SayıştaySayıştay Temyiz Kararı55707

Çeşitli Konuları İlgilendiren Kararlar

Kurum / İdareBelediyeler ve Bağlı İdareler
Daire2
Dosya No49302
Yılı2019
Konu: Belediyenin Turizm ve Tanıtım Giderleri

GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:

9-76 sayılı İlamın 13’üncü maddesi ile; Belediye tarafından ... yerel seçimleri öncesinde “Belediye icraatları ile ilgili bilgilendirme toplantısı” adı altında toplantı düzenlenip ... kişilik yemek verilmesi ve teknik ekipman kiralanması; “İstişare toplantısı” adı altında yapılan organizasyon için ise ... kişilik yemek hizmeti alınması sonucu oluşan toplam … TL kamu zararının sorumlularından tazminine karar verilmiştir.

Belediye tarafından vatandaşlar, muhtarlar, sivil toplum kuruluşları, kanaat önderleri, spor kulüpleri, hemşehri dernekleri ve belediye personelinin katılımıyla “Belediye icraatları ile ilgili bilgilendirme toplantısı” ve “İstişare toplantısı” adı altında toplantılar düzenlediği, ses, sahne ve led ekran gibi teknik ekipman kiralandığı ve yapılan toplantılara katılan kişilere yemek verildiği görülmüştür. İlam maddesinde, bu organizasyonların seçimlerden kısa bir süre önce yapıldığı ve faaliyetlerin içeriği değerlendirilerek, düzenlenen bu toplantılarla 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanunun 62, 63, 64’üncü maddelerine aykırı olarak Belediye imkanlarının seçimlerde aday olan Belediye Başkanının emrinde ve lehinde kullanıldığı ifade edilmiştir. Ayrıca söz konusu harcamanın Temsil, Ağırlama ve Tören Giderleri yönergesinde tanımlanmış bir belediye gideri olmadığı da belirtilmiştir.

Ancak ilişikli belgeler incelendiğinde; 298 sayılı Kanunun ilgili maddelerinde belirtilen yasakların ihlal edildiğini bir başka deyişle Belediye imkanlarının aday olan Belediye Başkanının lehinde kullanıldığına dair somut bir delilin ya da tespitin olmadığı görüldüğünden, somut olaya ilişkin kamu zararının belirlenmesinde 298 sayılı Kanun hükümlerinin esas alınması doğru değildir.

5393 sayılı Belediye Kanunu’nun;

“Hemşehri hukuku” başlıklı 13’üncü maddesinde;

“Herkes ikamet ettiği beldenin hemşehrisidir. Hemşehrilerin, belediye karar ve hizmetlerine katılma, belediye faaliyetleri hakkında bilgilenme ve belediye idaresinin yardımlarından yararlanma hakları vardır. Yardımların insan onurunu zedelemeyecek koşullarda sunulması zorunludur. Belediye, hemşehriler arasında sosyal ve kültürel ilişkilerin geliştirilmesi ve kültürel değerlerin korunması konusunda gerekli çalışmaları yapar. Bu çalışmalarda üniversitelerin, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının, sendikaların, sivil toplum kuruluşları ve uzman kişilerin katılımını sağlayacak önlemler alınır. Belediye sınırları içinde oturan, bulunan veya ilişiği olan her şahıs, belediyenin kanunlara dayanan kararlarına, emirlerine ve duyurularına uymakla ve belediye vergi, resim, harç, katkı ve katılma paylarını ödemekle yükümlüdür.”

“Belediyenin görev ve sorumlulukları” başlıklı 14’üncü maddesinde;

“Belediye, mahallî müşterek nitelikte olmak şartıyla;

a) …kültür ve sanat, turizm ve tanıtım, … hizmetlerini yapar veya yaptırır.”

“Belediyenin giderleri” başlıklı 60’ıncı maddesinde;

“Belediyenin giderleri şunlardır:

k) Temsil, tören, ağırlama ve tanıtım giderleri.

n) Sosyo-kültürel, sanatsal ve bilimsel etkinlikler için yapılan giderler.”

“Kent konseyi” başlıklı 76’ncı maddesinde;

“Kent konseyi, kent yaşamında; kent vizyonunun ve hemşehrilik bilincinin geliştirilmesi, kentin hak ve hukukunun korunması, sürdürülebilir kalkınma, çevreye duyarlılık, sosyal yardımlaşma ve dayanışma, saydamlık, hesap sorma ve hesap verme, katılım ve yerinden yönetim ilkelerini hayata geçirmeye çalışır.

