belediye Kanunu’nun Belediye başkanının özlük hakları başlıklı 39’ncu maddesine yer verilerek, Tüm bu yasa hükümleri çerçevesinde belediye başkanlarının 4688 sayılı Kanun kapsamında yapılan toplu sözleşme hükümlerinden yararlanmasını engelleyici ve yasaklayıcı herhangi bir kanuni düzenleme bulunmadığı, Anılan Kanuni düzenlemeye göre Belediye başkanlarının, devlet memurlarına sağlanan sosyal hak ve yardımlardan, memurlar için geçerli olan aynı esas ve usullere göre yararlanabiliyorken; 4688 sayılı Kanun kapsamında imzalanan toplu sözleşme hükümlerinden yararlanamayacağını, dolayısıyla sosyal denge tazminatı ödenemeyeceğini iddia etmenin mevzuat hükümleri ve uluslararası sözleşmeler karşısında kabul edilebilir olmadığı, Zira Kamu emekçilerinin sendikal haklarının Anayasa ile güvence altına alınmış olup; bütün evrensel insan hakları ve özgürlükleri ile ilgili belgelerde düzenlendiği, Temel insan hakları içerisinde yer alan sendikal hakların örgütlenme özgürlüğünü, toplu sözleşme yapma hakkını ve grev hakkını kapsadığı, Yasalarla Kamu görevlisi olduğu kabul edilen belediye başkanlarının bu düzenlemeler dışında tutulması mümkün olmadığı,
3-Türk Hukukunda, kamu görevlisi kavramı ile ilgili kanuni düzenlemeler incelendiğinde;
4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunun Tanımlar başlıklı 3. Maddesinin 1. Fıkrasının 04.04.2012 tarih ve 6289 sayılı yasayla değişen (a) bendinde kamu görevlisinin tanımlandığı, Tanımdan da anlaşılacağı gibi, bir kişinin kamu görevlisi sayılabilmesi için bir kamu kurum ve kuruluşunda çalışması, işçi statüsü dışında kadrolu veya sözleşmeli personel statüsünde bulunması ve adaylık ve deneme süresini tamamlamış olması gerektiği, Bu tanımda kişinin yaptığı iş veya görev değil, çalıştığı yer veya çalışma statüsü esas alındığı,
5237 sayılı TCK 6’ncı maddesine göre kamu görevlisi tanımına yer verilerek,
Anayasa’da kamu görevlilerinin, esas itibariyle “kamu hizmeti görevlileriyle ilgili hükümler” başlığı altında 128 ve 129 uncu maddelerde düzenlendiği, Anayasa’daki “diğer kamu görevlileri” deyiminin, memurlar ve işçiler dışında kamu hizmetinin gerektirdiği asli ve sürekli görevlerde, kamu hukuku ilişkisi içinde yönetime bağlı olarak çalışan tüm kamu personelini kapsadığı,
657 sayılı Kanunun 4 ve 5.maddelerine yer verilerek,
Sayıştay Temyiz Kurulunca Tasdik Kararı verilen Sayıştay 5.Dairesi İlamının incelemesinde, kadro ve pozisyon ifadelerinden; sözleşmeli personel pozisyon unvanlarının ve bu unvanlarda istihdama ilişkin gereken niteliklerin ayrıntılı bir şekilde düzenlendiği 657 sayılı Devlet Memurları Kanunun 4. Maddesinin b fıkrası uyarınca kamu idare, kurum ve kuruluşlarında mali yılla sınırlı olarak sözleşme ile çalıştırılan ve işçi sayılmayan kamu hizmeti görevlilerinin kastedildiği şeklinde bir yorum yapıldığı, Ancak 2012 yılında 4688 sayılı kanunda yapılan değişiklikle yasa metnindeki “sözleşmeli personel pozisyonunda çalışan” kısmı madde metninden çıkarılmak suretiyle kamu görevlisi kavramı genişletildiği, Böylelikle kamu görevlilerine yönelik mali sosyal haklara ilişkin toplu sözleşmelerin uygulama alanı da sadece memurlar ve/veya sözleşmeli personellerle sınırlı tutulmayıp ilgili hizmet kolu kapsamına giren kamu kurum ve kuruluşlarının, kadro ve pozisyonlarında istihdam edilen kamu görevlileri açısından da uygulanabilir hale gelmiş olduğu,
5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 37. Maddesine yer verilerek, Belediye Başkanının bu kapsamda kamu görevlisi olup, sözleşme serbestisi çerçevesinde imzalanan ve hiçbir yargı kararı ile iptal edilememiş olan toplu sözleşme ile Belediye Başkanlarına sosyal denge tazminatı ödenmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı, Nitekim Sayıştay Genel Kurulunun 5189/1 sayı ve 14.06.2007 tarihli kararında da vurgulandığı üzere mevzuata aykırı karar, işlem ve eylem ile zarar arasında illiyettin olması gerekmekte olup, söz konusu illiyetin de iddia konusu uyuşmazlıkta mevcudiyetinden söz edilemeyeceği,
4-KAMU ZARARININ VARLIĞININ TESPİTİ YÖNÜNDEN DE TEMYİZ İNCELEMESİNE KONU İLAMın, MEVZUATLA ÖRTÜŞMEdiği, MEVZUATA AÇIKÇA AYKIRI olduğu,
5018 sayılı Kanunun "Kamu zararı" başlıklı 71. Maddesine yer verilerek,
5018 sayılı Kanuna göre kamu zararı sayılan halleri belirlemek için anılan maddenin ikinci fıkrasına bakmak gerekeceği, ikinci fıkrada yer alan bentler birlikte değerlendirildiğinde ise, 5018 sayılı Kanunun kamu zararı kapsamının; kamu kaynakları kullanılarak piyasadan mal ve hizmet satın alınması sırasında fazla ödeme yapılması, idarenin gelirlerinin tahsili sırasında mevzuata aykırı davranılması ve mevzuatta öngörülmeyen bir ödeme yapılması suretiyle yol açılan zararla sınırlı olduğunun anlaşıldığı, Nitekim ikinci fıkra ile belirlenen kapsam içinde, kamu malına zarar verilmesi, kamu görevlilerinin hukuka aykırı eylemleri nedeniyle kişilere verdikleri zararın kamu tarafından ödenmek zorunda kalınması ya da mevzuatta ödenmesi öngörülmekle birlikte, mevzuatın yorumunda hataya düşülmek veya ihmal ve kasıt yoluyla fazla ödeme yapılması halleri sayılmamış olduğu,
İlama konu sosyal denge tazminatı ödemesi esasen mevzuatta yeri olan bir ödeme olduğu halde, Sayıştay 5. Dairesince, 375 Sayılı KHK’nın Ek-15. maddesinde yer bulan bu ödemenin yapılacağı kamu görevlileri çok dar biçimde yorumlamak suretiyle hukuksal nitelemede hataya düşüldüğü ve eski belediye başkanı aleyhine iş bu hüküm tesis edildiği, Dolayısıyla ilam gerekçesinin aksine somut olayda mevzuatta öngörülmediği halde ödeme yapılması gibi bir durum mevcut olmayıp, tam tersine 375 sayılı KHK’nın Ek 15.maddesinde düzenlenmiş olan sosyal denge tazminatı ödemesinin, ... Belediye Meclisince alınan karar ve bu doğrultuda yapılan Sözleşmeye dayanılarak, kamu görevlisi olan belediye başkanına ödenmiş olup, hiçbir şekilde kamu zararına yol açılmamış olduğu,
Somut olayda tarafları bağlayan herhangi bir fesih veya yargılama neticesi kısmen geçersiz sayılmasını sağlayan bir mahkeme kararı mevcut olmadığı, Belediye Başkanının teklifi ve Belediye Meclisinin onayı sonrasında imzalanan sözleşmenin yerindelik denetimi görevinin, Harcama yetkilisine ve/veya gerçekleştirme görevlisine veren bir yasal düzenleme de bulunmadığı,
Kamu emekçilerinin sendikal hakları Anayasa ile güvence altına alınmış olup; bütün evrensel insan hakları ve özgürlükleri ile ilgili belgelerde de düzenlendiği, Temel insan hakları içerisinde yer alan sendikal hakların örgütlenme özgürlüğünü, toplu sözleşme yapma hakkını ve grev hakkını kapsadığı,
Bu haklar içerisinde kamu çalışanları da dâhil olmak üzere bütün çalışanların toplu sözleşme yapma hakkının, Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) 8 temel sözleşme arasında saydığı 98 sayılı Sözleşmesinde yer aldığı, Teşkilatlanma ve Kolektif Müzakere Hakkı Prensiplerinin Uygulanmasına Müteallik 98 No’lu ILO Sözleşmesinin 08.08.1951 günlü 5834 sayılı yasayla onaylanması uygun bulunduğu ve 14.08.1951 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girdiği, 98 sayılı Sözleşmenin 4. maddesinin toplu pazarlık hakkını düzenlediği, Bu sözleşme uyarınca tüm çalışanların toplu sözleşme hakkı bulunduğu, Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) Sözleşmesi gibi anlaşma ve sözleşmelerle kamu personelinin mali haklarının iyileştirilmesi öngörülmüş olup; bu uluslararası sözleşmelerin Anayasanın 90. maddesine göre kanunlara nazaran öncelikli uygulanması gerektiği,
Anayasanın Toplu iş sözleşmesi hakkı başlığını taşıyan 53. maddesinde de işçi ve işverenlerin karşılıklı olarak ekonomik ve sosyal durumlarını ve çalışma şartlarını düzenlemek amacıyla toplu iş sözleşmesi yapma hakkına sahip oldukları, toplu iş sözleşmesinin nasıl yapılacağının kanunla düzenleneceği öngörüldüğü,
Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartının 6. maddesinde "Yerel Yönetimlerde görevlilerin çalışma koşulları, liyakat ve yeteneğe göre yüksek nitelikli eleman istihdamına imkân verecek nitelikte olmalıdır. Bu amaçla eğitim olanakları ile ücret ve mesleki ilerleme olanaktan sağlanmalıdır." düzenlemesine yer verilerek Belediyelere, personeline yüksek nitelikli eleman istihdamına imkân verecek ücret olanakları sağlamanın bir görev olarak verildiği,
Anayasa’nın 90. maddesinin son fıkrasına yer verilerek,
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri karşısında Anayasanın 90. maddesi gereğince iç hukuk mevzuatının uluslararası sözleşme ve antlaşmalarla farklı hükümler içermesi halinde yer verilen Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı ile 87 Nolu ILO Sözleşmesi hükümlerinin esas alınması gerektiği, Bu durumda Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler, bu sözleşmelere paralel iç hukukta yapılan düzenlemeler, çeşitli yargı kararları ve en son Avrupa Konseyi İnsan Haklan Avrupa Mahkemesi’nin 21.11.2006 tarihli kararı çerçevesinde hareket edilmesi gerektiği,
Anayasasının 55. maddesinde ücretin emeğin karşılığı olduğu, Devletin çalışanların yapıkları işe uygun adaletli bir ücret elde etmeleri ve diğer sosyal yardımlardan yararlanmaları için gerekli tedbirleri alacağı düzenlendiği, Bu doğrultuda çalışanların adil bir ücret alabilmesi için gerektiğinde sosyal yardımlarla bu dengenin sağlanması görevinin bizatihi Devletin sorumluluğunda olup emeğin karşılığı olan ücrette adaletin sağlanmasının sosyal yardımlarla desteklenmesi de Anayasanın doğal ve kaçınılmaz sonucu olup, idarelere verilen bir görev ve yükümlülük mahiyetinde olduğu,
