SayıştaySayıştay Temyiz Kararı51489

Çeşitli Konuları İlgilendiren Kararlar

Kurum / İdareBelediyeler ve Bağlı İdareler
Daire5
Dosya No47245
Yılı2018
Konu: Belediye tarafından ödenen tazminat dolayısıyla söz konusu tazminatın ödenmesine sebep olan sorumlu personellere rücu edilmemesi.

50 sayılı İlamın 9. Maddesi ile, ... Belediyesi tarafından imar durumuna aykırı olarak düzenlenen yapı ruhsatının iptal edilmesi neticesinde yıkım kararı alınan yapıya ilişkin hizmet kusuru dolayısıyla ilgili ruhsat sahibine tazminat ödenmiş; ancak söz konusu tazminat sorumlu personellere rücu edilmediğinden ... TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.

Sorumlu ... adına Av. ... ile Av. ... tarafından verilen temyiz dilekçesinde özetle;

İhtilafa konu binada fiilen yıkım yapılmadığını, ... İlçesi ... Mahallesi (eski ... parsel) yeni ... ada ... parsel hakkında;

... tarih, ... sayılı belge numarası ile mal sahibi ...'ın başvurusu üzerine İmar Durum Belgesi düzenlendiğini (hatalı belge), söz konusu parselin 1/25000 ölçekli Çevre Düzeni Planında, “Makilik, Fundalık” alanda kaldığını, %5 emsal ile toplamda 250 m2'yi geçmeyen tek konut yapılabileceği belirtilmesi gerekirken %25 emsal ibaresinin yazıldığını,

Mal sahibinin ... tarih ve ... sayılı talebine istinaden, 250 m2’lik tek konut olmak üzere inşaat ruhsatı düzenlendiğini, hatalı imar durum belgesine istinaden düzenlenen ruhsatın da hatalı düzenlendiğini,

... gün, ... cilt ... sayfa ile; ... m2 lik tapu kaydına göre 131 m2 inşaat ruhsat hakkının olduğu anlaşılınca, yapı tatil zaptı düzenlenerek, durum tespiti yapıldığını ve tek katlı olan binanın betonarmesinin yapıldığı ve tabiiye betonunun döküldüğü görülerek fotoğraflandığını,

.../ ... sayılı yazı ile inşaat ruhsatının iptal edilmesi gerektiği ve 30 gün içinde tadilat ruhsatı talebinde bulunulması gerektiğinin bildirildiğini,

... tarih ve ... sayılı Encümen Kararı ile inşaat ruhsatının iptal edilerek ilgilisine tebliğ edildiğini,

... tarih ve ... sayılı Encümen Kararı ile inşaat ruhsatı iptal edilen 118.75m2’lik kısmın yıkılmasına karar verildiğini, ancak bugüne kadar binanın yıkılmadığını, tam tersine ruhsatsız ilaveler yapılarak Yapı Kayıt Belgesi ile yasallaştığını,

... tarihinde, ... tarafından satış işlemi yapılarak, ... adına yeni tapu kaydı alındığını,

Bunun üzerine ... tarafından ... 3. idare Mahkemesine ... E. Sayı ile Belediye aleyhine dava açıldığını; ... K. Sayılı ... tarihli karar ile Bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere “YIKILACAK OLAN BİNA” için maddi tazminat miktarı hesaplandığını ve ilgili idarenin ödemesine karar verildiğini,

Her iki tarafın da temyize gitmesi sonucunda; Danıştay …. Dairesince ... E. ve ... K. sayılı karar ile maddi tazminata ilişkin hükmün onandığını, ancak manevi tazminat hakkında bozulmasına karar verildiğini,

26.02.2016 günlü dilekçe ile Belediye tarafından karar düzeltme talebinde bulunulduğunu, ancak hala sonuçlanmadığını, bununla birlikte İmar Kanununda bu süreçte yeni gelişmeler olduğunu, 3194 Sayılı İmar Kanunu'na eklenen Geçici 16. Madde ile Yapı Kayıt Belgesi Verilmesine İlişkin Usul ve Esaslar'a ilişkin Tebliğin ilgili maddesi gereği yıkım ve para cezaları iptal edildiğinden dava konusu taşınmazda yıkım kararının uygulanamayacak olması nedeniyle davacıya ödenen maddi tazminatın iadesinin sağlanması için karar düzeltme istemine ek olarak talepte bulunulduğunu,

Sorumlu tarafından 25.06.2019 tarihinde Uzman Denetçi Sayın ...'e verilen savunmanın dikkate alınması gerektiğini, sorumlunun bu savunmasında, kamu zararının doğmadığını, zira binada yıkım yapılmadığını ısrarla belirttiğini, 5018 sayılı Kanunun 71.Maddesini teferruatı ile açıklamasına rağmen, bu hususun nazara alınmadığını,

Dosyada bulunan Danıştay .... Dairesinin ... Esas ve ... sayılı kararının hatalı olduğunu, davalı Belediye tarafından karar düzeltilmesi yoluna gidildiğini ve HMK’nın 65 ve devamı maddeleri uyarında taraflarınca da davaya müdahale talebinde bulunulduğunu, ekte sunulan, aynı Dairenin ... Esas,... sayılı içtihadı ile çeliştiğini, ekte sunulan karardan da anlaşılacağı üzere maddi ve manevi tazminatlarda ölçünün zararın doğması olduğunu, ilama konu olayda davacının binasının yıkılmadığını, zaman içerisinde binanın tamamlandığını ve akabinde de 3. kişiye satıldığını, müvekkillerine hiçbir şekilde rücu edilemeyeceğini belirterek verilen tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmişlerdir.

Başsavcılık mütalaasında;

“... Belediyesi tarafından imar durumuna aykırı olarak düzenlenen yapı ruhsatının iptal edilmesi neticesinde yıkım kararı alınan yapıya ilişkin hizmet kusuru dolayısıyla ilgili ruhsat sahibine tazminat ödendiği; ancak söz konusu tazminatın sorumlu personellere rücu edilmemesi sonucu oluşan ... TL kamu zararının; ... ilamda adı geçen sorumlulardan müştereken ve müteselsilen, 6085 sayılı Sayıştay Kanununun 53 üncü maddesi gereği işleyecek faizleri ile ödettirilmesine, ..." karar verildiği görülmektedir.

Sorumlunun temyiz dilekçesinde;

... İlçesi ... Mahallesi (eski ... parsel) yeni ... ada ... parsel hakkında yapılan İşlemlerin safahatı tek tek açıklanarak,

Konunun ... 3. idare Mahkemesine ... E. Sayı ile belediye aleyhine dava açıldığı, ... K. Sayılı ... tarihli karar ile yıkılacak olan bina için maddi tazminat miktarı hesaplanarak ilgili idarenin ödemesine hükmedildiği,

Her iki tarafın da temyize gitmesi sonucunda Danıştay .... Dairesince ... E. Ve ... K. sayılı kararı ile maddi tazminata ilişkin hüküm onayarak, manevi tazminat hakkında bozulmasına karar verdiği,

26.02.2016 günlü dilekçe ile Belediye tarafından Karar Düzeltme İsteminde bulunulduğu ve halen karar beklenildiği,

Bununla beraber İmar Kanununda bu süreçte yeni gelişmeler olduğu,

3194 Sayılı İmar Kanunu'na eklenen Geçici 16. madde ile Yapı Kayıt Belgesi Verilmesine ilişkin Usul ve Esaslar'a ilişkin Tebliğin ilgili maddesi gereği yıkım ve para cezaları iptal edildiği,

Dava konusu taşınmazda yıkım kararının uygulanamayacak olması nedeniyle davacıya ödenen maddi tazminatın iadesinin sağlanması için Karar Düzeltme istemine ek olarak talepte bulunulduğu,

Davalı Belediye'ce karar düzeltilmesi yoluna gidildiği,

Maddi ve manevi tazminatlarda ölçü zararın doğması olduğu, olayda, davacının binasının yıkılmadığı, üstelik zaman içerisinde binanın tamamlandığı ve akabinde de 3. kişiye satıldığı,

Bu nedenle zararın müvekkile hiçbir şekilde rücu edilemeyeceği, ifade edilerek; mezkûr kararın bozulmasına, kaldırılmasına karar verilmesi talep edilmektedir.

