SayıştaySayıştay Daire Kararı288
Personel Mevzuatı ile İlgili Kararlar
Kurum / İdareYüksek Öğretim Kurumları
Daire8
İlam No201
Madde No2
Yılı2019
İdari Görev Ödeneği
Görevini vekâleten yürüten bazı yüksekokul ve enstitü müdürlerine mevzuata aykırı olarak idari görev ödeneği ödenmesi sonucu oluşan … TL tutarındaki kamu zararı hakkında, … sayılı İlamın …’nci maddesiyle verilen tazmin hükmüne ilişkin olarak sorumlulardan Harcama Yetkilisi …, Harcama Yetkilisi …, Harcama Yetkilisi …, Gerçekleştirme Görevlisi …, Gerçekleştirme Görevlisi …, Gerçekleştirme Görevlisi …, Gerçekleştirme Görevlisi … tarafından Temyiz Kurulu’na sunulan dilekçeler üzerine Temyiz Kurulu tarafından verilen … tarih ve …, …, …, …, …, … ve … tutanak numaralı bozma kararları çerçevesinde 6085 sayılı Sayıştay Kanunu’nun 55’inci maddesinin yedinci fıkrası hükmü gereğince konunun görüşülmesine karar verildi.
T.C. Anayasası’nın “Yükseköğretim kurumları” başlıklı 130’uncu maddesinin dokuzuncu fıkrasında;
“Yükseköğretim kurumlarının kuruluş ve organları ile işleyişleri ve bunların seçimleri, görev, yetki ve sorumlulukları üniversiteler üzerinde Devletin gözetim ve denetim hakkını kullanma usulleri, öğretim elemanlarının görevleri, unvanları, atama, yükselme ve emeklilikleri, öğretim elemanı yetiştirme, üniversitelerin ve öğretim elemanlarının kamu kuruluşları ve diğer kurumlar ile ilişkileri, öğretim düzeyleri ve süreleri, yükseköğretime giriş, devam ve alınacak harçlar, Devletin yapacağı yardımlar ile ilgili ilkeler, disiplin ve ceza işleri, mali işler, özlük hakları, öğretim elemanlarının uyacakları koşullar, üniversitelerarası ihtiyaçlara göre öğretim elemanlarının görevlendirilmesi, öğrenimin ve öğretimin hürriyet ve teminat içinde ve çağdaş bilim ve teknoloji gereklerine göre yürütülmesi, Yükseköğretim kuruluna ve üniversitelere Devletin sağladığı mali kaynakların kullanılması kanunla düzenlenir.” hükmüne yer verilmiş olup, bu hükme istinaden öğretim elemanlarının atamalarının Kanunla düzenlenmesi gerektiği açıktır.
Bu kapsamda, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 16’ncı maddesinde; dekanın, rektörün önereceği üniversite içinden veya dışından üç profesör arasından Yükseköğretim Kurulunca üç yıl süreyle seçilip normal usulle atanacağı; dekana, görevi başında olmadığı zaman yardımcılarından birinin vekalet edeceği, göreve vekaletin altı aydan fazla sürmesi halinde yeni bir dekanın atanacağı, ayrıca, dekanın, kendisine çalışmalarında yardımcı olmak üzere fakültenin aylıklı öğretim üyeleri arasından en çok iki dekan yardımcısı seçeceği ve bu kişilerin üç yıl için atanacağı hükme bağlanmıştır.
Dolayısıyla, 2547 sayılı Kanun’un 16’ncı maddesinde; dekanlık görevine kimlerin, hangi makam tarafından ve hangi usulle atanacağı, ayrıca dekanın görevinin başında bulunamadığı zamanlarda da bu görevin kimler tarafından vekaleten yürütüleceği açıkça düzenlenmiştir. Görüleceği üzere, 2547 sayılı Kanun’un öngördüğü vekalet usulü, dekanın görevi başında olmadığı zamanlarda yerine yardımcılarından birinin vekalet etmesi şeklindedir.
