SayıştaySayıştay Temyiz Kararı58683
Çeşitli Konuları İlgilendiren Kararlar
Kurum / İdareBelediyeler ve Bağlı İdareler
Daire7
Dosya No55417
Yılı2018
Konu: Kamuya yararlı dernek statüsünde bulunmayan derneklere mevzuata aykırı olarak ayni ve nakdi yardım yapılması
333 sayılı Ek İlamın 3’üncü maddesiyle; Belediye tarafından kamuya yararlı dernek statüsünde bulunmayan derneklere mevzuata aykırı olarak ayni ve nakdi yardımda bulunularak kamu zararına sebebiyet verildiği gerekçesiyle … TL’nin tazminine hükmedilmiştir.
TEMYİZ DİLEKÇESİ
Üst Yönetici … temyiz dilekçesinde özetle;
Temyiz konusu Kararın 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 14. ve 75’inci maddelerinin yanlış yorumlanmasına, ilgili harcamaların kamu yararı açısından değerlendirilmemesine ve yargılama sürecinde eksik inceleme yapılmasına dayandığını,
Belediye tarafından yapılan harcamaların Belediye Meclisinin 11.11.2016 tarihli ve 2016/104 sayılı Kararı ile onaylandığını ve bu karar doğrultusunda ayni ve nakdi yardımların gerçekleştirildiğini, yardımların, kamu hizmetlerine destek sağlayan ve kamu yararı gözeten projelere yönelik olup, hukuka aykırı bir tasarruf niteliği taşımadığını,
Belediye Meclis Kararına dayalı işlemlerin hukuka uygun olduğunu,
Belediye Meclisinin 11.11.2016 tarihli ve 2016/104 sayılı Kararı ile Destek Hizmetleri Müdürlüğünün 29.09.2016 tarihli ve 5136442-5269 sayılı yazısı ile Belediye Başkanlık Makamına sunulan, 07.11.2016 tarihinde Belediye Meclis Gündemine alınan 5393 sayılı Kanun’un 75’inci maddesi a bendi ile aynı yasanın 14’üncü maddesi gereği belediyenin görev, sorumluluk ve yetki alanı içinde bulunan kâr amacı gütmeyen kurumlar, (ibadethaneler, okullar, dernekler, vb.) kamu kurum ve kuruluşları (valilik, kaymakamlık ve bunlara bağlı il ilçe spor müdürlükleri) ve muhtarlıklar tarafından Destek Hizmetleri Müdürlüğünden istenen istek ve talepler doğrultusunda bakım, onarım, temizlik, kırtasiye ve ayni yardımların gerçekleştirilmesi için harcama yapılmasının karar altına oybirliği ile alındığını, aynı yasanın ilgili maddesi uyarınca kararın belediye başkanının imzasıyla yürürlüğe girdiğini, uygulamanın dayanağını oluşturan meclis kararında genel bir kamu hizmetinin hedeflendiğini ve uygulama sınırlarının açıkça çizildiğini,
Karar kapsamında söz konusu harcamaların sorguda adı geçen kamu kurum ve kuruluşları ile ilçe sınırları içinde faaliyet gösteren sivil toplum örgütü niteliğindeki tüzel kişilere talepleri ve belediyenin olanakları ölçüsünde bakım, onarım, malzeme araç gereç olarak katkı sunulduğunu,
Sadece yasanın lafzı üzerinden yorum ve değerlendirme yapılarak kamu yararına dernek yönünde alınmış bir Bakanlar Kurulu Kararı olmadığı hususunun zarar için gerekçe gösterildiğini, ülkede binlerce, ilçede yüzlerce derneğin sivil toplum örgütleri kapsamında değerlendirilen tüzel kişilikler olduğunu, merkezi idare ve yerel yönetimlerin bu nitelikteki tüm sivil toplum kuruluşlarına ihtiyaçlarının bir kısmını karşılayabilmek için yardımlarda bulunduğunu,
5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 75’inci maddesi (a) ve (b) bentleri kapsamında belediyelerin, kamu kurumları ve derneklerle ortak projeler geliştirebileceğini ve destek sağlayabileceğini, ilgili ayni ve nakdi yardımların, belediye meclisinin kararıyla gerçekleştirilmiş ve hukuka uygunluk taşıyan bir idari işlem niteliğinde olduğunu,
Belediye Başkanlığı ve gerçekleştirme görevlilerinin, belediye meclisinin kararlarını uyguladığını, bu bağlamda, icrai işlemlerin meclis kararına dayalı olması nedeniyle müstakil sorumluluk yüklenmesinin mümkün olmadığını, 5393 sayılı Kanun'un 17 ve 18’inci maddeleri uyarınca belediye meclisi kararlarının idarenin bağlayıcı organ kararı olduğunu,
Kamu zararı unsurunun eksik değerlendirildiğini,
Sayıştay raporunda, harcama belgelerinin ayrıntılı olarak incelenmediğini ve değerlendirilmediğini, harcamaların hangi kriterlere göre kamu zararına yol açtığının ayrıntılı olarak açıklanmadığını, yapılan değerlendirmenin yalnızca varsayımsal kabullere dayandığını, söz konusu harcamaların belediyenin asli görevleri ile doğrudan bağlantılı olup, kamu hizmetlerinin yerine getirilmesi amacıyla yapıldığını,
Yardımların, kamu yararı gözetilerek … … Derneği, … Taraftarlar Derneği ve diğer sivil toplum kuruluşlarına, belediye faaliyetleri kapsamında belirli bir ihtiyacı karşılamak üzere (derin dondurucu alımı, çardak, tente alımı, masa, sandalye alımı vb.) yapıldığını, bu tür harcamaların mahalli müşterek ihtiyaçlar kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, kamu zararı doğabilmesi için ilgili harcamanın kamu hizmeti niteliği taşımaması gerektiğini, oysa ki söz konusu malzemelerin halk yararına ve doğrudan kamuya açık hizmette kullanılmak üzere alındığını,
Daire Kararında “kamu zararı” ifadesi kullanılmasına rağmen, kamuya yönelik hizmette kullanılan bu ayni ve nakdi yardımların fiilen bir zarara neden olmadığını, belediyenin logosu, ünvanı ile gerçekleştirilen uygulamaların kamu malı niteliğinde olduğunu, kişisel menfaat sağlanmadığını, bu yönüyle zarar değil, sadece şekli usulsüzlük iddiası mevcut olduğunu, bunun ise tazmin hükmünü doğurmayacağını,
