SayıştaySayıştay Temyiz Kararı55893
Çeşitli Konuları İlgilendiren Kararlar
Kurum / İdareBelediyeler ve Bağlı İdareler
Daire8
Dosya No53250
Yılı2020
Belediyenin kiraladığı taşınmazların vakıflar ile protokol imzalanarak ortak proje kapsamında vakıfların kullanımına bırakılması;
3- 130 sayılı İlamın 4. maddesiyle; ... Büyükşehir Belediyesi’nin ... yıl süreyle kiracı olduğu taşınmazı ... ile protokol imzalayarak Vakfın kullanımına bıraktığı gerekçesiyle … TL’nin tazminine ilişkin hüküm tesis edilmiştir.
Yukarıda adı geçen sorumlulardan bu maddede sorumlu olanların temyiz dilekçeleri, İlamın 2. maddesine yönelik yukarıda belirtilen temyiz dilekçeleri ile tamamen aynıdır.
(Sorumlulardan bu maddede sorumlu olanların temyiz dilekçeleri için geçerli) Başsavcılık mütalaaları, İlamın 2. maddesine yönelik yukarıda belirtilen Başsavcılık mütalaaları ile tamamen aynıdır.
Aynı ilam maddesi ile ilgili olarak kendi gündem sırasında görüşülen dosyayla duruşma talebinde bulunan sorumlu … adına Av. … tarafından yetkili kılınan Av. … ile Sayıştay Savcısının sözlü açıklamalarının dinlenmesinden ve dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra,
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanununun büyükşehir belediyesinin görev, yetki ve sorumlulukları başlıklı 7 inci maddesinin (v) bendinde; “Sağlık merkezleri, hastaneler, gezici sağlık üniteleri ile yetişkinler, yaşlılar, engelliler, kadınlar, gençler ve çocuklara yönelik her türlü sosyal ve kültürel hizmetleri yürütmek, geliştirmek ve bu amaçla sosyal tesisler kurmak, meslek ve beceri kazandırma kursları açmak, işletmek veya işlettirmek, bu hizmetleri yürütürken üniversiteler, yüksek okullar, meslek liseleri, kamu kuruluşları ve sivil toplum örgütleri ile işbirliği yapmak.” büyükşehir belediyelerinin görev ve yetkileri arasında sayılmıştır.
5393 sayılı Belediye Kanununun “Belediyenin Görev ve Sorumlulukları” başlıklı 14 üncü maddesinde:
“Belediye, mahallî müşterek nitelikte olmak şartıyla;
a) İmar, su ve kanalizasyon, ulaşım gibi kentsel alt yapı; coğrafî ve kent bilgi sistemleri; çevre ve çevre sağlığı, temizlik ve katı atık; zabıta, itfaiye, acil yardım, kurtarma ve ambulans; şehir içi trafik; defin ve mezarlıklar; ağaçlandırma, park ve yeşil alanlar; konut; kültür ve sanat, turizm ve tanıtım, gençlik ve spor orta ve yüksek öğrenim öğrenci yurtları (Bu Kanunun 75’inci maddesinin son fıkrası, belediyeler, il özel idareleri, bağlı kuruluşları ve bunların üyesi oldukları birlikler ile ortağı oldukları Sayıştay denetimine tabi şirketler tarafından, orta ve yüksek öğrenim öğrenci yurtları ile Devlete ait her derecedeki okul binalarının yapım, bakım ve onarımı ile tefrişinde uygulanmaz.); sosyal hizmet ve yardım, nikâh, meslek ve beceri kazandırma; ekonomi ve ticaretin geliştirilmesi hizmetlerini yapar veya yaptırır.
…”
Hükmü yer almakta iken “Belediyenin yetkileri ve imtiyazları” başlıklı 15 inci maddesinde:
“Belediyenin yetkileri ve imtiyazları şunlardır
a) Belde sakinlerinin mahallî müşterek nitelikteki ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla her türlü faaliyet ve girişimde bulunmak.
…
h) Mahallî müşterek nitelikteki hizmetlerin yerine getirilmesi amacıyla, belediye ve mücavir alan sınırları içerisinde taşınmaz almak, kamulaştırmak, satmak, kiralamak veya kiraya vermek, trampa etmek, tahsis etmek, bunlar üzerinde sınırlı aynî hak tesis etmek.
…”
Hükmü bulunmaktadır.
Aynı Kanunun “Diğer Kuruluşlarla İlişkiler” başlıklı 75 inci maddesinde:
“Belediye, belediye meclisinin kararı üzerine yapacağı anlaşmaya uygun olarak görev ve sorumluluk alanlarına giren konularda;
…
c) Kamu Kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, kamu yararına çalışan dernekler, Cumhurbaşkanınca vergi muafiyeti tanınmış vakıflar ve 7/6/2005 tarihli ve 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu kapsamına giren meslek odaları ile ortak hizmet projeleri gerçekleştirebilir. Diğer dernek ve vakıflar ile gerçekleştirilecek ortak hizmet projeleri için mahallin en büyük mülki idare amirinin izninin alınması gerekir.
d) Kendilerine ait taşınmazları, aslî görev ve hizmetlerinde kullanılmak üzere bedelli veya bedelsiz olarak mahallî idareler ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarına devredebilir veya süresi yirmi beş yılı geçmemek üzere tahsis edebilir. Bu taşınmazlar aynı kuruluşlara kiraya da verilebilir. Bu taşınmazların, tahsis amacı dışında kullanılması hâlinde, tahsis işlemi iptal edilir. Tahsis süresi sonunda, aynı esaslara göre yeniden tahsis mümkündür. Kamu kurum ve kuruluşlarına belediyeler, bağlı kuruluşları ve belediye şirketlerince devir veya tahsis edilen taşınmazlar, kamu konutu ve sosyal tesis olarak kullanılamaz.
…”
Denilmektedir.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerine göre, belediyeler, devlete ait her derecedeki okul binaları ve yükseköğrenim öğrenci yurtları yapabilir veya yaptırabilir; ayrıca belediyeler, belediye meclisinin kararı üzerine yapacağı anlaşmaya uygun olarak görev ve sorumluluk alanlarına giren konularda kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, kamu yararına çalışan dernekler, vergi muafiyeti tanınmış vakıflar ve 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu kapsamına giren meslek odaları ile ortak hizmet projeleri gerçekleştirebilir; kendilerine ait olmak kaydıyla taşınmazları, aslî görev ve hizmetlerinde kullanılmak üzere bedelli veya bedelsiz olarak mahallî idareler ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarına devredebilir veya süresi yirmi beş yılı geçmemek üzere tahsis edebilir.
Temyize konu Daire Kararına ilişkin ödeme emri ve eki belgeler incelendiğinde; ... Büyükşehir Belediyesi Meclisi’nin … tarihli ve … sayılı Kararında, Belediye tarafından ... ili … ilçesi sınırlarında yurt olarak kullanılmaya elverişli bir binanın ... yıl süre ile kiralanması ve kiralanan bu binanın ... (...) ile Belediye arasında yapılacak Ortak Hizmet Projesi gereğince, söz konusu Vakfın yurt olarak kullanımına verilmesi kararlaştırılmıştır. Bu Karar üzerine, Belediye “…” adresinde bulunan binayı KDV hariç yıllık olarak … TL (1. yıl sözleşmede belirlenen aylık kira bedeli üzerinden, diğer yıllarda ise artışın yapılacağı Ekim ayında TÜİK tarafından açıklanan ÜFE’nin bir önceki yılın Ekim ayına göre (12 aylık) değişim oranı kadar artırılmak sureti ile belirleneceği kira sözleşmesi hususi şartlarında belirtilmiştir.) karşılığında ... yıl süreyle kiralamıştır. Ardından, söz konusu Vakıf ile Belediye arasında gerçekleştirilen ... tarihli Ortak Hizmet Projesi Protokolünde, yurdun öğrenci kapasitesinin % 10’una kadar şehit yakınları, gaziler, dar gelirli, engelli gibi dezavantajlı öğrencilerin bedelsiz konaklamaları karşılığında, binanın kira bedelinin tamamının Belediye tarafından ödeneceği kararlaştırılmıştır. ... yılı itibarıyla, söz konusu bina için toplam … TL (KDV ve Damga vergisi dâhil) kira bedelinin tamamının Belediye tarafından karşılandığı tespit edilmiştir.
Sorgu ve sonrasında düzenlenen ilam maddesinde tazmin hükmü, Belediyece yurt binası kiralanarak işletmeciliğinin söz konusu Vakfa devredilmesinin ortak proje olarak değerlendirilemeyeceği temel gerekçesi üzerine kurulmuşsa da; ortak proje kavramının sınırları mevzuatta açık bir şekilde belirtilmemiş olmakla birlikte, ortak projenin de kanunlar ile belediyeye verilen görev kapsamında olması gerektiği açıktır.
Bu bağlamda, Belediye Kanununun 14 üncü maddesi ile öğrenci yurtları hizmetini yapmak veya yaptırmak belediyelerin görevleri arasında sayıldığından ve Kredi Yurtlar Kurumuna ait yurtların ihtiyacı karşılamakta yetersiz olduğundan; 5393 sayılı Kanunun 15 inci maddesinin (h) fıkrasındaki; “Mahalli müşterek nitelikteki hizmetlerin yerine getirilmesi amacıyla, belediye ve mücavir alan sınırları içerisinde taşınmaz almak, kamulaştırmak, satmak, kiralamak veya kiraya vermek, trampa etmek, tahsis etmek, bunlar üzerinde sınırlı ayni hak tesis etmek.” hükmü kapsamında belediyelere tanınan yetki ve öğrencilerin yurt ihtiyacına yönelik hizmet verme görevi kapsamında yukarıda adı geçen Vakıflarla Belediye arasında, yine yukarıda tarihli ve sayıları verilen Meclis Kararları doğrultusunda ortak hizmet projesi düzenlenerek tazmine konu yurt kiralanmıştır.
