KİKKİK Mahkeme Kararı2025/MK-214

2025/152288 İhale Kayıt Numaralı "AVRUPA BÖLGESİ İÇME SUYU ANA DAĞITIM SİSTEMİNDE MEVCUT YAPILARIN İYİLEŞTİRİLMESİ VE ARIZALI DEBİMETRELERİN DEĞİŞİMİ-II" İhalesi

İlgili ihaleyi görüntüle2025/152288
Kurum / İdareİstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü
İKN2025/152288
BaşvuranKontrolmatik Teknoloji Enerji Ve Mühendislik A.Ş.

İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü tarafından 2025/152288 İhale Kayıt Numaralı "Avrupa Bölgesi İçme Suyu Ana Dağıtım Sisteminde Mevcut Yapıların İyileştirilmesi ve Arızalı Debimetrelerin  Değişimi-II"  ihalesine  ilişkin  olarak  Kontrolmatik  Teknoloji  Enerji  ve  Mühendislik Anonim Şirketi tarafından itirazen şikâyet başvurusunda bulunulmuş ve Kamu İhale Kurulunca alınan 29.05.2025  tarihli  ve  2025/UY.II-1243 sayılı  karar  ile “Anılan Kanun’un 54'üncü maddesinin onbirinci fıkrasının (b) bendi gereğince düzeltici işlem belirlenmesine,” karar verilmiştir.

 