Daire yargılamasında konu tüm yönleriyle değerlendirilerek, hüküm altına alınmış olup, Savcılığımızın görüşüne aşağıda kısaca yer verilmiştir. 

İdare tarafından mülkiyeti davacı ... adına kayıtlı ... İli, ... İlçesi, ... Köyü, ... mevkii, 9 pafta, ... parsel sayılı ... m2 yüzölçümlü taşınmazda ... tarih ve ... sayılı imar durumu belgesine göre yapacağı tek katlı ev için 250 m2 yapı inşaat alanını içeren ... tarih ve ... sayılı yapı ruhsatının verildiği,

Ancak söz konusu parselin 1/25.000 ölçekli Çevre Düzeni Planında makilik fundalık kayalık ve taşlık alanda kaldığı; %5 emsal ile toplam inşaat alanının 250 m2'yi geçmeyen bir bağımsız bölümlü konut veya pansiyon yapılabileceği,

Tapu kaydına göre de ... m2 olan taşınmazın 131,25 m2 (... m2 x 0,05) inşaat alanı hakkının olduğu, ruhsatta ise imar durumuna aykırı olarak 118,75 m2 (250 m2 - 131,25 m2) fazla inşaat alanı düzenlendiği,

Davacı tarafından gerekli işlemlerin yapılmaması üzerine 250 m2'lik tek daire için düzenlenen yapı ruhsatı, ... tarih ve .../... sayılı encümen kararı ile iptal edildiği, Söz konusu yapı ruhsatının iptal edilmesi ile hasıl olan fazla inşaat alanına ilişkin yıkım kararının ... tarih ve .../... sayılı encümen kararıyla alındığı,

Yapı ruhsatının iptali neticesinde ruhsatsız konuma düşen inşaata ilişkin ruhsat verilen ilgili, uğradığı zararların tazmini adına davacı sıfatıyla mahkeme yoluna başvurduğu ve mahkeme tarafından hizmet kusuru sonucunda davacının uğradığı zararın idarece tazmininin gerektiğine karar verildiği,

Nihai olarak imar durumuna aykırı ruhsat verilmesi suretiyle hizmet kusuru sonucunda zarara uğratıldığı mahkeme kararı ile sabit olan davacı ...'ın maddi zararı, ... tarih ve ... no.lu ödeme emri ile mevzuat gereği karşılandığı, anlaşılmaktadır.

İdare personelinin imar planına aykırı olarak imar durum belgesi ve yapı ruhsatı düzenlediği görülmekte olup anılan eylem, ihmal kapsamında olduğu, dolayısıyla ilgili memurlar tarafından hizmet kusuru sonucunda oluşan maddi tazminata sebebiyet verildiği,

Davacı ...'a yapılan ödeme mahkeme tarafından verilen bir karara istinaden gerçekleştiğinden mevzuat uygun olduğu,

Ödenen maddi zarar, görevli kılınmış personelin görevlerini kasıt, ihmal veya tedbirsizlik sonucu gereken dikkat ve itina ile yapmamaları sebebiyle ortaya çıktığından, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 13 üncü maddesi ve bu madde hükmüne göre çıkarılan Yönetmelik hükümleri çerçevesinde sorumlu personele rücu edilmesi gerektiği,

Mevzuat ile hüküm altına alınmış yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle kamu idaresine ek mali külfet getirdiği anlaşılan sorumlunun tespit edilen kamu zararından dolayı 5018 sayılı Kanunun 71 inci maddesi hükmü gereği oluşan kamu zararından dolayı sorumlu olduğu, değerlendirilmektedir.

Bu itibarla, talebin reddedilerek Daire kararının onaylanmasına karar verilmesinin yerinde olacağı düşülmektedir. Arz olunur.” Denilmiştir.

Sorumlunun Başsavcılığın Karşılamasına Yanıtı

Bu haliyle ortada bir zararın olduğunu, kamu kurumu tarafından mahkeme kararının gereğinin yerine getirilmesi sebebiyle dava açan vatandaş ...'a ödeme yapıldığını, ancak konunun tam olarak açıklığa kavuşmadığını, mahkeme kararı ve mahkeme kararına esas bilirkişi raporlarında yıkıma uğrayan kişinin maddi zararından bahsedildiğini, yıkım işleminin gerçekleşmiş olması halinde kararın doğru olacağını, yıkım işleminin Belediye tarafından gerçekleştirilmediğini bu sebeple maddi zararın oluşmadığını, ödenen paranın kamu kurumundan ya da memurdan değil vatandaş ...'tan iadesinin sağlanması gerektiğini, ortada sebepsiz zenginleşmenin olduğunu, Davacı ...’ın belediye encümeni tarafından verilen yıkım kararına karşı dava açmadığını, yaptırdığı tespite dayanarak Sulh Hukuk Mahkemesine dava açtığını ve mahkemenin de (binanın yıkılması halinde) doğacak zararın ödenmesine karar verdiğini, 

İdare Hukuku ilkelerine göre maddi zarar; idari işlem veya eylem nedeniyle kişinin malvarlığının aktifinde meydana gelen azalma nedeniyle uğranılan zarar ile elde edilmesi kesin olan gelirden yoksun kalma sonucu uğranılan zarar olup; bedensel nitelikteki maddi zarar ise kişinin sağlığına kavuşmak için yaptığı tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalması ya da yok olması nedeniyle, elde edeceği gelirde meydana gelen azalmayı ifade ettiğini,

Gerek 3. İdare Mahkemesi tarafından, gerekse bu kararı onayan Danıştay ....Dairesinin ... E. Ve ... K. Sayılı kararında binanın yıkılmadığı, ancak yıkılırsa uğranılacak olan zararın göz ardı edilerek sanki bina yıkılmış da, davacı mağdur olmuş gibi hareket edilerek idarenin maddi tazminata hükmedilmesine karar verildiğini,

Davacının, hiçbir şekilde zararı olmadığı gibi üstüne daha fazla imalat yaparak sebepsiz zenginleştiğini, kaldı ki bu durumdayken bile taşınmazını ... isimli şahsa ... tarihinde sattığını, taşınmazın el değiştirdiğini,

Ruhsat iptali ve sonrasında alınan yıkım kararına karşı dava süreçleri sonrasında İmar Kanununda yeni gelişmeler olduğunu ve 3194 Sayılı İmar Kanunu’na eklenen Geçici 16. Madde ile Yapı Kayıt Belgesi Verilmesine İlişkin Usul ve Esaslar’a ilişkin Tebliğin ilgili maddesi gereği yıkım ve para cezaları iptal edildiğinden dava konusu taşınmazda yıkım kararı uygulanamayacak duruma geldiğini,

Benzer bir konuda Danıştay .... Dairesinin ... E.... K. Sayılı kararında "... Davalı İdarenin hizmet kusurundan kaynaklanan davacı zararının yıkım işleminin fiilen gerçekleştiği tarih itibariyle hesaplanması gerektiğinden, tazmine konu zararın henüz ortaya çıkmadığı yıkıma ilişkin Belediye Encümeni kararının davacıya tebliğ edildiği tarih esas alınarak maddi zararın hesaplanmasında hukuka uyarlık bulunmamaktadır.