Temyiz dilekçelerinden de anlaşılacağı üzere, Belediyenin öğrenci yurdu olarak kullanılabilecek bir binası bulunmamaktadır. Zaten mevcut bir binanın tahsisi söz konusu olmayıp, kiralama vasıtasıyla ortak hizmet projesi gerçekleştirilmiştir. Ortak hizmet projesi düzenlendiği bir durumda da, söz konusu yurdun Belediye tarafından veya Belediye adına işletilmesi ile Belediyenin bu yurdu kiralayıp, Vakıfların kullanımına bırakması arasında bir fark bulunmamaktadır.
Diğer yandan, söz konusu Vakıf ticari işletme de değildir. Dolayısıyla kar amacı gütmeksizin öğrencilere uygun koşul ve bedellerle yurt hizmeti sunmaktadır. ..., Maliye Bakanlığının … tarihli ve …sayılı Vergi Muafiyeti Statüsüne Uygunluk yazısı üzerine Bakanlar Kurulunun … tarihli ve … sayılı Kararı ile “vergi muafiyeti statüsü” kazanmış bir vakıftır. Bu haliyle de mülki amir izni gerekmeksizin belediyelerin ortak proje gerçekleştirebilecekleri vakıflardandır.
Kaldı ki, yurt işletmesi için gerekli demirbaşlar, işletme masrafları ile elektrik, su, ısınma, iletişim vb. giderler protokolün karşı tarafı olan Vakıflarca karşılanmıştır. Ayrıca Yine ... ile imzalanan protokole göre de yurt kapasitesinin % 10’u kadar şehit-gazi yakınları, dar gelirli, muhtaç, kimsesiz ve engelli öğrencinin yurtlarda Belediyenin talebi ile hiçbir bedel ödemeksizin barınması sağlanmıştır.
Tüm bu açıklamalar çerçevesinde, yukarıda bahsi geçen protokolün hükümlerinden; anılan Vakfın da ortak hizmet projesi kapsamında yüklenim altına girdiği ve Belediyenin bu protokolle fakir ve ihtiyaç sahibi başarılı öğrencilerin barınma ihtiyacını karşıladığı yurt kiralama işlemlerinde kamu zararı oluşmadığı anlaşıldığından; sorumlu iddia ve itirazlarının kabul edilerek, 130 sayılı İlamın 4. maddesiyle verilen … TL’nin tazminine ilişkin hükmün 6085 sayılı Sayıştay Kanununun 55 inci maddesinin 7 nci fıkrası uyarınca BOZULMASINA ve yukarıda belirtilen hususların tekrar değerlendirilmesini teminen yeni hüküm tesisi için dosyanın hükmü veren DAİREYE GÖNDERİLMESİNE, (…. Daire Başkanı … ve …. Daire Başkanı … ile Üye …, Üye … ve Üye …’in aşağıda yazılı azınlık görüşlerine karşı) oy çokluğuyla,
Karar verildiği 11.10.2023 tarih ve 55893 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.
Karşı oy gerekçesi/Azınlık görüşü
…. Daire Başkanı … ile Üye …, Üye … ve Üye …:
130 sayılı İlamın 4. maddesiyle; Belediyenin kiraladığı taşınmazları öğrenci yurdu olarak işletmek üzere vakıf ile protokol imzalamak suretiyle vakfın kullanımına bırakması ve bu taşınmazın kira bedelinin tamamının belediye bütçesinden ödenmesi nedeniyle oluşan … TL kamu zararının tazminine ilişkin hüküm tesis edilmiştir.
Konunun esası yönünden;
Öncelikle, Belediyelerin taşınmaz tahsis işlemlerine ilişkin düzenlemeler 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile 5393 sayılı Belediye Kanunu’nda yer almaktadır.
Temyize konu Daire Kararına ilişkin ödeme emri ve eki belgeler incelendiğinde;
- ... Büyükşehir Belediyesi Meclisi’nin … tarihli ve … sayılı Kararında, Belediye tarafından ... İl merkezinde yurt olarak kullanılmaya elverişli bir binanın ... yıl süre ile kiralanması ve kiralanan bu binanın ... ile Belediye arasında yapılacak Ortak Hizmet Projesi gereğince, söz konusu Vakfın yurt olarak kullanımına verilmesinin kararlaştırıldığı tespit edilmiştir. Bu Karar üzerine, Belediye ... tarihinde yurt olarak kullanılacak “…” adresinde bulunan binayı yıllık olarak KDV hariç … TL (1. yıl sözleşmede belirlenen aylık kira bedeli üzerinden, diğer yıllarda ise artışın yapılacağı Eylül ayında TÜİK tarafından açıklanan ÜFE’nin bir önceki yılın Eylül ayına göre (12 aylık) değişim oranı kadar artırılmak sureti ile belirleneceği kira sözleşmesi hususi şartlarında belirtilmiştir.) karşılığında ... yıl süreyle kiralamıştır. ... tarihinde “... Büyükşehir Belediyesi ile ... (...) Arasında Düzenlenen İşbirliği Protokolü”nün “Belediyenin Yükümlülükleri” başlıklı 5.1’inci maddesinde protokol konusu taşınmazın ...’nın kullanımına verileceği hüküm altına alınmışken “...’nın Yükümlülükleri” başlıklı 5.2’inci maddesinde, anılan Vakfın taşınmazla ilgili fatura giderlerinden sorumlu olduğu, taşınmazın amacı dışında kullanılamayacağı, üçüncü kişi veya kurumlara kiralanamayacağı, taşınmaz içerisinde yer alan taşınmaz ve eşyaların bakımı gibi hükümlere yer verildiği görülmektedir. Protokolün “Bina Ve İçindeki Eşyaların Kullanımı” başlıklı 7 nci maddesinde ayrıca bina ve içerisindeki tefrişatın Vakfın kullanımına bırakılacağı düzenlemesine yer verilmiştir. Protokole göre kira bedelinin tamamı belediye tarafından karşılanacak olup belediyenin barındırılmasını talep ettiği şehit yakını, gazi, gazi yakını, dar gelirli, yoksul, muhtaç, kimsesiz ve engelli öğrenciler için % 10 kontenjan ayrılmıştır. Buna göre söz konusu kiralamanın bir “Ortak Hizmet Projesi” olmaktan ziyade, Vakıf adına bir bina kiralaması olduğu açıkça görülmektedir. ... yılı itibarıyla, kiralanan bu bina için Belediye tarafından toplam … TL (KDV ve Damga vergisi dâhil) kira bedeli ödenmiştir.
Konunun esasına geçmeden önce ve daha iyi anlaşılabilmesi için, idare hukukunda yetkilerin ortak özelliklerinden bahsedilmesi yararlı olacaktır.
a) İdare hukukunda yetkiler, Anayasa ve Kanunlardan kaynaklanır. İdari organların yetkileri kendinden menkul değildir.
b) İdare hukukunda yetkiler, verilmiş yetkilerdir. İdareler kendiliğinden yetkili olmayıp kural olarak yetkisizdirler.
c) İdare hukukunda yetkiler, istisnai niteliktedirler. İdari organlar, kendiliklerinden bir yetkiye sahip olmadıklarından, idarelerin yetkileri verilmiş yetkiler olduğundan, yetkisiz olmaları kural, yetkili olmaları ise istisnai niteliktedir.
d) İdare hukukunda yetkiler, istisnai niteliği nedeniyle dar yoruma tabi tutulur. Hukukta istisnai hükümlerin yorumu konusunda dar yorum ilkesi geçerlidir. Bu nedenle idari makamın bir konuda sahip olduğu yetki, o konuya benzer bir konuya kıyasen uygulanamaz. Kısacası idare hukukunda yetki konusunda genişletici yorum ve kıyas yapılamaz.
e) İdare hukukunda yetkiler, kanunun öngördüğü sınırlar çerçevesinde kullanılmalıdır.
f) İdare hukukunda yetkiler, kamu düzenine ilişkindir. Bu sebeple re’sen göz önünde bulundurulurlar.
