SayıştaySayıştay Temyiz Kararı56967
Personel Mevzuatı ile İlgili Kararlar
Kurum / İdareBelediyeler ve Bağlı İdareler
Daire3
Dosya No52283
Yılı2020
Konu: Genel İdare Hizmetleri Sınıfına dâhil 1 inci dereceli Kent Tarihi ve Tanıtım Müdürlüğü kadrosunda bulunan kişiye özel hizmet tazminatının fazla ödenmesi.
1- 92 sayılı İlamın 7/A maddesi ile; Genel İdare Hizmetleri Sınıfına dâhil 1’inci dereceli Kent Tarihi ve Tanıtım Müdürlüğü kadrosunda bulunan ...’a özel hizmet tazminatının mevzuatta belirlenen sınırın üzerinde ödendiği gerekçesiyle ... TL kamu zararının sorumlulardan tazminine hükmedilmiştir.
Söz konusu hüküm Temyiz Kurulu’nun 03.05.2023 tarih ve 54939 tutanak numaralı Kararı ile tasdik edilmiştir.
Bu kez, karar düzeltme kanun yoluna başvuran Gerçekleştirme Görevlisi ... tarafından gönderilen karar düzeltilmesi talebine ilişkin dilekçede özetle;
... Belediye Başkanlığı; Sayıştay Başkanlığı tarafından 2020 yılı Mali Denetimine tabi tutulmuş, yapılan denetim sonucunda, Genel İdare Hizmetleri Sınıfına dahil 1.dereceli Kent Tarihi ve Tanıtım Müdürlüğü kadrosunda bulunan aynı zamanda Şehir Plancısı unvanını haiz şahsıma ilişkin olarak; 92 sayılı ilam, 52283 dosya numaralı ve 54940 Tutanak numarası ile işlem gören kararın 7/A Maddesinde Özel Hizmet tazminatının %155 olarak ödenmesi gerekirken %160 olarak ödenmesi nedeni ile fazla ödenen ... TL. ve yan ödemenin 2500 puan (600+500+1400) ödenmesi gerekirken 3600 (2200+1400) puan ödenmesinden dolayı da ... TL. kamu zararı oluştuğu ve tazminine karar verildiği; özetle özel hizmet tazminatının mevzuatta belirlenen sınırın üzerinde ödendiği gerekçesiyle tazmin hükmü kurulduğu,
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 12. maddesinin birinci fıkrasında, kamu görevlilerinin kamu hizmetinin sunumunda kullanılan her türlü kamu malını koruma yükümlülükleri; aynı maddenin ikinci fıkrasında ise koruma ve hizmete hazır bulundurmak zorunda bulundukları bu mallara verdikleri zararın rayiç bedel üzerinden tahsil edileceği; son fıkrasında da, anılan zararın tahsil usulü düzenlendiği,
Dolayısıyla, parasal hak ödemesini düzenleyen mevzuatın yorumunda hataya düşülerek memurlara fazla ödeme yapılması suretiyle oluşan kamu zararının, münhasıran kamu mallarına verilen zararın tahsil usulünü düzenleyen 12. madde kapsamında tahsilinin mümkün olmadığı,
Yine 5018 sayılı Kanunun "Kamu zararı" başlıklı 71. maddesinde, "Kamu zararı, mevzuata aykırı karar, işlem, eylem veya ihmal sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunmasıdır. Kamu zararının belirlenmesinde; a) İş, mal veya hizmet karşılığı olarak belirlenen tutardan fazla ödeme yapılması, b) Mal alınmadan, iş veya hizmet yaptırılmadan ödeme yapılması, c) Transfer niteliğindeki giderlerde, fazla veya yersiz ödemede bulunulması, d) iş, mal veya hizmetin rayiç bedelinden daha yüksek fiyatla alınması veya yaptırılması, e) idare gelirlerinin tarh, tahakkuk veya tahsil işlemlerinin mevzuata uygun bir şekilde yapılmaması, f) (5436 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin c/9 fıkrası ile çıkarılan bend) g) Mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması, Esas alınır. Kontrol, denetim, inceleme, kesin hükme bağlama veya yargılama sonucunda tespit edilen kamu zararı, zararın oluştuğu tarihten itibaren ilgili mevzuatına göre hesaplanacak faiziyle birlikte ilgililerden tahsil edilir. Alınmamış para, mal ve değerleri alınmış; sağlanmamış hizmetleri sağlanmış, yapılmamış inşaat, onarım ve üretimi yapılmış veya bitmiş gibi gösteren gerçek dışı belge düzenlemek suretiyle kamu kaynağında bir artışa engel veya bir eksilmeye neden olanlar ile bu gibi kanıtlayıcı belgeleri bilerek düzenlemiş, imzalamış veya onaylamış bulunanlar hakkında Türk Ceza Kanunu veya diğer kanunların bu fiillere ilişkin hükümleri uygulanır. Ayrıca, bu fiilleri işleyenlere her türlü aylık, ödenek, zam, tazminat dahil yapılan bir aylık net ödemelerin iki katı tutarına kadar para cezasının verileceği,
Kamu zararlarının tahsiline ilişkin usul ve esaslar, Maliye Bakanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmelikle belirlenir." hükümlerinin bulunduğu,
Yukarıdaki maddenin birinci fıkrasında kamu zararı tanımı yapılmış, ikinci fıkrada ise birinci fıkrada tanımlanan hususların geçerli sayılacağı haller belirlenmiştir. Bu itibarla 5018 sayılı Kanuna göre kamu zararı sayılan halleri belirlemek için anılan maddenin ikinci fıkrasına bakmak gerekeceği,
İkinci fıkrada yer alan bentler birlikte değerlendirildiğinde ise, 5018 sayılı Kanunun kamu zararı kapsamının; kamu kaynakları kullanılarak piyasadan mal ve hizmet satın alınması sırasında fazla ödeme yapılması, idarenin gelirlerinin tahsili sırasında mevzuata aykırı davranılması ve mevzuatta öngörülmeyen bir ödeme yapılması suretiyle yol açılan zararla sınırlı olduğu anlaşılmaktadır. Nitekim ikinci fıkra ile belirlenen kapsam içinde, kamu malına zarar verilmesi, kamu görevlilerinin hukuka aykırı eylemleri nedeniyle kişilere verdikleri zararın kamu tarafından ödenmek zorunda kalınması ya da mevzuatta ödenmesi öngörülmekle birlikte mevzuatın yorumunda hataya düşülmek veya ihmal ve kasıt yoluyla fazla ödeme yapılması halleri sayılmamıştır. İkinci fıkra bir bütün olarak değerlendirildiğinde "g" bendinde yer alan "mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması" kuralının kapsamının, yine mal ve hizmet alımları nedeniyle yapılan ödemeler sonucu oluşan kamu zararı şeklinde anlaşılması gerektiği,
Kaldı ki, bakılan uyuşmazlık mevzuatta öngörülmeyen bir ödeme yapılması nedeniyle oluşan kamu zararı olmayıp, mevzuatın öngördüğü bir ödemenin yapılması sırasında hataya düşülmesine ilişkin olduğundan, uyuşmazlığın anılan Kanun kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olmadığı,
Bu durumda; 71. maddenin birinci fıkrasındaki,"... mevzuata aykırı karar, işlem, eylem veya ihmal..." ibaresini ikinci fıkra ile belirlenen kapsam dahilinde gerçekleştirilen karar, işlem, eylem veya ihmal olarak anlamak gerektiği,
Kamu görevlilerine daha önce sehven kanuna aykırı olarak yapılmış fazla ödemelerin geri alınmasında, 5018 sayılı Kanunun uygulanmasının mümkün olmadığı sonucuna ulaşıldığında, bu tür uyuşmazlıkların çözümünde anılan Kanun öncesi hukuki durumun değişmediğinin ortaya çıktığı,
Bu itibarla; kamu görevlilerine sehven yapılan fazla ödemelerin geri alımında, tıpkı 5018 sayılı Kanun öncesinde olduğu gibi Danıştay içtihatları Birleştirme Kurulunun 22.12.1973 günlü, E:1968/8, K.1973/14 sayılı kararının uygulanması gerektiği,
Diğer taraftan, uyuşmazlığa 5018 sayılı Kanunun uygulanacağı yolundaki yorum; sonucu tümüyle idari nitelikli olan ve idari yargı usul ve esaslarına göre çözümlenmesi gereken bir uyuşmazlığın, adli yargı yerinde çözümleneceğinin kabulü anlamına gelmektedir. Dolayısıyla bu anlama gelen bir yorumun Anayasanın 155. maddesi ile kurulan "idari rejim" sistemi ile bağdaşmayacağı,
Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 22.12.1973 günlü, E.1968/8, K:1973/14 sayılı kararında ise; idarenin, hatalı işlemine dayanarak ödediği meblağın istirdadına, bir mahkeme kararına lüzum olmadan karar verebileceğine işaret ettiği,
Şahsıma ait hitap dökümünden ve dosyada mevcut belge, bilgi ve açıklamalardan; 15.09.2013 tarihinden 15.12.2015 tarihine kadar Şehir Plancısı olarak görev yaptığım; 2015 yılında yapılan Mahalli İdareler Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği sınavını kazanarak 15.12.2015 tarihinde Plan Proje Müdürü kadrosuna atandığım (Ek-1); 15.12.2015 tarihinde Plan Proje Müdürlüğü kadrosuna atanmış olduğum tarihteki Şehir Plancısı kadrosunda hak ettiğim KHA Derecesinin 4/2 , EKHA Derecesinin 4/2, KHA ve EKHA Ek göstergesinin de 1600 olduğu; Müdürlüğe atanmadan önce Şehir Plancısı kadrosunda iken; ÖHT %160, yan ödeme puanının ise 2200 olduğu;
Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Sınavına girdiğimde yürürlükte olan mevzuat olan 07.05.2014 tarih ve 28993 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Mahalli İdareler Personelinin Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına dair Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik uyarınca;
MADDE 5- Aynı Yönetmeliğin 7’nci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“MADDE 7 -(1) 5 inci maddenin birinci fıkrasında sayılan- unvanlara görevde yükselme suretiyle yapılacak atamalarda aşağıdaki özel şartlar aranır.
3) Ekli (1) sayılı listede sayılan ve teknik öğrenim gerektiren müdürlüklere atanabilmek için; yükseköğretim kurumlarının, kadronun görev alanı ile ilgili eğitim ve öğretimde bulunan en az dört yıllık bölümlerinden veya bu bölümlere denkliği kabul edilen yurtdışındaki yükseköğretim kurumlarının ilgili bölümlerinden mezun olmak,
Düzenlemesinin mevcut olduğu; sınava girdiğimde Şehir Plancısı kadrosu ile sınava girmiş ve yapılan yazılı ve sözlü sınav neticesinde ilk defa Plan ve Proje Müdürü kadrosuna atandığım;
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Strateji Geliştirme Başkanlığının 09.08.2021 tarih ve 1476672 sayılı yazısında; (Ek-2)
“657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun "İdari görevlere atanma" başlıklı 69 uncu maddesinde "Kurumlar, Eğitim ve Öğretim, Sağlık ve Yardımcı Sağlık ve Teknik Hizmetler Sınıflarına dahil memurlardan, kariyerlerinden yararlanmak istediklerini 2- 4’üncü dereceler arasındaki idari görevlere ait olup kazanılmış hak derecelerinin iki altındaki derecelerden tespit ve ihdas edilmiş kadrolara atayabilirler. Bu suretle atanan memurların aylıkları kazanılmış hak dereceleri üzerinden ödenir.
Ancak kazanılmış aylık dereceleri ve kariyer hizmet sınıfları için tespit edilen ek gösterge, zam ve tazminatlar ile atandıkları görevlerin ek gösterge, zam ve tazminatlarının farklı olması halinde fazla olanı ödenir."
hükümlerine yer verildiği;
91 seri nolu Devlet Memurları Kanunu Genel Tebliği'nin "Kazanılmış hak aylıklarının altındaki derecelerde bulunan idari kadrolara atananların mali haklan" başlıklı 8. maddesinde 657 sayılı Kanunun 69. maddesinin hangi hallerde uygulanabileceğinin düzenlendiği; buna göre Eğitim ve Öğretim, Sağlık ve Yardımcı Sağlık ile Teknik Hizmetler Sınıflarına dahil memurlar hakkında bu madde hükmünün uygulanabileceği ancak 2, 3 ve 4’üncü derecelerde bulunan idari görevlere bu suretle atama yapılabileceği memurun kazanılmış hak aylığı ile atanacağı kadro derecesi arasında iki dereceden fazla fark olmayacağı; bu şartlara uygun olarak atanan memurların aylıklarının kazanılmış hak aylık dereceleri üzerinden ödeneceği, kariyerleri ile ilgili hizmet sınıflarında alabilecekleri ek gösterge, zam ve tazminatı ar ile atandıkları kadronun ek gösterge, zam ve tazminatlarından hangisi daha yüksek ise kendilerine bunun üzerinden ödeme yapılacağı; (Ek-3)
657 sayılı Kanunun 43/B maddesinde;
B) (Değişik: 9/4/1990 - KHK-418/2 md.; iptal: Anayasa Mahkemesinin 5/2/1992 tarihli ve E. 1990/22, K. 1992/6 sayılı Kararı ile; Yeniden düzenleme: 18/5/1994 - KHK527/2 md.) Ek Gösterge: Bu Kanuna tabi kurumların kadrolarında bulunan personelin aylıkları; hizmet sınıfları, görev türleri ve aylık alınan dereceler dikkate alınarak bu kanuna ekli I ve II sayılı cetvellerde gösterilen ek gösterge rakamlarının eklenmesi suretiyle hesaplanır. II sayılı cetvelde yer alan unvanlarda değişiklik yapmaya ve yeni unvanlar ilave etmeye Cumhurbaşkanı yetkilidir. (1) Bu ek göstergeler, ilgililerin belirtilen sınıf ve görevlerde bulundukları sürece ödemelere esas alınıp, terfi bakımından kazanılmış hak sayılmaz.
Kurumların 1, 2, 3 ve 4’üncü dereceli kadrolarına atananlara uygulanacak ek göstergeler^ ilgililerin daha önce bulunmuş oldukları kariyerleri ile ilgili sınıf veya ekli I sayılı Cetvelin Genel İdare Hizmetleri Sınıfı (g) bölümünde belirtilen görevlerde kazanılmış hak aylık derecelerine göre alabilecekleri ek göstergelerden düşük olamaz. (Değişik: 23/2/1995 - KHK-547/7 md.)
Düzenlemesinin yer aldığı;
Öte yandan; 2006/10344 sayılı Bakanlar Kurulunun 4/e maddesinde;
e) Kurumların teknik ve sağlık hizmetleri sınıflarına ait kadrolarında bulunanlardan, bulundukları hizmet sınıflarına atlanılabilecek mesleki bir üst öğrenimi bitirenlere, cetvellerde ayrıca belirtilen istisnai durumlar hariç olmak üzere, kariyerleri (mesleki üst öğrenimleri) esas alınarak zam ve tazminat ödenir. Kadroları teknik ve sağlık hizmetleri sınıflarında bulunanlardan, bulundukları hizmet sınıflarından bir kadroya atanılamayacak herhangi bir üst öğrenimi bitirenlere ise bitirdikleri üst öğrenimden dolayı zam ve tazminat ödenmez.