Bu itibarla İdare mahkemesince öncelikle yıkımının gerçekleştiği tarih tespit edilerek, bu tarih itibariyle davacının gerçeklesen zararı bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle hesap edildikten sonra yeniden bir karar verilmesi gerektiği ..." şeklinde karar verildiğini,

Danıştay .... Dairesince, ilgili idaresince yıkım kararı alınmasına rağmen yıkım işlemi fiilen gerçekleşmediği halde idarenin tazminat ödemeye hükmedildiğini, oysa ki yine aynı Dairenin benzer konudaki davasında; zararının yıkım işleminin fiilen gerçekleştiği tarih itibariyle hesaplanması gerektiği belirtilerek idare mahkemesinin kararında, hukuka uyarlık bulunmadığı yönünde karar verildiğini, 

Sayıştay ilamına esas olan bu durumda Belediyenin mahkeme kararının gereğini yerine getirdiğini, ancak binayı yıkmadığı halde para ödediğini, Belediyenin yıkım kararını 2009 yılında aldığı halde devam eden davalar sebebiyle binayı yıkmadığını, 2018 yılında davacıya ödemeyi yaptığı zaman İmar barışının gündeme geldiğini ve davacının binasını da 2009 yılında satmış olmasına ve binanın o tarihe kadar yıkılmamasına rağmen belediyenin ödemeyi yapmasını istediğini, sonuçta haksız olarak sebepsiz zenginleştiğini, yıllar sonra kanunlaşan İmar Barışı ile de haksız kazanç elde edilen ev ve ilave iki adet daha yapısı ile beraber Yapı Kayıt Belgesi alınmak suretiyle de zaten yıkılmamış olan binanın yasal hale geldiğini,

Eğer, Belediye mahkeme kararı gereği ödemeyi yaptıktan sonra bu binayı yıkmış olsaydı, Sayıştay İlamının doğru olacağını ve memurdan da rücu edilmesinin istenebileceğini, ancak binanın fazlalıklarıyla beraber yerinde olduğunu, yıkılmadığını ve yasallaştığını, üstüne üstlük Belediyenin ödemeyi yaptığı tarihten dokuz sene önce satılarak el değiştirdiğini, yıkım yapılmadığı için memurdan rücu edilmesi yerine paranın ...'tan iadesinin sağlanması için işlem başlatılması gerektiğini,

Bu konuda ... Belediyesi’nin, Danıştay Başkanlığına (İçtihatları Birleştirme Kuruluna Gönderilmesi talebiyle) başvuruda bulunduğunu, kararın beklendiğini, Belediyenin de haksız yere ödenen parayı vatandaştan geri alması gerektiği belirtilerek, Başsavcılığın görüşüne katılmadıklarını ve verilen tazmin hükmünün kaldırılmasını talep etmişlerdir.

Başsavcılığın Yanıtı

“İlgi yazı ekinde yer alan ... adına Av. ...'ın ikinci temyiz dilekçesi incelenmiş olup, dilekçede ileri sürülen hususların 20.11.2020 tarihli ve 20056415 sayılı yazımızda belirttiğimiz görüşlerimizin değiştirilmesini sağlayacak bir mahiyet taşımadığı anlaşıldığından, yargılamanın söz konusu mütalaamıza göre karara bağlanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.” Denilmiştir.

Duruşma talebinde bulunan ... ile Sayıştay Savcısının sözlü açıklamalarının dinlenmesinden ve dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra,

GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:

50 sayılı İlamın 9. Maddesi ile, ... Belediyesi tarafından imar durumuna aykırı olarak düzenlenen yapı ruhsatının iptal edilmesi neticesinde yıkım kararı alınan yapıya ilişkin hizmet kusuru dolayısıyla ilgili ruhsat sahibine tazminat ödenmiş; ancak söz konusu tazminat sorumlu personellere rücu edilmediğinden ... TL’ye tazmin hükmü verilmiştir.

657 sayılı Devlet Memurları Kanununun “Kişilerin uğradıkları zararlar” başlıklı 13 üncü maddesinde;

“Kişiler kamu hukukuna tabi görevlerle ilgili olarak uğradıkları zararlardan dolayı bu görevleri yerine getiren personel aleyhine değil, ilgili kurum aleyhine dava açarlar. (…) Kurumun, genel hükümlere göre sorumlu personele rücu hakkı saklıdır. (…)

12 nci maddeyle bu maddede belirtilen zararların nevi, miktarlarının tespiti, takibi, amirlerin sorumlulukları ve yapılacak işlemlerle ilgili diğer hususlar Cumhurbaşkanınca düzenlenecek yönetmelikle belirlenir.” hükmü yer almaktadır.

Devlete ve Kişilere Memurlarca Verilen Zararların Nevi ve Miktarlarının Tespiti, Takibi, Amirlerinin Sorumlulukları, Yapılacak Diğer İşlemler Hakkında Yönetmeliğin “Amaç” başlıklı 1 inci maddesinde;

“Bu yönetmelik memurların kasıt, kusur, ihmal ve tedbirsizlik sonucu idareye verdikleri zararlar ile kamu hukukuna tabi görevlerle ilgili olarak kişilerin uğradıkları zararların nevi ve miktarlarının tesbiti, takibi, amirlerin sorumlulukları, yapılacak işlemlerle ilgili usul ve esasları belirlemek amacıyla hazırlanmıştır.” denilmektedir.

Mezkur Yönetmeliğin 5 inci maddesinde;

“Bu yönetmelik hükümlerine göre memurlarca tazmin edilecek zararlar:

a) Kanun, tüzük ve yönetmelik hükümleri ile belirlenmiş görevlerini kasıt, ihmal veya tedbirsizlik sonucu gerekli dikkat ve itina ile yapmamaları sebebiyle idarenin veya kişilerin uğradığı zararlar, (…)” ifadesi yer almaktadır.

Yönetmeliğin “İdarenin rücu hakkı” başlıklı 11 inci maddesinde;

“Memurların görevlerini, kasıt, ihmal veya tedbirsizlik sonucu gereken dikkat ve itina ile yapmamaları sebebiyle zarara uğrayan kişilerin zararları, başvurdukları mahkeme veya makamlarca verilen kararlar uyarınca ilgili kurumlarca karşılanır.

Kurumların genel hükümlere göre sorumlu memurlara rücu hakları saklıdır.” hükmüne yer verilmek suretiyle 657 sayılı Kanunda belirtilen rücu hakkı, alt normda da yinelenmiştir.

Öte yandan Yönetmeliğin “Amirlerin sorumlulukları” başlıklı 9 uncu maddesinde;

“(…) b) Memurlarca verilen zararların miktarının tesbiti ve ilgililerden bu yönetmelik veya genel hükümlere göre tahsili konusunda yapılacak işlemlerin zamanında ve eksiksiz yürütülmesinden, zararı veren memurların görevli bulundukları kurum ve kuruluşların o mahaldeki amirleri müteselsilen sorumludurlar.” hükmüne yer verilmiştir.

“Zararların takibi ve yapılacak diğer işlemler” başlıklı 10 uncu maddesinde ise;

“Zararı veren memurun amirleri, zararın vuku bulduğu tarihi izleyen 3 gün içinde zararın konusu ile memurun sorumluluğunu belirten tüm bilgi ve belgeleri, o kurum ve kuruluşun en üst yöneticisine iletirler. En üst yöneticiler bilgi ve belgelerin kendilerine intikal ettiği tarihi izleyen 10 gün içinde bu yönetmeliğin 7 nci maddesinde belirtilen usul ve esaslar uyarınca zarar miktarını tesbit ettirirler. (…)” hükmü yer almaktadır.

Anılan Yönetmeliğin “Zararın ve miktarın tespiti” başlıklı 7 nci maddesinde; memurların hizmet kusurlarından doğan zararların miktarının, kurumların üst yöneticilerinin belirleyeceği memurun ilk amirinin de bulunduğu 3 kişilik bir heyet tarafından tespit edileceği; “Zararların ödettirilme şekli” başlıklı 8 inci maddesinde ise söz konusu zararların, işin icabına ve genel hükümlere göre sorumlularından sulh yolu ile veya hükmen tahsil edileceği belirtilmiştir.

Ek olarak Kamu Zararlarının Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “Kamu zararlarının belirlenmesi” başlıklı 6 ncı maddesinde

“Kamu zararının belirlenmesinde; (…)

g) Kamu idaresinin yükümlülüklerinin mevzuatına uygun bir şekilde yerine getirilmemesi nedeniyle kamu idaresine faiz, tazminat, gecikme zammı, para cezası gibi ek malî külfet getirilmesi,(…) esas alınır.” denilmektedir.

Anılan mevzuat hükümleri uyarınca kişilerin kamu hukukuna tabi görevlerle ilgili olarak uğradıkları zararlardan dolayı ilgili kurum aleyhine dava açabileceği; mahkemelerce verilen kararlarda yer alan tazminat tutarlarının kurumlarca karşılanacağı ve kurumun da genel hükümlere göre sorumlu personele rücu hakkının saklı olduğu değerlendirilmektedir. Yukarıda yer verilen Yönetmelik hükümleri uyarınca da; memurların mevzuat hükümleri ile belirlenmiş görevlerini kasıt, ihmal veya tedbirsizlik sonucu gerekli dikkat ve itina ile yapmamaları sebebiyle idareyi zarara uğratması halinde, söz konusu zararların memurlarca tazmin edilmesi gerekmektedir.

