SayıştaySayıştay Temyiz Kararı55893

Çeşitli Konuları İlgilendiren Kararlar

Kurum / İdareBelediyeler ve Bağlı İdareler
Daire8
Dosya No53250
Yılı2020
Belediyenin kiraladığı taşınmazların vakıflar ile protokol imzalanarak ortak proje kapsamında vakıfların kullanımına bırakılması;

1- 130 sayılı İlamın 2. maddesiyle; ... Büyükşehir Belediyesi’nin ... yıl süreyle kiracı olduğu taşınmazı … ile protokol imzalayarak Vakfın kullanımına bıraktığı gerekçesiyle … TL’nin tazminine ilişkin hüküm tesis edilmiştir.

Sorumlu [(Meclis Kararı Üzerinde İmzası Bulunan) Diğer Sorumlu sıfatıyla temyiz talep eden Büyükşehir Belediyesi Meclis Üyesi …] (aynı ilam maddesi ile ilgili olarak temyiz talep eden diğer tüm sorumluların kendi gündem sıralarında görüşülen dosyalarındaki temyiz dilekçelerinde de tamamen aynı olmak üzere), temyiz dilekçesinde özetle;

1) Öncelikle Sayıştay sorgusuna verdikleri savunma ve açıklamalardaki itirazları temyiz gerekçesi olarak bir kez daha tekrar ettiklerini, belirtmek gerekir ki; sorguya verdikleri açıklamalarda irdelenen eski kanun yeni kanun hükümleri kıyaslamasının, belediyelere yeni yasal düzenlemelerle verilen görevlerin zaman içinde ortaya çıkan ihtiyaçların karşılanmasına yönelik olduğunu, dolayısıyla kanun koyucunun belediyelere verilen görevlerin kapsamını geniş tuttuğunu belirtmek amacına yönelik olduğunu, tabi ki yapılan her tür iş ve işlemlerin yürürlükteki kanunlara uygunluğu açısından denetleneceğinin açık olduğunu, ancak kanun hükümleri yorumlanırken kanun koyucunun yapılan değişiklikteki amacının da irdelenmesi gerektiğini, konunun bu açıdan değerlendirildiğini ve yeni düzenlemelerle kanun koyucunun belediyelerin görev kapsamını genişletmesindeki amaca dair yorumda bulunulduğunu,

2) Sayıştay sorgusu ve sonrasındaki 8. Daire kararında en önemli gerekçenin Belediyece yurt binası kiralanarak işletmeciliğinin söz konusu Vakıflara devredilmesinin ortak proje olarak değerlendirilemeyeceği hususu olduğunu, sorguya verdikleri açıklamalara tekrar atıfta bulunarak ortak proje kavramının kanunda açık bir şekilde sınırlarının belirtilmediği, ancak bu ortak projenin de Belediyece kanunlar ile kendisine verilen görev kapsamında olması gerektiği hususlarının açık olduğunu, bununla birlikte hangi tür projenin ortak proje sayılması gerekip gerekmediğinin Denetçi yada karar verenlerin yorumuna kaldığını, bizzat 8. Daire’nin temyiz talebine konu kararının dahi bu konudaki haklılıklarını gösterdiğini, Dairenin kararına karşı 2 üyenin, yapılan ortak hizmet protokollerinin Belediye Kanununun 14/a ve 75/c maddeleri ile Sayıştay Temyiz Kurulunun müstakar içtihatlarına uygun olduğu gerekçesi ile karşı oy verdiğini, 3 üyenin oyu ile tazmin kararı verildiğini, dolayısıyla Belediye Meclisi Kararı ile imzalanan ortak hizmet projelerinin 5393 sayılı Kanun hükümlerine aykırı olduğu ve ortak proje olarak kabul edilemeyeceğine yönelik karara dayanak olan görüşün mutlak doğruluğundan söz edilemeyeceğini,

3) Ayrıca Daire kararındaki çoğunluk görüşünde ortak hizmet protokolünün, Belediyenin kiraladığı yurt binalarının söz konusu vakıflara işletmek üzere verilmesi olarak değerlendirildiğini ve protokoldeki önemli hususların göz ardı edildiğini, şöyle ki; yurt işletmesi için gerekli demirbaşların, işletme masrafları ile elektrik, su, ısınma, iletişim vb. giderlerinin protokolün karşı tarafı olan vakıflarca karşılanacağını, ayrıca ... ile imzalanan protokole göre kira bedelinin % 50’sinin de Vakıf tarafından karşılanacağını, söz konusu Vakıfların ticari işletme olmadıklarını, Dolayısıyla kar amacı gütmeksizin öğrencilere uygun koşul ve bedellerle yurt hizmeti sunmakta olduklarını, yine imzalanan protokole göre de yurt kapasitesinin % 10’u kadar şehit- gazi yakınları, dar gelirli, muhtaç, kimsesiz ve engelli öğrencinin yurtlarda Belediyenin talebi ile hiçbir bedel ödemeksizin barınmasının sağlandığını, böylece ortak hizmet projesi ile ... ilinde öğrencilerin ihtiyacı olan yurt hizmetine katkı sağlandığını, ayrıca % 10 oranında da ihtiyaç sahibi yada şehit-gazi yakım öğrencinin hiçbir bedel ödemeden barınma sorununun çözümlendiğini, Daire kararında bu hususların da dikkate alınmadığını, kararın bu nedenle de yanlış olduğu görüşünde olduklarını

İfade etmek suretiyle yukarıda açıklanan nedenlerle ve Kurulumuzun incelemesi sırasında tespit edeceği sair nedenlerle tazmin hükmünün kaldırılması hususunun Kurulumuza arz etmiştir.

Aynı ilam maddesi ile ilgili olarak (Meclis Kararı Üzerinde İmzası Bulunan) Diğer Sorumlu sıfatıyla temyiz talep eden Eski Büyükşehir Belediyesi Meclis Üyesi …, kendi gündem sırasında görüşülen dosyasındaki temyiz dilekçesinde farklı olarak özetle; söz konusu kiralama ile ilgili Meclis Kararında oybirliği denildiğini, oysa bu Meclis Kararına mesnet olan komisyon raporunda kendi el yazısıyla RED ve imzası olduğu gerekçesi ile itiraz ettiğini, itirazının …. Daire Savcısı …’ye havale edildiğini, Savcının; “Sorumlular … ve … hariç tutulmalıdır” demek suretiyle görüş beyan ettiğini, sorumlulardan eski Meclis üyeleri … ve … savunmalarındaki; söz konusu kiralama ile ilgili Meclis Kararında oybirliği denildiği; ancak Meclis kararına dayanak teşkil eden ... tarihli plan Bütçe, Hukuk, Eğitim Kültür, Gençlik Spor komisyonları ortak raporunda red oyu kullandıkları, Meclis Kararının hatalı kaleme alındığı, esas olanın Komisyon Raporu olduğu iddiaları dikkate alınmayarak “protokol düzenlemesine ilişkin … tarihli ve … sayılı Meclis Kararında kabul oyu verdikleri için söz konusu vakfa kiralanan yer için yapılan ödemelerden sorumlu tutulmaları gereklidir” denilerek Üyelerden … ve …’nun karşı oyu kullandıkları hususlarına rağmen tazmin hükmü verildiğini, burada anlaşılmayan konuya ilişkin belgeleri de bilgilerine sunduklarını, dilekçe ekindeki web sayfasındaki ... Büyükşehir Belediyesinin … tarihli gündemin …. maddesindeki … sayılı Meclis Kararında; “... il merkezinde yurt olarak kullanılmaya uygun bir adet binanın (...)yıl süreyle kiralanması, protokolü imzalamak üzere Büyükşehir Belediyesi Başkanı adına Genel Sekreter Yardımcısı …’a yetki verilmesi teklifini uygun gören PLAN VE BÜTÇE, EĞİTİM KÜLTÜR, GENÇLİK VE SPOR HUKUK KOMİSYONLARI RAPORU OYNİRLİĞİ İLE KABUL OLUNDU.” denilmekte olduğunu, görüldüğü gibi burada oybirliğinin komisyon raporunun kabulü olduğunu, dolayısıyla bu durumun Komisyondaki kabul ve red oylarının Meclisçe kabulü olduğunu, bu nedenlerle hakkında tazmin hükmü verilmemesini Kurulumuza bildirmiştir.