Konu ile ilgili mevzuat;
5393 sayılı Belediye Kanununun “Belediyenin Görev ve Sorumlulukları” başlıklı 14 üncü maddesinde:
Belediye, mahallî müşterek nitelikte olmak şartıyla;
“a) … orta ve yüksek öğrenim öğrenci yurtları (Bu Kanunun 75’inci maddesinin son fıkrası, belediyeler, il özel idareleri, bağlı kuruluşları ve bunların üyesi oldukları birlikler ile ortağı oldukları Sayıştay denetimine tabi şirketler tarafından, orta ve yüksek öğrenim öğrenci yurtları ile Devlete ait her derecedeki okul binalarının yapım, bakım ve onarımı ile tefrişinde uygulanmaz.); … yapar veya yaptırır.
b) Devlete ait her derecedeki okul binalarının inşaatı ile bakım ve onarımını yapabilir veya yaptırabilir, her türlü araç, gereç ve malzeme ihtiyaçlarını karşılayabilir; sağlıkla ilgili her türlü tesisi açabilir ve işletebilir; …” ve
Aynı Kanunun “Diğer Kuruluşlarla İlişkiler” başlıklı 75 inci maddesinde:
“Belediye, belediye meclisinin kararı üzerine yapacağı anlaşmaya uygun olarak görev ve sorumluluk alanlarına giren konularda;
…
c) Kamu Kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, kamu yararına çalışan dernekler, Cumhurbaşkanınca vergi muafiyeti tanınmış vakıflar ve 7/6/2005 tarihli ve 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu kapsamına giren meslek odaları ile ortak hizmet projeleri gerçekleştirebilir. Diğer dernek ve vakıflar ile gerçekleştirilecek ortak hizmet projeleri için mahallin en büyük mülki idare amirinin izninin alınması gerekir.
d) Kendilerine ait taşınmazları, aslî görev ve hizmetlerinde kullanılmak üzere bedelli veya bedelsiz olarak mahallî idareler ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarına devredebilir veya süresi yirmi beş yılı geçmemek üzere tahsis edebilir.
…”
Hükümleri yer almaktadır.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerine göre belediyeler, ancak orta ve yüksek öğrenim öğrenci yurtları yapar veya yaptırabilirler. Bu kurumlara, sağlıkla ilgili her türlü tesisi açma ve işletme yetkisi verildiği halde, öğrenci yurtlarıyla ilgili olarak yalnızca yapma ve yaptırma yetkisi verilmiştir. Ayrıca, Devlete ait her derecedeki okul binalarının inşaatı ile bakım ve onarımını yapma ve yaptırma yetkisi ile birlikte bu okulların her türlü araç, gereç ve malzeme ihtiyaçlarını karşılama yetkisi verilmekle birlikte, öğrenci yurtlarıyla ilgili olarak araç, gereç ve malzeme ihtiyaçlarını karşılama gibi bir yetki de verilmemiştir. Dolayısıyla Kanunun belediyelere verdiği öğrenci yurdu yapma ve yaptırma yetkisinin, çoğunluk gerekçesinde belirtildiği haliyle yurt işletmeciliğini de yapabilecekleri şeklinde genişletilmesi, yukarıda izah edildiği üzere, idari organların yetkisizliği esas ve yetkileri istisnai olduğundan, bu sebeple yetki kurallarının dar yorumlanması gerektiğinden, mevzuata uygun değildir.
Belediyelerin 5393 sayılı Kanunun 75 inci maddesinde belirlenen kuruluşlarla bu maddede belirlenen usule göre ortak hizmet projeleri yapabilmeleri için, öncelikle söz konusu projeyle gerçekleştirilecek hizmetin, belediyelerin görevlerinden olması gerekmektedir. Yukarıda açıklandığı üzere Kanunun 14 üncü maddesinde öğrenci yurtlarıyla ilgili olarak belediyelere yalnızca yapma ve yaptırma görev/yetkisi verildiğinden, yurt işletmeciliği yetkisi verilmediğinden, yapılan işlem Kanunun 75 inci maddesi kapsamında ortak hizmet projesi olarak da değerlendirilemez.
Yapılan işlem bir taşınmaz tahsis işlemi de değildir. Çünkü taşınmaz tahsis işleminin söz konusu olabilmesi için, Belediyenin mülkiyetindeki taşınmazı aslî görev ve hizmetlerinde kullanılmak üzere süresi yirmi beş yılı geçmemek üzere tahsis etmesi gerekir. İlama konu işlemde, taşınmaz belediyenin mülkiyetinde bulunmadığından ve karşı taraf mahalli idare ve kamu kurum ve kuruluşu olmadığından, yapılan işlemin tahsis olarak değerlendirilmesi de mümkün değildir.
5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun, Bütçelerden yardım yapılması başlıklı 29 uncu maddesinin birinci fıkrasında:
“Madde 29- Gerçek veya tüzel kişilere kanunda veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesinde dayanağı olmadan kamu kaynağı kullandırılamaz, yardımda bulunulamaz veya menfaat sağlanamaz. Ancak, genel yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin bütçelerinde öngörülmüş olmak kaydıyla; kamu yararı gözetilerek dernek, vakıf, birlik, kurum, kuruluş, sandık ve benzeri teşekküllere yardım yapılabilir.
Bu yardımların yapılması, kullanılması, izlenmesi, denetlenmesi ve kamuoyuna açıklanmasına ilişkin esas ve usuller Cumhurbaşkanı tarafından çıkarılan yönetmelikle belirlenir.”,
5393 sayılı Kanunun 75 inci maddesinin üçüncü fıkrasında:
“(Ek fıkra: 12/11/2012-6360/19 md.) 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununun 29 uncu maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi ile 5253 sayılı Dernekler Kanununun 10 uncu maddesi; belediyeler, il özel idareleri, bağlı kuruluşları ve bunların üyesi oldukları birlikler ile ortağı oldukları Sayıştay denetimine tabi şirketler için uygulanmaz.”
Şeklinde düzenlemeler yapılmıştır.
Yukarıdaki düzenlemelere göre, genel yönetim kapsamındaki kamu idareleri ve bu kapsamda bulunan belediyeler, bütçelerinde öngörülmüş olmak kaydıyla; kamu yararı gözetilerek dernek, vakıf, birlik, kurum, kuruluş, sandık ve benzeri teşekküllere yardım yapabileceklerdir. Ancak, 12/11/2012 tarihli ve 6360 sayılı Kanunun 19 uncu maddesiyle yapılan, 6/12/2012 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren ve 5393 sayılı Kanunun 75 inci maddesine üçüncü fıkra olarak eklenen düzenlemeyle, söz konusu 5018 sayılı Kanunun 29 uncu maddesinin belediyeler için uygulanmayacağı hükme bağlanmıştır. Bu durumda, vakfın öğrenci yurdu olarak işletmesi amacıyla taşınmaz kiralama işlemi yapılması, belediye açısından ilgili vakfa yapılan nakdi yardım mahiyetinde olduğundan, dolaylı olarak bu hükümlerin de ihlal edilmesi anlamındadır ve mevzuata aykırıdır.
Sorumluluk yönünden;
Harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlisi sıfatlarıyla kendilerine sorumluk yüklenen kamu görevlileri, Büyükşehir Belediye Meclisinin almış olduğu kararın Emlak ve İstimlak Daire Başkanlığınca yerine getirildiğini, bu protokolün kanuna aykırılığı konusunda üst makamları yazılı olarak uyarmak gibi bir görevlerinin bulunmadığını, protokollerin kanunlara aykırı olduğu varsayıldığında dahi sorumluluğun Belediye Meclisine ait olduğunu, Belediye Meclisi tarafından alınan kararın gereğini yerine getirmemek gibi bir yetkileri bulunmadığından, kamu zararı iddiasıyla sorumlu tutulmalarının da hukuka uygun olmadığını ifade etmişlerdir. Ancak 5018 sayılı Harcama Yetkilileri yönünden; Kanun’un 32 nci maddesi uyarınca, Vakfa yapılan ödemenin Harcama Yetkilisinin talimatıyla gerçekleştiği ve bu ödemenin bütçe ilke ve esaslarına, kanun, tüzük ve yönetmelikler ile diğer mevzuata uygun olmasından, ödeneklerin etkili, ekonomik ve verimli kullanılmasından harcama yetkilisinin sorumlu olduğu dikkate alındığında temyiz dilekçesindeki iddia ve itirazların bu yönüyle kabul edilmesi mümkün değildir. Diğer taraftan, 5018 sayılı Kanun 33 üncü maddesindeki sorumlulukları dışında, Sayıştay Genel Kurulu’nun 14.06.2007 tarihli ve 5189-1 sayılı Kararının “Sorumlular” başlıklı 3 üncü bölümünde gerçekleştirme görevlilerinin sorumlulukları açıklanmış olup; ödeme emri belgesini düzenlemekle görevlendirilmiş gerçekleştirme görevlilerinin düzenlediği belge ile birlikte harcama sürecindeki diğer belgelerin doğruluğundan ve mevzuata uygunluğundan harcama yetkilisi ile birlikte sorumlu tutulması gerektiği belirtilmiştir. 5018 sayılı Kanun ve yukarıda belirtilen Sayıştay Genel Kurul Kararı uyarınca, harcama yetkilileri ve gerçekleştirme görevlileri, giderin gerçekleştirilmesi ve harcamanın yapılması süreçlerinde, mevzuata uygunluk açısından kontrolleri sağlamakla yükümlüdürler. Yapılacak harcama, nitelik itibarıyla hukuka aykırı nitelik taşıyorsa, söz konusu işlemleri yapmaktan kaçınmak durumundadırlar. Bu nedenle Gerçekleştirme Görevlilerinin sorumluluğu yönünden de bir tereddüt bulunmamaktadır.
Sorumlulardan Genel Sekreter Yardımcısı …, ortak hizmet projesine ilişkin protokolü Belediye Meclisinin verdiği yetki çerçevesinde Belediye Başkanı adına imzaladığını belirterek kişisel sorumluluğu olmadığını belirtmiştir.
