SayıştaySayıştay Temyiz Kararı55891

Personel Mevzuatı ile İlgili Kararlar

Kurum / İdareBelediyeler ve Bağlı İdareler
Daire8
Dosya No53318
Yılı2020
Belediye Hukuk Müşavirliği bünyesinde görev yapan personele ödenen vekalet ücretinde ikinci altıncı ay için güncelleme yapılarak fark ödemesi yapılması;

130 sayılı İlamın 1. maddesiyle; Hukuk Müşavirliği bünyesinde görev yapan personele 2020 yılının Ocak ayında memur aylıklarına uygulanan güncel katsayı üzerinden yıllık olarak hesaplanan üst sınırdan avukatlık vekâlet ücreti ödenmesine rağmen, 14.07.2020 tarihinde 2020 yılının ikinci altı ayına ilişkin olarak memur aylıklarına uygulanan katsayıdaki artış gerekçe gösterilerek fark ödendiği gerekçesiyle … TL’nin tazminine ilişkin hüküm tesis edilmiştir.

Sorumlu [(Ödeme Emri Belgesi Üzerinde İmzası Bulunan) Harcama Yetkilisi sıfatıyla temyiz talep eden I. Hukuk Müşaviri …] (aynı ilam maddesi ile ilgili olarak temyiz talep eden diğer sorumlunun kendi gündem sırasında görüşülen dosyasındaki temyiz dilekçesinde de tamamen aynı olmak üzere), temyiz dilekçesinde özetle;

- Öncelikle her ne kadar 8. Dairenin kararında sorgu aşamasındaki savunmaya itibar edilmemişse de; sorguya cevap dilekçemde de açıkladığı gibi; yapılan ödemenin kamu zararına neden olduğuna dair tespitini kabul etmediğini, zira davaların takibi sırasında kazanılan davalarda karşı taraftan tahsil edilen avukatlık ücretlerinin takip eden 3. yılın sonunda belediye bütçesine irat kaydedileceğini, dolayısıyla 2020 yılından sonra takip eden yıllarda vekalet ücreti limitlerini aşan bir tahsilat olmadığı takdirde zaten bu bedelin Hukuk Müşavirliğindeki avukatlara limit dahilinde dağıtılacağını ve belediye-kamu bütçesine irat kaydedilecek gelir bulunmayacağını, avukatların mevzuatla belirlenen limitler dahilinde vekalet ücreti alacağı hususu tartışmasız olmakla birlikte 2020 Temmuz ayında yapılan ödemeye esas vekalet ücretlerinin halen emanet hesabında tutulmakta olup kamu adına gelir kaydedilmiş durumda olmadığını, bu nedenle henüz olmamış kamu gelirinin zararının da söz konusu olamayacak olup, aksine düşünce ile kamu zararına sebebiyet verildiği iddiasının geleceğe yönelik varsayımdan ibaret olduğunu, kamu zararından söz edebilmek için kamuya gelir olarak aktarılacağı kesin olan bir gelirden bahsedilmesi gerektiğini,