Düzenlemesinin yer aldığı;
Bu çerçevede, Şehir Plancısı kadrosunu haiz Plan Proje Müdürü şahsıma Yan Ödeme puanı olarak; 2006/10344 sayılı Bakanlar Kurulu kararının; I sayılı cetvel B bölümü 2. Madde b bendinde Şehir Plancısı için belirlenmiş olan 800 puan iş güçlüğü zammı + 1400 puan teminde güçlük zammı olmak üzere = 2200 puan verildiği, ayrıca; aynı bölümün dip not, 3- Bu bölümün 1,2ve3 No’lu sıra numaralarında sayılan kariyerler ile yüksek tekniker, tekniker ve tütün eksperi kariyerlerini haiz olanlardan Genel İdare Hizmetleri Bölümünün 1, 2, 3, 5, 6, 7, 8, 13, 14, 15, 16, 18, 20, 21, 22, 24, 25, 26 ve 27/a, (F) Bölümünün 3, 4, 5, 6, 7, 9 ve (G) Bölümünün B/1, 2, 3, 4 üncü sıra numaralarında yazılı olan görev unvanlarını işgal edenlere 1400 puan temininde güçlük zammı verilir ifadesine yer verildiği, burada ifade edilen G.İ.H. Sınıfının 25. Bölümünde bulunan unvanlara bakıldığında, Şube Müdürü, Müdür, APK Uzmanı, Avrupa Birliği Uzmanı unvanlarının bulunduğunun görüldüğü;
Bu çerçevede, tarafıma Şehir Plancısı olarak verilmiş olan 2200 puanın yanı sıra 1400 puan da dipnot 3/a’dan 2200 + 1400 = 3600 yan ödeme puanı verildiği;
Özel Hizmet Tazminatı puanı olarak ise; 2006/10344 sayılı Bakanlar Kurulu kararının II sayılı cetvel E Bölümü (Teknik Hizmetler) 1/b Yüksek mühendis, mühendis, yüksek mimar, mimar, bölge plancısı ve şehir plancılarından 1-4 derecelerden aylık alanlar %160 ÖHT puanı verildiği;
Ayrıca THS kadrosunda olup, 657 sayılı Kanunun 86. Maddesi ve 2006/10344 sayılı BKK uyarınca Müdürlüklere vekalet eden personellere asil müdür kadrosunda olmamasına rağmen, asil müdür kadrosuna atanmış gibi vekalet ücreti ödenirken; yüksek olan ek gösterge, ÖHT, yan ödeme ve ek ödeme dikkate alınmakta olup, asaleten sınava girerek bu kadroya atanmış personele bu hakların bu hakların verilemeyeceğinin bildirilmesi ve bu konuda da kamu zararı oluştuğu iddiasının Anayasanın eşitlik ilkesine aykırı olduğu;
Türkiye Cumhuriyeti Devleti Anayasası incelendiğinde yargı ayrılığı sisteminin benimsendiği ve birden fazla yargı koluna sahip bir ülke olduğu görülmekte, bu yargı kollarının ise;
Anayasa Yargısı (Anayasa Mahkemesi); Adli Yargı (Adalet Mahkemeleri -Yargıtay); idari Yargı (idare ve Vergi Mahkemeleri- Danıştay);
Hesap Yargısı (Kamu hesap denetimi yapan Sayıştay);
Uyuşmazlık Yargısı (Uyuşmazlık Mahkemesi);
Seçim Yargısı (Yüksek Seçim Kurulu)
Olduğu görülmektedir.
Hesap yargısı bakımından kamu hesap denetimi yapan ve ek olarak sunmuş olduğum, Sayıştay’ca yapılan incelemeler sonucunda kamu zararı tespit edildiğinde ve kamu kaynağının verimli, etkin ve ekonomik kullanılmadığı saptandığında, 10.12.2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu çerçevesinde sorumlu tutulacak görevli ve yetkililerin belirlenmesi hususundaki tereddüt konulu Sayıştay Genel Kurulunun 14.06. 2007 tarih ve 5189/1 sayılı 5018 sayılı Kanun Çerçevesinde Sorumlu Tutulacak Görevli ve Yetkililerin Belirlenmesi Hakkında Sayıştay Genel Kurul Kararının;(Ek-4)ll nolu Sorumluluk Konulu başlığında; yetki ve sorumluluk dengesi kurulurken yetkiler yanında Kanunun pek çok maddesinde sorumluluklardan söz edildiği;5018 sayılı Kanunun 8. maddesinde hesap verme sorumluluğundan, 31. maddesinde harcama yetkisinden doğan sorumluluktan, 32. maddesinde harcama yetkililerinin sorumluluğundan, 33. maddesinde gerçekleştirme görevlilerinin sorumluluğundan, 38. maddesinde gelirlerin toplanma sorumluluğundan, 44. maddesinde mal yönetim sorumluluklarından, 48. maddesinde mal yönetiminde etkililik ve sorumluluktan, 58. maddesinde ön mali kontrol görevinin yönetim sorumluluğu çerçevesinde yürütülmesinden, 61. maddesinde muhasebe yetkililerinin sorumluğundan, 76. maddesinde kamu idarelerinin sorumluluğundan söz edildiği,
III- SORUMLULAR Başlığında ise;5018 sayılı Kanunda dört grup sorumlu belirlenmiş olup;1- Bakanlar, 2- Üst Yöneticiler (ve belediyelerde belediye başkanı üst yöneticidir), 3- Harcama Yetkilileri, 4- Gerçekleştirme Görevlileri, 5- Muhasebe Yetkilisinin Görev ve Sorumlulukları olarak belirtilmiş, bu görevlilerin görevleri tek tek sayılmış, yetkileri, hangi şart ve durumlarda da yetkili ve sorumlu oldukları hüküm altına alındığı,
“4- Gerçekleştirme Görevlileri 5018 sayılı Kanunun 33’üncü maddesi uyarınca bütçeden bir giderin yapılabilmesi için iş, mal, veya hizmetin belirlenmiş usul ve esaslara uygun olarak alındığının veya gerçekleştirildiğinin görevlendirilmiş kişi veya komisyonlarca onaylanması ve gerçekleştirme belgelerinin düzenlenmiş olması gerekmektedir. 5018 sayılı Kanunun 33’üncü maddesinde; “Bütçelerden bir giderin yapılabilmesi için iş, mal veya hizmetin belirlenmiş usul ve esaslara uygun olarak alındığının veya gerçekleştirildiğinin, görevlendirilmiş kişi veya komisyonlarca onaylanması ve gerçekleştirme belgelerinin düzenlenmiş olması gerekir. Giderlerin gerçekleştirilmesi; harcama yetkililerince belirlenen görevli tarafından düzenlenen ödeme emri belgesinin harcama yetkilisince imzalanması ve tutarın hak sahibine ödenmesiyle tamamlanır. Gerçekleştirme görevlileri, harcama talimatı üzerine; işin yaptırılması, mal veya hizmetin alınması, teslim almaya ilişkin işlemlerin yapılması, belgelendirilmesi ve ödeme için gerekli belgelerin hazırlanması görevlerini yürütürler. Elektronik ortamda oluşturulan ortak bir veri tabanından yararlanmak suretiyle yapılacak harcamalarda, veri giriş işlemleri gerçekleştirme görevi sayılır. Bu fıkranın uygulanmasına ilişkin esas ve usuller Maliye Bakanlığınca belirlenir. Gerçekleştirme görevlileri, bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken iş ve işlemlerden sorumludurlar” denilmekte olup; anılan hüküm uyarınca, bir mali işlemi gerçekleştirmede görevli olanların sorumluluğunun belirlenmesinde, gerçekleştirme işlemini yapan memurun, yetkili ve görevli olması ve yapılan giderin de bu görevli tarafından düzenlenip imzalanan belgeye dayanıyor olması zorunludur. Bir başka deyişle, yukarıda anılan belge ve imza olmadan ödeme emri belgesinin tamamlanmış sayılmaması gerektiği,
Aynı şekilde, belgeyi düzenleyenin de gerçekleştirme konusunda yetkisinin bulunması ve harcama talimatı ile veya sair surette amir tarafından görevlendirilmiş olması gerekmektedir. Bu anlamda gerçekleştirme belgelerinin hazırlanması, taslak metinlerin yazılması, temize çekilmesi, kaydedilmesi, bilgisayara giriş yapılması gibi yardımcı hizmetlerin gerçekleştirme görevi kapsamında değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı,
a) Ödeme Emri Belgesini Düzenlemekle Görevlendirilen Gerçekleştirme Görevlisinin Sorumluluğu 5018 sayılı Kanunun 33’üncü maddesinin birinci fıkrası hükmü uyarınca ödeme emri belgesi, harcama yetkilisi tarafından belirlenen bir görevli tarafından düzenlenecektir. Ödeme emri belgesi tek başına mali bir işlem sayılmamakla birlikte taahhüt ve tahakkuk aşamalarından sonra ödeme aşamasına geçilmesine esas teşkil etmektedir. 31.12.2005 tarihli ve 26040 sayılı 3. mükerrer Resmî Gazete ’de yayımlanan İç Kontrol ve Ön Mali Kontrole İlişkin Usul ve Esasların 12 ve 13’üncü maddelerinde ödeme emri belgesi düzenleme görevi, ön mali kontrol kapsamında ele alınmakta ve “kontrol edilmiş ve uygun görülmüştür” şerhi çerçevesinde değerlendirilmektedir.
Aynı esaslarda belirtildiği üzere, harcama yetkilileri, yardımcıları veya hiyerarşik olarak kendisine en yakın üst kademe yöneticileri arasından bir veya daha fazla sayıda gerçekleştirme görevlisini ödeme emri belgesi düzenlemekle görevlendirecek, ödeme emri belgesini düzenlemekle görevlendirilen gerçekleştirme görevlileri de, ödeme emri belgesi ve eki belgeler üzerinde ön malî kontrol yapacaklardır. Bu nedenle ödeme emri belgesini düzenleyen gerçekleştirme görevlisinin yaptığı işlemler nedeniyle sorumluluk üstlenmesi tabiidir. Ayrıca, harcama birimlerinde süreç kontrolü yapılarak her bir işlem daha önceki işlemlerin kontrolünü içerecek şekilde tasarlanıp uygulanacak, mali işlemlerin yürütülmesinde görev alanlar, yapacakları işlemden önceki işlemleri de kontrol edeceklerdir.
Bu bağlamda ödeme emri belgesini düzenlemekle görevlendirilen gerçekleştirme görevlileri de, ödeme emri belgesi ve eki belgeler üzerinde ön mali kontrol yaparak, ödeme emri belgesi üzerine “Kontrol edilmiş ve uygun görülmüştür" şerhi düşüp imzalayacaklardır. Bu nedenle ödeme emri belgesini düzenleyen görevli, gerçekleştirme belgelerinin ödeme emri belgesine doğru aktarılması yanında, düzenlediği belge ile birlikte harcama sürecindeki diğer belgelerin doğruluğundan ve mevzuata uygunluğundan da sorumludur. Yapılan bu açıklamalara göre, aslî bir gerçekleştirme belgesi olan ödeme emri belgesini düzenleyen sıfatıyla imzalayan gerçekleştirme görevlisinin, düzenlediği belge ile birlikte harcama sürecindeki diğer belgelerin doğruluğundan ve mevzuata uygunluğundan harcama yetkilisi ile birlikte sorumlu tutulması gerektiğine çoğunlukla
b) Ödeme Emri Belgesine Eklenmesi Gereken Taahhüt ve Tahakkuk Belgelerine İlişkin Sorumluluk 5018 sayılı Kanunun 33’üncü maddesi uyarınca bütçeden bir giderin yapılabilmesi için iş, mal veya hizmetin belirlenmiş usul ve esaslara uygun olarak alındığının veya gerçekleştirildiğinin görevlendirilmiş kişi veya komisyonlarca onaylanmış ve gerçekleştirme belgelerinin düzenlenmiş olması gerekmektedir. Öte yandan anılan maddede, bir mali işlemin gerçekleştirilmesinde görevli olanların sorumluluğunun belirlenmesinde, bu görevlilerin yetkili ve görevli olması ve yapılan giderin de bu görevlilerce düzenlenen belgeye dayanıyor olması hususlarına bakılması gerekmektedir. Yani mali işlemin gerçekleştirilmesinde, görevli olanların imzası olmadan ödeme belgesinin tamamlanmış sayılmaması gerekmektedir. Bu nedenle, ödeme emri belgesine eklenmesi gereken taahhüt ve tahakkuk işlemlerine ilişkin fatura, beyanname, tutanak gibi gerçekleştirme belgelerini düzenleyen veya bu belgeleri kabul eden gerçekleştirme görevlilerinin, bu görevleriyle ilgili olarak yapmaları gereken iş ve işlemlerle sınırlı olarak harcama yetkilisiyle birlikte sorumlu tutulmaları gerektiğine çoğunlukla,
c) Kurul, Komisyon veya Benzeri Bir Organca Düzenlenen Gerçekleştirme Belgelerinde Sorumluluk 5018 sayılı Kanunun 33’üncü maddesi uyarınca mali işlemin gerçekleştirilmesinde görevli olanların sorumluluğu, bu işlemleri yetkili ve görevli olarak yapmalarına ve yapılan giderin bu kişilerce düzenlenen belgeye dayanılarak yapılması hususlarına göre belirlenmektedir. Bu nedenle mevzuatına göre oluşturulan kurul, komisyon veya benzeri bir organ tarafından düzenlenen keşif, rapor, tutanak, karar veya ödemeye esas benzeri belgelerden doğacak sorumluluğa, işlemi gerçekleştiren ve bu belgeyi düzenleyip imzalayan kurul üyelerinin de dahil edilmeleri ve bu işlem nedeniyle harcama yetkilisiyle birlikte sorumlu tutulmaları gerektiğine çoğunlukla,
d) Elektronik Ortamda Oluşturulan Ortak Veri Tabanına Bilgi Girişine Esas Olacak Belgelere İlişkin Sorumluluk 5018 sayılı Kanunun 33’üncü maddesine 5436 sayılı kanunla eklenen üçüncü fıkrada; “Elektronik ortamda oluşturulan ortak bir veri tabanından yararlanmak suretiyle yapılacak harcamalarda, veri giriş işlemleri gerçekleştirme görevi sayılır. Bu fıkranın uygulanmasına ilişkin esas ve usuller Maliye Bakanlığınca belirlenir.” denilmektedir. Kanunun anılan maddesine dayanılarak çıkarılan ve 31.12.2005 tarihli ve 26040 sayılı 3. mükerrer Resmî Gazete ‘de yayımlanan Merkezi Yönetim Harcama Belgeleri Yönetmeliğinin 5’inci maddesinin dördüncü ve beşinci fıkralarında “Elektronik ortamda oluşturulan ortak bir veri tabanından yararlanmak suretiyle yapılacak harcamalarda, veri giriş işlemleri gerçekleştirme görevi sayıldığından, ödeme belgesine ayrıca bu verileri kanıtlayıcı belge bağlanmaz. Üçüncü ve dördüncü fıkraların uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Bakanlıkça belirlenir.” denilmektedir. Yönetmeliğin söz konusu hükmüne göre 28.9.2006 tarihli ve 26303 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Merkezi Yönetim Harcama Belgeleri Hakkında Genel Tebliğde de, veri giriş işlemlerinin gerçekleştirme görevi sayılacağı, ödeme belgesine aylık bordroların bağlanmayacağı, değişikliklere ilişkin kanıtlayıcı belgelerin ödeme belgesine bağlanacağı belirtilmiştir. Ortak veri tabanına girilen verilerin doğruluğu halinde, çıktının doğruluğu sistemce güvenceye bağlandığından, elektronik ortamdan alınan çıktının sıhhati, doğrudan doğruya veri girişinin doğruluğuyla ilgili bulunmaktadır. Bu nedenlerle, elektronik ortamda oluşturulan veri tabanından yararlanılarak yapılacak harcamalarda, sisteme girilecek verilerin bulunduğu belgeleri düzenleyen ve imzalayan Görevlilerin, bu işlemle ilgili gerçekleştirme görevlisi olarak kabul edilmesi ve yaptığı işlemlerden harcama yetkilisi ve sorumluluğu bulunan diğer gerçekleştirme görevlileriyle birlikte sorumlu tutulmaları gerektiğine çoğunlukla,
5- Muhasebe Yetkilisinin Görev ve Sorumlulukları Muhasebe yetkilisinin harcama sürecindeki rolü belge kontrolü ve ödeme olarak görülmekte ise de, kuruluş muhasebesinin genel düzenlemesi ve yönetim dönemi hesabının verilmesi 16 bakımından bu görevlinin özel bir yeri ve işlevi vardır. Bu itibarla Sayıştay’a karşı sorumluluk noktasında muhasebe yetkilisinin sorumluluğunun ayrıntılı olarak ele alınması gerekmektedir
a) Muhasebe Yetkilisinin İmza Kontrol Görev ve Sorumluluğu 5018 sayılı Kanunun 61’inci maddesi uyarınca muhasebe yetkilisinin, ödeme aşamasında, ödeme emri belgesi ve eki belgeler üzerinde yetkililerin imzasını arama yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu nedenle; - Ödeme aşamasında, ödeme emri belgesi üzerinde harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlisinin imzaları olmakla birlikte, ödeme emri belgesi eki belgeler üzerinde herhangi bir imza eksiği varsa muhasebe yetkilisinin, ödeme emri belgesi üzerinde imzası bulunan harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlisiyle birlikte sorumlu tutulması gerektiğine, - Ödeme emri belgesi üzerinde harcama yetkilisi veya gerçekleştirme görevlisinden sadece birinin imzası varsa, muhasebe yetkilisinin, imzası bulunan görevliyle birlikte sorumlu tutulması gerektiğine, - Ödeme emri belgesi üzerinde harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlisinin imzaları yoksa muhasebe yetkilisinin, tek başına sorumlu tutulması gerektiğine, Çoğunlukla,
b) Ödemeye Esas Belgelerin Eksikliği ve Maddi Hata Bulunması Durumunda Sorumluluk 5018 sayılı Kanunun 61’inci maddesi ile Muhasebe Yetkililerinin Eğitimi, Sertifika Verilmesi ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin 29’uncu maddesinde, muhasebe yetkilisinin taahhüt ve tahakkuk aşamaları tamamlanmış, ödeme emri belgesi düzenlenmiş ve ön mali kontrolden geçerek ödenmek üzere muhasebe birimine gelmiş bulunan gider ve muhasebe belgeleri ile ön ödeme belgeleri üzerinde, ödemeye ilişkin belgelerin tamam olup olmadığını ve maddi hata bulunup bulunmadığını kontrol etmekle yükümlü olduğu, ilgili mevzuatında belirtilen belgeler dışında belge aramayacağı ve sorumluğunun görevi gereği incelemesi gereken belgelerle sınırlı olduğu belirtilmektedir.
