SayıştaySayıştay Temyiz Kararı56913
Çeşitli Konuları İlgilendiren Kararlar
Kurum / İdareBelediyeler ve Bağlı İdareler
Daire7
Dosya No51295
Yılı2019
Konu: Belediyenin bazı personeline mevzuata aykırı olarak fiilen tebligat yapıldığını gösteren kanıtlayıcı belgelere yer verilmeden tebligat ücreti ödenmesi.
157 İlam sayılı Daire Kararının 4’üncü maddesiyle, Belediyenin bazı personeline mevzuata aykırı olarak fiilen tebligat yapıldığını gösteren kanıtlayıcı belgelere yer verilmeden tebligat ücreti ödenmesi sonucu oluşan ... TL kamu zararının sorumlulara ödettirilmesine hükmedilmiştir. Kararda sorumlu tutulanlar: Harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlileridir.
Temyiz Dilekçesi
Daire Kararında harcama yetkilisi sıfatıyla sorumlu tutulan ... (Şef) ve gerçekleştirme görevlisi sıfatıyla sorumlu tutulan ... (Bilgisayar İşletmeni), ... (Bilgisayar İşletmeni), ... (Emlak Tahakkuk Şefi), ... (Uzman), ... (Şef) tarafından ortak dilekçeyle temyiz başvurusunda bulunulmuştur. Sorumluların temyiz başvurularına esas dilekçede özetle:
Daire Kararında, Belediyenin bazı personeline mevzuata aykırı olarak fiilen tebligat yapıldığını gösteren kanıtlayıcı belgelere yer verilmeden tebligat ücreti ödenmesi suretiyle kamu zararına sebebiyet verildiğinin tespit edildiği,
Sayıştay Başkanlığının 2019.4634054.4.482 sayılı sorgusuna yaptıkları savunmaya ek olarak bir savunma daha yapıldığı, 2019 yılında tebligat yapan personelin listeleri ve kanıtlayıcı belgelerinin Sayıştay Başkanlığına sunulduğu, Ancak ek savunmaya rağmen 15.03.2022 tarih ve 157 Sayılı Sayıştay İlamında kamu zararı tutarının 482 sayılı sorguda yer alan kamu zararı tutarı ile aynı olduğu, Oysa ki 482 sayılı sorguya ek olarak yapılan savunmada belirtilen ve kanıtlayıcı belgeleri sunulmuş olan personele çıkarılmış olan kamu zararı tutarlarının düşürülmesi gerektiği,
İfade edilerek Daire Kararının öncelikle Kaldırılması, bunun olmaması halinde ise [kamu zararı tutarının azaltılması gerekçesiyle] Bozulması talep edilmektedir.
Başsavcılık Mütalaası
Daire Kararında harcama yetkilisi sıfatıyla sorumlu tutulan ... (Şef) ve gerçekleştirme görevlisi sıfatıyla sorumlu tutulan ... (Bilgisayar İşletmeni), ... (Bilgisayar İşletmeni), ... (Emlak Tahakkuk Şefi), ... (Uzman), ... (Şef) tarafından temyiz başvurusunda bulunulması üzerine verilen Başsavcılık Mütalaasında:
“Dosya içeriğinin incelenmesi neticesinde;
Sorumlunun savunmasında yargılamadan önce kanıtlayıcı belgelerin gönderildiği ifade edilmekle birlikte mürafaya katılan sorumlular da dahil kanıtlayıcı evrak olan tebligat mazbataları ibraz edilmemiş olup, savunma ekinde CD ortamında gönderilen görüntülerin belge güvenilirliği açısından veya e-belge vasfında olmaması nedeniyle hukuki delil niteliği taşımaması, bu nedenle savunmanın kabul edilmesinin mümkün olmadığı değerlendirildiğinden Daire Kararının tasdik edilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir.”
Denilmektedir.
Duruşmaya Kamu İdaresi adına katılan Hukuk İşleri Müdürü Av.... tarafından Daire Kararının 4’üncü maddesi hakkında sözlü savunma verilmemiştir. Duruşmaya katılan gerçekleştirme görevlisi ... (Bilgisayar İşletmeni) tarafından, tebliğ alındılarını içeren bir dosya Kurul Başkanlığına sunulmuştur. ... tarafından temyiz dilekçesinde yer alan hususlara ilave olarak ifade edilen veya vurgulanan hususlar aşağıdadır:
Kendisinin gerçekleştirme görevlisi olarak harcama belgeleri ve eklerinde imzası bulunduğu, Fiilen tebligat yapması dolayısıyla memur eliyle tebligat ücreti aldığı, Belediyede tebligatın posta ile veya memur eliyle yapıldığı, Posta ile tebligatın etkili bir yöntem olmaması dolayısıyla memur eliyle tebligatın tercih edildiği, Tebligata dair kanıtlayıcı belgelerin SayNet [BelgeNet]’e yüklenmiş olduğu, Tebligata dair kanıtlayıcı belgelerin temyiz dilekçesi ekinde de Sayıştaya sunulduğu.
Duruşma sırasında Sayıştay Savcısı tarafından, yazılı mütalaada belirtilen gerekçeyle Daire Kararının Tasdikinin uygun olacağı ifade edilmiştir.
Gerçekleştirme görevlisi ... (Bilgisayar İşletmeni) ile Sayıştay Savcısının sözlü açıklamalarının dinlenmesinden ve dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra,
…
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
157 İlam sayılı Daire Kararının 4’üncü maddesiyle, Belediyenin bazı personeline mevzuata aykırı olarak fiilen tebligat yapıldığını gösteren kanıtlayıcı belgelere yer verilmeden tebligat ücreti ödenmesi sonucu oluşan ... TL kamu zararının sorumlulara ödettirilmesine hükmedilmiştir. Kararda sorumlu tutulanlar: Harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlileridir.
Esas yönünden inceleme
Somut uygulama
Belediyenin bazı personeline mevzuata aykırı olarak ve işe geldikleri her gün esas alınmak suretiyle hesaplanan memur eliyle tebligat ücreti ödenmiştir.
Ödeme emri belgeleri ekinde ve sorgu üzerine gönderilen savunma eklerinde hangi personelin ne zaman ve ne kadar fiilen tebligat yaptığını gösteren kanıtlayıcı belgelere yer verilmemiştir. Ödeme emri belgeleri ekinde aylık fiilen çalışılan günlerin puantaj cetvellerine yer verilmiş, personele izinli oldukları günler haricinde iş günlerinde fiilen tebligat yapmış gibi değerlendirilerek tebligat ücreti hesaplanarak ödenmiştir. Ayrıca fiilen tebligat yapıldığını gösteren kanıtlayıcı belgeler sorumlular tarafından denetimler sırasında Sayıştaya sunulmadığı gibi Daire yargılamasındaki duruşma sırasında da ibraz edilmemiştir (Daire Kararı s.108).
Sorumlular tarafından temyiz dilekçesinde, dilekçe eki CD’de yer alan 2019 yılında tebligat yapan personelin listeleri ve kanıtlayıcı belgelerin, sorgu üzerine verilen ek savunma ile Sayıştay Başkanlığına sunulduğu belirtilmektedir. Ancak bu liste ve belgelerin Sayıştay Evrak Müdürlüğü ve Sayıştay İlam Müdürlüğünde kaydı bulunmamaktadır. Buna göre, temyiz dilekçesi ekindeki CD’de yer alan liste ve belgelerin Sayıştay kayıtlarına girmediği sonucuna ulaşılmaktadır.