Dolayısıyla Sayıştay Temyiz Kurulunca Tasdik Kararı verilen Sayıştay 5.Dairesi ilamı ile hüküm altına alınan kamu zararına yol açıldığı yolundaki belirlemenin, hukuksal dayanaktan yoksun olduğu gibi Sayıştay 5. Dairesinin 02.02.2016 tarih ve 148 sayılı karan çerçevesinde bu bağlamda belediye ile sendika arasında imzalanan Toplu İş Sözleşmesinin iyileştirme zammına ilişkin yapılan düzenleme 4688 sayılı Kanunun 28. maddesinde hüküm altına alınan ödemeler kapsamında bir düzenleme olduğundan bu durumun adı geçen kanuna aykırılık teşkil etmediği ve bu çerçevede yapılan ödemelerin kamu zararı oluşturmadığı; yine Sayıştay Genel Kurulunun 5189/1 sayı ve 14.06.2007 tarihli kararında da vurgulandığı üzere mevzuata aykırı karardan söz edebilmek için, işlem ve eylemle zarar arasında illiyettin olması gerektiği, somut olayda illiyettin mevcudiyetinden de söz edilemeyeceği; Belediye ile yetkili sendika arasında imzalanan sosyal denge sözleşmesinin Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 90. maddesi ile Avrupa İnsan Haklan Mahkemesi kararlan çerçevesinde imzalanmış bulunduğu ve bu cihetle Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin güvencesinde akdedilmiş olduğu ve öncelikli olarak usulüne göre uygun bulunarak iç hukuk normlarından üstünlüğü Anayasaca kabul edilen uluslararası sözleşme ve antlaşmalara istinaden yapıldığı, bu çerçevede olmak üzere iddia olunan kamu zararının mevcudiyetinden söz edilmesinin hukuken mümkün bulunmadığı,
4688 sayılı Kanunun 28. Maddesine yer verilerek, Bu kapsamda, belediye başkanlarının aynen devlet memurları gibi Emekli Sandığı yanı 4/l-(c) sigortalısı sayıldığı, 5393 sayılı Belediye kanununun 39. Maddesine göre Belediye başkanları, devlet memurlarına sağlanan sosyal hak ve yardımlardan memurlar için geçerli olan aynı esas ve usullere göre yararlanacağı, Dolayısıyla memurlara sağlanan tüm hak ve yardımlardan yararlanabileceği kanunla düzenlenen Belediye Başkanlarına toplu sözleşme hükümlerinden yararlandırılmak suretiyle sosyal denge tazminatı ödenmesinde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı,
Söz konusu mevzuat hükümleri gereğince, kamu idaresinin yükümlülüklerini mevzuatına uygun bir şekilde yerine getirmemesi nedeniyle ödemek zorunda kaldığı faiz, tazminat, gecikme zammı, para cezası gibi ek mali külfetlerin kamu zararı olduğu ve tespit edilen bu nitelikteki kamu zararından, bu zararın oluşmasında kusuru bulunan kamu görevlilerinin sorumlu tutulması gerektiği, oysa ki somut olayda Belediye Başkanının kusurundan veya kastından hiçbir şekilde bahsedilemeyeceği, esasen somut olaydaki ana sorunun mevzuatın farklı yorumlanmasından kaynaklandığı,
Belediye Başkanının, Belediye Başkanı sıfatı ile Belediye tüzel kişiliği adına; ... Belediye Meclisince alınmış olunan, mevzuata uygun karar gereği yapılan sözleşme ile ortaya çıkan yükümlülüğü yerine getirmekten başka bir işlem yapmadığı, ... Belediye Meclisinin mevzuatta mevcut olan düzenlemeyi, uluslararası anlaşmalara ve iç hukuka uygun olarak yorumlamak suretiyle karar almış ve bu karar çerçevesinde yapılan Sözleşme ile sosyal denge tazminatının ödenmesi kararlaştırılmış ve Belediye Başkanının ise bu kararı uygulamış olduğu,
Gerek 4688 sayılı Kanun gerekse 375 sayılı KHK’nın Ek 15 maddesi karşısında Belediye Başkanının sosyal denge tazminatından yararlanamayacağına ilişkin herhangi bir yasal düzenlemenin bulunmadığı, 4688 sayılı Yasanın 32. maddesine istinaden Belediye Başkanının teklifi ve Belediye Meclisi Kararı sonrasında imzalanan sözleşmeye istinaden Belediye bütçesine konan ödeneğin ilgili kişilere ödenmesinin 5018 sayılı Kamu Mali Kontrol Kanunu kapsamında kamu zararı olarak nitelendirilmesi hukuken mümkün bulunmadığı, Tam aksine, sözleşmede belirlenen tutarın, bütçede karşılığı bulunduğu sürece zamanında ödenmemesinin kamu zararına sebebiyet vereceği,
Gider Bütçesi üst başlığı altında sosyal ödemeler kalemi içinde yerini bulan sosyal denge ödemesi hakkında ödeme sisteminde miktarı belirlenmiş bir ödeneğin ilgilere ödenmesinde kamu zararı oluştuğundan söz edilmesi mümkün olmadığı,
Tüm bu açıklamalar neticesinde; somut olayda mevcut bir kamu zararından söz edilemeyeceğinden, ... Belediye Meclisince uluslar arası sözleşmeler ve iç hukukta yer alan düzenlemeler uygun bir yorumla söz konusu sosyal denge tazminatının ödenmesine dair olarak alınan karar çerçevesinde yapılan Sözleşmeyi uygulayan eski belediye başkanının, hiçbir şekilde kamu zararı yaratmaya yönelik kusurundan da bahsedilemeyeceği, ortada illiyetin varlığından bahsedebilmek için mevzuata aykırı karar, işlem ve eylemle zarar arasında bu bağın bulunması gerektiğinden ve herhangi bir illiyetin varlığından da söz edilemeyeceğinden, Belediye Başkanı aleyhine tazmine yönelik hüküm kurulmasının usul ve yasaya açık aykırılık teşkil ettiği,
Anayasanın “toplu iş sözleşmesi ve toplu sözleşme hakkı’ başlıklı 53 üncü maddesine yer verilerek,
Bu doğrultuda 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu’nu 28 inci maddesine yer verilerek,
Son olarak Sayıştay 5.Dairesi, 02.07.2019 tarih ve 207 sayılı ilamında 3. Madde sorgusuna ilişkin olarak ilama azınlık oyu veren Üye ...’ un karşı oy gerekçesine yer verilerek,
Yukarıda belirtilen tüm nedenler ve tüm açıklamalardan da açıkça anlaşılacağı üzere, Sayıştay Temyiz Kurulunca Tasdik Kararı verilen Sayıştay 5.Dairesi İlamının tamamen yoruma dayalı, açıkça hukuka, yasaya, maddi gerçeğe ve dahi hakkaniyete aykırı olduğu,
Daire Kararının Kaldırılmasının talep edildiği.
Ayrıca sorumlular tarafından yapılan karar düzeltilmesine esas dilekçede yer alan diğer hususlar özetle aşağıdadır:
3- 01/07/2022 tarih ve 7417 sayılı kanun numarası ile kabul edilen 05/07/2022 tarih ve 31887 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan DMK ile bazı kanunlarda ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'unun geçici 1.maddesinin 3. fıkrasında; “Konusu suç teşkil etmemek ve kesinleşmiş bir yargı kararma müstenit olmamak kaydıyla, bu maddenin yürürlük tarihine kadar personeline yemek yardımını nakden ödeyen ya da kupon, kart, fiş, bilet ya da bu mahiyette bir ödeme aracı üzerinden gerçekleştirmek amacıyla bu ödeme araçlarının teminini bütçesinden hizmet atımı yoluyla karşılamış olan ve 25/6/2001 tarihli ve 4688 sayılı kamu görevlileri sendikaları ve toplu sözleşme kanununun 32 nci maddesinin üçüncü fıkrası hükümlerine aykırı olarak sosyal denge tazminatı verdiği tespit edilen il özel idareleri, belediyeler, büyükşehir belediyeleri ve bağlı kuruluşlarının yetkili ve görevli personeli hakkında idari veya mali yargılama ve takibat yapılamaz, başlamış olanlar işlemden kaldırılır" düzenlemesi getirilmiş olup anılan kanuni düzenlemeyle 4688 sayılı yasanın 32. maddesine aykırı bir şekilde yapılan ödemeler olması durumunda sorumlular hakkında idari veya mali yargılama ve takibatın yapılamayacağı, başlamış olanların da işlemden kaldırılacağı hüküm altına alındığı, 4688 sayılı Yasanın “mahalli idarelerde sözleşme imzalanması” başlıklı 32. maddesinin 3. fıkrasında “ilgili mahalli idarenin; vadesi geçmiş vergi, sosyal güvenlik primi ile hazine müsteşarlığımı olan borç toplamının gerçekleşen en son yıl bütçe gelirlerinin yüzde onunu aşması, ödeme süresi geçtiği halde ödenmemiş aylık ve ücret borcu bulunması veya gerçekleşen en son yıla ilişkin toplam personel giderinin, gerçekleşen en son yıl bütçe gelirlerinin belediyelerde yüzde otuzunu, il özel idaresinde yüzde yirmi beşini aşması hallerinde hu madde kapsamında sözleşme yapılamaz. Sözleşmenin yapılmasından sonra hu koşulların oluşması durumunda mevcut sözleşme kendiliğinden hükümsüz kalır.” denilerek belediyelerin ... gelirlerinin yüzde otuzunu aşması hallerinde sözleşme yapılamayacağı belirtildiği, Anılan düzenlemede herhangi bir kanuni limit öngörülmediği gibi mevcut sosyal denge ödemelerinin belediye gelirlerinin yüzde otuzunu aşmış olması durumunda bile idari veya mali yargılama ve takibatın yapılamayacağı, başlamış olanların da işlemden kaldırılacağı hüküm altına alındığı, Kaldı ki, ilama konu sosyal denge ödemeleri toplamının 4688 sayılı yasanın 32/3 fıkrasında belirlenen yüzde otuzluk oranın altında olduğu, Dolayısıyla yüzde otuzluk kısmın üzerindeki sosyal denge ödemelerini yargılama ve takibat dışında bırakan düzenlemenin, yoruma dahi mahal bırakmadan o oranın altındaki sosyal denge ödemelerini de kapsayarak anılan ödemelerin kamu zararı olgusunu ortadan kaldırdığı,
Af kapsamının genel değerlendirilmemesinin ayrıca anayasaya da aykırı olduğu, Şöyle ki;
Anayasa Mahkemesinin 19.09.2000 tarihli ve 1999/39 esas ve 2000/23 karar sayılı kararına yer verilerek, Anayasa Mahkemesi tarafından "af yasalarında aynı tür suça farklı uygulama yapılasının iptal edildiği" bu örnek hükümden de anlaşılacağı üzere “sosyal denge tazminatı ödemelerini içeren af yasasının yasaya aykırı ödeme yapılan bazı sosyal denge ödemelerini kapsar yasaya aykırı ödeme yapılan bazı sosyal denge ödemelerini kapsamaz” şeklinde değerlendirilmesinin anayasaya aykırılık teşkil edeceği, Anayasa mahkemesinin bu kararını da dikkate alarak, yürürlüğe girmiş olan yeni yasa doğrultusunda kararın bozularak başlatılmış olan takibatın ve yargılamanın sonlandırılması ve kamu zararı tespitinin düşürülmesi gerektiği,
4- BUNUNLA BİRLİKTE 26/11/2022 TARİHLİ VE 32025 SAYILI RESMİ GAZETEDE YAYIMLANAN 7421 SAYILI VERGİ USUL KANUNU İLE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUNUN 10. MADDESİ İLE 25/6/2001 TARİHLİ VE 4688 SAYILI KAMU GÖREVLİLERİ SENDİKALARI VE TOPLU SÖZLEŞME KANUNUNA EKLENEN GEÇİCİ 16. MADDESİNDE: “KONUSU SUC TEŞKİL ETMEMEK KAYDIYLA; BU MADDENİN YÜRÜRLÜK TARİHİNE KADAR BU KANUN VEYA 375 SAYILI KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMENİN EK 15 İNCİ MADDESİ HÜKÜMLERİNE A YKIRI OLARAK SOSYAL DENGE TAZMİNATI ÖDEDİĞİ TESPİT EDİLEN İL ÖZEL İDARELERİ, BELEDİYELER, BÜYÜKŞEHİR BELEDİYELERİ VE BAĞLI KURULUŞLARI İLE BUNLARIN ÜYESİ OLDUĞU MAHALLİ İDARE BİRLİKLERİNİN YETKİLİ VEYA GÖREVLİ OLAN SORUMLULARI HAKKINDA YAPILAN BU ÖDEMELER NEDENİYLE İDARİ VEYA MALİ YARGILAMA VE TAKİBAT YAPILAMAZ; BAŞLAMIŞ OLANLAR İŞLEMDEN KALDIRILIR.” DENİLEREK SOSYAL DENGE TAZMİNATININ ÖDENEBİLECEK AYLIK TUTARI OLAN, 4688 SAYILI KAMU GÖREVLİLERİ SENDİKALARI VE TOPLU SÖZLEŞME KANUNUNA GÖRE YAPILAN TOPLU SÖZLEŞMEDE BELİRLENEN TAVAN TUTARI GEÇMEK SURETİYLE SOSYAL DENGE TAZMİNATI ÖDEMESİ GERÇEKLEŞTİREN İL ÖZEL İDARELERİ, BELEDİYELER, BÜYÜKŞEHİR BELEDİYELERİ VE BAĞLI KURULUŞLARI İLE BUNLARIN ÜYESİ OLDUĞU MAHALLİ İDARE BİRLİKLERİNİN YETKİLİ VEYA GÖREVLİ OLAN SORUMLULARI HAKKINDA YAPILAN BU ÖDEMELER NEDENİYLE İDARİ VEYA MALİ YARGILAMA VE TAKİBAT YAPILAMAYACAĞI, BAŞLAMIŞ OLANLARIN İSE İŞLEMDEN KALDIRILACAĞInın HÜKÜM ALTINA ALINdığı, .
