SayıştaySayıştay Temyiz Kararı55814

Çeşitli Konuları İlgilendiren Kararlar

Kurum / İdareBelediyeler ve Bağlı İdareler
Daire8
Dosya No50909
Yılı2019
Belediyenin kiraladığı taşınmazların vakıflar ile protokol imzalanarak ortak proje kapsamında vakıfların kullanımına bırakılması;

141 sayılı İlamın 2. maddesiyle; Belediyenin kiraladığı taşınmazların vakıflar ile protokol imzalanarak vakıfların kullanımına bırakıldığı gerekçesiyle … TL’nin tazminine ilişkin hüküm tesis edilmiştir.

Sorumlu [(Meclis Kararı Üzerinde İmzası Bulunan) Diğer Sorumlu sıfatıyla temyiz talep eden Eski Büyükşehir Belediyesi Meclis Üyesi …] (aynı ilam maddesi ile ilgili olarak temyiz talep eden diğer tüm sorumluların kendi gündem sıralarında görüşülen dosyalarındaki temyiz dilekçelerinde de tamamen aynı olmak üzere), temyiz dilekçesinde özetle;

1) Öncelikle Sayıştay sorgusuna verdikleri savunma ve açıklamalardaki itirazları temyiz gerekçesi olarak bir kez daha tekrar ettiklerini, belirtmek gerekir ki; sorguya verdikleri açıklamalarda irdelenen eski kanun yeni kanun hükümleri kıyaslamasının, belediyelere yeni yasal düzenlemelerle verilen görevlerin zaman içinde ortaya çıkan ihtiyaçların karşılanmasına yönelik olduğunu, dolayısıyla kanun koyucunun belediyelere verilen görevlerin kapsamını geniş tuttuğunu belirtmek amacına yönelik olduğunu, tabi ki yapılan her tür iş ve işlemlerin yürürlükteki kanunlara uygunluğu açısından denetleneceğinin açık olduğunu, ancak kanun hükümleri yorumlanırken kanun koyucunun yapılan değişiklikteki amacının da irdelenmesi gerektiğini, konunun bu açıdan değerlendirildiğini ve yeni düzenlemelerle kanun koyucunun belediyelerin görev kapsamını genişletmesindeki amaca dair yorumda bulunulduğunu,

2) Sayıştay sorgusu ve sonrasındaki 8. Daire kararında en önemli gerekçenin Belediyece yurt binası kiralanarak işletmeciliğinin söz konusu Vakıflara devredilmesinin ortak proje olarak değerlendirilemeyeceği hususu olduğunu, sorguya verdikleri açıklamalara tekrar atıfta bulunarak ortak proje kavramının kanunda açık bir şekilde sınırlarının belirtilmediği, ancak bu ortak projenin de Belediyece kanunlar ile kendisine verilen görev kapsamında olması gerektiği hususlarının açık olduğunu, bununla birlikte hangi tür projenin ortak proje sayılması gerekip gerekmediğinin Denetçi yada karar verenlerin yorumuna kaldığını, bizzat 8. Daire’nin temyiz talebine konu kararının dahi bu konudaki haklılıklarını gösterdiğini, Dairenin kararına karşı 2 üyenin, yapılan ortak hizmet protokollerinin Belediye Kanununun 14/a ve 75/c maddeleri ile Sayıştay Temyiz Kurulunun müstakar içtihatlarına uygun olduğu gerekçesi ile karşı oy verdiğini, 3 üyenin oyu ile tazmin kararı verildiğini, dolayısıyla Belediye Meclisi Kararı ile imzalanan ortak hizmet projelerinin 5393 sayılı Kanun hükümlerine aykırı olduğu ve ortak proje olarak kabul edilemeyeceğine yönelik karara dayanak olan görüşün mutlak doğruluğundan söz edilemeyeceğini,

3) Ayrıca Daire kararındaki çoğunluk görüşünde ortak hizmet protokolünün, Belediyenin kiraladığı yurt binalarının söz konusu vakıflara işletmek üzere verilmesi olarak değerlendirildiğini ve protokoldeki önemli hususların göz ardı edildiğini, şöyle ki; yurt işletmesi için gerekli demirbaşların, işletme masrafları ile elektrik, su, ısınma, iletişim vb. giderlerinin protokolün karşı tarafı olan vakıflarca karşılanacağını, ayrıca … ile imzalanan protokole göre kira bedelinin % 50’sinin de Vakıf tarafından karşılanacağını, söz konusu Vakıfların ticari işletme olmadıklarını, Dolayısıyla kar amacı gütmeksizin öğrencilere uygun koşul ve bedellerle yurt hizmeti sunmakta olduklarını, yine imzalanan protokole göre de yurt kapasitesinin % 10’u kadar şehit- gazi yakınları, dar gelirli, muhtaç, kimsesiz ve engelli öğrencinin yurtlarda Belediyenin talebi ile hiçbir bedel ödemeksizin barınmasının sağlandığını, böylece ortak hizmet projesi ile … ilinde öğrencilerin ihtiyacı olan yurt hizmetine katkı sağlandığını, ayrıca % 10 oranında da ihtiyaç sahibi yada şehit-gazi yakım öğrencinin hiçbir bedel ödemeden barınma sorununun çözümlendiğini, Daire kararında bu hususların da dikkate alınmadığını, kararın bu nedenle de yanlış olduğu görüşünde olduklarını

İfade etmek suretiyle yukarıda açıklanan nedenlerle ve Kurulumuzun incelemesi sırasında tespit edeceği sair nedenlerle tazmin hükmünün kaldırılması hususunun Kurulumuza arz etmiştir.

Aynı ilam maddesinde (Meclis Kararı Üzerinde İmzası Bulunan) Diğer Sorumlu sıfatıyla sorumluluğu bulunan Eski Büyükşehir Belediyesi Meclis Üyesi … ve … adlarına Sorumlu Vekili sıfatıyla temyiz talep eden Av. …, kendi gündem sırasında görüşülen dosyasındaki temyiz dilekçesinde özetle;

- Söz konusu ortak hizmet protokollerinin 5393 sayılı Belediye Kanununun 14 (a) ve 75 (c) maddeleri ve Sayıştay Temyiz Kurulunun müstekar içtihatlarına uygun olduğu için, kamu zararı oluşturan bir durum bulunmadığından, Daire Kararının temyizen incelenerek tazmin hükmünün bozulmasına karar verilmesi gerektiğini,

- Bilindiği üzere 5393 sayılı Belediye Kanunu öncesinde yürürlükte olan 1580 sayılı Belediye Kanunu ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu öncesinde yürürlükte olan 3030 sayılı Kanunda belediyelerin ve büyükşehir belediyelerinin görevleri ve yetkilerinin daha sınırlı olarak belirlendiğini,

- Mevcut mevzuattaki düzenlemelerin eksikliği nedeniyle günümüz şartlarına göre yerel yönetimlerle ilgili olarak da yeni kanunların kabul edildiğini,

- 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu ve 5393 Sayılı Belediye Kanunu ile önceki kanunlarda yer almayan pek çok görev, yetki ve imtiyazın belediyelere verildiğini, örnek olarak önceki mevzuata göre devlete ait okul binaları, mabetlerin bakımının yapımına, onarımına bile kanuni düzenlemeler izin vermediğini, 5216 ve 5393 sayılı Kanunlar da ise belediyelere bu ve benzeri pek çok konuda görev ve yetki verildiğini,

- Nitekim 5393 sayılı Belediye Kanununun “Belediyenin Görev ve Sorumlulukları” başlıklı 14 üncü maddesinde “Belediye, mahalli müşterek nitelikte olmak şartıyla” ibaresi ile çok geniş bir alanda görev tanımı yapıldığını,

- Kanunun 15 inci maddesinde sayılan “Belediyelerin yetkileri ve imtiyazları” başlıklı maddesinde de belediyelerin yetki ve imtiyazlarının önceki mevzuatlara göre artırıldığının görüleceğini,

- Her iki Kanunda da yürürlüğe girdiği yıllardan bugüne pek çok değişiklik sonucunda belediyelere tanınan görev ve yetkinin kapsamının daha da genişletilmiş olduğunun da bir gerecek olduğunu,

- 5216 sayılı Kanunun 7/v maddesinde; Sağlık merkezleri, hastaneler, gezici sağlık üniteleri ile yetişkinler, yaşlılar, engelliler, kadınlar, gençler ve çocuklara yönelik her türlü sosyal ve kültürel hizmetleri yürütmek, geliştirmek ve bu amaçla sosyal tesisler kurmak, meslek ve beceri kazandırma kursları açmak, işletmek veya işlettirmek, bu hizmetleri yürütürken üniversiteler, yüksek okullar, meslek liseleri, kamu kuruluşları ve sivil toplum örgütleri ile işbirliği yapmak.” görevinin büyükşehir belediyelerine verildiğini,

- 5393 sayılı Kanunun 75/c maddesinde de; “Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, kamu yararına çalışan dernekler, Cumhurbaşkanınca vergi muafiyeti tanınmış vakıflar ve 7/6/2005 tarihli ve 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu kapsamına giren meslek odaları ile ortak hizmet projeleri gerçekleştirebilir. Diğer dernek ve vakıflar ile gerçekleştirilecek ortak hizmet projeleri için mahallin en büyük mülki idare amirinin izninin alınması gerekir.” denildiğini,

- 5393 sayılı Kanunun 15/h maddesinde; “Mahalli müşterek nitelikteki hizmetlerin yerine getirilmesi amacıyla, belediye ve mücavir alan sınırları içerisinde taşınmaz almak kamulaştırmak satmak, kiralamak veya kiraya vermek, trampa etmek, tahsis etmek, bunlar üzerinde sınırlı aynı hak tesis etmek.” hükmünün yer aldığını,

- Belediye Meclisince alman karar gereğince yapılan protokol ve kiralama işlemlerini bu kanuni düzenlemeler açısından değerlendirmek gerektiğini,

- Tabi ki bu değerlendirmede kanun koyucunun iradesini ve bu kanuni düzenlemedeki amacını doğru değerlendirmek gerektiğini, zira her kanunun toplumda görülen bir ihtiyacın karşılığı olarak kabul edilmekte ve yürürlüğe girmekte olduğunu,

- Ülkemizde de özellikle yüksek öğretim gören öğrenciler için en önemli ihtiyacın sağlıklı ve güvenli bir ortamda barınma ihtiyacı olduğunu, … gibi iki adet üniversitenin bulunduğu bir ilde de öğrencilerin yurt ihtiyacı ve Kredi Yurtlar Kurumuna ait yurtların ihtiyacı karşılamakta yetersiz olduğunun çok açık olduğunu,

- Belediye Kanununun 14 üncü maddesi ile öğrenci yurtları hizmetini yapmak veya yaptırmak belediyelerin görevleri arasında sayıldığından kendi Büyükşehir Belediyelerinin de öğrencilerin yurt ihtiyacına yönelik hizmet verme görevinin açık olduğunu,