Söz konusu kararın emsal kararlar ile uyumsuz olduğunu,
Daha önce benzer içerikte yapılan harcamalar hakkında emsal Sayıştay kararlarında hukuka uygunluk tespiti yapıldığını, temyiz edilen kararın, daha önceki uygulamalarla çelişmesinin hukuki belirlilik ve öngörülebilirlik ilkelerine aykırılık teşkil ettiğini ifade ederek Daire Kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
BAŞSAVCILIK MÜTALAASI
Başsavcılık mütalaasında özetle;
Temyiz dilekçesi özetlendikten sonra,
5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu'nun "Bütçelerden yardım yapılması" başlıklı 29’uncu maddesinin birinci fıkrasında; "Gerçek veya tüzel kişilere kanunda veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesinde dayanağı olmadan kamu kaynağı kullandırılamaz, yardımda bulunulamaz veya menfaat sağlanamaz. Ancak, genel yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin bütçelerinde öngörülmüş olmak kaydıyla; kamu yararı gözetilerek dernek, vakıf, birlik, kurum, kuruluş, sandık ve benzeri teşekküllere yardım yapılabilir." hükmü bulunduğu, bu çerçevede, … … Derneğinde kullanılmak üzere yapılan derin dondurucu alımı, … … Derneğinde kullanılmak üzere çardak tente alımı ve … Taraftarlar Derneğine masa sandalye alımı için yapılan harcamaların idarenin görev ve sorumluluk kapsamında olmaması nedeniyle belediye bütçesinde öngörülmüş olsa da özel nitelikteki dernek veya vakıf gibi teşekküllere ayni ya da nakdi yardım yapamayacağının açık olduğu,
Bahse konu mezkûr meclis kararının, 5393 sayılı Kanun’un 75’inci ve 14’üncü maddede sayılan kriterlere uygun bir şekilde kullanılması ve uygulanması hususunda alınmış genel bir karar olduğu, uygulama ile alınmış olan meclis kararının hilafına mevzuata uymayan harcamalar yapılması nedeniyle kamu zararının doğduğunun görüldüğü,
Sorumlunun temyiz talebinin reddedilerek Daire Kararının tasdik edilmesinin uygun olacağı ifade edilmiştir.
Dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra,
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Temyize konu Daire Kararında; kamuya yararlı dernek statüsünde bulunmayan derneklere mevzuata aykırı olarak ayni ve nakdi yardımda bulunularak kamu zararına sebebiyet verildiği gerekçesiyle … TL’nin tazminine hükmedilmiş, söz konusu tazmin hükmünden üst yönetici ile harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlisi sorumlu tutulmuştur.
Esas yönünden inceleme:
5393 sayılı Belediye Kanunu’nun “Belediyenin görev ve sorumlulukları” başlıklı 14’üncü maddesinin birinci fıkrasında;
“Belediye, mahallî müşterek nitelikte olmak şartıyla;
a) İmar, su ve kanalizasyon, ulaşım gibi kentsel alt yapı; coğrafî ve kent bilgi sistemleri; çevre ve çevre sağlığı, temizlik ve katı atık; zabıta, itfaiye, acil yardım, kurtarma ve ambulans; şehir içi trafik; defin ve mezarlıklar; ağaçlandırma, park ve yeşil alanlar; konut; kültür ve sanat, turizm ve tanıtım, gençlik ve spor orta ve yüksek öğrenim öğrenci yurtları (Bu Kanunun 75 inci maddesinin son fıkrası, belediyeler, il özel idareleri, bağlı kuruluşları ve bunların üyesi oldukları birlikler ile ortağı oldukları Sayıştay denetimine tabi şirketler tarafından, orta ve yüksek öğrenim öğrenci yurtları ile Devlete ait her derecedeki okul binalarının yapım, bakım ve onarımı ile tefrişinde uygulanmaz.); sosyal hizmet ve yardım, nikâh, meslek ve beceri kazandırma; ekonomi ve ticaretin geliştirilmesi hizmetlerini yapar veya yaptırır.(Mülga son cümle: 12/11/2012-6360/17 md.) (…) (Ek cümleler: 12/11/2012-6360/17 md.) Büyükşehir belediyeleri ile nüfusu 100.000’in üzerindeki belediyeler, kadınlar ve çocuklar için konukevleri açmak zorundadır. Diğer belediyeler de mali durumları ve hizmet önceliklerini değerlendirerek kadınlar ve çocuklar için konukevleri açabilirler.
b) (…) Devlete ait her derecedeki okul binalarının inşaatı ile bakım ve onarımını yapabilir veya yaptırabilir, her türlü araç, gereç ve malzeme ihtiyaçlarını karşılayabilir; sağlıkla ilgili her türlü tesisi açabilir ve işletebilir; mabetlerin yapımı, bakımı, onarımını yapabilir; kültür ve tabiat varlıkları ile tarihî dokunun ve kent tarihi bakımından önem taşıyan mekânların ve işlevlerinin korunmasını sağlayabilir; bu amaçla bakım ve onarımını yapabilir, korunması mümkün olmayanları aslına uygun olarak yeniden inşa edebilir; cemevlerinin yapım, bakım ve onarımını yapabilir. (Değişik ikinci cümle: 12/11/2012-6360/17 md.) Gerektiğinde, sporu teşvik etmek amacıyla gençlere spor malzemesi verir, amatör spor kulüplerine ayni ve nakdî yardım yapar ve gerekli desteği sağlar, her türlü amatör spor karşılaşmaları düzenler, yurt içi ve yurt dışı müsabakalarda üstün başarı gösteren veya derece alan öğrencilere, sporculara, teknik yöneticilere ve antrenörlere belediye meclisi kararıyla ödül verebilir. Gıda bankacılığı yapabilir.” denilmektedir.
