SayıştaySayıştay Daire Kararı343

Vergi Resmi Harç ve Diğer Gelirlerle İlgili Kararlar

Kurum / İdareBelediyeler ve Bağlı İdareler
Daire8
İlam No88
Madde No2
Yılı2022
Belediye şirketi bünyesinde istihdam edilen ve işçi statüsünde görev yapmakta olan personel için tatil günlerindeki hizmetlerine karşılık olarak belediye şirketine mevzuatla belirlenen tutardan fazla hakediş ödemesi yapılması ile engellilik indiriminin aylık ücret tevkifat matrahlarından mükerrer indirilmesi



… Belediyesi … yılı hesabının Dairemizde yargılanması sonucu düzenlenen … tarih ve … sayılı İlamın … maddelerinde;

Belediye şirketi bünyesinde istihdam edilen ve işçi statüsünde görev yapmakta olan personel için,

A) Ulusal bayram, genel tatil ile resmi ve dini bayram günlerindeki hizmetlerine karşılık olarak belediye şirketine mevzuatla belirlenen tutardan fazla hakediş ödemesi yapılmasından kaynaklanan … TL,

B) Yapılan hakediş ödemelerinde, engellilik indiriminin işçinin aylık ücret tevkifat matrahından mükerrer indirilmesinden kaynaklanan … TL,

Olmak üzere toplam … TL kamu zararına sebebiyet verildiği iddiasıyla bahsedilen konuların denetçi tarafından sorgu konusu edildiği görülmüştür.

Ancak, yapılan incelemede, sorgunun (A) ve (B) olmak üzere iki ayrı bent halinde yazılmasına rağmen, Raporun “Sonuç” kısmının bentlere ayrılmaksızın düzenlendiği ve sorgunun (B) bendinde yer alan kamu zararı iddiasına esas teşkil etmesi nedeniyle ilişikli tutulması gereken Nisan ayı ikramiye ödemelerine ait ödeme emri belgelerinin sorguda ilişikli tutulmadığı tespit edildiğinden,

Raporun “Sonuç” kısmının (A) ve (B) bendi şeklinde ayrılması ve Mayıs ayı ikramiye ödemelerine ait ödeme emri belgeleri ilişikli tutularak konunun ek sorgu edilmesi suretiyle düzenlenecek ek raporun yargılanmasına değin 6085 sayılı Sayıştay Kanunu’nun 50’nci maddesinin üçüncü fıkrası gereğince konunun HÜKÜM DIŞI bırakılmasına karar verilmişti.

Bu karar üzerine, Raporun “Sonuç” kısmının (A) ve (B) bendi şeklinde ayrıldığı ve Nisan (Nisan ayı ikramiye ödemesinin Mayıs ayında yapılması nedeniyle ... sayılı İlamda sehven Mayıs ayı ikramiyesi denilmiştir.) ayı ikramiye ödemelerine ait ödeme emri belgeleri ilişikli tutularak konunun ek sorgu edilmesi suretiyle Ek Rapor düzenlendiği görüldüğünden, 6085 sayılı Sayıştay Kanunu’nun 50’nci maddesinin üçüncü fıkrası hükmü uyarınca konunun görüşülmesinin devamına karar verildi.

Belediye şirketi bünyesinde istihdam edilen ve işçi statüsünde görev yapmakta olan personel için,

A) Ulusal bayram, genel tatil ile resmi ve dini bayram günlerindeki hizmetlerine karşılık olarak belediye şirketine mevzuatla belirlenen tutardan fazla hakediş ödemesi yapılması sonucu … TL kamu zararına sebebiyet verildiği iddiasına ilişkin olarak;

19.03.1981 tarihli ve 17284 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 2429 sayılı Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanun’un 1’inci maddesinde;

“1923 yılında Cumhuriyetin ilan edildiği 29 Ekim günü Ulusal Bayramdır.”

Mezkûr Kanun’un 2’nci maddesinde;

“Aşağıda sayılan resmi ve dini bayram günleri ile yılbaşı günü, 1 Mayıs günü ve 15 Temmuz günü genel tatil günleridir.

A) Resmi bayram günleri şunlardır:

1. 23 Nisan günü Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramıdır.

2. 19 Mayıs günü Atatürk'ü Anma ve Gençlik ve Spor Bayramı günüdür.

3. 30 Ağustos günü Zafer Bayramıdır.