- … (…) tarafından Belediyeye gönderilen ... tarihli yazıda; Vakıflarının kamu yararına haiz vakıflardan olduğu, eğitim, öğretim ve yurt hizmetleri verdikleri, ilde yükseköğretim öğrencilerine yönelik barınma ve eğitim hizmeti vermek istedikleri, bu itibarla il merkezinde yeni öğrenci yurdu açmak için bina ihtiyaçlarının olduğu beyan edilerek Belediye ile Vakıfları arasında yükseköğretim öğrencilerine yönelik barınma ve eğitim hizmetleri vermek amacıyla ortak hizmet projesi gerçekleştirmek istendiğinin bildirildiğini,

- Büyükşehir Belediyesinin öğrenci yurdu olarak kullanılabilecek bir binası bulunmadığını, zaten mevcut bir binanın tahsisi söz konusu olmayıp ortak hizmet projesi gerçekleştiğini,

- …’in Maliye Bakanlığı’nın … tarihli ve … sayılı Vergi Muafiyeti Statüsüne Uygunluk yazısı üzerine Bakanlar Kurulunca … tarihli ve … sayılı Kararı ile “vergi muafiyeti statüsü” kazanmış bir vakıf olduğunu, bu haliyle mülki amir izni gerekmeksizin belediyelerin ortak proje gerçekleştirebilecekleri vakıflardan olduğunu,

- Emlak ve İstimlak Daire Başkanlığının … tarihli, … sayılı yazısı ile … ile Ortak Hizmet Projesi gerçekleştirmek amacıyla; ortak hizmet protokolünü imzalamak üzere Büyükşehir Belediyesi Başkanı adına …’a yetki verilmesi, 5393 sayılı Belediye Kanununun 14/a, 15/h-s, 18/e ve 75/c maddeleri, 5216 sayılı Büyükşehir Belediye Kanununun 18/g maddesi, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetim, ve Kontrol Kanununun 29 uncu maddesi ve 5393 sayılı Belediye Kanununun 3/b ve 38 inci maddelerine göre Belediyenin karar organı tarafından incelenerek, karara bulanmak üzere evrakın Büyükşehir Belediye Meclisine havale edilmesini arz ettiğini,

- … ile Ortak Hizmet Projesi gerçekleştirmek amacıyla; il merkezinde, yurt olarak kullanılmaya uygun bir adet binanın ... (...) yıl süreyle kiralanmasının Büyükşehir Belediye Meclisinin … tarihli toplantısında Birleşim No: …, Oturum No: 1, Karar No: … ile mevcudun oybirliği ile kabul edildiğini, Meclis Kararının Büyükşehir Belediye Başkanı tarafından … tarihli, … sayılı yazı ile gereğini yapmak üzere Emlak ve İstimlak Daire Başkanlığına gönderildiğini,

- Emlak ve İstimlak Daire Başkanlığının; 5393 sayılı Belediye Kanununun 14/a, 15/h, 75/c maddeleri, 5216 sayılı Büyükşehir Belediye Kanunu’nun 18/g maddesi gereğince kabul edilen Meclis Kararı doğrultusunda hazırlanan ...tarihli protokolü uyguladığını,

- Yine … (…) İl Temsilciliği tarafından Belediyeye gönderilen ... yazıda; Vakfın yurtlarında ve okullarında verdiği bilimsel, sanatsal, sportif faaliyetlerde; gelişen Türkiye’ye ayak uydurabilecek; yeni Türkiye’nin inşasına katkıda bulunacak, dengelerin değiştiği global dünyada uluslararası platformlarda söz sahibi olabilecek, özgüveni tam, köklerinin farkında olan, bilinçli, tarihini, kendini ve hedefini iyi bilen, araştıran, sorgulayan, öğrenen, üreten, girişimci gençler yetiştirmeyi kendilerine ilke edindiklerini, bu hedeflere ulaşmak için ilk günkü heyecanla çalışmalarına devam ettiklerini, yerel yönetimlerle ortak hizmet projeleri gerçekleştirerek hizmetlerini daha kitlelere ulaştırma gayesinde olduklarını, bu itibarla … İlçesinde yeni öğrenci yurdu açmak için bina ihtiyaçlarının olduğunu bildirerek, Belediye ile Vakıfları arasında gerçekleştirilecek ortak hizmet projesi kapsamında … İlçe merkezinde yurt binası olarak kullanılacak bir binanın Vakıflarına tahsis edilmesinin talep edildiğini

- …’nın Maliye Bakanlığı’nın … tarihli ve … sayılı Vergi Muafiyeti Statüsüne Uygunluk yazısı üzerine Bakanlar Kurulunca … tarihli ve … sayılı Karar ile “vergi muafiyeti statüsü” kazanmış bir vakıf olduğunu, bu haliyle mülki amir izni gerekmeksizin belediyelerin ortak proje gerçekleştirebilecekleri vakıflardan olduğunu,

- Emlak ve İstimlak Daire Başkanlığının … tarihli, … sayılı yazısı ile … ile Ortak Hizmet Projesi gerçekleştirmek amacıyla; Ortak Hizmet Protokolünü imzalamak üzere Büyükşehir Belediyesi Başkanı adına Genel Sekreter Yardımcısı …’a yetki verilmesi, 5393 sayılı Belediye Kanununun 14/a, 15/h-s, 18/e ve 75/c maddeleri, 5216 sayılı Büyükşehir Belediye Kanununun 18/g maddelerine göre Belediyenin karar organı tarafından incelenerek karara bağlanmak üzere evrakın Büyükşehir Belediye Meclisine havale edilmesini arz ettiğini

25- … ile Ortak Hizmet Projesi gerçekleştirmek amacıyla; … İlçesi sınırlan içerisinde, yurt olarak kullanılmaya uygun bir adet binanın ... (...) yıl süreyle kiralanmasının, Büyükşehir Belediye Meclisinin … tarihli toplantısında Birleşim No: 4, Oturum No: …, Karar No: … ile oy çokluğu ile kabul edildiğini, Meclis Kararının … Büyükşehir Belediye Başkanı tarafından … tarihli …sayılı yazı ile gereğini yapmak üzere Emlak ve İstimlak Daire Başkanlığına gönderildiğini,

- Emlak ve İstimlak Daire Başkanlığının; 5393 sayılı Belediye Kanununun 14/a, 15/h, 75/c maddeleri, 5216 sayılı Büyükşehir Belediye Kanununun 18/g maddesi uyarınca kabul edilen Meclis Kararı doğrultusunda hazırlanan protokolü uyguladığını,

- Sayıştay sorgusunda;

“… kiracı kiralayan ilişkisinin edimleri dikkate alındığında, belediye taşınmazın kullanım hakkını devrettiği vakıfların, 10 yıl süre ile kullanıcı olarak edimlerinin sorumluluğunu da üstlenmiş olmaktadır. Bir diğer husus ise belediyelerin mevzuat hükmünde sayılan kuruluş, demek veya yakıtlarla ortak hizmet projesi gerçekleştirebilmeleridir. Bu proje kapsamında da paydaşlardan birinin idare olması, gerçekleştirilecek faaliyetlerin ve amaçların da açık bir şekilde belirtilmesi gerekmektedir. Vakıf ve dernek adını taşıyan bir yükseköğrenim öğrenci yurdu olarak kullanılmak üzere, belediyenin kiracı olduğu bir taşınmazın kullanım hakkının vakfa bırakılmasının ortak hizmet projesi olarak adlandırılması, kanunun tanıdığı “ortak hizmet projesi” yetkisini, kavramsal ve içerik olarak zorlayan bir durumdur.

Açıklamalardan da anlaşılacağı üzere … Büyükşehir Belediyesinin kiracı olduğu taşınmazları ilgili vakıfların kullanımına bırakması; taşınmaz tahsisi veya ortak hizmet projesi olarak değerlendirilemeyeceği gibi 5393 sayılı Belediye Kanununun 14 üncü maddesinin (a) bendi kapsamında da değerlendirilmemektedir.” gerekçesi ile kamu zararına sebebiyet verildiğinin ileri sürüldüğünü,

- Öncelikle belirtmek gerekir ki, bu gerekçenin belediyelerin görevleri ile 5393 sayılı Kanunun 75 inci madde hükmünün çok dar ve Kanun Koyucunun düzenlemeyi yaparken ki amacına uygun olamayan bir yorum olduğunun düşünüldüğünü,

- Bir kez daha belirtmek gerekirse Belediye Kanununun 14 üncü maddesi ile öğrenci yurtları hizmetini yapmak veya yaptırmak belediyelerin görevleri arasında sayıldığından Büyükşehir Belediyesinin de öğrencilerin yurt ihtiyacına yönelik hizmet verme görevinin açık olduğunu, bu hizmeti vermek görevi olan Belediyenin gerek amaç yönünden gerekirse de bu amaç doğrultusunda öğrenci yurdu işletmekte deneyimli olan vakıflarla öğrenci yurdunun işletilmesi konusunda ortak proje gerçekleştirilmesinde kanuna aykırılık bulunmadığını, bir binanın kiralanmış olmasının yurt hizmeti vermek için yeterli olmadığını, bu işletme için gerekli demirbaşlar, işletme masrafları ile elektrik, su, ısınma, iletişim vb. giderler de düşünüldüğünde yurt binasının kiralanması masraflarının sadece bir kısmını oluşturduğunu, diğer tüm giderlerin protokolün karşı tarafı olan vakıflarca karşılanacağını, ayrıca … ile imzalanan protokolde kira bedelinin % 50’sinin de Vakıf tarafından karşılanacağını, yine imzalanan protokole göre de yurt kapasitesinin % 10’u kadar şehit- gazi yakınları, dar gelirli, muhtaç, kimsesiz ve engelli öğrencinin yurtlarda Belediyenin talebi ile hiçbir bedel ödemeksizin barınmasının sağlandığını,

- Böylece ortak hizmet projesi ile … ilinde öğrencilerin ihtiyacı olan yurt hizmetine katkı sağlandığını, ayrıca % 10 oranında da ihtiyaç sahibi ya da şehit-gazi yakını öğrencinin hiçbir bedel ödemeden barınma sorununun çözümlenmiş olduğunu, kaldı ki; söz konusu yurtların Belediye tarafından işletilmesi halinde yapılacak demirbaş ve işletme masrafları da düşünüldüğünde Belediye bütçesinden daha düşük bir harcama yapılmış olduğunu,

- Ortak proje kapsamında taşınmaz tahsisi bulunmadığını, taşınmaz tahsisinin başka bir usul olup doğal olarak mevzuat gereği vakıflara tahsisin söz konusu olamayacağını,