Yine aynı Kanun’un 19 ve 20’nci maddelerinde, yüksekokul ve enstitü müdürlerine vekalet etme veya müdürlüğün boşalması hallerinde yapılacak işlemlerin, dekanlardaki gibi olduğu hüküm altına alınmıştır.
Diğer taraftan, 2914 sayılı Yükseköğretim Personel Kanunu’nun; “İdari görev ödeneği” başlıklı 13’üncü maddesinde; almakta oldukları aylık gösterge ve ek gösterge brüt tutarının; rektörlere % 70'inin, rektör yardımcıları ve dekanlara % 30'unun, dekan yardımcıları, enstitü ve yüksekokul müdürleri, konservatuar müdürleri ile bölüm başkanlarına % 20'sinin, enstitü, yüksekokul ve konservatuar müdür yardımcılarına ise % 15'inin idari görev ödeneği olarak ayrıca ödeneceği,
Belirtilmiştir.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri uyarınca, dekanlık görevinin vekaleten yürütülmesi ile ilgili olarak, 2547 sayılı Kanun’da öngörülen usul “dekanın görevinin başında olmadığı zamanlarda yardımcılarından birinin vekalet etmesi” şeklinde olduğundan, bu usulün dışındaki tüm vekaleten görevlendirmelerde vekalet görevi nedeniyle herhangi bir fark ödemesi yapılması mevzuata uygun değildir. 2547 sayılı Kanun’un 19 ve 20’nci maddeleri uyarınca da dekanlığa ilişkin söz konusu hükümler enstitü ve yüksekokul müdürleri için de geçerli olduğundan, enstitü ve yüksekokul müdürlük görevini vekaleten yürüten söz konusu kişilere idari görev ödeneği ödenebilme olanağı bulunmamaktadır.
Nitekim, Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğü’nün, Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı’na hitaben yazdığı, .... tarihli ve ..... (....) sayılı görüş yazısı ile Temyiz Kurulu’nun .... tarihli ve .... tutanak no.lu, .... tarihli ve .... tutanak no.lu kararlarında da; idari görevlere atanabilecek olanlar ve atanma usulleri ile bu görevlere vekalet edebilecek olanların, 2547 sayılı Kanunla belirlenmiş olması nedeniyle söz konusu idari görevleri anılan kanunda belirtilen usul dışında vekaleten yürüten öğretim elemanlarına, yürüttükleri görevlerinden dolayı herhangi bir ödeme yapılmasının mevzuata uygun olmadığı belirtilmiştir.
Sorumlulardan Gerçekleştirme Görevlisi … tarafından yapılan savunmada, …'ın kadrosunun Fen-Edebiyat Fakültesinde olmasından dolayı maaş ve diğer ödemelerin, kadrosunun bulunduğu Fen-Edebiyat Fakültesi tarafından yapıldığı, bu nedenle sorumluluğunun bulunmadığı ifade edilmiştir. Aynı şekilde, sorumlulardan Gerçekleştirme Görevlisi … tarafından yapılan savunmada ise, …'e ödemelerin kadrosunun bulunduğu İlahiyat Fakültesi birimi tarafından yapıldığı, bu nedenle de sorumluluğunun bulunmadığı ifade edilmiştir. Ancak, adı geçen sorumluların, sorumlu tutulmalarının sebebi mevzuata aykırı ödemenin yapıldığı ödeme emri belgesini gerçekleştirme görevlisi sıfatıyla imzalamalarıdır. Bu nedenle, anılan sorumluların, ilgili kişilerin kadrolarının farklı fakültelerde bulunması sebebiyle sorumluluklarının bulunmadığı yönündeki savunmaları kabul edilebilir değildir.