Aynı ilam maddesi ile ilgili olarak (Kira Sözleşmesi ve Protokolü Üzerinde İmzası Bulunan) Diğer Sorumlu sıfatıyla temyiz talep eden Genel Sekreter Yardımcısı …, kendi gündem sırasında görüşülen dosyasındaki temyiz dilekçesinde farklı olarak özetle; kendisinin Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı olarak görev yapan bir bürokrat olduğunu, Büyükşehir Belediye Meclisinin bir karar aldığını ve bu karar gereği Emlak İstimlak Daire Başkanlığı’nın bağlı olduğu Genel Sekreter Yardımcısı olması nedeniyle protokolü imzalamak için görevlendirilmiş bulunduğunu, bu protokolün kanuna aykırılığı konusunda üst makamları yazılı olarak uyarmak gibi bir görevi bulunmadığı gibi bir an için protokollerin kanunlara aykırı olduğu varsayıldığında da sorumluluğun bu kararı alan Belediye organı olan Belediye Meclisine ait olması gerektiğini, Belediye Meclisi tarafından alınan bir kararın gereğini yerine getirmemek gibi bir yetkisi bulunmadığından kamu zararı iddiasıyla sorumlu tutulmasının da hukuka uygun olmadığını, nitekim İlamın 3. maddesinde, … ile yapılan protokol ile ilgili yargılamada bu Vakıf ile yapılan kira sözleşmesi nedeniyle hakkındaki sorguya ilişkin verilen kararda; “Kira sözleşmesinin imzalanması ise meclis kararı ve ortak hizmet protokolünün getirdiği yükümlülüklerin ifası niteliğinde tamamlayıcı bir işlemdir. Dolayısıyla meclis kararında ve ortak hizmet protokolünde imzası bulunmayan Genel Sekreter Yardımcısı ...’ın uyuşmazlık konusu olayda sorumluluğu bulunmamaktadır.” gerekçesi ile hakkında tazmin hükmü verilmediğini, aynı şekilde bürokrat olarak Belediye Meclisi kararı ile tarafına verilen yükümlülük ve görevin gereği olarak protokol tarafından imzalandığından kararın bu nedenle de bozulması gerektiği görüşüyle temyiz yoluna başvurduğunu Kurulumuza bildirmiştir.

Aynı ilam maddesi ile ilgili olarak (Meclis Kararı Üzerinde İmzası Bulunan) Diğer Sorumlu sıfatıyla temyiz talep eden Eski Büyükşehir Belediyesi Meclis Üyesi …, kendi gündem sırasında görüşülen dosyasındaki temyiz dilekçesinde farklı olarak özetle; 5018 sayılı Kanunun 71 inci maddesinde belirtildiği üzere kamu zararının doğmasından kamu görevlileri kasıt, kusur veya en azından ihmalleri bulunmak kaydıyla sorumlu tutulduklarını, kasıt, kusur veya ihmal davranışlarının asli görevlerin yürütülmesinde ortaya çıkabilecek olan insan doğasından gelen hatalı davranışlar olduğunu, belediye meclis üyelerinin asli görevlerinin kendi meslek yaşantıları olduğunun bilinmekte olduğunu, asli görevleri bulundukları kurul olmayan bu üyelerin kamu görevlisi sayılmasının mümkün olmadığını, zira böyle bir yorum yürütülürse; örneğin Avukatlık Kanununa göre kamu hizmeti gördüğü belirtilen avukatların da kamu görevlisi sayılacağını, benzer şekilde Danıştay 1. Dairesinin 19.12.1996 tarihli 1996/131 E. 1996/242 K. Sayılı Kararında belediye meclis üyelerinin kamu görevlisi sayılmasına olanak bulunmadığını “... belediye meclis ve encümeninin seçilmiş üyeleri ile il genel meclisi ve daimi encümeninin seçilmiş üyelerinin, seçimle ve belirli bir süre için kamu hizmetine katıldıkları, genelde kurul halinde çalıştıkları, kurulun dışında resmi sıfat ve statüleri bulunmayıp kendi iş ve meslek statülerini korudukları; geçici ve gönüllü köy korucuları ile geçici işçiler ve öğretmenlerin ise, kamu hizmetlerine geçici ve arızi olarak katıldıkları için kamu görevlisi sayılmasına olanak bulunmamaktadır.” ifadeleriyle belirttiğini, Anayasa Mahkemesi tarafından da bu yaklaşımı;

“Onursal ajan kategorisine giren il genel meclisi üyeleri, hizmet kadrosuna sürekli biçimde girmiş ve onunla kaynaşmış olmadıkları, kamu hizmetlerine geçici ve arızî olarak katıldıkları, örgüt içinde ve aralarında hiyerarşi bağı bulunmadığı, üstlendikleri kamu hizmetleri dışındaki varlıklarını, iş ve meslek statüsündeki yerlerini korudukları, kamu hizmetlerinin gerektirdiği alan ve ölçülerde uzmanlaşmadıkları için memur ya da kamu görevlisi sayılmaları olanağı yoktur.

İl genel meclisi üyelerinin de, görevleri sırasında ve görevlerinden dolayı işledikleri suçları bakımından Türk Ceza Kanunu uygulamasında memur durumunda sayılmaları, ellerinde kamu gücünü ve diğer araçları bulundurmaları nedeniyle ayrı bir korumaya tabi tutulma gereksinimine dayanmaktadır. Ceza hukukuna özgü bu nedenler, onların idare hukuku ilkelerine göre de memur ya da kamu görevlisi olarak kabulüne yeterli değildir. (AYM, E.1987/18, K.1988/23, 22/06/1988)”

İfadeleriyle devam ettirdiğini, görüldüğü üzere belediye meclis üyelerinin kamu görevlisi dahi sayılmaları mümkün değilken ve 5018 sayılı Kanunun ilgili maddesinde kamu görevlisi suçun faili olarak belirtilmişken söz konusu üyelerin sorumlu olduğu sonucuna varmanın hukuken mümkün olmadığını, Sayıştay tarafından ihmal edilen bir diğer hususun ise şöyledir ki; şahsının Belediye ile bağının istifa ettiği ... tarihiyle kalmadığını, yargılamada bu hususun da yeterince araştırılmadan karar verilmesinin görevden ayrılmasından 4 sene geçtikten sonra gerçekleştirilen eylemlerden sorumlu tutulması neticesini doğurduğunu, belediye meclisi kararı eğer hukuka aykırıysa belediye başkanının bunu meclise geri gönderme yükümlülüğü bulunduğunu, aynı şekilde valinin de kendisine bildirilen karan hukuka aykırı olarak görürse idari yargıya başvurması gerektiğini, asli görevlere sahip bu iki makamın bahse konu kararda hukuka aykırılık görüp prosedürü işletmemişken tali görev gören meclis üyelerinin sorumlu tutulmasının hakkaniyete aykırı olacağını, yargılamada göz ardı edilen bir diğer hususun da şöyledir ki gerçek zarar hesaplanırken sadece kira bedelleri arasındaki farkı ele almanın gerçek zararı bulmaya elverişli olmadığını, gerçek zarar hesaplanırken belediyenin menfaatlerini de hesaba katmak gerektiğini, binanın bakım giderleri, işletme masrafları, kamu hizmetine tahsis edilen % 10’luk kontenjan vb. unsurların detaylıca araştırılması gerektiğini, eğer bu araştırma yapılırsa Belediyenin zararda değil tam tersine karda olduğunun görüleceğini Kurulumuza iletmiştir.

Aynı ilam maddesi ile ilgili olarak (Meclis Kararı Üzerinde İmzası Bulunan) Diğer Sorumlu sıfatıyla temyiz talep eden Eski Büyükşehir Belediyesi Meclis Üyesi …, … ve … kendi gündem sıralarında görüşülen dosyalarındaki ortak mahiyetteki temyiz dilekçelerinde farklı olarak özetle; yine yapılan denetimlerde mevcut mevzuat hükümlerine aykırılık yönünden denetim yapılırken kanun hükümlerinde kanun koyucu tarafından belirlenmeyen sınırların denetim yolu ile sınırlandırılmasının ise hukuki bir yöntem olmadığını, taraflarına gönderilen kamu zararı listesinde, yapılan ödemeler ve işlemlerin ... tarihinden başlayıp ... tarihleri arasında yapılan ödeme ve işlemleri kapsadığını, kamu zararının bu tarihler arasında doğduğunu, kendi görevlerinin ise ... tarihinde sona erdiğini ve bu tarihten sonra Meclis üyeliklerinin ve sorumluluklarının kalktığını, bu sebeple yapılan bu işlemlerin hukuka ve kanuna aykırı olup haklarındaki tazmin isteminin reddinin gerektiğini, Daire kararında bu hususun dikkate alınmadığını, kararın bu nedenle de bozulması gerektiğini Kurulumuza arz etmişlerdir.

Aynı ilam maddesi ile ilgili olarak (Ödeme Emri Belgesi Üzerinde İmzası Bulunan) Harcama Yetkilisi sıfatıyla temyiz talep eden Emlak İstimlak Daire Başkanı …, kendi gündem sırasında görüşülen dosyasındaki temyiz dilekçesinde farklı olarak özetle; kendisinin Emlak İstimlak Daire Başkanı olarak görev yapan bir bürokrat olduğunu, Büyükşehir Belediye Başkanı tarafından Meclis gündemine alınan ortak hizmet protokolü hakkında Büyükşehir Belediye Meclisinin bir karar aldığını ve Emlak İstimlak Daire Başkanlığı olarak kararın gereğinin Daire Başkanlıklarınca yerine getirildiğini, bu protokolün kanuna aykırılığı konusunda üst makamları yazılı olarak uyarmak gibi bir görevi bulunmadığı gibi bir an için protokollerin kanunlara aykırı olduğu varsayıldığında da sorumluluğun bu kararı alan Belediye organı olan Belediye Meclisine ait olması gerektiğini, Belediye Meclisi tarafından alınan bir kararın gereğini yerine getirmemek gibi bir yetkisi bulunmadığından kamu zararı iddiasıyla sorumlu tutulmasının da hukuka uygun olmadığını, kararın bu nedenle de bozulması gerektiği görüşüyle temyiz yoluna başvurduğunu Kurulumuza bildirmiştir.

