2025/883870 İhale Kayıt Numaralı "KÜTAHYA İLİ 2/B 7 GRUP SAYISAL KADASTRAL HARİTA YAPIM İŞİ" İhalesi
İlgili ihaleyi görüntüle2025/883870Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü tarafından yapılan 2025/883870 ihale kayıt numaralı "Kütahya İli 2/B 7 Grup Sayısal Kadastral Harita Yapım İşi" ihalesine ilişkin olarak, Fermur Harita İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. itirazen şikâyet başvurusunda bulunmuş ve Kurulca alınan 26.11.2025 tarihli ve 2025/UH.II-2547 sayılı karar ile “4734 sayılı Kanun’un 54’üncü maddesinin onbirinci fıkrasının (b) bendi gereğince düzeltici işlem belirlenmesine” karar verilmiştir.
Davacı Fermur Harita İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. tarafından anılan Kurul kararının “iddialarının tamamında haklı bulunması koşulunun gerçekleşmediğinden bahisle başvuru bedelinin iade edilmeyeceğine" ilişkin kısmının iptali istemiyle açılan davada, Ankara 12. İdare Mahkemesinin 27.02.2026 tarihli E:2025/1933, K:2026/287 sayılı kararında “…Uyuşmazlıkta, dava konusu işlemin yasal dayanağı olan kuralın Anayasaya ve hukuka aykırı olduğu hususunun Anayasa Mahkemesinin kararı ile ortaya konularak iptal edildiği, Anayasa Mahkemesi'nin bu kararının 26/3/2025 tarih ve 32853 sayılı Resmi Gazetede yayımlandığı ve Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak 9 ay sonra yürürlüğe girmesi uygun görülerek kararın yürürlüğünün ertelendiğinin karar altına alındığı anlaşılmakla birlikte, Anayasa Mahkemesi kararlarının yürürlüğü ertelenmediği takdirde kararın Resmi Gazetede yayımlanmasıyla birlikte yürürlükten kalkacağı ve yürürlükten kalkan Kanun hükümlerine istinaden herhangi bir işlem tesis edilemeyeceği açık olmasına rağmen Anayasa Mahkemesi kararın yürürlüğe girmesini ertelediği takdirde durum bu kadar açık olmayıp, bu hususun açıklığa kavuşturulması önem arz etmektedir.
Anayasa Mahkemesince bir kanunun veya kanun hükmünde kararnamenin tümünün ya da belirli hükümlerinin Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edildiği bilindiği halde eldeki davaların Anayasa'ya aykırılığı saptanmış olan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi, Anayasa'nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği için uygun görülemez. Aksine durum ise, Anayasa'nın 153. maddesinde yer alan Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcı olduğu yönündeki hükme aykırılık oluşturur.
…
Bu durumda, Anayasa Mahkemesince bir kanunun veya kanun hükmünde kararnamenin tümünün ya da belirli hükümlerinin Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edildiği bilindiği halde eldeki davaların Anayasa'ya aykırılığı saptanmış olan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesinin, Anayasa'nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği, Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının geriye yürümemesi ile amaçlanan hususun, kanunlara duyulan saygının sarsılmaması ve kanunun uygulanması ile elde edilen subjektif kazanılmış hakların korunması ve hukuk güvenliğinin zedelenmemesi olduğu, kazanılmış hakkın ise kişinin bulunduğu statüden doğan tahakkuk etmiş ve kendisi yönünden kesinleşmiş, kişisel alacak niteliğine dönüşmüş haklar için söz konusu olacağı, kazanılmış hakkı ilgilendirmeyen idari işlemlerin dayanağı olan kanun maddesinin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesi kararının geriye yürümemesinin, kişilerin hukuki güvenliğinin tesisi bir yana hakkaniyete aykırı sonuçlar doğuracağı, bu açıdan, iptal kararının geriye yürümemesi ilkesinin, Anayasa Mahkemesi kararıyla iptal edilmiş bir kanun hükmüne dayanarak idarenin işlem tesis etmesine gerekçe olmaması gerektiği, idarenin bu kapsamda değerlendirilecek kazanılmış bir hakkı bulunduğundan söz etmenin mümkün olmadığı, iptal kararlarının geriye yürümemesi kuralının mutlak bir şekilde uygulandığı hallerde, iptal kararına kadar kanunun uygulanmasından olumsuz bir etki görenlerin bir bakıma cezalandırılmış olacağı, dahası iptal kararı ile artık kanun artık “uygulanamaz” hale geldiğinden, o kanun hükmüne dayalı hak elde etmiş olanlar ile aralarında eşitlik ilkesini tesisin de mümkün olamayacağı açık olup, dava konusu işlemin dayanağı olan kanun hükmünün yukarıda anılan karar ile iptal edilmiş olması karşısında, davacının durumunun oluşan yeni duruma göre değerlendirilmesi gerektiği sonucuna ulaşıldığından, davacının 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 53’üncü maddesinin (j) fıkrasının 9’uncu alt bendi uyarınca iddialarının tamamında haklı bulunması koşulunun gerçekleşmediğinden bahisle tesis edilen Kurul kararının bu kısmının Anayasa Mahkemesince iptal edilmesi nedeniyle yasal dayanaktan yoksun hale geldiği görüldüğünden, ihale başvuru bedelinin iadesine karar verilmesi gerekirken aksi yönde tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık görülmemiştir.
Öte yandan, dava konusu işlem hukuka aykırı bulunduğundan, davacı tarafından ödenen şikayet başvurusu bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu işlemin iptaline, itirazen şikayet başvuru bedelinin dava açma tarihi olan 13/12/2025 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine…” gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Anayasa’nın 138’inci maddesinin dördüncü fıkrasında, yasama ve yürütme organları ile idarenin mahkeme kararlarına uymak zorunda olduğu, bu organlar ve idarenin mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremeyeceği ve bunların yerine getirilmesini geciktiremeyeceği hükme bağlanmıştır.
Ayrıca, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 28’inci maddesinin birinci fıkrasında, mahkemelerin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idarenin gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecbur olduğu, bu sürenin hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemeyeceği hüküm altına alınmıştır.
Anılan kararın icaplarına göre Kamu İhale Kurulunca işlem tesis edilmesi gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle, 4734 sayılı Kanun'un 65'inci maddesi uyarınca bu kararın tebliğ edildiği veya tebliğ edilmiş sayıldığı tarihi izleyen 30 gün içerisinde Ankara İdare Mahkemelerinde dava yolu açık olmak üzere,
1- Kamu İhale Kurulunun 26.11.2025 tarihli ve 2025/UH.II-2547 sayılı kararının "başvuru bedelinin iadesinin mümkün bulunmadığı" kısmının iptaline,
2- Anılan Mahkeme kararında belirtilen gerekçeler doğrultusunda, 101.344,00 TL itirazen şikâyet başvuru bedelinin 13.12.2025 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte başvuru sahibine iadesine,
Oybirliği ile karar verildi.