Memurlarca zararların tazmin edilmesi hali rücu mekanizmasını ifade etmekte olup anılan mekanizmayı, işlerliğe kavuşturmaktan sorumlu olanların zararı veren memurların amirleri olduğu mevzuatta hüküm altına alınmıştır. Anılan zararların sulh yolu ile veya hükmen sorumlu memurlardan tahsil edilmesi icap etmektedir.

Rapor dosyası ve eki belgelerin incelenmesi neticesinde; İdare tarafından mülkiyeti davacı ... adına kayıtlı ... İli, ... İlçesi, ... Köyü, ... mevkii, 9 pafta, ... parsel sayılı ... m2 yüzölçümlü taşınmazda ... tarih ve ... sayılı imar durumu belgesine göre yapacağı tek katlı ev için 250 m2 yapı inşaat alanını içeren ... tarih ve ... sayılı yapı ruhsatının verildiği görülmüştür. Ancak söz konusu parselin 1/25.000 ölçekli Çevre Düzeni Planında makilik fundalık kayalık ve taşlık alanda kaldığı; %5 emsal ile toplam inşaat alanının 250 m2’yi geçmeyen bir bağımsız bölümlü konut veya pansiyon yapılabileceği, tapu kaydına göre de ... m2 olan taşınmazın 131,25 m2 (... m2 x 0,05) inşaat alanı hakkının olduğu, ruhsatta ise imar durumuna aykırı olarak 118,75 m2 (250 m2 - 131,25 m2) fazla inşaat alanı düzenlendiği tespit edilmiştir.

Söz konusu durum sonucunda idare tarafından fazladan ruhsatlandırılan 118,75 m2’lik kısmın yıkılması, 131,25 m2’lik kısım için de tadilat ruhsatı talebinde bulunulması gereği davacıya bildirilmiş, davacı tarafından gerekli işlemlerin yapılmaması üzerine 250 m2’lik tek daire için düzenlenen yapı ruhsatı, ... tarih ve .../... sayılı encümen kararı ile iptal edilmiştir. Söz konusu yapı ruhsatının iptal edilmesi ile hasıl olan fazla inşaat alanına ilişkin yıkım kararı da ... tarih ve .../... sayılı encümen kararı ile alınmıştır.

Yapı ruhsatının iptali neticesinde ruhsatsız konuma düşen inşaata ilişkin ruhsat verilen ilgili, uğradığı zararların tazmini adına davacı sıfatıyla mahkeme yoluna başvurmuş ve mahkeme tarafından hizmet kusuru sonucunda davacının uğradığı zararın idarece tazmininin gerektiğine karar verilmiştir. Anılan ... 3. İdare Mahkemesinin ... tarihli ve E: ..., K: ... sayılı kararı, idarenin Hukuk İşleri Birimi tarafından ... tarih - ... sayılı yazı ile ... - ... sayılı yazı ile İmar ve Şehircilik Müdürlüğüne bildirilmiştir.

Nihai olarak imar durumuna aykırı ruhsat verilmesi suretiyle hizmet kusuru sonucunda zarara uğratıldığı mahkeme kararı ile sabit olan davacı ...’ın maddi zararı, ... tarih ve ... no.lu ödeme emri ile mevzuat gereği karşılanmıştır. Söz konusu maddi zararın, imar planına uygun olarak imar durum belgesi ve yapı ruhsatı düzenlemekle görevli kılınmış personelin görevlerini kasıt, ihmal veya tedbirsizlik sonucu gereken dikkat ve itina ile yapmamaları sebebiyle ortaya çıktığı dolayısıyla sorumlu personele rücu edilmesi gerektiği değerlendirilmektedir. Ancak hak sahibine ödenmesi suretiyle idarece karşılanan mahkeme kararında belirtilen maddi tazminatın, sorumlu personele rücu edilmesine yönelik olarak ilgililerce herhangi bir süreç başlatılmadığı görülmüştür. Dolayısıyla mevzuat ile hüküm altına alınmış olan rücu mekanizmasını işletme yükümlülüğünün yerine getirilmemesi suretiyle idareye ek mali külfet yüklenerek kamu zararına sebebiyet verilmiştir.

Sorumlu temyiz dilekçesinde, mahkeme tarafından hükmedilen ve İdare tarafından ödenen maddi tazminatın gerekçesi olan yıkım kararının uygulanmadığı, davacı tarafından yapıya ilişkin olarak 3194 sayılı İmar Kanunu kapsamında “Yapı kayıt belgesi” alındığı ve anılan Kanun uyarınca yıkım kararının iptal edildiği, bu gelişmeler nedeniyle konusuz kalan maddi tazminatın iadesinin sağlanması için Danıştay ‘a ek karar düzeltme dilekçesi verildiği, ... tarih ve ... no.lu ödeme emri ile gerçekleştirilen ödemenin hatalı olduğu için rücuen tazminat koşullarının oluşmadığını ifade etmişse de; Danıştay Belediye’nin karar düzeltme talebini reddetmiştir.

5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile düzenleyici mevzuatı uyarınca kamu görevlisinin kasıt, kusur, ihmal veya tedbirsizliği sonucunda kamu idaresinin ek mali külfete katlanması kamu zararının belirlenmesinde esas alınmaktadır.

5018 sayılı Kanunun 71 inci maddesi uyarınca kamu zararının unsurlarından olan ihmal ise hukuka aykırı sonucun bilinmesi fakat istenmemesi ama gerçekleşmemesini önleyici, gerekli ve yeterli önlemlerin alınmamış olması şeklinde tanımlanmaktadır. İdare personelinin imar planına aykırı olarak imar durum belgesi ve yapı ruhsatı düzenlediği açık olup anılan eylem, ihmal kapsamında değerlendirilmiştir. Dolayısıyla ilgili memurlar tarafından hizmet kusuru sonucunda vuku bulan maddi tazminata sebebiyet verilmiştir. Söz konusu maddi tazminatın ödenmesi ile İdarenin zararı oluşmuş ve söz konusu zararın, ilgili memurlar tarafından tazmin edilmesi gerekmektedir.

Devlete ve Kişilere Memurlarca Verilen Zararların Nevi ve Miktarlarının Tespiti, Takibi, Amirlerinin Sorumlulukları, Yapılacak Diğer İşlemler Hakkında Yönetmeliğin “Zararların takibi ve yapılacak diğer işlemler” başlıklı 10 uncu maddesindeki ”En üst yöneticiler bilgi ve belgelerin kendilerine intikal ettiği tarihi izleyen 10 gün içinde bu yönetmeliğin 7 nci maddesinde belirtilen usul ve esaslar uyarınca zarar miktarını tesbit ettirirler.” hükmü uyarınca kurumun üst yöneticisi olan Belediye Başkanının rücu işlemlerini başlatması gerektiği halde, başlatmadığı görülmüştür. Her ne kadar zararı veren memurun amiri konumundaki İmar ve Şehircilik Müdür Vekili olarak görev yapan ... tarafından anılan Yönetmeliğin 10. Maddesindeki “Zararı veren memurun amirleri, zararın vuku bulduğu tarihi izleyen 3 gün içinde zararın konusu ile memurun sorumluluğunu belirten tüm bilgi ve belgeleri, o kurum ve kuruluşun en üst yöneticisine iletirler.” hükmü uyarınca Belediye Başkanına bildirimde bulunulmamışsa da; söz konusu maddi tazminat ödemesine ilişkin ... tarih ve ... no.lu ödeme emri belgesi, Harcama Yetkilisi sıfatıyla Belediye Başkanı tarafından imzalanmıştır. Dolayısıyla Belediye Başkanı söz konusu tazminat ödemesinden haberdar olmasına rağmen, tazminat ödemesine ilişkin rücu işlemlerinin başlatmadığı için oluşan kamu zararından tek başına sorumludur.

Bu itibarla, 50 sayılı İlamın 9. Maddesi ile verilen tazmin hükmünün BOZULARAK, sorumluluk yönünden yukarıda belirtilen hususların yeniden değerlendirilmesini teminen DAİREYE GÖNDERİLMESİNE (…. Daire Başkanı …, Üyeler …, …, …, …, … ile …’nin aşağıda yazılı karşı oy gerekçelerine karşı) oy çokluğu ile,

Karar verildiği 30.03.2022 tarih ve 51489 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.