5018 sayılı Kanunun 33’üncü maddesi uyarınca bütçeden bir giderin yapılabilmesi için iş, mal veya hizmetin belirlenmiş usul ve esaslara uygun olarak alındığının veya gerçekleştirildiğinin görevlendirilmiş kişi veya komisyonlarca onaylanmış ve gerçekleştirme belgelerinin düzenlenmiş olması gerekmektedir. Bu çerçevede gerçekleştirme görevlilerinin, harcama talimatı üzerine işin yaptırılması, mal veya hizmetin alınması, teslim almaya ilişkin işlemlerin yapılması, yanında bu işlemlerin belgelendirilmesi ve ödeme için gerekli belgelerin hazırlanması görevi de bulunmaktadır. Dolayısıyla ödemeye esas teşkil eden belgelerdeki noksanlıklardan gerçekleştirme görevlisinin sorumlu olmadığı söylenemez.
Öte yandan, giderin taahhüt ve tahakkuk aşamalarına ait olup, çeşitli gerçekleştirme görevlilerinin kendi yasal görevleri çerçevesinde düzenledikleri ve imzaladıkları belgelerdeki maddi hatalardan muhasebe yetkilisi de sorumlu tutulmaktadır.
Bu olgu, Muhasebe Yetkililerinin Eğitimi, Sertifika Verilmesi ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin 29’uncu maddesinin dördüncü fıkrasında; “Muhasebe yetkililerinin maddi hataya ilişkin sorumlulukları; bir mali işlemin muhasebeleştirilmesine dayanak teşkil eden karar, onay, sözleşme, hakediş raporu, bordro, fatura, alındı ve benzeri belgelerde; gelir, alacak, gider ya da borç tutarının tespit edilmesine esas rakamların hiçbir farklı yoruma yer vermeyecek biçimde, bilerek veya bilmeyerek yanlış seçilmesi, oranların yanlış uygulanması, aritmetik işlemlerin yanlış yapılması ve muhasebeleştirmeye esas toplamlarının muhasebeleştirme belgesinde ilgili hesaplara noksan veya fazla kaydedilmek suretiyle yapılan yersiz ve fazla alma, verme, ödeme ve gönderilmesiyle sınırlıdır.
Teknik nitelikteki belgelerde, bu niteliğe ilişkin olarak yapılmış maddi hatalardan bu belgeleri düzenleyen ve onaylayan gerçekleştirme görevlileri sorumlu olup, muhasebe yetkililerinin bu belgelere ilişkin sorumlulukları aritmetik işlemlerdeki yanlışlıklarla sınırlıdır.” biçiminde, 30’uncu maddesinde de, “Ödeme emirleri, muhasebe birimine geliş tarihinden itibaren, en geç dört iş günü içinde incelenir, uygun bulunanlar muhasebeleştirilerek tutarları hak sahiplerinin banka hesabına aktarılır. Eksik veya hatalı olan ödeme emri belgesi ve eki belgeler, düzeltilmek veya tamamlanmak üzere en geç, hata veya eksikliğin tespit edildiği günü izleyen iş günü içinde gerekçeleriyle birlikte harcama yetkilisine yazılı olarak gönderilir. Hata veya eksiklikleri tamamlanarak tekrar muhasebe birimine verilenler, en geç iki iş günü sonuna kadar incelenerek muhasebeleştirme ve ödeme işlemi gerçekleştirilir.
Hak sahiplerinin banka hesaplarına aktarılmaksızın kasadan veya çek düzenlenmek suretiyle bankadan yapılabilecek ödeme tür ve tutarları ile kontrol, muhasebeleştirme ve ödeme süresini dört iş gününden daha az olarak belirlemeye, genel bütçe kapsamındaki kamu idarelerinde Bakanlık, kapsamdaki diğer kamu idarelerinde üst yöneticiler yetkilidir.” Şeklinde ifade edilmiş bulunmaktadır.
Yönetmeliğin yukarıya alınan maddesinde ifade edildiği gibi, bir mali işlemin muhasebeleştirilmesine dayanak teşkil eden belgelerde gelir, alacak, gider ya da borç tutarının tespit edilmesine esas rakamlardaki açık, kolayca görülebilen ve yorum gerektirmeyen hatalar maddi hata olarak nitelendirilmektedir.
Söz konusu mevzuat hükümleri karşısında, ödemeye esas teşkil etme niteliği bulunan, fakat gider evrakı arasında yer almayan bir belge nedenliyle ortaya çıkan kamu zararı ile giderin taahhüt ve tahakkuk aşamalarına ait olup çeşitli gerçekleştirme görevlilerinin kendi yasal görevleri çerçevesinde düzenledikleri ve imzaladıkları belgelerdeki açık ve kolayca görülebilen ve yorum gerektirmeyen maddi hatalardan muhasebe yetkilisinin, harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlisiyle birlikte sorumlu tutulması gerektiğine, hatanın bariz olup olmadığı hususunun ise yargı dairelerince kararlaştırılacak bir husus olduğuna çoğunlukla,
Bir diğer yüksek yargı kollarından biri olan ve T. C. Anayasasının 158. Maddesi Hükmünce; Bağımsız yargı kolları arasında yetki ve görev yönünde bir uyuşmazlık ortaya çıktığında bu tür bir uyuşmazlığı çözümlemek üzere kurulmuş bir Yüksek Mahkeme olan Uyuşmazlık Mahkemesinin; 18.10. 2021 tarih, 2020/686 E., 2021/487 K. numaralı kararı, ;(Ek-5)30.09.2019 tarih ve 2018/392 E. ve 2019/648 sayılı karar , ;(Ek-6) 25.11.2019 tarih, 2018/272 E. ve 2019/760 sayılı kararları (Ek-7) ekte sunulmuş olup 18.10. 2021 tarih, 2020/686 E., 2021/487 K. numaralı Uyuşmazlık mahkemesinin kararının;(Ek-5)33,34,35,36,37,38,39,40. Maddeleri aşağıdaki gibidir.
33. Buna karşılık, idari yargıda davacı adli yargıda davalı olan A.Ş.'el5/07/2013- 15/11/2014 tarihleri arasında hataya düşülerek, mühendis şube müdürü için öngörülen özel hizmet tazminatı ödemesinin yapıldığı, adı geçenin söz konusu ödemelerin yapılması konusunda hilesi veya gerçek dışı beyanının bulunmadığı anlaşılmıştır.
34. Bu bakımdan, parasal hak ödemesini düzenleyen mevzuatın yorumunda hataya düşülerek memurlara fazla ödeme yapılması suretiyle oluşan kamu zararının 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 12. maddesi ile 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu'nun 71. maddesi kapsamında sayılıp sayılamayacağı yönünden değerlendirilmesi gerekmektedir.
35. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 12. maddesindeki düzenleme ile, devlet memurlarının görevleri sırasında sebebiyet verdikleri zararlardan dolayı sorumlulukları ile zararın nasıl tahsil edileceği açıklanmış olmakla birlikte; mali hakları düzenleyen mevzuatın yorumunda hataya düşülerek memurlara fazla ödeme yapılması suretiyle oluşan kamu zararının, münhasıran kamu mallarına verilen zararın tahsilini düzenleyen bu madde ile çözümlenmesi mümkün bulunmamaktadır.
36. Devlet memurlarına sehven ya da mevzuatın yorumunda hataya düşülerek yapılan aylık ve ücret farkı ödemelerinin, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu kapsamında tahsil edilip edilemeyeceği hususuna gelince; 5018 sayılı Kanun'un yukarıda açıklanan 71. maddesinde öncelikle kamu zararının tanımı yapılmış, sonrasında kamu zararının belirlenmesindeki kriterler sayılarak kapsam belirlenmiştir. Somut uyuşmazlığa bakıldığında ise, bu madde kapsamında oluşan bir kamu zararından söz etmek mümkün 11/13 bulunmamaktadır. Ortada mevzuatta olmayan bir ödemenin yapılması değil mevzuatta öngörülen bir ödemenin yapılması sırasında idarece hataya düşülmesi söz konusu olduğundan, uyuşmazlığın 5018 sayılı Kanun kapsamında çözümlenmesi mümkün değildir.
37. Bu durumda kamu görevlilerine sehven yapılan fazla ödemelerin geri atımında 5018 sayılı Kanun öncesinde olduğu gibi Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu'nun 22/12/1973 tarihli, E.1968/8, K.1973/14 sayılı kararının uygulanması gerektiği açıktır.
38. Söz konusu içtihadı Birleştirme Kurulu Kararı hatalı ödemelere ilişkin olmakla beraber getirdiği ilkelerin idari işlemlerin geri alınmasına dair genel ilkeler olduğu kuşkusuzdur. Dolayısıyla idare yokluk, açık hata, memurun gerçek dışı beyanı veya hilesi hallerinde süre aranmaksızın hatalı işlemini her zaman geri alabilecek, ancak bunun dışında kalan hallerde hatalı işlemini sadece dava açma süresi içinde geri alabilecek, bu süre geçtikten sonra idari istikrar ve hukuki güvenlik ilkesi gereği geri alamayacaktır.
39. Olayda; idarece davacıya yersiz ödenen döner sermaye ek ödeme tutarının mevzuat hükümlerinin yanlış yorumlandığından bahisle geri alınmak istenildiği dikkate alındığında, idarenin açık hataya düştüğünden söz edilemeyeceği gibi, söz konusu ek ödemenin ödenmesinde, davacının hilesi veya gerçek dışı beyanının da olmadığı görülmektedir. „
40. Bu itibarla; kamu görevlilerine sehven yapılan fazla ödemelerin geri alınmasında, Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 22/12/1973 gün ve E: 1968/8, K:1973/14 sayılı kararının uygulanması gerektiği sonucuna ulaşılmakla, dava açma süresi geçtikten sonra, idarenin ancak yok hükmündeki idari işlemleri ile ilgililerin gerçeğe aykırı beyanı veya hilesi nedeniyle veya açıkça hataya düşerek tesis ettiği idari işlemlerini geri alabileceği, dava konusu işlemde ise sayılan şartların hiçbirisi bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptali yolunda verilen ... İdare Mahkemesi kararının hukuka uygun olduğu sonucuna varılmıştır."
Uyuşmazlık Mahkemesinin; 30.09.2019 tarih ve 2018/392 E. ve 2019/648 sayılı kararı ve 2018/272 E. ve 2019/760 sayılı kararında ise aynı doğrultuda hüküm kurulmuş; Danıştay İçtihadı Birleştirme Kurulu’nun 22.12.1973 gün E:1968/8 K:1973/14 sayılı kararında özetle; İdarenin, hatalı terfi veya intibak işlemine dayanarak ödediği meblağın istirdadına bir mahkeme kararına lüzum olmadan karar verilebileceği ve bu karara karşı açılacak davaların çözümünün Danıştay’ın görevi içinde olduğu; İdarenin, yokluk, açık hata, memurun gerçek dışı beyanı veya hilesi hallerinde, süre aranmaksızın terfi veya intibaka dayanarak ödediği meblağı her zaman geri alabileceği; belirtilen istisnalar dışında kalan ödemelerin istirdadının, hatalı ödemenin yapıldığı tarihten başlamak üzere dava açma süresi içinde kabil olduğu ve dava açma süresi geçtikten sonra istirdat edilemeyeceği kabul edilmiştir.
Söz konusu İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca; idarece memura yapılan haksız ödemelerin dava açma süresi içerisinde istenebileceği, bu süre geçtikten sonra ise ancak yokluk, açık hata, memurun gerçek dışı beyanı veya hilesi hallerinde ödemenin geri alınabileceği kabul edilmiş ve yerleşik idari yargı kararları da bu doğrultuda istikrar bulmuştur.
Öte yandan, benzer konudaki bir Yargıtay içtihadı Birleştirme kararına da değinmekte yarar görülmektedir. Gerçekten, 27.1.1973 tarih ve E.1972/6, K.1973/2 sayılı İçtihadı Birleştirme kararında sonuç olarak aynen:
“1- Yokluk ile mutlak butlan halleri hariç ve kişinin gerçek dışı beyanı veya hilesi ile de sebebiyet vermemiş olmak kaydıyla idarenin yanlış şart tasarrufunu (özellikle yanlış intibak işlemini), ancak iptal davası süresi veya kanunlarda özel bir süre varsa bu süre içinde yahut iptal davası açılmışsa dava sonuna kadar, geriye yürür şekilde geri alabileceğine,
2- Bu süreler geçtikten sonra yanlış tasarrufun geriye yürür şekilde geri alınamayacağına,
3- Bu süreler geçtikten sonra yanlış tasarrufun geri alınması halinde geri alma gününe kadar doğmuş durumların, parasal sonuçları da dahil olmak üzere, hukuken kazanılmış durum olarak tanınması gerektiğine,
4- Bu nedenle yanlış işlemin (intibakın) bu süreler geçtikten sonra geri alınması durumunda, geri alma gününe kadar ödenmiş bulunan fazla paraların (aylıkların) hukuken geçerli bir nedenle ödenmiş bulunduğunun kabulü gerekmesi karşısında, artık sebepsiz zenginleşme söz konusu olamayacağından, sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanılarak geri istenemeyeceğine ve içtihatların bu yolda birleştirilmesine...”
denilmektedir.