Konuyla ilgili … tarihli ve … sayılı ... Büyükşehir Belediye Meclis kararında ... ile ortak hizmet projesi gerçekleştirmek amacıyla, ... il merkezinde, yurt olarak kullanılmaya uygun bir binanın ... (...) yıl süreyle kiralanması, kira sözleşmesini ve ... ile yapılacak ortak hizmet protokolünü imzalamak üzere Belediye Başkanı adına Genel Sekreter Yardımcısı …’a yetki verilmiştir. Bu yetkiye istinaden de adı geçen Vakıf ile ... tarihinde söz konusu protokol imzalanmıştır. Protokolü ise Belediye adına … imzalamış ve protokolün 5. maddesinde de Belediyenin bahsi geçen gayrimenkulü kiralayarak mezkur Vakfın kullanımına vereceği hüküm altına alınmıştır.
Bu durumda anılan gayrimenkulün kiralanması ile ilgili temel ve kurucu işlemlerden olan ve Belediyeyi kira sözleşmesi yapma yükümlülüğü altına sokan protokol, Belediye adına … tarafından imzalanmıştır. Dolayısıyla, ortak hizmet projesine ilişkin protokolü imzalaması nedeniyle Genel Sekreter Yardımcısı …’ın uyuşmazlık konusu olayda sorumluluğu bulunmaktadır.
Belediye Meclis üyelerinin mali sorumluluklarına ilişkin olarak ise; 5018 sayılı Kanunun 31 inci maddesinde yer alan; “Kanunların verdiği yetkiye istinaden yönetim kurulu, icra komitesi, komisyon ve benzeri kurul veya komite kararıyla yapılan harcamalarda, harcama yetkisinden doğan sorumluluk kurul, komite veya komisyona ait olur.” hükmü gereği, ortak hizmet projesi gerçekleştirmek amacıyla yurt olarak kullanılmak üzere ... yıl süre ile taşınmaz kiralanmasına Belediye Meclisi kararı ile onay verildiğinden, … tarihli ve … sayılı Belediye Meclisi Kararında imzası bulunan Belediye Meclis Üyelerinin yapılan ödemelere ilişkin sorumlulukları bulunmaktadır.
Son olarak, sorumlulardan eski Meclis Üyeleri …, … ve …’ın ortak mahiyetteki temyiz dilekçelerinde kendilerinin Meclis üyeliği görevinin daha önceki bir tarih olan ...’da sona ermiş olması nedeniyle kendilerinden sonra yapılan ödemelerden sorumluluklarının bulunmadığı hususu ileri sürülmekte ise de; 5018 sayılı Kanunun 31 inci maddesinde yer alan; “Kanunların verdiği yetkiye istinaden yönetim kurulu, icra komitesi, komisyon ve benzeri kurul veya komite kararıyla yapılan harcamalarda, harcama yetkisinden doğan sorumluluk kurul, komite veya komisyona ait olur.” hükmü gereği, ortak hizmet projesi gerçekleştirmek amacıyla yurt olarak kullanılmak üzere taşınmaz kiralanmasına Belediye Meclisi kararı ile onay verildiğinden; yukarıda adı geçen Meclis üyelerinin de … tarihli/… sayılı ve … tarihli/… sayılı Meclis Kararlarında imzası bulunması nedeniyle sorumluluğa ilişkin itirazlarının yerinde olmadığı görülmektedir.
Bu itibarla, tazmin hükmündeki sorumluluk tevcihinde de hukuka aykırı bir husus görülmemektedir.
Yukarıdaki hüküm ve açıklamalara göre, usule ve mevzuata uygun olan Daire Kararının tasdikine karar verilmesi gerekir.
…. Daire Başkanı …:
Yukarıda belirtilen ayrışık görüşteki konunun esası yönünden yapılan tüm açıklamalara katılmakla beraber sorumluluk yönünden;
5018 sayılı Kanunun 71 inci maddesine göre kamu zararı, kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda meydana gelmektedir. Uyuşmazlık konusu olayda, Belediyenin kiracı olduğu bir taşınmazı adı geçen Vakıf ile protokol imzalayarak bu Vakfın kullanımına bırakması nedeniyle bir kamu zararına sebebiyet verilmiş olması söz konusudur. Ancak bu eylem Belediye Meclisi tarafından alınan karar ile gerçekleştirilmiştir. Dolayısıyla Belediye Meclisi tarafından karar alınarak ödeme yapılması, bu Karara dayanılarak yapılan ödemelere ait belgeleri imzalayan Harcama Yetkilileri ve Gerçekleştirme Görevlilerinin eylemleri ile kamu zararının oluşması sonucu arasındaki illiyet bağını kesmektedir. Zira bahsi geçen sorumluların ödemeye dayanak teşkil eden Meclis Kararının alınmasında bir dahli mevcut değildir.
Açıklanan nedenlerle, söz konusu kamu zararından ödemeye esas Meclis Kararını alan Belediye Meclis üyelerinin sorumlu tutulması gerekmekte olup, (ödeme emri belgeleri üzerinde imzası bulunan) Harcama Yetkilileri ve Gerçekleştirme Görevlilerinin 5018 ve 6085 sayılı Kanunlarla belirlenen sorumluluğu bulunmamaktadır.
Bu itibarla, sadece Belediye Meclis üyelerine Meclis Kararının imzalamasından ötürü sorumluluk yüklenmesini teminen tazmin hükmünün sorumluluk yönünden bozularak Dairesine gönderilmesi gerekir.
Bu doğrultuda esasen tazmin hükmünün sadece sorumluluk yönünden bozulması gerektiğini düşünmekle birlikte, hesap yargılama usulü bağlamında temyiz mercii olan Temyiz Kurulu çalışma usulüne ilişkin olarak ayrıca;
Sayıştay Yargılamasında ilk derece mahkemesi olarak dairelerce verilen kararlara karşı sorumlular temyiz ve karar düzeltme ile yargılamanın iadesi yoluna müracaat edebilirler. 6085 Sayılı Kanun’un “Temyiz” başlıklı 55 inci maddesindeki düzenlemeye göre Temyiz Kurulu; temyiz olunan hükmü olduğu gibi veya düzelterek tasdik etmeye, bozma kararı vererek daireye göndermeye ya da Kurul üye tam sayısının üçte iki çoğunluğu ile daire kararını tümüyle ortadan kaldırmaya karar verebilir. Kaldırma kararı (doğası gereği Sayıştay dairelerince kamu zararının sorumlularına ödettirilmesi ile yönündeki kararlar hakkında verilebilecek bir karar olup) kamu zararının oluşmadığı dolayısıyla da dairece haklarında hüküm tesis edilen sorumlular hakkında hüküm tesis edilmesi gerekmediği sonucuna ulaşan ve sorumluların beraatı anlamına gelen bir hükümdür.
Bu düzenlemede yer verilen “kurul üye sayısının üçte iki çoğunluğu ile kaldırılması” şeklindeki kısmın klasik anlamdaki temyiz uygulamalarının dışına taşan bir düzenleme olduğu ortadadır. Hukuk sisteminde ilk derece mahkemesinin vermiş olduğu kararın kaldırılması ve bunun yerine yeni bir karar verilmesi uygulaması istinaf mahkemeleri aşamasında görülebilen bir uygulamadır. İstinaf mahkemelerince verilen kararlar (İlk derece mahkemesinin kararını kaldıran kararlar dâhil) hakkında da belli şartlar altında temyiz yoluna gidilebilmektedir. Oysa Sayıştay Temyiz Kurulunca verilen kaldırma kararına karşı karar düzeltme dışında müracaat edilebilecek bir kanun yolu ve mercii bulunmamaktadır. Türk hukuk sisteminde temyiz incelemesi sürecinde verilebilecek kararlardan farklı ve temyizi kabil olmayan bir yöntem olarak belirlenmiş olması nedeniyle de 6085 sayılı Kanunda normal karar çoğunluğundan farklı olarak kaldırma kararı için Kurulun üçte ikisinin çoğunluğu aranmıştır.
İlk derecede kamu zararını tazminle yükümlü tutulmuş olan sorumluların haklarında verilmiş olan bu kararın, sorumlular lehine sonuçlanması için en kısa ve kesin olan yol dairece verilmiş olan tazmin kararının kaldırılması olup sorumluların temyiz başvuruları da çoğunlukla “kararın kaldırılması veya bozulması” şeklinde bir taleple sonlandırılmaktadır. Bu sebeple temyiz başvurusunda taraflarca kaldırma talep edilmişse öncelikle bu talebin görüşülmesi ve sonuçlandırılması gereklidir.
Ancak kaldırma kararının alınabilmesi için bozma veya tasdik kararlarından farklı bir çoğunluk (Kurulun üçte ikisinin oyu) aranmakta olduğundan bunun altında kalan oylama sonuçlarında bozma kararı verildiği kabul edilemeyeceğinden sonuca ulaşmak üzere müzakere ve oylamaya devam edilmesi gerekmektedir.
Kaldırma talebine yönelik müzakereler sonrasında yapılan oylamada Kurulun üçte iki çoğunluğu ile kaldırma kararı çıkmadığı halde kaldırma yönünde kullanılan oyların karar çoğunluğuna (5 azınlık oyuna karşı 9 çoğunluk oyu ile) ulaştığı gerekçe gösterilerek müzakerelere devam edilmemiş ve kaldırma gerekçelerine dayalı olarak bozma kararı verildiği sonucuna ulaşılmıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle kaldırma kararının oylandığı ancak bu kararın gerektirdiği üçte iki çoğunluğa ulaşılmadığı halde kurulun çoğunluğunun kaldırma yönünde oy kullandığı gerekçesiyle kaldırma gerekçeli bozma kararı verildiği sonucuna ulaşılması mümkün olmayıp müzakerelere devam edilerek yapılacak oylama sonucuna göre tasdik veya bozma kararlarından hangisinin verildiğinin belirlenmesi gerekir.