B) Dini bayramlar şunlardır:

1. Ramazan Bayramı; Arefe günü saat 13.00'ten itibaren 3,5 gündür.

2. Kurban Bayramı; Arefe günü saat 13.00'ten itibaren 4,5 gündür.

C) 1 Ocak günü yılbaşı tatili, 1 Mayıs günü Emek ve Dayanışma Günü ve 15 Temmuz günü Demokrasi ve Milli Birlik Günü tatilidir…”

Hükümlerine yer verilmiştir.

4857 sayılı İş Kanunu’nun;

“Ulusal Bayram ve Genel Tatil Günlerinde Çalışma” başlıklı 44’üncü maddesinde;

“Ulusal bayram ve genel tatil günlerinde işyerlerinde çalışılıp çalışılmayacağı toplu iş sözleşmesi veya iş sözleşmeleri ile kararlaştırılır. Sözleşmelerde hüküm bulunmaması halinde söz konusu günlerde çalışılması için işçinin onayı gereklidir.

Bu günlere ait ücretler 47’nci maddeye göre ödenir.”

“Genel Tatil Ücreti” başlıklı 47’nci maddesinde;

“Bu Kanun kapsamına giren işyerlerinde çalışan işçilere, kanunlarda ulusal bayram ve genel tatil günü olarak kabul edilen günlerde çalışmazlarsa, bir iş karşılığı olmaksızın o günün ücretleri tam olarak, tatil yapmayarak çalışırlarsa ayrıca çalışılan her gün için bir günlük ücreti ödenir…”

Hükümleri yer almaktadır.

… Belediye Başkanlığının şirketi konumunda bulunan … Tic. Ltd. Şti. ile … arasında imzalanan ve 01.02.2021-31.01.2023 tarihleri arasında yürürlükte bulunan Toplu İş Sözleşmesinin (TİS) “Tatillerde Çalışma ve Ücreti” başlıklı …’uncu maddesinde;

“… Hafta Tatili, Ulusal Bayram ve Genel Tatil Günlerindeki çalışmalar açısından İş Kanunu hükümleri uygulanır…” denilmiştir.

Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri birlikte değerlendirildiğinde; ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışması bulunmayan işçilere, bir iş karşılığı olmaksızın o günün ücretinin tam olarak ödeneceği, tatil yapmayarak çalışmaları halinde ise çalışılan her gün için ilave bir günlük ücret ödeneceği anlaşılmaktadır.

Bu kapsamda, belediye şirketine yapılan hakediş ödemelerinin incelenmesinde; ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışan işçilere, bu çalışmaları karşılığında hak kazandıkları ilave bir günlük ücretleri dışında yarım güne tekabül eden bir ödeme daha yapıldığı, diğer bir deyişle, ulusal bayram ve tatil günlerinde çalışması bulunan işçilere günlük yevmiyelerinin iki katı tutarında ücret ödenmesi gerekirken, iki buçuk katı tutarında ödeme yapıldığı tespit edilmiştir.

5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun “Kamu zararı” başlıklı 71’inci maddesinde; iş, mal veya hizmet karşılığı olarak belirlenen tutardan fazla ödeme yapılması kamu zararı olarak kabul edilmiştir.

Konuyla ilgili olarak sorumlular tarafından gönderilen savunmalarda, belediye şirketi ile sendika arasında imzalanan ve 01.02.2021-31.01.2023 tarihleri arasında yürürlükte bulunan TİS’in ulusal bayram ve genel tatil günlerindeki ödemelerde İş Kanunu hükümlerinin uygulanacağı yönündeki düzenlemesinin, İdarenin bir yıllık fiili uygulaması sonucunda zımnen hükümsüz bırakılarak “yok hükmünde” kalmış sayıldığı gerekçesiyle ulusal bayram ve genel tatil günlerindeki çalışmalarına karşılık olarak işçilere günlük iki buçuk yevmiye ödenmiş olmasının hukuka ve hakkaniyete aykırı olmadığı gibi kamu zararı oluşturmadığı belirtilmişse de,

6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’na dayanılarak düzenlenen toplu iş sözleşmesi hükümlerinin tarafların aksine fiili uygulamaları ile yok hükmünde sayılmasının kabulü bütün hukuk sisteminin ters yüz edilmesi anlamına gelecektir. Zira bu halde usulünce yapılmış yazılı ya da sözlü bütün sözleşmelerin hiçbir hüküm ifade etmeyeceği sonucuna varılır ki bunu hukuk sistemimizin kabul etmesi mümkün değildir.