- Ancak sorguda belirtilen; “Vakıf veya dernek adını taşıyan bir yükseköğrenim öğrenci yurdu olarak kullanılmak üzere, belediyenin kiracı olduğu bir taşınmazın kullanım hakkının vakfa bırakılmasının ortak hizmet projesi olarak adlandırılması, kanunun tanıdığı “ortak hizmet projesi” yetkisini, kavramsal ve içerik olarak zorlayan bir yorumdur.” açıklamasının da kabulünün mümkün olmadığını, Kanunda “ortak hizmet projesi” kavramı yer almakta olup ortak hizmet projelerinin içeriği, yöntemleri konusunda bir mevzuat bulunmadığını, Sayıştay sorgusunda “ortak hizmet projesini zorlayan bir yorum” ifadesinin de sonuç itibarıyla bir yorum olduğunu, bu yorumun Sayıştay Denetçilerinin kendi yorumu olduğunu, bir başka kişi ya da kurumun da bu olayı başka türlü yorumlayabileceğini, hangi ortak hizmet projesinin doğru yada yanlış olduğunun yorumlarla değerlendirilemeyeceğini, burada asıl unsurun yapılan ortak hizmet projesinin ilgili kanun hükümlerine aykırılık oluşturup oluşturmadığı ile yapılan projede kamu yararı ve kamusal bir hizmetin var olup olmadığı olduğunu,

- Her iki vakıf ile yapılan ortak hizmet projesi kapsamında şehrin öğrencilerinin barınma sorununa katkı sağlandığını, ihtiyaç sahibi ya da şehit-gazi yakını öğrencilerin de ücretsiz olarak barınma sorununa da katkı gerçekleştirildiğini, dolayısıyla bu projenin gerçekleştirilmesinde kamu zararı yerine gerçekleşen kamu hizmeti ve kamu yararından söz etmenin etmek daha doğru olacağını,

- … ve … ile Belediye arasında ortak hizmet projesi yürütülmesi hususunda protokol yapıldığı ve protokol çerçevesinde Vakfa yer kiralanarak tahssis edildiğinin anlaşıldığını, söz konusu tahsisin 5393 sayılı Belediye Kanununun 75 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında olduğunu, yapılan işlemin vakıflarca yürütülebilecek ortak hizmet projeiri kapsamında olduğunun değerlendirilmesi gerektiğini (Sayıştay 5. Dairesi Esas: Karar: .../362-13 Karar Tarihi: 05.02....),

- Bu itibarla, Büyükşehir Belediyesine ait taşınmaz kira giderleri sebebi ile Belediye tarafından kiralanan ve kira bedeli ödenen taşınmazın mevzuata aykırı bir şekilde … ve …’ya tahsis edilmesi sonucunda 5018 sayılı Kanunun 71 inci maddesi kapsamında kamu zararı oluşmadığının da meydanda olduğunu

İfade etmek suretiyle yukarıda açıklanan nedenlerle ve Kurulumuzun incelemeleri sırasında tespit edeceği sair nedenlerle, müvekkillerinin şahıslarına yönelik verilmiş olan tazmin hükmünün kaldırılmasına veya aynı gerekçelerle bozulmasına karar verilmesi gerektiğini Kurulumuza vekaleten bildirmiştir.

Aynı ilam maddesi ile ilgili olarak (Meclis Kararı Üzerinde İmzası Bulunan) Diğer Sorumlu sıfatıyla temyiz talep eden Eski Büyükşehir Belediyesi Meclis Üyesi … ve …, kendi gündem sıralarında görüşülen dosyalarındaki temyiz dilekçelerinde farklı olarak özetle; öncelikle Sayıştay sorgusuna verdikleri savunma ve açıklamalardaki itirazlarını temyiz gerekçesi olarak bir kez daha tekrar ettiğini, … ile …nın benzer yapı ve özelliklere sahip iki vakıf olduklarını, kendisinin Meclis Üyesi olarak … ile yapılmak istenen ortak protokole yürürlükteki yasal mevzuata aykırı olduğu gerekçesi ile … tarihli ve … sayılı Büyükşehir Belediye Meclisi Kararında red oyu verdiğini, bu karardan 4 ay sonra Meclis gündemine getirilen … ile öğrenci yurdu için ortak proje yapılması konusundaki teklifin Meclis Komisyonlarındaki görüşmelerinde; teklifin yasal mevzuata uygun olmadığı gerekçesiyle kabul edilmemesi için aleyhteki görüşlerini ve red oyu verilmesi gerekliğini belirttiğini, bu durumun komisyon çalışmalarındaki tutanaklarda da belli olduğunu, esasen birbirine benzer iki vakıf ile aynı içerikteki iki ortak protokol teklifinin ilkine red oyu verirken, 4 ay sonra gündeme alınan ikinci ortak proje yapılması teklifine kabul oyu vermesinin mümkün olmadığını, kaldı ki Meclis çalışmalarında teklif aleyhinde konuşmalar yaptıktan sonra Genel Kurul'da teklif için kabul oyu kullanmasının hayatın olağan akışına da Meclis’te temsil ettiği siyasi partinin görüş ve ilkelerine de aykırı olduğunu, kaldı ki; Büyükşehir Belediyesi Denetim Komisyonundaki görevi sırasında diğer komisyon üyelerinden farklı görüşlerini içeren dilekçe ekinde sunulan yazıda açık bir şekilde … ve … ile yapılan ortak projelere karşı olduğunun ve yanlış bulduğunun belirtildiğini, teklif için kabul oyu verdiğine yönelik tutanağın tamamen Büyükşehir Belediyesi Yazı İşleri Daire Başkanlığı'ndaki sekretarya hatasından kaynaklandığının açık olduğunu, kendisinin bu hatayı fark etmesinin de mümkün olmadığını, bu açık hata nedeniyle kamu zararından sorumlu tutulmasının hukuka aykırı olduğunu, Daire kararında bu hususların dikkate alınmadığını; bu nedenle bozulması gerektiği görüşünde olduğunu ifade etmek suretiyle kamu zararında müşterek ve müteselsilen sorumlu tutulmasına yönelik kısmının kaldırılmasına veya aynı gerekçelerle bozulmasına karar verilmesini Kurulumuza bildirmiştir.

Aynı ilam maddesi ile ilgili olarak (Kira Sözleşmesi ve Protokolü Üzerinde İmzası Bulunan) Diğer Sorumlu sıfatıyla temyiz talep eden Genel Sekreter Yardımcısı …, kendi gündem sırasında görüşülen dosyasındaki temyiz dilekçesinde farklı olarak özetle; kendisinin Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı olarak görev yapan bir bürokrat olduğunu, Büyükşehir Belediye Meclisinin bir karar aldığını ve bu karar gereği Emlak İstimlak Daire Başkanlığı’nın bağlı olduğu Genel Sekreter Yardımcısı olması nedeniyle protokolü imzalamak için görevlendirilmiş bulunduğunu, bu protokolün kanuna aykırılığı konusunda üst makamları yazılı olarak uyarmak gibi bir görevi bulunmadığı gibi bir an için protokollerin kanunlara aykırı olduğu varsayıldığında da sorumluluğun bu kararı alan Belediye organı olan Belediye Meclisine ait olması gerektiğini, Belediye Meclisi tarafından alınan bir kararın gereğini yerine getirmemek gibi bir yetkisi bulunmadığından kamu zararı iddiasıyla sorumlu tutulmasının da hukuka uygun olmadığını, kararın bu nedenle de bozulması gerektiği görüşüyle temyiz yoluna başvurduğunu Kurulumuza bildirmiştir.

Aynı ilam maddesi ile ilgili olarak (Meclis Kararı Üzerinde İmzası Bulunan) Diğer Sorumlu sıfatıyla temyiz talep eden Eski Büyükşehir Belediyesi Meclis Üyesi …, kendi gündem sırasında görüşülen dosyasındaki temyiz dilekçesinde farklı olarak özetle; öncelikle belirtmek gerekirse; Belediye meclis üyeliğinden … tarihinde istifa etmesi nedeniyle bundan sonraki toplantılara katılmadığı gibi istifa tarihinden önceki birkaç toplantıya da katılmamış olmasının büyük ihtimal olduğunu, yargılamada bu doğrultuda bir araştırma yapılmamış olmasının haksız ve yasalara aykırı olduğunu Kurulumuza iletmiştir.

Aynı ilam maddesi ile ilgili olarak (Ödeme Emri Belgesi Üzerinde İmzası Bulunan) Harcama Yetkilisi sıfatıyla temyiz talep eden Emlak İstimlak Daire Başkanı …, kendi gündem sırasında görüşülen dosyasındaki temyiz dilekçesinde farklı olarak özetle; kendisinin Emlak İstimlak Daire Başkanı olarak görev yapan bir bürokrat olduğunu, Büyükşehir Belediye Başkanı tarafından Meclis gündemine alınan ortak hizmet protokolü hakkında Büyükşehir Belediye Meclisinin bir karar aldığını ve Emlak İstimlak Daire Başkanlığı olarak kararın gereğinin Daire Başkanlıklarınca yerine getirildiğini, bu protokolün kanuna aykırılığı konusunda üst makamları yazılı olarak uyarmak gibi bir görevi bulunmadığı gibi bir an için protokollerin kanunlara aykırı olduğu varsayıldığında da sorumluluğun bu kararı alan Belediye organı olan Belediye Meclisine ait olması gerektiğini, Belediye Meclisi tarafından alınan bir kararın gereğini yerine getirmemek gibi bir yetkisi bulunmadığından kamu zararı iddiasıyla sorumlu tutulmasının da hukuka uygun olmadığını, kararın bu nedenle de bozulması gerektiği görüşüyle temyiz yoluna başvurduğunu Kurulumuza bildirmiştir.

Aynı ilam maddesi ile ilgili olarak (Meclis Kararı Üzerinde İmzası Bulunan) Diğer Sorumlu sıfatıyla temyiz talep eden Eski Büyükşehir Belediyesi Meclis Üyesi …, kendi gündem sırasında görüşülen dosyasındaki temyiz dilekçesinde farklı olarak özetle; yurt binası tahsisi hususunda adı geçen vakıflara yurt binası tahsisi son derece kamuya yararlı bir faaliyet olup ayrıca Belediye Kanunu doğru ve halka faydalı yorumlandığında ortada bir kamu zararının değil kamuya faydalı işlem bulunduğunu, belediyelerin lisans öğrencileri başta olmak üzere ihtiyaç sahibi öğrencilerin eğitimi-barınması- yemeği vb. ihtiyaçlarının sağlanmasının neden kamu zararı oluşturduğunu anlayamadıklarını, bu milletin evlatlarının bu millete ait belediye bütçesi ile yurtlarda barınması ve iyi bir eğitim almasının kamu zararı oluşturmasının düşünülemeyeceğini, Vakıflardan gelen yazılar gereği komisyonların raporunun incelendiğini, komisyonlarda da bu hususun faydalı olacağının, bilhassa lisans öğrencileri için Kredi Ve Yurtlar Genel Müdürlüğünün mevcut yurt sayısının ve öğrenci kapasitesinin yetmediğinin tartışıldığını, birtakım zararlı dernek tarikat vb. yerlerde bu gençlerin yanlış-olumsuz bireyler olmalarını önlemenin ve devletine milletine bağlı ahlaklı fazilet sahibi bireyler olmaları için kamuya yararlı vakıflarla ortak proje yapılmasının kamuya zarar oluşturmayacağını, ortak proje yapmakta kanuna aykırılık bulunmadığını, Cumhurbaşkanınca vergi muafiyeti tanınmış vakıflarla ortak hizmet projeleri yapılmasının mümkün olduğunu, projede kamu yararı ve kamusal hizmet bulunduğunu, projenin konusunun Belediyenin görev ve yetkileri dahilinde olduğunu Kurulumuza arz etmiştir.