Ayrıca, CD ortamında temyiz dilekçesine eklenen ve “savunmasını sunan” sıfatıyla ... ismini içeren dilekçede tarih ve imza bulunmamaktadır. Hatta temyiz yargılamasına esas 51295 sayılı dosyada ... isimli kişinin temyiz veya fer’i müdahale başvurusu da bulunmamaktadır. ... Daire Kararının 4’üncü maddesinde sorumlular arasında yer almamaktadır, ancak ahizdir.
Temyiz dilekçesi ekinde CD ortamında sunulan tebligat alındıları incelendiğinde memur eliyle tebligatı yapılan belediye gelirleri; arsa vergi ziyaı ceza ihbarnamesi, bina vergi ziyaı ceza ihbarnamesi, arsa vergisi vergi ihbarnamesi, bina-kültür varlıkları vergi ihbarnamesi, bina vergisi vergi ihbarnamesi, arsa ikinci derece usulsüzlük ceza ihbarnamesi, bina ikinci derece usulsüzlük ceza ihbarnamesi, genel birinci derece usulsüzlük ceza ihbarnamesi, ÇTV vergi ziyaı ceza ihbarnamesi, ÇTV vergi ihbarnamesi, ışıklı/ışıksız tabela vergi ihbarnamesi, işyeri açma izni harcı vergi ihbarnamesi, ödeme emirleri ve benzerleridir.
Mevzuat
7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun “Tebligatın yapılması” başlıklı 1’inci maddesine göre: “… belediyeler, … tarafından yapılacak elektronik ortam da dâhil tüm tebligat, bu Kanun hükümlerine göre Posta ve Telgraf Teşkilatı Genel Müdürlüğü veya memur vasıtasıyla yapılır.” denilmektedir.
Kanun’un “Tebligatın memur vasıtasiyle yapılması” başlıklı 2’nci maddesinde: “Diğer kanunlarda özel hüküm bulunması halinde veya tehirinde zarar umulan işlerde veya aynı yerde bulunan 1 inci maddede yazılı daire ve müesseseler arasında veya bu daire ve müesseselerde bulunan şahıslara yapılacak tebligat, kendi memurları veya mahalli mülkiye amirinin emriyle zabıta vasıtasıyla yaptırılır.” düzenlemesi yer almaktadır.
Kanun’un “Memur Vasıtasıyla Tebliğlerde Zaruri Masraflar” başlıklı 4’üncü maddesinde:
“6245 sayılı Harcırah Kanununun 49 uncu maddesine göre tazminat alan memur ve hizmetliler dışındaki memurlar vasıtasıyla, bu Kanun mucibince yaptırılacak tebligatlar için tebligat yapana verilecek zaruri masrafların miktarı kendisine tebliğ yapılacak şahsın bulunduğu yerin mesafesine nazaran her mali yılbaşında il idare heyetleri tarafından o ilin gerek merkez, gerekse bağlı ilçeleri için ayrı ayrı tesbit olunur.
Yukarıki fıkraya göre kendilerine zaruri masraf verilen memurlara yaptıkları tebliğ dolayısiyle 6245 sayılı kanun mucibince ayrıca harcırah verilmez.”
hükümleri yer almaktadır.
Kanun’un “Tebliğ mazbatası” başlıklı 23’üncü maddesinde:
“Tebliğ bir mazbata ile tevsik edilir. Bu mazbatanın:
1. Tebliği çıkaran merciin adını,
2. Tebliği istiyen tarafın adını, soyadını ve adresini,
3. Tebliğ olunacak şahsın adını, soyadını ve adresini,
4. Tebliğin mevzuunu,
5. Tebliğin kime yapıldığını ve tebliğ muhatabından başkasına yapılmış ise o kimsenin adını, soyadını, adresini ve 22 nci madde gereğince tebellüğe ehil olduğunu,
6. Tebliğin nerede ve ne zaman yapıldığını,
7. 21 inci maddedeki durumun tahaddüsü halinde bu hususlara mütaallik muamelenin yapıldığını, adreste bulunmama ve imtina için gösterilen sebebi,
8. (Ek: 11/1/2011-6099/6 md.) Tebligatın adres kayıt sistemindeki adrese yapılması durumunda buna ilişkin kaydı,
9. (Değişik: 19/3/2003-4829/7 md.) Tebliğ evrakı kime verilmiş ise onun imzası ile tebliğ memurunun adı, soyadı ve imzasını,
İhtiva etmesi lazımdır.”
Denilmektedir.
7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun uygulanmasına ilişkin usul ve esasları düzenleyen ve 25.01.2012 tarihli ve 28184 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Tebligat Kanunu’nun Uygulanmasına Dair Yönetmelik’in “Tebligatın memur vasıtasıyla yapılması başlıklı” 5’inci maddesinde:
“(1) Tebligatın;
a) Kanunlarda özel hüküm bulunan hallerde,
b) Gecikmesi halinde zarar doğabilecek işlerde,
c) 2 nci maddede belirtilen ve aynı yerde bulunan merciler arasında ya da bu mercilerde bulunan kişilere, yapılması durumunda, tebliğler kendi memurları veya mahalli mülki idare amirinin emriyle kolluk vasıtasıyla yaptırılır.
(2) Memur vasıtasıyla tebligat yaptırılmasını gerektiren sebep tebligat evrakında gösterilir.
…”
Düzenlemesi yer almaktadır.
Yönetmelik’in “Memur vasıtasıyla tebliğde zorunlu masraflar” başlıklı 7’nci maddesinde: “(1) Bu Yönetmelik gereğince memur vasıtasıyla yaptırılacak tebliğlerde, tebliğ yapana verilecek zorunlu masrafların miktarı, tebliğ yapılacak şahsın bulunduğu yerin uzaklığına göre, her mali yılbaşında, il idare kurullarınca, merkez ilçe ve bağlı ilçeler için ayrı ayrı tespit olunur.” denilmektedir.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 1’inci maddesinde: “Bu kanun hükümleri ikinci maddede yazılı olanlar dışında, genel bütçeye giren vergi, resim ve harçlar ile il özel idarelerine ve belediyelere ait vergi, resim ve harçlar hakkında uygulanır. / Yukarıda yazılı vergi, resim ve harçlara bağlı olan vergi, resim ve zamlar da bu kanuna tabidir. …” denilmektedir.
213 sayılı Kanun’un “Tebliğ esasları” başlıklı 93’üncü maddesinde “Tahakkuk fişinden gayri, vergilendirme ile ilgili olup, hüküm ifade eden bilümum vesikalar ve yazılar adresleri bilinen gerçek ve tüzel kişilere posta vasıtasiyle ilmühaberli taahhütlü olarak, adresleri bilinmiyenlere ilan yolu ile tebliğ edilir. / Şu kadar ki, ilgilinin kabul etmesi şartiyle, tebliğin daire veya komisyonda yapılması caizdir.” denilmektedir.
213 sayılı Kanun’un “Memur vasıtasiyle tebliğ” başlıklı 107’nci maddesinde “(Değişik birinci fıkra: 30/12/1980-2365/20 md.) Maliye Bakanlığı tebliğleri posta yerine memur vasıtasıyla da yaptırmaya yetkilidir. / Bu madde hükmünün uygulanmasında da bu kısımdaki tebliğ esaslarına uyulur.” denilmektedir.
