SayıştaySayıştay Daire Kararı641

Personel Mevzuatı ile İlgili Kararlar

Kurum / İdareBelediyeler ve Bağlı İdareler
Daire7
İlam No47
Madde No3
Yılı2023
...Belediyesinde Mali Hizmetler Müdürü olarak görev yapan ...’e mülga kadrolar olan Hesap İşleri Müdürlüğü ve Gelirler Müdürlüğünü bir arada yürüttüğü gerekçesiyle ikinci görev aylığı ödenerek kamu zararına neden olunduğu iddiasına ilişkin olarak yapılan inceleme sonucunda;

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun “İkinci görev yasağı” başlıklı 87’nci maddesinde;

“Memurlara;

a) Bu Kanuna tabi kurumlarda,

b) Sermayesinin tamamı Devlet tarafından verilmek suretiyle kurulan iktisadi kurumlar ile sermayesinin yarısından fazlası Devlete ait bankalarda,

c) Özel kanunlarla veya Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle kurulan banka ve kuruluşlarda,

ç) Yukarıdaki bentlerde yazılı idare, kuruluş ve bankalar tarafından sermayelerinin yarısından fazlasına katılmak suretiyle kurulan kuruluşlarla bunların aynı oranda katılmaları ile vücut bulan kurumlarda,

İkinci görev verilemez; bu kurumlardan her ne ad ile olursa olsun para ödenemez ve yarar sağlanamaz.

Ancak, bu Kanunun memurlara ikinci görev verilmesini öngören hükümleri ile hakem, tasfiye memuru ve bilirkişilere takdir olunan İl Genel Meclisi ve İl Daimi Encümeni başkanları, özel kanunlarla veya Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle kurulan ve asli görevlerinin devamı niteliğinde olmayan çeşitli kurul, komisyon, heyet ve jüri çalışmalarına, Üniversiteler, Akademiler, Türkiye ve Orta - Doğu Amme İdaresi Enstitüsü ve özel kanunlarla veya Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle kurulan araştırma kurumları tarafından idareyle ilgili olarak yapılan inceleme ve araştırma çalışmalarına katılanlar için özel kanunlarınca gösterilen veya bu kanunlara dayanılarak tespit edilen ücretlerin ödenmesine ilişkin hükümler saklıdır.”,

“İkinci görev verilecek memurlar ve görevler” başlıklı 88’inci maddesinde;

“Bu Kanuna tabi kurumlarda çalışan Devlet memurlarına esas görevlerinin yanında;

A) Özel kanunlarla, Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle veya bunların verdiği yetkiye dayanılarak memurlara gördürülmesi öngörülen sürekli hizmetler,

B) Mesleki bilgisi ile ilgili olarak, hizmet olanakları elverişli bulunmak ve atamaya yetkili amir tarafından uygun görülmek şartıyla;

1) 87 nci maddede yazılı kurumların tabiplikleri, diş tabiplikleri, eczacılıkları, kimyagerlikleri, veterinerlikleri, avukatlıkları ile Adli Tıp Kurumu Uzmanlıkları,

2) Asıl görevlerinin bulunduğu bucak, ilçe ve zorunlu hallerde iller belediyelerinin yüksek mühendis, mühendis, yüksek mimar ve mimarlarca yürütülmesi gereken teknik hizmetleri,

İkinci görev olarak verilebilir.

…”,

“Vekalet, ikinci görev aylık ve ücretleri ile diğer ödemeler” başlıklı 175’inci maddesinde;

“Bir göreve vekaleten atanan memurlara vekalet edilen görevin kadro derecesinin birinci kademesinin üçte biri, açıktan atananlara ise (Köy ve kasaba imamlığı kadrolarına atananlara 146 ncı maddede yazılı asgari ücret aylık tutarından aşağı olmamak üzere) üçte ikisi verilir. Bulundukları yerden başka bir yerdeki bir göreve vekalet suretiyle atananlara, Harcırah Kanununun geçici görevle başka yere gönderilenlere ilişkin hükümleri uygulanır.

