KİKKİK Mahkeme Kararı2025/MK-249

2024/1348422 İhale Kayıt Numaralı "MALZEMELİ YEMEK HAZIRLAMA PİŞİRME,TAŞIMA,DAĞITIM,VE DAĞITIM SONRASI HİZMETLER" İhalesi

İlgili ihaleyi görüntüle2024/1348422
Kurum / İdarePolis Meslek Eğitim Merkezi Müdürlüğü-Erzurum İÇİŞLERİ BAKANLIĞI EMNİYET GENEL MÜDÜRLÜĞÜ
İKN2024/1348422
BaşvuranEylülüm İnşaat Gıda Çağrı Hizmetleri Sosyal Hizmetler Temizlik Oto Kiralama Peyzaj ve Ticaret İhracat İthalat Anonim Şirketi

 

Erzurum Polis Meslek Eğitim Merkezi Müdürlüğü- tarafından yapılan 2024/1348422 ihale kayıt numaralı "Malzemeli Yemek Hazırlama Pişirme, Taşıma, Dağıtım, ve Dağıtım Sonrası Hizmetler" ihalesine ilişkin olarak Eylülüm İnşaat Gıda Çağrı Hizmetleri Sosyal Hizmetler Temizlik Oto Kiralama Peyzaj ve Ticaret İhracat İthalat Anonim Şirketi itirazen şikâyet başvurusunda bulunmuş ve Kurulca alınan 25.12.2024 tarihli ve 2024/UH.I-1735 sayılı karar ile "4734 sayılı Kanun’un 54’üncü maddesinin onbirinci fıkrasının (a) bendi gereğince ihalenin iptaline" karar verilmiştir.

 

Eylülüm İnşaat Gıda Çağrı Hizmetleri Sosyal Hizmetler Temizlik Oto Kiralama Peyzaj ve Ticaret İhracat İthalat Anonim Şirketi tarafından anılan Kurul kararının itirazen şikayet başvuru bedelinin iadesi yönünden iptali istemiyle açılan davada Ankara 20. İdare Mahkemesinin E:2025/319 sayılı dosyasında açılan davada, anılan Mahkemenin 31.10.2025 tarihli ve E:2025/319, K:2025/1691 sayılı kararında "Uyuşmazlıkta, dava konusu işlemin yasal dayanağı olan kuralın Anayasaya ve hukuka aykırı olduğu hususunun Anayasa Mahkemesinin kararı ile ortaya konularak iptal edildiği, Anayasa Mahkemesi'nin bu kararının 26/3/2025 tarih ve 32853 sayılı Resmi Gazetede yayımlandığı ve Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak 9 ay sonra yürürlüğe girmesi uygun görülerek kararın yürürlüğünün ertelendiğinin karar altına alındığı anlaşılmakla birlikte, Anayasa Mahkemesi kararlarının yürürlüğü ertelenmediği takdirde kararın Resmi Gazetede yayımlanmasıyla birlikte yürürlükten kalkacağı ve yürürlükten kalkan Kanun hükümlerine istinaden herhangi bir işlem tesis edilemeyeceği açık olmasına rağmen Anayasa Mahkemesi kararın yürürlüğe girmesini ertelediği takdirde durum bu kadar açık olmayıp, bu hususun açıklığa kavuşturulması önem arz etmektedir.

 

Anayasa Mahkemesince bir kanunun veya kanun hükmünde kararnamenin tümünün ya da belirli hükümlerinin Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edildiği bilindiği halde eldeki davaların Anayasa'ya aykırılığı saptanmış olan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi, Anayasa'nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği için uygun görülemez. Aksine durum ise, Anayasa'nın 153. maddesinde yer alan Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcı olduğu yönündeki hükme aykırılık oluşturur.

