2025/202615 İhale Kayıt Numaralı "Şırnak İl Jandarma Komutanlığına 48 Daireli Lojman Proje Hizmet Alım İşi" İhalesi
İlgili ihaleyi görüntüle2025/202615Şırnak İl Özel İdaresi Destek Hizmetleri Müdürlüğü tarafından yapılan 2025/202615 ihale kayıt numaralı “Şırnak İl Jandarma Komutanlığına 48 Daireli Lojman Proje Hizmet Alım İşi" ihalesine ilişkin olarak Neryap Mühendislik Mimarlık İnşaat Taahhüt Ticaret Ltd. Şti. itirazen şikâyet başvurusunda bulunmuş ve Kurulca alınan 22.05.2025 tarihli ve 2025/UH.II-1171 sayılı karar ile “4734 sayılı Kanun'un 54'üncü maddesinin onbirinci fıkrasının (a) bendi gereğince ihalenin iptaline” karar verilmiştir.
Davacı Neryap Mühendislik Mimarlık İnşaat Taahhüt Ticaret Limited Şirketi tarafından anılan Kurul kararının itirazen şikâyet başvuru bedelinin iadesi yönünden iptali istemiyle Ankara 21. İdare Mahkemesinin E:2025/1011 sayılı dosyasında açılan davada, anılan Mahkemenin 30.09.2025 tarihli ve E:2025/1011, K:2025/1615 sayılı kararı ile “davanın reddine” karar verilmiştir.
Anılan Mahkeme kararına yönelik istinaf incelenmesi sonucunda Ankara Bölge İdare Mahkemesi 8. İdari Dava Dairesinin 28.01.2026 tarihli ve E:2025/1882, K:2026/125 sayılı kararında “...Dava dosyasının incelenmesinden; davacı tarafından, Şırnak İl Özel İdaresi Destek Hizmetleri Müdürlüğünce 2025/202615 İhale Kayıt Numarası (IKN) ile gerçekleştirilen "Şırnak İl Jandarma Komutanlığına 48 Daireli Lojman Proje Hizmet Alım İsi" ihalesine yönelik olarak, eşik değer hesaplanırken idari şartnamede iki farklı katsayının bulunmasının ihale mevzuatına aykırı olduğu ve ihalenin iptalinin gerektiği iddiasıyla Kamu İhale Kurumu'na itirazen şikayet başvurusunda bulunulduğu, Kamu İhale Kurulunca alınan 22.05.2025 tarih ve 2025/UH.II-1171 sayılı Kurul kararıyla, idari Şartnamesinin 48. maddesinde iki farklı sınır değer katsayısı belirlendiği, ...ihalenin ne şekilde sonuçlandırılacağı noktasında belirsizlik bulunduğundan bahisle, davacının iddiası doğrultusunda, ihalenin iptaline karar verildiği, diğer taraftan, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 53’üncü maddesinin (j) fıkrasının 9’uncu alt bendine göre, başvuru sahibinin itirazen şikâyete konu iddialarının tamamında haklı bulunması halinde başvuru bedeli iadesinin söz konusu olabileceği, başvuru sahibinin iddialarının tamamında haklı bulunmadığından, başvuru bedelinin başvuru sahibine iadesi için Kanun’un öngördüğü şekilde "başvuru sahibinin iddialarının tamamında haklı bulunması" koşulunun gerçekleşmediği, dolayısıyla 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 53’üncü maddesinin (j) fıkrasının 9’uncu alt bendi hükmü gereğince başvuru bedelinin iadesinin mümkün olmadığına karar verildiği, bunun üzerine, davacı tarafından, anılan kararın, itirazen şikayet başvuru bedelinin iade edilmeyeceğine ilişkin kısmının iptali ile başvuru bedelinin faiziyle birlikte iadesine karar verilmesi istemiyle bakılmakta olan davanın açıldıgı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlıkta, davalı idarece davaya konu itirazen şikayet başvuru bedelinin ödenmemesine dayanak gösterilen 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'nun 53. maddesinin (j) fıkrasına 16/11/2022 tarihli ve 7421 sayılı Kanun'un 11. maddesiyle