Bu sebeple, 01.01.2018-30.06.2020 tarihleri arasında yürürlükte bulunan TİS’in “üç yevmiye ödeneceği” şeklindeki düzenlemesinin, sorgu konusu edilen ödemelerin gerçekleştirildiği 2022 yılı itibarıyla geçerliliği kalmadığından, 01.02.2021-31.01.2023 tarihleri arasında geçerliliği bulunan TİS gereği “iki yevmiye ödenmesi” gerekirken iki buçuk yevmiye ödenmesi neticesinde kamu zararına sebebiyet verilmiştir.

Yine savunmalarda 01.01.2018-30.06.2020 tarihleri arasında yürürlükte bulunan ve YHK kararı ile uygulamaya konulan TİS’de, 3 (üç) yevmiye ödeneceği şeklinde yapılan düzenlemenin işçiler için kazanılmış hak doğuracağı ve kazanılmış hakta eksiltme yapılması halinde açılacak davaların İdare için ciddi bir mali yük oluşturabileceği ifade edilmekteyse de, bir toplu iş sözleşmesinde (TİS) yer alan hükümlerin geçerliliği o TİS’in yürürlük süresi ile sınırlı olduğundan, yeni dönem TİS’in imzalanması ile birlikte eskisi bütün hükümleriyle birlikte ortadan kalkmaktadır.

Zira her bir TİS diğerinden bağımsız olduğundan, hukuktaki “düzen ilkesi”nin gereği olarak, bu durum işçinin aleyhine olacak dahi olsa, sonraki TİS ile önceki TİS’de yer alan bazı hakların kısmen veya tamamen değiştirilmesi, kaldırılması veya yeni dönem TİS’e yeni hakların getirilmesi mümkündür.

Bu nedenle, sonraki TİS’e rağmen önceki TİS’deki hakların kazanılmış hak kapsamında değerlendirilmesi mümkün bulunmamaktadır. Zira, yargı kararlarında; “kazanılmış hak”kın, işçinin statüsüne ve sıfatına ilişkin durumlar için düşünülmesi gerektiği, örnek vermek gerekirse, yürürlükteki TİS’e göre daimi işçiliğe geçiş şartlarını karşılayan geçici bir işçinin daimi işçi statüsünü kazanmasının kazanılmış hak kapsamına girdiği, bu sebeple daha sonra yürürlüğe girecek olan TİS’de aksine bir hüküm olsa dahi, önceki TİS’de öngörülen şartları karşılaması nedeniyle, işçinin daimi işçi statüsünü kazanmış olmasının kazanılmış hak kapsamında değerlendirileceği belirtilmiştir.

Buna karşılık, söz konusu yargı kararlarında; her bir TİS’in ihdasına yol açan ekonomik koşulların farklı olması nedeniyle kazanılmış hak iddiasıyla ücret, prim, tazminat, ikramiye gibi parasal hususlarda kazanılmış hak iddiasında bulunulamayacağı; ancak tarafların yeni imzaladıkları TİS’e; “İşçi lehine düzenlenmiş bulunan her türlü müktesep haklar devam eder.” şeklinde önceki dönem TİS ile öngörülen hakların devam edeceğine dair bir hüküm eklemeleri halinde eski TİS döneminde işçi lehine olan hükümlerin uygulanabileceği vurgulanmıştır.

Somut olayda, yargılamaya esas rapora konu edilen dönemde geçerli olan TİS’de, önceki dönem TİS ile öngörülen hakların devam edeceğine dair bir hükme yer verilmediğinden, eski TİS döneminde işçi lehine olan hükümlerin uygulanmasına imkân bulunmamaktadır.

Savunmalarda ayrıca, belediye şirketi işçilerine uygulanan ücretlerin, 6356 sayılı Kanun’un Ek 2’nci maddesiyle verilen yetki üzerine imzalanan Kamu Toplu İş Sözleşmeleri Çerçeve Anlaşma Protokolü kapsamında belirlenen mali haklara kıyasla daha düşük olduğu, bahse konu Protokolle taban ücreti, bunun eki olan protokolle de yemek ücretleri konusunda yapılan düzenlemeler dikkate alınarak işçilerin alacakları ile borçlarının mahsuplaştırılması neticesinde uğradıkları hak kaybının sorguda kamu zararı olarak belirlenen tutardan daha yüksek olduğu iddia edilmiştir.