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 1’inci maddesinde: “Devlete, vilayet hususi idarelerine ve belediyelere ait vergi, resim, harç, ceza tahkik ve takiplerine ait muhakeme masrafı, vergi cezası, para cezası gibi asli, gecikme zammı, faiz gibi fer'i amme alacakları ve aynı idarelerin akitten, haksız fiil ve haksız iktisaptan doğanlar dışında kalan ve amme hizmetleri tatbikatından mütevellit olan diğer alacakları ile; bunların takip masrafları hakkında bu kanun hükümleri tatbik olunur.” denilmektedir.
6183 sayılı Kanun’un “Tebliğler ve müddetlerin hesaplanması” başlıklı 8’inci maddesinde: “Hilafına bir hüküm bulunmadıkça bu kanunda yazılı müddetlerin hesaplanmasında ve tebliğlerin yapılmasında Vergi Usul Kanunu hükümleri tatbik olunur.” denilmektedir.
5018 sayılı Kanun’un “Kamu zararı” kenar başlıklı 71’inci maddesinde:
“Kamu zararı; kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunmasıdır.
Kamu zararının belirlenmesinde; … g) Mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması,
Esas alınır. …”
denilmektedir.
Değerlendirme
Daire Kararının kamu zararı tablosu ve sorumluların savunmaları incelendiğinde, kamu zararının hem fiilen tebligat yapan personele hem fiilen tebligat yapmamış olan personele ödenen memur eliyle tebligat ücretlerini içerdiği görülmektedir. Somut uygulamanın mevzuata uygunluğu fiilen tebligat yapmış olan personel ve fiilen tebligat yapmamış olan personel açısından ayrı ayrı değerlendirilerek sonuca varılması gerekir.
I. Fiilen tebligat yapmayan personele ödenen memur eliyle tebligat ücreti
Kanunda ihbarname ve ödeme emri tebliğini, mükellef ve borçlulara fiilen elden tebliğ eden, seyyar görev tazminatı almayan ve yerel kolluk görevlisi olmayan memurlara yapılması öngörülmektedir. Buna göre, memur eliyle tebligat durumunda tebligat ücretinin tebligatı bilfiil yapan memura, mevzuatta belirtilen Kurul tarafından takdir edilen ücret üzerinden ödenmesi gerekmektedir.
Bu durumda, fiilen tebligat yapmayan personele memur eliyle tebligat ücreti ödenmesinin mevzuatta dayanağı bulunmamaktadır. Somut uygulamada fiilen tebligat yapmayan personele memur eliyle tebligat ücreti ödenmesi sonucunda 5018 sayılı Kanun’un 71’inci maddesinde yer alan “Mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması” hali kapsamında kamu zararı oluşmuştur.
II. Fiilen tebligat yapan personele ödenen memur eliyle tebligat ücreti
7201 sayılı Kanun’un 2’nci maddesine göre, Belediye tarafından memur eliyle tebligat; bu hususta diğer kanunlarda özel hüküm bulunması, işin tehirinde zarar umulması, aynı yerde bulunan 1’inci maddede yazılı daire ve müesseseler arasında veya bu daire ve müesseselerde bulunan şahıslara tebligat yapılması hallerinde mümkündür. Somut uygulamanın 2’nci maddede belirtilen haller kapsamında olup olmadığının incelenmesi gerekmektedir.
Memur eliyle tebligat yapılabilecek hallerden ilki bu hususta diğer kanunlarda özel hüküm bulunmasıdır. 213 sayılı Kanun ve 6183 sayılı Kanun hükümlerine yukarıda yer verilmiş olup, bu kanunlarda ve ilgili diğer mevzuatta somut uygulamaya konu olan vergi ve ceza ihbarnamelerinin memur eliyle tebliğ edilebilmesi düzenlenmemiştir.
Memur eliyle tebligat yapılabilecek hallerden ikincisi işin tehirinde zarar umulması halidir. Somut uygulama dikkate alındığında, yukarıda açıkça belirtilen vergi ve ceza ihbarnamelerinin tebliğinin, tehirinde zarar umulan nitelikte işlerden olmadığı anlaşılmıştır. Belirtilen vergi ve ceza ihbarnamelerinin tebliğinin tehiri halinde kamu hizmetinin görülmesinde veya kamu gelirinin takip ve tahsilinde zarar veya zarar tehlikesi oluşmayacaktır. Sorumluların da aksi yönde savunması bulunmamaktadır.
Memur eliyle tebligat yapılabilecek hallerden üçüncüsü aynı yerde bulunan 7201 sayılı Kanun’un 1’inci maddesinde yazılı daire ve müesseseler arasında veya bu daire ve müesseselerde bulunan şahıslara tebligat yapılması halidir. Somut uygulama 1’inci maddede yazılı daire ve müesseseler arasında veya bu daire ve müesseselerde bulunan şahıslara tebligat yapılması hali kapsamında değildir.
Buna göre somut uygulamanın, 7201 sayılı Kanun’un 2’nci maddesinde düzenlenen memur eliyle tebligat yapılabilecek haller kapsamında olmadığı sonucuna varılmaktadır.
Daire Kararının gerekçesinde (Daire Kararı s.108):
“… Tebligatın hangi şekilde yapıldığı hususu mevzuata uygun olmak koşulu ile İdarenin kendi tercih edebileceği bir husustur.
Sorgu konusu edilen husus ise, tebligatın nasıl yapıldığına ve şekline ilişkin olmayıp, 7201 Sayılı Tebligat Kanunu ve Tebligat Kanunu’nun Uygulanmasına Dair Yönetmelik’te belirtilen şartları sağlamadığı halde ve fiilen tebligata çıkıp çıkmadığına bakılmaksızın bazı personele maktu bir ödeme unsuru şeklinde tebligat ücreti ödenmesidir.”
denilmektedir.
Daire Kararında da belirtildiği üzere tebligatın hangi şekilde yapıldığı, mevzuata uygun olmak koşulu ile, Belediyenin kendisinin takdir edebileceği bir husus olmakla birlikte, somut uygulamada tebligatların memur eliyle yapılması mevzuata uygun değildir. Belediyenin takdir yetkisini mevzuata aykırı olarak kullanamayacağı izahtan varestedir. Belediye personeli somut uygulamada fiilen tebligata çıkmışsa bile, somut uygulamada memur eliyle tebligat yapılmasının mevzuatta dayanağı bulunmamaktadır.