5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun “Bütçeden yardım yapılması” başlıklı 29’uncu maddesinde;
“Gerçek veya tüzel kişilere kanunda veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesinde dayanağı olmadan kamu kaynağı kullandırılamaz, yardımda bulunulamaz veya menfaat sağlanamaz. Ancak, genel yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin bütçelerinde öngörülmüş olmak kaydıyla; kamu yararı gözetilerek dernek, vakıf, birlik, kurum, kuruluş, sandık ve benzeri teşekküllere yardım yapılabilir.
Bu yardımların yapılması, kullanılması, izlenmesi, denetlenmesi ve kamuoyuna açıklanmasına ilişkin esas ve usuller Cumhurbaşkanı tarafından çıkarılan yönetmelikle belirlenir.” denilmiş;
5393 sayılı Kanun’un “Diğer kuruluşlarla ilişkiler” başlıklı 75’inci maddesinin üçüncü fıkrasında ise;
“(Ek fıkra: 12/11/2012-6360/19 md.) 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununun 29 uncu maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi ile 5253 sayılı Dernekler Kanununun 10 uncu maddesi; belediyeler, il özel idareleri, bağlı kuruluşları ve bunların üyesi oldukları birlikler ile ortağı oldukları Sayıştay denetimine tabi şirketler için uygulanmaz.” hükmüne yer verilmiştir. Dolayısıyla … Belediyesinin 5018 sayılı Kanun’un 29’uncu maddesi uyarınca dernek, vakıf, birlik, kurum, kuruluş, sandık ve benzeri teşekküllere yardım yapabilmesi mümkün değildir.
Yine aynı Kanun’un 75’inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde;
“c) (Değişik: 12/11/2012-6360/19 md.) Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, kamu yararına çalışan dernekler, Cumhurbaşkanınca vergi muafiyeti tanınmış vakıflar ve 7/6/2005 tarihli ve 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu kapsamına giren meslek odaları ile ortak hizmet projeleri gerçekleştirebilir. Diğer dernek ve vakıflar ile gerçekleştirilecek ortak hizmet projeleri için mahallin en büyük mülki idare amirinin izninin alınması gerekir.” hükmü yer almaktadır.
Buna göre belediyelerin kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, kamu yararına çalışan dernekler, vergi muafiyeti tanınmış vakıflar ve 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu kapsamına giren meslek odaları ile ortak hizmet projeleri gerçekleştirmeleri mümkündür.
Somut olayda, … Belediyesi tarafından herhangi bir proje kapsamında olmadan, farklı nitelikteki derneklere doğrudan yardım yapıldığı görülmektedir. Sorumlular da temyiz dilekçelerinde ortak hizmet projesine dair herhangi bir belgeye yer vermemişlerdir.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri ve yapılan açıklamalar uyarınca, … Belediyesi tarafından kamuya yararlı dernek statüsünde bulunmayan derneklere ayni ve nakdi yardımda bulunulması mevzuata aykırı olduğundan konunun esası yönünden tazmin hükmü verilmesinde hukuken bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Sorumluluk yönünden inceleme:
Konuyla ilgili tazmin hükmü verilen ilk Daire Kararında, yapılan harcamaların 11.11.2016 tarihli ve 2016/104 sayılı Meclis Kararına dayanılarak yapıldığı gerekçesiyle tazmin hükmünden meclis üyeleri de sorumlu tutulmuş, Temyiz Kurulunun 14.06.2023 tarihli ve 55529 sayılı Kararında;
“Bahse konu meclis kararının, 5393 sayılı Kanun’un 75’inci ve 14’üncü maddede sayılan kriterlere uygun bir şekilde kullanılması ve uygulanması hususunda alınmış genel bir karar olduğu, kamu zararına konu edilen derneklere ayni ya da nakdi yardım yapılması şeklinde alınmış özel bir karar olmadığı anlaşıldığından, genel bir yetki niteliği taşıdığı görülen ve mevzuata aykırı bir husus içermeyen bu meclis kararının mevzuata aykırı olarak uygulanmasında, belediye meclis üyelerinin sorumlulukları bulunmamaktadır.” denilerek Daire Kararının sorumluluk yönünden bozulmasına karar verilmiştir.
Temyiz Kurulunun bozma kararı üzerine verilen ve temyize konu olan işbu Daire Kararında, Temyiz Kurulunun bozma kararına uyularak belediye meclis üyelerinin sorumluluklarının kaldırılmasına karar verilmiş, tazmin hükmünden harcamaları onaylayan üst yönetici ile ödeme emri belgelerinde imzaları bulunan harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlisi birlikte sorumlu tutulmuştur.
Daha önceki Temyiz Kurulu Kararında da belirtildiği üzere, genel bir yetki niteliği taşıyan ve mevzuata aykırı bir husus içermeyen meclis kararının mevzuata aykırı olarak uygulanmasında meclis üyelerinin sorumluluğu bulunmamaktadır. Dolayısıyla Daire Kararında, meclis üyelerinin sorumluluktan çıkartılmasında hukuken bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Üst yönetici ile harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlilerinin sorumluluğuna ilişkin olarak;
5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun “Üst yöneticiler” başlıklı 11’inci maddesinde;
“…. belediyelerde belediye başkanı üst yöneticidir.
Üst yöneticiler, idarelerinin stratejik planlarının ve bütçelerinin kalkınma planına, yıllık programlara, kurumun stratejik plan ve performans hedefleri ile hizmet gereklerine uygun olarak hazırlanması ve uygulanmasından, sorumlulukları altındaki kaynakların etkili, ekonomik ve verimli şekilde elde edilmesi ve kullanımını sağlamaktan, kayıp ve kötüye kullanımının önlenmesinden, malî yönetim ve kontrol sisteminin işleyişinin gözetilmesi, izlenmesi ve bu Kanunda belirtilen görev ve sorumlulukların yerine getirilmesinden …; mahallî idarelerde ise meclislerine karşı sorumludurlar.
Üst yöneticiler, bu sorumluluğun gereklerini harcama yetkilileri, malî hizmetler birimi ve iç denetçiler aracılığıyla yerine getirirler.” denilmektedir.