- Vekalet ücreti konusunda mevzuat hükümlerinin çok açık olduğunu, 659 sayılı Genel Bütçe Kapsamındaki Kamu İdareleri ve Özel Bütçeli İdarelerde Hukuk Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin “Davalardaki temsilin niteliği ve vekalet ücretine hükmedilmesi ve dağıtımı” başlıklı 14/2-b maddesinde; “Ödenecek vekalet ücretinin yıllık tutarı; hukuk birimi amiri, hukuk müşaviri, muhakemat müdürü, avukatlar için (10.000) gösterge (...) rakamının, memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunacak aylık brüt tutarının oniki katını geçemez … ” denildiğini, bu konuda sorunun memur maaş katsayısının belirlenmesine dair yorumda olduğunu, yukarıda alıntılanan kararname hükmünde “memur aylıklarına uygulanan katsayı” denildiğini, oysaki sorguda olduğu gibi Daire kararında da hükümde yer alan “memur aylıklarına uygulanan katsayı” ifadesi ile vekalet ücretinin alındığı zaman uygulanan katsayının ifade edildiği görüşü ile karar oluşturulduğunu, avukatlara ödenecek limitin ait olduğu yılın memur maaş katsayısına endekslendiğini, “vekalet ücretinin alındığı zaman uygulanan katsayı” gibi bir kavramın mevzuatta bulunmadığını, aksine dağıtımın yapıldığı dönemde geçerli olan memur aylık katsayısı denildiğinde ise “Ocak” ayında geçerli katsayının anlaşılması gerekçesinin dayanağının bulunmadığını, Ocak ayında yapılan dağıtımdan sonra Temmuz ayında yapılan dağıtımın yine o an itibariyle yürürlükte olan memur maaş katsayısına göre yapıldığını, eğer memur maaşlarında katsayı artışı olmaksızın sadece enflasyon farkı adı altında seyyanen yapılan bir ödeme söz konusu olsaydı, bu artış doğrultusunda alınacak vekalet ücretinin mevzuata uygun olmadığından söz edilebileceğini, mevzuatta memur maaş katsayısı esas alınmakla birlikte Ocak ayındaki katsayısı dikkate alınarak hesaplama yapılacağına dair bir hüküm bulunmadığını, temyize konu İlamda ise; “Yılın ikinci yansında memur maaş katsayısında yapılan artışı gerekçe göstererek yılın ilk ayında defaten ödenmiş 12 aylık tutarın üzerine refah kaybını engellemek amacıyla arttırılan gösterge rakamı üzerinden doğan farkın tekraren ödenmesinin mezkûr KHK’nın 14’üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendine aykırı olduğu anlaşılmaktadır.” görüşünün kabul edildiğini, oysa ki, mevzuatta ödemenin sınırı memur maaş katsayısına bağlanmışken katsayıdaki artış halinde ödeme yapılmayacağına dair de hüküm bulunmadığını, Kararname ve 1389 sayılı Kanunda vekalet ücreti hesaplamasında Ocak ayında açıklanan memur maaş katsayısının esas alınması gerektiği kabul edilseydi Kanunda veya Kararnamede bu hususun açıkça belirtileceğini, esasen Ocak ayında belirlenen katsayının da toplu sözleşme yada öncesinde hükümet kararı ile enflasyondaki artışa göre belirlendiğini, nitekim toplu sözleşmede Ocak ayında maaşlarda % 4 artış öngörülmüşken enflasyonun % 8 olması halinde aradaki farkın eklenmek sureti ile katsayı belirlendiğini, dolayısıyla katsayının çoğunlukla enflasyona göre belirlenen bir rakam olduğunu, bu nedenle Temmuz ayında yeniden enflasyon ve toplu sözleşme hükümleri ile belirlenen katsayı ile o yıla ait memur maaş katsayısının belirlenmiş olduğunu, ancak katsayıdaki artışı salt enflasyon farkı yada refah payı kaybına engel olmak olarak nitelendirmenin de doğru olmadığını, enflasyonun maaş artışı ve dolayısıyla katsayı artışında etkili bir unsur olup, enflasyondan bağımsız olarak da katsayı artışının gündeme gelmekte olduğunu, burada esas olanın yıl içindeki memur maaş katsayısının ne olduğu noktasında önem kazandığını, vekalet ücreti üst sınırının da Ocak-Temmuz ikileminden bağımsız olarak vekalet ücretinin alındığı yıl için geçerli olan memur maaş katsayısı olduğunu,

- Kabul anlamına gelmemekle birlikte karşı oy gerekçesinde belirtilen;

“Söz konusu mevzuatta, vekalet ücretinin hangi ayda dağıtılacağına ilişkin sınırlayıcı bir hüküm olmadığı gibi ödeme tarihindeki katsayının dikkate alınacağına ilişkin bir düzenleme de yer almamaktadır.

Bu durumda; Kararnamede belirtilen “memur aylıklarına uygulanan katsayı” -ve “on iki katı ” ifadelerine göre, her aya ait memur aylık katsayısının gösterge rakamı ile çarpımı sonucu o aya ait dağıtılacak vekalet ücretinin hesaplanması, üst sınıra ve mevzuata uygun yöntem olacaktır.”

Görüşünün dahi bir yönüyle yukarıda anlattığı itirazlarıyla benzer içerikte olduğunu ifade etmek suretiyle yukarıda açıklanan nedenlerle ve Kurulumuzun incelemeleri sırasında tespit edeceği sair nedenlerle tazmin hükmünün kaldırılmasına veya aynı gerekçelerle bozulmasına karar verilmesini Kurulumuza arz etmiştir.