(Sorumlulardan …, ..., …, …, …, … ve … hariç diğer tüm sorumlular için geçerli) Başsavcılık mütalaasında özetle; dilekçede sorguya verilen cevaplar benzer ifadelerle tekrar edilerek, ... Büyükşehir Belediyesi'nin kiracısı olduğu taşınmazı düzenlenen protokollerle … ile …nın kullanımına bırakılması işleminin kamu zararı oluşturmadığı, ayrıca yurt işletmesi için gerekli demirbaşlar ile elektrik, su,, ısınma, iletişim gibi işletme masraflarının Vakıflarca karşılanacağı ile yurt kapasitesinin % 10’u oranında ihtiyaç sahibi, şehit-gazi yakını öğrencinin ücretsiz barındırılması konusunun Daire Kararında dikkate alınmadığı hususlarının ileri sürüldüğü ve bu meyanda tazmin hükmünün kaldırılmasının talep edildiği ifade edildikten sonra; İlamda da belirtildiği üzere; her ne kadar belediyelerin dernek ve vakıflarla ortak hizmet projeleri gerçekleştirebilmesi 5393 sayılı Belediye Kanununun 75 inci maddesinde düzenlenmiş olsa da; ortak hizmet projesinin ne olduğu, hangi faaliyetlerin ortak hizmet projesi kapsamında değerlendirilebileceği ve ortak hizmet projelerinin hangi usullerde gerçekleştirebileceğinin herhangi bir mevzuat içeriğinde yer almadığı, ancak, mevzuatta ortak hizmet projesinin ayrıntılı olarak düzenlenmemesi, her türlü konunun ortak hizmet projesi kapsamına girebileceği anlamına gelmediği, Belediye Kanununun 75 inci maddesinde belediyenin yetki ve görevleri çerçevesinde dernek ve vakıflarla ortak hizmet projesi düzenlenebileceğinin hüküm altına alındığı, Belediye Kanununun 14 üncü maddesinde belediyenin görev ve sorumluluk alanının mahalli müşterek nitelikte olmak kaydıyla tek tek sayılarak belirlendiği, 5393 sayılı Belediye Kanununun 14 üncü maddesine göre belediyelerin orta ve yükseköğrenim öğrenci yurtları hizmetlerini yapabilecekleri veya yaptırabilecekleri, ilama konu Büyükşehir Belediyesinin söz konusu öğrenci yurtlarını kendi adına işletmiş veya işlettirmiş olsaydı, kuşkusuz anılan Kanunun 14 üncü maddesi kapsamında belediye görevini yasal düzenlemelere uygun olarak yerine getirmiş olacağı, ancak, söz konusu Büyükşehir Belediyesinin bina kiralayıp, vakıf adına öğrenci yurdu olarak işletilmek üzere vakıflara kullandırtmasının, 5393 sayılı Kanunun 14 üncü maddesi kapsamında değerlendirilemeyeceği, üstelik yurtların, belediye tarafından veya belediye adına işletilmediği, İdarenin binayı kiralayıp, kendisinin kiracı olduğu bu binaları öğrenci yurdu olarak işletmek üzere vâkıflara tahsis etmesinin, yasal düzenlemelerde belediyelere tanınmamış bir yetki kullanımına yol açtığı, diğer taraftan, 5393 sayılı Kanun'da belediyelerin mahalli ve müşterek nitelikte olmak kaydıyla orta ve yükseköğrenim öğrenci yurtları yapabileceğinin hüküm altına alındığı, ancak, vakıf veya dernekler adına faaliyetlerini ve işlemlerini yürüten bir yükseköğrenim öğrenci yurduna, idarenin kiracı olduğu bir taşınmazın kullanımının bırakılmasının, bu hüküm kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, ayrıca yurt işletmesi için gerekli demirbaş ve işletme masraflarının ve elektrik, su, ısınma, iletişim vb. giderlerin protokolün karşı tarafı olan vakıflarca karşılanıyor olmasının da bu işleme meşruiyet kazandırmayacağı, dolayısıyla, ilama konu Büyükşehir Belediyesi'nin bina kiralayıp bunları öğrenci yurdu olarak işletilmek üzere adı geçen vakıflara vermesi kamu zararı oluşturduğundan talebin reddedilerek, Daire Kararının tasdikine karar verilmesinin uygun olacağı mütalaa olunmuştur.

(Sorumlu …’in temyiz dilekçesi için geçerli) Başsavcılık mütalaasında özetle; dilekçede; kendisince ...tarihinde Meclis gündemine getirilen … ile öğrenci yurdu için ortak proje yapılması konusundaki teklifin Meclis Komisyonlarındaki görüşmelerinde, teklifin mevzuata uygun olmadığı gerekçesiyle kabul edilmemesi için aleyhteki görüşlerini ve ret oyu verilmesi gerektiğini belirttiği, bu durumun komisyon çalışmalarındaki tutanaklardan da belli olacağı hususlarının ileri sürüldüğü ve bu meyanda sorumluluğunun kaldırılması yada kararın bozulmasının talep edildiği ifade edildikten sonra; Belediyenin kiraladığı taşınmazları … (…) ile ... (…) arasında imzaladığı protokoller ile Vakıfların kullanımına bırakması nedeniyle tazmin hükmü verilmiş olup, Meclis Üyesi …’in ... ile yapılan protokole ilişkin … tarihli ve … sayılı Meclis Kararında red oyu kullandığından … TL’lik kamu zararından sorumlu tutulmadığı, ancak bu karardan 4 ay sonra Meclis gündemine gelen ... ile yapılan protokole ilişkin Meclis Kararında imzası olduğu gerekçesiyle … TL tutarındaki kamu zararından sorumlu tutulduğu, ilgilinin, dilekçesi ekinde yer alan Denetim Komisyonu raporundaki ... ve ... ile yapılan ortak projelerin, 5393 sayılı Kanunun 60 ıncı maddesine aykırı olduğu yönündeki düşünceleri ve dilekçesinde belirtmiş olduğu diğer açıklamaların, ... için kabul oyu verdiğine yönelik tutanağın Yazı İşleri Daire Başkanlığındaki sekretarya hatasından kaynaklandığı yolundaki … yılı ilamına ilişkin temyiz başvurusundaki iddiasını destekler mahiyette olduğunun değerlendirildiği, bu nedenle talebin kabul edilerek, ilgilinin sorumlular arasından çıkarılmasına karar verilmesinin uygun olacağı mütalaa olunmuştur.

(Sorumlu ...’ın temyiz dilekçesi için geçerli) Başsavcılık mütalaasında özetle; dilekçede sorguya verilen cevaplar benzer ifadelerle tekrar edilerek; Belediyenin kiracısı olduğu taşınmazı düzenlenen protokollerle … ile …nın kullanımına bırakılması işleminin kamu zararı oluşturmadığı, ayrıca Belediye Meclisi tarafından alınan bir kararın gereğini yerine getirmemek gibi bir yetkisinin olmaması nedeniyle Genel Sekreter Yardımcısı sıfatıyla imzalamış olduğu protokollerden ötürü sorumlu tutulmasının hukuka uygun olmadığı hususlarının ileri sürüldüğü ve bu meyanda tazmin hükmünün kaldırılmasının talep edildiği ifade edildikten sonra; konunun esası yönünden diğer Başsavcılık mütalaalarındaki gibi kamu zararının oluştuğu; sorumluluk yönünden de; İlamın her iki maddesine ilişkin Meclis kararlarında, … ve … ile Büyükşehir Belediyesi arasında ortak hizmet projesi gerçekleştirmek amacıyla, ... il merkezinde, yurt olarak kullanılmaya uygun bir binanın … ve ... yıl süreyle kiralanması ve anılan Vakıflarla yapılacak ortak hizmet protokolünü imzalamak üzere Belediye adına Genel Sekreter Yardımcısı ...'a yetki verildiği, bu yetkiye istinaden de ... ve ... tarihlerinde söz konusu protokollerin ... tarafından imzalandığı, bu durumda anılan gayrimenkullerin kiralanması ile ilgili temel ve kurucu işlemlerden olan ve Belediyeyi kira sözleşmesi yapma yükümlülüğü altına sokan protokolün, Belediye adına ... tarafından imzalandığı, dolayısıyla ortak hizmet projesine ilişkin protokolü imzalaması nedeniyle oluşan kamu zararından Genel Sekreter Yardımcısı ...'ın da sorumluluğun bulunduğu; bu nedenle talebin reddedilerek, Daire Kararının tasdikine karar verilmesinin uygun olacağı mütalaa olunmuştur.