Karşı oy gerekçesi

.. Daire Başkanı … ile Üye …’un karşı oy gerekçesi

Rapor dosyası ve eki belgelerin incelenmesi neticesinde; İdare tarafından mülkiyeti davacı ... adına kayıtlı ... İli, ... İlçesi, ... Köyü, ... mevkii, 9 pafta, ... parsel sayılı ... m2 yüzölçümlü taşınmazda ... tarih ve ... sayılı imar durum belgesine göre yapacağı tek katlı ev için 250 m2 yapı inşaat alanını içeren ... tarih ve ... sayılı yapı ruhsatının verildiği görülmüştür. Ancak söz konusu parselin 1/25.000 ölçekli Çevre Düzeni Planında makilik fundalık kayalık ve taşlık alanda kaldığı; %5 emsal ile toplam inşaat alanının 250 m2’yi geçmeyen bir bağımsız bölümlü konut veya pansiyon yapılabileceği, tapu kaydına göre de ... m2 olan taşınmazın 131,25 m2 (... m2 x 0,05) inşaat alanı hakkının olduğu, ruhsatta ise imar durumuna aykırı olarak 118,75 m2 (250 m2 - 131,25 m2) fazla inşaat alanı düzenlendiği tespit edilmiştir.

Söz konusu durum sonucunda idare tarafından fazladan ruhsatlandırılan 118,75 m2’lik kısmın yıkılması, 131,25 m2’lik kısım için de tadilat ruhsatı talebinde bulunulması gereği taşınmazın sahibine bildirilmesine rağmen, gerekli işlemlerin yapılmaması üzerine 250 m2’lik tek daire için düzenlenen yapı ruhsatı, ... tarih ve .../... sayılı encümen kararı ile iptal edilmiştir. Söz konusu yapı ruhsatının iptal edilmesi ile hasıl olan fazla inşaat alanına ilişkin yıkım kararı da ... tarih ve .../... sayılı encümen kararı ile alınmıştır.

Yapı ruhsatının iptali neticesinde ruhsatsız konuma düşen inşaata ilişkin ruhsat verilen ilgili, uğradığı zararların tazmini adına davacı sıfatıyla mahkeme yoluna başvurmuş ve ... 3. İdare Mahkemesinin ... tarihli ve E: ..., K: ... sayılı kararı ile davacıya maddi tazminat ödenmesine karar verilmiş, söz konusu mahkeme kararı da Hukuk İşleri Birimi tarafından ... tarih - ... sayılı yazı ile İmar ve Şehircilik Müdürlüğüne bildirilmiştir. Her iki taraf da temyize başvurmuş, Danıştay .... Dairesinin 30.11.2015 tarihli ve E:..., K: ... sayılı kararı ile maddi tazminat isteminin onanmasına, manevi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmın ise bozulmasına karar verilmiştir. Bu karar da ... tarih ve ... sayılı yazı ile İmar ve Şehircilik Müdürlüğüne bildirilmiştir. Belediye tarafından karar düzeltme talebinde bulunulmuştur. Bu süreçte, 3194 İmar Kanunu’nda yapılan değişiklik ile ilam konusu taşınmaz için “Yapı kayıt belgesi” alınmış ve anılan Kanun uyarınca yıkım kararı da iptal edilmiştir. Bu gelişmeler nedeniyle konusuz kalan maddi tazminatın iadesinin sağlanması için ek karar düzeltme dilekçesi verilmiştir.

Mahkeme tarafından ödenmesine hükmedilen maddi tazminat, taşınmazın ilk sahibi olan ...’a ... tarih ve ... no.lu ödeme emri ile mevzuat gereği ödenmiştir.

İlamda, söz konusu maddi zararın, imar planına uygun olarak imar durum belgesi ve yapı ruhsatı düzenlemekle görevli kılınmış personelin görevlerini kasıt, ihmal veya tedbirsizlik sonucu gereken dikkat ve itina ile yapmamaları sebebiyle ortaya çıktığı dolayısıyla sorumlu personele rücu edilmesi gerektiği, ancak hak sahibine ödenmesi suretiyle idarece karşılanan mahkeme kararında belirtilen maddi tazminatın, sorumlu personele rücu edilmesine yönelik olarak ilgililerce herhangi bir süreç başlatılmadığı bu sebeple mevzuat ile hüküm altına alınmış olan rücu mekanizmasını işletme yükümlülüğünün yerine getirilmemesi suretiyle idareye ek mali külfet yüklenerek kamu zararına sebebiyet verildiğine karar verilmiştir.

İlamda, ayrıca, anılan mahkeme kararının dayanağını, yapı ruhsatının, sehven verilen imar durumuna göre fazla inşaatı içerecek şekilde düzenlendiğinin tespiti gerekçesiyle, ... tarih ve .../... sayılı encümen kararı ile iptal edilmesi ve fazla inşaat alanının ... tarih ve .../... sayılı encümen kararı ile yıkımına hükmedilmesinin oluşturduğu, başka bir deyişle mahkeme kararının esasının, idari bir işleme dayanması olup yapının fiilen yıkılması ve davacının kanuni hükümler vasıtasıyla yapısına ilişkin “Yapı kayıt belgesi” vb. alması halinin mahkeme kararı ile bir ilgisinin bulunmadığı ifade edilmişse de; söz konusu mahkeme kararı incelendiğinde; maddi tazminatın, yıkılmasına karar verilen fazla inşaat alanı için yapılan inşaat masrafları ve yıkım masraflarından oluştuğu görülmüştür. Ancak İmar Kanununda yapılan değişikliklerden sonra, söz konusu taşınmaz için fazla inşaat alanını da içerecek şekilde yapı kayıt ruhsatı alınması ve yıkım kararının da iptal edilmesi neticesinde, ödenen maddi tazminatın gerekçesi ortadan kalktığı için verilen tazmin hükmünün kaldırılmasına karar verilmesi gerekir.

Üyeler …, …, … ile …’nin karşı oy gerekçesi

657 sayılı Devlet Memurları Kanununun “Kişilerin uğradıkları zararlar” başlıklı 13 üncü maddesinde;

“Kişiler kamu hukukuna tabi görevlerle ilgili olarak uğradıkları zararlardan dolayı bu görevleri yerine getiren personel aleyhine değil, ilgili kurum aleyhine dava açarlar. (…) Kurumun, genel hükümlere göre sorumlu personele rücu hakkı saklıdır. (…)

12 nci maddeyle bu maddede belirtilen zararların nevi, miktarlarının tespiti, takibi, amirlerin sorumlulukları ve yapılacak işlemlerle ilgili diğer hususlar Cumhurbaşkanınca düzenlenecek yönetmelikle belirlenir.” hükmü yer almaktadır.

Devlete ve Kişilere Memurlarca Verilen Zararların Nevi ve Miktarlarının Tespiti, Takibi, Amirlerinin Sorumlulukları, Yapılacak Diğer İşlemler Hakkında Yönetmeliğin “Amaç” başlıklı 1 inci maddesinde;

“Bu yönetmelik memurların kasıt, kusur, ihmal ve tedbirsizlik sonucu idareye verdikleri zararlar ile kamu hukukuna tabi görevlerle ilgili olarak kişilerin uğradıkları zararların nevi ve miktarlarının tesbiti, takibi, amirlerin sorumlulukları, yapılacak işlemlerle ilgili usul ve esasları belirlemek amacıyla hazırlanmıştır.” denilmektedir.

Mezkur Yönetmeliğin 5 inci maddesinde;

“Bu yönetmelik hükümlerine göre memurlarca tazmin edilecek zararlar:

a) Kanun, tüzük ve yönetmelik hükümleri ile belirlenmiş görevlerini kasıt, ihmal veya tedbirsizlik sonucu gerekli dikkat ve itina ile yapmamaları sebebiyle idarenin veya kişilerin uğradığı zararlar, (…)” ifadesi yer almaktadır.