Bu hükümlere göre üst yöneticiler, idarelerinin stratejik planlarının ve bütçelerinin kalkınma planına, yıllık programlara, kurumun stratejik plan ve performans hedefleri ile hizmet gereklerine uygun olarak hazırlanması ve uygulanmasından; sorumlulukları altındaki kaynakların etkili, ekonomik ve verimli şekilde elde edilmesi ve kullanımını sağlamaktan, kayıp ve kötüye kullanımının önlenmesinden; mali yönetim ve kontrol sisteminin işleyişinin gözetilmesi, izlenmesi ve 5018 sayılı Kanun’da belirtilen görev ve sorumlulukların yerine getirilmesinden belediyelerde, meclislerine karşı idari ve siyasi yönden sorumlu tutulmuşlardır. Dolayısıyla verdiği karar ve talimatlar doğrudan iş ve işlem sürecine dayanak oluşturmadığı sürece, üst yönetici olan belediye başkanının sorumluluğu idari/siyasi nitelikli olup, mali sorumluluğu bulunmamaktadır. Ancak burada kamu zararına neden olan harcamalar, belediye başkanının onayı ile yapıldığından belediye başkanının verilen tazmin hükmünden sorumlu tutulmasında hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Harcama yetkililerinin ve gerçekleştirme görevlilerinin harcama sürecindeki görev ve sorumlulukları ise 5018 sayılı Kanun’un 32 ve 33’üncü maddelerinde düzenlenmiştir. Adı geçen Kanun’un “Harcama talimatı ve sorumluluk” başlıklı 32’nci maddesinde;
“Bütçelerden harcama yapılabilmesi, harcama yetkilisinin harcama talimatı vermesiyle mümkündür. Harcama talimatlarında hizmet gerekçesi, yapılacak işin konusu ve tutarı, süresi, kullanılabilir ödeneği, gerçekleştirme usulü ile gerçekleştirmeyle görevli olanlara ilişkin bilgiler yer alır.
Harcama yetkilileri, harcama talimatlarının bütçe ilke ve esaslarına, kanun, tüzük ve yönetmelikler ile diğer mevzuata uygun olmasından, ödeneklerin etkili, ekonomik ve verimli kullanılmasından ve bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken diğer işlemlerden sorumludur.” hükmü ile,
“Giderlerin gerçekleştirilmesi” başlıklı 33’üncü maddesinde;
“Bütçelerden bir giderin yapılabilmesi için iş, mal veya hizmetin belirlenmiş usul ve esaslara uygun olarak alındığının veya gerçekleştirildiğinin, görevlendirilmiş kişi veya komisyonlarca onaylanması ve gerçekleştirme belgelerinin düzenlenmiş olması gerekir. Giderlerin gerçekleştirilmesi; harcama yetkililerince belirlenen görevli tarafından düzenlenen ödeme emri belgesinin harcama yetkilisince imzalanması ve tutarın hak sahibine ödenmesiyle tamamlanır.
Gerçekleştirme görevlileri, harcama talimatı üzerine; işin yaptırılması, mal veya hizmetin alınması, teslim almaya ilişkin işlemlerin yapılması, belgelendirilmesi ve ödeme için gerekli belgelerin hazırlanması görevlerini yürütürler.” hükümlerine yer verilmiştir.
Yine aynı Kanun’un 55 ve devamı maddelerinde kamu idarelerinin iç kontrol sistemlerini oluşturmaları öngörülmüş ve bu çerçevede harcama birimlerinin yapılan mali işlemler üzerinde gerçekleştirecekleri kontroller açıklanmıştır. Harcama birimlerinin asgari yapmaları gereken kontroller, mali hizmetler birimi tarafından ön mali kontrole tabi tutulacak mali karar ve işlemlerin usul ve esasları ile ön mali kontrole ilişkin standart ve yöntemlerin Hazine ve Maliye Bakanlığınca belirleneceği hükme bağlanmıştır.
Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından hazırlanan İç Kontrol ve Ön Mali Kontrole İlişkin Usul ve Esaslar’ın 10’uncu maddesinde; ön mali kontrol işleminin harcama birimleri tarafından da yerine getirileceği, gelir, gider, varlık ve yükümlülüklere ilişkin mali karar ve işlemlerin harcama birimi tarafından mali mevzuat hükümlerine uygunluk yönüyle kontrol edileceği belirtilmiş, aynı Usul ve Esaslar’ın 12’nci maddesinde ise süreç kontrolünün nasıl yapılacağı belirtilerek, mali işlemlerin yürütülmesinde görev alanların yapacakları işlemden önceki işleri de kontrol edecekleri, ödeme emrini düzenlemekle görevlendirilen gerçekleştirme görevlilerinin de ödeme emri belgesi ve eki belgeler üzerinde ön mali kontrol işlemini yapacakları ifade edilmiştir.
Yukarıda açıklanan mevzuat hükümlerinden, her bir harcamanın harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlisi tarafından süreç kontrolü çerçevesinde yapılan işlemlerin ilgili mevzuat hükümlerine uygun olup olmadıklarının ön mali kontrole tabi tutularak kontrol edilmesi gerektiği anlaşılmaktadır.
Buna göre, harcama yetkilileri ve gerçekleştirme görevlileri, giderin gerçekleştirilmesi ve harcamanın yapılması süreçlerinde mevzuata uygunluk açısından kontrolleri sağlamakla yükümlüdürler. Yapılacak harcama nitelik itibariyle hukuka aykırı nitelik taşıyorsa, söz konusu işlemleri yapmaktan kaçınmak durumundadırlar.
Açıklanan nedenlerle, mevzuata aykırı olarak yapılan ödemeler ile ilgili gerekli incelemeyi yapmayan harcama yetkilileri ve gerçekleştirme görevlilerinin tazmin hükmünden sorumlu tutulmasında hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Bu itibarla, belediye tarafından kamuya yararlı dernek statüsünde bulunmayan derneklere mevzuata aykırı olarak ayni ve nakdi yardımda bulunulması sonucu kamu zararına sebebiyet verildiğinden sorumlu talebinin reddi ile 333 sayılı Ek İlamın 3’üncü maddesiyle verilen … TL tutarındaki tazmin hükmünün TASDİKİNE, oy birliğiyle,
6085 sayılı Kanun’un 57’nci maddesi gereği bu Kararın yazılı bildirim tarihinden itibaren onbeş gün içerisinde Sayıştayda karar düzeltilmesi yolu açık olmak üzere,
Karar verildiği 10.12.2025 tarih ve 58683 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.