5- DOLAYISIYLA 26/11/2022 TARİHLİ YASAL DÜZENLEMEYLE MEVZUAT HÜKÜMLERİNE AYKIRI OLARAK SOSYAL DENGE TAZMİNATI ÖDEDİĞİ TESPİT EDİLEN (KABUL ANLAMINA GELMEMEK KAYDIYLA) YETKİLİ VEYA GÖREVLİ OLAN SORUMLULARI HAKKINDA SAYIŞTAY YARGILAMASI AŞAMASINDA OLAN VE KAMU ZARARI OLDUĞU DÜŞÜNÜLEN DOSYALARIN İŞLEMDEN KALDIRILMASI GEREKtiği, ANILAN SON DÜZENLEMEYLE (26/11/2022 TARİHLİ) İŞLEMDEN KALDIRILACAK ÖDEMENİN YALNIZCA KONUSUNUN SUÇ TEŞKİL ETMEMESİ ŞARTI GETİRİLMİŞ OLUP ONUN HARİCİNDE KANUNA AYKIRI OLARAK ÖDEMENİN KİME YAPILIP YAPILMADIĞINA BAKILMAKSIZIN TÜM İDARİ, MALİ YARGILAMALARIN İŞLEMDEN KALDIRILMASI VE TAKİBAT YAPILMAMASI HÜKÜM ALTINA ALINdığı,
Yukarıda belirtilen 4688 sayılı Kanun’un geçici 16’ncı maddesine göre ilgili Dosyaların İşlemden Kaldırılmasının talep edildiği,
6- Temyiz Kurulu’nun oy çokluğu ile almış olduğu kararın, getirilen AF düzenlemesine tamamen aykırı olduğu, Nitekim belediye başkanlarının aynen devlet memurları gibi Emekli Sandığı, yani 4/1-(c) sigortalısı sayıldığı, 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 39. Maddesine göre Belediye Başkanlarının devlet memurlarına sağlanan sosyal hak ve yardımlardan memurlar için geçerli olan aynı esas ve usullere göre yararlanacağı, Dolayısıyla memurlara sağlanan tüm hak ve yardımlardan yararlanabileceği kanunla düzenlenen Belediye Başkanlarının toplu sözleşme hükümlerinden yararlandırılmak suretiyle sosyal denge tazminatı ödenmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı, Konusu da suç teşkil etmeyen bir ödeme ile ilgili Temyiz Kurulu üyelerinin bir kısmının yapılan ödemenin sanki bir suç teşkil edermişçesine kanuni düzenlemeyi amacından saptırarak yapmış oldukları yorumlamaların hukuka, mevzuata ve hakkaniyete aykırı olduğu, Kaldı ki, ödeme yapılması hususunda Harcama Yetkilisi/Gerçekleştirme Görevlisi olarak; Belediye Başkanının teklifi ve Belediye Meclisinin onayı sonrasında imzalan sözleşmenin yerindelik denetimi görevini Harcama Yetkilisine ve/veya Gerçekleştirme Görevlisine veren bir düzenleme de bulunmadığı,
İfade edilerek Dosyanın İşlemden Kaldırılması talep edilmektedir.
Başsavcılık Mütalaası
Kararda sorumlu tutulan Üst Yönetici Belediye Başkanı ...vekili Av...., harcama yetkilisi ... ve gerçekleştirme görevlileri ..., ... (...), ... tarafından karar düzeltilmesi başvurusunda bulunulması üzerine verilen Başsavcılık Mütalaasında:
4688 sayılı Kanun’un geçici 16’ncı maddesine yer verildikten sonra,
“Yukarıda belirtilen düzenleme uyarınca mali yargılama yapılamayacağından, dosyanın işlemden kaldırılmasının uygun olacağı değerlendirilmekte olup, kararın düzeltilmesine mahal olduğu düşünülmektedir.
Arz olunur.”
Denilmektedir.
Dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra,
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
403 İlam sayılı Daire Kararının 1’inci maddesiyle, Belediye Başkanına yapılan sosyal denge tazminatı ödemeleri ile ilgili olarak tespit edilen ... TL’lik kamu zararının üst yönetici belediye başkanı, harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlisine ödettirilmesine hükmedilmiştir.
23.12.2020 tarih ve 48557 Tutanak sayılı Temyiz Kurulu Kararıyla, 403 İlam sayılı Daire Kararının Bozularak yeniden hüküm kurulmasını teminen Dosyanın Dairesine Gönderilmesine hükmedilmiştir.
437 İlam sayılı Daire Kararının 1’inci maddesiyle, Belediye Başkanına sosyal denge tazminatı ödenmesi sonucu oluşan ... TL kamu zararının sorumlulara ödettirilmesine hükmedilmiştir.
08.02.2023 tarih ve 53861 tutanak sayılı Temyiz Kurulu Kararıyla, “521 Karar-437 İlam sayılı Daire Kararının 1’inci maddesiyle verilen hüküm hukuka uygun olduğundan, sorumluların temyiz talebinin reddedilerek Daire Kararının TASDİKİNE” karar verilmiştir.
Esas yönünden inceleme
11.04.2012 tarih ve 28261 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yayım tarihinde yürürlüğe giren 6289 sayılı Kanun’un 30’uncu maddesi hükmü, 4688 sayılı Kanun’a geçici madde 14 olarak eklenmiştir. Geçici 14’üncü maddenin ilk fıkrasında:
“15/3/2012 tarihinden önce 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 15 inci maddesi kapsamındaki idareler ile ilgili sendikalar arasında toplu iş sözleşmesi, toplu sözleşme, sosyal denge sözleşmesi ve benzeri adlar altında imzalanan sözleşmelerin uygulanmasına, söz konusu sözleşmelerde öngörülen sürelerin sonuna kadar devam edilebilir. Anılan sözleşmelerin uygulanmasına devam edildiği dönem için 32 nci madde hükümleri çerçevesinde ayrıca sözleşme yapılamaz. Söz konusu sözleşmeleri 31/12/2015 tarihinden önce sona eren veya mevcut sözleşmeleri bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra karşılıklı olarak feshedilen kapsama dahil idareler, sözleşmelerinin sona eriş veya fesih tarihini izleyen bir ay içinde sözleşmelerin sona erdiği veya feshedildiği tarih ile bu Kanunda öngörülen toplu sözleşme dönemi sonuna kadarki dönemle sınırlı olmak üzere üçüncü fıkra hükümleri dikkate alınmaksızın 32 nci madde hükümleri çerçevesinde sözleşme yapabilir. …”
Hükümleri yer almaktadır.
Buna göre, 6289 sayılı Kanun’dan önce belediyeler tarafından sendikalarla toplu iş sözleşmesi, toplu sözleşme, sosyal denge sözleşmesi ve benzeri adlar altında imzalanan sözleşmeler kapsamında belediye personeline ödenen tutarların tamamı yasal zeminden yoksun iken, 6289 sayılı Kanun’la getirilen ve 357 sayılı KHK ve 4688 sayılı Kanun’da yerlerine işlenen hükümlerle belediyeler tarafından personele yapılan sosyal denge tazminatı ödemelerine yasal zemin sağlanmıştır.
4688 sayılı Kanun’un geçici 14’üncü maddesinin “15/3/2012 tarihinden önce 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 15 inci maddesi kapsamındaki idareler ile ilgili sendikalar arasında toplu iş sözleşmesi, toplu sözleşme, sosyal denge sözleşmesi ve benzeri adlar altında imzalanan sözleşmelerin uygulanmasına, söz konusu sözleşmelerde öngörülen sürelerin sonuna kadar devam edilebilir” hükmüyle, 6289 sayılı Kanun’dan önce yasal zemini olmaksızın imzalanmış olan sosyal denge tazminatı sözleşmelerinin bu sözleşmelerde belirtilen yürürlük sürelerinin sonuna kadar geçerli sözleşmeler olarak hüküm ve sonuç doğuracağı açıkça ifade edilmiştir. Ayrıca, 6289 sayılı Kanun’la getirilen ve 4688 sayılı Kanun ve 375 sayılı KHK’ya işlenen hükümlerde, tanınan sözleşmelere dönük olarak sosyal denge tazminatı verilebilecek personel yönünden ve verilebilecek sosyal denge tazminatı miktarı bakımından herhangi bir kısıtlama getirilmediği de görülmektedir.
15.03.2012 tarihinden sonra imzalanan sosyal denge sözleşmeleri ise, 6289 sayılı Kanun’la getirilip 4688 sayılı Kanun ve 375 sayılı KHK’ya işlenen hükümlere tabi olacaktır. Bu kapsamda, belediyelerle sendikalar arasında sosyal denge sözleşmeleri yapılabilecektir; Ancak bu sözleşmelerin, başta sosyal denge tazminatının ödenebileceği kamu personeli ve ödenebilecek üst tutar olmak üzere, 4688 sayılı Kanun ve 375 sayılı KHK’da yer alan düzenlemelere uygun olması gerekmektedir.
Özetle, 15.03.2012 tarihinden sonra akdedilen sözleşmelerle ilgili olarak “kamu personeli”nin tanımı ve kapsamı 4688 sayılı Kanun’un 2’nci maddesinde belirtilmiştir; 15.03.2012 tarihinden önce akdedilen sözleşmelerin ise uygulanmasına bu sözleşmelerde öngörülen sürelerin sonuna kadar devam edilebilecektir, sosyal denge tazminatı ödenebilecek personelin kimler olduğu konusunda sözleşme hükümleri esas alınacaktır.