Yönetmeliğin “İdarenin rücu hakkı” başlıklı 11 inci maddesinde;

“Memurların görevlerini, kasıt, ihmal veya tedbirsizlik sonucu gereken dikkat ve itina ile yapmamaları sebebiyle zarara uğrayan kişilerin zararları, başvurdukları mahkeme veya makamlarca verilen kararlar uyarınca ilgili kurumlarca karşılanır.

Kurumların genel hükümlere göre sorumlu memurlara rücu hakları saklıdır.” hükmüne yer verilmek suretiyle 657 sayılı Kanunda belirtilen rücu hakkı, alt normda da yinelenmiştir.

Öte yandan Yönetmeliğin “Amirlerin sorumlulukları” başlıklı 9 uncu maddesinde;

“(…) b) Memurlarca verilen zararların miktarının tesbiti ve ilgililerden bu yönetmelik veya genel hükümlere göre tahsili konusunda yapılacak işlemlerin zamanında ve eksiksiz yürütülmesinden, zararı veren memurların görevli bulundukları kurum ve kuruluşların o mahaldeki amirleri müteselsilen sorumludurlar.” hükmüne yer verilmiştir.

“Zararların takibi ve yapılacak diğer işlemler” başlıklı 10 uncu maddesinde ise;

“Zararı veren memurun amirleri, zararın vuku bulduğu tarihi izleyen 3 gün içinde zararın konusu ile memurun sorumluluğunu belirten tüm bilgi ve belgeleri, o kurum ve kuruluşun en üst yöneticisine iletirler. En üst yöneticiler bilgi ve belgelerin kendilerine intikal ettiği tarihi izleyen 10 gün içinde bu yönetmeliğin 7 nci maddesinde belirtilen usul ve esaslar uyarınca zarar miktarını tesbit ettirirler. (…)” hükmü yer almaktadır.

Anılan Yönetmeliğin “Zararın ve miktarın tespiti” başlıklı 7 nci maddesinde; memurların hizmet kusurlarından doğan zararların miktarının, kurumların üst yöneticilerinin belirleyeceği memurun ilk amirinin de bulunduğu 3 kişilik bir heyet tarafından tespit edileceği; “Zararların ödettirilme şekli” başlıklı 8 inci maddesinde ise söz konusu zararların, işin icabına ve genel hükümlere göre sorumlularından sulh yolu ile veya hükmen tahsil edileceği belirtilmiştir.

Ek olarak Kamu Zararlarının Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “Kamu zararlarının belirlenmesi” başlıklı 6 ncı maddesinde

“Kamu zararının belirlenmesinde; (…)

g) Kamu idaresinin yükümlülüklerinin mevzuatına uygun bir şekilde yerine getirilmemesi nedeniyle kamu idaresine faiz, tazminat, gecikme zammı, para cezası gibi ek malî külfet getirilmesi,(…) esas alınır.” denilmektedir.

Anılan mevzuat hükümleri uyarınca kişilerin kamu hukukuna tabi görevlerle ilgili olarak uğradıkları zararlardan dolayı ilgili kurum aleyhine dava açabileceği; mahkemelerce verilen kararlarda yer alan tazminat tutarlarının kurumlarca karşılanacağı ve kurumun da genel hükümlere göre sorumlu personele rücu hakkının saklı olduğu değerlendirilmektedir. Yukarıda yer verilen Yönetmelik hükümleri uyarınca da; memurların mevzuat hükümleri ile belirlenmiş görevlerini kasıt, ihmal veya tedbirsizlik sonucu gerekli dikkat ve itina ile yapmamaları sebebiyle idareyi zarara uğratması halinde, söz konusu zararların memurlarca tazmin edilmesi gerekmektedir.

Memurlarca zararların tazmin edilmesi hali rücu mekanizmasını ifade etmekte olup anılan mekanizmayı, işlerliğe kavuşturmaktan sorumlu olanların zararı veren memurların amirleri olduğu mevzuatta hüküm altına alınmıştır. Anılan zararların sulh yolu ile veya hükmen sorumlu memurlardan tahsil edilmesi icap etmektedir.

Rapor dosyası ve eki belgelerin incelenmesi neticesinde; İdare tarafından mülkiyeti davacı ... adına kayıtlı ... İli, ... İlçesi, ... Köyü, ... mevkii, 9 pafta, ... parsel sayılı ... m2 yüzölçümlü taşınmazda ... tarih ve ... sayılı imar durumu belgesine göre yapacağı tek katlı ev için 250 m2 yapı inşaat alanını içeren ... tarih ve ... sayılı yapı ruhsatının verildiği görülmüştür. Ancak söz konusu parselin 1/25.000 ölçekli Çevre Düzeni Planında makilik fundalık kayalık ve taşlık alanda kaldığı; %5 emsal ile toplam inşaat alanının 250 m2’yi geçmeyen bir bağımsız bölümlü konut veya pansiyon yapılabileceği, tapu kaydına göre de ... m2 olan taşınmazın 131,25 m2 (... m2 x 0,05) inşaat alanı hakkının olduğu, ruhsatta ise imar durumuna aykırı olarak 118,75 m2 (250 m2 - 131,25 m2) fazla inşaat alanı düzenlendiği tespit edilmiştir.

Söz konusu durum sonucunda idare tarafından fazladan ruhsatlandırılan 118,75 m2’lik kısmın yıkılması, 131,25 m2’lik kısım için de tadilat ruhsatı talebinde bulunulması gereği davacıya bildirilmiş, davacı tarafından gerekli işlemlerin yapılmaması üzerine 250 m2’lik tek daire için düzenlenen yapı ruhsatı, ... tarih ve .../... sayılı encümen kararı ile iptal edilmiştir. Söz konusu yapı ruhsatının iptal edilmesi ile hasıl olan fazla inşaat alanına ilişkin yıkım kararı da ... tarih ve .../... sayılı encümen kararı ile alınmıştır.

Yapı ruhsatının iptali neticesinde ruhsatsız konuma düşen inşaata ilişkin ruhsat verilen ilgili, uğradığı zararların tazmini adına davacı sıfatıyla mahkeme yoluna başvurmuş ve mahkeme tarafından hizmet kusuru sonucunda davacının uğradığı zararın idarece tazmininin gerektiğine karar verilmiştir. Anılan ... 3. İdare Mahkemesinin ... tarihli ve E: ..., K: ... sayılı kararı, idarenin Hukuk İşleri Birimi tarafından ... tarih - ... sayılı yazı ile ... - ... sayılı yazı ile İmar ve Şehircilik Müdürlüğüne bildirilmiştir.

Nihai olarak imar durumuna aykırı ruhsat verilmesi suretiyle hizmet kusuru sonucunda zarara uğratıldığı mahkeme kararı ile sabit olan davacı ...’ın maddi zararı, ... tarih ve ... no.lu ödeme emri ile mevzuat gereği karşılanmıştır. Söz konusu maddi zararın, imar planına uygun olarak imar durum belgesi ve yapı ruhsatı düzenlemekle görevli kılınmış personelin görevlerini kasıt, ihmal veya tedbirsizlik sonucu gereken dikkat ve itina ile yapmamaları sebebiyle ortaya çıktığı dolayısıyla sorumlu personele rücu edilmesi gerektiği değerlendirilmektedir. Ancak hak sahibine ödenmesi suretiyle idarece karşılanan mahkeme kararında belirtilen maddi tazminatın, sorumlu personele rücu edilmesine yönelik olarak ilgililerce herhangi bir süreç başlatılmadığı görülmüştür. Dolayısıyla mevzuat ile hüküm altına alınmış olan rücu mekanizmasını işletme yükümlülüğünün yerine getirilmemesi suretiyle idareye ek mali külfet yüklenerek kamu zararına sebebiyet verilmiştir.

Sorumlu temyiz dilekçesinde, mahkeme tarafından hükmedilen ve İdare tarafından ödenen maddi tazminatın gerekçesi olan yıkım kararının uygulanmadığı, davacı tarafından yapıya ilişkin olarak 3194 sayılı İmar Kanunu kapsamında “Yapı kayıt belgesi” alındığı ve anılan Kanun uyarınca yıkım kararının iptal edildiği, bu gelişmeler nedeniyle konusuz kalan maddi tazminatın iadesinin sağlanması için Danıştay ‘a ek karar düzeltme dilekçesi verildiği, ... tarih ve ... no.lu ödeme emri ile gerçekleştirilen ödemenin hatalı olduğu için rücuen tazminat koşullarının oluşmadığını ifade etmişse de; Danıştay Belediye’nin karar düzeltme talebini reddetmiştir.