Bu itibarla, görevini vekaleten yürüten bazı yüksekokul ve enstitü müdürlerine mevzuata aykırı olarak idari görev ödeneği ödenmesi neticesinde oluşan … TL kamu zararının;
… TL'sinin Harcama Yetkilisi (…) … ile Gerçekleştirme Görevlisi (…) …'a,
… TL'sinin, Harcama Yetklisi (…) … ile Gerçekleştirme Görevlisi (…) …'ye,
… TL'sinin Harcama Yetkilisi (…) … ile Gerçekleştirme Görevlisi (...)…'e,
… TL'sinin Harcama Yetkilisi (…) … ile Gerçekleştirme Görevlisi (…) …'a,
… TL'sinin Harcama Yetkilisi (...) … ile Gerçekleştirme Görevlisi (...) … 'a,
… TL'sinin, Harcama Yetkilisi (…) … ile Gerçekleştirme Görevlisi (…) …'a,
Müştereken ve müteselsilen,
6085 sayılı Sayıştay Kanunu’nun 53’üncü maddesi gereğince işleyecek faizleri ile ödettirilmesine,
Daire Başkanı … ile Üye …’in karşı oyları ile ve oy çokluğuyla karar verildi.
Azınlık Görüşü:
Daire Başkanı … ile Üye …’in karşı oy gerekçesi;
“2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun enstitülerle ilgili “Organlar” başlıklı 19’uncu maddesinde:
“a. Enstitünün organları, enstitü müdürü, enstitü kurulu ve enstitü yönetim kuruludur.
b. Enstitü müdürü, üç yıl için ilgili fakülte dekanının önerisi üzerine rektör tarafından atanır. Rektörlüğe bağlı enstitülerde bu atama doğrudan rektör tarafından yapılır. Süresi biten müdür tekrar atanabilir.
Müdürün, enstitüde görevli aylıklı öğretim elemanları arasından üç yıl için atayacağı en çok iki yardımcısı bulunur.
Müdüre vekalet etme veya müdürlüğün boşalması hallerinde yapılacak işlem, dekanlarda olduğu gibidir.
Enstitü müdürü, bu kanun ile dekanlara verilmiş olan görevleri enstitü bakımından yerine getirir.
…”,
Aynı Kanunun yüksekokullarla ilgili “Organlar” başlıklı 20’nci maddesinde ise:
“a. Yüksekokulların organları, yüksekokul müdürü, yüksekokul kurulu ve yüksekokul yönetim kuruludur.
b. Yüksekokul müdürü, üç yıl için ilgili fakülte dekanının önerisi üzerine rektör tarafından atanır. Rektörlüğe bağlı yüksekokullarda bu atama doğrudan rektör tarafından yapılır. Süresi biten müdür tekrar atanabilir.
Müdürün okulda görevli aylıklı öğretim elemanları arasından üç yıl için atayacağı en çok iki yardımcısı bulunur.
Müdüre vekalet etme veya müdürlüğün boşalması hallerinde yapılacak işlem, dekanlarda olduğu gibidir.
Yüksekokul müdürü, bu kanun ile dekanlara verilmiş olan görevleri yüksekokul bakımından yerine getirir.
…”
Denilmektedir.
Yukarıya alınan madde hükümlerine göre müdürleri “atamaya yetkili makam” rektör olup, atama işlemi maddede sayılan şartları taşıyanlar arasından “normal usul” ile gerçekleştirilmektedir. Maddenin devamında ise dekanlarla ilgili 2547 sayılı Kanun’un 16-a maddesi hükümleri müdürler için de geçerli kılınmıştır.
Kamu zararı tablosunda adı geçen öğretim üyeleri ilgili Yüksekokul/Enstitü Müdürlüklerine Rektör tarafından vekâleten atanmışlardır.
Gelinen noktada, mezkur Kanun’un maddesinde yer alan; “Dekana, görevi başında olmadığı zaman yardımcılarından biri vekâlet eder. Göreve vekâlet altı aydan fazla sürerse yeni bir dekan atanır.” hükmünün, müdürlük kadrosunun dolu veya boş ayrımı olmaksızın her iki durumda da vekâleten atama işleminde uygulanması gereken kural olup olmadığının tespit edilmesi gerekmektedir.
Söz konusu hükümde, müdür yardımcılarının müdüre vekâlet etmesi, müdürün “görevi başında olmadığı zaman” şartına bağlanmaktadır. Burada, bir kadronun boş olması haline (müdürlük/kadro) değil, o kadroda görev yapan bir kişinin (müdür/şahıs) görevinin başında olmadığı bir zaman dilimine işaret edilmiş, bir başka ifadeyle müdür yardımcısının müdüre vekâlet etmesi ile müdürün görevi başında bulunamadığı zaman dilimi arasında bir illiyet bağı kurulmuştur.