(Temyiz talep eden her iki sorumlu için de geçerli) Başsavcılık mütalaasında özetle; dilekçede, sorguya verilen cevaplar benzer ifadelerle tekrarlanarak;

- Hukuk Müşavirliği bünyesinde görev yapan personele 2020 yılı Ocak ayında dağıtılan avukatlık vekalet ücretlerine ilişkin ikinci altı aylık sürede yeni katsayı üzerinden fark ödenmesinde kamu zararı oluşmadığı,

- Kamu zararını kabul anlamına gelmemekle birlikte, İlamda karşı oy gerekçesinde belirtilen ''her aya ait memur aylık katsayısının gösterge rakamı ile ayrı ayrı çarpılarak dağıtılacak vekâlet ücretinin üst sınırının bulunması gerektiği'' şeklindeki görüşün, bir yönüyle kendi düşüncesiyle benzer içerikte olduğu

Hususlarının ileri sürüldüğü ve bu meyanda tazmin hükmünün kaldırılmasının talep edildiği ifade edildikten sonra; 659 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin “Davalarda temsilin niteliği ve vekalet ücretine hükmedilmesi ve dağıtımı” başlıklı 14 üncü maddesinde, vekalet ücretinin ödenme zamanına ilişkin bir düzenleme bulunmadığından, ödeme yapıldığı tarihte esas olan memur aylık katsayısının esas alınması gerektiği, nitekim Hukuk Müşavirliğince 14.01.2020 tarihinde ilgili personele Ocak ayında geçerli olan katsayılar üzerinden hesaplama yapılarak brüt tavan tutardan ödeme yapıldığı, anılan Kararname hükümlerine göre üst limitten yapılan bu ödemenin nihai nitelik taşıdığı, sonrasında memur maaş katsayısındaki artış gerekçe gösterilerek başka bir ödeme yapılmasının mümkün görülmediği, ancak Ocak ayında vekâlet ücretinin tamamına ilişkin ödeme yapılmış olmasına rağmen 14.07.2020 tarihinde 2020 yılının ikinci 6 aylık dönemine ilişkin katsayı uygulanarak yılın tamamı için fark ödemesinde bulunulduğu, dilekçede, mevzuatta ödeme zamanı belirtilmediği gerekçesiyle memur maaş katsayısının Temmuz ayında değişmesi nedeniyle üst limitin aşılmadığı belirtilmiş olsa da; bu durum ancak ödemenin Temmuz ayında yapılması halinde söz konusu olabileceği, buna karşın vekalet ücretinin tamamı Ocak ayında ödendikten sonra, Temmuz ayında değişen katsayıya göre yeniden hesaplama yapılarak fark ödemesi yapılmasının geriye dönük bir ödeme mahiyetinde olup, 659 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ilgili maddesinin bu şekliyle yorumlanmasının imkan dahilinde olmadığı, aynı durumun, fark ödemesinin Temmuz ayından sonraki aylara uygulanması gerektiği şeklindeki iddia için de geçerli olup, vekalet ücretinin tamamının Ocak ayında ödenmesi nedeniyle ikinci altı aylık kısım için farklı katsayı uygulanması mümkün olmadığının değerlendirildiği; bu nedenle talebin reddedilerek daire kararının tasdikine karar verilmesinin uygun olacağı mütalaa olunmuştur.

Dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra,

GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:

5393 sayılı Belediye Kanununun “Avukatlık ücretinin dağıtımı” başlıklı 82 nci maddesinde:

“Belediye lehine sonuçlanan dava ve icra takipleri nedeniyle hükme bağlanarak karşı taraftan tahsil olunan vekâlet ücretlerinin; avukatlara (49 uncu maddeye göre çalıştırılanlar dâhil) ve hukuk servisinde fiilen görev yapan memurlara dağıtımı hakkında 1389 sayılı Devlet Davalarını İntaç Eden Avukat ve Saireye Verilecek Ücreti Vekâlet Hakkında Kanun hükümleri kıyas yolu ile uygulanır.”