(Sorumlulardan …, …, … ve … hariç diğer tüm sorumluların temyiz dilekçeleri için geçerli) Başsavcılık mütalaasında özetle; dilekçede sorguya verilen cevaplar benzer ifadelerle tekrar edilerek, … ile …na, öğrenci yurdu olarak işletilmek üzere Belediye tarafından bina kiralanması ve kira giderlerinin Belediye bütçesinden karşılanması işleminin kamu zararı oluşturmadığı hususunun ileri sürüldüğü ve bu meyanda tazmin hükmünün kaldırılmasının talep edildiği ifade edildikten sonra; İlamda da belirtildiği üzere; her ne kadar belediyelerin dernek ve vakıflarla ortak hizmet projeleri gerçekleştirebilmesi 5393 sayılı Belediye Kanununun 75 inci maddesinde düzenlenmiş olsa da; ortak hizmet projesinin ne olduğu, hangi faaliyetlerin ortak hizmet projesi kapsamında değerlendirilebileceği ve ortak hizmet projelerinin hangi usullerde gerçekleştirebileceğinin herhangi bir mevzuat içeriğinde yer almadığı, ancak, mevzuatta ortak hizmet projesinin ayrıntılı olarak düzenlenmemesi, her türlü konunun ortak hizmet projesi kapsamına girebileceği anlamına gelmediği, Belediye Kanununun 75 inci maddesinde belediyenin yetki ve görevleri çerçevesinde dernek ve vakıflarla ortak hizmet projesi düzenlenebileceğinin hüküm altına alındığı, Belediye Kanununun 14 üncü maddesinde belediyenin görev ve sorumluluk alanının mahalli müşterek nitelikte olmak kaydıyla tek tek sayılarak belirlendiği, 5393 sayılı Belediye Kanununun 14 üncü maddesine göre belediyelerin orta ve yükseköğrenim öğrenci yurtları hizmetlerini yapabilecekleri veya yaptırabilecekleri, ilama konu Büyükşehir Belediyesinin söz konusu öğrenci yurtlarını kendi adına işletmiş veya işlettirmiş olsaydı, kuşkusuz anılan Kanunun 14 üncü maddesi kapsamında belediye görevini yasal düzenlemelere uygun olarak yerine getirmiş olacağı, ancak, söz konusu Büyükşehir Belediyesinin bina kiralayıp, vakıf adına öğrenci yurdu olarak işletilmek üzere vakıflara kullandırtmasının, 5393 sayılı Kanunun 14 üncü maddesi kapsamında değerlendirilemeyeceği, üstelik yurtların, belediye tarafından veya belediye adına işletilmediği, İdarenin binayı kiralayıp, kendisinin kiracı olduğu bu binaları öğrenci yurdu olarak işletmek üzere vâkıflara tahsis etmesinin, yasal düzenlemelerde belediyelere tanınmamış bir yetki kullanımına yol açtığı, diğer taraftan, 5393 sayılı Kanun'da belediyelerin mahalli ve müşterek nitelikte olmak kaydıyla orta ve yükseköğrenim öğrenci yurtları yapabileceğinin hüküm altına alındığı, ancak, vakıf veya dernekler adına faaliyetlerini ve işlemlerini yürüten bir yükseköğrenim öğrenci yurduna, idarenin kiracı olduğu bir taşınmazın kullanımının bırakılmasının, bu hüküm kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, ayrıca yurt işletmesi için gerekli demirbaş ve işletme masraflarının ve elektrik, su, ısınma, iletişim vb. giderlerin protokolün karşı tarafı olan vakıflarca karşılanıyor olmasının da bu işleme meşruiyet kazandırmayacağı, dolayısıyla, ilama konu Büyükşehir Belediyesi'nin bina kiralayıp bunları öğrenci yurdu olarak işletilmek üzere adı geçen vakıflara vermesi kamu zararı oluşturduğundan talebin reddedilerek, Daire Kararının tasdikine karar verilmesinin uygun olacağı mütalaa olunmuştur.

(Sorumlular … ve …’ın temyiz dilekçeleri için geçerli) Başsavcılık mütalaasında özetle; dilekçede; Meclis Üyesi olarak … ile yapılmak istenen ortak protokole, yürürlükteki mevzuata aykırı olduğu gerekçesiyle … tarihli ve … sayılı Büyükşehir Belediye Meclis Kararında red oyu verdiği, bu karardan 4 ay sonra Meclis gündemine getirilen … ile öğrenci yurdu için ortak proje yapılması konusundaki teklifin Meclis Komisyonlarındaki görüşmelerinde, teklifin mevzuata uygun olmadığı gerekçesiyle kabul edilmemesi için aleyhteki görüşlerini ve red oyu verilmesi gerektiğini belirttiği, bu durumun komisyon çalışmalarındaki tutanaklardan da belli olacağı; teklif için kabul oyu verdiğine yönelik tutanağın tamamen sekretarya hatasından kaynaklandığı, kendisinin bu hatayı fark etmesinin mümkün olmadığı, dolayısıyla da kamu zararından sorumlu tutulmasının hukuka aykırı olduğu hususlarının ileri sürüldüğü ve bu meyanda sorumluluğunun kaldırılması yada kararın bozulmasının talep edildiği ifade edildikten sonra; İlamda Belediyenin kiraladığı taşınmazları … ile … arasında imzaladığı protokoller ile Vakıfların kullanımına bırakması nedeniyle tazmin hükmü verilmiş olup, Meclis Üyesi …’in … ile yapılan protokole ilişkin ... tarihli Meclis Kararında red oyu kullandığından … TL’lik kamu zararından sorumlu tutulmadığı, ancak bu karardan 4 ay sonra Meclis gündemine gelen … ile yapılan protokole ilişkin Meclis Kararında imzası olduğu gerekçesiyle … TL tutarındaki kamu zararından sorumlu tutulduğu, ilgilinin, dilekçesi ekinde yer alan Denetim Komisyonu raporundaki … ve … ile yapılan ortak projelerin, 5393 sayılı Kanunun 60 ıncı maddesine aykırı olduğu yönündeki düşünceleri ve dilekçesinde belirtmiş olduğu diğer açıklamaların, … için kabul oyu verdiğine yönelik tutanağın Yazı İşleri Daire Başkanlığındaki sekretarya hatasından kaynaklandığı yolundaki iddiasını destekler mahiyette olduğunun değerlendirildiği, bu nedenle talebin kabul edilerek, ilgilinin sorumlular arasından çıkarılmasına karar verilmesinin uygun olacağı mütalaa olunmuştur.

(Sorumlu …’ın temyiz dilekçesi için geçerli) Başsavcılık mütalaasında özetle; dilekçede sorguya verilen cevaplar benzer ifadelerle tekrar edilerek; … ile …na, öğrenci yurdu olarak işletilmek üzere Büyükşehir Belediyesince bina kiralanması ve kira giderlerinin belediye bütçesinden karşılanması işleminin kamu zararı oluşturmadığı, diğer taraftan ortak hizmet projesine ilişkin protokolü Belediye Meclisinin verdiği yetki çerçevesinde Belediye Başkanı adına imzalamış olması nedeniyle de bir sorumluluğunun bulunmadığı hususlarının ileri sürüldüğü ve bu meyanda tazmin hükmünün kaldırılmasının talep edildiği ifade edildikten sonra; konunun esası yönünden diğer Başsavcılık mütalaalarındaki gibi kamu zararının oluştuğu; sorumluluk yönünden de; ilgili, ortak hizmet projesine ilişkin protokolü Belediye Meclisinin verdiği yetki çerçevesinde Belediye Başkanı adına imzalaması nedeniyle sorumlu tutulamayacağını ileri sürmekteyse de; kamu zararına neden olan işlemin Büyükşehir Belediyesinin kiraladığı taşınmazları vakıflar ile protokol imzalayarak vakıfların kullanımına bırakması sonucu oluştuğu, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun “Hesap verme sorumluluğu” başlıklı 8 inci maddesinde; her türlü kamu kaynağının elde edilmesi ve kullanılmasında görevli ve yetkili olanların, kaynakların etkili, ekonomik, verimli ve hukuka uygun olarak elde edilmesinden, kullanılmasından, muhasebeleştirilmesinden, raporlanmasından ve kötüye kullanılmaması için gerekli önlemlerin alınmasından sorumlu olduklarının hüküm altına alındığı, bu bağlamda ortak hizmet projesine ilişkin protokolü Belediye Meclisinin verdiği yetki çerçevesinde Belediye Başkanı adına imzalayan Genel Sekreter Yardımcısı …'ın, oluşan kamu zararından sorumlu olduğunun değerlendirildiği; bu nedenle talebin reddedilerek, Daire Kararının tasdikine karar verilmesinin uygun olacağı mütalaa olunmuştur.

(Sorumlu …’in temyiz dilekçesi için geçerli) Başsavcılık mütalaasında özetle; dilekçede; öncelikli olarak Belediye meclis üyeliğinden ...tarihinde istifa etmiş olması nedeniyle bu tarihten sonraki toplantılara katılmamış olmasına rağmen İlamda sorumlular arasında sayılmasının yasalara aykırı olduğu, ayrıca konunun esasına ilişkin olarak da sorguya verilen cevaplar benzer ifadelerle tekrar edilerek, … ile …na, öğrenci yurdu olarak işletilmek üzere Büyükşehir Belediyesince bina kiralanması ve kira giderlerinin belediye bütçesinden karşılanması işleminin kamu zararı oluşturmadığı hususlarının ileri sürüldüğü ve bu meyanda tazmin hükmünün kaldırılmasının talep edildiği ifade edildikten sonra; konunun esası yönünden diğer Başsavcılık mütalaalarındaki gibi kamu zararının oluştuğu; sorumluluk yönünden de; Sayıştay dairelerince gerçekleştirilen hesap yargılaması, hesabı inceleyen denetçinin düzenlemiş olduğu sorgu ve sorguya sorumlular tarafından yapılan savunma çerçevesinde düzenlenen yargılamaya esas rapor esas alınarak yapıldığı, doğal olarak sorumlularca sorguya yapılan savunmada belirtilmeyen bir hususun, Daire yargılaması aşamasında dikkate alınmasının beklenemeyeceği, nitekim … Büyükşehir Belediyesi … yılı hesabının denetimi sırasında konuya ilişkin olarak yapılan savunmada meclis üyeliğinden istifa olayı belirtilmediğinden, yargılama aşamasında da sorumluluk dağılımının, mevcut bilgi ve belgelere göre yapıldığı, …'in temyiz dilekçesi ekinde her ne kadar meclis üyeliğinden istifa ettiğine dair ...tarihli dilekçe örneği yer almakta ise de; bu durumu tevsik eden (ilgilinin meclis üyeliğinden istifa ettiğine ilişkin) Büyükşehir Belediyesince düzenlenmiş bir belge gönderilmediğinden; talebin reddedilerek Daire kararının tasdikine karar verilmesinin uygun olacağı mütalaa olunmuştur.

