2025/333979 İhale Kayıt Numaralı "H.847 Referanslı 154 kV (~24 km) Tek Devre 1272 MCM İletkenli Akmescit – Talas EİH (TTFO) teklif birim fiyatlı komple tesis işi" İhalesi
İlgili ihaleyi görüntüle2025/333979Türkiye Elektrik İletim A.Ş Genel Müdürlüğü (TEİAŞ) tarafından yapılan 2025/333979 ihale kayıt numaralı "H.847 Referanslı 154 kV (~24 km) Tek Devre 1272 MCM İletkenli Akmescit – Talas EİH (TTFO) teklif birim fiyatlı komple tesis işi" ihalesine ilişkin olarak Akr Group Elektrik Ticaret Limited Şirketi itirazen şikâyet başvurusunda bulunmuş ve Kurulca alınan 25.06.2025 tarihli ve 2025/UY.I-1362 sayılı karar ile "4734 sayılı Kanun'un 54'üncü maddesinin onbirinci fıkrasının (b) bendi gereğince düzeltici işlem belirlenmesine" karar verilmiştir.
Davacı Akr Group Elektrik Ticaret Limited Şirketi tarafından anılan Kurul kararının itirazen şikayet başvuru bedelinin iadesi yönünden iptali istemiyle açılan davada Ankara 27. İdare Mahkemesinin 31.12.2025 tarihli E:2025/1178, K:2025/1866 sayılı kararında "Dava dosyasının incelenmesinden; Türkiye Elektrik İletim AŞ Genel Müdürlüğü tarafından 09/04/2025 tarihinde açık ihale usulü ile gerçekleştirilen"H.847 Referanslı 154 Kv (24 KM) Tek devre 1272 Mcm İletkenli Akmescit -Talas Eih (Ttfo) Teklif Birim Fiyatlı Komple Tesis İşi" ihalesine istekli olarak katılan davacı şirket tarafından ihaleye yönelik birtakım iddialarla davalı idareye 22/05/2025 tarihinde şikâyet başvurusunda bulunulduğu, şikayet başvurusunun29/05/2025 tarihinde reddi üzerine, 03/06/2025 tarihli dilekçesi ile Kamu İhale Kurumu'na itirazen şikâyet başvurusunda bulunulduğu, 25/06/2025 tarih ve 2025/UY.I-1362 sayılı Kamu İhale Kurulu kararının 'başvuru sahibinin iddialarının tamamında haklı bulunması' koşulunun gerçekleşmediği gerekçesiyle 'başvuru bedelinin iade edilmemesine ilişkin kısmının', hukuka aykırı olduğu, Türkiye Elektrik İletim AŞ Genel Müdürlüğü tarafından 09/04/2025 tarihinde gerçekleştirilen 2025/333979 ihale kayıt numaralı ihaleye ilişkin olarak şirketin yaptığı 152.021,00 TL başvuru bedeli ödeyerek itirazen şikayet başvurusunda bulunduğu, başvuru neticesinde haklı bulunarak düzeltici işlem kararının verildiği, ancak tüm iddialarının yerinde görülmemesi nedeniyle de başvuru bedelinin iade edilmediği, başvuru bedelinin iadesine ilişkin 4734 sayılı Kanun'un 53. maddesinin J fıkrasının 9. alt bendinde yer alan hükmün Anayasa Mahkemesi'nin 26/03/2025 tarihli 32853 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan E:2024/85,K:2024/229 sayılı kararı ile iptal edildiği, dolayısıyla işbu bu dava konusuna ilişkin işlemin kanuni dayanağının kalmadığı ileri sürülerek iptali ile 152.021,00 TL başvuru bedelinin dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte iadesine karar verilmesi istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlıkta; davalı idarece davaya konu itirazen şikayet başvuru bedelinin ödenmemesine dayanak gösterilen 