2025/152288 İhale Kayıt Numaralı "AVRUPA BÖLGESİ İÇME SUYU ANA DAĞITIM SİSTEMİNDE MEVCUT YAPILARIN İYİLEŞTİRİLMESİ VE ARIZALI DEBİMETRELERİN DEĞİŞİMİ-II" İhalesi
İlgili ihaleyi görüntüle2025/152288İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü tarafından 2025/152288 İhale Kayıt Numaralı "Avrupa Bölgesi İçme Suyu Ana Dağıtım Sisteminde Mevcut Yapıların İyileştirilmesi ve Arızalı Debimetrelerin Değişimi-II" ihalesine ilişkin olarak Kontrolmatik Teknoloji Enerji ve Mühendislik Anonim Şirketi tarafından itirazen şikâyet başvurusunda bulunulmuş ve Kamu İhale Kurulunca alınan 29.05.2025 tarihli ve 2025/UY.II-1243 sayılı karar ile “Anılan Kanun’un 54'üncü maddesinin onbirinci fıkrasının (b) bendi gereğince düzeltici işlem belirlenmesine,” karar verilmiştir.
Davacı Kontrolmatik Teknoloji Enerji ve Mühendislik Anonim Şirketi tarafından anılan Kurul kararının başvuru bedelinin iadesinin mümkün bulunmadığı kısmının iptali istemiyle açılan davada, Ankara 20. İdare Mahkemesi'nin E:2025/989 sayılı dosyasında açılan davada, anılan Mahkeme'nin 17.10.2025 tarihli ve E:2025/989, K:2025/1586 sayılı kararında "Dava dosyasının incelenmesinden; İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü tarafından 2025/152288 İhale Kayıt Numaralı "Avrupa Bölgesi İçme Suyu Ana Dağıtım Sisteminde Mevcut Yapıların İyileştirilmesi ve Arızalı Debimetrelerin Değişimi-II" ihalesine ilişkin olarak Kamu İhale Kuruluna davacının yapmış olduğu başvuru neticesinde Kamu İhale Kurumunun 29/05/2025 tarih ve 2025/UY.II-1243 sayılı kararı ile davacının ikinci iddiasının haklı bulunduğu, itirazen şikayet başvuru ücreti olarak yatırdığı 202.718,00.-TL'nin iade edilmemesine ilişkin işlemin iptali ile 202.718,00.-TL'nin yasal faizi ile birlikte ödenmesine hükmedilmesi istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Anayasa Mahkemesi'nce bir kanunun veya kanun hükmünde kararnamenin tümünün ya da belirli hükümlerinin Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edildiği bilindiği halde eldeki davaların Anayasa'ya aykırılığı saptanmış olan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi, Anayasa'nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği için uygun görülemez. Aksine durum ise, Anayasa'nın 153.maddesinde yer alan Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcı olduğu yönündeki hükme aykırılık oluşturur Öte yandan, Anayasa'nın 153. maddesinin 5. fıkrasında yer alan ve iptal kararlarının geriye yürümezliğine ilişkin bulunan kural, iptal edilen hükümlere göre kazanılmış olan hakların ortadan kaldırılmasına veya toplumun huzurunun bozulmasına yol açacak sonuçları önlemek amacıyla kabul edilmiş olup, bu kuralın mutlak anlamda anlaşılıp uygulanamayacağı açıktır. Nitekim, Anayasa Mahkemesi, 12/12/1989 tarihli ve E:1989/11, K:1989/48 sayılı kararında, "Türk Anayasa sisteminde Devlete güven ilkesini sarsmamak ve ayrıca Devlet yaşamında bir karmaşaya neden olmamak için iptal kararlarının geriye yürümezliği kuralı kabul edilmiştir. Böylece, hukuksal ve nesnel alanda sonuçlarını doğurmaz bulunan durumların iptal kararlarının yürürlüğe gireceği güne kadarki dönem için geçerli sayılması sağlanmıştır." denilmek suretiyle konunun önemi vurgulanmıştır. Anayasa Mahkemesinin 19/12/1989 tarihli ve E:1998/14, K: 1989/49 sayılı karında da aynen; "bir hukuk kuralının yürürlüğü sırasında, bu kurala uygun bir biçimde tüm sonuçlarıyla kesin olarak edinilmiş hakların korunmasının Hukuk Devleti'nin gereği olduğu" vurgulanmaktadır. Aktarılan Anayasa Mahkemesi kararları, iptal kararlarının geriye yürümezliği kuralının kazanılmış olan hakların ortadan kaldırılmasını önlemek amacıyla getirilen bir kural olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi'nin bahsedilen kararları ile aynı yönde olmak üzere Danıştay’ın kararlarında da istikrarlı bir şekilde, "iptal kararlarının geriye yürümeyeceği" kuralının, kazanılmış hakları saklı tutmak, hukuki istikrarı ve hukuk güvenliğini sağlamak ve kamu idaresini korumak amacıyla getirildiği ve anılan kuralın belirtilen amaca uygun olarak yorumlanıp uygulanması gerektiği görüşü benimsenmiştir.(Danıştay 8.Daire E:1967/153, K:1968/2783; Danıştay 10.Daire E:1996/9928, K:1999/2597; Danıştay2.Daire E:2004/1545, K:2005/1886; Danıştay 2.Daire E:2004/7423, K:2005/113; Danıştay İDDK E:2007/2326, K:2008/1724; Danıştay İDDK E:2010/2292, K:2013/3366; Danıştay İDDK E:2013/826,K:2015/1654; Danıştay 5.Daire E:2010/6456, K:2013/5790; Danıştay 4.Daire E:2011/2546,K:2011/3384, Danıştay 3.Daire E:2015/31, K:2015/4299)