3- 130 sayılı İlamın 4. maddesiyle; ... Büyükşehir Belediyesi’nin ... yıl süreyle kiracı olduğu taşınmazı ... ile protokol imzalayarak Vakfın kullanımına bıraktığı gerekçesiyle … TL’nin tazminine ilişkin hüküm tesis edilmiştir.
Yukarıda adı geçen sorumlulardan bu maddede sorumlu olanların temyiz dilekçeleri, İlamın 2. maddesine yönelik yukarıda belirtilen temyiz dilekçeleri ile tamamen aynıdır.
(Sorumlulardan bu maddede sorumlu olanların temyiz dilekçeleri için geçerli) Başsavcılık mütalaaları, İlamın 2. maddesine yönelik yukarıda belirtilen Başsavcılık mütalaaları ile tamamen aynıdır.
Aynı ilam maddesi ile ilgili olarak kendi gündem sırasında görüşülen dosyayla duruşma talebinde bulunan sorumlu … adına Av. … tarafından yetkili kılınan Av. … ile Sayıştay Savcısının sözlü açıklamalarının dinlenmesinden ve dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra,
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanununun büyükşehir belediyesinin görev, yetki ve sorumlulukları başlıklı 7 inci maddesinin (v) bendinde; “Sağlık merkezleri, hastaneler, gezici sağlık üniteleri ile yetişkinler, yaşlılar, engelliler, kadınlar, gençler ve çocuklara yönelik her türlü sosyal ve kültürel hizmetleri yürütmek, geliştirmek ve bu amaçla sosyal tesisler kurmak, meslek ve beceri kazandırma kursları açmak, işletmek veya işlettirmek, bu hizmetleri yürütürken üniversiteler, yüksek okullar, meslek liseleri, kamu kuruluşları ve sivil toplum örgütleri ile işbirliği yapmak.” büyükşehir belediyelerinin görev ve yetkileri arasında sayılmıştır.
5393 sayılı Belediye Kanununun “Belediyenin Görev ve Sorumlulukları” başlıklı 14 üncü maddesinde:
“Belediye, mahallî müşterek nitelikte olmak şartıyla;
a) İmar, su ve kanalizasyon, ulaşım gibi kentsel alt yapı; coğrafî ve kent bilgi sistemleri; çevre ve çevre sağlığı, temizlik ve katı atık; zabıta, itfaiye, acil yardım, kurtarma ve ambulans; şehir içi trafik; defin ve mezarlıklar; ağaçlandırma, park ve yeşil alanlar; konut; kültür ve sanat, turizm ve tanıtım, gençlik ve spor orta ve yüksek öğrenim öğrenci yurtları (Bu Kanunun 75’inci maddesinin son fıkrası, belediyeler, il özel idareleri, bağlı kuruluşları ve bunların üyesi oldukları birlikler ile ortağı oldukları Sayıştay denetimine tabi şirketler tarafından, orta ve yüksek öğrenim öğrenci yurtları ile Devlete ait her derecedeki okul binalarının yapım, bakım ve onarımı ile tefrişinde uygulanmaz.); sosyal hizmet ve yardım, nikâh, meslek ve beceri kazandırma; ekonomi ve ticaretin geliştirilmesi hizmetlerini yapar veya yaptırır.
…”
Hükmü yer almakta iken “Belediyenin yetkileri ve imtiyazları” başlıklı 15 inci maddesinde:
“Belediyenin yetkileri ve imtiyazları şunlardır
a) Belde sakinlerinin mahallî müşterek nitelikteki ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla her türlü faaliyet ve girişimde bulunmak.
…
h) Mahallî müşterek nitelikteki hizmetlerin yerine getirilmesi amacıyla, belediye ve mücavir alan sınırları içerisinde taşınmaz almak, kamulaştırmak, satmak, kiralamak veya kiraya vermek, trampa etmek, tahsis etmek, bunlar üzerinde sınırlı aynî hak tesis etmek.
…”
Hükmü bulunmaktadır.
Aynı Kanunun “Diğer Kuruluşlarla İlişkiler” başlıklı 75 inci maddesinde:
“Belediye, belediye meclisinin kararı üzerine yapacağı anlaşmaya uygun olarak görev ve sorumluluk alanlarına giren konularda;
…
c) Kamu Kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, kamu yararına çalışan dernekler, Cumhurbaşkanınca vergi muafiyeti tanınmış vakıflar ve 7/6/2005 tarihli ve 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu kapsamına giren meslek odaları ile ortak hizmet projeleri gerçekleştirebilir. Diğer dernek ve vakıflar ile gerçekleştirilecek ortak hizmet projeleri için mahallin en büyük mülki idare amirinin izninin alınması gerekir.
d) Kendilerine ait taşınmazları, aslî görev ve hizmetlerinde kullanılmak üzere bedelli veya bedelsiz olarak mahallî idareler ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarına devredebilir veya süresi yirmi beş yılı geçmemek üzere tahsis edebilir. Bu taşınmazlar aynı kuruluşlara kiraya da verilebilir. Bu taşınmazların, tahsis amacı dışında kullanılması hâlinde, tahsis işlemi iptal edilir. Tahsis süresi sonunda, aynı esaslara göre yeniden tahsis mümkündür. Kamu kurum ve kuruluşlarına belediyeler, bağlı kuruluşları ve belediye şirketlerince devir veya tahsis edilen taşınmazlar, kamu konutu ve sosyal tesis olarak kullanılamaz.
…”
Denilmektedir.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerine göre, belediyeler, devlete ait her derecedeki okul binaları ve yükseköğrenim öğrenci yurtları yapabilir veya yaptırabilir; ayrıca belediyeler, belediye meclisinin kararı üzerine yapacağı anlaşmaya uygun olarak görev ve sorumluluk alanlarına giren konularda kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, kamu yararına çalışan dernekler, vergi muafiyeti tanınmış vakıflar ve 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu kapsamına giren meslek odaları ile ortak hizmet projeleri gerçekleştirebilir; kendilerine ait olmak kaydıyla taşınmazları, aslî görev ve hizmetlerinde kullanılmak üzere bedelli veya bedelsiz olarak mahallî idareler ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarına devredebilir veya süresi yirmi beş yılı geçmemek üzere tahsis edebilir.
Temyize konu Daire Kararına ilişkin ödeme emri ve eki belgeler incelendiğinde; ... Büyükşehir Belediyesi Meclisi’nin … tarihli ve … sayılı Kararında, Belediye tarafından ... ili … ilçesi sınırlarında yurt olarak kullanılmaya elverişli bir binanın ... yıl süre ile kiralanması ve kiralanan bu binanın ... (...) ile Belediye arasında yapılacak Ortak Hizmet Projesi gereğince, söz konusu Vakfın yurt olarak kullanımına verilmesi kararlaştırılmıştır. Bu Karar üzerine, Belediye “…” adresinde bulunan binayı KDV hariç yıllık olarak … TL (1. yıl sözleşmede belirlenen aylık kira bedeli üzerinden, diğer yıllarda ise artışın yapılacağı Ekim ayında TÜİK tarafından açıklanan ÜFE’nin bir önceki yılın Ekim ayına göre (12 aylık) değişim oranı kadar artırılmak sureti ile belirleneceği kira sözleşmesi hususi şartlarında belirtilmiştir.) karşılığında ... yıl süreyle kiralamıştır. Ardından, söz konusu Vakıf ile Belediye arasında gerçekleştirilen ... tarihli Ortak Hizmet Projesi Protokolünde, yurdun öğrenci kapasitesinin % 10’una kadar şehit yakınları, gaziler, dar gelirli, engelli gibi dezavantajlı öğrencilerin bedelsiz konaklamaları karşılığında, binanın kira bedelinin tamamının Belediye tarafından ödeneceği kararlaştırılmıştır. ... yılı itibarıyla, söz konusu bina için toplam … TL (KDV ve Damga vergisi dâhil) kira bedelinin tamamının Belediye tarafından karşılandığı tespit edilmiştir.
Sorgu ve sonrasında düzenlenen ilam maddesinde tazmin hükmü, Belediyece yurt binası kiralanarak işletmeciliğinin söz konusu Vakfa devredilmesinin ortak proje olarak değerlendirilemeyeceği temel gerekçesi üzerine kurulmuşsa da; ortak proje kavramının sınırları mevzuatta açık bir şekilde belirtilmemiş olmakla birlikte, ortak projenin de kanunlar ile belediyeye verilen görev kapsamında olması gerektiği açıktır.
Bu bağlamda, Belediye Kanununun 14 üncü maddesi ile öğrenci yurtları hizmetini yapmak veya yaptırmak belediyelerin görevleri arasında sayıldığından ve Kredi Yurtlar Kurumuna ait yurtların ihtiyacı karşılamakta yetersiz olduğundan; 5393 sayılı Kanunun 15 inci maddesinin (h) fıkrasındaki; “Mahalli müşterek nitelikteki hizmetlerin yerine getirilmesi amacıyla, belediye ve mücavir alan sınırları içerisinde taşınmaz almak, kamulaştırmak, satmak, kiralamak veya kiraya vermek, trampa etmek, tahsis etmek, bunlar üzerinde sınırlı ayni hak tesis etmek.” hükmü kapsamında belediyelere tanınan yetki ve öğrencilerin yurt ihtiyacına yönelik hizmet verme görevi kapsamında yukarıda adı geçen Vakıflarla Belediye arasında, yine yukarıda tarihli ve sayıları verilen Meclis Kararları doğrultusunda ortak hizmet projesi düzenlenerek tazmine konu yurt kiralanmıştır.