(Sorumlu …’un temyiz dilekçesi için geçerli) Başsavcılık mütalaasında özetle; dilekçede sorguya verilen cevaplar benzer ifadelerle tekrar edilerek; … ile …na, öğrenci yurdu olarak işletilmek üzere Büyükşehir Belediyesince bina kiralanması ve kira giderlerinin belediye bütçesinden karşılanması işleminin kamu zararı oluşturmadığı, diğer taraftan ortak hizmet projesine ilişkin protokolü Belediye Meclisinin verdiği yetki çerçevesinde Belediye Başkanı adına imzalamış olması nedeniyle de bir sorumluluğunun bulunmadığı hususlarının ileri sürüldüğü ve bu meyanda tazmin hükmünün kaldırılmasının talep edildiği ifade edildikten sonra; konunun esası yönünden diğer Başsavcılık mütalaalarındaki gibi kamu zararının oluştuğu; sorumluluk yönünden de; ilgili, Meclis tarafından alınan bir kararın gereğini yerine getirmemek gibi bir yetkisinin olmaması nedeniyle ilamda sorumlular arasında yer almasının hukuka uygun olmadığını ileri sürmekteyse de; 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun “Hesap verme sorumluluğu” başlıklı 8 inci maddesinde; her türlü kamu kaynağının elde edilmesi ve kullanılmasında görevli ve yetkili olanların, kaynakların etkili, ekonomik, verimli ve hukuka uygun olarak elde edilmesinden, kullanılmasından, muhasebeleştirilmesinden, raporlanmasından ve kötüye kullanılmaması için gerekli önlemlerin alınmasından sorumlu olduklarının hüküm altına alındığı, ayrıca anılan kanuna göre bütçeden yapılacak harcamalarda sürecin, harcama talimatı ile başladığı ve ödeme emri belgesinin harcama yetkilisince imzalanarak hak sahibine ödemenin yapılması ile son bulduğu, 5018 sayılı Kanun'da giderin yapılmasından ödeme aşamasına kadar tüm işlemlerin harcama yetkilisinin gözetim ve denetimi altında, onun emir ve talimatı ile yürütülmesi öngörüldüğünden, sorumluluk konusunda da harcama yetkilisinin ön plana çıktığı, bu bağlamda ödeme emirlerinde Harcama Yetkilisi sıfatıyla imzası bulunan …'un oluşan kamu zararından sorumlu olduğunun değerlendirildiği; bu nedenle talebin reddedilerek, Daire Kararının tasdikine karar verilmesinin uygun olacağı mütalaa olunmuştur.

Yukarıda adı geçen sorumlu vekili (Av. …), (Başsavcılık mütalaasına yanıt olarak ortaklaşa gönderdiği) ikinci temyiz dilekçesinde özetle; tüm meclis üyelerinin tamamen ortak mahiyetteki temyiz dilekçelerinde belirttiği hususları aynen tekrar etmiştir.

Yukarıda adı geçen sorumlu (…), (Başsavcılık mütalaasına yanıt olarak ortaklaşa gönderdiği) ikinci temyiz dilekçesinde özetle; Raportörlüğümüzce teslim alınan savunma evraklarına ilave olarak yeni sunmakta olduğu delilleri dilekçe ekinde gönderdiğini, ... tarihli Meclis Kararında kararın oybirliği ile alındığının yazıldığını, oysa bu karara mesnet teşkil eden dilekçe ekinde sunulmakta olan Komisyon Raporunda RED oyu verdiğinin açıkça ve kendi el yazısı ve imzası ile belli olduğunu, Meclis Kararında imzasının bulunmadığını ama Komisyon Kararında RED yazısı ve imzasının bulunduğunu, bu durumda Meclis Kararının ya sehven alındığını ya da kasıtlı olarak bu şekilde tanzim edildiğini, kendi iradesinin Komisyon Kararında RED olduğunu Kurulumuzun bilgisine arz etmiştir.

(Sorumlu Vekili …’ın ikinci temyiz dilekçesi için geçerli) Başsavcılık ikinci mütalaasında özetle; adı geçen tarafından ileri sürülen hususların önceki mütalaada belirtilen görüşlerin değiştirilmesini sağlayacak bir mahiyet taşımadığı anlaşıldığından; yargılamanın söz konusu mütalaaya göre karara bağlanmasının uygun olacağı mütalaa olunmuştur.

(Sorumlu …’in ikinci temyiz dilekçesi için geçerli) Başsavcılık ikinci mütalaasında özetle; dilekçede; Meclis Kararına mesnet teşkil eden ve dilekçesi ekinde yer alan komisyon raporunda red oyu kullandığının açıkça belli olduğu hususları ifade edildikten sonra; dilekçe ekinde yer alan yeni belgelerin, önceki Savcılık görüşünü destekler mahiyette olması nedeniyle hükmün bozulması ve ilgilinin sorumlular arasından çıkarılmasını teminen dosyanın Dairesine tevdiine karar verilmesinin uygun olacağı mütalaa olunmuştur.

İşbu dosyayla duruşma talebinde bulunan sorumlu … adına Av. … tarafından yetkili kılınan Av. … ile Sayıştay Savcısının sözlü açıklamalarının dinlenmesinden ve dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra,

GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:

5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanununun büyükşehir belediyesinin görev, yetki ve sorumlulukları başlıklı 7 inci maddesinin (v) bendinde; “Sağlık merkezleri, hastaneler, gezici sağlık üniteleri ile yetişkinler, yaşlılar, engelliler, kadınlar, gençler ve çocuklara yönelik her türlü sosyal ve kültürel hizmetleri yürütmek, geliştirmek ve bu amaçla sosyal tesisler kurmak, meslek ve beceri kazandırma kursları açmak, işletmek veya işlettirmek, bu hizmetleri yürütürken üniversiteler, yüksek okullar, meslek liseleri, kamu kuruluşları ve sivil toplum örgütleri ile işbirliği yapmak.” büyükşehir belediyelerinin görev ve yetkileri arasında sayılmıştır.

5393 sayılı Belediye Kanununun “Belediyenin Görev ve Sorumlulukları” başlıklı 14 üncü maddesinde:

“Belediye, mahallî müşterek nitelikte olmak şartıyla;

a) İmar, su ve kanalizasyon, ulaşım gibi kentsel alt yapı; coğrafî ve kent bilgi sistemleri; çevre ve çevre sağlığı, temizlik ve katı atık; zabıta, itfaiye, acil yardım, kurtarma ve ambulans; şehir içi trafik; defin ve mezarlıklar; ağaçlandırma, park ve yeşil alanlar; konut; kültür ve sanat, turizm ve tanıtım, gençlik ve spor orta ve yüksek öğrenim öğrenci yurtları (Bu Kanunun 75’inci maddesinin son fıkrası, belediyeler, il özel idareleri, bağlı kuruluşları ve bunların üyesi oldukları birlikler ile ortağı oldukları Sayıştay denetimine tabi şirketler tarafından, orta ve yüksek öğrenim öğrenci yurtları ile Devlete ait her derecedeki okul binalarının yapım, bakım ve onarımı ile tefrişinde uygulanmaz.); sosyal hizmet ve yardım, nikâh, meslek ve beceri kazandırma; ekonomi ve ticaretin geliştirilmesi hizmetlerini yapar veya yaptırır.

…”

Hükmü yer almakta iken “Belediyenin yetkileri ve imtiyazları” başlıklı 15 inci maddesinde:

“Belediyenin yetkileri ve imtiyazları şunlardır

a) Belde sakinlerinin mahallî müşterek nitelikteki ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla her türlü faaliyet ve girişimde bulunmak.



h) Mahallî müşterek nitelikteki hizmetlerin yerine getirilmesi amacıyla, belediye ve mücavir alan sınırları içerisinde taşınmaz almak, kamulaştırmak, satmak, kiralamak veya kiraya vermek, trampa etmek, tahsis etmek, bunlar üzerinde sınırlı aynî hak tesis etmek.

…”

Hükmü bulunmaktadır.

Aynı Kanunun “Diğer Kuruluşlarla İlişkiler” başlıklı 75 inci maddesinde:

“Belediye, belediye meclisinin kararı üzerine yapacağı anlaşmaya uygun olarak görev ve sorumluluk alanlarına giren konularda;



c) Kamu Kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, kamu yararına çalışan dernekler, Cumhurbaşkanınca vergi muafiyeti tanınmış vakıflar ve 7/6/2005 tarihli ve 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu kapsamına giren meslek odaları ile ortak hizmet projeleri gerçekleştirebilir. Diğer dernek ve vakıflar ile gerçekleştirilecek ortak hizmet projeleri için mahallin en büyük mülki idare amirinin izninin alınması gerekir.

d) Kendilerine ait taşınmazları, aslî görev ve hizmetlerinde kullanılmak üzere bedelli veya bedelsiz olarak mahallî idareler ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarına devredebilir veya süresi yirmi beş yılı geçmemek üzere tahsis edebilir. Bu taşınmazlar aynı kuruluşlara kiraya da verilebilir. Bu taşınmazların, tahsis amacı dışında kullanılması hâlinde, tahsis işlemi iptal edilir. Tahsis süresi sonunda, aynı esaslara göre yeniden tahsis mümkündür. Kamu kurum ve kuruluşlarına belediyeler, bağlı kuruluşları ve belediye şirketlerince devir veya tahsis edilen taşınmazlar, kamu konutu ve sosyal tesis olarak kullanılamaz.

…”

Denilmektedir.

Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerine göre, belediyeler, devlete ait her derecedeki okul binaları ve yükseköğrenim öğrenci yurtları yapabilir veya yaptırabilir; ayrıca belediyeler, belediye meclisinin kararı üzerine yapacağı anlaşmaya uygun olarak görev ve sorumluluk alanlarına giren konularda kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, kamu yararına çalışan dernekler, vergi muafiyeti tanınmış vakıflar ve 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu kapsamına giren meslek odaları ile ortak hizmet projeleri gerçekleştirebilir; kendilerine ait olmak kaydıyla taşınmazları, aslî görev ve hizmetlerinde kullanılmak üzere bedelli veya bedelsiz olarak mahallî idareler ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarına devredebilir veya süresi yirmi beş yılı geçmemek üzere tahsis edebilir.