(Sorumlu …’in temyiz dilekçesi için geçerli) Başsavcılık mütalaasında özetle; dilekçede;

Dilekçede özetle;

- 5018 sayılı Kanunda kamu zararının failinin, kamu görevlileri olarak belirlendiği; Danıştay 1. Dairesinin 19.12.1996 Tarihli, 1996/131 E. 1996/242 sayılı kararına göre belediye meclis üyeleri kamu görevlisi sayılmadığından, meclis üyesi sıfatıyla imzalamış olduğu meclis kararları nedeniyle sorumluluğuna gidilemeyeceği,

- Belediye ile bağının meclis üyeliğinden istifa ettiği ... tarihi itibarıyla kalmadığı, dolayısıyla da bu tarihten dört yıl sonrasında gerçekleştirilen işlemlerden sorumlu tutulmasının hakkaniyete aykırı olduğu,

- ... Büyükşehir Belediyesi'nin kiracısı olduğu taşınmazları Vakıflar ile protokol imzalayarak Vakıfların kullanımına bırakılması işleminin kamu zararı oluşturmadığı,

- Yurt işletmesi için gerekli demirbaşlar ile elektrik, su, ısınma, iletişim gibi işletme masraflarının Vakıflarca karşılanacağı hususu ile yurt kapasitesinin %10 u oranında ihtiyaç sahibi, şehit-gazi yakını öğrencinin ücretsiz olarak barındırılması konusunun Daire kararında dikkate alınmadığı

Hususlarının ileri sürüldüğü ve bu meyanda tazmin hükmünün kaldırılmasının talep edildiği ifade edildikten sonra; konunun esası yönünden diğer Başsavcılık mütalaalarındaki gibi kamu zararının oluştuğu; sorumluluk yönünden de; Parlamento adına denetim ve yargılama fonksiyonu ifa eden Sayıştay'ın en temel görevinin, kamu kaynaklarının verimli ve hukuka uygun bir şekilde elde edilmesi ve kullanılmasının sağlanması olduğu, bu amacı gerçekleştirmek üzere kamu mali yönetiminde sorumluların, sorumlulukları ve bu sorumlulukların yerine getirilmemesi halinde uygulanacak müeyyidelerin düzenlendiği, 1050 sayılı mülga Muhasebe-i Umumiye Kanununda kural olarak kusursuz sorumluluk benimsenmişken, 5018 sayılı Kanunla kusurlu sorumluluk ilkesinin kabul edildiği, 1050 sayılı Muhasebe-i Umumiye Kanunu ile tahakkuk memuru ve saymanların mali yönden kusursuz sorumlu olarak kabul edildikleri, 5018 sayılı Kanunun ise kusur sorumluluğu ilkesini kabul ettiği ve herkesin kusuru oranında kamu zararından sorumlu tutulması gerektiğini düzenlediği, 5018 sayılı Kanunun 8 inci maddesinde de vurgulandığı üzere her türlü kamu kaynağının elde edilmesi ve kullanılmasında görevli ve yetkili olanlar belirtilen görevlerin yerine getirilmesinden sorumlu ve hesap vermek zorunda oldukları, 5393 sayılı Belediye Kanununun 17 nci maddesinde belediye meclisinin, belediyenin karar organı olduğu ve ilgili kanunda gösterilen esas ve usullere göre seçilmiş üyelerden oluşacağının belirtildiği, anılan Kanunun “Meclisin görev ve yetkileri” başlıklı 18 inci maddesinde sayılan görevlerin de, kamu hizmeti olup bu görevin yürütülmesi sırasında ortaya çıkan kamu zararından, Meclis Kararında imzası bulunan Meclis üyelerinin kamu görevlisi sıfatıyla sorumlu olacaklarının değerlendirildiği, bahse konu Danıştay 1. Dairesinin Kararının, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'na 4131 sayılı Kanunla eklenen Ek 1 inci maddesinde yer alan “kamu görevlisi” kavramına açıklık getirmekte olup, mali sorumluluk içeren Sayıştay yargılamasına konu edilecek sorumluların belirlenmesinde esas alınamayacağının düşünüldüğü, diğer taraftan, dilekçede her ne kadar ... tarihi itibarıyla Meclis üyeliğinden istifa ettiği için Belediye ile bağının kalmadığı, dolayısıyla da bu tarihten dört yıl sonrasında gerçekleştirilen işlemlerden sorumlu tutulmaması gerektiği ileri sürülmekte ise de; ortak hizmet projesi gerçekleştirmek amacıyla yurt olarak kullanılmak üzere taşınmaz kiralanmasına onay veren Belediye Meclisinin … tarihli/… sayılı ve … tarihli/… sayılı Kararlarında imzasının bulunması nedeniyle ilgilinin sorumluluğa ilişkin itirazının yerinde olmadığı mütalaa olunmuştur.

(Sorumlular …, … ve …’ın ortak mahiyetteki temyiz dilekçeleri için geçerli) Başsavcılık mütalaasında özetle; dilekçede sorguya verilen cevaplar benzer ifadelerle tekrar edilerek; Büyükşehir Belediyesi'nin kiracısı olduğu taşınmazları Vakıflar ile protokol imzalayarak Vakıfların kullanımına bırakılması işleminin kamu zararı oluşturmadığı, protokollerde yer alan yurt işletmesi için gerekli demirbaşlar ile elektrik, su, ısınma, iletişim gibi işletme masraflarının Vakıflarca karşılanacağı hususu ile yurt kapasitesinin % 10’u oranında ihtiyaç sahibi, şehit-gazi yakını öğrencinin ücretsiz olarak barındırılması konusunun Daire kararında dikkate alınmadığı, ayrıca kamu zararının ...-... tarihleri arasında yapılan ödemelerden kaynaklandığı, oysa şahsının Meclis üyeliği görevinin daha önceki bir tarih olan ...’da sona ermiş olması nedeniyle sorumluluğunun bulunmadığı hususlarının ileri sürüldüğü ve bu meyanda tazmin hükmünün kaldırılmasının talep edildiği ifade edildikten sonra; konunun esası yönünden diğer Başsavcılık mütalaalarındaki gibi kamu zararının oluştuğu; sorumluluk yönünden de; diğer taraftan, 5018 sayılı Kanunun 31 inci maddesinde yer alan; “Kanunların verdiği yetkiye istinaden yönetim kurulu, icra komitesi, komisyon ve benzeri kurul veya komite kararıyla yapılan harcamalarda, harcama yetkisinden doğan sorumluluk kurul, komite veya komisyona ait olur.” hükmü gereği, ortak hizmet projesi gerçekleştirmek amacıyla yurt olarak kullanılmak üzere taşınmaz kiralanmasına Belediye Meclisi kararı ile onay verildiğinden; yukarıda adı geçen Meclis üyelerinin de … tarihli/… sayılı ve … tarihli/… sayılı Meclis Kararlarında imzası bulunması nedeniyle sorumluluğa ilişkin itirazının yerinde olmadığı; bu nedenlerle talebin reddedilerek, Daire Kararının tasdikine karar verilmesinin uygun olacağı mütalaa olunmuştur.

(Sorumlu …’un temyiz dilekçesi için geçerli) Başsavcılık mütalaasında özetle; dilekçede sorguya verilen cevaplar benzer ifadelerle tekrar edilerek;

- ... Büyükşehir Belediyesi'nin kiracısı olduğu taşınmazları Vakıflar ile protokol imzalayarak Vakıfların kullanımına bırakılması işleminin kamu zararı oluşturmadığı,

- Yurt işletmesi için gerekli demirbaşlar ile elektrik, su, ısınma, iletişim gibi işletme masraflarının Vakıflarca karşılanacağı hususu ile yurt kapasitesinin %10 u oranında ihtiyaç sahibi, şehit-gazi yakını öğrencinin ücretsiz olarak barındırılması konusunun Daire kararında dikkate alınmadığı,

- Büyükşehir Belediye Meclisinin almış olduğu kararın gereğini yerine getirmemek gibi bir yetkisinin bulunmaması nedeniyle iddia olunan kamu zararından sorumlu tutulmasının hukuka uygun olmadığı

Hususlarının ileri sürüldüğü ve bu meyanda tazmin hükmünün kaldırılmasının talep edildiği ifade edildikten sonra; konunun esası yönünden diğer Başsavcılık mütalaalarındaki gibi kamu zararının oluştuğu; sorumluluk yönünden de; ödeme emri belgesinde Harcama Yetkilisi sıfatıyla imzası bulunan …'un oluşan kamu zararından dolayı sorumluluğunun bulunmadığı yönünde olduğu, şöyle ki; harcama yetkilisinin yasal sorumluluk ve yükümlülüklerinin 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun 32 nci maddesinde düzenlendiği, anılan Kanunun “Harcama Talimatı ve Sorumluluk” başlıklı 32 nci maddesinde; “Bütçelerden harcama yapılabilmesi, harcama yetkilisinin harcama talimatı vermesiyle mümkündür. Harcama talimatlarında hizmet gerekçesi, yapılacak işin konusu ve tutarı, süresi, kullanılabilir ödeneği, gerçekleştirme usulü ile gerçekleştirmeyle görevli olanlara ilişkin bilgiler yer alır. Harcama yetkilileri, harcama talimatlarının bütçe ilke ve esaslarına, kanun, tüzük ve yönetmelikler ile diğer mevzuata uygun olmasından, Ödeneklerin etkili, ekonomik ve verimli kullanılmasından ve bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken diğer işlemlerden sorumludur.” hükümlerine yer verildiği, bu bağlamda, somut olayda Harcama Yetkilisinin sorumluluğunun, ödeme emrine konu olan taşınmaz kirasının, Büyükşehir Belediye Meclisinin almış olduğu karar ile bu karara göre düzenlenen protokole göre ödenmesini sağlamak olduğu, Mahalli İdareler Harcama Belgeleri Yönetmeliğinde her ne kadar harcama talimatının tanım ve örneğine yer verilmiş olsa da; Büyükşehir Belediye Meclisinin kararı ve karara dayanılarak düzenlenen protokolün harcama talimatı yerine geçtiği, bu nedenle anılan belgelerin düzenlenmesinde herhangi bir müdahili olmayan ve imzası bulunmayan ilgilinin sorumluluğunun bulunmadığı, her ne kadar ödeme emrini Harcama Yetkilisi sıfatıyla imzalamış olsa da; buradaki fonksiyonunun Meclis kararı ve protokol ile taahhüt altına girilmiş olan kira bedellerinin ilgilisine ödenmesi talimatı vermekten öteye geçmediğinin değerlendirildiği; bu nedenle tazmin hükmünün bozularak, sorumlulukların yeniden belirlenmesini teminen dosyanın Daireye gönderilmesine karar verilmesinin uygun olacağı mütalaa olunmuştur.