... ... Belediyesi tarafından 2013 yılında ödenen sosyal denge tazminatlarına esas sözleşme, 13.02.2012 tarihinde imzalanan ve 01.01.2012 – 31.12.2013 tarihleri arasında yürürlükte olan sözleşmedir. Bu sözleşmenin hükümleri incelendiğinde, “iyileştirme zammı” kenar başlıklı 22’nci maddesinde Belediyenin hangi personeline ne tutarda sosyal denge tazminatı ödeneceğinin düzenlendiği görülmektedir. Bu sözleşmenin 22’nci maddesi hükmü aynen aşağıya alınmıştır:
“MADDE 22: İYİLEŞTİRME ZAMMI
a) 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi fiilen görev yapan Başkan Yardımcılarına, Meclis Üyesi Başkan Yardımcılarının aldığı ödenek ile kendi aldığı maaş arasındaki fark kadar net iyileştirme zammı ödenir.
b) 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi fiilen Müdür görevi yapan ve mevzuat gereğince, Müdürlük yaptığı kadronun zam ve tazminatlarından yararlanamayan memur personele, sözleşme dönemince tüm Müdürlerin eşit ücretlendirilmesi için zam ve tazminatlar arasındaki fark kadar (diğer Müdürlerin aldığı iyileştirme zammı hariç) ödeme yapılır.
c) Belediyemizde fiilen görev yapan (görevlendirme ile vekâlet ettirilen Müdürlere) Yöneticilerin (İç Denetçilere, Müfettişlere ve Sivil Savunma Uzmanına) maaşına ilave olarak her ay;
1.Yıl net ...-TL. (...)
2.Yıl net % 10 (on) oranında arttırılır. (... TL)
d) 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi olan memurlara (Başkan Yardımcıları ve Müdürler hariç) maaşına ilave olarak her ay
1.Yıl net ...-TL. (...)
2.Yıl net %10 (on) oranında arttırılır. ... TL)
e) 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi memurlara ödenen iyileştirme zammı ile, Müdürlere ödenen iyileştirme zammı arasındaki fark kadar ücret, fiilen görev yapan (görevlendirme ile vekalet ettirilenler dahil) tüm Müdürlere ödenir.”
4688 sayılı Kanun’un geçici 14’üncü maddesine göre, Belediye ile Sendika arasında akdedilen bu sözleşme 31.12.2013 tarihine kadar geçerli olarak doğmuş bir sözleşmenin bütün hüküm ve sonuçlarını doğuracaktır. Sözleşmenin incelenmesinde, bu sözleşmede Belediye Başkanına sosyal denge tazminatı –sözleşmedeki adıyla iyileştirme zammı- ödenmesinin öngörülmemiş olduğu görülmektedir.
Dolayısıyla 2013 yılında Belediye Başkanına sosyal denge tazminatı ödenmesi, 4688 sayılı Kanun’un geçici 14’üncü maddesiyle tanınan ve 2012 ve 2013 yıllarında yürürlükte olan sözleşmenin hükümlerine aykırıdır.
2013 yılında yapılan ödemelerin 4688 sayılı Kanun’un geçici 16’ncı maddesi kapsamında olmaması
26.11.2022 tarih ve 32025 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 7421 sayılı Vergi Usul Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 10’uncu maddesinde:
‘MADDE 10-25/6/2001 tarihli ve 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanununa aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.
“GEÇİCİ MADDE 16- Konusu suç teşkil etmemek kaydıyla; bu maddenin yürürlük tarihine kadar bu Kanun veya 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 15 inci maddesi hükümlerine aykırı olarak sosyal denge tazminatı ödediği tespit edilen il özel idareleri, belediyeler, büyükşehir belediyeleri ve bağlı kuruluşları ile bunların üyesi olduğu mahalli idare birliklerinin yetkili veya görevli olan sorumluları hakkında yapılan bu ödemeler nedeniyle idari veya mali yargılama ve takibat yapılamaz; başlamış olanlar işlemden kaldırılır.” ’
hükmü yer almaktadır.
Buna göre, Belediye tarafından 4688 sayılı Kanun ve 375 sayılı KHK’nın ek 15’inci maddesi hükümlerine aykırı olarak sosyal denge tazminatı ödenmesi halinde, yapılan bu ödemelerle ilgili olarak Dosyanın İşlemden Kaldırılmasına karar verilmesi gerekmektedir.
Somut uygulamada 2013 yılında Belediye Başkanına sosyal denge tazminatı adıyla ödenen tutarların ise 4688 sayılı Kanun’un geçici 16’ncı maddesi kapsamında olmadığı anlaşılmıştır. Geçici 16’ncı maddenin kapsamına 4688 sayılı Kanun ve 375 sayılı KHK’ya aykırı ödenen sosyal denge tazminatları girmektedir. Oysa ki somut uygulamada Belediye Başkanına yapılmış olan ödemelerin 375 sayılı KHK, 4688 sayılı Kanun ve dahi Belediye ile sendika arasında akdedilmiş olan sosyal denge tazminatı sözleşmesi dahil herhangi bir sözleşmede dayanağı bulunmamaktadır. Somut uygulamada Belediye başkanına yapılmış olan ödemeler, fiili durumda yapılmış olan ancak herhangi bir kanun veya yasal sözleşmeye dayanmayan ödemelerdir.
Mevzuatta dayanağı bulunmadan Belediye bütçesinden Belediye Başkanına ödenen ve akdedilmiş olan sosyal denge tazminatı sözleşmesinde dahi dayanağı bulunmayan tutarlar “sosyal denge tazminatı” değildir. Dayanağı bulunmayan bir ödemeye ait ödeme emri belgesinde bu ödemenin sosyal denge tazminatı olduğu yönünde açıklama bulunması, bu ödemenin sosyal denge tazminatı mahiyetini almasını sağlamaz. Buna göre somut uygulamada yapılan ödemeler “sosyal denge tazminatı” kabul edilemeyeceğinden, bu ödemelerin 4688 sayılı Kanun’un geçici 16’ncı maddesi kapsamında olmadığı sabit görülmüştür.
5018 sayılı Kanun’un 71’inci maddesinin ikinci fıkrasının g-bendinde, “Mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması” kamu zararını oluşturan haller arasında sayılmıştır. Somut uygulamada Belediye bütçesinden yapılan ödemeler 5018 sayılı Kanun’un 71’inci maddesinin ikinci fıkrasının g-bendi kapsamında kamu zararı oluşturmaktadır.
Sorumlular tarafından öne sürülen diğer hususlar Daire Kararında ve 53861 tutanak sayılı Temyiz Kurulu Kararında karşılanmıştır.
BU İTİBARLA, yukarıda açıklanan gerekçeyle, 08.02.2023 tarih ve 53861 tutanak sayılı Temyiz Kurulu Kararının KARAR DÜZELTİLMESİNE MAHAL BULUNMADIĞINA (Üyeler ..., ..., ..., ..., ..., ...’un aşağıda yer alan karşı oy gerekçesi karşısında), oy çokluğuyla,
Karar verildiği 05.06.2024 tarih ve 56933 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.
(Karşı oy gerekçesi
Üyeler ..., ..., ..., ..., ..., ...’un karşı oy gerekçesi
437 İlam sayılı Daire Kararının 1’inci maddesiyle, Belediye Başkanına sosyal denge tazminatı ödenmesi sonucu oluşan kamu zararının sorumlulara ödettirilmesine hükmedilmiştir. Belediye Başkanına sosyal denge tazminatı ödenmesi, Belediye ile sendika arasında akdedilen sosyal denge tazminatı sözleşmesinde öngörülmemişti. Fiili durumda Belediye Başkanına yapılan söz konusu ödemeler sosyal denge tazminatı sözleşmesine dayanmamaktadır.
Sorumlular tarafından 437 İlam sayılı Daire Kararının 1’inci maddesinin Tasdiki hükmünü içeren 08.02.2023 tarih ve 53861 tutanak sayılı Temyiz Kurulu Kararına karşı karar düzeltilmesi başvurusunda bulunulmuştur.
26.11.2022 tarih ve 32025 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 7421 sayılı Vergi Usul Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 10’uncu maddesiyle 25.06.2001 tarih ve 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu’na eklenen geçici 16’ncı madde aşağıdadır:
“GEÇİCİ MADDE 16- Konusu suç teşkil etmemek kaydıyla; bu maddenin yürürlük tarihine kadar bu Kanun veya 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 15 inci maddesi hükümlerine aykırı olarak sosyal denge tazminatı ödediği tespit edilen il özel idareleri, belediyeler, büyükşehir belediyeleri ve bağlı kuruluşları ile bunların üyesi olduğu mahalli idare birliklerinin yetkili veya görevli olan sorumluları hakkında yapılan bu ödemeler nedeniyle idari veya mali yargılama ve takibat yapılamaz; başlamış olanlar işlemden kaldırılır.”
Buna göre, ... ... Belediyesi 2013 yılı hesabına ait 437 İlam sayılı Daire Kararının 1’inci maddesine konu ödemeler sosyal denge tazminatı sözleşmesinde öngörülmemiş olsa da sosyal denge tazminatı niteliğindedir ve 4688 sayılı Kanun’un geçici 16’ncı maddesi kapsamındadır. Söz konusu sosyal denge tazminatı ödemelerinde yetkili ve görevli olan sorumlular hakkında mali yargılama ve takibat yapılamayacağından Daire Kararının 1’inci maddesiyle ilgili karar düzeltilmesi başvurusuna esas Dosyanın İşlemden Kaldırılması gerekir.)
403 İlam sayılı Daire Kararının 1’inci maddesiyle, Belediye Başkanına yapılan sosyal denge tazminatı ödemeleri ile ilgili olarak tespit edilen ... TL’lik kamu zararının üst yönetici belediye başkanı, harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlisine ödettirilmesine hükmedilmiştir.
23.12.2020 tarih ve 48557 Tutanak sayılı Temyiz Kurulu Kararıyla, 403 İlam sayılı Daire Kararının Bozularak yeniden hüküm kurulmasını teminen Dosyanın Dairesine Gönderilmesine hükmedilmiştir.
437 İlam sayılı Daire Kararının 1’inci maddesiyle, Belediye Başkanına sosyal denge tazminatı ödenmesi sonucu oluşan ... TL kamu zararının sorumlulara ödettirilmesine hükmedilmiştir.
08.02.2023 tarih ve 53861 tutanak sayılı Temyiz Kurulu Kararıyla, “521 Karar-437 İlam sayılı Daire Kararının 1’inci maddesiyle verilen hüküm hukuka uygun olduğundan, sorumluların temyiz talebinin reddedilerek Daire Kararının TASDİKİNE” karar verilmiştir.
Karar Düzeltilmesi Dilekçesi
Kararda sorumlu tutulan üst yönetici Belediye Başkanı ...vekili Av...., harcama yetkilisi ... ve gerçekleştirme görevlileri ..., ... (...), ... tarafından ayrı ayrı karar düzeltilmesi başvurusunda bulunulmuştur.