Ancak, kurum içinden veya diğer kurumlardan vekalet edenlere vekalet aylığı ödenebilmesi için, vekilin asilde aranan şartları taşıması zorunludur.

88 inci maddeye göre ikinci görev verilen memurlara, bu görevleri karşılığında aylık ödenebilmesi için boş bir kadroya ait görevin ikinci görev olarak yürütülmesi gerekir. Bu şekilde görevlendirilenlere, görevlendirildikleri kadro derecesinin ilk kademe aylığının üçte ikisi ödenir.



Bir göreve vekaleten atanan memurlara vekalet edilen görevin kadro derecesinin birinci kademesinin üçte biri, … verilir.



Ancak, kurum içinden veya diğer kurumlardan vekalet edenlere vekalet aylığı ödenebilmesi için, vekilin asilde aranan şartları taşıması zorunludur. …”

hükümlerine yer verilmiştir.

Yapılan incelemede; ...’in 15.04.1998 tarihinde ... Belediyesine avukat kadrosu ile açıktan atandığı, 24.05.1999 tarihinde avukat kadrosu uhdesinde kalmak kaydıyla Gelirler Müdürü olarak vekaleten görevlendirildiği, 02.06.1999 tarihinde ise Hesap İşleri Müdürlüğüne de ayrıca vekaleten görevlendirildiği, 02.06.1999 tarih ve 546 sayılı Onay ile adı geçen personele Gelirler Müdürlüğü ve Hesap İşleri Müdürlüğü görevini bir arada yürütmesi dolayısıyla ikinci görev aylığı verilmesinin uygun bulunduğu ve görevde yükselme sınavında başarılı olması sonucunda 03.09.2003 tarihinde 1. Dereceli Hesap İşleri Müdürü kadrosuna atamasının yapıldığı ve 27.06.2007 tarihinde unvanının Mali Hizmetler Müdürü olarak değiştiği anlaşılmıştır.

22.02.2007 tarihli ve 26442 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren Belediye ve Bağlı Kuruluşları İle Mahalli İdare Birlikleri Norm Kadro İlke ve Standartlarına Dair Yönetmelik’in 9’uncu maddesinin ikinci fıkrasında, “Bu Yönetmeliğin ekinde yer alan Ek-2 Belediye ve Bağlı Kuruluşları ile Mahalli İdare Birlikleri Norm Kadro Standartları Cetvellerinde belirtilen birim müdürlüğü ve üstü yönetici kadro unvanları ile Yönetmeliğin ekinde yer alan Ek-3 Belediye ve Bağlı Kuruluşları ile Mahalli İdare Birlikleri Kadro Unvanları Listelerinden (I), (II) ve (III) sayılı listelerde belirtilen unvanlar kullanılarak idarî birimler oluşturulur. İdarî birimler ile bu birimlere ait kadro unvanları arasında yetki ve görev mükerrerliğine yer verilemez ve bu kadro unvanlarından aynı mahiyetteki hizmet ve görevleri ifa edebilecek birden fazla yönetici kadro unvanı ihdas edilemez. …” denilmektedir.

Söz konusu Yönetmelik ekinde yer alan kadro standartları cetvelinde hesap işleri müdürlüğü ve gelirler müdürlüğü unvanı yer almamakta, bu görevlerin ikisini birden kapsayan Mali Hizmetler Müdürlüğü kadro unvanı yer almaktadır. Bu nedenle halihazırda Mali Hizmetler Müdürlüğü görevini yürüten ... e mülga unvanlar olan Hesap İşleri Müdürlüğü ile Gelirler Müdürlüğünü bir arada yürüttüğü gerekçesiyle ikinci görev aylığı ödenmesi mümkün değildir.