Aynı ilam maddesi ile ilgili olarak kendi gündem sırasında görüşülen dosyayla duruşma talebinde bulunan sorumlu … adına Av. … tarafından yetkili kılınan Av. … ile Sayıştay Savcısının sözlü açıklamalarının dinlenmesinden ve dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra,

GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:

5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanununun büyükşehir belediyesinin görev, yetki ve sorumlulukları başlıklı 7 inci maddesinin (v) bendinde; “Sağlık merkezleri, hastaneler, gezici sağlık üniteleri ile yetişkinler, yaşlılar, engelliler, kadınlar, gençler ve çocuklara yönelik her türlü sosyal ve kültürel hizmetleri yürütmek, geliştirmek ve bu amaçla sosyal tesisler kurmak, meslek ve beceri kazandırma kursları açmak, işletmek veya işlettirmek, bu hizmetleri yürütürken üniversiteler, yüksek okullar, meslek liseleri, kamu kuruluşları ve sivil toplum örgütleri ile işbirliği yapmak.” büyükşehir belediyelerinin görev ve yetkileri arasında sayılmıştır.

5393 sayılı Belediye Kanununun “Belediyenin Görev ve Sorumlulukları” başlıklı 14 üncü maddesinde:

“Belediye, mahallî müşterek nitelikte olmak şartıyla;

a) İmar, su ve kanalizasyon, ulaşım gibi kentsel alt yapı; coğrafî ve kent bilgi sistemleri; çevre ve çevre sağlığı, temizlik ve katı atık; zabıta, itfaiye, acil yardım, kurtarma ve ambulans; şehir içi trafik; defin ve mezarlıklar; ağaçlandırma, park ve yeşil alanlar; konut; kültür ve sanat, turizm ve tanıtım, gençlik ve spor orta ve yüksek öğrenim öğrenci yurtları (Bu Kanunun 75’inci maddesinin son fıkrası, belediyeler, il özel idareleri, bağlı kuruluşları ve bunların üyesi oldukları birlikler ile ortağı oldukları Sayıştay denetimine tabi şirketler tarafından, orta ve yüksek öğrenim öğrenci yurtları ile Devlete ait her derecedeki okul binalarının yapım, bakım ve onarımı ile tefrişinde uygulanmaz.); sosyal hizmet ve yardım, nikâh, meslek ve beceri kazandırma; ekonomi ve ticaretin geliştirilmesi hizmetlerini yapar veya yaptırır.

…”

Hükmü yer almakta iken “Belediyenin yetkileri ve imtiyazları” başlıklı 15 inci maddesinde:

“Belediyenin yetkileri ve imtiyazları şunlardır

a) Belde sakinlerinin mahallî müşterek nitelikteki ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla her türlü faaliyet ve girişimde bulunmak.



h) Mahallî müşterek nitelikteki hizmetlerin yerine getirilmesi amacıyla, belediye ve mücavir alan sınırları içerisinde taşınmaz almak, kamulaştırmak, satmak, kiralamak veya kiraya vermek, trampa etmek, tahsis etmek, bunlar üzerinde sınırlı aynî hak tesis etmek.

…”

Hükmü bulunmaktadır.

Aynı Kanunun “Diğer Kuruluşlarla İlişkiler” başlıklı 75 inci maddesinde:

“Belediye, belediye meclisinin kararı üzerine yapacağı anlaşmaya uygun olarak görev ve sorumluluk alanlarına giren konularda;



c) Kamu Kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, kamu yararına çalışan dernekler, Cumhurbaşkanınca vergi muafiyeti tanınmış vakıflar ve 7/6/2005 tarihli ve 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu kapsamına giren meslek odaları ile ortak hizmet projeleri gerçekleştirebilir. Diğer dernek ve vakıflar ile gerçekleştirilecek ortak hizmet projeleri için mahallin en büyük mülki idare amirinin izninin alınması gerekir.

d) Kendilerine ait taşınmazları, aslî görev ve hizmetlerinde kullanılmak üzere bedelli veya bedelsiz olarak mahallî idareler ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarına devredebilir veya süresi yirmi beş yılı geçmemek üzere tahsis edebilir. Bu taşınmazlar aynı kuruluşlara kiraya da verilebilir. Bu taşınmazların, tahsis amacı dışında kullanılması hâlinde, tahsis işlemi iptal edilir. Tahsis süresi sonunda, aynı esaslara göre yeniden tahsis mümkündür. Kamu kurum ve kuruluşlarına belediyeler, bağlı kuruluşları ve belediye şirketlerince devir veya tahsis edilen taşınmazlar, kamu konutu ve sosyal tesis olarak kullanılamaz.

…”

Denilmektedir.

Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerine göre, belediyeler, devlete ait her derecedeki okul binaları ve yükseköğrenim öğrenci yurtları yapabilir veya yaptırabilir; ayrıca belediyeler, belediye meclisinin kararı üzerine yapacağı anlaşmaya uygun olarak görev ve sorumluluk alanlarına giren konularda kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, kamu yararına çalışan dernekler, vergi muafiyeti tanınmış vakıflar ve 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu kapsamına giren meslek odaları ile ortak hizmet projeleri gerçekleştirebilir; kendilerine ait olmak kaydıyla taşınmazları, aslî görev ve hizmetlerinde kullanılmak üzere bedelli veya bedelsiz olarak mahallî idareler ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarına devredebilir veya süresi yirmi beş yılı geçmemek üzere tahsis edebilir.

Temyize konu Daire Kararına ilişkin ödeme emri ve eki belgeler incelendiğinde; ... Büyükşehir Belediyesi Meclisi’nin … tarihli ve … sayılı Kararında, Belediye tarafından ... il merkezinde yurt olarak kullanılmaya elverişli bir binanın ... yıl süre ile kiralanması ve kiralanan bu binanın … (…) ile Belediye arasında yapılacak Ortak Hizmet Projesi gereğince, söz konusu Vakfın yurt olarak kullanımına verilmesinin kararlaştırıldığı tespit edilmiştir. Bu Karar üzerine, Belediye ... tarihinde yurt olarak kullanılacak “…” adresinde bulunan binayı yıllık olarak KDV hariç … TL (1. yıl sözleşmede belirlenen aylık kira bedeli üzerinden, diğer yıllarda ise artışın yapılacağı Ekim ayında TÜİK tarafından açıklanan ÜFE’nin bir önceki yılın Ekim ayına göre (12 aylık) değişim oranı kadar artırılmak sureti ile belirleneceği kira sözleşmesi hususi şartlarında belirtilmiştir.) karşılığında ... yıl süreyle kiralamıştır. ... tarihinde düzenlenen “... Büyükşehir Belediyesi ile … (…) Arasında Düzenlenen İşbirliği Protokolü”nde yurt olarak ... tarafından kullanılmak üzere kiralanan binanın kira bedelinin ve KDV’sinin % 50’sinin Belediye tarafından, % 50’sinin de Vakıf tarafından karşılanacağı hüküm altına alınmıştır. ... yılı itibarıyla, kiralanan bu bina için Belediye tarafından toplam … TL (KDV ve Damga vergisi dâhil) kira bedeli ödenmiş olup, ödenen tutarın … TL’sinin anılan Vakıftan tahsil edildiği görülmüştür.

Sorgu ve sonrasında düzenlenen ilam maddesinde tazmin hükmü, Belediyece yurt binası kiralanarak işletmeciliğinin söz konusu Vakfa devredilmesinin ortak proje olarak değerlendirilemeyeceği temel gerekçesi üzerine kurulmuşsa da; ortak proje kavramının sınırları mevzuatta açık bir şekilde belirtilmemiş olmakla birlikte, ortak projenin de kanunlar ile belediyeye verilen görev kapsamında olması gerektiği açıktır.

Bu bağlamda, Belediye Kanununun 14 üncü maddesi ile öğrenci yurtları hizmetini yapmak veya yaptırmak belediyelerin görevleri arasında sayıldığından ve Kredi Yurtlar Kurumuna ait yurtların ihtiyacı karşılamakta yetersiz olduğundan; 5393 sayılı Kanunun 15 inci maddesinin (h) fıkrasındaki; “Mahalli müşterek nitelikteki hizmetlerin yerine getirilmesi amacıyla, belediye ve mücavir alan sınırları içerisinde taşınmaz almak, kamulaştırmak, satmak, kiralamak veya kiraya vermek, trampa etmek, tahsis etmek, bunlar üzerinde sınırlı ayni hak tesis etmek.” hükmü kapsamında belediyelere tanınan yetki ve öğrencilerin yurt ihtiyacına yönelik hizmet verme görevi kapsamında yukarıda adı geçen Vakıflarla Belediye arasında, yine yukarıda tarih ve sayıları verilen Meclis Kararları doğrultusunda ortak hizmet projesi düzenlenerek tazmine konu yurt kiralanmıştır.