Üst yönetici Belediye Başkanı ...vekili Av.... tarafından yapılan karar düzeltilmesine esas dilekçede yer alan hususlar özetle aşağıdadır:
Daire Kararının Kaldırılmasının talep edildiği,
2-Daire Kararında kamu görevlisi tanımı olabildiğince en dar yorum şekli benimsenmek suretiyle, belediye başkanı, sosyal denge tazminatı alamayacak kamu görevlisi olarak kabul edildiği, belediye başkanının kamu görevlisi olduğu ve yol açtığı kamu zararını tazminle sorumlu tutulması gerektiği hüküm altına alındığı, Sayıştay 5.Dairesince verilen kararda belediye başkanının mali ve sosyal hak ve menfaatler açısından kamu görevlisi sayılmayıp cezai yükümlülükler açısından kamu görevlisi olarak kabul edilmesinin, mevzuata açıkça aykırı olduğu gibi hakkaniyete de aykırı olduğu, adalet duygusunu zedelediği, Temyize konu kararda, Belediye başkanının mevzuatta düzenlendiği gibi kamu görevlisi olarak kabul edilmiş ise hem mali ve sosyal haklar açısından hem cezai yaptırım ve yükümlülükler açısından kamu görevlisi olarak değerlendirilmesi ve bu çerçevede hüküm kurulması gerektiği, Bu itibarla Sayıştay 5.Ceza Dairesince verilen temyize konu kararın, kendi içerisinde çelişkili olup, öncelikle bu açıdan hükmün kaldırılması gerektiği,
Sayıştay Temyiz Kurulunca Tasdik Kararı verilen Sayıştay 5.Dairesi İlamı ile kamu zararına sebebiyet verildiğine ilişkin yapılan tespitin ... Belediyesi ile Yetkili Sendika arasında imzalanan Toplu İş Sözleşmesinin de hukuki dayanağını oluşturan mevzuat hükümleri ve uluslararası sözleşmeler kapsamında değerlendirildiğinde yerinde olmadığı, Zira Kamu emekçilerinin sendikal haklarının Anayasa ile güvence altına alındığı gibi, bütün evrensel insan hakları ve özgürlükleri ile ilgili belgelerde de düzenlenmiş olduğu, Temel insan hakları içerisinde yer alan sendikal hakların örgütlenme özgürlüğünü, toplu sözleşme yapma hakkını ve grev hakkını kapsadığı,
Sayıştay Temyiz Kurulunca Tasdik Kararı verilen Sayıştay 5.Dairesi İlamında da yer verildiği üzere Belediyelerde sosyal denge tazminatı ödenmesine ilişkin 375 sayılı KHK‘nın 04.04.2012 tarih ve 6289 sayılı Kanunla eklenen Ek 15.maddesine yer verilerek,
4688 sayılı yasanın 04.04.2012 tarih ve 6289 sayılı Kanunla değiştirilen Mahalli idarelerde sözleşme imzalanması başlıklı 32.maddesinin 1. Fıkrasına yer verilerek,
4688 sayılı yasanın Geçici 14 üncü maddesinde de 15/03/2012 tarihinden önce 375 sayılı KHK’nin Ek 15.maddesi kapsamındaki idareler ile ilgili sendikalar arasında toplu iş sözleşmesi, toplu sözleşme, sosyal denge sözleşmesi ve benzeri adlar altında imzalanan sözleşmelerin uygulanmasına söz konusu sözleşmelerde öngörülen sürelerin sonuna kadar devam edilebileceği belirtildiği,
İlamın incelemesinde, anılan düzenlemelerde sosyal denge ödenebilecek personelin belediye kadro ve pozisyonlarında istihdam edilen kamu görevlileri olduğunun açıkça belirtildiği ifade edilmiş ise de; Belediye Başkanlarının sosyal denge tazminatı ödenebilecek kamu görevlilerinden olmadığından bahisle Belediye Başkanına yapılan sosyal denge ödemeleri nedeniyle kamu zararına sebebiyet verildiğinin hüküm altına alındığı,
Anayasa, ilgili mevzuat hükümleri ve uluslararası sözleşme hükümleri ile açıkça çelişen Sayıştay 5.Dairesinin temyize konu işbu ilamında çok bariz şekilde hukuki nitelendirmede hataya düşüldüğü, ilam metninde bir taraftan Belediye başkanının ve seçilmiş başkan yardımcılarının “Kamu Görevlisi” olduğu belirtilirken, diğer taraftan ise ilam metninde kadro- pozisyon ayranına girilerek, çok dar bir yorum yapılmak suretiyle Belediye Başkanının ve seçilmiş başkan yardımcılarının, sosyal denge tazminatı ödenebilecek kamu görevlilerinden olmadığı sonucuna varıldığı, temyize konu işbu kararın, kendi içerisinde çelişkili olduğu,
5393 sayılı Belediye Kanunu’nun Belediye başkanının özlük hakları başlıklı 39’ncu maddesine yer verilerek, Tüm bu yasa hükümleri çerçevesinde belediye başkanlarının 4688 sayılı Kanun kapsamında yapılan toplu sözleşme hükümlerinden yararlanmasını engelleyici ve yasaklayıcı herhangi bir kanuni düzenleme bulunmadığı, Anılan Kanuni düzenlemeye göre Belediye başkanlarının, devlet memurlarına sağlanan sosyal hak ve yardımlardan, memurlar için geçerli olan aynı esas ve usullere göre yararlanabiliyorken; 4688 sayılı Kanun kapsamında imzalanan toplu sözleşme hükümlerinden yararlanamayacağını, dolayısıyla sosyal denge tazminatı ödenemeyeceğini iddia etmenin mevzuat hükümleri ve uluslararası sözleşmeler karşısında kabul edilebilir olmadığı, Zira Kamu emekçilerinin sendikal haklarının Anayasa ile güvence altına alınmış olup; bütün evrensel insan hakları ve özgürlükleri ile ilgili belgelerde düzenlendiği, Temel insan hakları içerisinde yer alan sendikal hakların örgütlenme özgürlüğünü, toplu sözleşme yapma hakkını ve grev hakkını kapsadığı, Yasalarla Kamu görevlisi olduğu kabul edilen belediye başkanlarının bu düzenlemeler dışında tutulması mümkün olmadığı,
3-Türk Hukukunda, kamu görevlisi kavramı ile ilgili kanuni düzenlemeler incelendiğinde;
4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunun Tanımlar başlıklı 3. Maddesinin 1. Fıkrasının 04.04.2012 tarih ve 6289 sayılı yasayla değişen (a) bendinde kamu görevlisinin tanımlandığı, Tanımdan da anlaşılacağı gibi, bir kişinin kamu görevlisi sayılabilmesi için bir kamu kurum ve kuruluşunda çalışması, işçi statüsü dışında kadrolu veya sözleşmeli personel statüsünde bulunması ve adaylık ve deneme süresini tamamlamış olması gerektiği, Bu tanımda kişinin yaptığı iş veya görev değil, çalıştığı yer veya çalışma statüsü esas alındığı,
5237 sayılı TCK 6’ncı maddesine göre kamu görevlisi tanımına yer verilerek,
Anayasa’da kamu görevlilerinin, esas itibariyle “kamu hizmeti görevlileriyle ilgili hükümler” başlığı altında 128 ve 129 uncu maddelerde düzenlendiği, Anayasa’daki “diğer kamu görevlileri” deyiminin, memurlar ve işçiler dışında kamu hizmetinin gerektirdiği asli ve sürekli görevlerde, kamu hukuku ilişkisi içinde yönetime bağlı olarak çalışan tüm kamu personelini kapsadığı,
657 sayılı Kanunun 4 ve 5.maddelerine yer verilerek,
Sayıştay Temyiz Kurulunca Tasdik Kararı verilen Sayıştay 5.Dairesi İlamının incelemesinde, kadro ve pozisyon ifadelerinden; sözleşmeli personel pozisyon unvanlarının ve bu unvanlarda istihdama ilişkin gereken niteliklerin ayrıntılı bir şekilde düzenlendiği 657 sayılı Devlet Memurları Kanunun 4. Maddesinin b fıkrası uyarınca kamu idare, kurum ve kuruluşlarında mali yılla sınırlı olarak sözleşme ile çalıştırılan ve işçi sayılmayan kamu hizmeti görevlilerinin kastedildiği şeklinde bir yorum yapıldığı, Ancak 2012 yılında 4688 sayılı kanunda yapılan değişiklikle yasa metnindeki “sözleşmeli personel pozisyonunda çalışan” kısmı madde metninden çıkarılmak suretiyle kamu görevlisi kavramı genişletildiği, Böylelikle kamu görevlilerine yönelik mali sosyal haklara ilişkin toplu sözleşmelerin uygulama alanı da sadece memurlar ve/veya sözleşmeli personellerle sınırlı tutulmayıp ilgili hizmet kolu kapsamına giren kamu kurum ve kuruluşlarının, kadro ve pozisyonlarında istihdam edilen kamu görevlileri açısından da uygulanabilir hale gelmiş olduğu,
5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 37. Maddesine yer verilerek, Belediye Başkanının bu kapsamda kamu görevlisi olup, sözleşme serbestisi çerçevesinde imzalanan ve hiçbir yargı kararı ile iptal edilememiş olan toplu sözleşme ile Belediye Başkanlarına sosyal denge tazminatı ödenmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı, Nitekim Sayıştay Genel Kurulunun 5189/1 sayı ve 14.06.2007 tarihli kararında da vurgulandığı üzere mevzuata aykırı karar, işlem ve eylem ile zarar arasında illiyettin olması gerekmekte olup, söz konusu illiyetin de iddia konusu uyuşmazlıkta mevcudiyetinden söz edilemeyeceği,
4-KAMU ZARARININ VARLIĞININ TESPİTİ YÖNÜNDEN DE TEMYİZ İNCELEMESİNE KONU İLAMın, MEVZUATLA ÖRTÜŞMEdiği, MEVZUATA AÇIKÇA AYKIRI olduğu,
5018 sayılı Kanunun "Kamu zararı" başlıklı 71. Maddesine yer verilerek,
5018 sayılı Kanuna göre kamu zararı sayılan halleri belirlemek için anılan maddenin ikinci fıkrasına bakmak gerekeceği, ikinci fıkrada yer alan bentler birlikte değerlendirildiğinde ise, 5018 sayılı Kanunun kamu zararı kapsamının; kamu kaynakları kullanılarak piyasadan mal ve hizmet satın alınması sırasında fazla ödeme yapılması, idarenin gelirlerinin tahsili sırasında mevzuata aykırı davranılması ve mevzuatta öngörülmeyen bir ödeme yapılması suretiyle yol açılan zararla sınırlı olduğunun anlaşıldığı, Nitekim ikinci fıkra ile belirlenen kapsam içinde, kamu malına zarar verilmesi, kamu görevlilerinin hukuka aykırı eylemleri nedeniyle kişilere verdikleri zararın kamu tarafından ödenmek zorunda kalınması ya da mevzuatta ödenmesi öngörülmekle birlikte, mevzuatın yorumunda hataya düşülmek veya ihmal ve kasıt yoluyla fazla ödeme yapılması halleri sayılmamış olduğu,
İlama konu sosyal denge tazminatı ödemesi esasen mevzuatta yeri olan bir ödeme olduğu halde, Sayıştay 5. Dairesince, 375 Sayılı KHK’nın Ek-15. maddesinde yer bulan bu ödemenin yapılacağı kamu görevlileri çok dar biçimde yorumlamak suretiyle hukuksal nitelemede hataya düşüldüğü ve eski belediye başkanı aleyhine iş bu hüküm tesis edildiği, Dolayısıyla ilam gerekçesinin aksine somut olayda mevzuatta öngörülmediği halde ödeme yapılması gibi bir durum mevcut olmayıp, tam tersine 375 sayılı KHK’nın Ek 15.maddesinde düzenlenmiş olan sosyal denge tazminatı ödemesinin, ... Belediye Meclisince alınan karar ve bu doğrultuda yapılan Sözleşmeye dayanılarak, kamu görevlisi olan belediye başkanına ödenmiş olup, hiçbir şekilde kamu zararına yol açılmamış olduğu,