Sorumlular savunmalarında ... Belediyesi Personel Müdürlüğünün 02.06.1999 tarihli onayında ...'in Hesap İşleri ve Gelirler Müdürlüğü görevini yürüttüğünün belirtildiği, ancak ikinci görev olarak hangi görevi yapacağının açıkça belirtilmediğini, burada maksatın ...'in ikinci görev olarak avukatlık yapacağının kastedilmesi olduğunu, söz konusu müdürlüklerin kaldırılmasına rağmen onayın yenilenmemesinin de ikinci görev olarak avukatlığın kastedildiğinin açık bir göstergesi olduğunu ifade ederek, avukatlık görevini fiilen yapıldığına dair belgeler sunmuşlardır.

02.06.1999 tarihli onayı yazısında aynen; "Başkanlığımız Hesap İşleri Müdürlüğü ve Gelirler Müdürlüğü görevini yürüten Av. ... e 657 sayılı Devlet memurları Kanununun 88.175/2. maddeleri uyarınca ikinci görev aylığı verilmesi hususunu onaylarınıza arz ederim." ifadesi yer almaktadır. Yazıdan da anlaşılacağı üzere, ... 02.06.1999 tarihinde ...Belediyesinde avukat kadrosunda yer almaktadır. Dolayısıyla zaten avukat kadrosunda yer alan bir personele avukatlık görevinin ikinci görev olarak verilebilmesi fiilen mümkün değildir. Bu nedenle sorumluların savunmalarında belirttikleri gibi onay yazısında ikinci görevden kastedilen görevin avukatlık görevi olduğu iddiasının herhangi bir karşılığı bulunmamaktadır.

Bununla birlikte ikinci görev 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 88’inci maddesinde sınırlı sayıda sayılan görevler için uygulanabilmektedir. Dolayısıyla sorumlular her ne kadar savunmalarında avukatlara ikinci görev verilebileceğini belirtseler de personel rejimimizde böyle bir uygulama bulunmamaktadır. Bahse konu mevzuat hükmünde avukatlara ikinci görev verileceği değil avukatlık görevinin ikinci görev olarak verilebileceği düzenlenmiştir. Bahse konu bu iki durum sonuçları bakımından birbirinden tamamen farklıdır. Şöyle ki, eğer sorumluların ileri sürdüğü gibi avukatlara ikinci görev verilebileceğine dair personel rejimimizde bir düzenleme olsa idi avukat kadrosunda yer alan memurlar herhangi bir görevi ikinci görev yürütebilirdi. Ancak daha önce önce de bahsedildiği gibi sadece 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 88’inci maddesinde sayılan görevler memurlar tarafından ikinci görev olarak üstlenilebilmektedir. Dolayısıyla sorumluların savunmalarında avukatlara ikinci görev verilebileceği iddiasının herhangi bir mevzuatla uyarlılığı bulunmamaktadır.

Sorumlularca Mali Hizmetler Müdürü ...’in fiilen avukatlık yaptığına ilişkin savunma ekinde sunulan belgeler incelendiğinde ise,

Sunulan 13.08.2024 tarih ve E-19488397-903.07-2785274 sayılı Başkanlık Onayında atamaya yetkili amir tarafından ...’e avukatlık görevinin ikinci görev olarak yürütülebileceğine dair onayın verildiği görülmüştür. Söz konusu idari işlemin tarihi incelendiğinde 13.08.2024 olduğu görülmüştür. Sorguya bahis ödemeler ise 2023 yılı içerisinde yapıldığından bu onayın yasal dayanak teşkil edecek nitelikte olmadığı açıktır.

Sunulan diğer belgelerin tamamına yakınının çeşitli icra müdürlükleri ve mahkemeler ile ... Belediyesi Mali Hizmetler Müdürlüğü arasında geçen yazışma niteliğinde olduğu, bu yazışmalarda genel olarak; icra müdürlükleri tarafından haciz işlemleri dolayısıyla bazı firma veya personelin Belediyeden alacağının olup olmadığının sorgulandığı, varsa haciz uygulanması gerektiği ve alacağın ilgili icra dairesine gönderilmesi gerektiği minvalinde konuların yer aldığı anlaşılmıştır.