Temyize konu Daire Kararına ilişkin ödeme emri ve eki belgeler incelendiğinde;

- … Büyükşehir Belediyesi Meclisi’nin … tarihli ve … sayılı Kararında, Belediye tarafından … il merkezinde yurt olarak kullanılmaya elverişli bir binanın 10 yıl süre ile kiralanması ve kiralanan bu binanın … (…) ile Belediye arasında yapılacak Ortak Hizmet Projesi gereğince, söz konusu Vakfın yurt olarak kullanımına verilmesinin kararlaştırıldığı tespit edilmiştir. Bu Karar üzerine, Belediye ...tarihinde yurt olarak kullanılacak “…/…” adresinde bulunan binayı yıllık olarak KDV hariç … TL (1. yıl sözleşmede belirlenen aylık kira bedeli üzerinden, diğer yıllarda ise artışın yapılacağı Ekim ayında TÜİK tarafından açıklanan ÜFE’nin bir önceki yılın Ekim ayına göre (12 aylık) değişim oranı kadar artırılmak sureti ile belirleneceği kira sözleşmesi hususi şartlarında belirtilmiştir.) karşılığında 10 yıl süreyle kiralamıştır. ...tarihinde düzenlenen “… Büyükşehir Belediyesi ile … (…) Arasında Düzenlenen İşbirliği Protokolü”nde yurt olarak … tarafından kullanılmak üzere kiralanan binanın kira bedelinin ve KDV’sinin % 50’sinin Belediye tarafından, % 50’sinin de Vakıf tarafından karşılanacağı hüküm altına alınmıştır. … yılı itibarıyla, kiralanan bu bina için Belediye tarafından toplam … TL (KDV ve Damga vergisi dâhil) kira bedeli ödenmiş olup, ödenen tutarın … TL’sinin anılan Vakıftan tahsil edildiği görülmüştür.

- Aynı şekilde, … Büyükşehir Belediyesi Meclisi’nin … tarihli ve … sayılı Kararında, Belediye tarafından … ili … ilçesi sınırlarında yurt olarak kullanılmaya elverişli bir binanın 10 yıl süre ile kiralanması ve kiralanan bu binanın … (…) ile Belediye arasında yapılacak Ortak Hizmet Projesi gereğince, söz konusu Vakfın yurt olarak kullanımına verilmesi kararlaştırılmıştır. Bu Karar üzerine, Belediye “…” adresinde bulunan binayı KDV hariç yıllık olarak … TL (1. yıl sözleşmede belirlenen aylık kira bedeli üzerinden, diğer yıllarda ise artışın yapılacağı Ekim ayında TÜİK tarafından açıklanan ÜFE’nin bir önceki yılın Ekim ayına göre (12 aylık) değişim oranı kadar artırılmak sureti ile belirleneceği kira sözleşmesi hususi şartlarında belirtilmiştir.) karşılığında 5 yıl süreyle kiralamıştır. Ardından, söz konusu Vakıf ile Belediye arasında gerçekleştirilen ... tarihli Ortak Hizmet Projesi Protokolünde, yurdun öğrenci kapasitesinin % 10’una kadar şehit yakınları, gaziler, dar gelirli, engelli gibi dezavantajlı öğrencilerin bedelsiz konaklamaları karşılığında, binanın kira bedelinin tamamının Belediye tarafından ödeneceği kararlaştırılmıştır. … yılı itibarıyla, söz konusu bina için toplam … TL (KDV ve Damga vergisi dâhil) kira bedelinin tamamının Belediye tarafından karşılandığı tespit edilmiştir.

Sorgu ve sonrasında düzenlenen ilam maddesinde tazmin hükmü, Belediyece yurt binası kiralanarak işletmeciliğinin söz konusu Vakıflara devredilmesinin ortak proje olarak değerlendirilemeyeceği temel gerekçesi üzerine kurulmuşsa da; ortak proje kavramının sınırları mevzuatta açık bir şekilde belirtilmemiş olmakla birlikte, ortak projenin de kanunlar ile belediyeye verilen görev kapsamında olması gerektiği açıktır.

Bu bağlamda, Belediye Kanununun 14 üncü maddesi ile öğrenci yurtları hizmetini yapmak veya yaptırmak belediyelerin görevleri arasında sayıldığından ve Kredi Yurtlar Kurumuna ait yurtların ihtiyacı karşılamakta yetersiz olduğundan; 5393 sayılı Kanunun 15 inci maddesinin (h) fıkrasındaki; “Mahalli müşterek nitelikteki hizmetlerin yerine getirilmesi amacıyla, belediye ve mücavir alan sınırları içerisinde taşınmaz almak, kamulaştırmak, satmak, kiralamak veya kiraya vermek, trampa etmek, tahsis etmek, bunlar üzerinde sınırlı ayni hak tesis etmek.” hükmü kapsamında belediyelere tanınan yetki ve öğrencilerin yurt ihtiyacına yönelik hizmet verme görevi kapsamında yukarıda adı geçen Vakıflarla Belediye arasında, yine yukarıda tarih ve sayıları verilen Meclis Kararları doğrultusunda ortak hizmet projesi düzenlenerek tazmine konu yurtlar kiralanmıştır.

Temyiz dilekçelerinden de anlaşılacağı üzere, Belediyenin öğrenci yurdu olarak kullanılabilecek bir binası bulunmamaktadır. Zaten mevcut bir binanın tahsisi söz konusu olmayıp, kiralama vasıtasıyla ortak hizmet projesi gerçekleştirilmiştir. Ortak hizmet projesi düzenlendiği bir durumda da, söz konusu yurtların Belediye tarafından veya Belediye adına işletilmesi ile Belediyenin bu yurtları kiralayıp, Vakıfların kullanımına bırakması arasında bir fark bulunmamaktadır.

Diğer yandan, söz konusu Vakıflar ticari işletme de değildirler. Dolayısıyla kar amacı gütmeksizin öğrencilere uygun koşul ve bedellerle yurt hizmeti sunmaktadırlar. …, Maliye Bakanlığının … tarihli ve … sayılı Vergi Muafiyeti Statüsüne Uygunluk yazısı üzerine Bakanlar Kurulunun … tarihli ve … sayılı Kararı ve … ise, Maliye Bakanlığının … tarihli ve … sayılı Vergi Muafiyeti Statüsüne Uygunluk yazısı üzerine Bakanlar Kurulunun … tarihli ve … sayılı Kararı ile “vergi muafiyeti statüsü” kazanmış vakıflardır. Bu halleriyle de mülki amir izni gerekmeksizin belediyelerin ortak proje gerçekleştirebilecekleri vakıflardandır.

Kaldı ki, yurt işletmesi için gerekli demirbaşlar, işletme masrafları ile elektrik, su, ısınma, iletişim vb. giderler protokolün karşı tarafı olan Vakıflarca karşılanmıştır. Ayrıca … ile imzalanan protokole göre kira bedelinin % 50’si de Vakıf tarafından ödenmiştir. Yine … ile imzalanan protokole göre de yurt kapasitesinin % 10’u kadar şehit-gazi yakınları, dar gelirli, muhtaç, kimsesiz ve engelli öğrencinin yurtlarda Belediyenin talebi ile hiçbir bedel ödemeksizin barınması sağlanmıştır.

Tüm bu açıklamalar çerçevesinde, yukarıda bahsi geçen protokollerin hükümlerinden; Vakıfların da ortak hizmet projesi kapsamında yüklenim altına girdiği ve Belediyenin bu protokollerle fakir ve ihtiyaç sahibi başarılı öğrencilerin barınma ihtiyacını karşıladığı yurt kiralama işlemlerinde kamu zararı oluşmadığı anlaşıldığından; sorumlu iddia ve itirazlarının kabul edilerek, 141 sayılı İlamın 2. maddesiyle verilen … TL’nin tazminine ilişkin hükmün 6085 sayılı Sayıştay Kanununun 55 inci maddesinin 7 nci fıkrası uyarınca BOZULMASINA ve yukarıda belirtilen hususların tekrar değerlendirilmesini teminen yeni hüküm tesisi için dosyanın hükmü veren DAİREYE GÖNDERİLMESİNE, (…. Daire Başkanı … ve …. Daire Başkanı … ile Üye …, Üye … ve Üye …’in aşağıda yazılı azınlık görüşlerine karşı) oy çokluğuyla,

Karar verildiği 11.10.2023 tarih ve 55814 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.

Karşı oy gerekçesi/Azınlık görüşü

…. Daire Başkanı … ile Üye …, Üye … ve Üye …:

141 sayılı İlamın 2. maddesiyle; Belediyenin kiraladığı taşınmazları öğrenci yurdu olarak işletmek üzere vakıf ile protokol imzalamak suretiyle vakfın kullanımına bırakması ve kira bedelinin % 50’sinin (… için tamamının) belediye bütçesinden ödenmesi nedeniyle oluşan … TL kamu zararının tazminine ilişkin hüküm tesis edilmiştir.

Temyize konu Daire Kararına ilişkin ödeme emri ve eki belgeler incelendiğinde;

Konunun esası yönünden;

- … Büyükşehir Belediyesi Meclisi’nin … tarihli ve … sayılı Kararında; Belediye tarafından … il merkezinde yurt olarak kullanılmaya elverişli bir binanın 10 yıl süre ile kiralanması ve kiralanan bu binanın … (…) ile Belediye arasında yapılacak Ortak Hizmet Projesi gereğince, söz konusu Vakfın yurt olarak kullanımına verilmesinin kararlaştırıldığı tespit edilmiştir. Bu Karar üzerine, Belediye ...tarihinde yurt olarak kullanılacak “…” adresinde bulunan binayı yıllık olarak KDV hariç … TL karşılığında 10 yıl süreyle kiralamıştır. ...tarihinde düzenlenen “… Büyükşehir Belediyesi ile … (…) Arasında Düzenlenen İşbirliği Protokolü”nde yurt olarak … tarafından kullanılmak üzere kiralanan binanın kira bedelinin ve KDV’sinin % 50’sinin Belediye tarafından, % 50’sinin de Vakıf tarafından karşılanacağı hüküm altına alınmıştır. ... yılı itibarıyla, kiralanan bu bina için Belediye tarafından toplam … TL (KDV ve Damga vergisi dâhil) kira bedeli ödenmiş olup, ödenen tutarın … TL’sinin anılan Vakıftan tahsil edildiği görülmüştür.

- Aynı şekilde, … Büyükşehir Belediyesi Meclisi’nin … tarihli ve … sayılı Kararında, Belediye tarafından … İli … İlçesi sınırlarında yurt olarak kullanılmaya elverişli bir binanın 10 yıl süre ile kiralanması ve kiralanan bu binanın … (…) ile Belediye arasında yapılacak ortak hizmet projesi gereğince, söz konusu Vakfın yurt olarak kullanımına verilmesi kararlaştırılmıştır. Bu Karar üzerine, Belediye “…” adresinde bulunan binayı KDV hariç yıllık olarak … TL karşılığında 5 yıl süreyle kiralamıştır. Ardından, söz konusu Vakıf ile Belediye arasında gerçekleştirilen ... tarihli Ortak Hizmet Projesi Protokolünde, yurdun öğrenci kapasitesinin % 10’una kadar şehit yakınları, gaziler, dar gelirli, engelli gibi dezavantajlı öğrencilerin bedelsiz konaklamaları karşılığında, binanın kira bedelinin tamamının Belediye tarafından ödeneceği kararlaştırılmıştır. … yılı itibarıyla, söz konusu bina için toplam … TL (KDV ve Damga vergisi dâhil) kira bedelinin tamamının Belediye tarafından karşılandığı tespit edilmiştir.