Denilirken, 26.09.2011 tarihli ve 659 sayılı Genel Bütçe Kapsamındaki Kamu İdareleri ve Özel Bütçeli İdarelerde Hukuk Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin “Yürürlükten kaldırılan ve uygulanmayacak hükümler ile atıflar” başlıklı 18 inci maddesinin ilk fıkrasında:

“2/2/1929 tarihli ve 1389 sayılı Devlet Davalarını İntaç Eden Avukat ve Saireye Verilecek Ücreti Vekâlet Hakkında Kanun yürürlükten kaldırılmıştır. Diğer mevzuatta 1389 sayılı Kanuna yapılan atıflar bu Kanun Hükmünde Kararnameye yapılmış sayılır.”

Denilmektedir.

659 sayılı KHK’nın “Davalardaki temsilin niteliği ve vekalet ücretine hükmedilmesi ve dağıtımı” başlıklı 14 üncü maddesinde ise:

“(1) Tahkim usulüne tabi olanlar dahil adli ve idari davalar ile icra dairelerinde idarelerin vekili sıfatıyla hukuk birimi amirleri, muhakemat müdürleri, hukuk müşavirleri ve avukatlar tarafından yapılan takip ve duruşmalar için, bu davaların idareler lehine neticelenmesi halinde, bunlar tarafından temsil ve takip edilen dava ve işlerde ilgili mevzuata göre hükmedilmesi gereken tutar üzerinden idareler lehine vekalet ücreti takdir edilir.

(2) İdareler lehine karara bağlanan ve tahsil olunan vekalet ücretleri, hukuk biriminin bağlı olduğu idarenin merkez teşkilatında bir emanet hesabında toplanarak idare hukuk biriminde fiilen görev yapan personele aşağıdaki usul ve sınırlar dahilinde ödenir.

a) Vekalet ücretinin; dava ve icra dosyasını takip eden hukuk birimi amiri, hukuk müşaviri, muhakemat müdürü veya avukata %55’i, dağıtımın yapıldığı yıl içerisinde altı aydan fazla süreyle hukuk biriminde fiilen görev yapmış olmak şartıyla, hukuk birimi amiri, hukuk müşaviri, muhakemat müdürü ve avukatlara %40’ı (…) eşit olarak ödenir.

b) Ödenecek vekalet ücretinin yıllık tutarı; hukuk birimi amiri, hukuk müşaviri, muhakemat müdürü, avukatlar için (10.000) gösterge (…) rakamının, memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunacak aylık brüt tutarının oniki katını geçemez.

c) Yapılacak dağıtım sonunda arta kalan tutar, hukuk biriminde görev yapan ve (b) bendindeki tutarları dolduramayan hukuk birimi amiri, hukuk müşaviri, muhakemat müdürü ve avukatlara ödenir. Bu dağıtım sonunda arta kalan tutar üçüncü bütçe yılı sonunda ilgili idarenin bütçesine gelir kaydedilir.

(3) Hizmet satın alınan avukatlara yapılacak ödemeler bu madde kapsamı dışındadır.”

Hükmü yer almaktadır.

659 sayılı KHK’nın 16 ncı maddesindeki yetkiye dayanılarak çıkarılan ve 08.07.2012 tarihli ve 28347 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Vekâlet Ücretlerinin Dağıtımına Dair Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’te de benzer düzenlemeler yer almaktadır.

Diğer taraftan, 01.01.2020-31.12.2021 dönemini kapsayan 28.08.2019 tarihli ve 2019/1 karar numaralı Kamu Görevlileri Hakem Kurulu Kararının İkinci Kısmının “Avukatlık Vekalet Ücreti” başlıklı 20 nci maddesinde; “659 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 14 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinde öngörülen “10.000” gösterge rakamı, “20.000” olarak uygulanır.” denilmektedir.

İhtilafa konu olayda; Hukuk İşleri Müdürlüğünde görev yapan dört personele, Ocak ayında düzenlenen ödeme emi belgeleri ile KHK ve Yönetmeliğin ilgili hükümlerine uygun olarak yılık üst sınır üzerinden avukatlık vekalet ücreti dağıtımı yapılmışken; aynı dört personele Temmuz ayında düzenlenen ödeme emri belgeleri ile maaş katsayısında yılın ikinci yarısında yapılan artış karşılığı tutarda avukatlık vekalet ücreti farkı hesaplanarak ödeme yapılmıştır.