Anılan kararın gerekçesinde, dava konusu bakımından da önem arz eden şu değerlendirmelerde bulunulmaktadır:
“Yukarıdan beri yapılan açıklama ve incelemelerden anlaşılacağı gibi, yanlış bir şart tasarrufun idare tarafından geri alınmasından dolayı ödenmiş fazla paraların geri istenmesi davalarında, kamu yararı ile kişisel yararı uzlaştıracak, kamu ve hukuk düzenini sarsmayacak, aksine, bunlara güven ve devamlılık sağlayacak nitelikte en adil ve hukuki bir norm olarak iptal davası süresini, genel olarak yanlış şart tasarrufu, geriye yürür şekilde geri almak için bir sınır olarak kabul etmek, bu süre geçtikten sonra tasarrufun ancak ilerisi için hüküm ifade edecek şekilde geri alınabileceği, daha doğrusu ilerisi için değiştirilebileceği, tarzında bir sonuca varmak gerekir. Belirtilen süreler geçtikten sonra idare yanlış tasarrufunu geri alsa bile, geçmişteki durumlar artık kazanılmış durum niteliğinde olacağından, yanlış İşleme dayanılarak yapılmış ödemelerin sebepsiz olduğu daileri sürülemeyecek ve geri istenmesi mümkün olmayacaktır...”
Bu konuda uygulanması düşünülebilecek diğer bir düzenleme de, 10.12.2003 gün 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunudur.
5018 sayılı Kanunun “Kamu zararı” başlıklı 71. maddesinde;
“(Değişik birinci fıkra: 25/4/2007-5628/4 md.) Kamu zararı; kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunmasıdır.
Kamu zararının belirlenmesinde;
a) İş, mal veya hizmet karşılığı olarak belirlenen tutardan fazla ödeme yapılması,
b) Mal alınmadan, iş veya hizmet yaptırılmadan ödeme yapılması,
c) Transfer niteliğindeki giderlerde, fazla veya yersiz ödemede bulunulması,
d) İş, mal veya hizmetin rayiç bedelinden daha yüksek fiyatla alınması veya yaptırılması,
e) idare gelirlerinin tarh, tahakkuk veya tahsil işlemlerinin mevzuata uygun bir şekilde yapılmaması,
f) (Mülga:22/12/2005-5436/10 md.)
g) Mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması,
Esas alınır.
(Değişik üçüncü fıkra: 22/12/2005-5436/10 md.) Kontrol, denetim, inceleme, kesin hükme bağlama veya yargılama sonucunda tespit edilen kamu zararı, zararın oluştuğu tarihten itibaren ilgili mevzuatına göre hesaplanacak faiziyle birlikte ilgililerden tahsil edilir.
Alınmamış para, mal ve değerleri alınmış; sağlanmamış hizmetleri sağlanmış; yapılmamış inşaat, onarım ve üretimi yapılmış veya bitmiş gibi gösteren gerçek dışı belge düzenlemek suretiyle kamu kaynağında bir artışa engel veya bir eksilmeye neden olanlar ile bu gibi kanıtlayın belgeleri bilerek düzenlemiş, imzalamış veya onaylamış bulunanlar hakkında Türk Ceza Kanunu veya diğer kanunların bu fiillere ilişkin hükümleri uygulanır. Ayrıca, bu fiilleri işleyenlere her türlü aylık, ödenek, zam, tazminat dahil yapılan bir aylık net ödemelerin iki katı tutarına kadar para cezası verilir.
(Değişik son fıkra: 25/4/2007-5628/4 md.) Kamu zararının, bu zarara neden olan kamu görevlisinden veya diğer gerçek ve tüzel kişilerden tahsiline ilişkin usul ve esaslar, Maliye Bakanlığının teklifi üzerine Cumhurbaşkanı tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir."
hükmü yer almaktadır.
5018 sayılı Kanunun yukarıda açıklanan 71. maddesinde öncelikle kamu zararının tanımı yapılmış, sonrasında kamu zararının belirlenmesindeki kriterler sayılarak kapsam belirlenmiştir. Somut uyuşmazlığa bakıldığında ise, bu madde kapsamında oluşan bir kamu zararından söz etmek mümkün bulunmamaktadır. Ortada mevzuatta olmayan bir ödemenin yapılması değil mevzuatta öngörülen bir ödemenin yapılması sırasında idarece hataya düşülmesi söz konusu olduğundan, uyuşmazlığın 5018 sayılı Kanun kapsamında çözümlenmesi mümkün değildir. Belirtilen içtihatlar ve dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan yasal düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde; idarece yapılan yersiz ödemenin 5018 sayılı Kanun kapsamı dışında kaldığı ve yukarıda açıklanan Danıştay İçtihadı Birleştirme Kurulu Kararı çerçevesinde çözümlenmesi gerektiğinde tereddüt bulunmamaktadır
Gerek Sayıştay Genel Kurulunun 14.06. 2007 tarih ve 5189/1 sayılı 5018 sayılı Kanun Çerçevesinde Sorumlu Tutulacak Görevli ve Yetkililerin Belirlenmesi Hakkında Sayıştay Genel Kurul Kararının; gerekse Uyuşmazlık Mahkemesinin kararlarını birlikte incelediğimizde ise;
Bir kamu zararının gerçekleşmesi için; 5018 sayılı Kanunun 71. Maddesi çerçevesinde, “Kamu zararı; kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunmasıdır, ’olarak açık ve net olarak anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık Mahkemesi ayrıca; söz konusu ödemelerin yapılması konusunda ödemeyi alan personelin hilesi veya gerçek dışı beyanının bulunup bulunmadığının sorgulanması gerektiğini, parasal hak ödemesini düzenleyen mevzuatın yorumunda hataya düşülerek memurlara fazla ödeme yapılıp yapılmadığının da sorgulanması gerektiğini, her birinin ayrı ayrı değerlendirilmesi ve yorumlanması gerektiğini ayrıntılı bir şekilde anlatmış,
Buna göre;
33. maddede kamu zararı oluşturan işlemin ödemeyi alan personelin hilesi veya gerçek dışı beyanının bulunup bulunmadığını,
34. maddede parasal hak ödemesini düzenleyen mevzuatın yorumunda hataya düşülerek memurlara fazla ödeme yapılması suretiyle oluşan kamu zararının 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 12. maddesi ile 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu'nun 71. maddesi kapsamında sayılıp sayılamayacağı yönünden değerlendirilmesi gerekmekte olduğunu,
35. maddede 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 12. maddesindeki düzenleme ile, devlet memurlarının görevleri sırasında sebebiyet verdikleri zararlardan dolayı sorumlulukları ile zararın nasıl tahsil edileceği açıklanmış olmakla birlikte; mali hakları düzenleyen mevzuatın yorumunda hataya düşülerek memurlara fazla ödeme yapılması suretiyle oluşan kamu zararının, münhasıran kamu mallarına verilen zararın tahsilini düzenleyen bu madde ile çözümlenmesi mümkün bulunmadığını,
36. maddede Devlet memurlarına sehven ya da mevzuatın yorumunda hataya düşülerek yapılan aylık ve ücret farkı ödemelerinin, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu kapsamında tahsil edilip edilemeyeceği hususuna gelince; 5018 sayılı Kanun'un yukarıda açıklanan 71. maddesinde öncelikle kamu zararının tanımı yapılmış, sonrasında kamu zararının belirlenmesindeki kriterler sayılarak kapsam belirlendiğini, Somut uyuşmazlığa bakıldığında ise, bu madde kapsamında oluşan bir kamu zararından söz etmek mümkün 11/13 bulunmadığını, Ortada mevzuatta olmayan bir ödemenin yapılması değil mevzuatta öngörülen bir ödemenin yapılması sırasında idarece hataya düşülmesi söz konusu olduğundan, uyuşmazlığın 5018 sayılı Kanun kapsamında çözümlenmesi mümkün olmadığı,
37. maddede, bu durumda kamu görevlilerine sehven yapılan fazla ödemelerin geri ahırımda 5018 sayılı Kanun öncesinde olduğu gibi Danıştay içtihatları Birleştirme Kurulu'nun 22/12/1973 tarihli, E.1968/8, K.1973/14 sayılı kararının uygulanması gerektiği,
38. maddede söz konusu İçtihadı Birleştirme Kurulu Kararı hatalı ödemelere ilişkin olmakla beraber getirdiği ilkelerin idari işlemlerin geri alınmasına dair genel ilkeler olduğu kuşkusuzdur. Dolayısıyla idarenin yokluk, açık hata, memurun gerçek dışı beyanı veya hilesi hallerinde süre aranmaksızın hatalı işlemini her zaman geri alabileceğini, ancak bunun dışında kalan hallerde hatalı işlemini sadece dava açma süresi içinde geri alabileceğini, bu süre geçtikten sonra idari istikrar ve hukuki güvenlik ilkesi gereği geri alamayacağını,
Açık olarak ifade etmiştir.
Bu itibarla; Temyiz Kurulunca G.İ.H. Sınıfı 1. Dereceli Kent Tarihi ve Tanıtımı Müdürü kadrosunda bulunan aynı zamanda Şehir Plancısı unvanını haiz şahsıma özel hizmet tazminatı ve zamların mevzuatın üzerinde ödenmesi ile alakalı olarak oluşan kamu zararının oluştuğu ve bu sebeple denetmenlerce çıkartılmış olan rakamların tazminine hükmedilmişse de, HİTAP Çizelgesi, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Strateji ve Geliştirme Başkanlığının yazısı, 5018 sayılı Kanun, 14.06. 2007 tarih ve 5189/1 sayılı 5018 sayılı Kanun Çerçevesinde Sorumlu Tutulacak Görevli ve Yetkililerin Belirlenmesi Hakkında Sayıştay Genel Kurul Kararının Uyuşmazlık Mahkemesi kararlarının birlikte incelenmesi neticesinde; atama işlemleri ve maaş ödemesi yapılan personellerin tamamının yalan beyanı ve hilesinin bulunmaması, personelin kanun, yönetmelik, tebliğ, görüş ve yargı kararları çerçevesinde atamalarının yapılması, idare tarafından; yokluk, açık hata, memurun gerçek dışı beyanı veya hilesi hallerinde süre aranmaksızın hatalı işlemini her zaman geri alabilecek olması ve yukarıdaki sorguların hiçbirinde böyle bir işlemin bulunmaması, yapılan işlemlerde 6. Maddede belirtilen böyle bir hata olmaması nedeni ile; işlemin geri alınabilmesi için Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu Kararı uyarınca hatalı işlemi sadece ve sadece idarenin geri alabileceği ve bu sürenin de dava açma süresi içinde geri alabilecek olması ve şahsıma 2020 Sayıştay Denetiminde tazmin olarak çıkartılan tüm bulgulara işlemlerin gerçekleşme tarihlerinden itibaren dava açma süresi olan 60 (altmış) gün geçmesi; ayrıca 14.06. 2007 tarih ve 5189/1 sayılı 5018 sayılı Kanun Çerçevesinde Sorumlu Tutulacak Görevli ve Yetkililerin Belirlenmesi Hakkında Sayıştay Genel Kurul Kararının 5 b) Ödemeye Esas Belgelerin Eksikliği ve Maddi Hata Bulunması Durumunda Sorumluluk maddesinin son paragrafında yer alan “Söz konusu mevzuat hükümleri karşısında, ödemeye esas teşkil etme niteliği bulunan, fakat gider evrakı arasında yer almayan bir belge nedeniyle ortaya çıkan kamu zararı ile giderin taahhüt ve tahakkuk aşamalarına ait olup çeşitli gerçekleştirme görevlilerinin kendi yasal görevleri çerçevesinde düzenledikleri ve imzaladıkları belgelerdeki açık ve kolayca görülebilen ve yorum gerektirmeyen maddi hatalardan muhasebe yetkilisinin, harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlisiyle birlikte sorumlu tutulması gerektiğine, hataan bariz olup olmadığı hususunun ise yargı dairelerince kararlaştırılacak bir husus olduğuna...’’karan doğrultusunda; Harcama Yetkilisi ve Gerçekleştirme Görevlisi ve Muhasebe Yetkilisine de tazmin hükmü verilmesi gerekirken; sadece Harcama Yetkilisi ve Gerçekleştirme Görevlisine tazmin hükmü çıkartılmasının da hukuken sakat bir eylem olması nedeniyle; tazmin hükmünün kaldırılması yönünde kararın düzeltilmesi, talep edilmiştir.
(Karar Düzeltilmesine İlişkin) Başsavcılık Mütalaasında;
“Temyiz Kurulu, Belediyenin genel idare hizmetleri sınıfına dahil 1. dereceli Kent Tarihi ve Tanıtım Müdürlüğü kadrosunda bulunan ...'a özel hizmet tazminatının mevzuatta belirlenen oranın, yine yan ödemesinin mevzuatta belirlenen puanın üzerinde ödenmesi nedeniyle hesaplanan kamu zararının tazminine ilişkin Daire Kararını tasdik etmiştir.
Sorumlu dilekçesinde; Yargı Raporundan başlayarak konunun daha önceki aşamalarında ileri sürdüğü hususları detaylandırarak tekrarlayıp, hükmün kaldırılmasını talep etmiştir.
Söz konusu itirazlar Daire ve Temyiz Kurulunun ilamlarında karşılanmış olması yanında, ilamlara esas alınan mevzuat karşısında yersiz ve Temyiz Kurulu İlamının mahiyetini değiştirecek nitelikte de değildir. Talebin reddi ile karar düzeltilmesine yer olmadığına karar verilmesinin uygun olacağı değerlendirilmektedir.” denilmiştir.
Dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra,
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Sorumlu tarafından ileri sürülen iddia ve itirazların tamamının Temyiz Kurulu Kararında karşılandığı ve Kararın Kanuna aykırı bir yönünün bulunmadığı anlaşıldığından ve ayrıca bu aşamada ileri sürülen hususlar Kararın düzeltilmesini icap ettirecek bir mahiyette görülmediğinden; (92 sayılı İlamın 7/A maddesiyle verilen ... TL’lik tazmin hükmünü tasdik eden) söz konusu 03.05.2023 tarih ve 54940 Tutanak numaralı Temyiz Kurulu Kararının 2’nci maddesinde KARAR DÜZELTİLMESİNE MAHAL OLMADIĞINA, oy birliğiyle,
Karar verildiği 26.06.2024 tarih ve 56967 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.
Konu: Genel İdare Hizmetleri Sınıfına dâhil 1 inci dereceli Kent Tarihi ve Tanıtım Müdürlüğü kadrosunda bulunan kişiye yan ödemelerin fazla ödenmesi.
2- 92 sayılı İlamın 7/B maddesi ile; Genel İdare Hizmetleri Sınıfına dâhil 1’inci dereceli Kent Tarihi ve Tanıtım Müdürlüğü kadrosunda bulunan ...’a yan ödemenin mevzuatta belirlenen sınırın üzerinde ödendiği gerekçesiyle ... TL kamu zararının sorumlulardan tazminine hükmedilmiştir.
Söz konusu hüküm Temyiz Kurulu’nun 03.05.2023 tarih ve 54940 tutanak numaralı Kararı ile tasdik edilmiştir.
Sorumlunun karar düzeltilmesi talebine ilişkin temyiz dilekçesi ve Başsavcılık Mütalaası işbu tutanağın/ilamın 1’inci maddesinde belirtildiği gibi olup, sorumlu tarafından ileri sürülen iddia ve itirazların tamamının Temyiz Kurulu Kararında karşılandığı ve Kararın Kanuna aykırı bir yönünün bulunmadığı anlaşıldığından ve ayrıca bu aşamada ileri sürülen hususlar Kararın düzeltilmesini icap ettirecek bir mahiyette görülmediğinden; (92 sayılı İlamın 7/B maddesiyle verilen ... TL’lik tazmin hükmünü tasdik eden) söz konusu 03.05.2023 tarih ve 54940 Tutanak numaralı Temyiz Kurulu Kararının 3’üncü maddesinde KARAR DÜZELTİLMESİNE MAHAL OLMADIĞINA, oy birliğiyle,
Karar verildiği 26.06.2024 tarih ve 56967 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.