Ayrıca Belediyenin 07.03.3023 tarih ve E-96367848-000-2661433 sayılı Hukuk İşleri Müdürlüğünün yazısında ...in Arabuluculuk müzakerelerinde Belediye’yi temsil etmek adına komisyonda görevlendirildiği görülmüştür. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 15’inci maddesinin sekizinci fıkrasında; “Arabuluculuk müzakerelerinde idareyi, üst yönetici tarafından belirlenen iki üye ile hukuk birimi amiri veya onun belirleyeceği bir avukat ya da hukuk müşavirinden oluşan komisyon temsil eder.” hükmü bulunmaktadır.

Bu hükme istinaden Belediye’de üç kişilik bir komisyon oluşturulmuş olup bu komisyonda Belediyenin hukuk birimi amirinin de yer aldığı görülmüştür. Bu sebepten ötürü ...’in avukatlık sıfatıyla komisyonda yer almadığı, üst yönetici tarafından diğer üye sıfatıyla görevlendirildiği anlaşılmaktadır.

Dolayısıyla sorumluların dayanak gösterdiği bu belgelerin kabulü mümkün olmayıp bu hususların Mali Hizmetler Müdürlüğünün bir görevi olduğu ve avukatlık görevi ile ilgisi olmadığı değerlendirilmektedir.

Bunun yanında Belediyenin 31.01.2023 tarih ve E-54092143-000-2657320 sayılı yazında ..., Kıymet Takdir ve Uzlaşma Komisyonu üyeliği için görevlendirildiği görülmüştür. Belediyelerin Arsa, Konut ve İşyeri Üretimi, Tahsisi, Kiralaması ve Satışına Dair Genel Yönetmelik’in Tanımlar başlıklı 4’üncü maddesinde; “Kıymet takdir komisyonu: Bu Yönetmeliğe göre üretilecek arsa, konut ve işyerlerinin maliyet bedelini belirlemek üzere, biri inşaat mühendisi olmak üzere 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu hükümlerine göre belediye bünyesinde oluşturulacak en az üç kişilik komisyonu” şeklinde teşekkül edeceği ifade edilmiştir.

Söz konusu hükme istinaden ...’İN Kıymet Takdir ve Uzlaşma Komisyonunda görevlendirilmesi fiilen avukatlık görevini yaptığı anlamına gelmediği açıktır.

Diğer taraftan personelin Kira Tespit Komisyonu ve Konut Tahsis Komisyonunda üye olarak ve Disiplin Kurulunda ise raportör olarak görevlendirilmiştir. Bu görevlendirmelerin avukatlık görevi ile ilgisi olmadığı anlaşılmıştır.

5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun “Kamu Zararı” başlıklı 71’inci maddesinde;

“Kamu zararı; kamu görevlilerinin kasıt, kusur veya ihmallerinden kaynaklanan mevzuata aykırı karar, işlem veya eylemleri sonucunda kamu kaynağında artışa engel veya eksilmeye neden olunmasıdır. Kamu zararının belirlenmesinde;

a) İş, mal veya hizmet karşılığı olarak belirlenen tutardan fazla ödeme yapılması,

b) Mal alınmadan, iş veya hizmet yaptırılmadan ödeme yapılması,

c) Transfer niteliğindeki giderlerde, fazla veya yersiz ödemede bulunulması,

d) İş, mal veya hizmetin rayiç bedelinden daha yüksek fiyatla alınması veya yaptırılması,

e) İdare gelirlerinin tarh, tahakkuk veya tahsil işlemlerinin mevzuata uygun bir şekilde yapılmaması,

f) (Mülga:22/12/2005-5436/10 Müd..)

g) Mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması,

Esas alınır” hükümlerine yer verilmiştir.

Mali Hizmetler Müdürlüğü görevini yürüten personele mülga unvanlar olan Hesap İşleri Müdürlüğü ile Gelirler Müdürlüğünü bir arada yürüttüğü gerekçesiyle ikinci görev aylığı ödenmesi, yukarıda belirtilen maddenin (g) bendinde hüküm altına alınan “mevzuatında öngörülmediği halde ödeme yapılması” kapsamında kamu zararını ifade etmektedir.