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'nun 53. maddesinin (j) fıkrasına 16/11/2022 tarihli ve7421 sayılı Kanun'un 11. maddesiyle eklenen dördüncü paragraf, 26/03/2025 tarih ve 32853 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesi'nin 25/12/2024 tarih ve E:2024/85, K:2024/229 sayılı kararıyla iptal edilmiş ve kararda özetle, "...Kanun'un 54. maddesinin ikinci fıkrasında itirazen şikâyet başvurusu, dava açılmadan önce tüketilmesi zorunlu idari başvuru yolu olarak öngörüldüğünden başvuru sahibinin bu yolu tüketmeden dava açması mümkün değildir. Zorunlu başvuru yolunda ileri sürülen iddialarının bir kısmında dahi haklı çıkan başvuru sahibine itiraz konusu kural uyarınca başvuru bedelinden herhangi bir iade yapılmayacaktır. Bununla birlikte başvuru sahibinin iddialarının en azından bir kısmının Kurum tarafından haklı bulunmasının, ihaleyi yapan idarenin ihale sürecindeki bazı işlemlerinin hukuka aykırı olduğunun kabulü anlamına geleceği de açıktır. Bu durumda kurallar gereği idarenin hukuka aykırı işleminin sonuçlarından dolayı kişilere külfet yüklemesi ise kaçınılmaz olacaktır. Kişinin Kuruma yatırdığı bedeli ihaleyi yapan idareye karşı açacağı ayrı bir dava ile idareden isteyebileceği söylenebilse dahi ayrı bir davaya zorlanıyor olması da yeni bir külfet olarak nitelendirilebilecektir (benzer yönde değerlendirme için bkz. Farmasol Tıbbi Ürünler Sanayi ve Ticaret A.Ş. (2), § 49). Bu itibarla başvuru sahibinin şikâyet başvurusunda haklı çıktığı iddiaları dikkate alınmaksızın iddialarının tamamında haklı çıkması durumunda başvuru bedelinin iade edilmesini öngören kuralların kişilere aşırı bir külfet yüklediği, kamu yararı ile mülkiyet hakkı arasında gözetilmesi gereken adil dengeyi kişi aleyhine bozarak orantısız bir sınırlamaya neden olduğu sonucuna ulaşılmıştır." şeklindeki değerlendirmelere yer verilmiş olup, kararın Resmî Gazete'de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesi uygun görülmüştür. Anayasa'nın 153. maddesinin 3. fıkrasında, "Kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmi Gazete'de yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, Resmi Gazete'de yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez"; 5. fıkrasında, "İptal kararları geriye yürümez"; 6. fıkrasında ise, "Anayasa Mahkemesi Kararları Resmi Gazete'de hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar." kuralları yer almaktadır. Ayrıca, Anayasa'nın 152. maddesinin 3. fıkrasında; "...Anayasa Mahkemesinin kararı, esas hakkındaki karar kesinleşinceye kadar gelirse, mahkeme buna uymak zorundadır." kuralına yer verilmiştir. Bu hükmün getiriliş amacı Anayasa Mahkemesi'nin verdiği iptal kararlarının, itiraz yoluna başvurulmasını isteyen kişi ya da kişiler tarafından açılan davaların yanı sıra, iptal edilen hüküm ya da hükümler esas alınarak hakkında uygulama yapılmış olan kişiler tarafından açılan ve görülmekte olan davalarda da dikkate alınmasını gerektirmektedir.