Temyiz dilekçelerinden de anlaşılacağı üzere, Belediyenin öğrenci yurdu olarak kullanılabilecek bir binası bulunmamaktadır. Zaten mevcut bir binanın tahsisi söz konusu olmayıp, kiralama vasıtasıyla ortak hizmet projesi gerçekleştirilmiştir. Ortak hizmet projesi düzenlendiği bir durumda da, söz konusu yurdun Belediye tarafından veya Belediye adına işletilmesi ile Belediyenin bu yurdu kiralayıp, Vakıfların kullanımına bırakması arasında bir fark bulunmamaktadır.
Diğer yandan, söz konusu Vakıf ticari işletme de değildir. Dolayısıyla kar amacı gütmeksizin öğrencilere uygun koşul ve bedellerle yurt hizmeti sunmaktadır. ..., Maliye Bakanlığının … tarihli ve …sayılı Vergi Muafiyeti Statüsüne Uygunluk yazısı üzerine Bakanlar Kurulunun … tarihli ve … sayılı Kararı ile “vergi muafiyeti statüsü” kazanmış bir vakıftır. Bu haliyle de mülki amir izni gerekmeksizin belediyelerin ortak proje gerçekleştirebilecekleri vakıflardandır.
Kaldı ki, yurt işletmesi için gerekli demirbaşlar, işletme masrafları ile elektrik, su, ısınma, iletişim vb. giderler protokolün karşı tarafı olan Vakıflarca karşılanmıştır. Ayrıca Yine ... ile imzalanan protokole göre de yurt kapasitesinin % 10’u kadar şehit-gazi yakınları, dar gelirli, muhtaç, kimsesiz ve engelli öğrencinin yurtlarda Belediyenin talebi ile hiçbir bedel ödemeksizin barınması sağlanmıştır.
Tüm bu açıklamalar çerçevesinde, yukarıda bahsi geçen protokolün hükümlerinden; anılan Vakfın da ortak hizmet projesi kapsamında yüklenim altına girdiği ve Belediyenin bu protokolle fakir ve ihtiyaç sahibi başarılı öğrencilerin barınma ihtiyacını karşıladığı yurt kiralama işlemlerinde kamu zararı oluşmadığı anlaşıldığından; sorumlu iddia ve itirazlarının kabul edilerek, 130 sayılı İlamın 4. maddesiyle verilen … TL’nin tazminine ilişkin hükmün 6085 sayılı Sayıştay Kanununun 55 inci maddesinin 7 nci fıkrası uyarınca BOZULMASINA ve yukarıda belirtilen hususların tekrar değerlendirilmesini teminen yeni hüküm tesisi için dosyanın hükmü veren DAİREYE GÖNDERİLMESİNE, (…. Daire Başkanı … ve …. Daire Başkanı … ile Üye …, Üye … ve Üye …’in aşağıda yazılı azınlık görüşlerine karşı) oy çokluğuyla,
Karar verildiği 11.10.2023 tarih ve 55893 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.
Karşı oy gerekçesi/Azınlık görüşü
…. Daire Başkanı … ile Üye …, Üye … ve Üye …:
130 sayılı İlamın 4. maddesiyle; Belediyenin kiraladığı taşınmazları öğrenci yurdu olarak işletmek üzere vakıf ile protokol imzalamak suretiyle vakfın kullanımına bırakması ve bu taşınmazın kira bedelinin tamamının belediye bütçesinden ödenmesi nedeniyle oluşan … TL kamu zararının tazminine ilişkin hüküm tesis edilmiştir.
Konunun esası yönünden;
Öncelikle, Belediyelerin taşınmaz tahsis işlemlerine ilişkin düzenlemeler 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile 5393 sayılı Belediye Kanunu’nda yer almaktadır.
Temyize konu Daire Kararına ilişkin ödeme emri ve eki belgeler incelendiğinde;
- ... Büyükşehir Belediyesi Meclisi’nin … tarihli ve … sayılı Kararında, Belediye tarafından ... İl merkezinde yurt olarak kullanılmaya elverişli bir binanın ... yıl süre ile kiralanması ve kiralanan bu binanın ... ile Belediye arasında yapılacak Ortak Hizmet Projesi gereğince, söz konusu Vakfın yurt olarak kullanımına verilmesinin kararlaştırıldığı tespit edilmiştir. Bu Karar üzerine, Belediye ... tarihinde yurt olarak kullanılacak “…” adresinde bulunan binayı yıllık olarak KDV hariç … TL (1. yıl sözleşmede belirlenen aylık kira bedeli üzerinden, diğer yıllarda ise artışın yapılacağı Eylül ayında TÜİK tarafından açıklanan ÜFE’nin bir önceki yılın Eylül ayına göre (12 aylık) değişim oranı kadar artırılmak sureti ile belirleneceği kira sözleşmesi hususi şartlarında belirtilmiştir.) karşılığında ... yıl süreyle kiralamıştır. ... tarihinde “... Büyükşehir Belediyesi ile ... (...) Arasında Düzenlenen İşbirliği Protokolü”nün “Belediyenin Yükümlülükleri” başlıklı 5.1’inci maddesinde protokol konusu taşınmazın ...’nın kullanımına verileceği hüküm altına alınmışken “...’nın Yükümlülükleri” başlıklı 5.2’inci maddesinde, anılan Vakfın taşınmazla ilgili fatura giderlerinden sorumlu olduğu, taşınmazın amacı dışında kullanılamayacağı, üçüncü kişi veya kurumlara kiralanamayacağı, taşınmaz içerisinde yer alan taşınmaz ve eşyaların bakımı gibi hükümlere yer verildiği görülmektedir. Protokolün “Bina Ve İçindeki Eşyaların Kullanımı” başlıklı 7 nci maddesinde ayrıca bina ve içerisindeki tefrişatın Vakfın kullanımına bırakılacağı düzenlemesine yer verilmiştir. Protokole göre kira bedelinin tamamı belediye tarafından karşılanacak olup belediyenin barındırılmasını talep ettiği şehit yakını, gazi, gazi yakını, dar gelirli, yoksul, muhtaç, kimsesiz ve engelli öğrenciler için % 10 kontenjan ayrılmıştır. Buna göre söz konusu kiralamanın bir “Ortak Hizmet Projesi” olmaktan ziyade, Vakıf adına bir bina kiralaması olduğu açıkça görülmektedir. ... yılı itibarıyla, kiralanan bu bina için Belediye tarafından toplam … TL (KDV ve Damga vergisi dâhil) kira bedeli ödenmiştir.
Konunun esasına geçmeden önce ve daha iyi anlaşılabilmesi için, idare hukukunda yetkilerin ortak özelliklerinden bahsedilmesi yararlı olacaktır.
a) İdare hukukunda yetkiler, Anayasa ve Kanunlardan kaynaklanır. İdari organların yetkileri kendinden menkul değildir.
b) İdare hukukunda yetkiler, verilmiş yetkilerdir. İdareler kendiliğinden yetkili olmayıp kural olarak yetkisizdirler.
c) İdare hukukunda yetkiler, istisnai niteliktedirler. İdari organlar, kendiliklerinden bir yetkiye sahip olmadıklarından, idarelerin yetkileri verilmiş yetkiler olduğundan, yetkisiz olmaları kural, yetkili olmaları ise istisnai niteliktedir.
d) İdare hukukunda yetkiler, istisnai niteliği nedeniyle dar yoruma tabi tutulur. Hukukta istisnai hükümlerin yorumu konusunda dar yorum ilkesi geçerlidir. Bu nedenle idari makamın bir konuda sahip olduğu yetki, o konuya benzer bir konuya kıyasen uygulanamaz. Kısacası idare hukukunda yetki konusunda genişletici yorum ve kıyas yapılamaz.
e) İdare hukukunda yetkiler, kanunun öngördüğü sınırlar çerçevesinde kullanılmalıdır.
f) İdare hukukunda yetkiler, kamu düzenine ilişkindir. Bu sebeple re’sen göz önünde bulundurulurlar.
Konu ile ilgili mevzuat;
5393 sayılı Belediye Kanununun “Belediyenin Görev ve Sorumlulukları” başlıklı 14 üncü maddesinde:
Belediye, mahallî müşterek nitelikte olmak şartıyla;
“a) … orta ve yüksek öğrenim öğrenci yurtları (Bu Kanunun 75’inci maddesinin son fıkrası, belediyeler, il özel idareleri, bağlı kuruluşları ve bunların üyesi oldukları birlikler ile ortağı oldukları Sayıştay denetimine tabi şirketler tarafından, orta ve yüksek öğrenim öğrenci yurtları ile Devlete ait her derecedeki okul binalarının yapım, bakım ve onarımı ile tefrişinde uygulanmaz.); … yapar veya yaptırır.
b) Devlete ait her derecedeki okul binalarının inşaatı ile bakım ve onarımını yapabilir veya yaptırabilir, her türlü araç, gereç ve malzeme ihtiyaçlarını karşılayabilir; sağlıkla ilgili her türlü tesisi açabilir ve işletebilir; …” ve
Aynı Kanunun “Diğer Kuruluşlarla İlişkiler” başlıklı 75 inci maddesinde:
“Belediye, belediye meclisinin kararı üzerine yapacağı anlaşmaya uygun olarak görev ve sorumluluk alanlarına giren konularda;
…
c) Kamu Kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, kamu yararına çalışan dernekler, Cumhurbaşkanınca vergi muafiyeti tanınmış vakıflar ve 7/6/2005 tarihli ve 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu kapsamına giren meslek odaları ile ortak hizmet projeleri gerçekleştirebilir. Diğer dernek ve vakıflar ile gerçekleştirilecek ortak hizmet projeleri için mahallin en büyük mülki idare amirinin izninin alınması gerekir.
d) Kendilerine ait taşınmazları, aslî görev ve hizmetlerinde kullanılmak üzere bedelli veya bedelsiz olarak mahallî idareler ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarına devredebilir veya süresi yirmi beş yılı geçmemek üzere tahsis edebilir.