Özetle, müdürlük görevine vekaleten atama, benzetme yoluyla 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’ndaki boş kadroya vekalet; 2547 sayılı Kanun’da yer alan; “Dekana, görevi başında olmadığı zaman yardımcılarından biri vekalet eder.” hükmü de dolu kadrodaki geçici ayrılmalar nedeniyle vekalet olarak değerlendirilmelidir. Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğünün, Yükseköğretim Kurulu Başkanlığına hitaben yazdığı .... tarih ve .... sayılı görüş yazısı, söz konusu dolu kadroya vekâlet durumunda ödeme yapılıp yapılmayacağını içermekte olup, boş kadroya vekalet durumunu kapsamamaktadır.
Kaldı ki, sorumluların dilekçe ekinde sundukları 2547 sayılı Kanun’un amacı, kapsamı ve kanun sistematiği ile TBMM’deki yasalaşma süreci incelendiğinde de; Kanun’un 16’ncı maddesindeki düzenlemenin dekanlık (gönderme yoluyla müdürlük) kadrosunun geçici süreli boşalması haline ilişkin olduğu ve boş bulunan kadroya vekâleten görevlendirmenin ne şekilde yapılacağı ile ilgili olarak Kanunda özel bir düzenleme bulunmadığı görülmektedir.
Olayın bu yönüyle, İlamdaki gibi boş müdürlük görevine müdür yardımcıları dışındaki ilgililerin görevlendirilemeyeceği ve dolayısıyla müdüre yapılan ödemelerin bu kişilere yapılamayacağını söylemek, Kanun Koyucunun iradesini aşan bir değerlendirme olacaktır.
Ayrıca, aynı ilgililer, var olan bir müdürün geçici olarak ayrılması dolayısıyla vekaleten atanmış olmadıklarından, mükerrer bir ödeme de söz konusu değildir. Bunun yanı sıra adı geçen ilgililer, 2547 sayılı Kanun’un 19’uncu ve 20’nci maddeleri uyarınca müdürlük görevine asaleten atanmaları için aranan akademik koşulları da taşımaktadırlar.
Müdürlük görevi kadroya dayalı bir görev olmayıp, müdürlük kadrosu bulunmamaktadır. Müdür atamasında asil olarak atanma ile vekâleten atama arasında 3 yıllık atamanın getirdiği güvence dışında fark yoktur. Her iki halde de aynı görev aynı sorumluluk ve yetki çerçevesinde yapılmaktadır. 2547 sayılı Kanun’un Ek 1’inci maddesinde yer alan; “Üniversite rektörleri, fakülte dekanları, enstitü ve yüksekokul müdürleri ile bunların yardımcıları ve bölüm başkanları, gerektiğinde bu Kanunda belirtilen süreleri dolmadan tayinlerindeki usule uygun olarak görevlerinden alınabilirler.” hükmüne göre süre dolmadan da yetkili makamca görevden alınabileceğinden (asaleten atamadaki usule uygun olarak vekâleten müdür atama yetkisine de sahip olduğu konusunda kuşku bulunmamakla beraber) asil olarak atanma ile vekil olarak atanma arasında bu açıdan da fark yoktur.
Tüm bu açıklamalar bağlamında, asaleten atanma şartlarını haiz olan ve müdürlük görevini Kanunda belirtilen usuller dâhilinde vekâleten yürüten öğretim üyelerine vekâlet görevi süresince, asaleten atanacak müdüre yapılması mümkün olan mali hakların ödenmesinde mevzuata aykırılık bulunmamaktadır.
Sonuç itibarıyla, ilam maddesinde adı geçen öğretim üyelerine yürüttükleri müdür vekilliği görevinden kaynaklanan ödemeler nedeniyle 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun 71’inci maddesi kapsamında kamu zararının oluşmadığı, … TL ile ilgili olarak ilişilecek bir husus bulunmadığı değerlendirildiğinden, çoğunluğun görüşüne katılmak mümkün olmamıştır.”