6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nun “Tanımlar” başlıklı 2’nci maddesinde; “Çerçeve sözleşme: “Ekonomik ve Sosyal Konseyde temsil edilen işçi ve işveren konfederasyonlarına üye işçi ve işveren sendikaları arasında işkolu düzeyinde yapılan sözleşmeyi … ifade eder” denilmiştir.

Kanunda çerçeve sözleşme bu şekilde tanımlanmış olmakla birlikte anılan Kanun’un 33’üncü maddesinde çerçeve sözleşmeyle düzenlenebilecek olan konular; “mesleki eğitim, iş sağlığı ve güvenliği, sosyal sorumluluk ve istihdam politikaları” şeklinde sayılmıştır.

Ancak, Kanunda çerçeve sözleşmesinde yer alan hükümlerin bağlayıcılığı ve işçilere doğrudan talep hakkı vereceğine ilişkin herhangi bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Zira, çerçeve sözleşme toplu iş sözleşmesi niteliğinde olmadığından burada yer alan düzenlemeler tek başına normatif etkiye sahip değildir. Bu nedenle çerçeve sözleşmesinde yer alan hükümler doğrudan iş sözleşmesindeki hükümlerin yerini almazlar. Ayrıca, çerçeve sözleşmenin Borçlar Hukuku sözleşmelerinden de bir farkı yoktur. Bu nedenle kural olarak sadece tarafları arasında hüküm ve sonuçlarını doğururlar. Buna karşılık çerçeve sözleşmesindeki düzenlemeler, ayrıca toplu iş sözleşmelerinde yer verilmesi halinde, normatif nitelik kazanacaktır. Aksi takdirde Kanunun yetkiye ilişkin hükümleri de dolanılmış olacaktır. Zira çerçeve sözleşmesinin tarafı olabilmek için Ekonomik ve Sosyal Konseyde temsil edilen konfederasyona üye sendika olmak yeterli görülmüş ancak işçi sendikasının sözleşmenin kapsayacağı, işyeri, işletme veya işkolunda çalışan işçilerin belirli bir çoğunluğunu üye kaydetmiş olması (yetki) koşuluna yer verilmemiştir. Toplu iş sözleşmesinin yapılması için Kanunun 41’inci maddesinde öngörülen yetki koşullarını sağlamayan sendikaların yapacakları çerçeve sözleşmelerin daha sonra yapılacak toplu iş sözleşmeleri üzerinde emredici etkiye sahip olduğu ve tarafları bağlayacağının kabulü, yetkisiz sendikanın toplu iş sözleşmesi yapması anlamına gelecektir. Daha da önemlisi Kanunun sisteminde Konfederasyon üyesi işveren sendikasına üye farklı işverenlere ait işyerlerinde farklı işçi sendikalarının yetkili olabileceği de açıktır. Böyle durumlarda çerçeve sözleşmenin işkolu düzeyinde ve bağlayıcı olduğunun kabulü halinde, o işkolunda, yetkisiz olan konfederasyon üyesi sendikaların yapacakları çerçeve sözleşmelerin, aynı işkolunda yetkili olan diğer sendikaların yapacakları toplu iş sözleşmeleri yönünden de bağlayıcı olması gibi Kanunun sistemiyle bağdaşmayacak sonuçları ortaya çıkarabilecektir.

Bu nedenle çerçeve sözleşmenin, tarafı olmayan işçi sendikası yönünden herhangi bir bağlayıcı yanı yoktur. Ancak buna rağmen tarafların çerçeve sözleşmesindeki hükümleri toplu iş sözleşmesine almalarına engel bir durum da yoktur. (Prof. Dr. Talat Canbolat, “6356 sayılı Kanunda Öngörülen Çerçeve Sözleşmenin Hukuki Niteliği”, Prof. Dr. Ali Rıza Okur’a Armağan, syf: 523-541)

Yine, 6356 sayılı Kanun’un 36’ncı maddesinde, “Toplu iş sözleşmesinde aksi belirtilmedikçe iş sözleşmeleri toplu iş sözleşmesine aykırı olamaz. İş sözleşmelerinin toplu iş sözleşmesine aykırı hükümlerinin yerini toplu iş sözleşmesindeki hükümler alır. Toplu iş sözleşmesinde iş sözleşmelerine aykırı hükümlerin bulunması hâlinde ise iş sözleşmesinin işçi yararına olan hükümleri geçerlidir.” hükmüne yer verilmiştir.