333 sayılı Ek İlamın 3’üncü maddesiyle; Belediye tarafından kamuya yararlı dernek statüsünde bulunmayan derneklere mevzuata aykırı olarak ayni ve nakdi yardımda bulunularak kamu zararına sebebiyet verildiği gerekçesiyle … TL’nin tazminine hükmedilmiştir.
TEMYİZ DİLEKÇESİ
Üst Yönetici … temyiz dilekçesinde özetle;
Temyiz konusu Kararın 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 14. ve 75’inci maddelerinin yanlış yorumlanmasına, ilgili harcamaların kamu yararı açısından değerlendirilmemesine ve yargılama sürecinde eksik inceleme yapılmasına dayandığını,
Belediye tarafından yapılan harcamaların Belediye Meclisinin 11.11.2016 tarihli ve 2016/104 sayılı Kararı ile onaylandığını ve bu karar doğrultusunda ayni ve nakdi yardımların gerçekleştirildiğini, yardımların, kamu hizmetlerine destek sağlayan ve kamu yararı gözeten projelere yönelik olup, hukuka aykırı bir tasarruf niteliği taşımadığını,
Belediye Meclis Kararına dayalı işlemlerin hukuka uygun olduğunu,
Belediye Meclisinin 11.11.2016 tarihli ve 2016/104 sayılı Kararı ile Destek Hizmetleri Müdürlüğünün 29.09.2016 tarihli ve 5136442-5269 sayılı yazısı ile Belediye Başkanlık Makamına sunulan, 07.11.2016 tarihinde Belediye Meclis Gündemine alınan 5393 sayılı Kanun’un 75’inci maddesi a bendi ile aynı yasanın 14’üncü maddesi gereği belediyenin görev, sorumluluk ve yetki alanı içinde bulunan kâr amacı gütmeyen kurumlar, (ibadethaneler, okullar, dernekler, vb.) kamu kurum ve kuruluşları (valilik, kaymakamlık ve bunlara bağlı il ilçe spor müdürlükleri) ve muhtarlıklar tarafından Destek Hizmetleri Müdürlüğünden istenen istek ve talepler doğrultusunda bakım, onarım, temizlik, kırtasiye ve ayni yardımların gerçekleştirilmesi için harcama yapılmasının karar altına oybirliği ile alındığını, aynı yasanın ilgili maddesi uyarınca kararın belediye başkanının imzasıyla yürürlüğe girdiğini, uygulamanın dayanağını oluşturan meclis kararında genel bir kamu hizmetinin hedeflendiğini ve uygulama sınırlarının açıkça çizildiğini,
Karar kapsamında söz konusu harcamaların sorguda adı geçen kamu kurum ve kuruluşları ile ilçe sınırları içinde faaliyet gösteren sivil toplum örgütü niteliğindeki tüzel kişilere talepleri ve belediyenin olanakları ölçüsünde bakım, onarım, malzeme araç gereç olarak katkı sunulduğunu,
Sadece yasanın lafzı üzerinden yorum ve değerlendirme yapılarak kamu yararına dernek yönünde alınmış bir Bakanlar Kurulu Kararı olmadığı hususunun zarar için gerekçe gösterildiğini, ülkede binlerce, ilçede yüzlerce derneğin sivil toplum örgütleri kapsamında değerlendirilen tüzel kişilikler olduğunu, merkezi idare ve yerel yönetimlerin bu nitelikteki tüm sivil toplum kuruluşlarına ihtiyaçlarının bir kısmını karşılayabilmek için yardımlarda bulunduğunu,
5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 75’inci maddesi (a) ve (b) bentleri kapsamında belediyelerin, kamu kurumları ve derneklerle ortak projeler geliştirebileceğini ve destek sağlayabileceğini, ilgili ayni ve nakdi yardımların, belediye meclisinin kararıyla gerçekleştirilmiş ve hukuka uygunluk taşıyan bir idari işlem niteliğinde olduğunu,
Belediye Başkanlığı ve gerçekleştirme görevlilerinin, belediye meclisinin kararlarını uyguladığını, bu bağlamda, icrai işlemlerin meclis kararına dayalı olması nedeniyle müstakil sorumluluk yüklenmesinin mümkün olmadığını, 5393 sayılı Kanun'un 17 ve 18’inci maddeleri uyarınca belediye meclisi kararlarının idarenin bağlayıcı organ kararı olduğunu,
Kamu zararı unsurunun eksik değerlendirildiğini,
Sayıştay raporunda, harcama belgelerinin ayrıntılı olarak incelenmediğini ve değerlendirilmediğini, harcamaların hangi kriterlere göre kamu zararına yol açtığının ayrıntılı olarak açıklanmadığını, yapılan değerlendirmenin yalnızca varsayımsal kabullere dayandığını, söz konusu harcamaların belediyenin asli görevleri ile doğrudan bağlantılı olup, kamu hizmetlerinin yerine getirilmesi amacıyla yapıldığını,
Yardımların, kamu yararı gözetilerek … … Derneği, … Taraftarlar Derneği ve diğer sivil toplum kuruluşlarına, belediye faaliyetleri kapsamında belirli bir ihtiyacı karşılamak üzere (derin dondurucu alımı, çardak, tente alımı, masa, sandalye alımı vb.) yapıldığını, bu tür harcamaların mahalli müşterek ihtiyaçlar kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, kamu zararı doğabilmesi için ilgili harcamanın kamu hizmeti niteliği taşımaması gerektiğini, oysa ki söz konusu malzemelerin halk yararına ve doğrudan kamuya açık hizmette kullanılmak üzere alındığını,
Daire Kararında “kamu zararı” ifadesi kullanılmasına rağmen, kamuya yönelik hizmette kullanılan bu ayni ve nakdi yardımların fiilen bir zarara neden olmadığını, belediyenin logosu, ünvanı ile gerçekleştirilen uygulamaların kamu malı niteliğinde olduğunu, kişisel menfaat sağlanmadığını, bu yönüyle zarar değil, sadece şekli usulsüzlük iddiası mevcut olduğunu, bunun ise tazmin hükmünü doğurmayacağını,
Söz konusu kararın emsal kararlar ile uyumsuz olduğunu,