eklenen dördüncü paragraf, 26/03/2025 tarih ve 32853 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesi'nin 25/12/2024 tarih ve E:2024/85, K:2024/229 sayılı kararıyla iptal edilmiş ve kararda özetle, "...Kanun'un 54. maddesinin ikinci fıkrasında itirazen şikâyet başvurusu, dava açılmadan önce tüketilmesi zorunlu idari başvuru yolu olarak öngörüldüğünden başvuru sahibinin bu yolu tüketmeden dava açması mümkün değildir. Zorunlu başvuru yolunda ileri sürülen iddialarının bir kısmında dahi haklı çıkan başvuru sahibine itiraz konusu kural uyarınca başvuru bedelinden herhangi bir iade yapılmayacaktır. Bununla birlikte başvuru sahibinin iddialarının en azından bir kısmının Kurum tarafından haklı bulunmasının, ihaleyi yapan idarenin ihale sürecindeki bazı işlemlerinin hukuka aykırı olduğunun kabulü anlamına geleceği de açıktır. Bu durumda kurallar gereği idarenin hukuka aykırı işleminin sonuçlarından dolayı kişilere külfet yüklemesi ise kaçınılmaz olacaktır. Kişinin Kuruma yatırdığı bedeli ihaleyi yapan idareye karsı açacağı ayrı bir dava ile idareden isteyebileceği söylenebilse dahi ayrı bir davaya zorlanıyor olması da yeni bir külfet olarak nitelendirilebilecektir (benzer yönde değerlendirme için bkz. Farmasol Tıbbi Ürünler Sanayi ve Ticaret A.S. (2), s 49). Bu itibarla başvuru sahibinin şikâyet başvurusunda haklı çıktığı iddiaları dikkate alınmaksızın iddialarının tamamında haklı çıkması durumunda başvuru bedelinin iade edilmesini öngören kuralların kişilere aşırı bir külfet yüklediği, kamu yararı ile mülkiyet hakkı arasında gözetilmesi gereken adil dengeyi kişi aleyhine bozarak orantısız bir sınırlamaya neden olduğu sonucuna ulaşılmıştır." seklindeki değerlendirmelere yer verilmiş olup, kararın Resmî Gazete'de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesi uygun görülmüştür.
Anayasa'nın 153. maddesinin 3. fıkrasında, "Kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmi Gazete'de yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, Resmi Gazete'de yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez"; 5. fıkrasında, "İptal kararları geriye yürümez"; 6. fıkrasında ise, "Anayasa Mahkemesi Kararları Resmi Gazete'de hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar." kuralları yer almaktadır.
Ayrıca, Anayasa'nın 152. maddesinin 3. fıkrasında; "...Anayasa Mahkemesinin kararı, esas hakkındaki karar kesinleşinceye kadar gelirse, mahkeme buna uymak zorundadır." kuralına yer verilmiştir. Bu hükmün getiriliş amacı Anayasa Mahkemesi'nin verdiği iptal kararlarının, itiraz yoluna başvurulmasını isteyen kişi ya da kişiler tarafından açılan davaların yanı sıra, iptal edilen hüküm ya da hükümler esas alınarak hakkında uygulama yapılmış olan kişiler tarafından açılan ve görülmekte olan davalarda da dikkate alınmasını gerektirmektedir.
Anılan Anayasa Mahkemesi kararı ile iptal hükmünün, kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiş ise de, Anayasa Mahkemesince bir Kanunun tümünün ya da belirli hükümlerinin Anayasaya aykırı bulunarak iptal edilmiş olduğu bilindiği halde, eldeki davaların Anayasa'ya aykırılığı saptanmış olan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi, Anayasa'nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşecektir.