657 sayılı Devlet Memurları Kanununun “katsayı” başlıklı 154 üncü maddesine göre, gösterge rakamlarının aylık tutarlarına çevrilmesinde uygulanacak katsayılar üçer veya altışar aylık dönemler itibariyle uygulanmak üzere Genel Bütçe Kanunu ile tespit olunur. Ancak mali yılın ikinci yarısında memleketin ekonomik gelişmesi, genel geçim şartları ve Devletin mali imkanları göz önünde bulundurulmak suretiyle Cumhurbaşkanı bu katsayıları ikinci yarının tamamı veya üçer aylık dönemleri itibariyle uygulanmak üzere değiştirmeye yetkilidir.

659 sayılı KHK ve Yönetmeliğin ilgili hükümlerine göre, avukatlık vekalet ücretinin yıllık üst tutarı, 20.000 gösterge sayısının memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunacak aylık brüt tutarın on iki katını geçemez. Burada kullanılan “memur aylıklarına uygulanan katsayı”nın yılın ilk veya ikinci yarısında geçerli katsayıdan hangisi olduğu açıkça belirtilmemiştir. Uygulamada da, avukatlık vekalet ücreti, “20.000 gösterge rakamı x memur aylıklarına uygulanan katsayı x 12 ay” üst sınırı yıllık olarak korunacak şekilde yılda bir defa veya yıl içinde birden fazla defa dağıtımı yapılabilir. Ancak avukatlık vekalet ücreti tutarının hesaplanmasında, ödemenin yapıldığı tarihte yürürlükte olan memur maaş katsayısının esas alınması gerekmektedir.

Yılın ilk yarısında ve bu dönemde geçerli olan katsayı esas alınarak yıllık üst sınır üzerinden ödenen avukatlık vekalet ücreti ile ilgili olarak, yılın ikinci yarısında memur maaş katsayısındaki artışa tekabül eden tutarda fark ödemesi yapılması, 659 sayılı KHK’nın yukarıda belirtilen hükümlerine aykırılık teşkil etmektedir.

Ayrıca bu uygulama, memur maaş katsayısındaki artışın amacıyla da bağdaşmamaktadır. Memur maaş katsayısında yılın ikinci yarısında artış yapılması, memleketin ekonomik gelişmesi, genel geçim şartları ve Devletin mali imkanları göz önünde bulundurulmak suretiyle yılın ikinci yarısında yapılacak ödemelerin satın alma gücünün korunması amacına yöneliktir. Oysa ki somut olayda, avukatlık vekalet ücretinin tamamı yılın ilk yarısında ve yıllık üst sınır üzerinden ödenmiştir.

Tüm bu açıklamalar çerçevesinde, sorumlu iddia ve itirazlarının reddedilerek 130 sayılı İlamın 1. maddesiyle verilen … TL’nin tazminine ilişkin hükmün TASDİKİNE, (…. Daire Başkanı … ile Üye …’un aşağıda yazılı azınlık görüşlerine karşı) oy çokluğuyla,

6085 sayılı Kanunun 57 nci maddesi gereği bu Kararın yazılı bildirim tarihinden itibaren onbeş gün içerisinde Sayıştay’da karar düzeltilmesi yolu açık olmak üzere,

Karar verildiği 11.10.2023 tarih ve 55890 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.

Karşı oy gerekçesi/Azınlık görüşü

…. Daire Başkanı …:

659 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 14 üncü maddesinde; dağıtımı yapılacak avukatlık vekalet ücretinin yıllık tutarının, mevzuatında belirtilen gösterge rakamının, memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunacak aylık brüt tutarının on iki katını geçemeyeceği hükmü ile ödenecek vekalet ücretine yıllık üst limit getirilmiştir. Söz konusu mevzuatta, vekalet ücretinin hangi ayda dağıtılacağına ilişkin sınırlayıcı bir hüküm olmadığı gibi ödeme tarihindeki katsayının dikkate alınacağına ilişkin bir düzenleme de yer almamaktadır.