1- 92 sayılı İlamın 7/A maddesi ile; Genel İdare Hizmetleri Sınıfına dâhil 1’inci dereceli Kent Tarihi ve Tanıtım Müdürlüğü kadrosunda bulunan ...’a özel hizmet tazminatının mevzuatta belirlenen sınırın üzerinde ödendiği gerekçesiyle ... TL kamu zararının sorumlulardan tazminine hükmedilmiştir.
Söz konusu hüküm Temyiz Kurulu’nun 03.05.2023 tarih ve 54939 tutanak numaralı Kararı ile tasdik edilmiştir.
Bu kez, karar düzeltme kanun yoluna başvuran Gerçekleştirme Görevlisi ... tarafından gönderilen karar düzeltilmesi talebine ilişkin dilekçede özetle;
... Belediye Başkanlığı; Sayıştay Başkanlığı tarafından 2020 yılı Mali Denetimine tabi tutulmuş, yapılan denetim sonucunda, Genel İdare Hizmetleri Sınıfına dahil 1.dereceli Kent Tarihi ve Tanıtım Müdürlüğü kadrosunda bulunan aynı zamanda Şehir Plancısı unvanını haiz şahsıma ilişkin olarak; 92 sayılı ilam, 52283 dosya numaralı ve 54940 Tutanak numarası ile işlem gören kararın 7/A Maddesinde Özel Hizmet tazminatının %155 olarak ödenmesi gerekirken %160 olarak ödenmesi nedeni ile fazla ödenen ... TL. ve yan ödemenin 2500 puan (600+500+1400) ödenmesi gerekirken 3600 (2200+1400) puan ödenmesinden dolayı da ... TL. kamu zararı oluştuğu ve tazminine karar verildiği; özetle özel hizmet tazminatının mevzuatta belirlenen sınırın üzerinde ödendiği gerekçesiyle tazmin hükmü kurulduğu,
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 12. maddesinin birinci fıkrasında, kamu görevlilerinin kamu hizmetinin sunumunda kullanılan her türlü kamu malını koruma yükümlülükleri; aynı maddenin ikinci fıkrasında ise koruma ve hizmete hazır bulundurmak zorunda bulundukları bu mallara verdikleri zararın rayiç bedel üzerinden tahsil edileceği; son fıkrasında da, anılan zararın tahsil usulü düzenlendiği,
Dolayısıyla, parasal hak ödemesini düzenleyen mevzuatın yorumunda hataya düşülerek memurlara fazla ödeme yapılması suretiyle oluşan kamu zararının, münhasıran kamu mallarına verilen zararın tahsil usulünü düzenleyen 12. madde kapsamında tahsilinin mümkün olmadığı,
Yine 5018 sayılı Kanunun "Kamu zararı" başlıklı 71. maddesinde, "Kamu zararı, mevzuata aykırı karar, işlem, eylem veya ihmal sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunmasıdır. Kamu zararının belirlenmesinde; a) İş, mal veya hizmet karşılığı olarak belirlenen tutardan fazla ödeme yapılması, b) Mal alınmadan, iş veya hizmet yaptırılmadan ödeme yapılması, c) Transfer niteliğindeki giderlerde, fazla veya yersiz ödemede bulunulması, d) iş, mal veya hizmetin rayiç bedelinden daha yüksek fiyatla alınması veya yaptırılması, e) idare gelirlerinin tarh, tahakkuk veya tahsil işlemlerinin mevzuata uygun bir şekilde yapılmaması, f) (5436 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin c/9 fıkrası ile çıkarılan bend) g) Mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması, Esas alınır. Kontrol, denetim, inceleme, kesin hükme bağlama veya yargılama sonucunda tespit edilen kamu zararı, zararın oluştuğu tarihten itibaren ilgili mevzuatına göre hesaplanacak faiziyle birlikte ilgililerden tahsil edilir. Alınmamış para, mal ve değerleri alınmış; sağlanmamış hizmetleri sağlanmış, yapılmamış inşaat, onarım ve üretimi yapılmış veya bitmiş gibi gösteren gerçek dışı belge düzenlemek suretiyle kamu kaynağında bir artışa engel veya bir eksilmeye neden olanlar ile bu gibi kanıtlayıcı belgeleri bilerek düzenlemiş, imzalamış veya onaylamış bulunanlar hakkında Türk Ceza Kanunu veya diğer kanunların bu fiillere ilişkin hükümleri uygulanır. Ayrıca, bu fiilleri işleyenlere her türlü aylık, ödenek, zam, tazminat dahil yapılan bir aylık net ödemelerin iki katı tutarına kadar para cezasının verileceği,
Kamu zararlarının tahsiline ilişkin usul ve esaslar, Maliye Bakanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılacak yönetmelikle belirlenir." hükümlerinin bulunduğu,
Yukarıdaki maddenin birinci fıkrasında kamu zararı tanımı yapılmış, ikinci fıkrada ise birinci fıkrada tanımlanan hususların geçerli sayılacağı haller belirlenmiştir. Bu itibarla 5018 sayılı Kanuna göre kamu zararı sayılan halleri belirlemek için anılan maddenin ikinci fıkrasına bakmak gerekeceği,
İkinci fıkrada yer alan bentler birlikte değerlendirildiğinde ise, 5018 sayılı Kanunun kamu zararı kapsamının; kamu kaynakları kullanılarak piyasadan mal ve hizmet satın alınması sırasında fazla ödeme yapılması, idarenin gelirlerinin tahsili sırasında mevzuata aykırı davranılması ve mevzuatta öngörülmeyen bir ödeme yapılması suretiyle yol açılan zararla sınırlı olduğu anlaşılmaktadır. Nitekim ikinci fıkra ile belirlenen kapsam içinde, kamu malına zarar verilmesi, kamu görevlilerinin hukuka aykırı eylemleri nedeniyle kişilere verdikleri zararın kamu tarafından ödenmek zorunda kalınması ya da mevzuatta ödenmesi öngörülmekle birlikte mevzuatın yorumunda hataya düşülmek veya ihmal ve kasıt yoluyla fazla ödeme yapılması halleri sayılmamıştır. İkinci fıkra bir bütün olarak değerlendirildiğinde "g" bendinde yer alan "mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması" kuralının kapsamının, yine mal ve hizmet alımları nedeniyle yapılan ödemeler sonucu oluşan kamu zararı şeklinde anlaşılması gerektiği,
Kaldı ki, bakılan uyuşmazlık mevzuatta öngörülmeyen bir ödeme yapılması nedeniyle oluşan kamu zararı olmayıp, mevzuatın öngördüğü bir ödemenin yapılması sırasında hataya düşülmesine ilişkin olduğundan, uyuşmazlığın anılan Kanun kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olmadığı,
Bu durumda; 71. maddenin birinci fıkrasındaki,"... mevzuata aykırı karar, işlem, eylem veya ihmal..." ibaresini ikinci fıkra ile belirlenen kapsam dahilinde gerçekleştirilen karar, işlem, eylem veya ihmal olarak anlamak gerektiği,
Kamu görevlilerine daha önce sehven kanuna aykırı olarak yapılmış fazla ödemelerin geri alınmasında, 5018 sayılı Kanunun uygulanmasının mümkün olmadığı sonucuna ulaşıldığında, bu tür uyuşmazlıkların çözümünde anılan Kanun öncesi hukuki durumun değişmediğinin ortaya çıktığı,
Bu itibarla; kamu görevlilerine sehven yapılan fazla ödemelerin geri alımında, tıpkı 5018 sayılı Kanun öncesinde olduğu gibi Danıştay içtihatları Birleştirme Kurulunun 22.12.1973 günlü, E:1968/8, K.1973/14 sayılı kararının uygulanması gerektiği,
Diğer taraftan, uyuşmazlığa 5018 sayılı Kanunun uygulanacağı yolundaki yorum; sonucu tümüyle idari nitelikli olan ve idari yargı usul ve esaslarına göre çözümlenmesi gereken bir uyuşmazlığın, adli yargı yerinde çözümleneceğinin kabulü anlamına gelmektedir. Dolayısıyla bu anlama gelen bir yorumun Anayasanın 155. maddesi ile kurulan "idari rejim" sistemi ile bağdaşmayacağı,
Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 22.12.1973 günlü, E.1968/8, K:1973/14 sayılı kararında ise; idarenin, hatalı işlemine dayanarak ödediği meblağın istirdadına, bir mahkeme kararına lüzum olmadan karar verebileceğine işaret ettiği,
Şahsıma ait hitap dökümünden ve dosyada mevcut belge, bilgi ve açıklamalardan; 15.09.2013 tarihinden 15.12.2015 tarihine kadar Şehir Plancısı olarak görev yaptığım; 2015 yılında yapılan Mahalli İdareler Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği sınavını kazanarak 15.12.2015 tarihinde Plan Proje Müdürü kadrosuna atandığım (Ek-1); 15.12.2015 tarihinde Plan Proje Müdürlüğü kadrosuna atanmış olduğum tarihteki Şehir Plancısı kadrosunda hak ettiğim KHA Derecesinin 4/2 , EKHA Derecesinin 4/2, KHA ve EKHA Ek göstergesinin de 1600 olduğu; Müdürlüğe atanmadan önce Şehir Plancısı kadrosunda iken; ÖHT %160, yan ödeme puanının ise 2200 olduğu;
Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Sınavına girdiğimde yürürlükte olan mevzuat olan 07.05.2014 tarih ve 28993 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Mahalli İdareler Personelinin Görevde Yükselme ve Unvan Değişikliği Esaslarına dair Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik uyarınca;
MADDE 5- Aynı Yönetmeliğin 7’nci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“MADDE 7 -(1) 5 inci maddenin birinci fıkrasında sayılan- unvanlara görevde yükselme suretiyle yapılacak atamalarda aşağıdaki özel şartlar aranır.
3) Ekli (1) sayılı listede sayılan ve teknik öğrenim gerektiren müdürlüklere atanabilmek için; yükseköğretim kurumlarının, kadronun görev alanı ile ilgili eğitim ve öğretimde bulunan en az dört yıllık bölümlerinden veya bu bölümlere denkliği kabul edilen yurtdışındaki yükseköğretim kurumlarının ilgili bölümlerinden mezun olmak,
Düzenlemesinin mevcut olduğu; sınava girdiğimde Şehir Plancısı kadrosu ile sınava girmiş ve yapılan yazılı ve sözlü sınav neticesinde ilk defa Plan ve Proje Müdürü kadrosuna atandığım;
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Strateji Geliştirme Başkanlığının 09.08.2021 tarih ve 1476672 sayılı yazısında; (Ek-2)
“657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun "İdari görevlere atanma" başlıklı 69 uncu maddesinde "Kurumlar, Eğitim ve Öğretim, Sağlık ve Yardımcı Sağlık ve Teknik Hizmetler Sınıflarına dahil memurlardan, kariyerlerinden yararlanmak istediklerini 2- 4’üncü dereceler arasındaki idari görevlere ait olup kazanılmış hak derecelerinin iki altındaki derecelerden tespit ve ihdas edilmiş kadrolara atayabilirler. Bu suretle atanan memurların aylıkları kazanılmış hak dereceleri üzerinden ödenir.
Ancak kazanılmış aylık dereceleri ve kariyer hizmet sınıfları için tespit edilen ek gösterge, zam ve tazminatlar ile atandıkları görevlerin ek gösterge, zam ve tazminatlarının farklı olması halinde fazla olanı ödenir."
hükümlerine yer verildiği;
91 seri nolu Devlet Memurları Kanunu Genel Tebliği'nin "Kazanılmış hak aylıklarının altındaki derecelerde bulunan idari kadrolara atananların mali haklan" başlıklı 8. maddesinde 657 sayılı Kanunun 69. maddesinin hangi hallerde uygulanabileceğinin düzenlendiği; buna göre Eğitim ve Öğretim, Sağlık ve Yardımcı Sağlık ile Teknik Hizmetler Sınıflarına dahil memurlar hakkında bu madde hükmünün uygulanabileceği ancak 2, 3 ve 4’üncü derecelerde bulunan idari görevlere bu suretle atama yapılabileceği memurun kazanılmış hak aylığı ile atanacağı kadro derecesi arasında iki dereceden fazla fark olmayacağı; bu şartlara uygun olarak atanan memurların aylıklarının kazanılmış hak aylık dereceleri üzerinden ödeneceği, kariyerleri ile ilgili hizmet sınıflarında alabilecekleri ek gösterge, zam ve tazminatı ar ile atandıkları kadronun ek gösterge, zam ve tazminatlarından hangisi daha yüksek ise kendilerine bunun üzerinden ödeme yapılacağı; (Ek-3)
657 sayılı Kanunun 43/B maddesinde;
B) (Değişik: 9/4/1990 - KHK-418/2 md.; iptal: Anayasa Mahkemesinin 5/2/1992 tarihli ve E. 1990/22, K. 1992/6 sayılı Kararı ile; Yeniden düzenleme: 18/5/1994 - KHK527/2 md.) Ek Gösterge: Bu Kanuna tabi kurumların kadrolarında bulunan personelin aylıkları; hizmet sınıfları, görev türleri ve aylık alınan dereceler dikkate alınarak bu kanuna ekli I ve II sayılı cetvellerde gösterilen ek gösterge rakamlarının eklenmesi suretiyle hesaplanır. II sayılı cetvelde yer alan unvanlarda değişiklik yapmaya ve yeni unvanlar ilave etmeye Cumhurbaşkanı yetkilidir. (1) Bu ek göstergeler, ilgililerin belirtilen sınıf ve görevlerde bulundukları sürece ödemelere esas alınıp, terfi bakımından kazanılmış hak sayılmaz.
Kurumların 1, 2, 3 ve 4’üncü dereceli kadrolarına atananlara uygulanacak ek göstergeler^ ilgililerin daha önce bulunmuş oldukları kariyerleri ile ilgili sınıf veya ekli I sayılı Cetvelin Genel İdare Hizmetleri Sınıfı (g) bölümünde belirtilen görevlerde kazanılmış hak aylık derecelerine göre alabilecekleri ek göstergelerden düşük olamaz. (Değişik: 23/2/1995 - KHK-547/7 md.)
Düzenlemesinin yer aldığı;
Öte yandan; 2006/10344 sayılı Bakanlar Kurulunun 4/e maddesinde;
e) Kurumların teknik ve sağlık hizmetleri sınıflarına ait kadrolarında bulunanlardan, bulundukları hizmet sınıflarına atlanılabilecek mesleki bir üst öğrenimi bitirenlere, cetvellerde ayrıca belirtilen istisnai durumlar hariç olmak üzere, kariyerleri (mesleki üst öğrenimleri) esas alınarak zam ve tazminat ödenir. Kadroları teknik ve sağlık hizmetleri sınıflarında bulunanlardan, bulundukları hizmet sınıflarından bir kadroya atanılamayacak herhangi bir üst öğrenimi bitirenlere ise bitirdikleri üst öğrenimden dolayı zam ve tazminat ödenmez.