Sorumlular, Kurul tarafından somut uygulamada kamu zararı oluştuğu yönünde karar alınması halinde kamu zararı tutarının dilekçe ekinde yer alan CD ortamındaki kanıtlayıcı belgeler dikkate alınarak azalacak şekilde yeniden hesaplanması talebinde bulunmuştur. Bu talebin reddi gerekir. Daire Kararında “Yönetmelik’te belirtilen şartları sağlamadığı halde ve fiilen tebligata çıkıp çıkmadığına bakılmaksızın bazı personele maktu bir ödeme unsuru şeklinde tebligat ücreti ödenmesi” (Daire Kararı s.108) ve “hangi personelin ne zaman ve ne kadar fiilen tebligat yaptığını gösteren kanıtlayıcı belgelere yer verilmediği” (Daire Kararı s.108) gerekçeleriyle kamu zararı oluştuğuna hükmedilmiştir. Sorumlular tarafından ise fiilen tebligat yapan personele ödenen tebligat ücretlerinin toplam kamu zararı tutarından düşülmesi gerektiği öne sürülmektedir. Sorgu üzerine savunma eklerinde ve ödeme emri belgeleri ekinde hangi personelin ne zaman ve ne kadar fiilen tebligat yaptığını gösteren kanıtlayıcı belgelere yer verilmemiş olması, ödeme emri belgeleri ekinde aylık fiilen çalışılan günlerin puantaj cetvellerine yer verilmesi, personelin izinli oldukları günler haricinde iş günlerinde fiilen tebligat yapmış gibi değerlendirilerek tebligat ücreti hesaplanarak ödenmesi, ayrıca fiilen tebligat yapıldığını gösteren kanıtlayıcı belgelerin sorumlular tarafından denetimler sırasında ve Daire yargılamasındaki duruşma sırasında ibraz edilmemesi, sorumlular tarafından temyiz dilekçesinde dilekçe eki CD’de yer alan 2019 yılında tebligat yapan personelin listeleri ve kanıtlayıcı belgelerin sorgu üzerine verilen ek savunma ile Sayıştay Başkanlığına sunulduğu belirtilmesine rağmen bu liste ve belgelerin Sayıştay Evrak Müdürlüğü ve Sayıştay İlam Müdürlüğünde kaydı bulunmaması dolayısıyla bazı personel tarafından fiilen tebligat yapıldığı yönündeki tebligat alındıları dikkate alınmamıştır. Bununla birlikte, CD ortamında sunulan tebligat alındıları dikkate alınsa dahi, somut uygulamada memur eliyle tebligat yapılmasının yasal dayanağı olmadığı için, somut uygulamada fiilen tebligat yapan memur personele ödenen memur eliyle tebligat ücretlerinin de mevzuatta dayanağı bulunmamaktadır.
Sonuç olarak, Daire Kararının kamu zararı tablosunda belirtilen personele işe geldikleri her gün için memur eliyle tebligat ücreti ödenmesinin yasal dayanağı bulunmadığından, personel fiilen tebligat yapmış olsa da personel fiilen tebligat yapmamış olsa da söz konusu ödemeler sonucunda 5018 sayılı Kanun’un 71’inci maddesine göre mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması suretiyle kamu zararına sebep olunduğu anlaşılmıştır. Sorumluların Daire Kararının Kaldırılması yönündeki talebinin reddi gerekir.
Sorumluluk yönünden inceleme
Daire Kararında kamu zararından harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlileri sorumlu tutulmuştur.
Harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlilerinin sorumluluğu
Harcama yetkilileri ve gerçekleştirme görevlilerinin harcama sürecindeki görev ve sorumlulukları 5018 sayılı Kanun’un 32 ve 33’üncü maddelerinde düzenlenmiştir.
5018 sayılı Kanun’un “Harcama talimatı ve sorumluluk” başlıklı 32’nci maddesinde: “Bütçelerden harcama yapılabilmesi, harcama yetkilisinin harcama talimatı vermesiyle mümkündür. Harcama talimatlarında hizmet gerekçesi, yapılacak işin konusu ve tutarı, süresi, kullanılabilir ödeneği, gerçekleştirme usulü ile gerçekleştirmeyle görevli olanlara ilişkin bilgiler yer alır. Harcama yetkilileri, harcama talimatlarının bütçe ilke ve esaslarına, kanun, tüzük ve yönetmelikler ile diğer mevzuata uygun olmasından, Ödeneklerin etkili, ekonomik ve verimli kullanılmasından ve bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken diğer işlemlerden sorumludur.” düzenlemesi yer almaktadır.
Kanun’un “Giderlerin gerçekleştirilmesi” başlıklı 33’üncü maddesinde: “Bütçelerden bir giderin yapılabilmesi için iş, mal veya hizmetin belirlenmiş usul ve esaslara uygun olarak alındığının veya gerçekleştirildiğinin, görevlendirilmiş kişi veya komisyonlarca onaylanması ve gerçekleştirme belgelerinin düzenlenmiş olması gerekir. Giderlerin gerçekleştirilmesi; harcama yetkililerince belirlenen görevli tarafından düzenlenen ödeme emri belgesinin harcama yetkilisince imzalanması ve tutarın hak sahibine ödenmesiyle tamamlanır. Gerçekleştirme görevlileri, harcama talimatı üzerine; işin yaptırılması, mal veya hizmetin alınması, teslim almaya ilişkin işlemlerin yapılması, belgelendirilmesi ve ödeme için gerekli belgelerin hazırlanması görevlerini yürütürler.” hükümlerine yer verilmiştir.
Kanun’un 55 ve devamı maddelerinde kamu idarelerinin iç kontrol sistemlerini oluşturmaları öngörülmüş ve bu çerçevede harcama birimlerinin yapılan mali işlemler üzerinde gerçekleştirecekleri kontroller açıklanmış olup, harcama birimlerinin asgari yapmaları gereken kontroller, malî hizmetler birimi tarafından ön malî kontrole tâbi tutulacak malî karar ve işlemlerin usûl ve esasları ile ön malî kontrole ilişkin standart ve yöntemlerin Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından belirleneceği hükme bağlanmıştır.
Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından hazırlanan İç Kontrol ve Ön Mali Kontrole İlişkin Usul ve Esaslar’ın 10’uncu maddesinde, ön mali kontrol işleminin harcama birimleri tarafından da yerine getirileceği belirtilerek, gelir, gider, varlık ve yükümlülüklere ilişkin mali karar ve işlemlerin harcama birimi tarafından mali mevzuat hükümlerine uygunluk yönüyle kontrol edileceği,
Usul ve Esaslar’ın 12’nci maddesinde, süreç kontrolünün nasıl yapılacağı belirtilerek, mali işlemlerin yürütülmesinde görev alanların yapacakları işlemden önceki işleri de kontrol edecekleri, ödeme emrini düzenlemekle görevlendirilen gerçekleştirme görevlilerinin de ödeme emri belgesi ve eki belgeler üzerinde ön mali kontrol işlemini yapacakları belirtilmektedir.
Yukarıda açıklanan mevzuat hükümlerinden, her bir harcamanın harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlisi tarafından süreç kontrolü çerçevesinde yapılan işlemlerin ilgili mevzuat hükümlerine uygun olup olmadıkları ön mali kontrole tabi tutularak kontrol edilmesi gerektiği anlaşılmaktadır.
5018 sayılı Kanun’a göre harcama yetkilileri ve gerçekleştirme görevlileri, giderin gerçekleştirilmesi ve harcamanın yapılması süreçlerinde, mevzuata uygunluk açısından kontrolleri sağlamakla yükümlüdürler. Yapılacak harcama hukuka aykırı ise söz konusu işlemleri yapmaktan kaçınmak durumundadırlar.
Buna göre, somut uygulamada oluşan kamu zararından harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlilerinin sorumluluğu bulunmaktadır.
BU İTİBARLA, 482 Karar-157 İlam sayılı Daire Kararının 4’üncü maddesi hukuka uygun olup, yukarıda belirtilen gerekçelerle sorumluların temyiz talebi reddedilerek 482 Karar-157 İlam sayılı Daire Kararının 4’üncü maddesinin TASDİKİNE, oy birliğiyle,
6085 sayılı Kanun’un 57’nci maddesi gereği bu Kararın yazılı bildirim tarihinden itibaren on beş gün içerisinde Sayıştayda karar düzeltilmesi yolu açık olmak üzere,
Karar verildiği 05.06.2024 tarih ve 56913 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.