Konunun esasına geçmeden önce ve daha iyi anlaşılabilmesi için, idare hukukunda yetkilerin ortak özelliklerinden bahsedilmesi yararlı olacaktır.

a) İdare hukukunda yetkiler, Anayasa ve Kanunlardan kaynaklanır. İdari organların yetkileri kendinden menkul değildir.

b) İdare hukukunda yetkiler, verilmiş yetkilerdir. İdareler kendiliğinden yetkili olmayıp kural olarak yetkisizdirler.

c) İdare hukukunda yetkiler, istisnai niteliktedirler. İdari organlar, kendiliklerinden bir yetkiye sahip olmadıklarından, idarelerin yetkileri verilmiş yetkiler olduğundan, yetkisiz olmaları kural, yetkili olmaları ise istisnai niteliktedir.

d) İdare hukukunda yetkiler, istisnai niteliği nedeniyle dar yoruma tabi tutulur. Hukukta istisnai hükümlerin yorumu konusunda dar yorum ilkesi geçerlidir. Bu nedenle idari makamın bir konuda sahip olduğu yetki, o konuya benzer bir konuya kıyasen uygulanamaz. Kısacası idare hukukunda yetki konusunda genişletici yorum ve kıyas yapılamaz.

e) İdare hukukunda yetkiler, kanunun öngördüğü sınırlar çerçevesinde kullanılmalıdır.

f) İdare hukukunda yetkiler, kamu düzenine ilişkindir. Bu sebeple re’sen göz önünde bulundurulurlar.

Konu ile ilgili mevzuat;

5393 sayılı Belediye Kanununun “Belediyenin Görev ve Sorumlulukları” başlıklı 14 üncü maddesinde:

Belediye, mahallî müşterek nitelikte olmak şartıyla;

“a) … orta ve yüksek öğrenim öğrenci yurtları (Bu Kanunun 75’inci maddesinin son fıkrası, belediyeler, il özel idareleri, bağlı kuruluşları ve bunların üyesi oldukları birlikler ile ortağı oldukları Sayıştay denetimine tabi şirketler tarafından, orta ve yüksek öğrenim öğrenci yurtları ile Devlete ait her derecedeki okul binalarının yapım, bakım ve onarımı ile tefrişinde uygulanmaz.); … yapar veya yaptırır.

b) Devlete ait her derecedeki okul binalarının inşaatı ile bakım ve onarımını yapabilir veya yaptırabilir, her türlü araç, gereç ve malzeme ihtiyaçlarını karşılayabilir; sağlıkla ilgili her türlü tesisi açabilir ve işletebilir; …” ve

Aynı Kanunun “Diğer Kuruluşlarla İlişkiler” başlıklı 75 inci maddesinde:

“Belediye, belediye meclisinin kararı üzerine yapacağı anlaşmaya uygun olarak görev ve sorumluluk alanlarına giren konularda;



c) Kamu Kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, kamu yararına çalışan dernekler, Cumhurbaşkanınca vergi muafiyeti tanınmış vakıflar ve 7/6/2005 tarihli ve 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu kapsamına giren meslek odaları ile ortak hizmet projeleri gerçekleştirebilir. Diğer dernek ve vakıflar ile gerçekleştirilecek ortak hizmet projeleri için mahallin en büyük mülki idare amirinin izninin alınması gerekir.

d) Kendilerine ait taşınmazları, aslî görev ve hizmetlerinde kullanılmak üzere bedelli veya bedelsiz olarak mahallî idareler ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarına devredebilir veya süresi yirmi beş yılı geçmemek üzere tahsis edebilir.

…”

Hükümleri yer almaktadır.

Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerine göre belediyeler, ancak orta ve yüksek öğrenim öğrenci yurtları yapar veya yaptırabilirler. Bu kurumlara, sağlıkla ilgili her türlü tesisi açma ve işletme yetkisi verildiği halde, öğrenci yurtlarıyla ilgili olarak yalnızca yapma ve yaptırma yetkisi verilmiştir. Ayrıca, Devlete ait her derecedeki okul binalarının inşaatı ile bakım ve onarımını yapma ve yaptırma yetkisi ile birlikte bu okulların her türlü araç, gereç ve malzeme ihtiyaçlarını karşılama yetkisi verilmekle birlikte, öğrenci yurtlarıyla ilgili olarak araç, gereç ve malzeme ihtiyaçlarını karşılama gibi bir yetki de verilmemiştir. Dolayısıyla Kanunun belediyelere verdiği öğrenci yurdu yapma ve yaptırma yetkisinin, çoğunluk gerekçesinde belirtildiği haliyle yurt işletmeciliğini de yapabilecekleri şeklinde genişletilmesi, yukarıda izah edildiği üzere, idari organların yetkisizliği esas ve yetkileri istisnai olduğundan, bu sebeple yetki kurallarının dar yorumlanması gerektiğinden, mevzuata uygun değildir.

Belediyelerin 5393 sayılı Kanunun 75 inci maddesinde belirlenen kuruluşlarla bu maddede belirlenen usule göre ortak hizmet projeleri yapabilmeleri için, öncelikle söz konusu projeyle gerçekleştirilecek hizmetin, belediyelerin görevlerinden olması gerekmektedir. Yukarıda açıklandığı üzere Kanunun 14 üncü maddesinde öğrenci yurtlarıyla ilgili olarak belediyelere yalnızca yapma ve yaptırma görev/yetkisi verildiğinden, yurt işletmeciliği yetkisi verilmediğinden, yapılan işlem Kanunun 75 inci maddesi kapsamında ortak hizmet projesi olarak da değerlendirilemez.

Yapılan işlem bir taşınmaz tahsis işlemi de değildir. Çünkü taşınmaz tahsis işleminin söz konusu olabilmesi için, Belediyenin mülkiyetindeki taşınmazı aslî görev ve hizmetlerinde kullanılmak üzere süresi yirmi beş yılı geçmemek üzere tahsis etmesi gerekir. İlama konu işlemde, taşınmaz belediyenin mülkiyetinde bulunmadığından ve karşı taraf mahalli idare ve kamu kurum ve kuruluşu olmadığından, yapılan işlemin tahsis olarak değerlendirilmesi de mümkün değildir.

5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun, Bütçelerden yardım yapılması başlıklı 29 uncu maddesinin birinci fıkrasında:

“Madde 29- Gerçek veya tüzel kişilere kanunda veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesinde dayanağı olmadan kamu kaynağı kullandırılamaz, yardımda bulunulamaz veya menfaat sağlanamaz. Ancak, genel yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin bütçelerinde öngörülmüş olmak kaydıyla; kamu yararı gözetilerek dernek, vakıf, birlik, kurum, kuruluş, sandık ve benzeri teşekküllere yardım yapılabilir.

Bu yardımların yapılması, kullanılması, izlenmesi, denetlenmesi ve kamuoyuna açıklanmasına ilişkin esas ve usuller Cumhurbaşkanı tarafından çıkarılan yönetmelikle belirlenir.”,

5393 sayılı Kanunun 75 inci maddesinin üçüncü fıkrasında:

“(Ek fıkra: 12/11/2012-6360/19 md.) 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununun 29 uncu maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi ile 5253 sayılı Dernekler Kanununun 10 uncu maddesi; belediyeler, il özel idareleri, bağlı kuruluşları ve bunların üyesi oldukları birlikler ile ortağı oldukları Sayıştay denetimine tabi şirketler için uygulanmaz.”

Şeklinde düzenlemeler yapılmıştır.

Yukarıdaki düzenlemelere göre, genel yönetim kapsamındaki kamu idareleri ve bu kapsamda bulunan belediyeler, bütçelerinde öngörülmüş olmak kaydıyla; kamu yararı gözetilerek dernek, vakıf, birlik, kurum, kuruluş, sandık ve benzeri teşekküllere yardım yapabileceklerdir. Ancak, 12/11/2012 tarihli ve 6360 sayılı Kanunun 19 uncu maddesiyle yapılan, 6/12/2012 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren ve 5393 sayılı Kanunun 75 inci maddesine üçüncü fıkra olarak eklenen düzenlemeyle, söz konusu 5018 sayılı Kanunun 29 uncu maddesinin belediyeler için uygulanmayacağı hükme bağlanmıştır. Bu durumda, vakfın öğrenci yurdu olarak işletmesi amacıyla taşınmaz kiralama işlemi yapılması, belediye açısından ilgili vakfa yapılan nakdi yardım mahiyetinde olduğundan, dolaylı olarak bu hükümlerin de ihlal edilmesi anlamındadır ve mevzuata aykırıdır.

Sorumluluk yönünden;

Sorumlulardan Harcama Yetkilisi … savunmasında; Büyükşehir Belediye Meclisinin almış olduğu kararın Emlak ve İstimlak Daire Başkanlığınca yerine getirildiğini, bu protokolün kanuna aykırılığı konusunda üst makamları yazılı olarak uyarmak gibi bir görevinin bulunmadığını, protokollerin kanunlara aykırı olduğu varsayıldığında dahi sorumluluğun Belediye Meclisine ait olduğunu, Belediye Meclisi tarafından alınan kararın gereğini yerine getirmemek gibi bir yetkisi bulunmadığından, kamu zararı iddiasıyla sorumlu tutulmasının da hukuka uygun olmadığını ifade etmiştir. Ancak 5018 sayılı Kanun’un 32 nci maddesi uyarınca, Vakfa yapılan ödemenin Harcama Yetkilisinin talimatıyla gerçekleştiği ve bu ödemenin bütçe ilke ve esaslarına, kanun, tüzük ve yönetmelikler ile diğer mevzuata uygun olmasından, ödeneklerin etkili, ekonomik ve verimli kullanılmasından harcama yetkilisinin sorumlu olduğu dikkate alındığında temyiz dilekçesindeki iddia ve itirazların bu yönüyle kabul edilmesi mümkün değildir.

Sorumlulardan Genel Sekreter Yardımcısı …, ortak hizmet projesine ilişkin protokolü Belediye Meclisinin verdiği yetki çerçevesinde Belediye Başkanı adına imzaladığını belirterek kişisel sorumluluğu olmadığını belirtmiştir.