5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile düzenleyici mevzuatı uyarınca kamu görevlisinin kasıt, kusur, ihmal veya tedbirsizliği sonucunda kamu idaresinin ek mali külfete katlanması kamu zararının belirlenmesinde esas alınmaktadır.

5018 sayılı Kanunun 71 inci maddesi uyarınca kamu zararının unsurlarından olan ihmal ise hukuka aykırı sonucun bilinmesi fakat istenmemesi ama gerçekleşmemesini önleyici, gerekli ve yeterli önlemlerin alınmamış olması şeklinde tanımlanmaktadır. İdare personelinin imar planına aykırı olarak imar durum belgesi ve yapı ruhsatı düzenlediği açık olup anılan eylem, ihmal kapsamında değerlendirilmiştir. Dolayısıyla ilgili memurlar tarafından hizmet kusuru sonucunda vuku bulan maddi tazminata sebebiyet verilmiştir. Söz konusu maddi tazminatın ödenmesi ile İdarenin zararı oluşmuş ve söz konusu zararın, ilgili memurlar tarafından tazmin edilmesi gerekmektedir.

Devlete ve Kişilere Memurlarca Verilen Zararların Nevi ve Miktarlarının Tespiti, Takibi, Amirlerinin Sorumlulukları, Yapılacak Diğer İşlemler Hakkında Yönetmeliğin 5 inci maddesi ve “Zararların takibi ve yapılacak diğer işlemler” başlıklı 10 uncu maddesinde yer alan hükümlere istinaden ... tarihli mahkeme kararında belirtilen maddi tazminata hizmet kusuru sonucu sebebiyet verdiği değerlendirilen memurların birim amiri unvanına haiz, ... ve ... tarihleri arasında İmar ve Şehircilik Müdür Vekili olarak görev yapan ...’ın zararın konusu ile memurların sorumluluğunu belirten bilgi ve belgeleri üst yöneticiye iletmediği bu suretle de rücu mekanizmasını işletmediği görülmüştür. Bu itibarla İmar ve Şehircilik Müdür Vekili ...’ın mevzuat ile hüküm altına alınmış yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle kamu idaresine ek mali külfet getirdiği bu suretle de kamu zararına sebebiyet verdiği tespit edilmiştir.

Öte yandan, davacı ...’a ruhsat verilmesi ve ruhsatın iptali sürecinde yetki ve sorumluluk açısından Belediye Başkanı ...’ın doğrudan bir görevi bulunmadığından kendisine kamu zararından dolayı sorumluluk atfedilmesi mümkün değildir. Bu itibarla, 50 sayılı İlamın 9. Maddesi ile verilen tazmin hükmünün tasdikine karar verilmesi gerekir.

Üye …’ın karşı oy gerekçesi

657 sayılı Devlet Memurları Kanununun “Kişilerin uğradıkları zararlar” başlıklı 13 üncü maddesinde;

“Kişiler kamu hukukuna tabi görevlerle ilgili olarak uğradıkları zararlardan dolayı bu görevleri yerine getiren personel aleyhine değil, ilgili kurum aleyhine dava açarlar. (…) Kurumun, genel hükümlere göre sorumlu personele rücu hakkı saklıdır. (…)

12 nci maddeyle bu maddede belirtilen zararların nevi, miktarlarının tespiti, takibi, amirlerin sorumlulukları ve yapılacak işlemlerle ilgili diğer hususlar Cumhurbaşkanınca düzenlenecek yönetmelikle belirlenir.” hükmü yer almaktadır.

Devlete ve Kişilere Memurlarca Verilen Zararların Nevi ve Miktarlarının Tespiti, Takibi, Amirlerinin Sorumlulukları, Yapılacak Diğer İşlemler Hakkında Yönetmeliğin “Amaç” başlıklı 1 inci maddesinde;

“Bu yönetmelik memurların kasıt, kusur, ihmal ve tedbirsizlik sonucu idareye verdikleri zararlar ile kamu hukukuna tabi görevlerle ilgili olarak kişilerin uğradıkları zararların nevi ve miktarlarının tesbiti, takibi, amirlerin sorumlulukları, yapılacak işlemlerle ilgili usul ve esasları belirlemek amacıyla hazırlanmıştır.” denilmektedir.

Mezkur Yönetmeliğin 5 inci maddesinde;

“Bu yönetmelik hükümlerine göre memurlarca tazmin edilecek zararlar:

a) Kanun, tüzük ve yönetmelik hükümleri ile belirlenmiş görevlerini kasıt, ihmal veya tedbirsizlik sonucu gerekli dikkat ve itina ile yapmamaları sebebiyle idarenin veya kişilerin uğradığı zararlar, (…)” ifadesi yer almaktadır.

Yönetmeliğin “İdarenin rücu hakkı” başlıklı 11 inci maddesinde;

“Memurların görevlerini, kasıt, ihmal veya tedbirsizlik sonucu gereken dikkat ve itina ile yapmamaları sebebiyle zarara uğrayan kişilerin zararları, başvurdukları mahkeme veya makamlarca verilen kararlar uyarınca ilgili kurumlarca karşılanır.

Kurumların genel hükümlere göre sorumlu memurlara rücu hakları saklıdır.” hükmüne yer verilmek suretiyle 657 sayılı Kanunda belirtilen rücu hakkı, alt normda da yinelenmiştir.

Öte yandan Yönetmeliğin “Amirlerin sorumlulukları” başlıklı 9 uncu maddesinde;

“(…) b) Memurlarca verilen zararların miktarının tesbiti ve ilgililerden bu yönetmelik veya genel hükümlere göre tahsili konusunda yapılacak işlemlerin zamanında ve eksiksiz yürütülmesinden, zararı veren memurların görevli bulundukları kurum ve kuruluşların o mahaldeki amirleri müteselsilen sorumludurlar.” hükmüne yer verilmiştir.

“Zararların takibi ve yapılacak diğer işlemler” başlıklı 10 uncu maddesinde ise;

“Zararı veren memurun amirleri, zararın vuku bulduğu tarihi izleyen 3 gün içinde zararın konusu ile memurun sorumluluğunu belirten tüm bilgi ve belgeleri, o kurum ve kuruluşun en üst yöneticisine iletirler. En üst yöneticiler bilgi ve belgelerin kendilerine intikal ettiği tarihi izleyen 10 gün içinde bu yönetmeliğin 7 nci maddesinde belirtilen usul ve esaslar uyarınca zarar miktarını tesbit ettirirler. (…)” hükmü yer almaktadır.

Anılan Yönetmeliğin “Zararın ve miktarın tespiti” başlıklı 7 nci maddesinde; memurların hizmet kusurlarından doğan zararların miktarının, kurumların üst yöneticilerinin belirleyeceği memurun ilk amirinin de bulunduğu 3 kişilik bir heyet tarafından tespit edileceği; “Zararların ödettirilme şekli” başlıklı 8 inci maddesinde ise söz konusu zararların, işin icabına ve genel hükümlere göre sorumlularından sulh yolu ile veya hükmen tahsil edileceği belirtilmiştir.

Ek olarak Kamu Zararlarının Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin “Kamu zararlarının belirlenmesi” başlıklı 6 ncı maddesinde

“Kamu zararının belirlenmesinde; (…)

g) Kamu idaresinin yükümlülüklerinin mevzuatına uygun bir şekilde yerine getirilmemesi nedeniyle kamu idaresine faiz, tazminat, gecikme zammı, para cezası gibi ek malî külfet getirilmesi,(…) esas alınır.” denilmektedir.

Anılan mevzuat hükümleri uyarınca kişilerin kamu hukukuna tabi görevlerle ilgili olarak uğradıkları zararlardan dolayı ilgili kurum aleyhine dava açabileceği; mahkemelerce verilen kararlarda yer alan tazminat tutarlarının kurumlarca karşılanacağı ve kurumun da genel hükümlere göre sorumlu personele rücu hakkının saklı olduğu değerlendirilmektedir. Yukarıda yer verilen Yönetmelik hükümleri uyarınca da; memurların mevzuat hükümleri ile belirlenmiş görevlerini kasıt, ihmal veya tedbirsizlik sonucu gerekli dikkat ve itina ile yapmamaları sebebiyle idareyi zarara uğratması halinde, söz konusu zararların memurlarca tazmin edilmesi gerekmektedir.