Görevini vekâleten yürüten bazı yüksekokul ve enstitü müdürlerine mevzuata aykırı olarak idari görev ödeneği ödenmesi sonucu oluşan … TL tutarındaki kamu zararı hakkında, … sayılı İlamın …’nci maddesiyle verilen tazmin hükmüne ilişkin olarak sorumlulardan Harcama Yetkilisi …, Harcama Yetkilisi …, Harcama Yetkilisi …, Gerçekleştirme Görevlisi …, Gerçekleştirme Görevlisi …, Gerçekleştirme Görevlisi …, Gerçekleştirme Görevlisi … tarafından Temyiz Kurulu’na sunulan dilekçeler üzerine Temyiz Kurulu tarafından verilen … tarih ve …, …, …, …, …, … ve … tutanak numaralı bozma kararları çerçevesinde 6085 sayılı Sayıştay Kanunu’nun 55’inci maddesinin yedinci fıkrası hükmü gereğince konunun görüşülmesine karar verildi.
T.C. Anayasası’nın “Yükseköğretim kurumları” başlıklı 130’uncu maddesinin dokuzuncu fıkrasında;
“Yükseköğretim kurumlarının kuruluş ve organları ile işleyişleri ve bunların seçimleri, görev, yetki ve sorumlulukları üniversiteler üzerinde Devletin gözetim ve denetim hakkını kullanma usulleri, öğretim elemanlarının görevleri, unvanları, atama, yükselme ve emeklilikleri, öğretim elemanı yetiştirme, üniversitelerin ve öğretim elemanlarının kamu kuruluşları ve diğer kurumlar ile ilişkileri, öğretim düzeyleri ve süreleri, yükseköğretime giriş, devam ve alınacak harçlar, Devletin yapacağı yardımlar ile ilgili ilkeler, disiplin ve ceza işleri, mali işler, özlük hakları, öğretim elemanlarının uyacakları koşullar, üniversitelerarası ihtiyaçlara göre öğretim elemanlarının görevlendirilmesi, öğrenimin ve öğretimin hürriyet ve teminat içinde ve çağdaş bilim ve teknoloji gereklerine göre yürütülmesi, Yükseköğretim kuruluna ve üniversitelere Devletin sağladığı mali kaynakların kullanılması kanunla düzenlenir.” hükmüne yer verilmiş olup, bu hükme istinaden öğretim elemanlarının atamalarının Kanunla düzenlenmesi gerektiği açıktır.
Bu kapsamda, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 16’ncı maddesinde; dekanın, rektörün önereceği üniversite içinden veya dışından üç profesör arasından Yükseköğretim Kurulunca üç yıl süreyle seçilip normal usulle atanacağı; dekana, görevi başında olmadığı zaman yardımcılarından birinin vekalet edeceği, göreve vekaletin altı aydan fazla sürmesi halinde yeni bir dekanın atanacağı, ayrıca, dekanın, kendisine çalışmalarında yardımcı olmak üzere fakültenin aylıklı öğretim üyeleri arasından en çok iki dekan yardımcısı seçeceği ve bu kişilerin üç yıl için atanacağı hükme bağlanmıştır.
Dolayısıyla, 2547 sayılı Kanun’un 16’ncı maddesinde; dekanlık görevine kimlerin, hangi makam tarafından ve hangi usulle atanacağı, ayrıca dekanın görevinin başında bulunamadığı zamanlarda da bu görevin kimler tarafından vekaleten yürütüleceği açıkça düzenlenmiştir. Görüleceği üzere, 2547 sayılı Kanun’un öngördüğü vekalet usulü, dekanın görevi başında olmadığı zamanlarda yerine yardımcılarından birinin vekalet etmesi şeklindedir.
Yine aynı Kanun’un 19 ve 20’nci maddelerinde, yüksekokul ve enstitü müdürlerine vekalet etme veya müdürlüğün boşalması hallerinde yapılacak işlemlerin, dekanlardaki gibi olduğu hüküm altına alınmıştır.