Daha önce benzer içerikte yapılan harcamalar hakkında emsal Sayıştay kararlarında hukuka uygunluk tespiti yapıldığını, temyiz edilen kararın, daha önceki uygulamalarla çelişmesinin hukuki belirlilik ve öngörülebilirlik ilkelerine aykırılık teşkil ettiğini ifade ederek Daire Kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
BAŞSAVCILIK MÜTALAASI
Başsavcılık mütalaasında özetle;
Temyiz dilekçesi özetlendikten sonra,
5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu'nun "Bütçelerden yardım yapılması" başlıklı 29’uncu maddesinin birinci fıkrasında; "Gerçek veya tüzel kişilere kanunda veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesinde dayanağı olmadan kamu kaynağı kullandırılamaz, yardımda bulunulamaz veya menfaat sağlanamaz. Ancak, genel yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin bütçelerinde öngörülmüş olmak kaydıyla; kamu yararı gözetilerek dernek, vakıf, birlik, kurum, kuruluş, sandık ve benzeri teşekküllere yardım yapılabilir." hükmü bulunduğu, bu çerçevede, … … Derneğinde kullanılmak üzere yapılan derin dondurucu alımı, … … Derneğinde kullanılmak üzere çardak tente alımı ve … Taraftarlar Derneğine masa sandalye alımı için yapılan harcamaların idarenin görev ve sorumluluk kapsamında olmaması nedeniyle belediye bütçesinde öngörülmüş olsa da özel nitelikteki dernek veya vakıf gibi teşekküllere ayni ya da nakdi yardım yapamayacağının açık olduğu,
Bahse konu mezkûr meclis kararının, 5393 sayılı Kanun’un 75’inci ve 14’üncü maddede sayılan kriterlere uygun bir şekilde kullanılması ve uygulanması hususunda alınmış genel bir karar olduğu, uygulama ile alınmış olan meclis kararının hilafına mevzuata uymayan harcamalar yapılması nedeniyle kamu zararının doğduğunun görüldüğü,
Sorumlunun temyiz talebinin reddedilerek Daire Kararının tasdik edilmesinin uygun olacağı ifade edilmiştir.
Dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra,
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Temyize konu Daire Kararında; kamuya yararlı dernek statüsünde bulunmayan derneklere mevzuata aykırı olarak ayni ve nakdi yardımda bulunularak kamu zararına sebebiyet verildiği gerekçesiyle … TL’nin tazminine hükmedilmiş, söz konusu tazmin hükmünden üst yönetici ile harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlisi sorumlu tutulmuştur.
Esas yönünden inceleme:
5393 sayılı Belediye Kanunu’nun “Belediyenin görev ve sorumlulukları” başlıklı 14’üncü maddesinin birinci fıkrasında;
“Belediye, mahallî müşterek nitelikte olmak şartıyla;
a) İmar, su ve kanalizasyon, ulaşım gibi kentsel alt yapı; coğrafî ve kent bilgi sistemleri; çevre ve çevre sağlığı, temizlik ve katı atık; zabıta, itfaiye, acil yardım, kurtarma ve ambulans; şehir içi trafik; defin ve mezarlıklar; ağaçlandırma, park ve yeşil alanlar; konut; kültür ve sanat, turizm ve tanıtım, gençlik ve spor orta ve yüksek öğrenim öğrenci yurtları (Bu Kanunun 75 inci maddesinin son fıkrası, belediyeler, il özel idareleri, bağlı kuruluşları ve bunların üyesi oldukları birlikler ile ortağı oldukları Sayıştay denetimine tabi şirketler tarafından, orta ve yüksek öğrenim öğrenci yurtları ile Devlete ait her derecedeki okul binalarının yapım, bakım ve onarımı ile tefrişinde uygulanmaz.); sosyal hizmet ve yardım, nikâh, meslek ve beceri kazandırma; ekonomi ve ticaretin geliştirilmesi hizmetlerini yapar veya yaptırır.(Mülga son cümle: 12/11/2012-6360/17 md.) (…) (Ek cümleler: 12/11/2012-6360/17 md.) Büyükşehir belediyeleri ile nüfusu 100.000’in üzerindeki belediyeler, kadınlar ve çocuklar için konukevleri açmak zorundadır. Diğer belediyeler de mali durumları ve hizmet önceliklerini değerlendirerek kadınlar ve çocuklar için konukevleri açabilirler.
b) (…) Devlete ait her derecedeki okul binalarının inşaatı ile bakım ve onarımını yapabilir veya yaptırabilir, her türlü araç, gereç ve malzeme ihtiyaçlarını karşılayabilir; sağlıkla ilgili her türlü tesisi açabilir ve işletebilir; mabetlerin yapımı, bakımı, onarımını yapabilir; kültür ve tabiat varlıkları ile tarihî dokunun ve kent tarihi bakımından önem taşıyan mekânların ve işlevlerinin korunmasını sağlayabilir; bu amaçla bakım ve onarımını yapabilir, korunması mümkün olmayanları aslına uygun olarak yeniden inşa edebilir; cemevlerinin yapım, bakım ve onarımını yapabilir. (Değişik ikinci cümle: 12/11/2012-6360/17 md.) Gerektiğinde, sporu teşvik etmek amacıyla gençlere spor malzemesi verir, amatör spor kulüplerine ayni ve nakdî yardım yapar ve gerekli desteği sağlar, her türlü amatör spor karşılaşmaları düzenler, yurt içi ve yurt dışı müsabakalarda üstün başarı gösteren veya derece alan öğrencilere, sporculara, teknik yöneticilere ve antrenörlere belediye meclisi kararıyla ödül verebilir. Gıda bankacılığı yapabilir.” denilmektedir.
5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun “Bütçeden yardım yapılması” başlıklı 29’uncu maddesinde;
“Gerçek veya tüzel kişilere kanunda veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesinde dayanağı olmadan kamu kaynağı kullandırılamaz, yardımda bulunulamaz veya menfaat sağlanamaz. Ancak, genel yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin bütçelerinde öngörülmüş olmak kaydıyla; kamu yararı gözetilerek dernek, vakıf, birlik, kurum, kuruluş, sandık ve benzeri teşekküllere yardım yapılabilir.