Belediyeler kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının, sendikaların, noterlerin, varsa üniversitelerin, ilgili sivil toplum örgütlerinin, siyasî partilerin, kamu kurum ve kuruluşlarının ve mahalle muhtarlarının temsilcileri ile diğer ilgililerin katılımıyla oluşan kent konseyinin faaliyetlerinin etkili ve verimli yürütülmesi konusunda yardım ve destek sağlar.

…”

Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri dikkate alınarak somut olay özelinde yapılan incelemede; söz konusu iştişare ve bilgilendirme toplantılarının, belediye hizmetlerinde önceliklerin belirlenmesi, belediye hizmetleri hakkında bilgilendirme, vatandaşların bu hizmetlere katılımının sağlanması, hemşehriler arasında sosyal ve kültürel ilişkilerin geliştirilmesi ve kültürel değerlerin korunması amaçlarıyla düzenlendiği ve bu faaliyetlere katılanlara çalışmaların etkili ve verimli yürütülmesi amacıyla yemek verildiği görüldüğünden, yapılan yemek giderlerinin, temsil, ağırlama ve tören gideri niteliğinde değil de, Belediyenin Belediye Kanunu’nun 13, 14, 60, 76’ncı maddelerinde öngörülen hemşehri hukuku ve kent konseyi çalışmaları ile sosyo-kültürel, turizm ve tanıtım faaliyetleri gibi görev ve sorumlulukları kapsamında katlanabileceği giderler niteliğinde olduğu anlaşılmıştır. Bu sebeple yapılan harcamada mevzuata aykırılık söz konusu değildir.

Bu itibarla; sorumluların Daire kararının esasına ilişkin öne sürdüğü itirazların kabulü ile, 76 sayılı İlamın 13’üncü maddesi ile verilen … TL tutarındaki tazmin hükmünün 6085 sayılı Sayıştay Kanunu’nun 55’inci maddesinin 7’nci fıkrası uyarınca BOZULMASINA ve belirtilen hususlar değerlendirilerek yeni bir hüküm tesisinin temini için dosyanın DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE,

(Üye …, Üye …, Üye …, Üye … ve Üye …’in karşı oy gerekçesi karşısında) oy çokluğuyla,

Karar verildiği 13.09.2023 tarih ve 55707 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.



Karşı Oy Gerekçesi

Üye …, Üye …, Üye …, Üye …:

Esas yönünden inceleme:

… Belediyesinin ... yerel Seçimleri öncesinde “Belediye İcraatları ile ilgili Bilgilendirme Toplantısı” adı altında toplantı düzenleyip ... kişilik yemek verdiği ve teknik ekipman kiraladığı; “İstişare Toplantısı” adı altında yapılan organizasyon için de ... kişilik yemek verdiği görülmektedir.

298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanununun “Matbua dağıtımı” başlıklı 62’nci maddesinde;

“...Devlet, katma bütçeli idareler, il özel idareleri, belediyelerle bunlara bağlı daire ve müesseseler, İktisadi Devlet teşekkülleri ve bunların kurdukları müesseseler ve ortaklıkları ile diğer kamu tüzel kişiliklerinde memur ve hizmetli olarak çalışanlar, ilan dağıtamazlar.”

Yine aynı Kanunun “Seçim süresince yapılamayacak işler” başlıklı 63’üncü maddesinde;

“62’nci maddede sayılanlarla, umumi menfaatlere hadim cemiyetler ve bunlarda görev almış bulunan memur ve hizmetliler seçimlerde de tarafsızlıklarını muhafaza etmek zorundadırlar.

Yukarıda yazılı olanların, 5830 sayılı kanunda yazılı yasak hükümleri saklı kalmak üzere seçim süresince:

a) Siyasi partilere veya adaylara her ne nam ile olursa olsun bağış ve yardımlarda bulunmaları,

b) Memur ve hizmetlileriyle her türlü araç ve gereç ve imkanlarını siyasi bir partinin veya adayın emrinde veya herhangi bir siyasi faaliyette çalıştırmaları, kullanmaları veya kullandırmaları yasaktır.”