Anılan Anayasa Mahkemesi kararı ile iptal hükmünün, kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiş ise de, Anayasa Mahkemesince bir kanunun tümünün ya da belirli hükümlerinin Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olduğu bilindiği halde, eldeki davaların Anayasa'ya aykırılığı saptanmış olan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi, Anayasa'nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşecektir. Bir başka anlatımla; Anayasa Mahkemesi'nin, iptal kararının yürürlüğe gireceği tarihi ileriye dönük olarak ertelemiş bulunması öncelikle, Yasama organına aynı konuda, iptal kararının gerekçesine uygun olarak, yeni bir düzenleme için olanak tanımak ve ortada hukuki bir boşluk yaratmamak amacına yönelik olup, bir kanun ya da kanun hükmünde kararnamenin uygulanması nedeniyle dava açmak durumunda kalan ve Anayasa'nın 153. maddesi uyarınca itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesi'ne başvurulmasını isteme hakkına sahip olan kişilerin açmış olduğu davalarda da; hak veya menfaat ihlaline neden olan kuralın iptal davası veya itiraz yoluyla daha önce yapılan başvuru sonucunda Anayasa Mahkemesince iptal edilmiş olması halinde, iptal hükmünün uyuşmazlık yönünden değerlendirilmesi gerekeceği açıktır. Bu itibarla, Resmi Gazete'de yayımlanarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesi kararlaştırılan Anayasa Mahkemesi kararının bakılan davada uygulanması gerektiği sonucuna varılmıştır. Bu durumda, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'nun 53. maddesinin (j) fıkrasına 16/11/2022 tarihli ve 7421 sayılı Kanun'un 11. Maddesiyle eklenen dördüncü paragrafın ve 4734 sayılı Kanun'a 7421 sayılı Kanun'un 13. maddesiyle eklenen geçici21. maddesinin Anayasa Mahkemesince iptali nedeniyle itirazen şikayet başvuru bedelinin iadesi talebiyle başvuruda bulunma şartının ve iddialarının tamamında haklı bulunma şartının yasal dayanağı kalmadığından, Anayasa Mahkemesi kararıyla birlikte yasal dayanağı ortadan kalkan kanun hükmüne dayanılarak itirazen şikayet başvuru bedelinin iade edilmemesine ilişkin Kurul kararının uyuşmazlığa konu kısmında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna ve kanaatine varılmıştır. Nitekim benzer bir uyuşmazlıkta, Ankara BİM 8. İdari Dava Dairesi'nin 11/12/2025 tarih ve E:2025/1233, K:2025/1664 sayılı kararı da bu yöndedir. Öte yandan, 152.021,00 TL başvuru bedelinin dava tarihinden (16/08/2025) itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacıya ödenmesinin gerektiği izahtan varestedir.
Açıklanan nedenlerle; dava konusu işlemin (25/06/2025 tarih ve 2025/UY.I-1362 sayılı Kamu İhale Kurulu kararının 'başvuru bedelinin iade edilmemesine ilişkin kısmının) iptaline, 152.021,00 TL başvuru bedelinin dava tarihinden (16/08/2025) itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacıya ödenmesine..." ifadelerine yer verilerek dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Anayasa’nın 138’inci maddesinin dördüncü fıkrasında, yasama ve yürütme organları ile idarenin mahkeme kararlarına uymak zorunda olduğu, bu organlar ve idarenin mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremeyeceği ve bunların yerine getirilmesini geciktiremeyeceği hükme bağlanmıştır.
Ayrıca, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 28’inci maddesinin birinci fıkrasında, mahkemelerin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idarenin gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecbur olduğu, bu sürenin hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemeyeceği hüküm altına alınmıştır.
Anılan kararın icaplarına göre Kamu İhale Kurulunca işlem tesis edilmesi gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle, 4734 sayılı Kanun'un 65'inci maddesi uyarınca bu kararın tebliğ edildiği veya tebliğ edilmiş sayıldığı tarihi izleyen otuz gün içerisinde Ankara İdare Mahkemelerinde dava yolu açık olmak üzere,
1- Kamu İhale Kurulunun 25.06.2025 tarihli ve 2025/UY.I-1362 sayılı kararının başvuru bedelinin iade edilmemesine ilişkin kısmının iptaline,
2- Anılan mahkeme kararında belirtilen gerekçeler doğrultusunda 152.021,00 TL tutarındaki başvuru bedelinin dava tarihinden (16.08.2025) itibaren işleyecek yasal faiziyle başvuru sahibine iadesine,
Oybirliği ile karar verildi.