2024/1402818 İhale Kayıt Numaralı "Karayolları 2Bölge Müdürlüğü ve Bağlı İşyerlerinde Kısmi Süreli İş Sağlığı ve Güvenliği Hizmet Alımı İşi" İhalesi
İlgili ihaleyi görüntüle2024/1402818Karayolları 2. Bölge Müdürlüğü tarafından yapılan 2024/1402818 ihale kayıt numaralı "Karayolları 2. Bölge Müdürlüğü ve Bağlı İşyerlerinde Kısmi Süreli İş Sağlığı ve Güvenliği Hizmet Alımı İşi" ihalesine ilişkin olarak Asil Ortak Sağlık Güvenlik Birimi Anonim Şirketi itirazen şikâyet başvurusunda bulunmuş ve Kurulca alınan 15.01.2025 tarihli ve 2025/UH.I-206 sayılı karar ile “4734 sayılı Kanun’un 54’üncü maddesinin onbirinci fıkrasının (b) bendi gereğince düzeltici işlem belirlenmesine" karar verilmiştir.
Davacı Asil Ortak Sağlık Güvenlik Birimi Anonim Şirketi tarafından anılan Kurul kararının iptali ve itirazen şikayet başvuru bedelinin iadesi talebiyle açılan davada, Ankara 17. İdare Mahkemesinin 07/03/2025 tarihli ve E:2025/180, K:2025/441 sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiş, temyiz başvurusu üzerinde Danıştay Onüçüncü Dairesinin 30.12.2025 tarihli E:2025/1186, K:2025/4241 sayılı kararında “Anayasa Mahkemesinin 15/01/2020 tarih ve 2017/37300 sayılı kararıyla, Kurul'a yapılan itirazen şikayet başvurusunun kabul edilerek düzeltici işlem belirlenmesine karar verilmesine rağmen başvuru bedelinin iade edilmemesi nedeniyle açılan davada, davanın reddine karar verilmesi üzerine mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasıyla yapılan başvuruda, Kurul'un düzeltici işlem belirlenmesine karar vermesinin nedeninin ihaleyi gerçekleştiren idarenin hukuka aykırı işlemi olduğu, başvurucunun idarenin hukuka aykırı işleminin tespitini sağlayabilmek adına 6.381,00-TL itirazen şikayet başvuru bedeli yatırmak durumunda kaldığı, başvuru bedeli alınmasının amacının yersiz başvuruların önüne geçmek ve idari sürecin etkin bir şekilde islemesini sağlamak olduğu, başvuru bedeli alınması kamu yararı amacına dayanmakla birlikte haklı çıktıktan sonra bedelin iade edilmemesi seklinde mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin başvurucu aleyhine aşırı bir külfet yüklememesi gerektiği, başvurucunun mevzuatta öngörülen idari yolları tüketmeden dava açamadığı, halbuki doğrudan dava açılabilseydi itirazen şikayet başvuru bedeli ödemeyecek, davasında haklı çıkması durumunda ise yargılama giderlerinin karsı tarafa yüklenecek olduğu, diğer taraftan, itirazen şikayet başvuru bedelinin idari yargıda dava açma masraflarıyla karşılaştırıldığında çok yüksek olduğu, ihaleye katılan isteklilerin hukuka aykırı bir durumla karşılaştıklarında haklı çıksalar dahi başvuru bedelinin kendilerine iade edilmeyeceğini bilmelerinin bu yola başvurmalarını engelleyebildiği, başvurucunun haklı çıkmasına rağmen başvuru bedelinin iade edilmemesi suretiyle mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin başvurucunun menfaatlerinin dikkate alınmaması nedeniyle ölçüsüz olduğu, başvuru bedelini doğrudan yatırdığı Kurul'dan almak yerine ayrı bir dava açmaya zorlanmasının başvurucu aleyhine aşırı bir külfet yüklediği, zira söz konusu bedelin kolaylıkla idari süreç içinde ilgili idareye rücu edilebileceği, külfetin başvurucuya yükletilmesinin ise mülkiyet hakkının usul güvencelerine de uygun düşmediği, başvurucuya şahsi olarak aşırı bir külfet yüklendiğinden kamu yararı ile başvurucunun mülkiyet hakkının korunması arasında olması gereken adil dengenin başvurucu aleyhine bozulduğu ve müdahalenin ölçülü olmadığı sonucuna varılarak mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmiştir.