“Törenlere ait yasaklar” başlıklı 64’üncü maddesinde ise;

“Seçim propagandasının başlangıç tarihinden oy verme gününü takip eden güne kadar olan süre içinde, 62 nci maddede sayılı bütün daire, teşekkül ve müesseselerle Bankalar Kanununa tabi teşekküllere ait kaynaklardan yapılan iş ve hizmetler dolayısıyla, (açılış ve temel atma dahil) törenler tertiplemek, nutuklar söylemek, demeçler vermek ve bunlar hakkında her türlü vasıtayla yayınlarda bulunmak yasaktır.” hükmü bulunmaktadır.

Belediye imkânlarının bir adayın emrinde kullanılması 298 sayılı Kanun’un 63’üncü maddesinde yasaklanan hallerden olup, ilam maddesine konu edilen faaliyetlerin, seçimlerden kısa bir süre önce yapılması ve faaliyetlerin içeriği birlikte değerlendirildiğinde yapılan faaliyetlerle bu yasağın ihlal edildiği anlaşılmaktadır. Seçim tarihinden kısa bir zaman önce belediye bütçesinde yer alan temsil, tanıtım ve ağırlama ödeneklerini kullanmak suretiyle organizasyonlar düzenlenmesi ve bu organizasyonlara katılanlara yemek hizmeti verilmesi mevzuata aykırılık teşkil etmektedir. Sorumlular savunmalarında bu nitelikteki toplantıların yıl boyunca yapıldığını ifade etmiş olsalar da denetim esnasında yapılan incelemelerde; bu nitelikte olan ve büyük çapta katılım gösterilen toplantıların sadece seçim süreciyle sınırlı olarak yapıldığı tespit edilmiştir.

Diğer taraftan “Belediye İcraatları ile İlgili Bilgilendirme Toplantısı” ile “İstişare Toplantısı” için yapılan yemek ve kiralama hizmeti alımları Belediyenin temsil, ağırlama, tören ödenekleri kullanılmak suretiyle gerçekleştirilmiştir. Ancak Belediye Bütçesinden Yapılacak Temsil, Ağırlama ve Tören Giderleri Yönergesinin 4, 5, 9 ve 10’uncu madde hükümleri incelendiğinde, yapılan harcamanın temsil, tören ve ağırlama gideri niteliğinde olmadığı da ortadadır.

Sonuç olarak; 298 sayılı Kanun hükümleri ile Temsil, Ağırlama ve Tören Giderleri Yönergesi hükümlerine aykırı olarak düzenlenen organizasyonlar için yapılan harcamalar dolayısıyla kamu zararına sebebiyet verildiği anlaşıldığından, ilam hükmünün esas yönüyle yerinde olduğu değerlendirilmektedir.

Sorumluluk yönünden inceleme:

Belediye Başkanı …, üst yöneticilerin özel kanunlarla belirlenen istisnalar dışında mali sorumluluğunun bulunmadığını belirtmektedir. 5018 sayılı Kanunun “Giderin gerçekleştirilmesi” başlıklı 33’üncü maddesi ile 14.06.2007 tarihli 5189/1 sayılı Sayıştay Genel Kurul Kararında gerçekleştirme görevlilerinin sorumluluğuna ilişkin olarak yer verilen hükümlerine göre, doğrudan temin onay belgesini imzalayan Belediye Başkanının, harcamanın gerçekleşmesi sürecine katılmış olmasından dolayı, diğer gerçekleştirme görevlisi sıfatı ile sorumlu tutulabileceği ve üst yönetici olmasının buna engel bir durum teşkil etmeyeceği anlaşılmaktadır. Bu nedenle, ilamın sorumluluk hükmünün yerinde olduğu değerlendirilmektedir.

Bu itibarla, sorumluların tüm itirazları reddedilerek, 76 sayılı İlamın 13’üncü maddesi ile verilen … TL tutarındaki tazmin hükmünün TASDİKİNE, karar verilmesi gerekir.

Üye …:

Konunun esası ve sorumluluk yönüyle ilgili olarak yukarıda yer verilen azınlık görüşüne aynen katılmakla birlikte; Temyiz Kurulu hesap yargılama usulüne ilişkin olarak kaldırma gerekçeli bozma kararı verilemeyeceği değerlendirilmektedir.