Bu yardımların yapılması, kullanılması, izlenmesi, denetlenmesi ve kamuoyuna açıklanmasına ilişkin esas ve usuller Cumhurbaşkanı tarafından çıkarılan yönetmelikle belirlenir.” denilmiş;
5393 sayılı Kanun’un “Diğer kuruluşlarla ilişkiler” başlıklı 75’inci maddesinin üçüncü fıkrasında ise;
“(Ek fıkra: 12/11/2012-6360/19 md.) 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununun 29 uncu maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi ile 5253 sayılı Dernekler Kanununun 10 uncu maddesi; belediyeler, il özel idareleri, bağlı kuruluşları ve bunların üyesi oldukları birlikler ile ortağı oldukları Sayıştay denetimine tabi şirketler için uygulanmaz.” hükmüne yer verilmiştir. Dolayısıyla … Belediyesinin 5018 sayılı Kanun’un 29’uncu maddesi uyarınca dernek, vakıf, birlik, kurum, kuruluş, sandık ve benzeri teşekküllere yardım yapabilmesi mümkün değildir.
Yine aynı Kanun’un 75’inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde;
“c) (Değişik: 12/11/2012-6360/19 md.) Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, kamu yararına çalışan dernekler, Cumhurbaşkanınca vergi muafiyeti tanınmış vakıflar ve 7/6/2005 tarihli ve 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu kapsamına giren meslek odaları ile ortak hizmet projeleri gerçekleştirebilir. Diğer dernek ve vakıflar ile gerçekleştirilecek ortak hizmet projeleri için mahallin en büyük mülki idare amirinin izninin alınması gerekir.” hükmü yer almaktadır.
Buna göre belediyelerin kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, kamu yararına çalışan dernekler, vergi muafiyeti tanınmış vakıflar ve 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu kapsamına giren meslek odaları ile ortak hizmet projeleri gerçekleştirmeleri mümkündür.
Somut olayda, … Belediyesi tarafından herhangi bir proje kapsamında olmadan, farklı nitelikteki derneklere doğrudan yardım yapıldığı görülmektedir. Sorumlular da temyiz dilekçelerinde ortak hizmet projesine dair herhangi bir belgeye yer vermemişlerdir.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri ve yapılan açıklamalar uyarınca, … Belediyesi tarafından kamuya yararlı dernek statüsünde bulunmayan derneklere ayni ve nakdi yardımda bulunulması mevzuata aykırı olduğundan konunun esası yönünden tazmin hükmü verilmesinde hukuken bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Sorumluluk yönünden inceleme:
Konuyla ilgili tazmin hükmü verilen ilk Daire Kararında, yapılan harcamaların 11.11.2016 tarihli ve 2016/104 sayılı Meclis Kararına dayanılarak yapıldığı gerekçesiyle tazmin hükmünden meclis üyeleri de sorumlu tutulmuş, Temyiz Kurulunun 14.06.2023 tarihli ve 55529 sayılı Kararında;
“Bahse konu meclis kararının, 5393 sayılı Kanun’un 75’inci ve 14’üncü maddede sayılan kriterlere uygun bir şekilde kullanılması ve uygulanması hususunda alınmış genel bir karar olduğu, kamu zararına konu edilen derneklere ayni ya da nakdi yardım yapılması şeklinde alınmış özel bir karar olmadığı anlaşıldığından, genel bir yetki niteliği taşıdığı görülen ve mevzuata aykırı bir husus içermeyen bu meclis kararının mevzuata aykırı olarak uygulanmasında, belediye meclis üyelerinin sorumlulukları bulunmamaktadır.” denilerek Daire Kararının sorumluluk yönünden bozulmasına karar verilmiştir.
Temyiz Kurulunun bozma kararı üzerine verilen ve temyize konu olan işbu Daire Kararında, Temyiz Kurulunun bozma kararına uyularak belediye meclis üyelerinin sorumluluklarının kaldırılmasına karar verilmiş, tazmin hükmünden harcamaları onaylayan üst yönetici ile ödeme emri belgelerinde imzaları bulunan harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlisi birlikte sorumlu tutulmuştur.
Daha önceki Temyiz Kurulu Kararında da belirtildiği üzere, genel bir yetki niteliği taşıyan ve mevzuata aykırı bir husus içermeyen meclis kararının mevzuata aykırı olarak uygulanmasında meclis üyelerinin sorumluluğu bulunmamaktadır. Dolayısıyla Daire Kararında, meclis üyelerinin sorumluluktan çıkartılmasında hukuken bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Üst yönetici ile harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlilerinin sorumluluğuna ilişkin olarak;
5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun “Üst yöneticiler” başlıklı 11’inci maddesinde;
“…. belediyelerde belediye başkanı üst yöneticidir.
Üst yöneticiler, idarelerinin stratejik planlarının ve bütçelerinin kalkınma planına, yıllık programlara, kurumun stratejik plan ve performans hedefleri ile hizmet gereklerine uygun olarak hazırlanması ve uygulanmasından, sorumlulukları altındaki kaynakların etkili, ekonomik ve verimli şekilde elde edilmesi ve kullanımını sağlamaktan, kayıp ve kötüye kullanımının önlenmesinden, malî yönetim ve kontrol sisteminin işleyişinin gözetilmesi, izlenmesi ve bu Kanunda belirtilen görev ve sorumlulukların yerine getirilmesinden …; mahallî idarelerde ise meclislerine karşı sorumludurlar.
Üst yöneticiler, bu sorumluluğun gereklerini harcama yetkilileri, malî hizmetler birimi ve iç denetçiler aracılığıyla yerine getirirler.” denilmektedir.