Ayrıca, Anayasa'nın 152. maddesinin 3.fıkrasında; "...Anayasa Mahkemesinin kararı, esas hakkındaki karar kesinleşinceye kadar gelirse, mahkeme buna uymak zorundadır." kuralına yer verilmiştir. Bu hükmün getiriliş amacı Anayasa Mahkemesinin verdiği iptal kararlarının, itiraz yoluna başvurulmasını isteyen kişi ya da kişiler tarafından açılan davaların yanı sıra, iptal edilen hüküm ya da hükümler esas alınarak hakkında uygulama yapılmış olan kişiler tarafından açılan ve görülmekte olan davalarda da dikkate alınmasını gerektirmektedir. Belirtilen hukuksal durumun doğal sonucu olarak, bir kanun ya da kanun hükmünde kararnamenin uygulanması nedeniyle dava açmak durumunda kalan ve Anayasa'nın 153. maddesi uyarınca itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesi'ne başvurulmasını isteme hakkına sahip olan kişilerin de, olayımızda olduğu gibi, hak ve menfaatlerini ihlal eden kuralın iptal davası veya itiraz yoluyla daha önce yapılan başvuru sonucunda Anayasa Mahkemesi'nce iptal edilmiş olması halinde iptal hükmünün hukuki sonuçlarından yararlanmaları gerektiği açıktır. Aksi halde Anayasa Mahkemesince verilen iptal kararının uygulama tarihinin yukarıda belirtilen amaçla ayrıca belirlenmesi halinde iptal edilen yasa kuralının uygulanmasının sürdürülmesi nedeniyle bu uygulamaya karşı dava yoluna başvuracakların iptal kararının hukuki sonuçlarından yararlanamayacaklarının kabulü; bir yandan dava yoluna başvuran herkes için Anayasa ile tanınmış olan itiraz hakkının bunlar için fiilen işlemez hale getirilerek ortadan kalkması ve iptal kararının uygulanamaması, öte yandan Anayasa'ya aykırılığı hükmen saptanmış olan bir yasa kuralının uygulanmasının hukuken korunması gibi bir sonuca neden olur ki, bu durumun Anayasanın üstünlüğü ve Hukuk Devleti ilkesine aykırı düşeceğinin kabulü gerekir. Bu durumda, davacı şirketin ihaleye ilişkin şikayet başvurusunun reddedilmesi üzerine idari yargı merciinde dava açmadan önce ilgili mevzuatın amir hükmü gereği zorunlu idari başvuru yolu olan itirazen şikayet başvurusu yapmak ve itirazen şikayet başvurusunun incelenebilmesi için başvuru bedeli ödemek zorunda kaldığı, ihaleyi yapan idarenin hukuka aykırı işlemi nedeniyle idari yollara başvurmak zorunda kalan davacı şirkete şikayetinde haklı çıkmasına rağmen başvuru bedelinin iade edilmediği ve neticede davacı şirketin mal varlığında ödenen bedel kadar eksilme meydana geldiği, davacı şirketin bazı iddialarında haklı çıkmasına rağmen itirazen şikayet başvuru bedelinin iade edilmemesi suretiyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği dikkate alındığında, başvuru sahibinin iddialarının tamamında haklı bulunmadığından bahisle yatırdığı bedelin ödenmemesi yönünde tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığından davacı tarafından ödenen tutarın yasal faiziyle birlikte ödenmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.” gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Anayasa’nın 138’inci maddesinin dördüncü fıkrasında, yasama ve yürütme organları ile idarenin mahkeme kararlarına uymak zorunda olduğu, bu organlar ve idarenin mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremeyeceği ve bunların yerine getirilmesini geciktiremeyeceği hükme bağlanmıştır.
Ayrıca, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 28’inci maddesinin birinci fıkrasında, mahkemelerin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idarenin gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecbur olduğu, bu sürenin hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemeyeceği hüküm altına alınmıştır.
Anılan kararın icaplarına göre Kamu İhale Kurulunca işlem tesis edilmesi gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle, 4734 sayılı Kanun'un 65'inci maddesi uyarınca bu kararın tebliğ edildiği veya tebliğ edilmiş sayıldığı tarihi izleyen otuz gün içerisinde Ankara İdare Mahkemelerinde dava yolu açık olmak üzere,
1- Kamu İhale Kurulunun 29.05.2025 tarihli ve 2025/UY.II-1243 sayılı kararının itirazen şikayet başvuru bedelinin iadesinin mümkün olmadığına yönelik kısmının iptaline,
2- Anılan Mahkeme kararında belirtilen gerekçeler doğrultusunda, 202.718,00 TL tutarındaki başvuru bedelinin 07.07.2025 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte başvuru sahibine iadesine,
Oybirliği ile karar verildi.