Bir başka anlatımla; Anayasa Mahkemesinin, iptal kararının yürürlüğe gireceği tarihi ileriye dönük olarak ertelemiş bulunması öncelikle, yasama organına aynı konuda, iptal kararının gerekçesine uygun olarak, yeni bir düzenleme için olanak tanımak ve ortada hukuki bir boşluk yaratmamak amacına yönelik olup, bir kanun ya da kanun hükmünde kararnamenin uygulanması nedeniyle dava açmak durumunda kalan ve Anayasa'nın 153. maddesi uyarınca itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesi'ne başvurulmasını isteme hakkına sahip olan kişilerin açmış olduğu davalarda da; hak veya menfaat ihlaline neden olan kuralın iptal davası veya itiraz yoluyla daha önce yapılan başvuru sonucunda Anayasa Mahkemesi'nce iptal edilmiş olması halinde, iptal hükmünün uyuşmazlık yönünden değerlendirilmesi gerekeceği açıktır. Bu itibarla, Resmi Gazete'de yayımlanarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesi kararlaştırılan Anayasa Mahkemesi kararının bakılan davada uygulanması gerektiği sonucuna varılmıştır.
Bu durumda, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'nun 53. maddesinin (j) fıkrasına 16/11/2022 tarihli ve 7421 sayılı Kanun'un 11. maddesiyle eklenen dördüncü paragrafın ve 4734 sayılı Kanun'a 7421 sayılı Kanun'un 13. maddesiyle eklenen geçici 21. maddesinin Anayasa Mahkemesi'nce iptal edilmiş olması nedeniyle yasal dayanağı kalmayan, itirazen şikayet bedelinin iade edilmemesine ilişkin işlemde hukuka uyarlık, davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararında ise hukuki isabet bulunmamaktadır.
Diğer yandan, dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğu anlaşıldığından, davacı şirket tarafından ödenen itirazen şikayet başvuru bedeli olan 50.640TL'nin dava açma tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya iadesi gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle, davacı tarafın istinaf başvurusunun KABULÜ ile Ankara 21. İdare Mahkemesi'nce verilen 30/09/2025 tarih ve E:2025/1011, K:2025/1615 sayılı kararın KALDIRILMASINA; 2577 sayılı Yasanın değişik 45. maddesinin 4. fıkrası uyarınca esastan incelenen davada, dava konusu işlemin IPTALINE; itirazen şikayet başvuru bedeli olan 50.640TL'nin dava açma tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi isteminin kabulüne,...” gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulü, dava konusu işlemin iptali karar verilmiştir.
Anayasa’nın 138’inci maddesinin dördüncü fıkrasında, yasama ve yürütme organları ile idarenin mahkeme kararlarına uymak zorunda olduğu, bu organlar ve idarenin mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremeyeceği ve bunların yerine getirilmesini geciktiremeyeceği hükme bağlanmıştır.
Ayrıca, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 28’inci maddesinin birinci fıkrasında, mahkemelerin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idarenin gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecbur olduğu, bu sürenin hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemeyeceği hüküm altına alınmıştır.
Anılan kararın icaplarına göre Kamu İhale Kurulunca işlem tesis edilmesi gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle, 4734 sayılı Kanun'un 65'inci maddesi uyarınca bu kararın tebliğ edildiği veya tebliğ edilmiş sayıldığı tarihi izleyen otuz gün içerisinde Ankara İdare Mahkemelerinde dava yolu açık olmak üzere,
1- Kamu İhale Kurulunun 22.05.2025 tarihli ve 2025/UH.II-1171 sayılı kararının başvuru sahibinin iddialarının tamamında haklı bulunmadığı gerekçesiyle başvuru bedelinin iadesinin mümkün bulunmadığına ilişkin kısmının iptaline,
2- Anılan Mahkeme kararında belirtilen gerekçeler doğrultusunda, itirazen şikâyet başvuru bedeli olan 50.640,00 TL'nin dava açma tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine,
Oybirliği ile karar verildi.