Bu durumda; kararnamede belirtilen “memur aylıklarına uygulanan katsayı” ve “on iki katı” ifadelerine göre, her aya ait memur aylık katsayısının gösterge rakamı ile çarpımı sonucu o aya ait dağıtılacak vekalet ücretinin hesaplanması, üst sınıra ve mevzuata uygun yöntem olacaktır.

Söz konusu olayda, Ocak-Haziran 2020 dönemi için; bu dönemde geçerli olan memur aylık katsayısı 0,146061 olduğundan, dağıtılacak vekalet ücretinin … TL (… x … x …), Temmuz – Aralık 2020 döneminde ise; memur aylık katsayısı … olduğu dikkate alındığında, dağıtılacak vekalet ücretinin … TL (… x … x …) olarak hesaplanması mevzuatta belirtilen üst sınıra uygun olacaktır.

Bu itibarla, 2020 yılında 4 kişiye dağıtılması gereken avukatlık vekalet ücreti toplamı … TL (… TL + … x 4) olması gerekirken, toplam … TL (… TL (Ocak ayında ödenen) + … TL (Temmuz ayında ödenen)) olarak ödenmiş olup, temyiz talebinde bulunan sorumluların dilekçelerindeki iddiaların kısmen kabulüyle, -yukarıda dile getirilen düzeltme göz önüne alınarak- 130 sayılı İlamın 1. maddesiyle verilen … TL tutarındaki tazmin hükmünden mevzuata uygun olarak ödenen … TL’nin düşülerek, geriye kalan ve mevzuata aykırı olarak ödenen … TL’nin;

Harcama Yetkilisi (I. Hukuk Müşaviri) … ile Gerçekleştirme Görevlisi (Şef) …

Uhdelerinde kalmak üzere, hükmün bu tutar üzerinden düzeltilerek tasdik edilmesi gerekir.

Üye …:

659 sayılı KHK ve bu KHK’nin 16 ncı maddesi uyarınca çıkarılan Vekalet Ücretlerinin Dağıtımına Dair Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre, idareler lehine karara bağlanan ve tahsil edilen vekâlet ücretleri, dava ve icra takibini yapan hukuk biriminin bağlı olduğu idarenin merkez muhasebe birimi nezdinde açılan bir emanet hesabında toplanmakta ve idare hukuk biriminde fiilen görev yapan personele dağıtılmaktadır. Diğer yandan, ödenecek vekâlet ücretinin yıllık tutarının; hukuk birimi amiri, hukuk müşaviri, muhakemat müdürü ve avukatlar için 2020 yılında (20.000) gösterge rakamının, memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunacak aylık brüt tutarının oniki katını geçmemesi gerekmektedir. Aynı mevzuata göre, vekâlet ücretinin dağıtımı sonunda arta kalan tutar, hukuk biriminde görev yapan ve gösterge rakamı/aylıklara uygulanan katsayı üzerinden hesaplanan tavan tutarları dolduramayan hukuk birimi amiri, hukuk müşaviri, muhakemat müdürü ve avukatlara ödenecek ve bu dağıtım sonunda arta kalan tutar üçüncü bütçe yılı sonunda ilgili idarenin bütçesine gelir kaydedilecektir.

Ayrıca, vekâlet ücreti ödenen ve yılı limitini dolduramayan hukuk birim amiri, hukuk müşaviri, muhakemat müdürü ve avukatlara ödenecek tutarlar, mali yılı takip eden Ocak ayı sonuna kadar tahakkuka bağlanmak suretiyle hukuk biriminin bağlı olduğu merkez muhasebe birimince emanet hesabındaki limit dışı vekâlet ücretinden ödenmektedir.

659 sayılı KHK ve ilgili Yönetmelik incelendiğinde, vekâlet ücretlerinin yılı içinde hangi dönemlerde ve hangi aylık katsayısı üzerinden ödeneceğine dair açık bir düzenleme olmadığı görülmektedir. Mevzuatta sadece “gösterge rakamının, memur aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımı sonucu bulunacak tavan tutar”dan bahsedilmektedir. Bu durumda, mevzuatta açıkça yer almadığı halde, yargı kararlarında yılın tümüne Ocak ayı katsayısı veya Temmuz ayı katsayısının uygulanması gerektiği ya da yılın ilk altı ayı içinde Ocak ayı katsayısı ile ödeme yapıldıktan sonra Temmuz ayı katsayısı ile güncelleme yapılamayacağının belirtilmesi yasal düzenlemenin lafzına da ruhuna da aykırı olacağı gibi Yasa Koyucunun yerine hüküm tesis etmek anlamına da gelecektir.