…”
Hükümleri yer almaktadır.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerine göre belediyeler, ancak orta ve yüksek öğrenim öğrenci yurtları yapar veya yaptırabilirler. Bu kurumlara, sağlıkla ilgili her türlü tesisi açma ve işletme yetkisi verildiği halde, öğrenci yurtlarıyla ilgili olarak yalnızca yapma ve yaptırma yetkisi verilmiştir. Ayrıca, Devlete ait her derecedeki okul binalarının inşaatı ile bakım ve onarımını yapma ve yaptırma yetkisi ile birlikte bu okulların her türlü araç, gereç ve malzeme ihtiyaçlarını karşılama yetkisi verilmekle birlikte, öğrenci yurtlarıyla ilgili olarak araç, gereç ve malzeme ihtiyaçlarını karşılama gibi bir yetki de verilmemiştir. Dolayısıyla Kanunun belediyelere verdiği öğrenci yurdu yapma ve yaptırma yetkisinin, çoğunluk gerekçesinde belirtildiği haliyle yurt işletmeciliğini de yapabilecekleri şeklinde genişletilmesi, yukarıda izah edildiği üzere, idari organların yetkisizliği esas ve yetkileri istisnai olduğundan, bu sebeple yetki kurallarının dar yorumlanması gerektiğinden, mevzuata uygun değildir.
Belediyelerin 5393 sayılı Kanunun 75 inci maddesinde belirlenen kuruluşlarla bu maddede belirlenen usule göre ortak hizmet projeleri yapabilmeleri için, öncelikle söz konusu projeyle gerçekleştirilecek hizmetin, belediyelerin görevlerinden olması gerekmektedir. Yukarıda açıklandığı üzere Kanunun 14 üncü maddesinde öğrenci yurtlarıyla ilgili olarak belediyelere yalnızca yapma ve yaptırma görev/yetkisi verildiğinden, yurt işletmeciliği yetkisi verilmediğinden, yapılan işlem Kanunun 75 inci maddesi kapsamında ortak hizmet projesi olarak da değerlendirilemez.
Yapılan işlem bir taşınmaz tahsis işlemi de değildir. Çünkü taşınmaz tahsis işleminin söz konusu olabilmesi için, Belediyenin mülkiyetindeki taşınmazı aslî görev ve hizmetlerinde kullanılmak üzere süresi yirmi beş yılı geçmemek üzere tahsis etmesi gerekir. İlama konu işlemde, taşınmaz belediyenin mülkiyetinde bulunmadığından ve karşı taraf mahalli idare ve kamu kurum ve kuruluşu olmadığından, yapılan işlemin tahsis olarak değerlendirilmesi de mümkün değildir.
5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun, Bütçelerden yardım yapılması başlıklı 29 uncu maddesinin birinci fıkrasında:
“Madde 29- Gerçek veya tüzel kişilere kanunda veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesinde dayanağı olmadan kamu kaynağı kullandırılamaz, yardımda bulunulamaz veya menfaat sağlanamaz. Ancak, genel yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin bütçelerinde öngörülmüş olmak kaydıyla; kamu yararı gözetilerek dernek, vakıf, birlik, kurum, kuruluş, sandık ve benzeri teşekküllere yardım yapılabilir.
Bu yardımların yapılması, kullanılması, izlenmesi, denetlenmesi ve kamuoyuna açıklanmasına ilişkin esas ve usuller Cumhurbaşkanı tarafından çıkarılan yönetmelikle belirlenir.”,
5393 sayılı Kanunun 75 inci maddesinin üçüncü fıkrasında:
“(Ek fıkra: 12/11/2012-6360/19 md.) 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununun 29 uncu maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi ile 5253 sayılı Dernekler Kanununun 10 uncu maddesi; belediyeler, il özel idareleri, bağlı kuruluşları ve bunların üyesi oldukları birlikler ile ortağı oldukları Sayıştay denetimine tabi şirketler için uygulanmaz.”
Şeklinde düzenlemeler yapılmıştır.
Yukarıdaki düzenlemelere göre, genel yönetim kapsamındaki kamu idareleri ve bu kapsamda bulunan belediyeler, bütçelerinde öngörülmüş olmak kaydıyla; kamu yararı gözetilerek dernek, vakıf, birlik, kurum, kuruluş, sandık ve benzeri teşekküllere yardım yapabileceklerdir. Ancak, 12/11/2012 tarihli ve 6360 sayılı Kanunun 19 uncu maddesiyle yapılan, 6/12/2012 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren ve 5393 sayılı Kanunun 75 inci maddesine üçüncü fıkra olarak eklenen düzenlemeyle, söz konusu 5018 sayılı Kanunun 29 uncu maddesinin belediyeler için uygulanmayacağı hükme bağlanmıştır. Bu durumda, vakfın öğrenci yurdu olarak işletmesi amacıyla taşınmaz kiralama işlemi yapılması, belediye açısından ilgili vakfa yapılan nakdi yardım mahiyetinde olduğundan, dolaylı olarak bu hükümlerin de ihlal edilmesi anlamındadır ve mevzuata aykırıdır.
Sorumluluk yönünden;
Harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlisi sıfatlarıyla kendilerine sorumluk yüklenen kamu görevlileri, Büyükşehir Belediye Meclisinin almış olduğu kararın Emlak ve İstimlak Daire Başkanlığınca yerine getirildiğini, bu protokolün kanuna aykırılığı konusunda üst makamları yazılı olarak uyarmak gibi bir görevlerinin bulunmadığını, protokollerin kanunlara aykırı olduğu varsayıldığında dahi sorumluluğun Belediye Meclisine ait olduğunu, Belediye Meclisi tarafından alınan kararın gereğini yerine getirmemek gibi bir yetkileri bulunmadığından, kamu zararı iddiasıyla sorumlu tutulmalarının da hukuka uygun olmadığını ifade etmişlerdir. Ancak 5018 sayılı Harcama Yetkilileri yönünden; Kanun’un 32 nci maddesi uyarınca, Vakfa yapılan ödemenin Harcama Yetkilisinin talimatıyla gerçekleştiği ve bu ödemenin bütçe ilke ve esaslarına, kanun, tüzük ve yönetmelikler ile diğer mevzuata uygun olmasından, ödeneklerin etkili, ekonomik ve verimli kullanılmasından harcama yetkilisinin sorumlu olduğu dikkate alındığında temyiz dilekçesindeki iddia ve itirazların bu yönüyle kabul edilmesi mümkün değildir. Diğer taraftan, 5018 sayılı Kanun 33 üncü maddesindeki sorumlulukları dışında, Sayıştay Genel Kurulu’nun 14.06.2007 tarihli ve 5189-1 sayılı Kararının “Sorumlular” başlıklı 3 üncü bölümünde gerçekleştirme görevlilerinin sorumlulukları açıklanmış olup; ödeme emri belgesini düzenlemekle görevlendirilmiş gerçekleştirme görevlilerinin düzenlediği belge ile birlikte harcama sürecindeki diğer belgelerin doğruluğundan ve mevzuata uygunluğundan harcama yetkilisi ile birlikte sorumlu tutulması gerektiği belirtilmiştir. 5018 sayılı Kanun ve yukarıda belirtilen Sayıştay Genel Kurul Kararı uyarınca, harcama yetkilileri ve gerçekleştirme görevlileri, giderin gerçekleştirilmesi ve harcamanın yapılması süreçlerinde, mevzuata uygunluk açısından kontrolleri sağlamakla yükümlüdürler. Yapılacak harcama, nitelik itibarıyla hukuka aykırı nitelik taşıyorsa, söz konusu işlemleri yapmaktan kaçınmak durumundadırlar. Bu nedenle Gerçekleştirme Görevlilerinin sorumluluğu yönünden de bir tereddüt bulunmamaktadır.
Sorumlulardan Genel Sekreter Yardımcısı …, ortak hizmet projesine ilişkin protokolü Belediye Meclisinin verdiği yetki çerçevesinde Belediye Başkanı adına imzaladığını belirterek kişisel sorumluluğu olmadığını belirtmiştir.
Konuyla ilgili … tarihli ve … sayılı ... Büyükşehir Belediye Meclis kararında ... ile ortak hizmet projesi gerçekleştirmek amacıyla, ... il merkezinde, yurt olarak kullanılmaya uygun bir binanın ... (...) yıl süreyle kiralanması, kira sözleşmesini ve ... ile yapılacak ortak hizmet protokolünü imzalamak üzere Belediye Başkanı adına Genel Sekreter Yardımcısı …’a yetki verilmiştir. Bu yetkiye istinaden de adı geçen Vakıf ile ... tarihinde söz konusu protokol imzalanmıştır. Protokolü ise Belediye adına … imzalamış ve protokolün 5. maddesinde de Belediyenin bahsi geçen gayrimenkulü kiralayarak mezkur Vakfın kullanımına vereceği hüküm altına alınmıştır.