Düzenlemesinin yer aldığı;
Bu çerçevede, Şehir Plancısı kadrosunu haiz Plan Proje Müdürü şahsıma Yan Ödeme puanı olarak; 2006/10344 sayılı Bakanlar Kurulu kararının; I sayılı cetvel B bölümü 2. Madde b bendinde Şehir Plancısı için belirlenmiş olan 800 puan iş güçlüğü zammı + 1400 puan teminde güçlük zammı olmak üzere = 2200 puan verildiği, ayrıca; aynı bölümün dip not, 3- Bu bölümün 1,2ve3 No’lu sıra numaralarında sayılan kariyerler ile yüksek tekniker, tekniker ve tütün eksperi kariyerlerini haiz olanlardan Genel İdare Hizmetleri Bölümünün 1, 2, 3, 5, 6, 7, 8, 13, 14, 15, 16, 18, 20, 21, 22, 24, 25, 26 ve 27/a, (F) Bölümünün 3, 4, 5, 6, 7, 9 ve (G) Bölümünün B/1, 2, 3, 4 üncü sıra numaralarında yazılı olan görev unvanlarını işgal edenlere 1400 puan temininde güçlük zammı verilir ifadesine yer verildiği, burada ifade edilen G.İ.H. Sınıfının 25. Bölümünde bulunan unvanlara bakıldığında, Şube Müdürü, Müdür, APK Uzmanı, Avrupa Birliği Uzmanı unvanlarının bulunduğunun görüldüğü;
Bu çerçevede, tarafıma Şehir Plancısı olarak verilmiş olan 2200 puanın yanı sıra 1400 puan da dipnot 3/a’dan 2200 + 1400 = 3600 yan ödeme puanı verildiği;
Özel Hizmet Tazminatı puanı olarak ise; 2006/10344 sayılı Bakanlar Kurulu kararının II sayılı cetvel E Bölümü (Teknik Hizmetler) 1/b Yüksek mühendis, mühendis, yüksek mimar, mimar, bölge plancısı ve şehir plancılarından 1-4 derecelerden aylık alanlar %160 ÖHT puanı verildiği;
Ayrıca THS kadrosunda olup, 657 sayılı Kanunun 86. Maddesi ve 2006/10344 sayılı BKK uyarınca Müdürlüklere vekalet eden personellere asil müdür kadrosunda olmamasına rağmen, asil müdür kadrosuna atanmış gibi vekalet ücreti ödenirken; yüksek olan ek gösterge, ÖHT, yan ödeme ve ek ödeme dikkate alınmakta olup, asaleten sınava girerek bu kadroya atanmış personele bu hakların bu hakların verilemeyeceğinin bildirilmesi ve bu konuda da kamu zararı oluştuğu iddiasının Anayasanın eşitlik ilkesine aykırı olduğu;
Türkiye Cumhuriyeti Devleti Anayasası incelendiğinde yargı ayrılığı sisteminin benimsendiği ve birden fazla yargı koluna sahip bir ülke olduğu görülmekte, bu yargı kollarının ise;
Anayasa Yargısı (Anayasa Mahkemesi); Adli Yargı (Adalet Mahkemeleri -Yargıtay); idari Yargı (idare ve Vergi Mahkemeleri- Danıştay);
Hesap Yargısı (Kamu hesap denetimi yapan Sayıştay);
Uyuşmazlık Yargısı (Uyuşmazlık Mahkemesi);
Seçim Yargısı (Yüksek Seçim Kurulu)
Olduğu görülmektedir.
Hesap yargısı bakımından kamu hesap denetimi yapan ve ek olarak sunmuş olduğum, Sayıştay’ca yapılan incelemeler sonucunda kamu zararı tespit edildiğinde ve kamu kaynağının verimli, etkin ve ekonomik kullanılmadığı saptandığında, 10.12.2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu çerçevesinde sorumlu tutulacak görevli ve yetkililerin belirlenmesi hususundaki tereddüt konulu Sayıştay Genel Kurulunun 14.06. 2007 tarih ve 5189/1 sayılı 5018 sayılı Kanun Çerçevesinde Sorumlu Tutulacak Görevli ve Yetkililerin Belirlenmesi Hakkında Sayıştay Genel Kurul Kararının;(Ek-4)ll nolu Sorumluluk Konulu başlığında; yetki ve sorumluluk dengesi kurulurken yetkiler yanında Kanunun pek çok maddesinde sorumluluklardan söz edildiği;5018 sayılı Kanunun 8. maddesinde hesap verme sorumluluğundan, 31. maddesinde harcama yetkisinden doğan sorumluluktan, 32. maddesinde harcama yetkililerinin sorumluluğundan, 33. maddesinde gerçekleştirme görevlilerinin sorumluluğundan, 38. maddesinde gelirlerin toplanma sorumluluğundan, 44. maddesinde mal yönetim sorumluluklarından, 48. maddesinde mal yönetiminde etkililik ve sorumluluktan, 58. maddesinde ön mali kontrol görevinin yönetim sorumluluğu çerçevesinde yürütülmesinden, 61. maddesinde muhasebe yetkililerinin sorumluğundan, 76. maddesinde kamu idarelerinin sorumluluğundan söz edildiği,
III- SORUMLULAR Başlığında ise;5018 sayılı Kanunda dört grup sorumlu belirlenmiş olup;1- Bakanlar, 2- Üst Yöneticiler (ve belediyelerde belediye başkanı üst yöneticidir), 3- Harcama Yetkilileri, 4- Gerçekleştirme Görevlileri, 5- Muhasebe Yetkilisinin Görev ve Sorumlulukları olarak belirtilmiş, bu görevlilerin görevleri tek tek sayılmış, yetkileri, hangi şart ve durumlarda da yetkili ve sorumlu oldukları hüküm altına alındığı,
“4- Gerçekleştirme Görevlileri 5018 sayılı Kanunun 33’üncü maddesi uyarınca bütçeden bir giderin yapılabilmesi için iş, mal, veya hizmetin belirlenmiş usul ve esaslara uygun olarak alındığının veya gerçekleştirildiğinin görevlendirilmiş kişi veya komisyonlarca onaylanması ve gerçekleştirme belgelerinin düzenlenmiş olması gerekmektedir. 5018 sayılı Kanunun 33’üncü maddesinde; “Bütçelerden bir giderin yapılabilmesi için iş, mal veya hizmetin belirlenmiş usul ve esaslara uygun olarak alındığının veya gerçekleştirildiğinin, görevlendirilmiş kişi veya komisyonlarca onaylanması ve gerçekleştirme belgelerinin düzenlenmiş olması gerekir. Giderlerin gerçekleştirilmesi; harcama yetkililerince belirlenen görevli tarafından düzenlenen ödeme emri belgesinin harcama yetkilisince imzalanması ve tutarın hak sahibine ödenmesiyle tamamlanır. Gerçekleştirme görevlileri, harcama talimatı üzerine; işin yaptırılması, mal veya hizmetin alınması, teslim almaya ilişkin işlemlerin yapılması, belgelendirilmesi ve ödeme için gerekli belgelerin hazırlanması görevlerini yürütürler. Elektronik ortamda oluşturulan ortak bir veri tabanından yararlanmak suretiyle yapılacak harcamalarda, veri giriş işlemleri gerçekleştirme görevi sayılır. Bu fıkranın uygulanmasına ilişkin esas ve usuller Maliye Bakanlığınca belirlenir. Gerçekleştirme görevlileri, bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken iş ve işlemlerden sorumludurlar” denilmekte olup; anılan hüküm uyarınca, bir mali işlemi gerçekleştirmede görevli olanların sorumluluğunun belirlenmesinde, gerçekleştirme işlemini yapan memurun, yetkili ve görevli olması ve yapılan giderin de bu görevli tarafından düzenlenip imzalanan belgeye dayanıyor olması zorunludur. Bir başka deyişle, yukarıda anılan belge ve imza olmadan ödeme emri belgesinin tamamlanmış sayılmaması gerektiği,
Aynı şekilde, belgeyi düzenleyenin de gerçekleştirme konusunda yetkisinin bulunması ve harcama talimatı ile veya sair surette amir tarafından görevlendirilmiş olması gerekmektedir. Bu anlamda gerçekleştirme belgelerinin hazırlanması, taslak metinlerin yazılması, temize çekilmesi, kaydedilmesi, bilgisayara giriş yapılması gibi yardımcı hizmetlerin gerçekleştirme görevi kapsamında değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı,
a) Ödeme Emri Belgesini Düzenlemekle Görevlendirilen Gerçekleştirme Görevlisinin Sorumluluğu 5018 sayılı Kanunun 33’üncü maddesinin birinci fıkrası hükmü uyarınca ödeme emri belgesi, harcama yetkilisi tarafından belirlenen bir görevli tarafından düzenlenecektir. Ödeme emri belgesi tek başına mali bir işlem sayılmamakla birlikte taahhüt ve tahakkuk aşamalarından sonra ödeme aşamasına geçilmesine esas teşkil etmektedir. 31.12.2005 tarihli ve 26040 sayılı 3. mükerrer Resmî Gazete ’de yayımlanan İç Kontrol ve Ön Mali Kontrole İlişkin Usul ve Esasların 12 ve 13’üncü maddelerinde ödeme emri belgesi düzenleme görevi, ön mali kontrol kapsamında ele alınmakta ve “kontrol edilmiş ve uygun görülmüştür” şerhi çerçevesinde değerlendirilmektedir.
Aynı esaslarda belirtildiği üzere, harcama yetkilileri, yardımcıları veya hiyerarşik olarak kendisine en yakın üst kademe yöneticileri arasından bir veya daha fazla sayıda gerçekleştirme görevlisini ödeme emri belgesi düzenlemekle görevlendirecek, ödeme emri belgesini düzenlemekle görevlendirilen gerçekleştirme görevlileri de, ödeme emri belgesi ve eki belgeler üzerinde ön malî kontrol yapacaklardır. Bu nedenle ödeme emri belgesini düzenleyen gerçekleştirme görevlisinin yaptığı işlemler nedeniyle sorumluluk üstlenmesi tabiidir. Ayrıca, harcama birimlerinde süreç kontrolü yapılarak her bir işlem daha önceki işlemlerin kontrolünü içerecek şekilde tasarlanıp uygulanacak, mali işlemlerin yürütülmesinde görev alanlar, yapacakları işlemden önceki işlemleri de kontrol edeceklerdir.
Bu bağlamda ödeme emri belgesini düzenlemekle görevlendirilen gerçekleştirme görevlileri de, ödeme emri belgesi ve eki belgeler üzerinde ön mali kontrol yaparak, ödeme emri belgesi üzerine “Kontrol edilmiş ve uygun görülmüştür" şerhi düşüp imzalayacaklardır. Bu nedenle ödeme emri belgesini düzenleyen görevli, gerçekleştirme belgelerinin ödeme emri belgesine doğru aktarılması yanında, düzenlediği belge ile birlikte harcama sürecindeki diğer belgelerin doğruluğundan ve mevzuata uygunluğundan da sorumludur. Yapılan bu açıklamalara göre, aslî bir gerçekleştirme belgesi olan ödeme emri belgesini düzenleyen sıfatıyla imzalayan gerçekleştirme görevlisinin, düzenlediği belge ile birlikte harcama sürecindeki diğer belgelerin doğruluğundan ve mevzuata uygunluğundan harcama yetkilisi ile birlikte sorumlu tutulması gerektiğine çoğunlukla
b) Ödeme Emri Belgesine Eklenmesi Gereken Taahhüt ve Tahakkuk Belgelerine İlişkin Sorumluluk 5018 sayılı Kanunun 33’üncü maddesi uyarınca bütçeden bir giderin yapılabilmesi için iş, mal veya hizmetin belirlenmiş usul ve esaslara uygun olarak alındığının veya gerçekleştirildiğinin görevlendirilmiş kişi veya komisyonlarca onaylanmış ve gerçekleştirme belgelerinin düzenlenmiş olması gerekmektedir. Öte yandan anılan maddede, bir mali işlemin gerçekleştirilmesinde görevli olanların sorumluluğunun belirlenmesinde, bu görevlilerin yetkili ve görevli olması ve yapılan giderin de bu görevlilerce düzenlenen belgeye dayanıyor olması hususlarına bakılması gerekmektedir. Yani mali işlemin gerçekleştirilmesinde, görevli olanların imzası olmadan ödeme belgesinin tamamlanmış sayılmaması gerekmektedir. Bu nedenle, ödeme emri belgesine eklenmesi gereken taahhüt ve tahakkuk işlemlerine ilişkin fatura, beyanname, tutanak gibi gerçekleştirme belgelerini düzenleyen veya bu belgeleri kabul eden gerçekleştirme görevlilerinin, bu görevleriyle ilgili olarak yapmaları gereken iş ve işlemlerle sınırlı olarak harcama yetkilisiyle birlikte sorumlu tutulmaları gerektiğine çoğunlukla,
c) Kurul, Komisyon veya Benzeri Bir Organca Düzenlenen Gerçekleştirme Belgelerinde Sorumluluk 5018 sayılı Kanunun 33’üncü maddesi uyarınca mali işlemin gerçekleştirilmesinde görevli olanların sorumluluğu, bu işlemleri yetkili ve görevli olarak yapmalarına ve yapılan giderin bu kişilerce düzenlenen belgeye dayanılarak yapılması hususlarına göre belirlenmektedir. Bu nedenle mevzuatına göre oluşturulan kurul, komisyon veya benzeri bir organ tarafından düzenlenen keşif, rapor, tutanak, karar veya ödemeye esas benzeri belgelerden doğacak sorumluluğa, işlemi gerçekleştiren ve bu belgeyi düzenleyip imzalayan kurul üyelerinin de dahil edilmeleri ve bu işlem nedeniyle harcama yetkilisiyle birlikte sorumlu tutulmaları gerektiğine çoğunlukla,
d) Elektronik Ortamda Oluşturulan Ortak Veri Tabanına Bilgi Girişine Esas Olacak Belgelere İlişkin Sorumluluk 5018 sayılı Kanunun 33’üncü maddesine 5436 sayılı kanunla eklenen üçüncü fıkrada; “Elektronik ortamda oluşturulan ortak bir veri tabanından yararlanmak suretiyle yapılacak harcamalarda, veri giriş işlemleri gerçekleştirme görevi sayılır. Bu fıkranın uygulanmasına ilişkin esas ve usuller Maliye Bakanlığınca belirlenir.” denilmektedir. Kanunun anılan maddesine dayanılarak çıkarılan ve 31.12.2005 tarihli ve 26040 sayılı 3. mükerrer Resmî Gazete ‘de yayımlanan Merkezi Yönetim Harcama Belgeleri Yönetmeliğinin 5’inci maddesinin dördüncü ve beşinci fıkralarında “Elektronik ortamda oluşturulan ortak bir veri tabanından yararlanmak suretiyle yapılacak harcamalarda, veri giriş işlemleri gerçekleştirme görevi sayıldığından, ödeme belgesine ayrıca bu verileri kanıtlayıcı belge bağlanmaz. Üçüncü ve dördüncü fıkraların uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Bakanlıkça belirlenir.” denilmektedir. Yönetmeliğin söz konusu hükmüne göre 28.9.2006 tarihli ve 26303 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Merkezi Yönetim Harcama Belgeleri Hakkında Genel Tebliğde de, veri giriş işlemlerinin gerçekleştirme görevi sayılacağı, ödeme belgesine aylık bordroların bağlanmayacağı, değişikliklere ilişkin kanıtlayıcı belgelerin ödeme belgesine bağlanacağı belirtilmiştir. Ortak veri tabanına girilen verilerin doğruluğu halinde, çıktının doğruluğu sistemce güvenceye bağlandığından, elektronik ortamdan alınan çıktının sıhhati, doğrudan doğruya veri girişinin doğruluğuyla ilgili bulunmaktadır. Bu nedenlerle, elektronik ortamda oluşturulan veri tabanından yararlanılarak yapılacak harcamalarda, sisteme girilecek verilerin bulunduğu belgeleri düzenleyen ve imzalayan Görevlilerin, bu işlemle ilgili gerçekleştirme görevlisi olarak kabul edilmesi ve yaptığı işlemlerden harcama yetkilisi ve sorumluluğu bulunan diğer gerçekleştirme görevlileriyle birlikte sorumlu tutulmaları gerektiğine çoğunlukla,
5- Muhasebe Yetkilisinin Görev ve Sorumlulukları Muhasebe yetkilisinin harcama sürecindeki rolü belge kontrolü ve ödeme olarak görülmekte ise de, kuruluş muhasebesinin genel düzenlemesi ve yönetim dönemi hesabının verilmesi 16 bakımından bu görevlinin özel bir yeri ve işlevi vardır. Bu itibarla Sayıştay’a karşı sorumluluk noktasında muhasebe yetkilisinin sorumluluğunun ayrıntılı olarak ele alınması gerekmektedir
a) Muhasebe Yetkilisinin İmza Kontrol Görev ve Sorumluluğu 5018 sayılı Kanunun 61’inci maddesi uyarınca muhasebe yetkilisinin, ödeme aşamasında, ödeme emri belgesi ve eki belgeler üzerinde yetkililerin imzasını arama yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu nedenle; - Ödeme aşamasında, ödeme emri belgesi üzerinde harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlisinin imzaları olmakla birlikte, ödeme emri belgesi eki belgeler üzerinde herhangi bir imza eksiği varsa muhasebe yetkilisinin, ödeme emri belgesi üzerinde imzası bulunan harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlisiyle birlikte sorumlu tutulması gerektiğine, - Ödeme emri belgesi üzerinde harcama yetkilisi veya gerçekleştirme görevlisinden sadece birinin imzası varsa, muhasebe yetkilisinin, imzası bulunan görevliyle birlikte sorumlu tutulması gerektiğine, - Ödeme emri belgesi üzerinde harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlisinin imzaları yoksa muhasebe yetkilisinin, tek başına sorumlu tutulması gerektiğine, Çoğunlukla,
b) Ödemeye Esas Belgelerin Eksikliği ve Maddi Hata Bulunması Durumunda Sorumluluk 5018 sayılı Kanunun 61’inci maddesi ile Muhasebe Yetkililerinin Eğitimi, Sertifika Verilmesi ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin 29’uncu maddesinde, muhasebe yetkilisinin taahhüt ve tahakkuk aşamaları tamamlanmış, ödeme emri belgesi düzenlenmiş ve ön mali kontrolden geçerek ödenmek üzere muhasebe birimine gelmiş bulunan gider ve muhasebe belgeleri ile ön ödeme belgeleri üzerinde, ödemeye ilişkin belgelerin tamam olup olmadığını ve maddi hata bulunup bulunmadığını kontrol etmekle yükümlü olduğu, ilgili mevzuatında belirtilen belgeler dışında belge aramayacağı ve sorumluğunun görevi gereği incelemesi gereken belgelerle sınırlı olduğu belirtilmektedir.