157 İlam sayılı Daire Kararının 4’üncü maddesiyle, Belediyenin bazı personeline mevzuata aykırı olarak fiilen tebligat yapıldığını gösteren kanıtlayıcı belgelere yer verilmeden tebligat ücreti ödenmesi sonucu oluşan ... TL kamu zararının sorumlulara ödettirilmesine hükmedilmiştir. Kararda sorumlu tutulanlar: Harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlileridir.
Temyiz Dilekçesi
Daire Kararında harcama yetkilisi sıfatıyla sorumlu tutulan ... (Şef) ve gerçekleştirme görevlisi sıfatıyla sorumlu tutulan ... (Bilgisayar İşletmeni), ... (Bilgisayar İşletmeni), ... (Emlak Tahakkuk Şefi), ... (Uzman), ... (Şef) tarafından ortak dilekçeyle temyiz başvurusunda bulunulmuştur. Sorumluların temyiz başvurularına esas dilekçede özetle:
Daire Kararında, Belediyenin bazı personeline mevzuata aykırı olarak fiilen tebligat yapıldığını gösteren kanıtlayıcı belgelere yer verilmeden tebligat ücreti ödenmesi suretiyle kamu zararına sebebiyet verildiğinin tespit edildiği,
Sayıştay Başkanlığının 2019.4634054.4.482 sayılı sorgusuna yaptıkları savunmaya ek olarak bir savunma daha yapıldığı, 2019 yılında tebligat yapan personelin listeleri ve kanıtlayıcı belgelerinin Sayıştay Başkanlığına sunulduğu, Ancak ek savunmaya rağmen 15.03.2022 tarih ve 157 Sayılı Sayıştay İlamında kamu zararı tutarının 482 sayılı sorguda yer alan kamu zararı tutarı ile aynı olduğu, Oysa ki 482 sayılı sorguya ek olarak yapılan savunmada belirtilen ve kanıtlayıcı belgeleri sunulmuş olan personele çıkarılmış olan kamu zararı tutarlarının düşürülmesi gerektiği,
İfade edilerek Daire Kararının öncelikle Kaldırılması, bunun olmaması halinde ise [kamu zararı tutarının azaltılması gerekçesiyle] Bozulması talep edilmektedir.
Başsavcılık Mütalaası
Daire Kararında harcama yetkilisi sıfatıyla sorumlu tutulan ... (Şef) ve gerçekleştirme görevlisi sıfatıyla sorumlu tutulan ... (Bilgisayar İşletmeni), ... (Bilgisayar İşletmeni), ... (Emlak Tahakkuk Şefi), ... (Uzman), ... (Şef) tarafından temyiz başvurusunda bulunulması üzerine verilen Başsavcılık Mütalaasında:
“Dosya içeriğinin incelenmesi neticesinde;
Sorumlunun savunmasında yargılamadan önce kanıtlayıcı belgelerin gönderildiği ifade edilmekle birlikte mürafaya katılan sorumlular da dahil kanıtlayıcı evrak olan tebligat mazbataları ibraz edilmemiş olup, savunma ekinde CD ortamında gönderilen görüntülerin belge güvenilirliği açısından veya e-belge vasfında olmaması nedeniyle hukuki delil niteliği taşımaması, bu nedenle savunmanın kabul edilmesinin mümkün olmadığı değerlendirildiğinden Daire Kararının tasdik edilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir.”
Denilmektedir.
Duruşmaya Kamu İdaresi adına katılan Hukuk İşleri Müdürü Av.... tarafından Daire Kararının 4’üncü maddesi hakkında sözlü savunma verilmemiştir. Duruşmaya katılan gerçekleştirme görevlisi ... (Bilgisayar İşletmeni) tarafından, tebliğ alındılarını içeren bir dosya Kurul Başkanlığına sunulmuştur. ... tarafından temyiz dilekçesinde yer alan hususlara ilave olarak ifade edilen veya vurgulanan hususlar aşağıdadır:
Kendisinin gerçekleştirme görevlisi olarak harcama belgeleri ve eklerinde imzası bulunduğu, Fiilen tebligat yapması dolayısıyla memur eliyle tebligat ücreti aldığı, Belediyede tebligatın posta ile veya memur eliyle yapıldığı, Posta ile tebligatın etkili bir yöntem olmaması dolayısıyla memur eliyle tebligatın tercih edildiği, Tebligata dair kanıtlayıcı belgelerin SayNet [BelgeNet]’e yüklenmiş olduğu, Tebligata dair kanıtlayıcı belgelerin temyiz dilekçesi ekinde de Sayıştaya sunulduğu.
Duruşma sırasında Sayıştay Savcısı tarafından, yazılı mütalaada belirtilen gerekçeyle Daire Kararının Tasdikinin uygun olacağı ifade edilmiştir.
Gerçekleştirme görevlisi ... (Bilgisayar İşletmeni) ile Sayıştay Savcısının sözlü açıklamalarının dinlenmesinden ve dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra,
…
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
157 İlam sayılı Daire Kararının 4’üncü maddesiyle, Belediyenin bazı personeline mevzuata aykırı olarak fiilen tebligat yapıldığını gösteren kanıtlayıcı belgelere yer verilmeden tebligat ücreti ödenmesi sonucu oluşan ... TL kamu zararının sorumlulara ödettirilmesine hükmedilmiştir. Kararda sorumlu tutulanlar: Harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlileridir.
Esas yönünden inceleme
Somut uygulama
Belediyenin bazı personeline mevzuata aykırı olarak ve işe geldikleri her gün esas alınmak suretiyle hesaplanan memur eliyle tebligat ücreti ödenmiştir.
Ödeme emri belgeleri ekinde ve sorgu üzerine gönderilen savunma eklerinde hangi personelin ne zaman ve ne kadar fiilen tebligat yaptığını gösteren kanıtlayıcı belgelere yer verilmemiştir. Ödeme emri belgeleri ekinde aylık fiilen çalışılan günlerin puantaj cetvellerine yer verilmiş, personele izinli oldukları günler haricinde iş günlerinde fiilen tebligat yapmış gibi değerlendirilerek tebligat ücreti hesaplanarak ödenmiştir. Ayrıca fiilen tebligat yapıldığını gösteren kanıtlayıcı belgeler sorumlular tarafından denetimler sırasında Sayıştaya sunulmadığı gibi Daire yargılamasındaki duruşma sırasında da ibraz edilmemiştir (Daire Kararı s.108).
Sorumlular tarafından temyiz dilekçesinde, dilekçe eki CD’de yer alan 2019 yılında tebligat yapan personelin listeleri ve kanıtlayıcı belgelerin, sorgu üzerine verilen ek savunma ile Sayıştay Başkanlığına sunulduğu belirtilmektedir. Ancak bu liste ve belgelerin Sayıştay Evrak Müdürlüğü ve Sayıştay İlam Müdürlüğünde kaydı bulunmamaktadır. Buna göre, temyiz dilekçesi ekindeki CD’de yer alan liste ve belgelerin Sayıştay kayıtlarına girmediği sonucuna ulaşılmaktadır.