 

Ayrıca, Anayasa'nın 152. maddesinin 3. fıkrasında; "...Anayasa Mahkemesinin kararı, esas hakkındaki karar kesinleşinceye kadar gelirse, mahkeme buna uymak zorundadır." kuralına yer verilmiştir. Bu hükmün getiriliş amacı Anayasa Mahkemesinin verdiği iptal kararlarının, itiraz yoluna başvurulmasını isteyen kişi ya da kişiler tarafından açılan davaların yanı sıra, iptal edilen hüküm ya da hükümler esas alınarak hakkında uygulama yapılmış olan kişiler tarafından açılan ve görülmekte olan davalarda da dikkate alınmasını gerektirmektedir.

 

Bu hukuksal durumun doğal sonucu olarak, bir kanun ya da kanun hükmünde kararnamenin uygulanması nedeniyle dava açmak durumunda kalan ve Anayasa'nın 153. maddesi uyarınca itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurulmasını isteme hakkına sahip olan kişilerin açmış olduğu davalarda da; hak veya menfaat ihlaline neden olan kuralın iptal davası veya itiraz yoluyla daha önce yapılan başvuru sonucunda Anayasa Mahkemesince iptal edilmiş olması halinde, iptal hükmünün uyuşmazlık yönünden değerlendirilmesi gerekeceği açıktır.

 

Öte yandan, yargı kararları yalnızca hüküm fıkrası ile anlam ifade etmemekte olup, gerekçeleriyle bir bütün oluşturmaktadır. Gerekçenin bir nevi, mahkemece tespit edilen maddi olgular ile hüküm fıkrası arasında bir köprü olduğu söylenebilir. Bu anlamda iptal ya da yürütmenin durdurulması yolunda verilen kararların, gerekçesi ile birlikte dikkate alınarak değerlendirilmesi gerekir. Zira, Anayasa'nın 141. maddesinin 3. fıkrasında da; "Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır." denilmek suretiyle bu konuya verilen öneme dikkat çekilmiştir. Bu husus, Anayasa Mahkemesince hukuka aykırılığı saptanan yasal düzenlemeye dayanılarak tesis edilen idari işlemlerin hukuka uygunluk denetimi açısından da önem arz etmektedir. Anayasa'nın 153. maddesinin son fıkrasında, Anayasa Mahkemesi kararlarının yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlayacağı açıkça hükme bağlanmıştır.

 

Tüm bu açıklamalar doğrultusunda, Anayasa Mahkemesinin karar gerekçelerinin de, hüküm fıkrasıyla bir bütün oluşturmasından dolayı bağlayıcı olduğu söylenebilir. Nitekim, Anayasa Mahkemesi de yerleşik içtihat haline gelen birçok kararında gerekçelerinin bağlayıcı olduğunu belirtmiştir (Örneğin; AYM Kararı: E:1988/11, K:1988/11, T:24.05.1988 ve E:2011/60, K:2011/147, T:27.10.2011).

 