Bu hükümlere göre üst yöneticiler, idarelerinin stratejik planlarının ve bütçelerinin kalkınma planına, yıllık programlara, kurumun stratejik plan ve performans hedefleri ile hizmet gereklerine uygun olarak hazırlanması ve uygulanmasından; sorumlulukları altındaki kaynakların etkili, ekonomik ve verimli şekilde elde edilmesi ve kullanımını sağlamaktan, kayıp ve kötüye kullanımının önlenmesinden; mali yönetim ve kontrol sisteminin işleyişinin gözetilmesi, izlenmesi ve 5018 sayılı Kanun’da belirtilen görev ve sorumlulukların yerine getirilmesinden belediyelerde, meclislerine karşı idari ve siyasi yönden sorumlu tutulmuşlardır. Dolayısıyla verdiği karar ve talimatlar doğrudan iş ve işlem sürecine dayanak oluşturmadığı sürece, üst yönetici olan belediye başkanının sorumluluğu idari/siyasi nitelikli olup, mali sorumluluğu bulunmamaktadır. Ancak burada kamu zararına neden olan harcamalar, belediye başkanının onayı ile yapıldığından belediye başkanının verilen tazmin hükmünden sorumlu tutulmasında hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Harcama yetkililerinin ve gerçekleştirme görevlilerinin harcama sürecindeki görev ve sorumlulukları ise 5018 sayılı Kanun’un 32 ve 33’üncü maddelerinde düzenlenmiştir. Adı geçen Kanun’un “Harcama talimatı ve sorumluluk” başlıklı 32’nci maddesinde;
“Bütçelerden harcama yapılabilmesi, harcama yetkilisinin harcama talimatı vermesiyle mümkündür. Harcama talimatlarında hizmet gerekçesi, yapılacak işin konusu ve tutarı, süresi, kullanılabilir ödeneği, gerçekleştirme usulü ile gerçekleştirmeyle görevli olanlara ilişkin bilgiler yer alır.
Harcama yetkilileri, harcama talimatlarının bütçe ilke ve esaslarına, kanun, tüzük ve yönetmelikler ile diğer mevzuata uygun olmasından, ödeneklerin etkili, ekonomik ve verimli kullanılmasından ve bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken diğer işlemlerden sorumludur.” hükmü ile,
“Giderlerin gerçekleştirilmesi” başlıklı 33’üncü maddesinde;
“Bütçelerden bir giderin yapılabilmesi için iş, mal veya hizmetin belirlenmiş usul ve esaslara uygun olarak alındığının veya gerçekleştirildiğinin, görevlendirilmiş kişi veya komisyonlarca onaylanması ve gerçekleştirme belgelerinin düzenlenmiş olması gerekir. Giderlerin gerçekleştirilmesi; harcama yetkililerince belirlenen görevli tarafından düzenlenen ödeme emri belgesinin harcama yetkilisince imzalanması ve tutarın hak sahibine ödenmesiyle tamamlanır.
Gerçekleştirme görevlileri, harcama talimatı üzerine; işin yaptırılması, mal veya hizmetin alınması, teslim almaya ilişkin işlemlerin yapılması, belgelendirilmesi ve ödeme için gerekli belgelerin hazırlanması görevlerini yürütürler.” hükümlerine yer verilmiştir.
Yine aynı Kanun’un 55 ve devamı maddelerinde kamu idarelerinin iç kontrol sistemlerini oluşturmaları öngörülmüş ve bu çerçevede harcama birimlerinin yapılan mali işlemler üzerinde gerçekleştirecekleri kontroller açıklanmıştır. Harcama birimlerinin asgari yapmaları gereken kontroller, mali hizmetler birimi tarafından ön mali kontrole tabi tutulacak mali karar ve işlemlerin usul ve esasları ile ön mali kontrole ilişkin standart ve yöntemlerin Hazine ve Maliye Bakanlığınca belirleneceği hükme bağlanmıştır.
Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından hazırlanan İç Kontrol ve Ön Mali Kontrole İlişkin Usul ve Esaslar’ın 10’uncu maddesinde; ön mali kontrol işleminin harcama birimleri tarafından da yerine getirileceği, gelir, gider, varlık ve yükümlülüklere ilişkin mali karar ve işlemlerin harcama birimi tarafından mali mevzuat hükümlerine uygunluk yönüyle kontrol edileceği belirtilmiş, aynı Usul ve Esaslar’ın 12’nci maddesinde ise süreç kontrolünün nasıl yapılacağı belirtilerek, mali işlemlerin yürütülmesinde görev alanların yapacakları işlemden önceki işleri de kontrol edecekleri, ödeme emrini düzenlemekle görevlendirilen gerçekleştirme görevlilerinin de ödeme emri belgesi ve eki belgeler üzerinde ön mali kontrol işlemini yapacakları ifade edilmiştir.
Yukarıda açıklanan mevzuat hükümlerinden, her bir harcamanın harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlisi tarafından süreç kontrolü çerçevesinde yapılan işlemlerin ilgili mevzuat hükümlerine uygun olup olmadıklarının ön mali kontrole tabi tutularak kontrol edilmesi gerektiği anlaşılmaktadır.
Buna göre, harcama yetkilileri ve gerçekleştirme görevlileri, giderin gerçekleştirilmesi ve harcamanın yapılması süreçlerinde mevzuata uygunluk açısından kontrolleri sağlamakla yükümlüdürler. Yapılacak harcama nitelik itibariyle hukuka aykırı nitelik taşıyorsa, söz konusu işlemleri yapmaktan kaçınmak durumundadırlar.
Açıklanan nedenlerle, mevzuata aykırı olarak yapılan ödemeler ile ilgili gerekli incelemeyi yapmayan harcama yetkilileri ve gerçekleştirme görevlilerinin tazmin hükmünden sorumlu tutulmasında hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Bu itibarla, belediye tarafından kamuya yararlı dernek statüsünde bulunmayan derneklere mevzuata aykırı olarak ayni ve nakdi yardımda bulunulması sonucu kamu zararına sebebiyet verildiğinden sorumlu talebinin reddi ile 333 sayılı Ek İlamın 3’üncü maddesiyle verilen … TL tutarındaki tazmin hükmünün TASDİKİNE, oy birliğiyle,
6085 sayılı Kanun’un 57’nci maddesi gereği bu Kararın yazılı bildirim tarihinden itibaren onbeş gün içerisinde Sayıştayda karar düzeltilmesi yolu açık olmak üzere,
Karar verildiği 10.12.2025 tarih ve 58683 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.