Diğer taraftan, 2914 sayılı Yükseköğretim Personel Kanunu’nun; “İdari görev ödeneği” başlıklı 13’üncü maddesinde; almakta oldukları aylık gösterge ve ek gösterge brüt tutarının; rektörlere % 70'inin, rektör yardımcıları ve dekanlara % 30'unun, dekan yardımcıları, enstitü ve yüksekokul müdürleri, konservatuar müdürleri ile bölüm başkanlarına % 20'sinin, enstitü, yüksekokul ve konservatuar müdür yardımcılarına ise % 15'inin idari görev ödeneği olarak ayrıca ödeneceği,
Belirtilmiştir.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri uyarınca, dekanlık görevinin vekaleten yürütülmesi ile ilgili olarak, 2547 sayılı Kanun’da öngörülen usul “dekanın görevinin başında olmadığı zamanlarda yardımcılarından birinin vekalet etmesi” şeklinde olduğundan, bu usulün dışındaki tüm vekaleten görevlendirmelerde vekalet görevi nedeniyle herhangi bir fark ödemesi yapılması mevzuata uygun değildir. 2547 sayılı Kanun’un 19 ve 20’nci maddeleri uyarınca da dekanlığa ilişkin söz konusu hükümler enstitü ve yüksekokul müdürleri için de geçerli olduğundan, enstitü ve yüksekokul müdürlük görevini vekaleten yürüten söz konusu kişilere idari görev ödeneği ödenebilme olanağı bulunmamaktadır.
Nitekim, Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğü’nün, Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı’na hitaben yazdığı, .... tarihli ve ..... (....) sayılı görüş yazısı ile Temyiz Kurulu’nun .... tarihli ve .... tutanak no.lu, .... tarihli ve .... tutanak no.lu kararlarında da; idari görevlere atanabilecek olanlar ve atanma usulleri ile bu görevlere vekalet edebilecek olanların, 2547 sayılı Kanunla belirlenmiş olması nedeniyle söz konusu idari görevleri anılan kanunda belirtilen usul dışında vekaleten yürüten öğretim elemanlarına, yürüttükleri görevlerinden dolayı herhangi bir ödeme yapılmasının mevzuata uygun olmadığı belirtilmiştir.
Sorumlulardan Gerçekleştirme Görevlisi … tarafından yapılan savunmada, …'ın kadrosunun Fen-Edebiyat Fakültesinde olmasından dolayı maaş ve diğer ödemelerin, kadrosunun bulunduğu Fen-Edebiyat Fakültesi tarafından yapıldığı, bu nedenle sorumluluğunun bulunmadığı ifade edilmiştir. Aynı şekilde, sorumlulardan Gerçekleştirme Görevlisi … tarafından yapılan savunmada ise, …'e ödemelerin kadrosunun bulunduğu İlahiyat Fakültesi birimi tarafından yapıldığı, bu nedenle de sorumluluğunun bulunmadığı ifade edilmiştir. Ancak, adı geçen sorumluların, sorumlu tutulmalarının sebebi mevzuata aykırı ödemenin yapıldığı ödeme emri belgesini gerçekleştirme görevlisi sıfatıyla imzalamalarıdır. Bu nedenle, anılan sorumluların, ilgili kişilerin kadrolarının farklı fakültelerde bulunması sebebiyle sorumluluklarının bulunmadığı yönündeki savunmaları kabul edilebilir değildir.
Bu itibarla, görevini vekaleten yürüten bazı yüksekokul ve enstitü müdürlerine mevzuata aykırı olarak idari görev ödeneği ödenmesi neticesinde oluşan … TL kamu zararının;
… TL'sinin Harcama Yetkilisi (…) … ile Gerçekleştirme Görevlisi (…) …'a,
… TL'sinin, Harcama Yetklisi (…) … ile Gerçekleştirme Görevlisi (…) …'ye,
… TL'sinin Harcama Yetkilisi (…) … ile Gerçekleştirme Görevlisi (...)…'e,
… TL'sinin Harcama Yetkilisi (…) … ile Gerçekleştirme Görevlisi (…) …'a,
… TL'sinin Harcama Yetkilisi (...) … ile Gerçekleştirme Görevlisi (...) … 'a,
… TL'sinin, Harcama Yetkilisi (…) … ile Gerçekleştirme Görevlisi (…) …'a,
Müştereken ve müteselsilen,
6085 sayılı Sayıştay Kanunu’nun 53’üncü maddesi gereğince işleyecek faizleri ile ödettirilmesine,
Daire Başkanı … ile Üye …’in karşı oyları ile ve oy çokluğuyla karar verildi.