Davacı  Kontrolmatik  Teknoloji  Enerji  ve  Mühendislik  Anonim  Şirketi  tarafından anılan Kurul kararının  başvuru  bedelinin  iadesinin  mümkün  bulunmadığı  kısmının  iptali  istemiyle açılan  davada, Ankara 20. İdare Mahkemesi'nin E:2025/989 sayılı dosyasında açılan davada, anılan Mahkeme'nin  17.10.2025  tarihli  ve  E:2025/989,  K:2025/1586  sayılı  kararında  "Dava  dosyasının incelenmesinden; İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü tarafından 2025/152288 İhale Kayıt Numaralı "Avrupa Bölgesi İçme Suyu Ana Dağıtım Sisteminde Mevcut Yapıların İyileştirilmesi ve Arızalı  Debimetrelerin  Değişimi-II"  ihalesine  ilişkin  olarak  Kamu  İhale  Kuruluna  davacının  yapmış olduğu başvuru neticesinde Kamu İhale Kurumunun 29/05/2025 tarih ve 2025/UY.II-1243 sayılı kararı ile davacının  ikinci  iddiasının  haklı  bulunduğu,  itirazen  şikayet  başvuru  ücreti  olarak  yatırdığı 202.718,00.-TL'nin iade edilmemesine ilişkin işlemin iptali ile 202.718,00.-TL'nin yasal faizi ile birlikte ödenmesine hükmedilmesi istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Anayasa Mahkemesi'nce bir kanunun veya kanun hükmünde kararnamenin tümünün ya da belirli hükümlerinin  Anayasa'ya  aykırı  bulunarak  iptal  edildiği  bilindiği  halde  eldeki  davaların  Anayasa'ya aykırılığı saptanmış olan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi, Anayasa'nın üstünlüğü prensibine ve hukuk  devleti  ilkesine  aykırı  düşeceği  için  uygun  görülemez.  Aksine durum ise,  Anayasa'nın  153.maddesinde  yer  alan  Anayasa  Mahkemesi  kararlarının  bağlayıcı  olduğu  yönündeki  hükme  aykırılık oluşturur Öte yandan, Anayasa'nın 153. maddesinin 5. fıkrasında yer alan ve iptal kararlarının geriye yürümezliğine  ilişkin  bulunan  kural,  iptal  edilen  hükümlere  göre  kazanılmış  olan  hakların  ortadan kaldırılmasına  veya  toplumun  huzurunun  bozulmasına  yol  açacak  sonuçları  önlemek  amacıyla  kabul edilmiş olup, bu kuralın mutlak anlamda anlaşılıp uygulanamayacağı açıktır. Nitekim, Anayasa Mahkemesi, 12/12/1989 tarihli ve E:1989/11, K:1989/48 sayılı kararında, "Türk Anayasa sisteminde Devlete güven ilkesini sarsmamak ve ayrıca Devlet yaşamında bir karmaşaya neden olmamak için iptal kararlarının geriye yürümezliği kuralı kabul edilmiştir. Böylece, hukuksal ve nesnel alanda sonuçlarını  doğurmaz  bulunan  durumların  iptal  kararlarının  yürürlüğe  gireceği  güne  kadarki dönem için geçerli sayılması sağlanmıştır." denilmek suretiyle konunun önemi vurgulanmıştır. Anayasa Mahkemesinin 19/12/1989 tarihli ve E:1998/14, K: 1989/49 sayılı karında da aynen; "bir hukuk kuralının yürürlüğü  sırasında,  bu  kurala  uygun  bir  biçimde  tüm  sonuçlarıyla  kesin  olarak  edinilmiş  hakların korunmasının  Hukuk  Devleti'nin  gereği  olduğu"  vurgulanmaktadır.  Aktarılan  Anayasa  Mahkemesi kararları, iptal kararlarının geriye yürümezliği kuralının kazanılmış olan hakların ortadan kaldırılmasını önlemek amacıyla getirilen bir kural olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi'nin bahsedilen kararları ile aynı yönde olmak üzere Danıştay’ın kararlarında da  istikrarlı  bir  şekilde,  "iptal  kararlarının  geriye  yürümeyeceği"  kuralının,  kazanılmış  hakları  saklı tutmak, hukuki istikrarı ve hukuk güvenliğini sağlamak ve kamu idaresini korumak amacıyla getirildiği ve anılan kuralın belirtilen amaca uygun olarak yorumlanıp uygulanması gerektiği görüşü benimsenmiştir.(Danıştay 8.Daire E:1967/153, K:1968/2783; Danıştay 10.Daire E:1996/9928, K:1999/2597; Danıştay2.Daire E:2004/1545, K:2005/1886; Danıştay 2.Daire E:2004/7423, K:2005/113; Danıştay İDDK E:2007/2326,  K:2008/1724;  Danıştay  İDDK  E:2010/2292,  K:2013/3366;  Danıştay  İDDK  E:2013/826,K:2015/1654;  Danıştay  5.Daire  E:2010/6456,  K:2013/5790;  Danıştay  4.Daire  E:2011/2546,K:2011/3384,  Danıştay  3.Daire  E:2015/31,  K:2015/4299)