Esasında, yılın tamamına ister Ocak ayı katsayısı uygulansın isterse de Temmuz ayı katsayısı uygulansın, her iki uygulamanın da yasal düzenlemeye aykırı olduğunu iddia etmek mümkün değildir. Zira, her iki durumda da aykırılığın yasal düzenlemenin hangi açık ve net hükmüne göre oluştuğunun cevabı oluşmamaktadır. Dolayısıyla, Ocak ayı katsayısına göre tavan üzerinden ödeme yapıldıktan sonra, Temmuz ayı katsayısına göre tavan güncellemesinin yapılmasını yasaklayan bir hüküm yoktur. Kaldı ki, Ocak ayı katsayısına göre tavan üzerinden ödeme yapıldıktan sonra, Temmuz ayı katsayısına göre tavan güncellemesi yapılamayacağının belirtilmesi, mevzuatın açıkça sınırlandırmadığı mezkûr konuda yargı yoluyla kişi aleyhine sınırlama getirilmesi anlamına gelmektedir.

Kamu zararı konusunda adil yargılama yapılabilmesi için kamu zararı gerekçesinin açık ve net olması elzemdir. Vekâlet ücretlerinin ödenmesinde, yasal düzenleme her iki katsayı hususunda herhangi bir yönlendirme yapmamaktadır. Bu bağlamda, mevzuatında iki katsayıdan hangisinin uygulanması gerektiği hususunda herhangi bir tanımlama yapılmadığından, yılın tümü için Temmuz ayı katsayısı üzerinden ödeme yapılsa dahi, bu uygulamanın 5018 sayılı Kanun’un 71 inci maddesinde sayılan kasıt, kusur ve ihmal halleriyle yorumlanması isabetli olmayacaktır. Zira, her iki katsayıdan birinin tercih edilmesi veya Ocak ayı katsayısı uygulandıktan sonra Temmuz ayı katsayısının uygulanamaması noktasında kıyas yapılacak mevzuat kuralı açıkça belirlenmiş olmadığından, idare uygulamasındaki vekalet ücreti ödemelerinin “mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması” şeklinde değerlendirilmesi de mümkün değildir. Bu durumda, söz konusu uygulamanın yargılamasının hakkaniyet ilkesine uygun olarak yapılması önem arz etmektedir.

Mevzuatta vekâlet ücretlerinin dağıtımında her iki katsayının nasıl uygulanması gerektiği hususunda açık hüküm olmaması nedeniyle, yargılamanın her iki tarafın yani idare ve personelin yararına olacak şekilde yapılması ve aynı şekilde hüküm kurulması hakkaniyet ilkesine uygun olacaktır. Dolayısıyla, yıl içinde iki katsayının olması durumunda, vekâlet ücreti tavanının hesabında iki katsayının da kullanılması yasal düzenlemenin amacına uyarlı olacaktır. Bu durumda, gösterge rakamının, iki katsayının toplamının yarısı ile çarpımı sonucu bulunacak aylık brüt tutarının oniki katı yıllık tavan tutar olarak belirlenebilecektir.

Bu itibarla, yılın ilk altı ayı içinde Ocak ayı katsayısı ile hesaplanıp ödenen vekâlet ücretleri için Temmuz ayı katsayısına göre güncelleme yapılıp katsayı farkı olarak ödenen toplam tutarın yarısının, kamu zararı olarak değerlendirilmemesi hakkaniyet ilkesine uygun olacaktır. Dolayısıyla, Daire Kararında, Temmuz ayı katsayısına göre yapılan güncelleme neticesinde tüm yıl için ödenen farkın tamamına kamu zararı denilmiş olması mevcut yasal düzenlemeye uygun değildir.

Yukarıda belirtilen gerekçelerle 130 ilam sayılı Daire Kararının 1. maddesinin Bozularak, yeniden hüküm tesis edilmek üzere Dosyanın Dairesine Gönderilmesine, karar verilmesi gerektiğinden çoğunluk görüşüne katılmıyorum.