Somut olayda tarafları bağlayan herhangi bir fesih veya yargılama neticesi kısmen geçersiz sayılmasını sağlayan bir mahkeme kararı mevcut olmadığı, Belediye Başkanının teklifi ve Belediye Meclisinin onayı sonrasında imzalanan sözleşmenin yerindelik denetimi görevinin, Harcama yetkilisine ve/veya gerçekleştirme görevlisine veren bir yasal düzenleme de bulunmadığı,
Kamu emekçilerinin sendikal hakları Anayasa ile güvence altına alınmış olup; bütün evrensel insan hakları ve özgürlükleri ile ilgili belgelerde de düzenlendiği, Temel insan hakları içerisinde yer alan sendikal hakların örgütlenme özgürlüğünü, toplu sözleşme yapma hakkını ve grev hakkını kapsadığı,
Bu haklar içerisinde kamu çalışanları da dâhil olmak üzere bütün çalışanların toplu sözleşme yapma hakkının, Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) 8 temel sözleşme arasında saydığı 98 sayılı Sözleşmesinde yer aldığı, Teşkilatlanma ve Kolektif Müzakere Hakkı Prensiplerinin Uygulanmasına Müteallik 98 No’lu ILO Sözleşmesinin 08.08.1951 günlü 5834 sayılı yasayla onaylanması uygun bulunduğu ve 14.08.1951 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girdiği, 98 sayılı Sözleşmenin 4. maddesinin toplu pazarlık hakkını düzenlediği, Bu sözleşme uyarınca tüm çalışanların toplu sözleşme hakkı bulunduğu, Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) Sözleşmesi gibi anlaşma ve sözleşmelerle kamu personelinin mali haklarının iyileştirilmesi öngörülmüş olup; bu uluslararası sözleşmelerin Anayasanın 90. maddesine göre kanunlara nazaran öncelikli uygulanması gerektiği,
Anayasanın Toplu iş sözleşmesi hakkı başlığını taşıyan 53. maddesinde de işçi ve işverenlerin karşılıklı olarak ekonomik ve sosyal durumlarını ve çalışma şartlarını düzenlemek amacıyla toplu iş sözleşmesi yapma hakkına sahip oldukları, toplu iş sözleşmesinin nasıl yapılacağının kanunla düzenleneceği öngörüldüğü,
Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartının 6. maddesinde "Yerel Yönetimlerde görevlilerin çalışma koşulları, liyakat ve yeteneğe göre yüksek nitelikli eleman istihdamına imkân verecek nitelikte olmalıdır. Bu amaçla eğitim olanakları ile ücret ve mesleki ilerleme olanaktan sağlanmalıdır." düzenlemesine yer verilerek Belediyelere, personeline yüksek nitelikli eleman istihdamına imkân verecek ücret olanakları sağlamanın bir görev olarak verildiği,
Anayasa’nın 90. maddesinin son fıkrasına yer verilerek,
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri karşısında Anayasanın 90. maddesi gereğince iç hukuk mevzuatının uluslararası sözleşme ve antlaşmalarla farklı hükümler içermesi halinde yer verilen Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı ile 87 Nolu ILO Sözleşmesi hükümlerinin esas alınması gerektiği, Bu durumda Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler, bu sözleşmelere paralel iç hukukta yapılan düzenlemeler, çeşitli yargı kararları ve en son Avrupa Konseyi İnsan Haklan Avrupa Mahkemesi’nin 21.11.2006 tarihli kararı çerçevesinde hareket edilmesi gerektiği,
Anayasasının 55. maddesinde ücretin emeğin karşılığı olduğu, Devletin çalışanların yapıkları işe uygun adaletli bir ücret elde etmeleri ve diğer sosyal yardımlardan yararlanmaları için gerekli tedbirleri alacağı düzenlendiği, Bu doğrultuda çalışanların adil bir ücret alabilmesi için gerektiğinde sosyal yardımlarla bu dengenin sağlanması görevinin bizatihi Devletin sorumluluğunda olup emeğin karşılığı olan ücrette adaletin sağlanmasının sosyal yardımlarla desteklenmesi de Anayasanın doğal ve kaçınılmaz sonucu olup, idarelere verilen bir görev ve yükümlülük mahiyetinde olduğu,
Dolayısıyla Sayıştay Temyiz Kurulunca Tasdik Kararı verilen Sayıştay 5.Dairesi ilamı ile hüküm altına alınan kamu zararına yol açıldığı yolundaki belirlemenin, hukuksal dayanaktan yoksun olduğu gibi Sayıştay 5. Dairesinin 02.02.2016 tarih ve 148 sayılı karan çerçevesinde bu bağlamda belediye ile sendika arasında imzalanan Toplu İş Sözleşmesinin iyileştirme zammına ilişkin yapılan düzenleme 4688 sayılı Kanunun 28. maddesinde hüküm altına alınan ödemeler kapsamında bir düzenleme olduğundan bu durumun adı geçen kanuna aykırılık teşkil etmediği ve bu çerçevede yapılan ödemelerin kamu zararı oluşturmadığı; yine Sayıştay Genel Kurulunun 5189/1 sayı ve 14.06.2007 tarihli kararında da vurgulandığı üzere mevzuata aykırı karardan söz edebilmek için, işlem ve eylemle zarar arasında illiyettin olması gerektiği, somut olayda illiyettin mevcudiyetinden de söz edilemeyeceği; Belediye ile yetkili sendika arasında imzalanan sosyal denge sözleşmesinin Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 90. maddesi ile Avrupa İnsan Haklan Mahkemesi kararlan çerçevesinde imzalanmış bulunduğu ve bu cihetle Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin güvencesinde akdedilmiş olduğu ve öncelikli olarak usulüne göre uygun bulunarak iç hukuk normlarından üstünlüğü Anayasaca kabul edilen uluslararası sözleşme ve antlaşmalara istinaden yapıldığı, bu çerçevede olmak üzere iddia olunan kamu zararının mevcudiyetinden söz edilmesinin hukuken mümkün bulunmadığı,
4688 sayılı Kanunun 28. Maddesine yer verilerek, Bu kapsamda, belediye başkanlarının aynen devlet memurları gibi Emekli Sandığı yanı 4/l-(c) sigortalısı sayıldığı, 5393 sayılı Belediye kanununun 39. Maddesine göre Belediye başkanları, devlet memurlarına sağlanan sosyal hak ve yardımlardan memurlar için geçerli olan aynı esas ve usullere göre yararlanacağı, Dolayısıyla memurlara sağlanan tüm hak ve yardımlardan yararlanabileceği kanunla düzenlenen Belediye Başkanlarına toplu sözleşme hükümlerinden yararlandırılmak suretiyle sosyal denge tazminatı ödenmesinde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı,
Söz konusu mevzuat hükümleri gereğince, kamu idaresinin yükümlülüklerini mevzuatına uygun bir şekilde yerine getirmemesi nedeniyle ödemek zorunda kaldığı faiz, tazminat, gecikme zammı, para cezası gibi ek mali külfetlerin kamu zararı olduğu ve tespit edilen bu nitelikteki kamu zararından, bu zararın oluşmasında kusuru bulunan kamu görevlilerinin sorumlu tutulması gerektiği, oysa ki somut olayda Belediye Başkanının kusurundan veya kastından hiçbir şekilde bahsedilemeyeceği, esasen somut olaydaki ana sorunun mevzuatın farklı yorumlanmasından kaynaklandığı,
Belediye Başkanının, Belediye Başkanı sıfatı ile Belediye tüzel kişiliği adına; ... Belediye Meclisince alınmış olunan, mevzuata uygun karar gereği yapılan sözleşme ile ortaya çıkan yükümlülüğü yerine getirmekten başka bir işlem yapmadığı, ... Belediye Meclisinin mevzuatta mevcut olan düzenlemeyi, uluslararası anlaşmalara ve iç hukuka uygun olarak yorumlamak suretiyle karar almış ve bu karar çerçevesinde yapılan Sözleşme ile sosyal denge tazminatının ödenmesi kararlaştırılmış ve Belediye Başkanının ise bu kararı uygulamış olduğu,
Gerek 4688 sayılı Kanun gerekse 375 sayılı KHK’nın Ek 15 maddesi karşısında Belediye Başkanının sosyal denge tazminatından yararlanamayacağına ilişkin herhangi bir yasal düzenlemenin bulunmadığı, 4688 sayılı Yasanın 32. maddesine istinaden Belediye Başkanının teklifi ve Belediye Meclisi Kararı sonrasında imzalanan sözleşmeye istinaden Belediye bütçesine konan ödeneğin ilgili kişilere ödenmesinin 5018 sayılı Kamu Mali Kontrol Kanunu kapsamında kamu zararı olarak nitelendirilmesi hukuken mümkün bulunmadığı, Tam aksine, sözleşmede belirlenen tutarın, bütçede karşılığı bulunduğu sürece zamanında ödenmemesinin kamu zararına sebebiyet vereceği,
Gider Bütçesi üst başlığı altında sosyal ödemeler kalemi içinde yerini bulan sosyal denge ödemesi hakkında ödeme sisteminde miktarı belirlenmiş bir ödeneğin ilgilere ödenmesinde kamu zararı oluştuğundan söz edilmesi mümkün olmadığı,
Tüm bu açıklamalar neticesinde; somut olayda mevcut bir kamu zararından söz edilemeyeceğinden, ... Belediye Meclisince uluslar arası sözleşmeler ve iç hukukta yer alan düzenlemeler uygun bir yorumla söz konusu sosyal denge tazminatının ödenmesine dair olarak alınan karar çerçevesinde yapılan Sözleşmeyi uygulayan eski belediye başkanının, hiçbir şekilde kamu zararı yaratmaya yönelik kusurundan da bahsedilemeyeceği, ortada illiyetin varlığından bahsedebilmek için mevzuata aykırı karar, işlem ve eylemle zarar arasında bu bağın bulunması gerektiğinden ve herhangi bir illiyetin varlığından da söz edilemeyeceğinden, Belediye Başkanı aleyhine tazmine yönelik hüküm kurulmasının usul ve yasaya açık aykırılık teşkil ettiği,
Anayasanın “toplu iş sözleşmesi ve toplu sözleşme hakkı’ başlıklı 53 üncü maddesine yer verilerek,
Bu doğrultuda 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu’nu 28 inci maddesine yer verilerek,
Son olarak Sayıştay 5.Dairesi, 02.07.2019 tarih ve 207 sayılı ilamında 3. Madde sorgusuna ilişkin olarak ilama azınlık oyu veren Üye ...’ un karşı oy gerekçesine yer verilerek,
Yukarıda belirtilen tüm nedenler ve tüm açıklamalardan da açıkça anlaşılacağı üzere, Sayıştay Temyiz Kurulunca Tasdik Kararı verilen Sayıştay 5.Dairesi İlamının tamamen yoruma dayalı, açıkça hukuka, yasaya, maddi gerçeğe ve dahi hakkaniyete aykırı olduğu,
Daire Kararının Kaldırılmasının talep edildiği.