Görüleceği üzere, 6356 sayılı Kanun’da, iş sözleşmelerinin toplu iş sözleşmesine aykırı olamayacağı ve aykırı hükümlerin yerini toplu iş sözleşmesindeki hükümlerin alacağı açıkça belirtilmesine rağmen çerçeve sözleşmeler için buna benzer bir hükme yer verilmemiştir. Bu nedenle çerçeve sözleşmelerle düzenlenen hükümlerin iş sözleşmesi veya toplu iş sözleşmesi üzerinde doğrudan doğruya ve emredici bir etkiye sahip olduklarından söz etmek mümkün bulunmamaktadır.

Kaldı ki, Yargılamaya Esas Raporda belediye şirketinde istihdam edilen işçi personele ulusal bayram, genel tatil ve bayram günlerindeki çalışmaları karşılığında toplu iş sözleşmesinde belirlenenden fazla yapılan ödemeler sorgu konusu edilmiştir. Bu bağlamda, Toplu İş Sözleşmesi hükümleri çerçevesinde işçilere ödenmesi öngörülen mali ve sosyal hakların, Kamu Toplu İş Sözleşmeleri Çerçeve Anlaşma Protokolüne kıyasla daha düşük olması veya söz konusu Protokole ek protokolle belirlenen yemek ücretlerinin ilgili personele ödenmemesi gibi hususların sorgu konusunu oluşturan kamu zararı ile bir ilgisi bulunmamaktadır.

Yine, işçi personelin alacakları ile borçları arasında savunmalarda iddia edildiği gibi bir mahsuplaşma yapılamayacağından, yapılan fazla ödeme nedeniyle 5018 sayılı Kanun’un 71’inci maddesinde tanımlandığı şekilde kamu zararına sebebiyet verildiği anlaşılmıştır.

Oluşan kamu zararında; 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun 32’nci ve 33’üncü maddeleri gereğince, ödeme emri ve eki belgelerinde imzası bulunan harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlisi ile ödemeye esas teşkil eden ekli belgelerde imzası bulunan görevlilerin sorumluluğu bulunmaktadır.

Bu itibarla, Belediye şirketi bünyesinde istihdam edilen ve işçi statüsünde görev yapmakta olan personel için, ulusal bayram, genel tatil ile resmi ve dini bayram günlerindeki hizmetlerine karşılık olarak belediye şirketine mevzuatla belirlenen tutardan fazla hakediş ödemesi yapılmasından kaynaklanan … TL ödeme ile ilgili olarak;

6085 sayılı Sayıştay Kanunu’nun 50’nci maddesinin üçüncü fıkrası hükmü uyarınca … tarih ve … sayılı İlamın … maddesine ilişkin hüküm dışı kaydının kaldırılmasına,

… TL kamu zararının;

… TL’sinin Harcama Yetkilisi (...) …, Gerçekleştirme Görevlisi (…) … ile Diğer Sorumlular (…) …, (...) … ve (…) …’a,

… TL’sinin Harcama Yetkilisi (...) …, Gerçekleştirme Görevlisi (…) … ile Diğer Sorumlular (…) …, (…) … ve (…) …’a,

… TL’sinin Harcama Yetkilisi (…) …, Gerçekleştirme Görevlisi (…) … ile Diğer Sorumlular (...) …, (…) … ve (…) …’a,

… TL’sinin Harcama Yetkilisi (...) …, Gerçekleştirme Görevlisi (…) … ile Diğer Sorumlular (...) …, (...) … ve (…) …’na,

… TL’sinin Harcama Yetkilisi (…) …, Gerçekleştirme Görevlisi (…) … ile Diğer Sorumlular (…) …, (…) … ve (...) …’a,

… TL’sinin Harcama Yetkilisi (…) …, Gerçekleştirme Görevlisi (…) … ile Diğer Sorumlular (…) …, (…) … ve (...) …’a

Müştereken ve müteselsilen,

6085 sayılı Sayıştay Kanunu’nun 53’üncü maddesi gereği işleyecek faizleri ile ödettirilmesine, oy birliğiyle karar verildi.