5018 sayılı Kanunun 33’üncü maddesi uyarınca bütçeden bir giderin yapılabilmesi için iş, mal veya hizmetin belirlenmiş usul ve esaslara uygun olarak alındığının veya gerçekleştirildiğinin görevlendirilmiş kişi veya komisyonlarca onaylanmış ve gerçekleştirme belgelerinin düzenlenmiş olması gerekmektedir. Bu çerçevede gerçekleştirme görevlilerinin, harcama talimatı üzerine işin yaptırılması, mal veya hizmetin alınması, teslim almaya ilişkin işlemlerin yapılması, yanında bu işlemlerin belgelendirilmesi ve ödeme için gerekli belgelerin hazırlanması görevi de bulunmaktadır. Dolayısıyla ödemeye esas teşkil eden belgelerdeki noksanlıklardan gerçekleştirme görevlisinin sorumlu olmadığı söylenemez.
Öte yandan, giderin taahhüt ve tahakkuk aşamalarına ait olup, çeşitli gerçekleştirme görevlilerinin kendi yasal görevleri çerçevesinde düzenledikleri ve imzaladıkları belgelerdeki maddi hatalardan muhasebe yetkilisi de sorumlu tutulmaktadır.
Bu olgu, Muhasebe Yetkililerinin Eğitimi, Sertifika Verilmesi ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin 29’uncu maddesinin dördüncü fıkrasında; “Muhasebe yetkililerinin maddi hataya ilişkin sorumlulukları; bir mali işlemin muhasebeleştirilmesine dayanak teşkil eden karar, onay, sözleşme, hakediş raporu, bordro, fatura, alındı ve benzeri belgelerde; gelir, alacak, gider ya da borç tutarının tespit edilmesine esas rakamların hiçbir farklı yoruma yer vermeyecek biçimde, bilerek veya bilmeyerek yanlış seçilmesi, oranların yanlış uygulanması, aritmetik işlemlerin yanlış yapılması ve muhasebeleştirmeye esas toplamlarının muhasebeleştirme belgesinde ilgili hesaplara noksan veya fazla kaydedilmek suretiyle yapılan yersiz ve fazla alma, verme, ödeme ve gönderilmesiyle sınırlıdır.
Teknik nitelikteki belgelerde, bu niteliğe ilişkin olarak yapılmış maddi hatalardan bu belgeleri düzenleyen ve onaylayan gerçekleştirme görevlileri sorumlu olup, muhasebe yetkililerinin bu belgelere ilişkin sorumlulukları aritmetik işlemlerdeki yanlışlıklarla sınırlıdır.” biçiminde, 30’uncu maddesinde de, “Ödeme emirleri, muhasebe birimine geliş tarihinden itibaren, en geç dört iş günü içinde incelenir, uygun bulunanlar muhasebeleştirilerek tutarları hak sahiplerinin banka hesabına aktarılır. Eksik veya hatalı olan ödeme emri belgesi ve eki belgeler, düzeltilmek veya tamamlanmak üzere en geç, hata veya eksikliğin tespit edildiği günü izleyen iş günü içinde gerekçeleriyle birlikte harcama yetkilisine yazılı olarak gönderilir. Hata veya eksiklikleri tamamlanarak tekrar muhasebe birimine verilenler, en geç iki iş günü sonuna kadar incelenerek muhasebeleştirme ve ödeme işlemi gerçekleştirilir.
Hak sahiplerinin banka hesaplarına aktarılmaksızın kasadan veya çek düzenlenmek suretiyle bankadan yapılabilecek ödeme tür ve tutarları ile kontrol, muhasebeleştirme ve ödeme süresini dört iş gününden daha az olarak belirlemeye, genel bütçe kapsamındaki kamu idarelerinde Bakanlık, kapsamdaki diğer kamu idarelerinde üst yöneticiler yetkilidir.” Şeklinde ifade edilmiş bulunmaktadır.
Yönetmeliğin yukarıya alınan maddesinde ifade edildiği gibi, bir mali işlemin muhasebeleştirilmesine dayanak teşkil eden belgelerde gelir, alacak, gider ya da borç tutarının tespit edilmesine esas rakamlardaki açık, kolayca görülebilen ve yorum gerektirmeyen hatalar maddi hata olarak nitelendirilmektedir.
Söz konusu mevzuat hükümleri karşısında, ödemeye esas teşkil etme niteliği bulunan, fakat gider evrakı arasında yer almayan bir belge nedenliyle ortaya çıkan kamu zararı ile giderin taahhüt ve tahakkuk aşamalarına ait olup çeşitli gerçekleştirme görevlilerinin kendi yasal görevleri çerçevesinde düzenledikleri ve imzaladıkları belgelerdeki açık ve kolayca görülebilen ve yorum gerektirmeyen maddi hatalardan muhasebe yetkilisinin, harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlisiyle birlikte sorumlu tutulması gerektiğine, hatanın bariz olup olmadığı hususunun ise yargı dairelerince kararlaştırılacak bir husus olduğuna çoğunlukla,
Bir diğer yüksek yargı kollarından biri olan ve T. C. Anayasasının 158. Maddesi Hükmünce; Bağımsız yargı kolları arasında yetki ve görev yönünde bir uyuşmazlık ortaya çıktığında bu tür bir uyuşmazlığı çözümlemek üzere kurulmuş bir Yüksek Mahkeme olan Uyuşmazlık Mahkemesinin; 18.10. 2021 tarih, 2020/686 E., 2021/487 K. numaralı kararı, ;(Ek-5)30.09.2019 tarih ve 2018/392 E. ve 2019/648 sayılı karar , ;(Ek-6) 25.11.2019 tarih, 2018/272 E. ve 2019/760 sayılı kararları (Ek-7) ekte sunulmuş olup 18.10. 2021 tarih, 2020/686 E., 2021/487 K. numaralı Uyuşmazlık mahkemesinin kararının;(Ek-5)33,34,35,36,37,38,39,40. Maddeleri aşağıdaki gibidir.
33. Buna karşılık, idari yargıda davacı adli yargıda davalı olan A.Ş.'el5/07/2013- 15/11/2014 tarihleri arasında hataya düşülerek, mühendis şube müdürü için öngörülen özel hizmet tazminatı ödemesinin yapıldığı, adı geçenin söz konusu ödemelerin yapılması konusunda hilesi veya gerçek dışı beyanının bulunmadığı anlaşılmıştır.
34. Bu bakımdan, parasal hak ödemesini düzenleyen mevzuatın yorumunda hataya düşülerek memurlara fazla ödeme yapılması suretiyle oluşan kamu zararının 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 12. maddesi ile 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu'nun 71. maddesi kapsamında sayılıp sayılamayacağı yönünden değerlendirilmesi gerekmektedir.
35. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 12. maddesindeki düzenleme ile, devlet memurlarının görevleri sırasında sebebiyet verdikleri zararlardan dolayı sorumlulukları ile zararın nasıl tahsil edileceği açıklanmış olmakla birlikte; mali hakları düzenleyen mevzuatın yorumunda hataya düşülerek memurlara fazla ödeme yapılması suretiyle oluşan kamu zararının, münhasıran kamu mallarına verilen zararın tahsilini düzenleyen bu madde ile çözümlenmesi mümkün bulunmamaktadır.
36. Devlet memurlarına sehven ya da mevzuatın yorumunda hataya düşülerek yapılan aylık ve ücret farkı ödemelerinin, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu kapsamında tahsil edilip edilemeyeceği hususuna gelince; 5018 sayılı Kanun'un yukarıda açıklanan 71. maddesinde öncelikle kamu zararının tanımı yapılmış, sonrasında kamu zararının belirlenmesindeki kriterler sayılarak kapsam belirlenmiştir. Somut uyuşmazlığa bakıldığında ise, bu madde kapsamında oluşan bir kamu zararından söz etmek mümkün 11/13 bulunmamaktadır. Ortada mevzuatta olmayan bir ödemenin yapılması değil mevzuatta öngörülen bir ödemenin yapılması sırasında idarece hataya düşülmesi söz konusu olduğundan, uyuşmazlığın 5018 sayılı Kanun kapsamında çözümlenmesi mümkün değildir.
37. Bu durumda kamu görevlilerine sehven yapılan fazla ödemelerin geri atımında 5018 sayılı Kanun öncesinde olduğu gibi Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu'nun 22/12/1973 tarihli, E.1968/8, K.1973/14 sayılı kararının uygulanması gerektiği açıktır.
38. Söz konusu içtihadı Birleştirme Kurulu Kararı hatalı ödemelere ilişkin olmakla beraber getirdiği ilkelerin idari işlemlerin geri alınmasına dair genel ilkeler olduğu kuşkusuzdur. Dolayısıyla idare yokluk, açık hata, memurun gerçek dışı beyanı veya hilesi hallerinde süre aranmaksızın hatalı işlemini her zaman geri alabilecek, ancak bunun dışında kalan hallerde hatalı işlemini sadece dava açma süresi içinde geri alabilecek, bu süre geçtikten sonra idari istikrar ve hukuki güvenlik ilkesi gereği geri alamayacaktır.
39. Olayda; idarece davacıya yersiz ödenen döner sermaye ek ödeme tutarının mevzuat hükümlerinin yanlış yorumlandığından bahisle geri alınmak istenildiği dikkate alındığında, idarenin açık hataya düştüğünden söz edilemeyeceği gibi, söz konusu ek ödemenin ödenmesinde, davacının hilesi veya gerçek dışı beyanının da olmadığı görülmektedir. „
40. Bu itibarla; kamu görevlilerine sehven yapılan fazla ödemelerin geri alınmasında, Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 22/12/1973 gün ve E: 1968/8, K:1973/14 sayılı kararının uygulanması gerektiği sonucuna ulaşılmakla, dava açma süresi geçtikten sonra, idarenin ancak yok hükmündeki idari işlemleri ile ilgililerin gerçeğe aykırı beyanı veya hilesi nedeniyle veya açıkça hataya düşerek tesis ettiği idari işlemlerini geri alabileceği, dava konusu işlemde ise sayılan şartların hiçbirisi bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptali yolunda verilen ... İdare Mahkemesi kararının hukuka uygun olduğu sonucuna varılmıştır."
Uyuşmazlık Mahkemesinin; 30.09.2019 tarih ve 2018/392 E. ve 2019/648 sayılı kararı ve 2018/272 E. ve 2019/760 sayılı kararında ise aynı doğrultuda hüküm kurulmuş; Danıştay İçtihadı Birleştirme Kurulu’nun 22.12.1973 gün E:1968/8 K:1973/14 sayılı kararında özetle; İdarenin, hatalı terfi veya intibak işlemine dayanarak ödediği meblağın istirdadına bir mahkeme kararına lüzum olmadan karar verilebileceği ve bu karara karşı açılacak davaların çözümünün Danıştay’ın görevi içinde olduğu; İdarenin, yokluk, açık hata, memurun gerçek dışı beyanı veya hilesi hallerinde, süre aranmaksızın terfi veya intibaka dayanarak ödediği meblağı her zaman geri alabileceği; belirtilen istisnalar dışında kalan ödemelerin istirdadının, hatalı ödemenin yapıldığı tarihten başlamak üzere dava açma süresi içinde kabil olduğu ve dava açma süresi geçtikten sonra istirdat edilemeyeceği kabul edilmiştir.
Söz konusu İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca; idarece memura yapılan haksız ödemelerin dava açma süresi içerisinde istenebileceği, bu süre geçtikten sonra ise ancak yokluk, açık hata, memurun gerçek dışı beyanı veya hilesi hallerinde ödemenin geri alınabileceği kabul edilmiş ve yerleşik idari yargı kararları da bu doğrultuda istikrar bulmuştur.
Öte yandan, benzer konudaki bir Yargıtay içtihadı Birleştirme kararına da değinmekte yarar görülmektedir. Gerçekten, 27.1.1973 tarih ve E.1972/6, K.1973/2 sayılı İçtihadı Birleştirme kararında sonuç olarak aynen:
“1- Yokluk ile mutlak butlan halleri hariç ve kişinin gerçek dışı beyanı veya hilesi ile de sebebiyet vermemiş olmak kaydıyla idarenin yanlış şart tasarrufunu (özellikle yanlış intibak işlemini), ancak iptal davası süresi veya kanunlarda özel bir süre varsa bu süre içinde yahut iptal davası açılmışsa dava sonuna kadar, geriye yürür şekilde geri alabileceğine,
2- Bu süreler geçtikten sonra yanlış tasarrufun geriye yürür şekilde geri alınamayacağına,
3- Bu süreler geçtikten sonra yanlış tasarrufun geri alınması halinde geri alma gününe kadar doğmuş durumların, parasal sonuçları da dahil olmak üzere, hukuken kazanılmış durum olarak tanınması gerektiğine,
4- Bu nedenle yanlış işlemin (intibakın) bu süreler geçtikten sonra geri alınması durumunda, geri alma gününe kadar ödenmiş bulunan fazla paraların (aylıkların) hukuken geçerli bir nedenle ödenmiş bulunduğunun kabulü gerekmesi karşısında, artık sebepsiz zenginleşme söz konusu olamayacağından, sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanılarak geri istenemeyeceğine ve içtihatların bu yolda birleştirilmesine...”
denilmektedir.