Bu durumda anılan gayrimenkulün kiralanması ile ilgili temel ve kurucu işlemlerden olan ve Belediyeyi kira sözleşmesi yapma yükümlülüğü altına sokan protokol, Belediye adına … tarafından imzalanmıştır. Dolayısıyla, ortak hizmet projesine ilişkin protokolü imzalaması nedeniyle Genel Sekreter Yardımcısı …’ın uyuşmazlık konusu olayda sorumluluğu bulunmaktadır.
Belediye Meclis üyelerinin mali sorumluluklarına ilişkin olarak ise; 5018 sayılı Kanunun 31 inci maddesinde yer alan; “Kanunların verdiği yetkiye istinaden yönetim kurulu, icra komitesi, komisyon ve benzeri kurul veya komite kararıyla yapılan harcamalarda, harcama yetkisinden doğan sorumluluk kurul, komite veya komisyona ait olur.” hükmü gereği, ortak hizmet projesi gerçekleştirmek amacıyla yurt olarak kullanılmak üzere ... yıl süre ile taşınmaz kiralanmasına Belediye Meclisi kararı ile onay verildiğinden, … tarihli ve … sayılı Belediye Meclisi Kararında imzası bulunan Belediye Meclis Üyelerinin yapılan ödemelere ilişkin sorumlulukları bulunmaktadır.
Son olarak, sorumlulardan eski Meclis Üyeleri …, … ve …’ın ortak mahiyetteki temyiz dilekçelerinde kendilerinin Meclis üyeliği görevinin daha önceki bir tarih olan ...’da sona ermiş olması nedeniyle kendilerinden sonra yapılan ödemelerden sorumluluklarının bulunmadığı hususu ileri sürülmekte ise de; 5018 sayılı Kanunun 31 inci maddesinde yer alan; “Kanunların verdiği yetkiye istinaden yönetim kurulu, icra komitesi, komisyon ve benzeri kurul veya komite kararıyla yapılan harcamalarda, harcama yetkisinden doğan sorumluluk kurul, komite veya komisyona ait olur.” hükmü gereği, ortak hizmet projesi gerçekleştirmek amacıyla yurt olarak kullanılmak üzere taşınmaz kiralanmasına Belediye Meclisi kararı ile onay verildiğinden; yukarıda adı geçen Meclis üyelerinin de … tarihli/… sayılı ve … tarihli/… sayılı Meclis Kararlarında imzası bulunması nedeniyle sorumluluğa ilişkin itirazlarının yerinde olmadığı görülmektedir.
Bu itibarla, tazmin hükmündeki sorumluluk tevcihinde de hukuka aykırı bir husus görülmemektedir.
Yukarıdaki hüküm ve açıklamalara göre, usule ve mevzuata uygun olan Daire Kararının tasdikine karar verilmesi gerekir.
…. Daire Başkanı …:
Yukarıda belirtilen ayrışık görüşteki konunun esası yönünden yapılan tüm açıklamalara katılmakla beraber sorumluluk yönünden;
5018 sayılı Kanunun 71 inci maddesine göre kamu zararı, kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda meydana gelmektedir. Uyuşmazlık konusu olayda, Belediyenin kiracı olduğu bir taşınmazı adı geçen Vakıf ile protokol imzalayarak bu Vakfın kullanımına bırakması nedeniyle bir kamu zararına sebebiyet verilmiş olması söz konusudur. Ancak bu eylem Belediye Meclisi tarafından alınan karar ile gerçekleştirilmiştir. Dolayısıyla Belediye Meclisi tarafından karar alınarak ödeme yapılması, bu Karara dayanılarak yapılan ödemelere ait belgeleri imzalayan Harcama Yetkilileri ve Gerçekleştirme Görevlilerinin eylemleri ile kamu zararının oluşması sonucu arasındaki illiyet bağını kesmektedir. Zira bahsi geçen sorumluların ödemeye dayanak teşkil eden Meclis Kararının alınmasında bir dahli mevcut değildir.
Açıklanan nedenlerle, söz konusu kamu zararından ödemeye esas Meclis Kararını alan Belediye Meclis üyelerinin sorumlu tutulması gerekmekte olup, (ödeme emri belgeleri üzerinde imzası bulunan) Harcama Yetkilileri ve Gerçekleştirme Görevlilerinin 5018 ve 6085 sayılı Kanunlarla belirlenen sorumluluğu bulunmamaktadır.
Bu itibarla, sadece Belediye Meclis üyelerine Meclis Kararının imzalamasından ötürü sorumluluk yüklenmesini teminen tazmin hükmünün sorumluluk yönünden bozularak Dairesine gönderilmesi gerekir.
Bu doğrultuda esasen tazmin hükmünün sadece sorumluluk yönünden bozulması gerektiğini düşünmekle birlikte, hesap yargılama usulü bağlamında temyiz mercii olan Temyiz Kurulu çalışma usulüne ilişkin olarak ayrıca;
Sayıştay Yargılamasında ilk derece mahkemesi olarak dairelerce verilen kararlara karşı sorumlular temyiz ve karar düzeltme ile yargılamanın iadesi yoluna müracaat edebilirler. 6085 Sayılı Kanun’un “Temyiz” başlıklı 55 inci maddesindeki düzenlemeye göre Temyiz Kurulu; temyiz olunan hükmü olduğu gibi veya düzelterek tasdik etmeye, bozma kararı vererek daireye göndermeye ya da Kurul üye tam sayısının üçte iki çoğunluğu ile daire kararını tümüyle ortadan kaldırmaya karar verebilir. Kaldırma kararı (doğası gereği Sayıştay dairelerince kamu zararının sorumlularına ödettirilmesi ile yönündeki kararlar hakkında verilebilecek bir karar olup) kamu zararının oluşmadığı dolayısıyla da dairece haklarında hüküm tesis edilen sorumlular hakkında hüküm tesis edilmesi gerekmediği sonucuna ulaşan ve sorumluların beraatı anlamına gelen bir hükümdür.
Bu düzenlemede yer verilen “kurul üye sayısının üçte iki çoğunluğu ile kaldırılması” şeklindeki kısmın klasik anlamdaki temyiz uygulamalarının dışına taşan bir düzenleme olduğu ortadadır. Hukuk sisteminde ilk derece mahkemesinin vermiş olduğu kararın kaldırılması ve bunun yerine yeni bir karar verilmesi uygulaması istinaf mahkemeleri aşamasında görülebilen bir uygulamadır. İstinaf mahkemelerince verilen kararlar (İlk derece mahkemesinin kararını kaldıran kararlar dâhil) hakkında da belli şartlar altında temyiz yoluna gidilebilmektedir. Oysa Sayıştay Temyiz Kurulunca verilen kaldırma kararına karşı karar düzeltme dışında müracaat edilebilecek bir kanun yolu ve mercii bulunmamaktadır. Türk hukuk sisteminde temyiz incelemesi sürecinde verilebilecek kararlardan farklı ve temyizi kabil olmayan bir yöntem olarak belirlenmiş olması nedeniyle de 6085 sayılı Kanunda normal karar çoğunluğundan farklı olarak kaldırma kararı için Kurulun üçte ikisinin çoğunluğu aranmıştır.
İlk derecede kamu zararını tazminle yükümlü tutulmuş olan sorumluların haklarında verilmiş olan bu kararın, sorumlular lehine sonuçlanması için en kısa ve kesin olan yol dairece verilmiş olan tazmin kararının kaldırılması olup sorumluların temyiz başvuruları da çoğunlukla “kararın kaldırılması veya bozulması” şeklinde bir taleple sonlandırılmaktadır. Bu sebeple temyiz başvurusunda taraflarca kaldırma talep edilmişse öncelikle bu talebin görüşülmesi ve sonuçlandırılması gereklidir.
Ancak kaldırma kararının alınabilmesi için bozma veya tasdik kararlarından farklı bir çoğunluk (Kurulun üçte ikisinin oyu) aranmakta olduğundan bunun altında kalan oylama sonuçlarında bozma kararı verildiği kabul edilemeyeceğinden sonuca ulaşmak üzere müzakere ve oylamaya devam edilmesi gerekmektedir.
Kaldırma talebine yönelik müzakereler sonrasında yapılan oylamada Kurulun üçte iki çoğunluğu ile kaldırma kararı çıkmadığı halde kaldırma yönünde kullanılan oyların karar çoğunluğuna (5 azınlık oyuna karşı 9 çoğunluk oyu ile) ulaştığı gerekçe gösterilerek müzakerelere devam edilmemiş ve kaldırma gerekçelerine dayalı olarak bozma kararı verildiği sonucuna ulaşılmıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle kaldırma kararının oylandığı ancak bu kararın gerektirdiği üçte iki çoğunluğa ulaşılmadığı halde kurulun çoğunluğunun kaldırma yönünde oy kullandığı gerekçesiyle kaldırma gerekçeli bozma kararı verildiği sonucuna ulaşılması mümkün olmayıp müzakerelere devam edilerek yapılacak oylama sonucuna göre tasdik veya bozma kararlarından hangisinin verildiğinin belirlenmesi gerekir.