Ayrıca,  Anayasa'nın  152.  maddesinin  3.fıkrasında;  "...Anayasa  Mahkemesinin  kararı,  esas  hakkındaki  karar  kesinleşinceye  kadar  gelirse, mahkeme  buna  uymak  zorundadır."  kuralına  yer  verilmiştir.  Bu  hükmün  getiriliş  amacı  Anayasa Mahkemesinin verdiği iptal kararlarının, itiraz yoluna başvurulmasını isteyen kişi ya da kişiler tarafından açılan davaların yanı sıra, iptal edilen hüküm ya da hükümler esas alınarak hakkında uygulama yapılmış olan kişiler tarafından açılan ve görülmekte olan davalarda da dikkate alınmasını gerektirmektedir. Belirtilen hukuksal durumun doğal sonucu olarak, bir kanun ya da kanun hükmünde kararnamenin uygulanması nedeniyle  dava  açmak  durumunda  kalan  ve  Anayasa'nın  153.  maddesi  uyarınca  itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesi'ne başvurulmasını isteme hakkına sahip olan kişilerin de, olayımızda olduğu gibi, hak ve menfaatlerini ihlal eden kuralın iptal davası veya itiraz yoluyla daha önce yapılan başvuru sonucunda Anayasa Mahkemesi'nce iptal edilmiş olması halinde iptal hükmünün hukuki sonuçlarından yararlanmaları gerektiği açıktır. Aksi halde Anayasa Mahkemesince verilen iptal kararının uygulama tarihinin  yukarıda  belirtilen  amaçla  ayrıca  belirlenmesi  halinde  iptal  edilen  yasa  kuralının uygulanmasının sürdürülmesi nedeniyle bu uygulamaya karşı dava yoluna başvuracakların iptal kararının hukuki sonuçlarından yararlanamayacaklarının kabulü; bir yandan dava yoluna başvuran herkes için Anayasa ile tanınmış olan itiraz hakkının bunlar için fiilen işlemez hale getirilerek ortadan kalkması ve iptal  kararının  uygulanamaması,  öte  yandan  Anayasa'ya  aykırılığı  hükmen  saptanmış  olan  bir  yasa kuralının uygulanmasının hukuken korunması gibi bir sonuca neden olur ki, bu durumun Anayasanın üstünlüğü ve Hukuk Devleti ilkesine aykırı düşeceğinin kabulü gerekir. Bu durumda, davacı şirketin ihaleye ilişkin şikayet başvurusunun reddedilmesi üzerine idari yargı merciinde  dava  açmadan  önce  ilgili  mevzuatın  amir  hükmü  gereği  zorunlu  idari  başvuru  yolu  olan itirazen şikayet başvurusu yapmak ve itirazen şikayet başvurusunun incelenebilmesi için başvuru bedeli ödemek zorunda kaldığı, ihaleyi yapan idarenin hukuka aykırı işlemi nedeniyle idari yollara başvurmak zorunda kalan davacı şirkete şikayetinde haklı çıkmasına rağmen başvuru bedelinin iade edilmediği ve neticede davacı şirketin mal varlığında ödenen bedel kadar eksilme meydana geldiği, davacı şirketin bazı iddialarında haklı çıkmasına rağmen itirazen şikayet başvuru bedelinin iade edilmemesi suretiyle mülkiyet hakkının  ihlal  edildiği  dikkate  alındığında,  başvuru  sahibinin  iddialarının  tamamında  haklı bulunmadığından bahisle yatırdığı bedelin ödenmemesi yönünde tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığından davacı tarafından ödenen tutarın yasal faiziyle birlikte ödenmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.” gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.  

 

Anayasa’nın 138’inci maddesinin dördüncü fıkrasında, yasama ve yürütme organları ile idarenin mahkeme kararlarına uymak zorunda olduğu, bu organlar ve idarenin mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremeyeceği ve bunların yerine getirilmesini geciktiremeyeceği hükme bağlanmıştır.

 

Ayrıca, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 28’inci maddesinin birinci fıkrasında, mahkemelerin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idarenin gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecbur olduğu, bu sürenin hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemeyeceği hüküm altına alınmıştır.

 

Anılan kararın icaplarına göre Kamu İhale Kurulunca işlem tesis edilmesi gerekmektedir.

 

Açıklanan nedenlerle, 4734 sayılı Kanun'un 65'inci maddesi uyarınca bu kararın tebliğ edildiği veya tebliğ edilmiş sayıldığı tarihi izleyen otuz gün içerisinde Ankara İdare Mahkemelerinde dava yolu açık olmak üzere,

 

1-  Kamu  İhale  Kurulunun 29.05.2025 tarihli ve 2025/UY.II-1243  sayılı kararının itirazen şikayet başvuru bedelinin iadesinin mümkün olmadığına yönelik kısmının iptaline,

 

2- Anılan Mahkeme kararında belirtilen gerekçeler doğrultusunda,  202.718,00 TL tutarındaki başvuru bedelinin 07.07.2025 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte başvuru sahibine iadesine,

 


   Oybirliği ile karar verildi.