Sayıştay Yargılamasında ilk derece mahkemesi olarak dairelerce verilen kararlara karşı sorumlular temyiz ve karar düzeltme ile yargılamanın iadesi yoluna müracaat edebilirler. 6085 Sayılı Kanun’un ‘Temyiz’ başlıklı 55. maddesindeki düzenlemeye göre Temyiz Kurulu; temyiz olunan hükmü olduğu gibi veya düzelterek tasdik etmeye, bozma kararı vererek daireye göndermeye ya da Kurul üye tam sayısının üçte iki çoğunluğu ile daire kararını tümüyle ortadan kaldırmaya karar verebilir. Kaldırma kararı (doğası gereği Sayıştay dairelerince kamu zararının sorumlularına ödettirilmesi ile yönündeki kararlar hakkında verilebilecek bir karar olup) kamu zararının oluşmadığı dolayısıyla da dairece haklarında hüküm tesis edilen sorumlular hakkında hüküm tesis edilmesi gerekmediği sonucuna ulaşan ve sorumluların beraatı anlamına gelen bir hükümdür.

Bu düzenlemede yer verilen “kurul üye sayısının üçte iki çoğunluğu ile kaldırılması” şeklindeki kısmın klasik anlamdaki temyiz uygulamalarının dışına taşan bir düzenleme olduğu ortadadır. Hukuk sisteminde ilk derece mahkemesinin vermiş olduğu kararın kaldırılması ve bunun yerine yeni bir karar verilmesi uygulaması istinaf mahkemeleri aşamasında görülebilen bir uygulamadır. İstinaf mahkemelerince verilen kararlar (İlk derece mahkemesinin kararını kaldıran kararlar dâhil) hakkında da belli şartlar altında temyiz yoluna gidilebilmektedir. Oysa Sayıştay Temyiz Kurulunca verilen kaldırma kararına karşı karar düzeltme dışında müracaat edilebilecek bir kanun yolu ve mercii bulunmamaktadır. Türk Hukuk Sisteminde Temyiz İncelemesi sürecinde verilebilecek kararlardan farklı ve temyizi kabil olmayan bir yöntem olarak belirlenmiş olması nedeniyle de 6085 sayılı Kanunda normal karar çoğunluğundan farklı olarak kaldırma kararı için Kurulun üçte ikisinin çoğunluğu aranmıştır.

İlk derecede kamu zararını tazminle yükümlü tutulmuş olan sorumluların haklarında verilmiş olan bu kararın, sorumlular lehine sonuçlanması için en kısa ve kesin olan yol dairece verilmiş olan tazmin kararının kaldırılması olup sorumluların temyiz başvuruları da çoğunlukla “kararın kaldırılması veya bozulması” şeklinde bir taleple sonlandırılmaktadır. Bu sebeple temyiz başvurusunda taraflarca kaldırma talep edilmişse öncelikle bu talebin görüşülmesi ve sonuçlandırılması gereklidir.

Ancak kaldırma kararının alınabilmesi için bozma veya tasdik kararlarından farklı bir çoğunluk (Kurulun üçte ikisinin oyu) aranmakta olduğundan bunun altında kalan oylama sonuçlarında bozma kararı verildiği kabul edilemeyeceğinden sonuca ulaşmak üzere müzakere ve oylamaya devam edilmesi gerekmektedir.

Kaldırma talebine yönelik müzakereler sonrasında yapılan oylamada Kurulun üçte iki çoğunluğu ile kaldırma kararı çıkmadığı halde kaldırma yönünde kullanılan oyların karar çoğunluğuna (5 azınlık oyuna karşı 10 çoğunluk oyu ile) ulaştığı gerekçe gösterilerek müzakerelere devam edilmemiş ve kaldırma gerekçelerine dayalı olarak bozma kararı verildiği sonucuna ulaşılmıştır.

Yukarıda açıklanan nedenlerle kaldırma kararının oylandığı ancak bu kararın gerektirdiği üçte iki çoğunluğa ulaşılmadığı halde kurulun çoğunluğunun kaldırma yönünde oy kullandığı gerekçesiyle kaldırma gerekçeli bozma kararı verildiği sonucuna ulaşılması mümkün olmayıp müzakerelere devam edilerek yapılacak oylama sonucuna göre tasdik ve bozma kararlarından hangisinin verildiğinin belirlenmesi gerekir.