KİKKİK Mahkeme Kararı2026/MK-99

2024/998786 İhale Kayıt Numaralı "Çalışma Hayatı İletişim Merkezi ALO 170 Hizmet Alımı işi" İhalesi

İlgili ihaleyi görüntüle2024/998786
Kurum / İdareSOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI DESTEK HİZMETLERİ DAİRE BAŞKANLIĞI
İKN2024/998786
Başvuranİstasyon Yönetim ve Çağrı Hizmetleri Anonim Şirketi / Pluscom İletişim Anonim Şirketi İş Ortaklığı

Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Destek Hizmetleri Daire Başkanlığı tarafından yapılan 2024/998786 ihale kayıt numaralı "Çalışma Hayatı İletişim Merkezi ALO 170 Hizmet Alımı işi" ihalesine ilişkin olarak İstasyon Yönetim ve Çağrı Hizmetleri Anonim Şirketi / Pluscom İletişim Anonim Şirketi İş Ortaklığı itirazen şikâyet başvurusunda bulunmuş ve Kurulca alınan 06.11.2024 tarihli ve 2024/UH.I-1411 sayılı karar ile “4734 sayılı Kanun’un 54’üncü maddesinin onbirinci fıkrasının (b) bendi gereğince düzeltici işlem belirlenmesine” karar verilmiştir.

 

Davacı Pluscom İletişim A.Ş tarafından anılan Kurul kararının iptali ve yürütmenin durdurulması istemiyle açılan davada, Ankara 22. İdare Mahkemesinin 24.02.2026 tarihli E:2025/464, K: 2026/179 sayılı kararında “Dava dosyasının incelenmesinden; davacı tarafından, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Destek Hizmetleri Daire Başkanlığınca 17/09/2024 tarihinde açık ihale usulüyle gerçekleştirilen "Çalışma Hayatı İletişim Merkezi Alo 170 Hizmet Alım İsi" ihalesine yönelik olarak 18/10/2024 tarihli dilekçe ile, yedi iddiaya yer verilerek, itirazen şikâyet başvurusunda bulunulduğu, davacının iddialarının değerlendirilmesi neticesinde, Kamu İhale Kurulunun 06/11/2024 tarih ve 2024/UH.I-1411sayılı kararı ile düzeltici işlem belirlenmesine, ayrıca, davacının iddialarının tamamında haklı bulunmadığından, başvuru bedelinin iadesinin mümkün olmadığına karar verildiği, bunun üzerine, davacı tarafından, söz konusu kararın başvuru bedelinin iadesinin mümkün olmadığına yönelik kısmının iptali ile ödenen 157.733,00-TL itirazen şikâyet başvuru bedelinin iadesine karar verilmesi istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

Dava konusu işlemin dayanağını oluşturan Kanun hükmü Anayasa Mahkemesi'nce iptal edildiğinden, öncelikle, Anayasa Mahkemesi kararının geriye yürümesi ve söz konusu karardan önce yürürlükte olan Anayasaya aykırı kurala göre tesis edilen işlemlere karsı açılan ve halen görülmekte olan davaların Anayasa Mahkemesi kararından ne şekilde etkileneceği hususunun açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının "Anayasa Mahkemesinin kararları" başlıklı 153.maddesinde; "Anayasa Mahkemesinin kararları kesindir. İptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamaz. Anayasa Mahkemesi bir kanun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin tamamını veya bir hükmünü iptal ederken, kanun koyucu gibi hareketle, yeni bir uygulamaya yol açacak biçimde hüküm tesis edemez. Kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi veya Türkiye Büyük Millet Meclis içtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmî Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmî Gazetede yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez. İptal kararının yürürlüğe girişinin ertelendiği durumlarda, Türkiye Büyük Millet Meclisi, iptal kararının ortaya çıkardığı hukuki boşluğu dolduracak kanun teklifini öncelikle görüşüp karara bağlar. İptal kararları geriye yürümez. Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar." Hükmü mevcuttur. Anayasa Mahkemesi'nce bir kanunun veya kanun hükmünde kararnamenin tümünün ya da belirli hükümlerinin Anayasaya aykırı bulunarak iptal edilmiş olduğu bilindiği halde eldeki davaların Anayasaya aykırılığı saptanmış olan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi, Anayasanın üstünlüğü prensibine ve Hukuk Devleti ilkesine aykırı düşeceği için uygun görülemez. Aksine durum ise, Anayasanın 153. maddesinde yer alan Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcı olduğu yönündeki hükme aykırılık oluşturur. Yukarıda açık metinlerine yer verilen ve Anayasada düzenlenmiş olan yasa kuralları ile Anayasa Mahkemesi kararlarında belirtilen hukuksal durumun doğal sonucu olarak, bir kanun ya da kanun hükmünde kararname hükmünün uygulanması nedeniyle dava açmak durumunda kalan ve Anayasanın 153. maddesi uyarınca itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesi'ne başvurma hakkına sahip olan kişilerin de, kendi hak ve menfaatlerini ihlal eden kuralın iptal davası veya itiraz yoluyla daha önce yapılan başvuru sonucunda Anayasa Mahkemesi'nce iptal edilmiş hükmünün hukuki sonuçlarından yararlanmaları gerektiği açıktır.