Konuyla ilgili … tarihli ve … sayılı … Büyükşehir Belediye Meclis Kararında … ile ortak hizmet projesi gerçekleştirmek amacıyla, … il merkezinde, yurt olarak kullanılmaya uygun bir binanın ... (...) yıl süreyle kiralanması, kira sözleşmesini ve … ile yapılacak ortak hizmet protokolünü imzalamak üzere Belediye Başkanı adına Genel Sekreter Yardımcısı …’a yetki verilmiştir. Bu yetkiye istinaden de adı geçen Vakıf ile ...tarihinde söz konusu protokol imzalanmıştır. Protokolü ise Belediye adına … imzalamış ve protokolün 5. maddesinde de Belediyenin bahsi geçen gayrimenkulü kiralayarak mezkur Vakfın kullanımına vereceği hüküm altına alınmıştır.

Bu durumda anılan gayrimenkulün kiralanması ile ilgili temel ve kurucu işlemlerden olan ve Belediyeyi kira sözleşmesi yapma yükümlülüğü altına sokan protokol, Belediye adına … tarafından imzalanmıştır. Dolayısıyla, ortak hizmet projesine ilişkin protokolü imzalaması nedeniyle Genel Sekreter Yardımcısı …’ın uyuşmazlık konusu olayda sorumluluğu bulunmaktadır.

Belediye Meclis üyelerinin mali sorumluluklarına ilişkin olarak ise; 5018 sayılı Kanunun 31 inci maddesinde yer alan; “Kanunların verdiği yetkiye istinaden yönetim kurulu, icra komitesi, komisyon ve benzeri kurul veya komite kararıyla yapılan harcamalarda, harcama yetkisinden doğan sorumluluk kurul, komite veya komisyona ait olur.” hükmü gereği, ortak hizmet projesi gerçekleştirmek amacıyla yurt olarak kullanılmak üzere 5-10 yıl süre ile taşınmaz kiralanmasına Belediye Meclisi kararı ile onay verildiğinden; … tarihli ve … sayılı ve … tarihli ve … sayılı Belediye Meclisi Kararlarında imzası bulunan Belediye Meclis üyelerinin yapılan ödemelere ilişkin sorumlulukları bulunmaktadır.

Sorumlulardan Eski Meclis Üyesi … ve … temyiz dilekçelerinde; söz konusu kiralama ile ilgili Meclis Kararında oybirliği denildiğini; ancak Meclis Kararına dayanak teşkil eden ... tarihli Plan, Bütçe, Hukuk, Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonları Raporunda red oyu kullandıklarını, Meclis Kararının hatalı kaleme alındığını, esas olanın Komisyon Raporunda yer alan imza ve oy olduğunu belirtmişlerse de; adı geçen sorumlular …yla ortak hizmet protokolü düzenlenmesine ilişkin ... tarihli ve ... sayılı Meclis Kararında kabul oyu verdikleri için ve Meclis üyelerinin verdiği kararlardan bazılarının yanlış kaleme alınarak sekreterya hatası yapıldığında dair herhangi bir belge tarafımıza arz edilmediği için; anılan Vakfın kullanımına verilen binanın kira ödemelerine ilişkin sorumluluklarının kaldırılmasını gerektiren bir husus mevcut durumda söz konusu değildir.

Yukarıda açıklanan hususlar İlamda da aynen belirtilmiş olmakla beraber; Sayıştay dairelerince gerçekleştirilen hesap yargılaması, hesabı inceleyen denetçinin düzenlemiş olduğu sorgu ve sorguya sorumlular tarafından yapılan savunma çerçevesinde düzenlenen yargılamaya esas rapor esas alınarak yapılmaktadır. Doğal olarak sorumlularca sorguya yapılan savunmada belirtilmeyen bir hususun, Daire yargılaması aşamasında dikkate alınması beklenemez. Nitekim … Büyükşehir Belediyesi ... yılı hesabının denetimi sırasında konuya ilişkin olarak yapılan savunmada sorumlulardan Eski Meclis Üyesi …’çe Meclis üyeliğinden istifa olayı belirtilmediğinden; yargılama aşamasında da sorumluluk dağılımı, mevcut bilgi ve belgelere göre yapılmıştır. Adı geçen sorumlu, temyiz dilekçesi ekinde her ne kadar meclis üyeliğinden istifa ettiğine dair ...tarihli dilekçe örneği yer almakta ise de; bu durumu tevsik eden (ilgilinin Meclis üyeliğinden istifa ettiğine ilişkin) Büyükşehir Belediyesince düzenlenmiş bir belge gönderilmediğinden; temyiz dilekçesindeki bu yöndeki iddia ve itirazların da halihazırda kabulü mümkün değildir. Kaldı ki, tazmine esas Meclis Kararları da istifa tarihinden önce alınmıştır.

Bu itibarla, tazmin hükmündeki sorumluluk tevcihinde de hukuka aykırı bir husus görülmemektedir.

Yukarıdaki hüküm ve açıklamalara göre, usule ve mevzuata uygun olan Daire Kararının tasdikine karar verilmesi gerekir.

…. Daire Başkanı …:

Yukarıda belirtilen ayrışık görüşteki konunun esası yönünden yapılan tüm açıklamalara katılmakla beraber sorumluluk yönünden;

5018 sayılı Kanunun 71 inci maddesine göre kamu zararı, kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda meydana gelmektedir. Uyuşmazlık konusu olayda, Belediyenin kiracı olduğu bir taşınmazı adı geçen Vakıf ile protokol imzalayarak bu Vakfın kullanımına bırakması nedeniyle bir kamu zararına sebebiyet verilmiş olması söz konusudur. Ancak bu eylem Belediye Meclisi tarafından alınan karar ile gerçekleştirilmiştir. Dolayısıyla Belediye Meclisi tarafından karar alınarak ödeme yapılması, bu Karara dayanılarak yapılan ödemelere ait belgeleri imzalayan Harcama Yetkilileri ve Gerçekleştirme Görevlilerinin eylemleri ile kamu zararının oluşması sonucu arasındaki illiyet bağını kesmektedir. Zira bahsi geçen sorumluların ödemeye dayanak teşkil eden Meclis Kararının alınmasında bir dahli mevcut değildir.

Açıklanan nedenlerle, söz konusu kamu zararından ödemeye esas Meclis Kararını alan Belediye Meclis üyelerinin sorumlu tutulması gerekmekte olup, (ödeme emri belgeleri üzerinde imzası bulunan) Harcama Yetkilileri ve Gerçekleştirme Görevlilerinin 5018 ve 6085 sayılı Kanunlarla belirlenen sorumluluğu bulunmamaktadır.

Bu itibarla, sadece Belediye Meclis üyelerine Meclis Kararının imzalamasından ötürü sorumluluk yüklenmesini teminen tazmin hükmünün sorumluluk yönünden bozularak Dairesine gönderilmesi gerekir.

Bu doğrultuda esasen tazmin hükmünün sadece sorumluluk yönünden bozulması gerektiğini düşünmekle birlikte, hesap yargılama usulü bağlamında temyiz mercii olan Temyiz Kurulu çalışma usulüne ilişkin olarak ayrıca;

Sayıştay Yargılamasında ilk derece mahkemesi olarak dairelerce verilen kararlara karşı sorumlular temyiz ve karar düzeltme ile yargılamanın iadesi yoluna müracaat edebilirler. 6085 Sayılı Kanun’un “Temyiz” başlıklı 55 inci maddesindeki düzenlemeye göre Temyiz Kurulu; temyiz olunan hükmü olduğu gibi veya düzelterek tasdik etmeye, bozma kararı vererek daireye göndermeye ya da Kurul üye tam sayısının üçte iki çoğunluğu ile daire kararını tümüyle ortadan kaldırmaya karar verebilir. Kaldırma kararı (doğası gereği Sayıştay dairelerince kamu zararının sorumlularına ödettirilmesi ile yönündeki kararlar hakkında verilebilecek bir karar olup) kamu zararının oluşmadığı dolayısıyla da dairece haklarında hüküm tesis edilen sorumlular hakkında hüküm tesis edilmesi gerekmediği sonucuna ulaşan ve sorumluların beraatı anlamına gelen bir hükümdür.

Bu düzenlemede yer verilen “kurul üye sayısının üçte iki çoğunluğu ile kaldırılması” şeklindeki kısmın klasik anlamdaki temyiz uygulamalarının dışına taşan bir düzenleme olduğu ortadadır. Hukuk sisteminde ilk derece mahkemesinin vermiş olduğu kararın kaldırılması ve bunun yerine yeni bir karar verilmesi uygulaması istinaf mahkemeleri aşamasında görülebilen bir uygulamadır. İstinaf mahkemelerince verilen kararlar (İlk derece mahkemesinin kararını kaldıran kararlar dâhil) hakkında da belli şartlar altında temyiz yoluna gidilebilmektedir. Oysa Sayıştay Temyiz Kurulunca verilen kaldırma kararına karşı karar düzeltme dışında müracaat edilebilecek bir kanun yolu ve mercii bulunmamaktadır. Türk hukuk sisteminde temyiz incelemesi sürecinde verilebilecek kararlardan farklı ve temyizi kabil olmayan bir yöntem olarak belirlenmiş olması nedeniyle de 6085 sayılı Kanunda normal karar çoğunluğundan farklı olarak kaldırma kararı için Kurulun üçte ikisinin çoğunluğu aranmıştır.

İlk derecede kamu zararını tazminle yükümlü tutulmuş olan sorumluların haklarında verilmiş olan bu kararın, sorumlular lehine sonuçlanması için en kısa ve kesin olan yol dairece verilmiş olan tazmin kararının kaldırılması olup sorumluların temyiz başvuruları da çoğunlukla “kararın kaldırılması veya bozulması” şeklinde bir taleple sonlandırılmaktadır. Bu sebeple temyiz başvurusunda taraflarca kaldırma talep edilmişse öncelikle bu talebin görüşülmesi ve sonuçlandırılması gereklidir.

Ancak kaldırma kararının alınabilmesi için bozma veya tasdik kararlarından farklı bir çoğunluk (Kurulun üçte ikisinin oyu) aranmakta olduğundan bunun altında kalan oylama sonuçlarında bozma kararı verildiği kabul edilemeyeceğinden sonuca ulaşmak üzere müzakere ve oylamaya devam edilmesi gerekmektedir.

Kaldırma talebine yönelik müzakereler sonrasında yapılan oylamada Kurulun üçte iki çoğunluğu ile kaldırma kararı çıkmadığı halde kaldırma yönünde kullanılan oyların karar çoğunluğuna (5 azınlık oyuna karşı 9 çoğunluk oyu ile) ulaştığı gerekçe gösterilerek müzakerelere devam edilmemiş ve kaldırma gerekçelerine dayalı olarak bozma kararı verildiği sonucuna ulaşılmıştır.

Yukarıda açıklanan nedenlerle kaldırma kararının oylandığı ancak bu kararın gerektirdiği üçte iki çoğunluğa ulaşılmadığı halde kurulun çoğunluğunun kaldırma yönünde oy kullandığı gerekçesiyle kaldırma gerekçeli bozma kararı verildiği sonucuna ulaşılması mümkün olmayıp müzakerelere devam edilerek yapılacak oylama sonucuna göre tasdik veya bozma kararlarından hangisinin verildiğinin belirlenmesi gerekir.