Aktarılan Anayasa Mahkemesi kararından da anlaşılacağı üzere, Kurul'a yapılan itirazen şikayet başvurusunda, başvuru sahibince ödenen bedelin iade edilip edilmemesi konusunda ölçülülük ilkesi önem arz etmektedir.
Uyuşmazlıkta, davacı tarafından itirazen şikayet başvurusunda, "aşırı düşük teklif açıklamasının hukuka uygun olduğu"nun iddia edildiği, Kurul tarafından ise "teklifte önemli olduğu tespit edilen kalemler ve bu kalemlere ilişkin birim fiyat tariflerinde yer alan ve açıklanması istenilen maliyet bileşenlerinin açık ve tereddüte yer vermeyecek şekilde belirlenerek sınır değerin altında teklif sunan isteklilerden aşırı düşük teklif açıklamasının tekrar istenilmesi gerektiği" gerekçesiyle düzeltici işlem belirlenmesine, ancak davacının tüm iddiaları yönünden haklı bulunmadığından bahisle de itirazen şikayet başvuru bedelinin iade edilmemesine karar verildiği görülmektedir.
Bu noktada, iş bu uyuşmazlık kapsamında davacının aşırı düşük teklif açıklamasının mevzuata uygun olduğuna dair ileri sürdüğü hususlara ilişkin olarak yaptığı itirazen şikayet başvurusu üzerine henüz Kurul tarafından herhangi bir değerlendirme yapılmamakla birlikte, Kurul tarafından alınan düzeltici işlem kararı sonucunda yapılan ihale işlemleri kapsamında sonuç olarak davacının aşırı düşük teklif açıklamasının mevzuata uygun olmadığının anlaşılması halinde, ihaleyi gerçekleştiren idarenin iş bu davadaki hukuka aykırı işlemi nedeniyle iki defa başvuru bedeli ödemek zorunda kalacağı, bu durumun ise ölçülülük ilkesine aykırı olacağı açıktır.
Öte yandan, davacının aşırı düşük teklif açıklamasının bastan beri hukuka uygun olması halinde ise uyuşmazlığın basından beri haklı olan davacının hukuka aykırı bir şekilde iş bu dava konusu işlem kapsamında itirazen şikayet başvuru bedeli ödemeye katlanması gerekecek, bu durum ise 4734 sayılı 53. maddesinin (j) fıkrasına aykırı olacaktır.
Bu itibarla, dava konusu işlemin itirazen şikayet başvuru bedelinin iade edilmemesine ilişkin kısmında hukuka uygunluk, bu kısım yönünden davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararında ise hukuki isabet görülmemiştir.” gerekçesiyle mahkeme kararının kısmen bozulmasına karar verilmiştir.
Anayasa’nın 138’inci maddesinin dördüncü fıkrasında, yasama ve yürütme organları ile idarenin mahkeme kararlarına uymak zorunda olduğu, bu organlar ve idarenin mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremeyeceği ve bunların yerine getirilmesini geciktiremeyeceği hükme bağlanmıştır.
Ayrıca, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 28’inci maddesinin birinci fıkrasında, mahkemelerin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idarenin gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecbur olduğu, bu sürenin hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemeyeceği hüküm altına alınmıştır.
Anılan kararın icaplarına göre Kamu İhale Kurulunca işlem tesis edilmesi gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle; 4734 sayılı Kanun'un 65'inci maddesi uyarınca bu kararın tebliğ edildiği veya tebliğ edilmiş sayıldığı tarihi izleyen otuz gün içerisinde Ankara İdare Mahkemelerinde dava yolu açık olmak üzere,
1- Kamu İhale Kurulunun 15.01.2025 tarihli ve 2025/UH.I-206 sayılı kararının başvuru sahibinin iddialarının tamamında haklı bulunmadığı gerekçesiyle başvuru bedelinin iadesinin mümkün bulunmadığına ilişkin kısmının iptaline,
2- Anılan Mahkeme kararında belirtilen gerekçeler doğrultusunda 78.855,00 TL tutarındaki itirazen şikayet başvuru bedelinin başvuru sahibine iadesine,
Oybirliği ile karar verildi.