Temyiz dilekçelerinden de anlaşılacağı üzere, Belediyenin öğrenci yurdu olarak kullanılabilecek bir binası bulunmamaktadır. Zaten mevcut bir binanın tahsisi söz konusu olmayıp, kiralama vasıtasıyla ortak hizmet projesi gerçekleştirilmiştir. Ortak hizmet projesi düzenlendiği bir durumda da, söz konusu yurdun Belediye tarafından veya Belediye adına işletilmesi ile Belediyenin bu yurdu kiralayıp, Vakıfların kullanımına bırakması arasında bir fark bulunmamaktadır.

Diğer yandan, söz konusu Vakıf ticari işletme de değildir. Dolayısıyla kar amacı gütmeksizin öğrencilere uygun koşul ve bedellerle yurt hizmeti sunmaktadır. ..., Maliye Bakanlığının … tarihli ve … sayılı Vergi Muafiyeti Statüsüne Uygunluk yazısı üzerine Bakanlar Kurulunun … tarihli ve … sayılı Kararı ile “vergi muafiyeti statüsü” kazanmış bir vakıftır. Bu haliyle de mülki amir izni gerekmeksizin belediyelerin ortak proje gerçekleştirebilecekleri vakıflardandır.

Kaldı ki, yurt işletmesi için gerekli demirbaşlar, işletme masrafları ile elektrik, su, ısınma, iletişim vb. giderler protokolün karşı tarafı olan Vakıfça karşılanmıştır. Ayrıca ... ile imzalanan protokole göre kira bedelinin % 50’si de Vakıf tarafından ödenmiştir.

Tüm bu açıklamalar çerçevesinde, yukarıda bahsi geçen protokol hükümlerinden; anılan Vakfın da ortak hizmet projesi kapsamında yüklenim altına girdiği ve Belediyenin bu protokolle fakir ve ihtiyaç sahibi başarılı öğrencilerin barınma ihtiyacını karşıladığı yurt kiralama işlemlinde kamu zararı oluşmadığı anlaşıldığından; sorumlu iddia ve itirazlarının kabul edilerek 130 sayılı İlamın 2. maddesiyle verilen … TL’nin tazminine ilişkin hükmün 6085 sayılı Sayıştay Kanununun 55 inci maddesinin 7 nci fıkrası uyarınca BOZULMASINA ve yukarıda belirtilen hususların tekrar değerlendirilmesini teminen yeni hüküm tesisi için dosyanın hükmü veren DAİREYE GÖNDERİLMESİNE, (…. Daire Başkanı … ve …. Daire Başkanı … ile Üye …, Üye … ve Üye …’in aşağıda yazılı azınlık görüşlerine karşı) oy çokluğuyla,

Karar verildiği 11.10.2023 tarih ve 55893 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.

Karşı oy gerekçesi/Azınlık görüşü

…. Daire Başkanı … ile Üye …, Üye … ve Üye …:

130 sayılı İlamın 2. maddesiyle; Belediyenin kiraladığı taşınmazları öğrenci yurdu olarak işletmek üzere vakıf ile protokol imzalamak suretiyle vakfın kullanımına bırakması ve bu taşınmazın kira bedelinin % 50’sinin belediye bütçesinden ödenmesi nedeniyle oluşan … TL kamu zararının tazminine ilişkin hüküm tesis edilmiştir.

Temyize konu Daire Kararına ilişkin ödeme emri ve eki belgeler incelendiğinde;

Konunun esası yönünden;

- ... Büyükşehir Belediyesi Meclisi’nin … tarihli ve … sayılı Kararında, Belediye tarafından ... il merkezinde yurt olarak kullanılmaya elverişli bir binanın ... yıl süre ile kiralanması ve kiralanan bu binanın ... (...) ile Belediye arasında yapılacak Ortak Hizmet Projesi gereğince, söz konusu Vakfın yurt olarak kullanımına verilmesinin kararlaştırıldığı tespit edilmiştir. Bu Karar üzerine, Belediye ... tarihinde yurt olarak kullanılacak “…” adresinde bulunan binayı yıllık olarak KDV hariç … TL (1. yıl sözleşmede belirlenen aylık kira bedeli üzerinden, diğer yıllarda ise artışın yapılacağı Ekim ayında TÜİK tarafından açıklanan ÜFE’nin bir önceki yılın Ekim ayına göre (12 aylık) değişim oranı kadar artırılmak sureti ile belirleneceği kira sözleşmesi hususi şartlarında belirtilmiştir.) karşılığında ... yıl süreyle kiralamıştır. ... tarihinde düzenlenen “... Büyükşehir Belediyesi ile ... (...) Arasında Düzenlenen İşbirliği Protokolü’nde yurt olarak ... tarafından kullanılmak üzere kiralanan binanın kira bedelinin ve KDV’sinin % 50’sinin Belediye tarafından, % 50’sinin de Vakıf tarafından karşılanacağı hüküm altına alınmıştır. ... yılı itibarıyla, kiralanan bu bina için Belediye tarafından toplam … TL (KDV ve Damga vergisi dâhil) kira bedeli ödenmiş olup, ödenen tutarın … TL’sinin anılan Vakıftan tahsil edildiği görülmüştür.

Konunun esasına geçmeden önce ve daha iyi anlaşılabilmesi için, idare hukukunda yetkilerin ortak özelliklerinden bahsedilmesi yararlı olacaktır.

a) İdare hukukunda yetkiler, Anayasa ve Kanunlardan kaynaklanır. İdari organların yetkileri kendinden menkul değildir.

b) İdare hukukunda yetkiler, verilmiş yetkilerdir. İdareler kendiliğinden yetkili olmayıp kural olarak yetkisizdirler.

c) İdare hukukunda yetkiler, istisnai niteliktedirler. İdari organlar, kendiliklerinden bir yetkiye sahip olmadıklarından, idarelerin yetkileri verilmiş yetkiler olduğundan, yetkisiz olmaları kural, yetkili olmaları ise istisnai niteliktedir.

d) İdare hukukunda yetkiler, istisnai niteliği nedeniyle dar yoruma tabi tutulur. Hukukta istisnai hükümlerin yorumu konusunda dar yorum ilkesi geçerlidir. Bu nedenle idari makamın bir konuda sahip olduğu yetki, o konuya benzer bir konuya kıyasen uygulanamaz. Kısacası idare hukukunda yetki konusunda genişletici yorum ve kıyas yapılamaz.

e) İdare hukukunda yetkiler, kanunun öngördüğü sınırlar çerçevesinde kullanılmalıdır.

f) İdare hukukunda yetkiler, kamu düzenine ilişkindir. Bu sebeple re’sen göz önünde bulundurulurlar.

Konu ile ilgili mevzuat;

5393 sayılı Belediye Kanununun “Belediyenin Görev ve Sorumlulukları” başlıklı 14 üncü maddesinde:

Belediye, mahallî müşterek nitelikte olmak şartıyla;

“a) … orta ve yüksek öğrenim öğrenci yurtları (Bu Kanunun 75’inci maddesinin son fıkrası, belediyeler, il özel idareleri, bağlı kuruluşları ve bunların üyesi oldukları birlikler ile ortağı oldukları Sayıştay denetimine tabi şirketler tarafından, orta ve yüksek öğrenim öğrenci yurtları ile Devlete ait her derecedeki okul binalarının yapım, bakım ve onarımı ile tefrişinde uygulanmaz.); … yapar veya yaptırır.

b) Devlete ait her derecedeki okul binalarının inşaatı ile bakım ve onarımını yapabilir veya yaptırabilir, her türlü araç, gereç ve malzeme ihtiyaçlarını karşılayabilir; sağlıkla ilgili her türlü tesisi açabilir ve işletebilir; …” ve

Aynı Kanunun “Diğer Kuruluşlarla İlişkiler” başlıklı 75 inci maddesinde:

“Belediye, belediye meclisinin kararı üzerine yapacağı anlaşmaya uygun olarak görev ve sorumluluk alanlarına giren konularda;



c) Kamu Kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, kamu yararına çalışan dernekler, Cumhurbaşkanınca vergi muafiyeti tanınmış vakıflar ve 7/6/2005 tarihli ve 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu kapsamına giren meslek odaları ile ortak hizmet projeleri gerçekleştirebilir. Diğer dernek ve vakıflar ile gerçekleştirilecek ortak hizmet projeleri için mahallin en büyük mülki idare amirinin izninin alınması gerekir.

d) Kendilerine ait taşınmazları, aslî görev ve hizmetlerinde kullanılmak üzere bedelli veya bedelsiz olarak mahallî idareler ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarına devredebilir veya süresi yirmi beş yılı geçmemek üzere tahsis edebilir.

…”

Hükümleri yer almaktadır.

Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerine göre belediyeler, ancak orta ve yüksek öğrenim öğrenci yurtları yapar veya yaptırabilirler. Bu kurumlara, sağlıkla ilgili her türlü tesisi açma ve işletme yetkisi verildiği halde, öğrenci yurtlarıyla ilgili olarak yalnızca yapma ve yaptırma yetkisi verilmiştir. Ayrıca, Devlete ait her derecedeki okul binalarının inşaatı ile bakım ve onarımını yapma ve yaptırma yetkisi ile birlikte bu okulların her türlü araç, gereç ve malzeme ihtiyaçlarını karşılama yetkisi verilmekle birlikte, öğrenci yurtlarıyla ilgili olarak araç, gereç ve malzeme ihtiyaçlarını karşılama gibi bir yetki de verilmemiştir. Dolayısıyla Kanunun belediyelere verdiği öğrenci yurdu yapma ve yaptırma yetkisinin, çoğunluk gerekçesinde belirtildiği haliyle yurt işletmeciliğini de yapabilecekleri şeklinde genişletilmesi, yukarıda izah edildiği üzere, idari organların yetkisizliği esas ve yetkileri istisnai olduğundan, bu sebeple yetki kurallarının dar yorumlanması gerektiğinden, mevzuata uygun değildir.

Belediyelerin 5393 sayılı Kanunun 75 inci maddesinde belirlenen kuruluşlarla bu maddede belirlenen usule göre ortak hizmet projeleri yapabilmeleri için, öncelikle söz konusu projeyle gerçekleştirilecek hizmetin, belediyelerin görevlerinden olması gerekmektedir. Yukarıda açıklandığı üzere Kanunun 14 üncü maddesinde öğrenci yurtlarıyla ilgili olarak belediyelere yalnızca yapma ve yaptırma görev/yetkisi verildiğinden, yurt işletmeciliği yetkisi verilmediğinden, yapılan işlem Kanunun 75 inci maddesi kapsamında ortak hizmet projesi olarak da değerlendirilemez.

Yapılan işlem bir taşınmaz tahsis işlemi de değildir. Çünkü taşınmaz tahsis işleminin söz konusu olabilmesi için, Belediyenin mülkiyetindeki taşınmazı aslî görev ve hizmetlerinde kullanılmak üzere süresi yirmi beş yılı geçmemek üzere tahsis etmesi gerekir. İlama konu işlemde, taşınmaz belediyenin mülkiyetinde bulunmadığından ve karşı taraf mahalli idare ve kamu kurum ve kuruluşu olmadığından, yapılan işlemin tahsis olarak değerlendirilmesi de mümkün değildir.

5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununun, Bütçelerden yardım yapılması başlıklı 29 uncu maddesinin birinci fıkrasında:

“Madde 29- Gerçek veya tüzel kişilere kanunda veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesinde dayanağı olmadan kamu kaynağı kullandırılamaz, yardımda bulunulamaz veya menfaat sağlanamaz. Ancak, genel yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin bütçelerinde öngörülmüş olmak kaydıyla; kamu yararı gözetilerek dernek, vakıf, birlik, kurum, kuruluş, sandık ve benzeri teşekküllere yardım yapılabilir.

Bu yardımların yapılması, kullanılması, izlenmesi, denetlenmesi ve kamuoyuna açıklanmasına ilişkin esas ve usuller Cumhurbaşkanı tarafından çıkarılan yönetmelikle belirlenir.”,

5393 sayılı Kanunun 75 inci maddesinin üçüncü fıkrasında:

“(Ek fıkra: 12/11/2012-6360/19 md.) 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununun 29 uncu maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi ile 5253 sayılı Dernekler Kanununun 10 uncu maddesi; belediyeler, il özel idareleri, bağlı kuruluşları ve bunların üyesi oldukları birlikler ile ortağı oldukları Sayıştay denetimine tabi şirketler için uygulanmaz.”

Şeklinde düzenlemeler yapılmıştır.

Yukarıdaki düzenlemelere göre, genel yönetim kapsamındaki kamu idareleri ve bu kapsamda bulunan belediyeler, bütçelerinde öngörülmüş olmak kaydıyla; kamu yararı gözetilerek dernek, vakıf, birlik, kurum, kuruluş, sandık ve benzeri teşekküllere yardım yapabileceklerdir. Ancak, 12/11/2012 tarihli ve 6360 sayılı Kanunun 19 uncu maddesiyle yapılan, 6/12/2012 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren ve 5393 sayılı Kanunun 75 inci maddesine üçüncü fıkra olarak eklenen düzenlemeyle, söz konusu 5018 sayılı Kanunun 29 uncu maddesinin belediyeler için uygulanmayacağı hükme bağlanmıştır. Bu durumda, vakfın öğrenci yurdu olarak işletmesi amacıyla taşınmaz kiralama işlemi yapılması, belediye açısından ilgili vakfa yapılan nakdi yardım mahiyetinde olduğundan, dolaylı olarak bu hükümlerin de ihlal edilmesi anlamındadır ve mevzuata aykırıdır.

Sorumluluk yönünden;

Sorumlulardan Harcama Yetkilisi … savunmasında; Büyükşehir Belediye Meclisinin almış olduğu kararın Emlak ve İstimlak Daire Başkanlığınca yerine getirildiğini, bu protokolün kanuna aykırılığı konusunda üst makamları yazılı olarak uyarmak gibi bir görevinin bulunmadığını, protokollerin kanunlara aykırı olduğu varsayıldığında dahi sorumluluğun Belediye Meclisine ait olduğunu, Belediye Meclisi tarafından alınan kararın gereğini yerine getirmemek gibi bir yetkisi bulunmadığından, kamu zararı iddiasıyla sorumlu tutulmasının da hukuka uygun olmadığını ifade etmiştir. Ancak 5018 sayılı Kanun’un 32 nci maddesi uyarınca, Vakfa yapılan ödemenin Harcama Yetkilisinin talimatıyla gerçekleştiği ve bu ödemenin bütçe ilke ve esaslarına, kanun, tüzük ve yönetmelikler ile diğer mevzuata uygun olmasından, ödeneklerin etkili, ekonomik ve verimli kullanılmasından harcama yetkilisinin sorumlu olduğu dikkate alındığında temyiz dilekçesindeki iddia ve itirazların bu yönüyle kabul edilmesi mümkün değildir.

Sorumlulardan Genel Sekreter Yardımcısı ..., ortak hizmet projesine ilişkin protokolü Belediye Meclisinin verdiği yetki çerçevesinde Belediye Başkanı adına imzaladığını belirterek kişisel sorumluluğu olmadığını belirtmiştir.

Konuyla ilgili … tarihli ve … sayılı ... Büyükşehir Belediye Meclis Kararında ... ile ortak hizmet projesi gerçekleştirmek amacıyla, ... il merkezinde, yurt olarak kullanılmaya uygun bir binanın ... (...) yıl süreyle kiralanması, kira sözleşmesini ve ... ile yapılacak ortak hizmet protokolünü imzalamak üzere Belediye Başkanı adına Genel Sekreter Yardımcısı ...’a yetki verilmiştir. Bu yetkiye istinaden de adı geçen Vakıf ile ... tarihinde söz konusu protokol imzalanmıştır. Protokolü ise Belediye adına ... imzalamış ve protokolün 5. maddesinde de Belediyenin bahsi geçen gayrimenkulü kiralayarak mezkur Vakfın kullanımına vereceği hüküm altına alınmıştır.

Bu durumda anılan gayrimenkulün kiralanması ile ilgili temel ve kurucu işlemlerden olan ve Belediyeyi kira sözleşmesi yapma yükümlülüğü altına sokan protokol, Belediye adına ... tarafından imzalanmıştır. Dolayısıyla, ortak hizmet projesine ilişkin protokolü imzalaması nedeniyle Genel Sekreter Yardımcısı ...’ın uyuşmazlık konusu olayda sorumluluğu bulunmaktadır.

Belediye Meclis üyelerinin mali sorumluluklarına ilişkin olarak ise; 5018 sayılı Kanunun 31 inci maddesinde yer alan; “Kanunların verdiği yetkiye istinaden yönetim kurulu, icra komitesi, komisyon ve benzeri kurul veya komite kararıyla yapılan harcamalarda, harcama yetkisinden doğan sorumluluk kurul, komite veya komisyona ait olur.” hükmü gereği, ortak hizmet projesi gerçekleştirmek amacıyla yurt olarak kullanılmak üzere ... yıl süre ile taşınmaz kiralanmasına Belediye Meclisi kararı ile onay verildiğinden; … tarihli ve … sayılı Belediye Meclisi Kararında imzası bulunan Belediye Meclis üyelerinin yapılan ödemelere ilişkin sorumlulukları bulunmaktadır.

Sorumlulardan Eski Meclis Üyesi … temyiz dilekçesinde; söz konusu kiralama ile ilgili Meclis Kararında oybirliği denildiğini; ancak Meclis Kararına dayanak teşkil eden ... tarihli Plan, Bütçe, Hukuk, Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonları Raporunda red oyu kullandığını, Meclis Kararının hatalı kaleme alındığını, esas olanın Komisyon Raporunda yer alan imza ve oy olduğunu belirtmişse de; adı geçen sorumlunun ...yla ortak hizmet protokolü düzenlenmesine ilişkin … tarihli ve … sayılı Meclis Kararında kabul oyu verdiği için ve Meclis üyelerinin verdiği kararlardan bazılarının yanlış kaleme alınarak sekreterya hatası yapıldığında dair herhangi bir belge tarafımıza arz edilmedi için; anılan Vakfın kullanımına verilen binanın kira ödemelerine ilişkin sorumluluğunun kaldırılmasını gerektiren bir husus mevcut durumda söz konusu değildir.