Bu durumda, Anayasa Mahkemesince bir kanunun veya kanun hükmünde kararnamenin tümünün ya da belirli hükümlerinin Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edildiği bilindiği halde eldeki davaların Anayasa'ya aykırılığı saptanmış olan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesinin, Anayasa'nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği, Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının geriye yürümemesi ile amaçlanan hususun, kanunlara duyulan saygının sarsılmaması ve kanunun uygulanması ile elde edilen subjektif kazanılmış hakların korunması ve hukuk güvenliğinin zedelenmemesi olduğu, kazanılmış hakkın ise kişinin bulunduğu statüden doğan tahakkuk etmiş ve kendisi yönünden kesinleşmiş, kişisel alacak niteliğine dönüşmüş haklar için söz konusu olacağı, kazanılmış hakkı ilgilendirmeyen idari işlemlerin dayanağı olan kanun maddesinin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesi kararının geriye yürümemesinin, kişilerin hukuki güvenliğinin tesisi bir yana hakkaniyete aykırı sonuçlar doğuracağı, bu açıdan, iptal kararının geriye yürümemesi ilkesinin, Anayasa Mahkemesi kararıyla iptal edilmiş bir kanun hükmüne dayanarak idarenin işlem tesis etmesine gerekçe olmaması gerektiği, idarenin bu kapsamda değerlendirilecek kazanılmış bir hakkı bulunduğundan söz etmenin mümkün olmadığı, iptal kararlarının geriye yürümemesi kuralının mutlak bir şekilde uygulandığı hallerde, iptal kararına kadar kanunun uygulanmasından olumsuz bir etki görenlerin bir bakıma cezalandırılmış olacağı, dahası iptal kararı ile artık kanun artık “uygulanamaz” hale geldiğinden, o kanun hükmüne dayalı hak elde etmiş olanlar ile aralarında eşitlik ilkesini tesisin de mümkün olamayacağı açık olup, dava konusu işlemin dayanağı olan kanun hükmünün yukarıda anılan karar ile iptal edilmiş olması karşısında, davacının durumunun oluşan yeni duruma göre değerlendirilmesi gerektiği sonucuna ulaşıldığından, davacının 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 53’üncü maddesinin (j) fıkrasının 9’uncu alt bendi uyarınca iddialarının tamamında haklı bulunması koşulunun gerçekleşmediğinden bahisle tesis edilen Kurul kararının bu kısmının Anayasa Mahkemesince iptal edilmesi nedeniyle yasal dayanaktan yoksun hale geldiği görüldüğünden, ihale başvuru bedelinin iadesine karar verilmesi gerekirken aksi yönde tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık görülmemiştir.

Öte yandan, dava konusu işlem hukuka aykırı bulunduğundan, davacı tarafından ödenen şikayet başvurusu bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi gerekmektedir.

Açıklanan nedenlerle, dava konusu işlemin iptaline, itirazen şikayet başvuru bedelinin dava açma tarihi olan 28/02/2025 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine, aşağıda dökümü yapılan yargılama gideri ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 18.000,00-TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, artan posta avansının daha önce talep edilmemesi halinde hükmün kesinleşmesi üzerine Mahkememizce re'sen davacıya iadesine, kararın tebliğini izleyen günden itibaren 30 gün içerisinde Ankara Bölge İdare Mahkemesi'ne istinaf yolu açık olmak üzere, 31/10/2025 tarihinde karar verildi." ifadelerine yer verilerek dava konusu işlemin iptaline, itirazen şikayet başvuru bedelinin dava açma tarihi olan 28.02.2025 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

 

Anayasa’nın 138’inci maddesinin dördüncü fıkrasında, yasama ve yürütme organları ile idarenin mahkeme kararlarına uymak zorunda olduğu, bu organlar ve idarenin mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremeyeceği ve bunların yerine getirilmesini geciktiremeyeceği hükme bağlanmıştır.

 

Ayrıca, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 28’inci maddesinin birinci fıkrasında, mahkemelerin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idarenin gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecbur olduğu, bu sürenin hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemeyeceği hüküm altına alınmıştır.

 

Anılan kararın icaplarına göre Kamu İhale Kurulunca işlem tesis edilmesi gerekmektedir.

 

Açıklanan nedenlerle; 4734 sayılı Kanun'un 65'inci maddesi uyarınca bu kararın tebliğ edildiği veya tebliğ edilmiş sayıldığı tarihi izleyen otuz gün içerisinde Ankara İdare Mahkemelerinde dava yolu açık olmak üzere,

 

1-Kamu İhale Kurulunun 25.12.2024 tarihli ve 2024/UH.I-1735 sayılı kararının başvuru bedelinin iadesinin mümkün bulunmadığına ilişkin kısmının iptaline,

 

2-Anılan Mahkeme kararında belirtilen gerekçeler doğrultusunda, 118.286,00 TL itirazen şikayet başvuru bedelinin dava açma tarihi olan 28.02.2025 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte başvuru sahibine iadesine,

 


   Oybirliği ile karar verildi.