5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun “Harcama Talimatı ve Sorumluluk” başlıklı 32’nci maddesinde;

“… Harcama yetkilileri, harcama talimatlarının bütçe ilke ve esaslarına, kanun, tüzük ve yönetmelikler ile diğer mevzuata uygun olmasından, ödeneklerin etkili, ekonomik ve verimli kullanılmasından ve bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken diğer işlemlerden sorumludur”

Anılan Kanun’un “Giderin gerçekleştirilmesi” başlıklı 33’üncü maddesinde;

“Bütçelerden bir giderin yapılabilmesi için iş, mal veya hizmetin belirlenmiş usul ve esaslara uygun olarak alındığının veya gerçekleştirildiğinin, görevlendirilmiş kişi veya komisyonlarca onaylanması ve gerçekleştirme belgelerinin düzenlenmiş olması gerekir. Giderlerin gerçekleştirilmesi; harcama yetkililerince belirlenen görevli tarafından düzenlenen ödeme emri belgesinin harcama yetkilisince imzalanması ve tutarın hak sahibine ödenmesiyle tamamlanır.

Gerçekleştirme görevlileri, harcama talimatı üzerine; işin yaptırılması, mal veya hizmetin alınması, teslim almaya ilişkin işlemlerin yapılması, belgelendirilmesi ve ödeme için gerekli belgelerin hazırlanması görevlerini yürütürler.



Gerçekleştirme görevlileri, bu Kanun çerçevesinde yapmaları gereken iş ve işlemlerden sorumludurlar.” hükümleri yer almaktadır.

Sayıştay Genel Kurulunun 14.06.2007 tarihli ve 5189-1 no.lu Kararı’nda ise, harcama yetkilileri ve gerçekleştirme görevlilerinin, giderin gerçekleştirilmesi ve harcamanın yapılması süreçlerinde, yapılacak olan giderin mevzuat hükümlerine uygunluğunu kontrol etmekle yükümlü olduğu ifade edilmiştir.

Bu nedenlerle ...’e mülga unvanlar olan Hesap İşleri Müdürlüğü ve Gelirler Müdürlüğü görevini bir arada yürüttüğü gerekçesiyle ikinci görev aylığı ödemesi sonucu oluşan kamu zararından harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlileri birlikte sorumlu tutulmuştur.

Bununla birlikte rapor maddesinde, 5018 sayılı Kanun’un “Muhasebe hizmeti ve muhasebe yetkilisinin yetki ve sorumlulukları” başlıklı 61’inci maddesi uyarınca mali hizmetler birimince düzenlenen ödeme emri belgesinde harcama yetkilileri ve gerçekleştirme görevlilerinin imzalarının bulunmaması sebebiyle, bu imzaları kontrol yükümlülüğü gereği muhasebe yetkilisi de sorumlu tutulmuştur.

Ancak savunmalar ekinde gönderilen ilişikli belgelerde imzaların tam olduğu anlaşıldığından söz konusu ödeme emirlerinde ortaya çıkan kamu zararından Muhasebe Yetkilisinin sorumluluğu bulunmamaktadır.

Sonuç olarak; hali hazırda Mali Hizmetler Müdürlüğü görevini yürüten ... tarafından yürütülen ikinci bir görev olmadığı halde adı geçen personele ikinci görev aylığı ödenmesi nedeniyle oluşan ...TL kamu zararının;

Harcama Yetkilisi ... ve Gerçekleştirme Görevlisi ...’a

müştereken ve mütelsilen 6085 sayılı Sayıştay Kanunu’nun 53’üncü maddesi gereğince hüküm tarihinden itibaren işleyecek faizleri ile ödettirilmesine,

Ayrıca ... TL kamu zararından Muhasebe Yetkilisi ...’in sorumluluğunun bulunmadığına,

6085 sayılı Sayıştay Kanunu’nun 55’inci maddesi uyarınca İlamın tebliğ tarihinden itibaren altmış gün içerisinde Sayıştay Temyiz Kurulu nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.