Ayrıca sorumlular tarafından yapılan karar düzeltilmesine esas dilekçede yer alan diğer hususlar özetle aşağıdadır:
3- 01/07/2022 tarih ve 7417 sayılı kanun numarası ile kabul edilen 05/07/2022 tarih ve 31887 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan DMK ile bazı kanunlarda ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'unun geçici 1.maddesinin 3. fıkrasında; “Konusu suç teşkil etmemek ve kesinleşmiş bir yargı kararma müstenit olmamak kaydıyla, bu maddenin yürürlük tarihine kadar personeline yemek yardımını nakden ödeyen ya da kupon, kart, fiş, bilet ya da bu mahiyette bir ödeme aracı üzerinden gerçekleştirmek amacıyla bu ödeme araçlarının teminini bütçesinden hizmet atımı yoluyla karşılamış olan ve 25/6/2001 tarihli ve 4688 sayılı kamu görevlileri sendikaları ve toplu sözleşme kanununun 32 nci maddesinin üçüncü fıkrası hükümlerine aykırı olarak sosyal denge tazminatı verdiği tespit edilen il özel idareleri, belediyeler, büyükşehir belediyeleri ve bağlı kuruluşlarının yetkili ve görevli personeli hakkında idari veya mali yargılama ve takibat yapılamaz, başlamış olanlar işlemden kaldırılır" düzenlemesi getirilmiş olup anılan kanuni düzenlemeyle 4688 sayılı yasanın 32. maddesine aykırı bir şekilde yapılan ödemeler olması durumunda sorumlular hakkında idari veya mali yargılama ve takibatın yapılamayacağı, başlamış olanların da işlemden kaldırılacağı hüküm altına alındığı, 4688 sayılı Yasanın “mahalli idarelerde sözleşme imzalanması” başlıklı 32. maddesinin 3. fıkrasında “ilgili mahalli idarenin; vadesi geçmiş vergi, sosyal güvenlik primi ile hazine müsteşarlığımı olan borç toplamının gerçekleşen en son yıl bütçe gelirlerinin yüzde onunu aşması, ödeme süresi geçtiği halde ödenmemiş aylık ve ücret borcu bulunması veya gerçekleşen en son yıla ilişkin toplam personel giderinin, gerçekleşen en son yıl bütçe gelirlerinin belediyelerde yüzde otuzunu, il özel idaresinde yüzde yirmi beşini aşması hallerinde hu madde kapsamında sözleşme yapılamaz. Sözleşmenin yapılmasından sonra hu koşulların oluşması durumunda mevcut sözleşme kendiliğinden hükümsüz kalır.” denilerek belediyelerin ... gelirlerinin yüzde otuzunu aşması hallerinde sözleşme yapılamayacağı belirtildiği, Anılan düzenlemede herhangi bir kanuni limit öngörülmediği gibi mevcut sosyal denge ödemelerinin belediye gelirlerinin yüzde otuzunu aşmış olması durumunda bile idari veya mali yargılama ve takibatın yapılamayacağı, başlamış olanların da işlemden kaldırılacağı hüküm altına alındığı, Kaldı ki, ilama konu sosyal denge ödemeleri toplamının 4688 sayılı yasanın 32/3 fıkrasında belirlenen yüzde otuzluk oranın altında olduğu, Dolayısıyla yüzde otuzluk kısmın üzerindeki sosyal denge ödemelerini yargılama ve takibat dışında bırakan düzenlemenin, yoruma dahi mahal bırakmadan o oranın altındaki sosyal denge ödemelerini de kapsayarak anılan ödemelerin kamu zararı olgusunu ortadan kaldırdığı,
Af kapsamının genel değerlendirilmemesinin ayrıca anayasaya da aykırı olduğu, Şöyle ki;
Anayasa Mahkemesinin 19.09.2000 tarihli ve 1999/39 esas ve 2000/23 karar sayılı kararına yer verilerek, Anayasa Mahkemesi tarafından "af yasalarında aynı tür suça farklı uygulama yapılasının iptal edildiği" bu örnek hükümden de anlaşılacağı üzere “sosyal denge tazminatı ödemelerini içeren af yasasının yasaya aykırı ödeme yapılan bazı sosyal denge ödemelerini kapsar yasaya aykırı ödeme yapılan bazı sosyal denge ödemelerini kapsamaz” şeklinde değerlendirilmesinin anayasaya aykırılık teşkil edeceği, Anayasa mahkemesinin bu kararını da dikkate alarak, yürürlüğe girmiş olan yeni yasa doğrultusunda kararın bozularak başlatılmış olan takibatın ve yargılamanın sonlandırılması ve kamu zararı tespitinin düşürülmesi gerektiği,
4- BUNUNLA BİRLİKTE 26/11/2022 TARİHLİ VE 32025 SAYILI RESMİ GAZETEDE YAYIMLANAN 7421 SAYILI VERGİ USUL KANUNU İLE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUNUN 10. MADDESİ İLE 25/6/2001 TARİHLİ VE 4688 SAYILI KAMU GÖREVLİLERİ SENDİKALARI VE TOPLU SÖZLEŞME KANUNUNA EKLENEN GEÇİCİ 16. MADDESİNDE: “KONUSU SUC TEŞKİL ETMEMEK KAYDIYLA; BU MADDENİN YÜRÜRLÜK TARİHİNE KADAR BU KANUN VEYA 375 SAYILI KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMENİN EK 15 İNCİ MADDESİ HÜKÜMLERİNE A YKIRI OLARAK SOSYAL DENGE TAZMİNATI ÖDEDİĞİ TESPİT EDİLEN İL ÖZEL İDARELERİ, BELEDİYELER, BÜYÜKŞEHİR BELEDİYELERİ VE BAĞLI KURULUŞLARI İLE BUNLARIN ÜYESİ OLDUĞU MAHALLİ İDARE BİRLİKLERİNİN YETKİLİ VEYA GÖREVLİ OLAN SORUMLULARI HAKKINDA YAPILAN BU ÖDEMELER NEDENİYLE İDARİ VEYA MALİ YARGILAMA VE TAKİBAT YAPILAMAZ; BAŞLAMIŞ OLANLAR İŞLEMDEN KALDIRILIR.” DENİLEREK SOSYAL DENGE TAZMİNATININ ÖDENEBİLECEK AYLIK TUTARI OLAN, 4688 SAYILI KAMU GÖREVLİLERİ SENDİKALARI VE TOPLU SÖZLEŞME KANUNUNA GÖRE YAPILAN TOPLU SÖZLEŞMEDE BELİRLENEN TAVAN TUTARI GEÇMEK SURETİYLE SOSYAL DENGE TAZMİNATI ÖDEMESİ GERÇEKLEŞTİREN İL ÖZEL İDARELERİ, BELEDİYELER, BÜYÜKŞEHİR BELEDİYELERİ VE BAĞLI KURULUŞLARI İLE BUNLARIN ÜYESİ OLDUĞU MAHALLİ İDARE BİRLİKLERİNİN YETKİLİ VEYA GÖREVLİ OLAN SORUMLULARI HAKKINDA YAPILAN BU ÖDEMELER NEDENİYLE İDARİ VEYA MALİ YARGILAMA VE TAKİBAT YAPILAMAYACAĞI, BAŞLAMIŞ OLANLARIN İSE İŞLEMDEN KALDIRILACAĞInın HÜKÜM ALTINA ALINdığı, .
5- DOLAYISIYLA 26/11/2022 TARİHLİ YASAL DÜZENLEMEYLE MEVZUAT HÜKÜMLERİNE AYKIRI OLARAK SOSYAL DENGE TAZMİNATI ÖDEDİĞİ TESPİT EDİLEN (KABUL ANLAMINA GELMEMEK KAYDIYLA) YETKİLİ VEYA GÖREVLİ OLAN SORUMLULARI HAKKINDA SAYIŞTAY YARGILAMASI AŞAMASINDA OLAN VE KAMU ZARARI OLDUĞU DÜŞÜNÜLEN DOSYALARIN İŞLEMDEN KALDIRILMASI GEREKtiği, ANILAN SON DÜZENLEMEYLE (26/11/2022 TARİHLİ) İŞLEMDEN KALDIRILACAK ÖDEMENİN YALNIZCA KONUSUNUN SUÇ TEŞKİL ETMEMESİ ŞARTI GETİRİLMİŞ OLUP ONUN HARİCİNDE KANUNA AYKIRI OLARAK ÖDEMENİN KİME YAPILIP YAPILMADIĞINA BAKILMAKSIZIN TÜM İDARİ, MALİ YARGILAMALARIN İŞLEMDEN KALDIRILMASI VE TAKİBAT YAPILMAMASI HÜKÜM ALTINA ALINdığı,
Yukarıda belirtilen 4688 sayılı Kanun’un geçici 16’ncı maddesine göre ilgili Dosyaların İşlemden Kaldırılmasının talep edildiği,
6- Temyiz Kurulu’nun oy çokluğu ile almış olduğu kararın, getirilen AF düzenlemesine tamamen aykırı olduğu, Nitekim belediye başkanlarının aynen devlet memurları gibi Emekli Sandığı, yani 4/1-(c) sigortalısı sayıldığı, 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 39. Maddesine göre Belediye Başkanlarının devlet memurlarına sağlanan sosyal hak ve yardımlardan memurlar için geçerli olan aynı esas ve usullere göre yararlanacağı, Dolayısıyla memurlara sağlanan tüm hak ve yardımlardan yararlanabileceği kanunla düzenlenen Belediye Başkanlarının toplu sözleşme hükümlerinden yararlandırılmak suretiyle sosyal denge tazminatı ödenmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı, Konusu da suç teşkil etmeyen bir ödeme ile ilgili Temyiz Kurulu üyelerinin bir kısmının yapılan ödemenin sanki bir suç teşkil edermişçesine kanuni düzenlemeyi amacından saptırarak yapmış oldukları yorumlamaların hukuka, mevzuata ve hakkaniyete aykırı olduğu, Kaldı ki, ödeme yapılması hususunda Harcama Yetkilisi/Gerçekleştirme Görevlisi olarak; Belediye Başkanının teklifi ve Belediye Meclisinin onayı sonrasında imzalan sözleşmenin yerindelik denetimi görevini Harcama Yetkilisine ve/veya Gerçekleştirme Görevlisine veren bir düzenleme de bulunmadığı,
İfade edilerek Dosyanın İşlemden Kaldırılması talep edilmektedir.
Başsavcılık Mütalaası
Kararda sorumlu tutulan Üst Yönetici Belediye Başkanı ...vekili Av...., harcama yetkilisi ... ve gerçekleştirme görevlileri ..., ... (...), ... tarafından karar düzeltilmesi başvurusunda bulunulması üzerine verilen Başsavcılık Mütalaasında:
4688 sayılı Kanun’un geçici 16’ncı maddesine yer verildikten sonra,
“Yukarıda belirtilen düzenleme uyarınca mali yargılama yapılamayacağından, dosyanın işlemden kaldırılmasının uygun olacağı değerlendirilmekte olup, kararın düzeltilmesine mahal olduğu düşünülmektedir.
Arz olunur.”
Denilmektedir.
Dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra,
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
403 İlam sayılı Daire Kararının 1’inci maddesiyle, Belediye Başkanına yapılan sosyal denge tazminatı ödemeleri ile ilgili olarak tespit edilen ... TL’lik kamu zararının üst yönetici belediye başkanı, harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlisine ödettirilmesine hükmedilmiştir.
23.12.2020 tarih ve 48557 Tutanak sayılı Temyiz Kurulu Kararıyla, 403 İlam sayılı Daire Kararının Bozularak yeniden hüküm kurulmasını teminen Dosyanın Dairesine Gönderilmesine hükmedilmiştir.
437 İlam sayılı Daire Kararının 1’inci maddesiyle, Belediye Başkanına sosyal denge tazminatı ödenmesi sonucu oluşan ... TL kamu zararının sorumlulara ödettirilmesine hükmedilmiştir.
08.02.2023 tarih ve 53861 tutanak sayılı Temyiz Kurulu Kararıyla, “521 Karar-437 İlam sayılı Daire Kararının 1’inci maddesiyle verilen hüküm hukuka uygun olduğundan, sorumluların temyiz talebinin reddedilerek Daire Kararının TASDİKİNE” karar verilmiştir.
Esas yönünden inceleme
11.04.2012 tarih ve 28261 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yayım tarihinde yürürlüğe giren 6289 sayılı Kanun’un 30’uncu maddesi hükmü, 4688 sayılı Kanun’a geçici madde 14 olarak eklenmiştir. Geçici 14’üncü maddenin ilk fıkrasında:
“15/3/2012 tarihinden önce 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 15 inci maddesi kapsamındaki idareler ile ilgili sendikalar arasında toplu iş sözleşmesi, toplu sözleşme, sosyal denge sözleşmesi ve benzeri adlar altında imzalanan sözleşmelerin uygulanmasına, söz konusu sözleşmelerde öngörülen sürelerin sonuna kadar devam edilebilir. Anılan sözleşmelerin uygulanmasına devam edildiği dönem için 32 nci madde hükümleri çerçevesinde ayrıca sözleşme yapılamaz. Söz konusu sözleşmeleri 31/12/2015 tarihinden önce sona eren veya mevcut sözleşmeleri bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra karşılıklı olarak feshedilen kapsama dahil idareler, sözleşmelerinin sona eriş veya fesih tarihini izleyen bir ay içinde sözleşmelerin sona erdiği veya feshedildiği tarih ile bu Kanunda öngörülen toplu sözleşme dönemi sonuna kadarki dönemle sınırlı olmak üzere üçüncü fıkra hükümleri dikkate alınmaksızın 32 nci madde hükümleri çerçevesinde sözleşme yapabilir. …”
Hükümleri yer almaktadır.
Buna göre, 6289 sayılı Kanun’dan önce belediyeler tarafından sendikalarla toplu iş sözleşmesi, toplu sözleşme, sosyal denge sözleşmesi ve benzeri adlar altında imzalanan sözleşmeler kapsamında belediye personeline ödenen tutarların tamamı yasal zeminden yoksun iken, 6289 sayılı Kanun’la getirilen ve 357 sayılı KHK ve 4688 sayılı Kanun’da yerlerine işlenen hükümlerle belediyeler tarafından personele yapılan sosyal denge tazminatı ödemelerine yasal zemin sağlanmıştır.