B) Yapılan hakediş ödemelerinde, engellilik indiriminin işçinin aylık ücret tevkifat matrahından mükerrer indirilmesi sonucu … TL kamu zararına sebebiyet verildiği iddiasına ilişkin olarak;

193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun;

“Engellilik indirimi” başlıklı 31’inci maddesinde;

“Çalışma gücünün asgarî % 80'ini kaybetmiş bulunan hizmet erbabı birinci derece engelli, asgarî % 60'ını kaybetmiş bulunan hizmet erbabı ikinci derece engelli, asgarî % 40'ını kaybetmiş bulunan hizmet erbabı ise üçüncü derece engelli sayılır ve aşağıda engelli dereceleri itibariyle belirlenen aylık tutarlar, hizmet erbabının ücretinden indirilir.

Engellilik indirimi;

- Birinci derece engelliler için 440.000.000 lira (2.000 TL),

- İkinci derece engelliler için 220.000.000 lira (1.170 TL),

- Üçüncü derece engelliler için 110.000.000 lira (500 TL) dır.

…”

“Verginin hesaplanması” başlıklı 104’üncü maddesinde;

“Yıllık Gelir Vergisi, vergiye tabi gelirlerin yıllık toplamından 31 inci maddedeki indirimler düşüldükten sonra 103 üncü maddedeki nispetler uygulanmak suretiyle hesaplanır.

Ücretlerin vergilendirilmesinde aylık vergi; yıllık vergi 12'ye bölünmek, gündelik vergi aylık vergi 30'a bölünmek suretiyle hesaplanır.”

Hükümleri yer almaktadır.

24.02.1999 tarih ve 23621 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 222 seri No.lu Gelir Vergisi Kanunu Genel Tebliği’nin “Sakatlık İndirimi Uygulaması” başlıklı 6’ncı bölümünde ise;

“…

13. Bu şekilde hesaplanan sakatlık indiriminin aylık tutarının hizmet erbabının aylık tevkifat matrahından indirilmesi gerekmektedir. …”

Denilmektedir.

Yukarıda belirtilen mevzuat hükümlerinden, çalışma gücünü kaybetme derecesine göre belirlenmiş olan aylık engellilik indirimi tutarının işçinin aylık tevkifat matrahından indirilmesi gerektiği anlaşılmaktadır.

Ancak, yapılan incelemede, Belediye şirketi … Ltd. Şti.’den yapılan personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alımı kapsamında çalıştırılan ve engellilik indiriminden yararlanan işçilerin, Nisan 2022 dönemi aylık gelir vergisi tevkifat matrahlarından engellilik indiriminin düşülmesi suretiyle, söz konusu indirimden yararlandırıldıkları halde aynı ay içerisinde ödenen ikramiyeden de söz konusu tutarların yeniden indirim konusu edildiği, dolayısıyla sadece aylık tevkifat matrahına uygulanması gereken engellilik indiriminin, hem aylığa hem de sendikal ikramiyeye uygulanması sonucu, mükerrer indirim konusu edildiği tespit edilmiştir. Böylelikle, işçilerden, eksik gelir vergisi kesintisi yapılması suretiyle belediye şirketine eksik kesilen bu vergi tutarı kadar fazla ödemede bulunulduğu anlaşılmıştır.

Bu itibarla, Belediye Şirketi … Ltd. Şti.’den alınan personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alımı kapsamında çalıştırılan ve engellilik indiriminden yararlanan işçilerin engellilik indiriminden aynı ay içerisinde mükerrer şekilde yararlandırılması sonucu belediye şirketine fazla ödemede bulunulmasından kaynaklanan … TL ödeme ile ilgili olarak;

6085 sayılı Sayıştay Kanunu’nun 50’nci maddesinin üçüncü fıkrası hükmü uyarınca … tarih ve … sayılı İlamın … maddesine ilişkin hüküm dışı kaydının kaldırılmasına,

Yargılama öncesi sorumlulardan … tarafından Dairemize sunulan belgelerden, bahse konu tutarın tamamının … tarih ve … sayılı makbuz karşılığında kredi kartıyla tahsil edilerek … tarih ve … sayılı Muhasebe İşlem Fişiyle ilgili hesaplarda izlendiği anlaşıldığından, konu hakkında ilişilecek bir husus kalmadığına, oy birliğiyle karar verildi.