Yukarıda açıklanan hususlar İlamda da aynen belirtilmiş olmakla beraber; Sayıştay dairelerince gerçekleştirilen hesap yargılaması, hesabı inceleyen denetçinin düzenlemiş olduğu sorgu ve sorguya sorumlular tarafından yapılan savunma çerçevesinde düzenlenen yargılamaya esas rapor esas alınarak yapılmaktadır. Doğal olarak sorumlularca sorguya yapılan savunmada belirtilmeyen bir hususun, Daire yargılaması aşamasında dikkate alınması beklenemez. Nitekim ... Büyükşehir Belediyesi … yılı hesabının denetimi sırasında konuya ilişkin olarak yapılan savunmada sorumlulardan Eski Meclis Üyesi …’çe Meclis üyeliğinden istifa olayı belirtilmediğinden; yargılama aşamasında da sorumluluk dağılımı, mevcut bilgi ve belgelere göre yapılmıştır. Adı geçen sorumlu, temyiz dilekçesi ekinde her ne kadar meclis üyeliğinden istifa ettiğine dair ... tarihli dilekçe örneği yer almakta ise de; bu durumu tevsik eden (ilgilinin Meclis üyeliğinden istifa ettiğine ilişkin) Büyükşehir Belediyesince düzenlenmiş bir belge gönderilmediğinden; temyiz dilekçesindeki bu yöndeki iddia ve itirazların da halihazırda kabulü mümkün değildir. Kaldı ki, tazmine esas Meclis Kararları da istifa tarihinden önce alınmıştır.

Son olarak, sorumlulardan eski Meclis Üyeleri …, … ve …’ın ortak mahiyetteki temyiz dilekçelerinde kendilerinin Meclis üyeliği görevinin daha önceki bir tarih olan ...’da sona ermiş olması nedeniyle kendilerinden sonra yapılan ödemelerden sorumluluklarının bulunmadığı hususu ileri sürülmekte ise de; 5018 sayılı Kanunun 31 inci maddesinde yer alan; “Kanunların verdiği yetkiye istinaden yönetim kurulu, icra komitesi, komisyon ve benzeri kurul veya komite kararıyla yapılan harcamalarda, harcama yetkisinden doğan sorumluluk kurul, komite veya komisyona ait olur.” hükmü gereği, ortak hizmet projesi gerçekleştirmek amacıyla yurt olarak kullanılmak üzere taşınmaz kiralanmasına Belediye Meclisi kararı ile onay verildiğinden; yukarıda adı geçen Meclis üyelerinin de … tarihli/… sayılı ve … tarihli/… sayılı Meclis Kararlarında imzası bulunması nedeniyle sorumluluğa ilişkin itirazlarının yerinde olmadığı görülmektedir.

Bu itibarla, tazmin hükmündeki sorumluluk tevcihinde de hukuka aykırı bir husus görülmemektedir.

Yukarıdaki hüküm ve açıklamalara göre, usule ve mevzuata uygun olan Daire Kararının tasdikine karar verilmesi gerekir.

…. Daire Başkanı …:

Yukarıda belirtilen ayrışık görüşteki konunun esası yönünden yapılan tüm açıklamalara katılmakla beraber sorumluluk yönünden;

5018 sayılı Kanunun 71 inci maddesine göre kamu zararı, kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda meydana gelmektedir. Uyuşmazlık konusu olayda, Belediyenin kiracı olduğu bir taşınmazı adı geçen Vakıf ile protokol imzalayarak bu Vakfın kullanımına bırakması nedeniyle bir kamu zararına sebebiyet verilmiş olması söz konusudur. Ancak bu eylem Belediye Meclisi tarafından alınan karar ile gerçekleştirilmiştir. Dolayısıyla Belediye Meclisi tarafından karar alınarak ödeme yapılması, bu Karara dayanılarak yapılan ödemelere ait belgeleri imzalayan Harcama Yetkilileri ve Gerçekleştirme Görevlilerinin eylemleri ile kamu zararının oluşması sonucu arasındaki illiyet bağını kesmektedir. Zira bahsi geçen sorumluların ödemeye dayanak teşkil eden Meclis Kararının alınmasında bir dahli mevcut değildir.

Açıklanan nedenlerle, söz konusu kamu zararından ödemeye esas Meclis Kararını alan Belediye Meclis üyelerinin sorumlu tutulması gerekmekte olup, (ödeme emri belgeleri üzerinde imzası bulunan) Harcama Yetkilileri ve Gerçekleştirme Görevlilerinin 5018 ve 6085 sayılı Kanunlarla belirlenen sorumluluğu bulunmamaktadır.

Bu itibarla, sadece Belediye Meclis üyelerine Meclis Kararının imzalamasından ötürü sorumluluk yüklenmesini teminen tazmin hükmünün sorumluluk yönünden bozularak Dairesine gönderilmesi gerekir.

Bu doğrultuda esasen tazmin hükmünün sadece sorumluluk yönünden bozulması gerektiğini düşünmekle birlikte, hesap yargılama usulü bağlamında temyiz mercii olan Temyiz Kurulu çalışma usulüne ilişkin olarak ayrıca;

Sayıştay Yargılamasında ilk derece mahkemesi olarak dairelerce verilen kararlara karşı sorumlular temyiz ve karar düzeltme ile yargılamanın iadesi yoluna müracaat edebilirler. 6085 Sayılı Kanun’un “Temyiz” başlıklı 55 inci maddesindeki düzenlemeye göre Temyiz Kurulu; temyiz olunan hükmü olduğu gibi veya düzelterek tasdik etmeye, bozma kararı vererek daireye göndermeye ya da Kurul üye tam sayısının üçte iki çoğunluğu ile daire kararını tümüyle ortadan kaldırmaya karar verebilir. Kaldırma kararı (doğası gereği Sayıştay dairelerince kamu zararının sorumlularına ödettirilmesi ile yönündeki kararlar hakkında verilebilecek bir karar olup) kamu zararının oluşmadığı dolayısıyla da dairece haklarında hüküm tesis edilen sorumlular hakkında hüküm tesis edilmesi gerekmediği sonucuna ulaşan ve sorumluların beraatı anlamına gelen bir hükümdür.

Bu düzenlemede yer verilen “kurul üye sayısının üçte iki çoğunluğu ile kaldırılması” şeklindeki kısmın klasik anlamdaki temyiz uygulamalarının dışına taşan bir düzenleme olduğu ortadadır. Hukuk sisteminde ilk derece mahkemesinin vermiş olduğu kararın kaldırılması ve bunun yerine yeni bir karar verilmesi uygulaması istinaf mahkemeleri aşamasında görülebilen bir uygulamadır. İstinaf mahkemelerince verilen kararlar (İlk derece mahkemesinin kararını kaldıran kararlar dâhil) hakkında da belli şartlar altında temyiz yoluna gidilebilmektedir. Oysa Sayıştay Temyiz Kurulunca verilen kaldırma kararına karşı karar düzeltme dışında müracaat edilebilecek bir kanun yolu ve mercii bulunmamaktadır. Türk hukuk sisteminde temyiz incelemesi sürecinde verilebilecek kararlardan farklı ve temyizi kabil olmayan bir yöntem olarak belirlenmiş olması nedeniyle de 6085 sayılı Kanunda normal karar çoğunluğundan farklı olarak kaldırma kararı için Kurulun üçte ikisinin çoğunluğu aranmıştır.

İlk derecede kamu zararını tazminle yükümlü tutulmuş olan sorumluların haklarında verilmiş olan bu kararın, sorumlular lehine sonuçlanması için en kısa ve kesin olan yol dairece verilmiş olan tazmin kararının kaldırılması olup sorumluların temyiz başvuruları da çoğunlukla “kararın kaldırılması veya bozulması” şeklinde bir taleple sonlandırılmaktadır. Bu sebeple temyiz başvurusunda taraflarca kaldırma talep edilmişse öncelikle bu talebin görüşülmesi ve sonuçlandırılması gereklidir.

Ancak kaldırma kararının alınabilmesi için bozma veya tasdik kararlarından farklı bir çoğunluk (Kurulun üçte ikisinin oyu) aranmakta olduğundan bunun altında kalan oylama sonuçlarında bozma kararı verildiği kabul edilemeyeceğinden sonuca ulaşmak üzere müzakere ve oylamaya devam edilmesi gerekmektedir.

Kaldırma talebine yönelik müzakereler sonrasında yapılan oylamada Kurulun üçte iki çoğunluğu ile kaldırma kararı çıkmadığı halde kaldırma yönünde kullanılan oyların karar çoğunluğuna (5 azınlık oyuna karşı 9 çoğunluk oyu ile) ulaştığı gerekçe gösterilerek müzakerelere devam edilmemiş ve kaldırma gerekçelerine dayalı olarak bozma kararı verildiği sonucuna ulaşılmıştır.

Yukarıda açıklanan nedenlerle kaldırma kararının oylandığı ancak bu kararın gerektirdiği üçte iki çoğunluğa ulaşılmadığı halde kurulun çoğunluğunun kaldırma yönünde oy kullandığı gerekçesiyle kaldırma gerekçeli bozma kararı verildiği sonucuna ulaşılması mümkün olmayıp müzakerelere devam edilerek yapılacak oylama sonucuna göre tasdik veya bozma kararlarından hangisinin verildiğinin belirlenmesi gerekir.