Bakılan davada, dosyada mevcut tüm bilgi ve belgeler ile Anayasa Mahkemesinin 25/12/2024tarih ve E:2024/85, K:2024/229 sayılı kararı bir bütün halinde değerlendirildiğinde; davalı idarece, davacının iddialarının tamamında haklı bulunmadığı değerlendirilerek, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'nun 53/j maddesinin 4. paragrafının "(...) Başvuru sahibinin iddialarının tamamında haklı bulunması halinde, Kurul kararı ile itirazen şikâyet başvuru bedelinin başvuru sahibine iadesine karar verilir... Diğer hallerde başvuru bedeli iade edilmez. (...)" hükmüne istinaden davacının itirazen şikâyet başvuru bedelinin iade edilmemesine karar verildiği anlaşılmakla birlikte, anılan işlemin yasal dayanağını teşkil eden hükmün yukarıda bilgilerine yer verilen Anayasa Mahkemesi kararıyla iptal edildiğinden, yasal dayanağı kalmayan dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

Öte yandan, Anayasa Mahkemesinin yukarıda belirtilen iptal kararı sonrasında, 25/12/2025 tarih ve 33118 sayılı Resmi Gazete ‘de yayımlanan 7571 sayılı Türk Ceza Kanunu İle Bazı Kanunlarda ve 631 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 11. maddesi ile 4734 sayılı Kamu İhale Kanununun 53. maddesinin (j) fıkrasının dördüncü paragrafında değişiklik yapıldığı ve ilgili maddenin 26/12/2025 tarihinde yürürlüğe girdiği görülmekte olup, uyuşmazlıkta, davacı hakkında verilecek iptal kararının uygulanması aşamasında, davalı idarece davacının durumu belirtilen madde hükmü kapsamında yeniden değerlendirileceğinden, davacının, ödemiş olduğu itirazen şikâyet başvuru bedelinin iadesine karar verilmesi istemi hakkında bu aşamada karar verilmesine olanak bulunmamaktadır.” gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline, davacının ödemiş olduğu itirazen şikâyet başvuru bedelinin iadesine karar verilmesi talebi hakkında bu aşamada karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.  

 

Anayasa’nın 138’inci maddesinin dördüncü fıkrasında, yasama ve yürütme organları ile idarenin mahkeme kararlarına uymak zorunda olduğu, bu organlar ve idarenin mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremeyeceği ve bunların yerine getirilmesini geciktiremeyeceği hükme bağlanmıştır.

 

Ayrıca, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 28’inci maddesinin birinci fıkrasında, mahkemelerin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idarenin gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecbur olduğu, bu sürenin hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemeyeceği hüküm altına alınmıştır.

 

Anılan kararın icaplarına göre Kamu İhale Kurulunca işlem tesis edilmesi gerekmektedir.

 

4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 53’üncü maddesinin (j) fıkrasının dördüncü paragrafında “İtirazen şikâyet başvuru bedelinin, itirazen şikâyet başvuru dilekçesinde yer verilen iddialar dikkate alınarak belirlenecek haklılık oranına karşılık gelen kısmının Kurul kararı ile başvuru sahibine iadesine karar verilir. Ancak Kurum tarafından 54 üncü maddenin onbirinci fıkrasının (c) bendi uyarınca başvurunun reddine veya eşit muamele ilkesi yönünden yapılan inceleme sonucunda 54 üncü maddenin onbirinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri uyarınca ihalenin iptaline veya düzeltici işlem belirlenmesine karar verilmesi halinde başvuru bedeli iade edilmez…” hükmü yer almaktadır.

 

Bu çerçevede yapılan incelemede, başvuru sahibinin toplam 21 (yirmibir) iddiasından 1 (bir) iddiasında haklı bulunduğu tespit edilmiş olup, haklılık oranı dörtte bir (1/21) olarak belirlenmiştir. Başvuru sahibi tarafından Kurum şikayet gelirleri hesabına 157.733,00 TL başvuru bedelinin yatırıldığı dikkate alındığında, Kurul kararının başvuru sahibine bildirimini izleyen otuz gün içinde yazılı talepte bulunulması halinde, söz konusu bedelin haklılık oranına karşılık gelen 7.886,65 TL’lik kısmının ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle başvuru sahibine iadesi gerekmektedir.

 

Açıklanan nedenlerle, 4734 sayılı Kanun'un 65'inci maddesi uyarınca bu kararın tebliğ edildiği veya tebliğ edilmiş sayıldığı tarihi izleyen otuz gün içerisinde Ankara İdare Mahkemelerinde dava yolu açık olmak üzere,

 

1- Kamu İhale Kurulunun 06.11.2024 tarihli ve 2024/UH.I-1411 sayılı kararının başvuru sahibinin iddialarının  tamamında  haklı  bulunmadığı  gerekçesiyle  başvuru  bedelinin  iadesinin  mümkün bulunmadığına ilişkin kısmının iptaline,

 

2- Anılan mahkeme kararında belirtilen gerekçeler doğrultusunda itirazen şikayet başvuru bedelinin iddialarındaki haklılık oranına karşılık gelen 7.886,65 TL’lik kısmının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle başvuru sahibine iadesine,

 


   Oybirliği ile karar verildi.