Ayrıca, CD ortamında temyiz dilekçesine eklenen ve “savunmasını sunan” sıfatıyla ... ismini içeren dilekçede tarih ve imza bulunmamaktadır. Hatta temyiz yargılamasına esas 51295 sayılı dosyada ... isimli kişinin temyiz veya fer’i müdahale başvurusu da bulunmamaktadır. ... Daire Kararının 4’üncü maddesinde sorumlular arasında yer almamaktadır, ancak ahizdir.
Temyiz dilekçesi ekinde CD ortamında sunulan tebligat alındıları incelendiğinde memur eliyle tebligatı yapılan belediye gelirleri; arsa vergi ziyaı ceza ihbarnamesi, bina vergi ziyaı ceza ihbarnamesi, arsa vergisi vergi ihbarnamesi, bina-kültür varlıkları vergi ihbarnamesi, bina vergisi vergi ihbarnamesi, arsa ikinci derece usulsüzlük ceza ihbarnamesi, bina ikinci derece usulsüzlük ceza ihbarnamesi, genel birinci derece usulsüzlük ceza ihbarnamesi, ÇTV vergi ziyaı ceza ihbarnamesi, ÇTV vergi ihbarnamesi, ışıklı/ışıksız tabela vergi ihbarnamesi, işyeri açma izni harcı vergi ihbarnamesi, ödeme emirleri ve benzerleridir.
Mevzuat
7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun “Tebligatın yapılması” başlıklı 1’inci maddesine göre: “… belediyeler, … tarafından yapılacak elektronik ortam da dâhil tüm tebligat, bu Kanun hükümlerine göre Posta ve Telgraf Teşkilatı Genel Müdürlüğü veya memur vasıtasıyla yapılır.” denilmektedir.
Kanun’un “Tebligatın memur vasıtasiyle yapılması” başlıklı 2’nci maddesinde: “Diğer kanunlarda özel hüküm bulunması halinde veya tehirinde zarar umulan işlerde veya aynı yerde bulunan 1 inci maddede yazılı daire ve müesseseler arasında veya bu daire ve müesseselerde bulunan şahıslara yapılacak tebligat, kendi memurları veya mahalli mülkiye amirinin emriyle zabıta vasıtasıyla yaptırılır.” düzenlemesi yer almaktadır.
Kanun’un “Memur Vasıtasıyla Tebliğlerde Zaruri Masraflar” başlıklı 4’üncü maddesinde:
“6245 sayılı Harcırah Kanununun 49 uncu maddesine göre tazminat alan memur ve hizmetliler dışındaki memurlar vasıtasıyla, bu Kanun mucibince yaptırılacak tebligatlar için tebligat yapana verilecek zaruri masrafların miktarı kendisine tebliğ yapılacak şahsın bulunduğu yerin mesafesine nazaran her mali yılbaşında il idare heyetleri tarafından o ilin gerek merkez, gerekse bağlı ilçeleri için ayrı ayrı tesbit olunur.
Yukarıki fıkraya göre kendilerine zaruri masraf verilen memurlara yaptıkları tebliğ dolayısiyle 6245 sayılı kanun mucibince ayrıca harcırah verilmez.”
hükümleri yer almaktadır.
Kanun’un “Tebliğ mazbatası” başlıklı 23’üncü maddesinde:
“Tebliğ bir mazbata ile tevsik edilir. Bu mazbatanın:
1. Tebliği çıkaran merciin adını,
2. Tebliği istiyen tarafın adını, soyadını ve adresini,
3. Tebliğ olunacak şahsın adını, soyadını ve adresini,
4. Tebliğin mevzuunu,
5. Tebliğin kime yapıldığını ve tebliğ muhatabından başkasına yapılmış ise o kimsenin adını, soyadını, adresini ve 22 nci madde gereğince tebellüğe ehil olduğunu,
6. Tebliğin nerede ve ne zaman yapıldığını,
7. 21 inci maddedeki durumun tahaddüsü halinde bu hususlara mütaallik muamelenin yapıldığını, adreste bulunmama ve imtina için gösterilen sebebi,
8. (Ek: 11/1/2011-6099/6 md.) Tebligatın adres kayıt sistemindeki adrese yapılması durumunda buna ilişkin kaydı,
9. (Değişik: 19/3/2003-4829/7 md.) Tebliğ evrakı kime verilmiş ise onun imzası ile tebliğ memurunun adı, soyadı ve imzasını,
İhtiva etmesi lazımdır.”
Denilmektedir.
7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun uygulanmasına ilişkin usul ve esasları düzenleyen ve 25.01.2012 tarihli ve 28184 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Tebligat Kanunu’nun Uygulanmasına Dair Yönetmelik’in “Tebligatın memur vasıtasıyla yapılması başlıklı” 5’inci maddesinde:
“(1) Tebligatın;
a) Kanunlarda özel hüküm bulunan hallerde,
b) Gecikmesi halinde zarar doğabilecek işlerde,
c) 2 nci maddede belirtilen ve aynı yerde bulunan merciler arasında ya da bu mercilerde bulunan kişilere, yapılması durumunda, tebliğler kendi memurları veya mahalli mülki idare amirinin emriyle kolluk vasıtasıyla yaptırılır.
(2) Memur vasıtasıyla tebligat yaptırılmasını gerektiren sebep tebligat evrakında gösterilir.
…”
Düzenlemesi yer almaktadır.
Yönetmelik’in “Memur vasıtasıyla tebliğde zorunlu masraflar” başlıklı 7’nci maddesinde: “(1) Bu Yönetmelik gereğince memur vasıtasıyla yaptırılacak tebliğlerde, tebliğ yapana verilecek zorunlu masrafların miktarı, tebliğ yapılacak şahsın bulunduğu yerin uzaklığına göre, her mali yılbaşında, il idare kurullarınca, merkez ilçe ve bağlı ilçeler için ayrı ayrı tespit olunur.” denilmektedir.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 1’inci maddesinde: “Bu kanun hükümleri ikinci maddede yazılı olanlar dışında, genel bütçeye giren vergi, resim ve harçlar ile il özel idarelerine ve belediyelere ait vergi, resim ve harçlar hakkında uygulanır. / Yukarıda yazılı vergi, resim ve harçlara bağlı olan vergi, resim ve zamlar da bu kanuna tabidir. …” denilmektedir.
213 sayılı Kanun’un “Tebliğ esasları” başlıklı 93’üncü maddesinde “Tahakkuk fişinden gayri, vergilendirme ile ilgili olup, hüküm ifade eden bilümum vesikalar ve yazılar adresleri bilinen gerçek ve tüzel kişilere posta vasıtasiyle ilmühaberli taahhütlü olarak, adresleri bilinmiyenlere ilan yolu ile tebliğ edilir. / Şu kadar ki, ilgilinin kabul etmesi şartiyle, tebliğin daire veya komisyonda yapılması caizdir.” denilmektedir.
213 sayılı Kanun’un “Memur vasıtasiyle tebliğ” başlıklı 107’nci maddesinde “(Değişik birinci fıkra: 30/12/1980-2365/20 md.) Maliye Bakanlığı tebliğleri posta yerine memur vasıtasıyla da yaptırmaya yetkilidir. / Bu madde hükmünün uygulanmasında da bu kısımdaki tebliğ esaslarına uyulur.” denilmektedir.