4688 sayılı Kanun’un geçici 14’üncü maddesinin “15/3/2012 tarihinden önce 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 15 inci maddesi kapsamındaki idareler ile ilgili sendikalar arasında toplu iş sözleşmesi, toplu sözleşme, sosyal denge sözleşmesi ve benzeri adlar altında imzalanan sözleşmelerin uygulanmasına, söz konusu sözleşmelerde öngörülen sürelerin sonuna kadar devam edilebilir” hükmüyle, 6289 sayılı Kanun’dan önce yasal zemini olmaksızın imzalanmış olan sosyal denge tazminatı sözleşmelerinin bu sözleşmelerde belirtilen yürürlük sürelerinin sonuna kadar geçerli sözleşmeler olarak hüküm ve sonuç doğuracağı açıkça ifade edilmiştir. Ayrıca, 6289 sayılı Kanun’la getirilen ve 4688 sayılı Kanun ve 375 sayılı KHK’ya işlenen hükümlerde, tanınan sözleşmelere dönük olarak sosyal denge tazminatı verilebilecek personel yönünden ve verilebilecek sosyal denge tazminatı miktarı bakımından herhangi bir kısıtlama getirilmediği de görülmektedir.
15.03.2012 tarihinden sonra imzalanan sosyal denge sözleşmeleri ise, 6289 sayılı Kanun’la getirilip 4688 sayılı Kanun ve 375 sayılı KHK’ya işlenen hükümlere tabi olacaktır. Bu kapsamda, belediyelerle sendikalar arasında sosyal denge sözleşmeleri yapılabilecektir; Ancak bu sözleşmelerin, başta sosyal denge tazminatının ödenebileceği kamu personeli ve ödenebilecek üst tutar olmak üzere, 4688 sayılı Kanun ve 375 sayılı KHK’da yer alan düzenlemelere uygun olması gerekmektedir.
Özetle, 15.03.2012 tarihinden sonra akdedilen sözleşmelerle ilgili olarak “kamu personeli”nin tanımı ve kapsamı 4688 sayılı Kanun’un 2’nci maddesinde belirtilmiştir; 15.03.2012 tarihinden önce akdedilen sözleşmelerin ise uygulanmasına bu sözleşmelerde öngörülen sürelerin sonuna kadar devam edilebilecektir, sosyal denge tazminatı ödenebilecek personelin kimler olduğu konusunda sözleşme hükümleri esas alınacaktır.
... ... Belediyesi tarafından 2013 yılında ödenen sosyal denge tazminatlarına esas sözleşme, 13.02.2012 tarihinde imzalanan ve 01.01.2012 – 31.12.2013 tarihleri arasında yürürlükte olan sözleşmedir. Bu sözleşmenin hükümleri incelendiğinde, “iyileştirme zammı” kenar başlıklı 22’nci maddesinde Belediyenin hangi personeline ne tutarda sosyal denge tazminatı ödeneceğinin düzenlendiği görülmektedir. Bu sözleşmenin 22’nci maddesi hükmü aynen aşağıya alınmıştır:
“MADDE 22: İYİLEŞTİRME ZAMMI
a) 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi fiilen görev yapan Başkan Yardımcılarına, Meclis Üyesi Başkan Yardımcılarının aldığı ödenek ile kendi aldığı maaş arasındaki fark kadar net iyileştirme zammı ödenir.
b) 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi fiilen Müdür görevi yapan ve mevzuat gereğince, Müdürlük yaptığı kadronun zam ve tazminatlarından yararlanamayan memur personele, sözleşme dönemince tüm Müdürlerin eşit ücretlendirilmesi için zam ve tazminatlar arasındaki fark kadar (diğer Müdürlerin aldığı iyileştirme zammı hariç) ödeme yapılır.
c) Belediyemizde fiilen görev yapan (görevlendirme ile vekâlet ettirilen Müdürlere) Yöneticilerin (İç Denetçilere, Müfettişlere ve Sivil Savunma Uzmanına) maaşına ilave olarak her ay;
1.Yıl net ...-TL. (...)
2.Yıl net % 10 (on) oranında arttırılır. (... TL)
d) 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi olan memurlara (Başkan Yardımcıları ve Müdürler hariç) maaşına ilave olarak her ay
1.Yıl net ...-TL. (...)
2.Yıl net %10 (on) oranında arttırılır. ... TL)
e) 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabi memurlara ödenen iyileştirme zammı ile, Müdürlere ödenen iyileştirme zammı arasındaki fark kadar ücret, fiilen görev yapan (görevlendirme ile vekalet ettirilenler dahil) tüm Müdürlere ödenir.”
4688 sayılı Kanun’un geçici 14’üncü maddesine göre, Belediye ile Sendika arasında akdedilen bu sözleşme 31.12.2013 tarihine kadar geçerli olarak doğmuş bir sözleşmenin bütün hüküm ve sonuçlarını doğuracaktır. Sözleşmenin incelenmesinde, bu sözleşmede Belediye Başkanına sosyal denge tazminatı –sözleşmedeki adıyla iyileştirme zammı- ödenmesinin öngörülmemiş olduğu görülmektedir.
Dolayısıyla 2013 yılında Belediye Başkanına sosyal denge tazminatı ödenmesi, 4688 sayılı Kanun’un geçici 14’üncü maddesiyle tanınan ve 2012 ve 2013 yıllarında yürürlükte olan sözleşmenin hükümlerine aykırıdır.
2013 yılında yapılan ödemelerin 4688 sayılı Kanun’un geçici 16’ncı maddesi kapsamında olmaması
26.11.2022 tarih ve 32025 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 7421 sayılı Vergi Usul Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 10’uncu maddesinde:
‘MADDE 10-25/6/2001 tarihli ve 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanununa aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.
“GEÇİCİ MADDE 16- Konusu suç teşkil etmemek kaydıyla; bu maddenin yürürlük tarihine kadar bu Kanun veya 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 15 inci maddesi hükümlerine aykırı olarak sosyal denge tazminatı ödediği tespit edilen il özel idareleri, belediyeler, büyükşehir belediyeleri ve bağlı kuruluşları ile bunların üyesi olduğu mahalli idare birliklerinin yetkili veya görevli olan sorumluları hakkında yapılan bu ödemeler nedeniyle idari veya mali yargılama ve takibat yapılamaz; başlamış olanlar işlemden kaldırılır.” ’
hükmü yer almaktadır.
Buna göre, Belediye tarafından 4688 sayılı Kanun ve 375 sayılı KHK’nın ek 15’inci maddesi hükümlerine aykırı olarak sosyal denge tazminatı ödenmesi halinde, yapılan bu ödemelerle ilgili olarak Dosyanın İşlemden Kaldırılmasına karar verilmesi gerekmektedir.
Somut uygulamada 2013 yılında Belediye Başkanına sosyal denge tazminatı adıyla ödenen tutarların ise 4688 sayılı Kanun’un geçici 16’ncı maddesi kapsamında olmadığı anlaşılmıştır. Geçici 16’ncı maddenin kapsamına 4688 sayılı Kanun ve 375 sayılı KHK’ya aykırı ödenen sosyal denge tazminatları girmektedir. Oysa ki somut uygulamada Belediye Başkanına yapılmış olan ödemelerin 375 sayılı KHK, 4688 sayılı Kanun ve dahi Belediye ile sendika arasında akdedilmiş olan sosyal denge tazminatı sözleşmesi dahil herhangi bir sözleşmede dayanağı bulunmamaktadır. Somut uygulamada Belediye başkanına yapılmış olan ödemeler, fiili durumda yapılmış olan ancak herhangi bir kanun veya yasal sözleşmeye dayanmayan ödemelerdir.
Mevzuatta dayanağı bulunmadan Belediye bütçesinden Belediye Başkanına ödenen ve akdedilmiş olan sosyal denge tazminatı sözleşmesinde dahi dayanağı bulunmayan tutarlar “sosyal denge tazminatı” değildir. Dayanağı bulunmayan bir ödemeye ait ödeme emri belgesinde bu ödemenin sosyal denge tazminatı olduğu yönünde açıklama bulunması, bu ödemenin sosyal denge tazminatı mahiyetini almasını sağlamaz. Buna göre somut uygulamada yapılan ödemeler “sosyal denge tazminatı” kabul edilemeyeceğinden, bu ödemelerin 4688 sayılı Kanun’un geçici 16’ncı maddesi kapsamında olmadığı sabit görülmüştür.
5018 sayılı Kanun’un 71’inci maddesinin ikinci fıkrasının g-bendinde, “Mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması” kamu zararını oluşturan haller arasında sayılmıştır. Somut uygulamada Belediye bütçesinden yapılan ödemeler 5018 sayılı Kanun’un 71’inci maddesinin ikinci fıkrasının g-bendi kapsamında kamu zararı oluşturmaktadır.
Sorumlular tarafından öne sürülen diğer hususlar Daire Kararında ve 53861 tutanak sayılı Temyiz Kurulu Kararında karşılanmıştır.
BU İTİBARLA, yukarıda açıklanan gerekçeyle, 08.02.2023 tarih ve 53861 tutanak sayılı Temyiz Kurulu Kararının KARAR DÜZELTİLMESİNE MAHAL BULUNMADIĞINA (Üyeler ..., ..., ..., ..., ..., ...’un aşağıda yer alan karşı oy gerekçesi karşısında), oy çokluğuyla,
Karar verildiği 05.06.2024 tarih ve 56933 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.
(Karşı oy gerekçesi
Üyeler ..., ..., ..., ..., ..., ...’un karşı oy gerekçesi
437 İlam sayılı Daire Kararının 1’inci maddesiyle, Belediye Başkanına sosyal denge tazminatı ödenmesi sonucu oluşan kamu zararının sorumlulara ödettirilmesine hükmedilmiştir. Belediye Başkanına sosyal denge tazminatı ödenmesi, Belediye ile sendika arasında akdedilen sosyal denge tazminatı sözleşmesinde öngörülmemişti. Fiili durumda Belediye Başkanına yapılan söz konusu ödemeler sosyal denge tazminatı sözleşmesine dayanmamaktadır.
Sorumlular tarafından 437 İlam sayılı Daire Kararının 1’inci maddesinin Tasdiki hükmünü içeren 08.02.2023 tarih ve 53861 tutanak sayılı Temyiz Kurulu Kararına karşı karar düzeltilmesi başvurusunda bulunulmuştur.
26.11.2022 tarih ve 32025 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 7421 sayılı Vergi Usul Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 10’uncu maddesiyle 25.06.2001 tarih ve 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu’na eklenen geçici 16’ncı madde aşağıdadır:
“GEÇİCİ MADDE 16- Konusu suç teşkil etmemek kaydıyla; bu maddenin yürürlük tarihine kadar bu Kanun veya 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 15 inci maddesi hükümlerine aykırı olarak sosyal denge tazminatı ödediği tespit edilen il özel idareleri, belediyeler, büyükşehir belediyeleri ve bağlı kuruluşları ile bunların üyesi olduğu mahalli idare birliklerinin yetkili veya görevli olan sorumluları hakkında yapılan bu ödemeler nedeniyle idari veya mali yargılama ve takibat yapılamaz; başlamış olanlar işlemden kaldırılır.”
Buna göre, ... ... Belediyesi 2013 yılı hesabına ait 437 İlam sayılı Daire Kararının 1’inci maddesine konu ödemeler sosyal denge tazminatı sözleşmesinde öngörülmemiş olsa da sosyal denge tazminatı niteliğindedir ve 4688 sayılı Kanun’un geçici 16’ncı maddesi kapsamındadır. Söz konusu sosyal denge tazminatı ödemelerinde yetkili ve görevli olan sorumlular hakkında mali yargılama ve takibat yapılamayacağından Daire Kararının 1’inci maddesiyle ilgili karar düzeltilmesi başvurusuna esas Dosyanın İşlemden Kaldırılması gerekir.)