Azınlık Görüşü:
Daire Başkanı … ile Üye …’in karşı oy gerekçesi;
“2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun enstitülerle ilgili “Organlar” başlıklı 19’uncu maddesinde:
“a. Enstitünün organları, enstitü müdürü, enstitü kurulu ve enstitü yönetim kuruludur.
b. Enstitü müdürü, üç yıl için ilgili fakülte dekanının önerisi üzerine rektör tarafından atanır. Rektörlüğe bağlı enstitülerde bu atama doğrudan rektör tarafından yapılır. Süresi biten müdür tekrar atanabilir.
Müdürün, enstitüde görevli aylıklı öğretim elemanları arasından üç yıl için atayacağı en çok iki yardımcısı bulunur.
Müdüre vekalet etme veya müdürlüğün boşalması hallerinde yapılacak işlem, dekanlarda olduğu gibidir.
Enstitü müdürü, bu kanun ile dekanlara verilmiş olan görevleri enstitü bakımından yerine getirir.
…”,
Aynı Kanunun yüksekokullarla ilgili “Organlar” başlıklı 20’nci maddesinde ise:
“a. Yüksekokulların organları, yüksekokul müdürü, yüksekokul kurulu ve yüksekokul yönetim kuruludur.
b. Yüksekokul müdürü, üç yıl için ilgili fakülte dekanının önerisi üzerine rektör tarafından atanır. Rektörlüğe bağlı yüksekokullarda bu atama doğrudan rektör tarafından yapılır. Süresi biten müdür tekrar atanabilir.
Müdürün okulda görevli aylıklı öğretim elemanları arasından üç yıl için atayacağı en çok iki yardımcısı bulunur.
Müdüre vekalet etme veya müdürlüğün boşalması hallerinde yapılacak işlem, dekanlarda olduğu gibidir.
Yüksekokul müdürü, bu kanun ile dekanlara verilmiş olan görevleri yüksekokul bakımından yerine getirir.
…”
Denilmektedir.
Yukarıya alınan madde hükümlerine göre müdürleri “atamaya yetkili makam” rektör olup, atama işlemi maddede sayılan şartları taşıyanlar arasından “normal usul” ile gerçekleştirilmektedir. Maddenin devamında ise dekanlarla ilgili 2547 sayılı Kanun’un 16-a maddesi hükümleri müdürler için de geçerli kılınmıştır.
Kamu zararı tablosunda adı geçen öğretim üyeleri ilgili Yüksekokul/Enstitü Müdürlüklerine Rektör tarafından vekâleten atanmışlardır.
Gelinen noktada, mezkur Kanun’un maddesinde yer alan; “Dekana, görevi başında olmadığı zaman yardımcılarından biri vekâlet eder. Göreve vekâlet altı aydan fazla sürerse yeni bir dekan atanır.” hükmünün, müdürlük kadrosunun dolu veya boş ayrımı olmaksızın her iki durumda da vekâleten atama işleminde uygulanması gereken kural olup olmadığının tespit edilmesi gerekmektedir.
Söz konusu hükümde, müdür yardımcılarının müdüre vekâlet etmesi, müdürün “görevi başında olmadığı zaman” şartına bağlanmaktadır. Burada, bir kadronun boş olması haline (müdürlük/kadro) değil, o kadroda görev yapan bir kişinin (müdür/şahıs) görevinin başında olmadığı bir zaman dilimine işaret edilmiş, bir başka ifadeyle müdür yardımcısının müdüre vekâlet etmesi ile müdürün görevi başında bulunamadığı zaman dilimi arasında bir illiyet bağı kurulmuştur.