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 1’inci maddesinde: “Devlete, vilayet hususi idarelerine ve belediyelere ait vergi, resim, harç, ceza tahkik ve takiplerine ait muhakeme masrafı, vergi cezası, para cezası gibi asli, gecikme zammı, faiz gibi fer'i amme alacakları ve aynı idarelerin akitten, haksız fiil ve haksız iktisaptan doğanlar dışında kalan ve amme hizmetleri tatbikatından mütevellit olan diğer alacakları ile; bunların takip masrafları hakkında bu kanun hükümleri tatbik olunur.” denilmektedir.
6183 sayılı Kanun’un “Tebliğler ve müddetlerin hesaplanması” başlıklı 8’inci maddesinde: “Hilafına bir hüküm bulunmadıkça bu kanunda yazılı müddetlerin hesaplanmasında ve tebliğlerin yapılmasında Vergi Usul Kanunu hükümleri tatbik olunur.” denilmektedir.
5018 sayılı Kanun’un “Kamu zararı” kenar başlıklı 71’inci maddesinde:
“Kamu zararı; kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunmasıdır.
Kamu zararının belirlenmesinde; … g) Mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması,
Esas alınır. …”
denilmektedir.
Değerlendirme
Daire Kararının kamu zararı tablosu ve sorumluların savunmaları incelendiğinde, kamu zararının hem fiilen tebligat yapan personele hem fiilen tebligat yapmamış olan personele ödenen memur eliyle tebligat ücretlerini içerdiği görülmektedir. Somut uygulamanın mevzuata uygunluğu fiilen tebligat yapmış olan personel ve fiilen tebligat yapmamış olan personel açısından ayrı ayrı değerlendirilerek sonuca varılması gerekir.
I. Fiilen tebligat yapmayan personele ödenen memur eliyle tebligat ücreti
Kanunda ihbarname ve ödeme emri tebliğini, mükellef ve borçlulara fiilen elden tebliğ eden, seyyar görev tazminatı almayan ve yerel kolluk görevlisi olmayan memurlara yapılması öngörülmektedir. Buna göre, memur eliyle tebligat durumunda tebligat ücretinin tebligatı bilfiil yapan memura, mevzuatta belirtilen Kurul tarafından takdir edilen ücret üzerinden ödenmesi gerekmektedir.
Bu durumda, fiilen tebligat yapmayan personele memur eliyle tebligat ücreti ödenmesinin mevzuatta dayanağı bulunmamaktadır. Somut uygulamada fiilen tebligat yapmayan personele memur eliyle tebligat ücreti ödenmesi sonucunda 5018 sayılı Kanun’un 71’inci maddesinde yer alan “Mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması” hali kapsamında kamu zararı oluşmuştur.
II. Fiilen tebligat yapan personele ödenen memur eliyle tebligat ücreti
7201 sayılı Kanun’un 2’nci maddesine göre, Belediye tarafından memur eliyle tebligat; bu hususta diğer kanunlarda özel hüküm bulunması, işin tehirinde zarar umulması, aynı yerde bulunan 1’inci maddede yazılı daire ve müesseseler arasında veya bu daire ve müesseselerde bulunan şahıslara tebligat yapılması hallerinde mümkündür. Somut uygulamanın 2’nci maddede belirtilen haller kapsamında olup olmadığının incelenmesi gerekmektedir.
Memur eliyle tebligat yapılabilecek hallerden ilki bu hususta diğer kanunlarda özel hüküm bulunmasıdır. 213 sayılı Kanun ve 6183 sayılı Kanun hükümlerine yukarıda yer verilmiş olup, bu kanunlarda ve ilgili diğer mevzuatta somut uygulamaya konu olan vergi ve ceza ihbarnamelerinin memur eliyle tebliğ edilebilmesi düzenlenmemiştir.
Memur eliyle tebligat yapılabilecek hallerden ikincisi işin tehirinde zarar umulması halidir. Somut uygulama dikkate alındığında, yukarıda açıkça belirtilen vergi ve ceza ihbarnamelerinin tebliğinin, tehirinde zarar umulan nitelikte işlerden olmadığı anlaşılmıştır. Belirtilen vergi ve ceza ihbarnamelerinin tebliğinin tehiri halinde kamu hizmetinin görülmesinde veya kamu gelirinin takip ve tahsilinde zarar veya zarar tehlikesi oluşmayacaktır. Sorumluların da aksi yönde savunması bulunmamaktadır.
Memur eliyle tebligat yapılabilecek hallerden üçüncüsü aynı yerde bulunan 7201 sayılı Kanun’un 1’inci maddesinde yazılı daire ve müesseseler arasında veya bu daire ve müesseselerde bulunan şahıslara tebligat yapılması halidir. Somut uygulama 1’inci maddede yazılı daire ve müesseseler arasında veya bu daire ve müesseselerde bulunan şahıslara tebligat yapılması hali kapsamında değildir.
Buna göre somut uygulamanın, 7201 sayılı Kanun’un 2’nci maddesinde düzenlenen memur eliyle tebligat yapılabilecek haller kapsamında olmadığı sonucuna varılmaktadır.
Daire Kararının gerekçesinde (Daire Kararı s.108):
“… Tebligatın hangi şekilde yapıldığı hususu mevzuata uygun olmak koşulu ile İdarenin kendi tercih edebileceği bir husustur.
Sorgu konusu edilen husus ise, tebligatın nasıl yapıldığına ve şekline ilişkin olmayıp, 7201 Sayılı Tebligat Kanunu ve Tebligat Kanunu’nun Uygulanmasına Dair Yönetmelik’te belirtilen şartları sağlamadığı halde ve fiilen tebligata çıkıp çıkmadığına bakılmaksızın bazı personele maktu bir ödeme unsuru şeklinde tebligat ücreti ödenmesidir.”
denilmektedir.
Daire Kararında da belirtildiği üzere tebligatın hangi şekilde yapıldığı, mevzuata uygun olmak koşulu ile, Belediyenin kendisinin takdir edebileceği bir husus olmakla birlikte, somut uygulamada tebligatların memur eliyle yapılması mevzuata uygun değildir. Belediyenin takdir yetkisini mevzuata aykırı olarak kullanamayacağı izahtan varestedir. Belediye personeli somut uygulamada fiilen tebligata çıkmışsa bile, somut uygulamada memur eliyle tebligat yapılmasının mevzuatta dayanağı bulunmamaktadır.