Anılan kararın gerekçesinde, dava konusu bakımından da önem arz eden şu değerlendirmelerde bulunulmaktadır:
“Yukarıdan beri yapılan açıklama ve incelemelerden anlaşılacağı gibi, yanlış bir şart tasarrufun idare tarafından geri alınmasından dolayı ödenmiş fazla paraların geri istenmesi davalarında, kamu yararı ile kişisel yararı uzlaştıracak, kamu ve hukuk düzenini sarsmayacak, aksine, bunlara güven ve devamlılık sağlayacak nitelikte en adil ve hukuki bir norm olarak iptal davası süresini, genel olarak yanlış şart tasarrufu, geriye yürür şekilde geri almak için bir sınır olarak kabul etmek, bu süre geçtikten sonra tasarrufun ancak ilerisi için hüküm ifade edecek şekilde geri alınabileceği, daha doğrusu ilerisi için değiştirilebileceği, tarzında bir sonuca varmak gerekir. Belirtilen süreler geçtikten sonra idare yanlış tasarrufunu geri alsa bile, geçmişteki durumlar artık kazanılmış durum niteliğinde olacağından, yanlış İşleme dayanılarak yapılmış ödemelerin sebepsiz olduğu daileri sürülemeyecek ve geri istenmesi mümkün olmayacaktır...”
Bu konuda uygulanması düşünülebilecek diğer bir düzenleme de, 10.12.2003 gün 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunudur.
5018 sayılı Kanunun “Kamu zararı” başlıklı 71. maddesinde;
“(Değişik birinci fıkra: 25/4/2007-5628/4 md.) Kamu zararı; kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunmasıdır.
Kamu zararının belirlenmesinde;
a) İş, mal veya hizmet karşılığı olarak belirlenen tutardan fazla ödeme yapılması,
b) Mal alınmadan, iş veya hizmet yaptırılmadan ödeme yapılması,
c) Transfer niteliğindeki giderlerde, fazla veya yersiz ödemede bulunulması,
d) İş, mal veya hizmetin rayiç bedelinden daha yüksek fiyatla alınması veya yaptırılması,
e) idare gelirlerinin tarh, tahakkuk veya tahsil işlemlerinin mevzuata uygun bir şekilde yapılmaması,
f) (Mülga:22/12/2005-5436/10 md.)
g) Mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması,
Esas alınır.
(Değişik üçüncü fıkra: 22/12/2005-5436/10 md.) Kontrol, denetim, inceleme, kesin hükme bağlama veya yargılama sonucunda tespit edilen kamu zararı, zararın oluştuğu tarihten itibaren ilgili mevzuatına göre hesaplanacak faiziyle birlikte ilgililerden tahsil edilir.
Alınmamış para, mal ve değerleri alınmış; sağlanmamış hizmetleri sağlanmış; yapılmamış inşaat, onarım ve üretimi yapılmış veya bitmiş gibi gösteren gerçek dışı belge düzenlemek suretiyle kamu kaynağında bir artışa engel veya bir eksilmeye neden olanlar ile bu gibi kanıtlayın belgeleri bilerek düzenlemiş, imzalamış veya onaylamış bulunanlar hakkında Türk Ceza Kanunu veya diğer kanunların bu fiillere ilişkin hükümleri uygulanır. Ayrıca, bu fiilleri işleyenlere her türlü aylık, ödenek, zam, tazminat dahil yapılan bir aylık net ödemelerin iki katı tutarına kadar para cezası verilir.
(Değişik son fıkra: 25/4/2007-5628/4 md.) Kamu zararının, bu zarara neden olan kamu görevlisinden veya diğer gerçek ve tüzel kişilerden tahsiline ilişkin usul ve esaslar, Maliye Bakanlığının teklifi üzerine Cumhurbaşkanı tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir."
hükmü yer almaktadır.
5018 sayılı Kanunun yukarıda açıklanan 71. maddesinde öncelikle kamu zararının tanımı yapılmış, sonrasında kamu zararının belirlenmesindeki kriterler sayılarak kapsam belirlenmiştir. Somut uyuşmazlığa bakıldığında ise, bu madde kapsamında oluşan bir kamu zararından söz etmek mümkün bulunmamaktadır. Ortada mevzuatta olmayan bir ödemenin yapılması değil mevzuatta öngörülen bir ödemenin yapılması sırasında idarece hataya düşülmesi söz konusu olduğundan, uyuşmazlığın 5018 sayılı Kanun kapsamında çözümlenmesi mümkün değildir. Belirtilen içtihatlar ve dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan yasal düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde; idarece yapılan yersiz ödemenin 5018 sayılı Kanun kapsamı dışında kaldığı ve yukarıda açıklanan Danıştay İçtihadı Birleştirme Kurulu Kararı çerçevesinde çözümlenmesi gerektiğinde tereddüt bulunmamaktadır
Gerek Sayıştay Genel Kurulunun 14.06. 2007 tarih ve 5189/1 sayılı 5018 sayılı Kanun Çerçevesinde Sorumlu Tutulacak Görevli ve Yetkililerin Belirlenmesi Hakkında Sayıştay Genel Kurul Kararının; gerekse Uyuşmazlık Mahkemesinin kararlarını birlikte incelediğimizde ise;
Bir kamu zararının gerçekleşmesi için; 5018 sayılı Kanunun 71. Maddesi çerçevesinde, “Kamu zararı; kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunmasıdır, ’olarak açık ve net olarak anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık Mahkemesi ayrıca; söz konusu ödemelerin yapılması konusunda ödemeyi alan personelin hilesi veya gerçek dışı beyanının bulunup bulunmadığının sorgulanması gerektiğini, parasal hak ödemesini düzenleyen mevzuatın yorumunda hataya düşülerek memurlara fazla ödeme yapılıp yapılmadığının da sorgulanması gerektiğini, her birinin ayrı ayrı değerlendirilmesi ve yorumlanması gerektiğini ayrıntılı bir şekilde anlatmış,
Buna göre;
33. maddede kamu zararı oluşturan işlemin ödemeyi alan personelin hilesi veya gerçek dışı beyanının bulunup bulunmadığını,
34. maddede parasal hak ödemesini düzenleyen mevzuatın yorumunda hataya düşülerek memurlara fazla ödeme yapılması suretiyle oluşan kamu zararının 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 12. maddesi ile 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu'nun 71. maddesi kapsamında sayılıp sayılamayacağı yönünden değerlendirilmesi gerekmekte olduğunu,
35. maddede 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 12. maddesindeki düzenleme ile, devlet memurlarının görevleri sırasında sebebiyet verdikleri zararlardan dolayı sorumlulukları ile zararın nasıl tahsil edileceği açıklanmış olmakla birlikte; mali hakları düzenleyen mevzuatın yorumunda hataya düşülerek memurlara fazla ödeme yapılması suretiyle oluşan kamu zararının, münhasıran kamu mallarına verilen zararın tahsilini düzenleyen bu madde ile çözümlenmesi mümkün bulunmadığını,
36. maddede Devlet memurlarına sehven ya da mevzuatın yorumunda hataya düşülerek yapılan aylık ve ücret farkı ödemelerinin, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu kapsamında tahsil edilip edilemeyeceği hususuna gelince; 5018 sayılı Kanun'un yukarıda açıklanan 71. maddesinde öncelikle kamu zararının tanımı yapılmış, sonrasında kamu zararının belirlenmesindeki kriterler sayılarak kapsam belirlendiğini, Somut uyuşmazlığa bakıldığında ise, bu madde kapsamında oluşan bir kamu zararından söz etmek mümkün 11/13 bulunmadığını, Ortada mevzuatta olmayan bir ödemenin yapılması değil mevzuatta öngörülen bir ödemenin yapılması sırasında idarece hataya düşülmesi söz konusu olduğundan, uyuşmazlığın 5018 sayılı Kanun kapsamında çözümlenmesi mümkün olmadığı,
37. maddede, bu durumda kamu görevlilerine sehven yapılan fazla ödemelerin geri ahırımda 5018 sayılı Kanun öncesinde olduğu gibi Danıştay içtihatları Birleştirme Kurulu'nun 22/12/1973 tarihli, E.1968/8, K.1973/14 sayılı kararının uygulanması gerektiği,
38. maddede söz konusu İçtihadı Birleştirme Kurulu Kararı hatalı ödemelere ilişkin olmakla beraber getirdiği ilkelerin idari işlemlerin geri alınmasına dair genel ilkeler olduğu kuşkusuzdur. Dolayısıyla idarenin yokluk, açık hata, memurun gerçek dışı beyanı veya hilesi hallerinde süre aranmaksızın hatalı işlemini her zaman geri alabileceğini, ancak bunun dışında kalan hallerde hatalı işlemini sadece dava açma süresi içinde geri alabileceğini, bu süre geçtikten sonra idari istikrar ve hukuki güvenlik ilkesi gereği geri alamayacağını,
Açık olarak ifade etmiştir.
Bu itibarla; Temyiz Kurulunca G.İ.H. Sınıfı 1. Dereceli Kent Tarihi ve Tanıtımı Müdürü kadrosunda bulunan aynı zamanda Şehir Plancısı unvanını haiz şahsıma özel hizmet tazminatı ve zamların mevzuatın üzerinde ödenmesi ile alakalı olarak oluşan kamu zararının oluştuğu ve bu sebeple denetmenlerce çıkartılmış olan rakamların tazminine hükmedilmişse de, HİTAP Çizelgesi, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Strateji ve Geliştirme Başkanlığının yazısı, 5018 sayılı Kanun, 14.06. 2007 tarih ve 5189/1 sayılı 5018 sayılı Kanun Çerçevesinde Sorumlu Tutulacak Görevli ve Yetkililerin Belirlenmesi Hakkında Sayıştay Genel Kurul Kararının Uyuşmazlık Mahkemesi kararlarının birlikte incelenmesi neticesinde; atama işlemleri ve maaş ödemesi yapılan personellerin tamamının yalan beyanı ve hilesinin bulunmaması, personelin kanun, yönetmelik, tebliğ, görüş ve yargı kararları çerçevesinde atamalarının yapılması, idare tarafından; yokluk, açık hata, memurun gerçek dışı beyanı veya hilesi hallerinde süre aranmaksızın hatalı işlemini her zaman geri alabilecek olması ve yukarıdaki sorguların hiçbirinde böyle bir işlemin bulunmaması, yapılan işlemlerde 6. Maddede belirtilen böyle bir hata olmaması nedeni ile; işlemin geri alınabilmesi için Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu Kararı uyarınca hatalı işlemi sadece ve sadece idarenin geri alabileceği ve bu sürenin de dava açma süresi içinde geri alabilecek olması ve şahsıma 2020 Sayıştay Denetiminde tazmin olarak çıkartılan tüm bulgulara işlemlerin gerçekleşme tarihlerinden itibaren dava açma süresi olan 60 (altmış) gün geçmesi; ayrıca 14.06. 2007 tarih ve 5189/1 sayılı 5018 sayılı Kanun Çerçevesinde Sorumlu Tutulacak Görevli ve Yetkililerin Belirlenmesi Hakkında Sayıştay Genel Kurul Kararının 5 b) Ödemeye Esas Belgelerin Eksikliği ve Maddi Hata Bulunması Durumunda Sorumluluk maddesinin son paragrafında yer alan “Söz konusu mevzuat hükümleri karşısında, ödemeye esas teşkil etme niteliği bulunan, fakat gider evrakı arasında yer almayan bir belge nedeniyle ortaya çıkan kamu zararı ile giderin taahhüt ve tahakkuk aşamalarına ait olup çeşitli gerçekleştirme görevlilerinin kendi yasal görevleri çerçevesinde düzenledikleri ve imzaladıkları belgelerdeki açık ve kolayca görülebilen ve yorum gerektirmeyen maddi hatalardan muhasebe yetkilisinin, harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlisiyle birlikte sorumlu tutulması gerektiğine, hataan bariz olup olmadığı hususunun ise yargı dairelerince kararlaştırılacak bir husus olduğuna...’’karan doğrultusunda; Harcama Yetkilisi ve Gerçekleştirme Görevlisi ve Muhasebe Yetkilisine de tazmin hükmü verilmesi gerekirken; sadece Harcama Yetkilisi ve Gerçekleştirme Görevlisine tazmin hükmü çıkartılmasının da hukuken sakat bir eylem olması nedeniyle; tazmin hükmünün kaldırılması yönünde kararın düzeltilmesi, talep edilmiştir.
(Karar Düzeltilmesine İlişkin) Başsavcılık Mütalaasında;
“Temyiz Kurulu, Belediyenin genel idare hizmetleri sınıfına dahil 1. dereceli Kent Tarihi ve Tanıtım Müdürlüğü kadrosunda bulunan ...'a özel hizmet tazminatının mevzuatta belirlenen oranın, yine yan ödemesinin mevzuatta belirlenen puanın üzerinde ödenmesi nedeniyle hesaplanan kamu zararının tazminine ilişkin Daire Kararını tasdik etmiştir.
Sorumlu dilekçesinde; Yargı Raporundan başlayarak konunun daha önceki aşamalarında ileri sürdüğü hususları detaylandırarak tekrarlayıp, hükmün kaldırılmasını talep etmiştir.
Söz konusu itirazlar Daire ve Temyiz Kurulunun ilamlarında karşılanmış olması yanında, ilamlara esas alınan mevzuat karşısında yersiz ve Temyiz Kurulu İlamının mahiyetini değiştirecek nitelikte de değildir. Talebin reddi ile karar düzeltilmesine yer olmadığına karar verilmesinin uygun olacağı değerlendirilmektedir.” denilmiştir.
Dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra,
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Sorumlu tarafından ileri sürülen iddia ve itirazların tamamının Temyiz Kurulu Kararında karşılandığı ve Kararın Kanuna aykırı bir yönünün bulunmadığı anlaşıldığından ve ayrıca bu aşamada ileri sürülen hususlar Kararın düzeltilmesini icap ettirecek bir mahiyette görülmediğinden; (92 sayılı İlamın 7/A maddesiyle verilen ... TL’lik tazmin hükmünü tasdik eden) söz konusu 03.05.2023 tarih ve 54940 Tutanak numaralı Temyiz Kurulu Kararının 2’nci maddesinde KARAR DÜZELTİLMESİNE MAHAL OLMADIĞINA, oy birliğiyle,
Karar verildiği 26.06.2024 tarih ve 56967 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.
Konu: Genel İdare Hizmetleri Sınıfına dâhil 1 inci dereceli Kent Tarihi ve Tanıtım Müdürlüğü kadrosunda bulunan kişiye yan ödemelerin fazla ödenmesi.
2- 92 sayılı İlamın 7/B maddesi ile; Genel İdare Hizmetleri Sınıfına dâhil 1’inci dereceli Kent Tarihi ve Tanıtım Müdürlüğü kadrosunda bulunan ...’a yan ödemenin mevzuatta belirlenen sınırın üzerinde ödendiği gerekçesiyle ... TL kamu zararının sorumlulardan tazminine hükmedilmiştir.
Söz konusu hüküm Temyiz Kurulu’nun 03.05.2023 tarih ve 54940 tutanak numaralı Kararı ile tasdik edilmiştir.
Sorumlunun karar düzeltilmesi talebine ilişkin temyiz dilekçesi ve Başsavcılık Mütalaası işbu tutanağın/ilamın 1’inci maddesinde belirtildiği gibi olup, sorumlu tarafından ileri sürülen iddia ve itirazların tamamının Temyiz Kurulu Kararında karşılandığı ve Kararın Kanuna aykırı bir yönünün bulunmadığı anlaşıldığından ve ayrıca bu aşamada ileri sürülen hususlar Kararın düzeltilmesini icap ettirecek bir mahiyette görülmediğinden; (92 sayılı İlamın 7/B maddesiyle verilen ... TL’lik tazmin hükmünü tasdik eden) söz konusu 03.05.2023 tarih ve 54940 Tutanak numaralı Temyiz Kurulu Kararının 3’üncü maddesinde KARAR DÜZELTİLMESİNE MAHAL OLMADIĞINA, oy birliğiyle,
Karar verildiği 26.06.2024 tarih ve 56967 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.