Özetle, müdürlük görevine vekaleten atama, benzetme yoluyla 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’ndaki boş kadroya vekalet; 2547 sayılı Kanun’da yer alan; “Dekana, görevi başında olmadığı zaman yardımcılarından biri vekalet eder.” hükmü de dolu kadrodaki geçici ayrılmalar nedeniyle vekalet olarak değerlendirilmelidir. Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğünün, Yükseköğretim Kurulu Başkanlığına hitaben yazdığı .... tarih ve .... sayılı görüş yazısı, söz konusu dolu kadroya vekâlet durumunda ödeme yapılıp yapılmayacağını içermekte olup, boş kadroya vekalet durumunu kapsamamaktadır.
Kaldı ki, sorumluların dilekçe ekinde sundukları 2547 sayılı Kanun’un amacı, kapsamı ve kanun sistematiği ile TBMM’deki yasalaşma süreci incelendiğinde de; Kanun’un 16’ncı maddesindeki düzenlemenin dekanlık (gönderme yoluyla müdürlük) kadrosunun geçici süreli boşalması haline ilişkin olduğu ve boş bulunan kadroya vekâleten görevlendirmenin ne şekilde yapılacağı ile ilgili olarak Kanunda özel bir düzenleme bulunmadığı görülmektedir.
Olayın bu yönüyle, İlamdaki gibi boş müdürlük görevine müdür yardımcıları dışındaki ilgililerin görevlendirilemeyeceği ve dolayısıyla müdüre yapılan ödemelerin bu kişilere yapılamayacağını söylemek, Kanun Koyucunun iradesini aşan bir değerlendirme olacaktır.
Ayrıca, aynı ilgililer, var olan bir müdürün geçici olarak ayrılması dolayısıyla vekaleten atanmış olmadıklarından, mükerrer bir ödeme de söz konusu değildir. Bunun yanı sıra adı geçen ilgililer, 2547 sayılı Kanun’un 19’uncu ve 20’nci maddeleri uyarınca müdürlük görevine asaleten atanmaları için aranan akademik koşulları da taşımaktadırlar.
Müdürlük görevi kadroya dayalı bir görev olmayıp, müdürlük kadrosu bulunmamaktadır. Müdür atamasında asil olarak atanma ile vekâleten atama arasında 3 yıllık atamanın getirdiği güvence dışında fark yoktur. Her iki halde de aynı görev aynı sorumluluk ve yetki çerçevesinde yapılmaktadır. 2547 sayılı Kanun’un Ek 1’inci maddesinde yer alan; “Üniversite rektörleri, fakülte dekanları, enstitü ve yüksekokul müdürleri ile bunların yardımcıları ve bölüm başkanları, gerektiğinde bu Kanunda belirtilen süreleri dolmadan tayinlerindeki usule uygun olarak görevlerinden alınabilirler.” hükmüne göre süre dolmadan da yetkili makamca görevden alınabileceğinden (asaleten atamadaki usule uygun olarak vekâleten müdür atama yetkisine de sahip olduğu konusunda kuşku bulunmamakla beraber) asil olarak atanma ile vekil olarak atanma arasında bu açıdan da fark yoktur.
Tüm bu açıklamalar bağlamında, asaleten atanma şartlarını haiz olan ve müdürlük görevini Kanunda belirtilen usuller dâhilinde vekâleten yürüten öğretim üyelerine vekâlet görevi süresince, asaleten atanacak müdüre yapılması mümkün olan mali hakların ödenmesinde mevzuata aykırılık bulunmamaktadır.
Sonuç itibarıyla, ilam maddesinde adı geçen öğretim üyelerine yürüttükleri müdür vekilliği görevinden kaynaklanan ödemeler nedeniyle 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun 71’inci maddesi kapsamında kamu zararının oluşmadığı, … TL ile ilgili olarak ilişilecek bir husus bulunmadığı değerlendirildiğinden, çoğunluğun görüşüne katılmak mümkün olmamıştır.”