Sorumlular, Kurul tarafından somut uygulamada kamu zararı oluştuğu yönünde karar alınması halinde kamu zararı tutarının dilekçe ekinde yer alan CD ortamındaki kanıtlayıcı belgeler dikkate alınarak azalacak şekilde yeniden hesaplanması talebinde bulunmuştur. Bu talebin reddi gerekir. Daire Kararında “Yönetmelik’te belirtilen şartları sağlamadığı halde ve fiilen tebligata çıkıp çıkmadığına bakılmaksızın bazı personele maktu bir ödeme unsuru şeklinde tebligat ücreti ödenmesi” (Daire Kararı s.108) ve “hangi personelin ne zaman ve ne kadar fiilen tebligat yaptığını gösteren kanıtlayıcı belgelere yer verilmediği” (Daire Kararı s.108) gerekçeleriyle kamu zararı oluştuğuna hükmedilmiştir. Sorumlular tarafından ise fiilen tebligat yapan personele ödenen tebligat ücretlerinin toplam kamu zararı tutarından düşülmesi gerektiği öne sürülmektedir. Sorgu üzerine savunma eklerinde ve ödeme emri belgeleri ekinde hangi personelin ne zaman ve ne kadar fiilen tebligat yaptığını gösteren kanıtlayıcı belgelere yer verilmemiş olması, ödeme emri belgeleri ekinde aylık fiilen çalışılan günlerin puantaj cetvellerine yer verilmesi, personelin izinli oldukları günler haricinde iş günlerinde fiilen tebligat yapmış gibi değerlendirilerek tebligat ücreti hesaplanarak ödenmesi, ayrıca fiilen tebligat yapıldığını gösteren kanıtlayıcı belgelerin sorumlular tarafından denetimler sırasında ve Daire yargılamasındaki duruşma sırasında ibraz edilmemesi, sorumlular tarafından temyiz dilekçesinde dilekçe eki CD’de yer alan 2019 yılında tebligat yapan personelin listeleri ve kanıtlayıcı belgelerin sorgu üzerine verilen ek savunma ile Sayıştay Başkanlığına sunulduğu belirtilmesine rağmen bu liste ve belgelerin Sayıştay Evrak Müdürlüğü ve Sayıştay İlam Müdürlüğünde kaydı bulunmaması dolayısıyla bazı personel tarafından fiilen tebligat yapıldığı yönündeki tebligat alındıları dikkate alınmamıştır. Bununla birlikte, CD ortamında sunulan tebligat alındıları dikkate alınsa dahi, somut uygulamada memur eliyle tebligat yapılmasının yasal dayanağı olmadığı için, somut uygulamada fiilen tebligat yapan memur personele ödenen memur eliyle tebligat ücretlerinin de mevzuatta dayanağı bulunmamaktadır.
Sonuç olarak, Daire Kararının kamu zararı tablosunda belirtilen personele işe geldikleri her gün için memur eliyle tebligat ücreti ödenmesinin yasal dayanağı bulunmadığından, personel fiilen tebligat yapmış olsa da personel fiilen tebligat yapmamış olsa da söz konusu ödemeler sonucunda 5018 sayılı Kanun’un 71’inci maddesine göre mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması suretiyle kamu zararına sebep olunduğu anlaşılmıştır. Sorumluların Daire Kararının Kaldırılması yönündeki talebinin reddi gerekir.
Sorumluluk yönünden inceleme
Daire Kararında kamu zararından harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlileri sorumlu tutulmuştur.
Harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlilerinin sorumluluğu
Harcama yetkilileri ve gerçekleştirme görevlilerinin harcama sürecindeki görev ve sorumlulukları 5018 sayılı Kanun’un 32 ve 33’üncü maddelerinde düzenlenmiştir.
5018 sayılı Kanun’un “Harcama talimatı ve sorumluluk” başlıklı 32’nci maddesinde: “Bütçelerden harcama yapılabilmesi, harcama yetkilisinin harcama talimatı vermesiyle mümkündür. Harcama talimatlarında hizmet gerekçesi, yapılacak işin konusu ve tutarı, süresi, kullanılabilir ödeneği, gerçekleştirme usulü ile gerçekleştirmeyle görevli olanlara ilişkin bilgiler yer alır. Harcama yetkilileri, harcama talimatlarının bütçe ilke ve esaslarına, kanun, tüzük ve yönetmelikler ile diğer mevzuata uygun olmasından, Ödeneklerin etkili, ekonomik ve verimli kullanılmasından ve bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken diğer işlemlerden sorumludur.” düzenlemesi yer almaktadır.
Kanun’un “Giderlerin gerçekleştirilmesi” başlıklı 33’üncü maddesinde: “Bütçelerden bir giderin yapılabilmesi için iş, mal veya hizmetin belirlenmiş usul ve esaslara uygun olarak alındığının veya gerçekleştirildiğinin, görevlendirilmiş kişi veya komisyonlarca onaylanması ve gerçekleştirme belgelerinin düzenlenmiş olması gerekir. Giderlerin gerçekleştirilmesi; harcama yetkililerince belirlenen görevli tarafından düzenlenen ödeme emri belgesinin harcama yetkilisince imzalanması ve tutarın hak sahibine ödenmesiyle tamamlanır. Gerçekleştirme görevlileri, harcama talimatı üzerine; işin yaptırılması, mal veya hizmetin alınması, teslim almaya ilişkin işlemlerin yapılması, belgelendirilmesi ve ödeme için gerekli belgelerin hazırlanması görevlerini yürütürler.” hükümlerine yer verilmiştir.
Kanun’un 55 ve devamı maddelerinde kamu idarelerinin iç kontrol sistemlerini oluşturmaları öngörülmüş ve bu çerçevede harcama birimlerinin yapılan mali işlemler üzerinde gerçekleştirecekleri kontroller açıklanmış olup, harcama birimlerinin asgari yapmaları gereken kontroller, malî hizmetler birimi tarafından ön malî kontrole tâbi tutulacak malî karar ve işlemlerin usûl ve esasları ile ön malî kontrole ilişkin standart ve yöntemlerin Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından belirleneceği hükme bağlanmıştır.
Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından hazırlanan İç Kontrol ve Ön Mali Kontrole İlişkin Usul ve Esaslar’ın 10’uncu maddesinde, ön mali kontrol işleminin harcama birimleri tarafından da yerine getirileceği belirtilerek, gelir, gider, varlık ve yükümlülüklere ilişkin mali karar ve işlemlerin harcama birimi tarafından mali mevzuat hükümlerine uygunluk yönüyle kontrol edileceği,
Usul ve Esaslar’ın 12’nci maddesinde, süreç kontrolünün nasıl yapılacağı belirtilerek, mali işlemlerin yürütülmesinde görev alanların yapacakları işlemden önceki işleri de kontrol edecekleri, ödeme emrini düzenlemekle görevlendirilen gerçekleştirme görevlilerinin de ödeme emri belgesi ve eki belgeler üzerinde ön mali kontrol işlemini yapacakları belirtilmektedir.
Yukarıda açıklanan mevzuat hükümlerinden, her bir harcamanın harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlisi tarafından süreç kontrolü çerçevesinde yapılan işlemlerin ilgili mevzuat hükümlerine uygun olup olmadıkları ön mali kontrole tabi tutularak kontrol edilmesi gerektiği anlaşılmaktadır.
5018 sayılı Kanun’a göre harcama yetkilileri ve gerçekleştirme görevlileri, giderin gerçekleştirilmesi ve harcamanın yapılması süreçlerinde, mevzuata uygunluk açısından kontrolleri sağlamakla yükümlüdürler. Yapılacak harcama hukuka aykırı ise söz konusu işlemleri yapmaktan kaçınmak durumundadırlar.
Buna göre, somut uygulamada oluşan kamu zararından harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlilerinin sorumluluğu bulunmaktadır.
BU İTİBARLA, 482 Karar-157 İlam sayılı Daire Kararının 4’üncü maddesi hukuka uygun olup, yukarıda belirtilen gerekçelerle sorumluların temyiz talebi reddedilerek 482 Karar-157 İlam sayılı Daire Kararının 4’üncü maddesinin TASDİKİNE, oy birliğiyle,
6085 sayılı Kanun’un 57’nci maddesi gereği bu Kararın yazılı bildirim tarihinden itibaren on beş gün içerisinde Sayıştayda karar düzeltilmesi yolu açık olmak üzere,
Karar verildiği 05.06.2024 tarih ve 56913 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.