Memurlarca zararların tazmin edilmesi hali rücu mekanizmasını ifade etmekte olup anılan mekanizmayı, işlerliğe kavuşturmaktan sorumlu olanların zararı veren memurların amirleri olduğu mevzuatta hüküm altına alınmıştır. Anılan zararların sulh yolu ile veya hükmen sorumlu memurlardan tahsil edilmesi icap etmektedir.

Rapor dosyası ve eki belgelerin incelenmesi neticesinde; İdare tarafından mülkiyeti davacı ... adına kayıtlı ... İli, ... İlçesi, ... Köyü, ... mevkii, 9 pafta, ... parsel sayılı ... m2 yüzölçümlü taşınmazda ... tarih ve ... sayılı imar durumu belgesine göre yapacağı tek katlı ev için 250 m2 yapı inşaat alanını içeren ... tarih ve ... sayılı yapı ruhsatının verildiği görülmüştür. Ancak söz konusu parselin 1/25.000 ölçekli Çevre Düzeni Planında makilik fundalık kayalık ve taşlık alanda kaldığı; %5 emsal ile toplam inşaat alanının 250 m2’yi geçmeyen bir bağımsız bölümlü konut veya pansiyon yapılabileceği, tapu kaydına göre de ... m2 olan taşınmazın 131,25 m2 (... m2 x 0,05) inşaat alanı hakkının olduğu, ruhsatta ise imar durumuna aykırı olarak 118,75 m2 (250 m2 - 131,25 m2) fazla inşaat alanı düzenlendiği tespit edilmiştir.

Söz konusu durum sonucunda idare tarafından fazladan ruhsatlandırılan 118,75 m2’lik kısmın yıkılması, 131,25 m2’lik kısım için de tadilat ruhsatı talebinde bulunulması gereği davacıya bildirilmiş, davacı tarafından gerekli işlemlerin yapılmaması üzerine 250 m2’lik tek daire için düzenlenen yapı ruhsatı, ... tarih ve .../... sayılı encümen kararı ile iptal edilmiştir. Söz konusu yapı ruhsatının iptal edilmesi ile hasıl olan fazla inşaat alanına ilişkin yıkım kararı da ... tarih ve .../... sayılı encümen kararı ile alınmıştır.

Yapı ruhsatının iptali neticesinde ruhsatsız konuma düşen inşaata ilişkin ruhsat verilen ilgili, uğradığı zararların tazmini adına davacı sıfatıyla mahkeme yoluna başvurmuş ve mahkeme tarafından hizmet kusuru sonucunda davacının uğradığı zararın idarece tazmininin gerektiğine karar verilmiştir. Anılan ... 3. İdare Mahkemesinin ... tarihli ve E: ..., K: ... sayılı kararı, idarenin Hukuk İşleri Birimi tarafından ... tarih - ... sayılı yazı ile ... - ... sayılı yazı ile İmar ve Şehircilik Müdürlüğüne bildirilmiştir.

Nihai olarak imar durumuna aykırı ruhsat verilmesi suretiyle hizmet kusuru sonucunda zarara uğratıldığı mahkeme kararı ile sabit olan davacı ...’ın maddi zararı, ... tarih ve ... no.lu ödeme emri ile mevzuat gereği karşılanmıştır. Söz konusu maddi zararın, imar planına uygun olarak imar durum belgesi ve yapı ruhsatı düzenlemekle görevli kılınmış personelin görevlerini kasıt, ihmal veya tedbirsizlik sonucu gereken dikkat ve itina ile yapmamaları sebebiyle ortaya çıktığı dolayısıyla sorumlu personele rücu edilmesi gerektiği değerlendirilmektedir. Ancak hak sahibine ödenmesi suretiyle idarece karşılanan mahkeme kararında belirtilen maddi tazminatın, sorumlu personele rücu edilmesine yönelik olarak ilgililerce herhangi bir süreç başlatılmadığı görülmüştür. Dolayısıyla mevzuat ile hüküm altına alınmış olan rücu mekanizmasını işletme yükümlülüğünün yerine getirilmemesi suretiyle idareye ek mali külfet yüklenerek kamu zararına sebebiyet verilmiştir.

Sorumlu temyiz dilekçesinde, mahkeme tarafından hükmedilen ve İdare tarafından ödenen maddi tazminatın gerekçesi olan yıkım kararının uygulanmadığı, davacı tarafından yapıya ilişkin olarak 3194 sayılı İmar Kanunu kapsamında “Yapı kayıt belgesi” alındığı ve anılan Kanun uyarınca yıkım kararının iptal edildiği, bu gelişmeler nedeniyle konusuz kalan maddi tazminatın iadesinin sağlanması için Danıştay ‘a ek karar düzeltme dilekçesi verildiği, ... tarih ve ... no.lu ödeme emri ile gerçekleştirilen ödemenin hatalı olduğu için rücuen tazminat koşullarının oluşmadığını ifade etmişse de; Danıştay Belediye’nin karar düzeltme talebini reddetmiştir.

5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile düzenleyici mevzuatı uyarınca kamu görevlisinin kasıt, kusur, ihmal veya tedbirsizliği sonucunda kamu idaresinin ek mali külfete katlanması kamu zararının belirlenmesinde esas alınmaktadır.

5018 sayılı Kanunun 71 inci maddesi uyarınca kamu zararının unsurlarından olan ihmal ise hukuka aykırı sonucun bilinmesi fakat istenmemesi ama gerçekleşmemesini önleyici, gerekli ve yeterli önlemlerin alınmamış olması şeklinde tanımlanmaktadır. İdare personelinin imar planına aykırı olarak imar durum belgesi ve yapı ruhsatı düzenlediği açık olup anılan eylem, ihmal kapsamında değerlendirilmiştir. Dolayısıyla ilgili memurlar tarafından hizmet kusuru sonucunda vuku bulan maddi tazminata sebebiyet verilmiştir. Söz konusu maddi tazminatın ödenmesi ile İdarenin zararı oluşmuş ve söz konusu zararın, ilgili memurlar tarafından tazmin edilmesi gerekmektedir.

Devlete ve Kişilere Memurlarca Verilen Zararların Nevi ve Miktarlarının Tespiti, Takibi, Amirlerinin Sorumlulukları, Yapılacak Diğer İşlemler Hakkında Yönetmeliğin “Zararların takibi ve yapılacak diğer işlemler” başlıklı 10 uncu maddesindeki ”En üst yöneticiler bilgi ve belgelerin kendilerine intikal ettiği tarihi izleyen 10 gün içinde bu yönetmeliğin 7 nci maddesinde belirtilen usul ve esaslar uyarınca zarar miktarını tesbit ettirirler.” hükmü uyarınca kurumun üst yöneticisi olan Belediye Başkanının rücu işlemlerini başlatması gerektiği halde, başlatmadığı görülmüştür. Bunun yanında, zararı veren memurun amiri konumundaki İmar ve Şehircilik Müdür Vekili olarak görev yapan ...’ın anılan Yönetmeliğin 10. Maddesindeki “Zararı veren memurun amirleri, zararın vuku bulduğu tarihi izleyen 3 gün içinde zararın konusu ile memurun sorumluluğunu belirten tüm bilgi ve belgeleri, o kurum ve kuruluşun en üst yöneticisine iletirler.” hükmü uyarınca zararın konusu ile memurların sorumluluğunu belirten bilgi ve belgeleri üst yöneticiye iletmediği anlaşılmıştır. Belediye Başkanı ... ile İmar ve Şehircilik Müdür Vekili olarak görev yapan ...’ın mevzuat ile hüküm altına alınmış yükümlülüklerini yerine getirmemeleri nedeniyle kamu idaresine ek mali külfet getirdikleri, bu suretle de kamu zararına sebebiyet verdikleri tespit edilmiştir. Bu itibarla, 50 sayılı İlamın 9. Maddesi ile verilen tazmin hükmünün bozularak, sorumluluğa belediye başkanının da dahil edilmesini teminen Daireye gönderilmesine karar verilmesi gerekir.